- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Transaksiyonel Analiz lll

Transaksiyonel Analiz lll sitemize 20 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

TRANSAKSİYONEL ANALİZ YAKLAŞIMININ TEMEL SAYILTILARI

Yaklaşımın temel kavramlarını, insan davranışlarına bakışını ve tedavi yöntemlerini anlayabilmek için, temelinde yatan sayıltıların açıklanması gerekmektedir.

 İnsanlar OKEY’dir
Bu, herkes ne yaparsa yapsın, kim olursa olsun değerlidir, anlamlıdır ve önemlidir, demektir. İnsanlar arasında pek çok farklılıklar vardır, ancak insan olarak eşittir. Herkesin eşit olduğuna inanmak, herkese aynı davranmak değildir ama herkesin varlığını kabul etmek, demektir.
Bir kimsenin davranışlarını beğenmeyebilirsiniz, ona başkalarından farklı tepkide bulunabilirsiniz, ama beğenmediğiniz o yönlerine rağmen varlığını kabul edersiniz. Hiç kimse insan olarak birbirinden ne daha iyidir ne de daha kötüdür. Sadece farklıdır. Bu farklılıklara rağmen insan olarak OKEY’dir.

 Herkesin Düşünme Kapasitesi Vardır
İnsanlar, çevrelerinde ne olduğunu ve kendilerine ne olduğunu anlayabilme kapasitesine sahiptir. Önemli bir beyin hasarına sahip olmayan herkesin düşünme kapasitesi vardır. Tüm ruhsal sorunlar, uygun yaklaşım kullanıldığında ve sorunu olan bireye gereken bilgiler verildiğinde, kişinin kendisi tarafından çözümlenebilir. Bu nedenle profesyonel yardım ilişkisi içinde bile, kişi sorunlarını kendisi çözümler. Yardım ilişkisi içinde, onun ne olacağına uzman karar vermez, yaşamını nasıl gerçekleştireceğine kişinin kendisi karar verir.

 Yaşamında Ne Olacağına Herkes Kendisi Karar Verir
İçinde bulunduğumuz durum ve çevremizdeki insanlar, bizim üzerimizde az ya da çok, hafif ya da yoğun çeşitli etkilerde bulunabilir. Ancak hangi koşullarda olursa olsun, içinde bulunduğumuz duruma nasıl bir tepkide bulunacağımıza biz karar veririz. Etkilenmeyi kabulleniriz de, kabullenmeyebiliriz de. Etkilenmemizi bile istediğimiz gibi düzenleyebiliriz. İçinde bulunduğumuz koşulların ve çevremizdeki insanların bizim üzerimizde yarattığı baskıyı, değişik şekillerde karşılamak mümkündür. Bu baskı ne şekilde olursa olsun, bizim buna tepkimiz bile yaptığımız bir seçim sonucu ortaya çıkan bir davranıştır.
Ayrıca bizler yalnızca tepki vermeyiz, başkalına uyarıcılar da göndeririz. Bizim gönderdiğimiz uyarıcılar da başkalarında bir etki yaratır. Yaşamımızda neler olduğu; bizim davranışlarımızla belirlenir, bizim kararımıza göre şu veya bu şekilde yönlenir. İstersek yeni kararlar alarak, yaşamımızın bundan sonra alacağı yönü yeniden düzenleyebiliriz ( Akkoyun, 2001).

EGO DURUMLARI

Ego durumları; duygu, düşünce ve davranış örüntüleridir. Her bir birey, Ebeveyn, Yetişkin ve Çocuk ego durumuna sahiptir. Bunlar sırasıyla; ebeveynlerin ve kültürün etkilerini, gerçeğe dayalı olarak veri işlemeyi ve çocuklarda olduğu gibi istek ve itilimleri ifade etmektedir. Her hangi bir anda ruhsal enerjinin en fazla geçtiği ego durumu yönetici güce sahip olmaktadır.

Her bir ego durumu şu karakteristik özellikleri taşır:

• Duygulanma biçimi ve duyguların ifade biçimi
• Gülümseme, “merhaba” söyleme biçimi
• Bedeni hareket ettirme biçimi
• Düşünme biçimi
• Günlük hayatta ya da resmi ortamlarda davranma biçimi
• Sevme-çalışma-oyun biçimi

Bireyin ana-babasından ve diğer otorite figürlerinden bütün mesajları
içeren, duygu-düşünce-davranış takımıdır. Bu mesaj kayıtları, diğer ego
durumlarının kayıtları gibi yaşam boyu katlanarak artar.

Verileri işleyerek yaşamda karşılaşılan her tür problemin çözümüne
yönelik yaşantılardan oluşmaktadır.

Çocuk yaşta hisseden, düşünen, eyleme geçen tepkide bulunan
benliğimizin en orijinal, spontan yönüdür.

Şekil 1. Kişiliğin Yapısal Analizi
_______________________________________________________________________________________

Eleştirel ebeveyn; kendisinin / başkalarının duygu, düşünce veya
davranışlarını onaylayan ya da onaylamayan, katı kurallar takımı olarak
belirginleşir.
Koruyucu ebeveyn ise, bir kimsenin kendisine veya başkalarına özen ve
sempatisi şeklinde belirginleşir. İlgili, özen gösterici, bağışlayıcı,
destekleyici, izin verici, şefkatli, koruyucu ve endişelidir.

Uygulu çocuk, davranışların referansları eleştirel ebeveyndir. Uslu, söz
dinleyen, çalışkan, pasif saldırgan davranış takımıdır.
Doğal çocuk ise, spontan, “yaratıcı, bütün çocukların saflığı”dır.

Şekil 2. Kişiliğin Fonksiyonel Analizi

Tablo 1. Ego Durumlarını Tanılama İçin Davranışsal İpuçları

Sözel İfadeler
Jestler ve Beden Duruşu
Yüz İfadeleri
Ses Tonu

Ebeveyn -meli, -malı ifadeleri
asla
her zaman
eğer ben olsaydım…
sana yardım edeyim
sana söylemiştim!
beni rahatsız etme!
komşular ne der?
Üzülme
Canını sıkma
Korkma, dene!
Sen iyisin
İyi ol
Parmağı kullanmak
Omuza vurma
Masaya vurma
Kaşını kaldırma
Ayakla yere vurma
El ovuşturma
Elle itme
Kolları kovuşturma
Sırtını sıvazlama Azarlayıcı
Kaş çatma
Başıyla onay
Dişlerini gösterme
Alaycı gülümseme
Kızgın
Sevecen
Kınayan bakış
Gururlu bakış Destekleyici
Cesaretlendirici
Azarlayıcı
Dudak bükme

Yetişkin Ne, kim, nerede
Nasıl, neden
Olasılık
Seçenek, sonuç
Akla hitap eden
Gerçeğin test edilmesine yönelik
Dik duruş
Göz ilişkisi
İlgili görünme
Bir şeyin olduğu yönü parmakla gösterme
Geribildirim vererek
dinleme
Ne anladığını kontrol etme
Düşünceli
Dikkatli
İlgili
Burada ve şimdi tepkisi
Meraklı Açık, ancak fazla duygusal olmadan
Sakin
Doğrudan
Güvenli
Araştırıcı
Bilgi verici

Çocuk Yapmam
Banane!
Benim
İstiyorum
Bana bak
Korkuyorum
Senin yüzünden oldu
Hadi oynayalım
Herkes beni sevsin
Benimki seninkinden daha güzel
Yayılma, yığılma
Geride durma
Tetikte durma
Neşeli, heyecanlı
Sokulma, kıvrılma
Büzüşme
Tırnak yeme
Konuşmak için elini kaldırma Ağlamaklı gözler
Hayran bakışlar
Kırgın gözler
Gözlerini açma Kıkırdama
Gülme
Mırıldanma
Tatlı konuşma
Dalga geçme
Surat asma
Sessiz kalma
Hızlı ve yüksek sesle konuşma
( Akkoyun, 2001).

 Bir kişinin ego durumlarının birbiriyle olan ilişkini inceliyorsak yapısal analiz; kişinin diğer bireylerle iletişimine bakarak ego durumlarını inceliyorsak transaksiyonel analizdir.

TRANSAKSİYON TÜRLERİ

Üç tür transaksiyon vardır:
• Tamamlayıcı Transaksiyon
• Karşıt ( Kapalı, Çapraz ) Transaksiyon
• Gizil Transaksiyon

Tamamlayıcı Transaksiyon

Burada tepkide bulunan kişi, karşısındakinin kendisine uyarıcı
gönderdiği ego durumundan tepkide bulunmaktadır. Başka bir deyişle,
karşısındaki kimsenin beklentisini karşılamaktadır.Dünyadaki kötü
şeyleri konuşma (E-E), iş yerinde bilgi paylaşma (Y-Y), birlikte eğlenme
(Ç-Ç), gibi. Berne’ün birinci iletişim kuralı: transaksiyonlar tamamlayıcı
olduğu sürece iletişim sürer ( Akkoyun, 2001).

Şekil 3. Tamamlayıcı Transaksiyon

Kaynak: ta-tutor.com

Karşıt (Kapalı, Çapraz) Transaksiyon

Uyarıcıyı gönderenin karşısındaki kişide hedeflediği ego durumundan
tepki almadığı transaksiyondur. Başka bir deyişle, karşısındaki kişinin
beklentisini karşılamamaktadır. Berne’ ün ikinci iletişim kuralı:
Transaksiyonlar kapalı olduğunda, taraflardan birisi ya da ikisi birlikte
ego durumlarını değiştirerek yeniden iletişim kurmadıkça, iletişim
sürmez ( Akkoyun, 2001).

Şekil 4. Karşıt (Kapalı, Çapraz) Transaksiyon

Kaynak: ta-tutor.com

Gizil Transaksiyonlar

Gizil bir transaksiyonda, bir kimse açık ve sosyal olarak kabul edilebilir
iletişim kisvesi altında sosyal olarak riskli v alttan bir mesajla iletişime
başlamaktadır. İnsanların kurduğu pek çok iletişimde, açık sosyal
mesajlar kadar alttan bir psikolojik mesaj da bulunmaktadır. Psikolojik
oyunların işte bu gizil transaksiyonlarla gerçekleştirilir. Berne’ ün üçüncü
iletişim kuralı: Gizil bir transaksiyonun davranışsal sonucunu, sosyal
düzey değil, psikolojik düzey belirler ( Akkoyun, 2001).

Şekil 5. Gizil Transaksiyon
Kaynak: ta-tutor.com

İNSAN DAVRANIŞLARININ TEMELİ

Temas İletisi İhtiyacı
Berne (1961), insan davranışlarının temelinde, temas (sıvazlanma) ihtiyacının yattığını belirterek kuramını buna dayandırmaktadır. Dokunmanın insanlar üzerindeki yaşamsal değerini gözleyen Berne, bunun temelde varlığın onanması ihtiyacını karşıladığını düşünmektedir. Bu nedenle, temas iletisini ‘bir kimsenin varlığını onamaya yarayan herhangi bir mesaj’ olarak tanımlamaktadır ( Akkoyun, 2001).
Bebeklik döneminde beslenme, altının değiştirilmesi, okşanma ve dokunma büyük ölçüde temas iletisi ihtiyacını karşılarken, bu iletilerin türü ileriki yaşlarda değişir. Çocuklukta anne-baba ile iletişim, arkadaşlar, okul, öğretmenler; gençlikte karşı cins ile ilişkiler, iş yaşamı ilişkileri temas ihtiyacı olabilir.
Başkalarından gelen sözlü ve sözsüz mesajların yanı sıra, duyu organlarına hitap eden tüm uyarıcılar da birer temas iletisidir. Güzel bir manzara, kuş cıvıltısı, değişik bir koku, herhangi yiyecek bir şey de, bireyin varlığının onandığı mesajını iletir. Yolda yürürken karşılaştığımız tanımadığımız insanların varlığı bile yoğunluğu az olmakla beraber bir temas iletisi sağlamaktadır. Tanıdık bir kimseyle ‘merhabalaşma’, bundan daha yoğun bir temas iletisi sağlamaktadır. Tokalaşma ve öpüşme durumunda ise, temas ihtiyacı fiziksel olarak da karşılanmakta olduğundan, temas ihtiyacı daha yoğun bir şekilde karşılanmaktadır
( Akkoyun, 2001).

Şekil 6. Temas İletilerinin Sınıflanması

Alıcıda hoşlanma yaratan temas iletileri olumlu, hoşlanmama yaratanlar ise olumsuz iletilerdir. İletilerin koşullu veya koşulsuz olması da, iletinin kişinin varlığına veya yalnızca davranışına ilişkin olmasına göre belirlenmektedir. Örneğin;
“Seni seviyorum” iletisi sözel, olumlu ve koşulsuz bir iletidir.
“Sigara içmenden hoşlanmıyorum” iletisi sözel, olumsuz ve koşullu bir iletidir.

Ancak, bu iletilerin olumlu veya olumsuz olması kişinin algılamasına göre değişebilir ya da sözel iletiye eşlik eden sözsüz iletilere göre değişebilir. “Seni seviyorum” iletisi kuru bir ses tonuyla, aceleyle söylenmişse olumsuz olabilir. Ya da ikinci örnekteki ileti hoş bir ses tonuyla söylendiyse, nazlı bir tavır içeriyorsa olumlu olarak algılanabilir.

İhtiyaç / Açlık Kavramı
Her insanın temelde üç ‘açlığı’ vardır:

 Uyarılma Açlığı: En çok istendik şekli olan fiziksel yakınlık ile sağlanmaktadır. Aşırı uyarılma kadar az uyarılmanın da tehlikeli olduğu kabul edilmektedir (Nelson-Jones, 2001).
 Tanınma Açlığı: Bebeklikteki uyarılma açlığının bir kısmının dönüştürülmüş bir şekli olarak tanınma açlığı ortaya çıkar (Nelson-Jones, 2001). Tanınma açlığı, başkalarının bizim varlığımızı gördüklerini ve/veya hissettiklerini bize iletmesiyle karşılanabilir. Yeni insanlar tanımakla hem başkalarının tanınma ihtiyacının karşılanmasında arcı oluruz hem de kendi ihtiyacımızı karşılarız. Okul, iş yeri gibi ortamlar bu ihtiyacı karşılayabilmek için uygun ortamlardır ( Akkoyun, 2001).
 Yapılandırma Açlığı: Varlığını kanıtlama ve kendini ben olarak ortaya koyma mücadelesinde olan biz insanlar için, uyarılma ve tanınma açlığının ötesinde yapılandırma açlığı söz konusudur. Bu ihtiyaç kişinin olayların akışı içinde yaptığı davranışlarıyla, kendisinin ve/veya başkalarının yaşamında bir etki yaratabilmesi ile karşılanır ( Akkoyun, 2001).

Zamanı Yapılandırma
Temas ihtiyacımızı ve temelde bulunan üç ‘açlığı’ karşılamak için altı tür sosyal etkileşim kullanırız ya da zamanı altı şekilde yapılandırırız. Bu durum ‘zamanı yapılandırma piramidi’ ile ifade edilmektedir:

Şekil 7. Zamanı Yapılandırma Piramidi

Geri Çekilme: Zamanı yapılandırmanın en pasif yolu, kişinin çevresine karşı kapanması, iletişim kurmamasıdır.geri çekilme durumunda, birey çevresiyle iletişim kurmaz, temas iletisi ihtiyacını kendi kendisine verdiği iletilerle sağlar (Akkoyun, 2001). Bu basamakta, “yalnızlık” söz konusudur.
Törenler: Gelenek haline gelmiş iletilerini içerir. Örneğin, iş yerinde “Günaydın” demek, otobüs yolculuğunda yandaki kişiye “İyi yolculuklar” demek.
Vakit Geçirme: Yarı törensel ama törenden daha uzun süren, ancak temelde sosyal olarak programlanmış olan bir konu ile ilgili konuşmalarla sağlanır (Nelson-Jones, 2001). Kişiler kendilerinden bahsetmeden politika, ekonomi, güncel olaylar, başkaları hakkında söylentiler, havaların durumu vb. konuşmaları vakit geçirmedir.
Etkinlik: İnsanlar birbirleriyle karşılıklı bir etkileşim içinde ortak bir amaca yönelik olarak çalışarak, zamanı etkinlik olarak yapılandırabilir. Burada enerjileri bir işe, ortak bir amaca ve bir şeyi sonuçlandırmaya yönelmektedir. Öğretmen-öğrenci, banka memuru-müşteri ilişkilerinin olduğu ortamlar, zamanın daha çok etkinlik olarak yapılandırılmasını gerektirmektedir (Akkoyun, 2001).
Oyunlar: Vakit geçirmenin aksine, sosyal bir programlamaya göre değil, kişisel programlamaya dayanan gizil transaksiyonlar içeren etkileşimlerdir.
Samimiyet: Berne (1972), iki tarafın yaşadığı karşılıklı samimiyeti “içten, oyundan arınık bir ilişki ve hiçbir şekilde bozulmadan karşılıklı olarak özgürce alma ve verme” şeklinde tanımlamaktadır (Nelson-Jones, 2001). Samimiyet risklidir, ne zaman nasıl reddedileceğinizi bilemezsiniz ama ne kadar harika olduğunuzu öğrenme fırsatınız olabilir. Riskine rağmen, samimiyetin tadına varanlar zamanla yaşamını daha fazla samimiyetle yapılandırmayı tercih edebilir. Ama samimiyetten korkanlar, hiçbir risk almayarak, başkalarına göre ne olduklarını sadece tahmin etmeye çalışarak veya ‘öyle sanarak’ yaşarlar. Samimiyetten kaçanların eninde sonunda başvuracağı yol, psikolojik oyunlar, olur. Bir kimsenin yaşamındaki samimiyet yaşantıları arttıkça kurduğu psikolojik oyunun tuzağına düşmesi azalırken, samimiyeti yaşamamış olanlar ise zamanını çoğunlukla vakit geçirme ve psikolojik oyunlarla geçirmek durumunda kalır (Akkoyun, 2001).

SORUNLU DAVRANIŞLAR VE NEDENLERİ

1. Ego Durumlarında Patoloji
Şekil 8. Bulaşma Şekilleri

a) Ebeveyn Bulaşması b) Çocuk Bulaşması c) Çifte Bulaşma

Berne (1961), ego sınırlarını ‘psişik enerjinin bir ego durumundan diğerine akması sağlayan yarı geçirgen dokular olarak tanımlamaktadır. Ego durumları arasındaki sınırlar bozulduğunda, bireyin Yetişkin ego durumunda Çocuk ve Ebeveyn her ikisi ya da birisiyle bulaşma meydana gelir (Akkoyun, 2001).

a) Birey, Ebeveyn ego durumundaki bilgileri (önyargıları, sloganları) gerçeklerle karıştırdığında Ebeveyn Bulaşması ortaya çıkar. “Erkeklere güvenilmez.”, “Sarışınlar aptaldır.” Şeklindeki genel ifadeler, birer önyargıyı göstermektedir. Birey bunları gerçekmiş gibi yaşadığında, Ebeveyn ve Yetişkin ego durumları birbirlerine bulaşmış, demektir.
b) Birey, geçmiş yaşantılarını gerçekten algılayamadığında veya şimdi ve burada gerçekliğini yanlış olarak değerlendirdiğinde ise Çocuk Bulaşması ortaya çıkar. Bunun sonucunda da fobiler, batıl inançlar birey tarafından başkalarına bir gerçek gibi aktarılır. Bu durum, “Köpekler tehlikelidir.”, “Merdiven altından geçmek uğursuzluktur.” gibi ifadeleri gerçekmiş gibi algılandığında görülür.
c) Yetişkin verileri, Ebeveyn inançlarıyla bulaştığında ve bu durum aynı zamanda Çocuk egonun yaşantısı olduğunda çifte bulaşma ortaya çıkar. En yaygın olarak karşılaşılan bulaşma şeklidir. Genellikle Ebeveynin belli bir konudaki ön yargısı Yetişkin verisi olarak algılanmaktadır be bu Çocuk ego durumunda korku şeklinde yaşanmaktadır. Burada Yetişkin aynı anda iki taraftan bulaşmaktadır. Hem Ebeveyn ifadesi hem de duygular, burada ve şimdi olarak yaşanmakta, Yetişkindeki bilgi kılık değiştirmektedir:
“Kadınlar güçsüzdür.” ( Ebeveyn İfadesi )
“Kendimi güçsüz hissediyorum” ( Çocuk Duygusu )
“Ben güçsüzüm.” ( Yetişkin Verisi ) ( Akkoyun, 2001).

Şekil 9. Sabit (Dışlayıcı) Ego Durumları

Dışlayıcı: Ebeveyn Dışlayıcı: Yetişkin Dışlayıcı: Çocuk

Bir veya birden fazla ego durumu, bireyin yaşantısında belli bir dönemde baskın olmaya başladığında, dışlama olarak adlandırılan yapısal patoloji ortaya çıkmaktadır. Yalnızca bir ego durumu kişinin davranışlarına egemen olduğunda, bu ego durumu sabit ya da dışlayıcı ego durumu olarak adlandırılmaktadır. Genellikle öğretmenlik, hakimlik gibi meslekleri icra edenler, davranışlarıyla sabit bir Ebeveyn sergileyebilmektedir. Bazı doktor ve mühendisler, duygularını dışlayarak yalnızca bir bilgisayar gibi davranışlarıyla sabit bir Yetişkin sergileyebilmektedir. Sürekli başkalarını eğlendiren sanatçılar da sabit bir Çocuğu sergileyebilmektedir.
Bazı insanlar da, bir ego durumunu dışlayarak yalnızca iki ego durumunu enerjilerini harekete geçirebilir. Bu durumda bir ego durumunu dışlanması ( hariç tutulması ) söz konusudur.
Ebeveyn ego durumunu dışlayan birey, çevrenin kurallarına uymayarak her durumda kendi kurallarını yaratır. Çevresinde olup bitenleri istediği gibi düzenlemeye çalışır. Güçlü politikacılar, mafya babalarında bu durum gözlenir.
Yetişkin ego durumunu dışlayan kimse, gerçeği test etme gücünü kullanamaz, bunun yerine Ebeveyn-Çocuk diyaloglarını işitir. Yetişkin egosunun dışlanması durumunun en tipik örneği, manik-depresif vakalarda gözlenir.
Çocuk ego durumunu dışlayan kimse, genellikle duygusuz olarak nitelenir, aşırı uyumlu olmaktan dolayı uyumsuz olarak nitelenebilir, toplumdaki görevlerini yerine getirdiği içiv takdir toplar ancak arkadaş, sevgili açısından başarısızdır.

Başka bir ego durumu patolojisi, fonksiyonel anlamda, sınırlardaki geçirgenlik sorunudur. Ego durumlarının geçirgenlik durumları iki farklı durumu ortaya koymaktadır. Gevşek ego sınırları olan kimseler, gerçekle olan bağlantılarını kopardıklarından bu bir kişilik sorunu olarak ortaya çıkar. Düşünce örüntüleri, davranışları arasındaki tutarsızlıklar dikkati çeker. Katı ego sınırları olduğunda ise, başka bir kişilik sorunu ortaya çıkar. Esnek olmayan ve kompulsif kişilerde bu durum gözlenebilir ( Akkoyun, 2001).

2. Yaşam pozisyonları
Zamanı yapılandırırken, bireyler transaksiyonları kendilerini ve başkalarını nasıl algıladıklarına ilişkin olarak gerekleştirir, yani seçeneklerini buna göre değerlendirir ( Akkoyun, 2001 ). Bireyin yaşama bakışının temeli, zemini yaşam pozisyonudur.
Yaşama pozisyonları şu ifadelerle ortaya çıkar:
• Ben OKEY’ im, sen OKEY’ sin.
• Ben OKEY değilim, sen OKEY’ sin.
• Ben OKEY’ im, sen OKEY değilsin.
• Ben OKEY değilim, sen OKEY değilsin.

Kaynak: ta-tutor.com

Şekil 10. Yaşam Pozisyonlarının Grafikle Gösterimi Şekil 11. Yaşam Pozisyonları Grafiğinin Açıklaması

Ben OKEY’ im, sen OKEY’ sin : Birlikte Olma
Kendisinden beklenenleri ve toplumun kendinden beklentilerini karşılaştırır, uyumlu bir yaşam sürer. Probleme odaklanmaktan çok, çözüme odaklanır. Kendine güvenir.

Ben OKEY değilim, sen OKEY’ sin : Uzaklaşma
Kendine güveni yoktur, hata yaptığında kendini suçlar, çözümü değil, problemi düşünür. Özür dileyen bir tavrı vardır.
Ben OKEY’ im, sen OKEY değilsin : Başımdan atıp kurtulma
Kendisi mükemmeldir, ama hayat, insanlar, dünya kötüdür.
Ben OKEY değilim, sen OKEY değilsin : Sonuca ulaşamama
Kendisi hatalıdır, ama insanlar da hatalıdır. Hem kendisine hem de dünyaya kızgındır.

3. Psikolojik Oyunlar
Problemini çözmekten uzaklaşarak, farkında olmadan probleminin ağırlığı ile ezilen bir kimse ya problemi ile yüzleşerek bunu çözmek ya da destek almak üzere çevresini maniple etmek durumundadır. Problemi ile yüzleştirilmemiş veya yüzleşmemiş olan bir kimse varoluş pozisyonunu sürdürmek için çeşitli oyunlara başvurabilir ( Akkoyun, 2001 ). Çeşitli oyunlar aşağıda açıklanmıştır. Ancak kişiler, günlük yaşam içinde yüzlerce psikolojik oyun oynar.
Tekmele Beni: Terk edilmekten korkan kimseler tarafından tercih edilen bir oyundur. Aslında “Beni terk etme” mesajı taşır birey, ancak yaptığı hareketlerle terk edilmeyi sağlar.
Yakaladım Seni: Güç gösterisine dayalıdır. Bu oyunu oynayan birey, kendi yetersizliklerinden uzaklaşmakta, karşısındaki bireyleri hedef alarak, onların kusurlarını bulmaya çalışır.
Bak Bana Ne Yaptırdın? : alınacak kararlar, yapılacak seçimler başkalarına bırakılır, sonucunda da başkaları suçlanır. Evlilikte, ebeveyn-çocuk ilişkisinde sıkça oynanır.
Eğer Sen Olmasaydın: Kendisine güveni olamayan kadın, kendisine sınırlar koyacak bir erkekle evlenir. Daha sonra da “eğer o olmasaydı…” ifadesiyle başlayan serzenişlerde bulunur. Ama kocası öldüğünde ya da kararları ona bıraktığında, ne yapacağını şaşırır.

4. Yazgı
Berne, yazgıyı insanların zamanını yapılandırdığı bilinç öncesi yaşam planı olarak görmektedir. Yazgılar, yapılacak işler ve başkalarıyla ilişkiler şekli gibi konular da dahil olmak üzere, kişinin geleceğini belirler. Berne (1972), yazgının genellikle, çocukluk yıllarına dayandığını düşünmektedir. İnsanların yazgıları, ebeveynlerinin programlamasının ve de bu ebeveyn programlarına verilen tepkinin bir sonucudur. Kişi, genellikle yazgısının yönlendirdiği şekilde davranmaktadır. Bazen insanlar yazgılarını sorgulayabilir, bu da kimlik krizine yol açar. Bu kriz sayesinde, Yetişkin ego durumunun sağlıklı bir şekilde işlemesini önleyen engeller ortadan kalkabilir de, kalkmayabilir de (Nelson-Jones, 2001).

Yazgı Matrisi

Anne Baba

Çocuk
Şekil 12. Yazgı Matrisi

Ebeveynlerin gönderdiği yazgı mesajlarından bazıları şunlardır:
Komutlar Ebeveynlerin Çocuk ego durumundan gönderilen ve çocuğun Çocuk ego durumuna yerleşen ancak, çocuğun Doğal Çocuk egosuna sınırlamalar getiren, yararsız mesajlarıdır ( Akkoyun, 2001 ). “kendi kendin olma!”, “çocuk olma!”, “büyüme!”, “güvenme!”, “düşünme!”, vb.
İzinler Ebeveynin Çocuk ego durumundan gönderilen ve çocuğun Çocuk ego durumuna yerleşen, çocuğun Doğal Çocuk ego durumunu destekleyen, yararlı mesajlardır ( Akkoyun, 2001 ).
Program Ebeveynlerin yaşamla ilgili baş etmede kullandıkları yolları gözleyen çocuk ebeveynlerini model alarak hangi durumda ne yapacağını kaydeder. Bu mesajlar, çocuğun Yetişkin egosunda yerleşir.

DANIŞMA / TERAPİ

Transaksiyonel analizin amacı özerkliktir.
Özerkliğe ulaşma, bir kimsenin OK pozisyonuna ilişkin üç temel kapasitesini yeniden kazanmasını içermektedir (Nelson-Jones, 2001). Bu üç temel kapasite: Farkındalık, Spontanlık ve Samimiyet
Farkındalık Geçmiş ve geleceği değil, “şimdi ve burada” yı yaşamaktır ( Akkoyun, 2001 ). Başka bir ifadeyle Ebeveyn ( ben olmayan ) ve Çocuk ( geçmiş yaşantılar ) egomuzun Yetişkin ( ben-bugün ) egomuza bulaşmasını engellemektir.
Spontanlık Ebeveyn, Yetişkin veya Çocuk ego durumlarından bir tanesine göre duygu, düşünce ve davranışlarımızı ifade etmeyi seçme kapasitesidir.
Samimiyet Oyunlardan arınık bir şekilde ilişki kurabilme kapasitesidir.

Berne (1961), bu üç kapasitenin ortaya çıkması durumunda Çocuk ve Ebeveyn ego durumlarının olumlu özelliklerinin Yetişkin ego durumunda bütünleşeceğini belirterek, bu durumu ifade etmek üzere bütünleşmiş yetişkin kavramını kullanmaktadır. Diğer ego durumlarıyla olan içsel iletişim sürdürülmekle beraber aktif enerji Yetişkin ego durumunda toplanmaktadır ( Akkoyun, 2001 ).

 Uygulama Sözleşmesi Bu sözleşme, danışan ve danışman /terapistin açıkça ifade ettikleri amaçlarına ulaşmak üzere anlaşmayı içermektedir. Danışan neyi değiştirmek istediğini belirtikten ve danışman/terapist de bu konuda yardımcı olmayı kabul ettikten sonra, bu değişmenin operasyonel olarak tanımlanması gereklidir ( Akkoyun, 2001 ).
Sözleşmenin Yararları
 Danışan ile danışman amaçları tartışırken, kendi referans çerçevelerini karşılaştırma olanağı bulur. Böylece her ikisinin de aynı amaca yönelik olarak müttefik bir çalışma sergileyebilmeleri mümkün olabilir
( Akkoyun, 2001 ).
 Problemin ne olduğundan önce danışanın ne olmak istediğinin belirlenmesine yardımcı olur.
 Danışan ile danışman tedavi ilişkisinin ne zaman sonlanacağını önceden bilebilmelidir.

Değişmenin (Tedavinin) Aşamaları

1. Motive Olma / Değişme İsteği
Değişme sürecinin başlayabilmesi için danışanın değişme isteği olmalı ya da değişme ihtiyacı hissetmelidir.
2. Karmaşaları Çözümleme
Danışan içinde bulunduğu durumdan rahatsız olduğunu anladığında,değişme isteği duymaktadır. Ancak bu durumda da neden rahatsız olduğunu belirlemeye ihtiyacı vardır. İkinci aşama, daha çok Yetişkin ego durumundaki bulaşmaları temizleme süreci olarak yaşanmaktadır. Birinci aşama, danışanın değişmek istediğine; ikinci aşama ise neyi değiştirmek istediğine karar vermesi sürecidir.
3. Uygulama Sözleşmesinin Sıkılaştırılması
Danışanın değişme bakımından direnç gösterdiği her durumda, uygulama sözleşmesi yeniden ele alınır. Sözleşmenin her gözden geçirilmesi, danışanın Yetişkin’ inin daha duyarlı olmasına ve Doğal Çocuğunun değişme isteğinin artmasına neden olabilmektedir.
4. Uygulu Çocuğunu Keşfetme / Çocuk Ego Durumunun Karmaşalarının Çözümlenmesi
Kendisinin çocukluğunda aldığı kararların sorumluluğunu alan danışan, şu andaki davranışlarıyla yazgısını nasıl sürdürdüğünü keşfetmektedir. Sözleşme ve uygun olarak kullanılan teknikler, danışanın yazgısını değiştirmek üzere yeniden bir karar vermek istemesine ve bunun için kendisine güven duymasına yardımcı olur.
5. Yeniden Karar Verme
Danışanın yazgısının her bir yönünü değiştirmesi durumu, yeni bir karar olarak ortaya çıkmaktadır. Danışanın yazgısının hiçbir yönünü değiştirmemesi veya yalnızca bir yönünü değiştirmekte ısrar etmesi durumunda, daha önceki aşamalara geri dönülerek bakılmasında yarar vardır.
6. Özerklik
Yeniden karar, danışanın yaşamında yeni bir kapı açmaktadır. Yaşantılarının daha çok farkında olmakta,kendini ve başkalarını oluğu gibi değerlendirebilmekte, gerçekleri olduğu gibi algılayabilmekte ve özerk bir yaşam sürebilmektedir. Ego durumları arasındaki enerji akışı esnek ve fonksiyonel bir hale gelmektedir. Her bir yaşantıya E-Y-Ç gezintisi yaparak tepkide bulunabilmektedir. Yetişkin ego durumu , Bütünleşmiş Yetişkin’ e dönüşmektedir ( Akkoyun, 2001 ).

Bazı Müdahale Stratejileri
Berne’ ün klasik yaklaşımına göre, tedavide (değişme sürecinde) analitik yöntemlere başvurulur:
 Yapısal Analiz
Danışanların kendi ego durumlarının varlığını ve içeriklerini tanımalarına yardımcı olur (Nelson-Jones, 2001). Amaç, kişinin dışlama ve bulaşma şeklindeki patolojilerini çözerek, tüm ego durumlarını uygun şekilde kullanabilmesini sağlamaktır.
 Transaksiyonel Analiz
Sosyal kontrolün artmasına yönelik, Ebeveyn veya Çocuk ego durumunu ne zaman kullanacağını, Yetişkin ego durumunun ne zaman yönetici konuma geleceğinin seçimini yapmasına yönelik analizdir.
 Oyun Analizi
Danışanın günlük hayatta hangi psikolojik oyunları oynadığının farkına varması ve bunların çözümlenerek, psikolojik oyunların yerine samimi ilişkilerin konulması amaçlanır. Oyun analizinde Karpman Drama Üçgenini analizi önemlidir:

Kaynak: ta-tutor.com

Şekil 13. Karpman Drama Üçgeni

Drama üçgeni, insanların günlük hayatta oynadıkları değişen, başarısız, tekrarlayıcı, duygusal olarak rekabetçi ve eninde sonunda her iki insan için de mutsuzluğa yol açan rolleri gösterir. Roller Zalim- Kurtarıcı-Kurban şeklinde değişir. Bunlar Drama Üçgenine ve günlük olayların, sırların saklandığında ortaya çıkan, acı veren duygulara yol açar ve daha sonra işlevsiz kişisel avantajları maniple eder. Drama Üçgeninin içinde olma sorunu, davranışlarda bir limitin olmayışı ya da rasyonel bir oto kontrol sisteminin rehberlik etmemesi ve problemi veya problem çözümünü açıklayan ifadelere yer verilmemesidir. Kazan-Kaybet oyunu her zaman Kaybet-Kaybet oyununa dönüşür.
 Yazgı Analizi
Amacı, danışanı yazgısından özgürleştirmek ve böylece onun özerkliğini kazanmasına yardımcı olmaktır (Nelson-Jones, 2001). Çocuk ego durumunun karmaşalarını anlamasına ve çatışmalarını çözümlemesine yönelik çalışmalardan oluşmaktadır ( Akkoyun, 2001 ).

KAYNAKÇA

Akkoyun, F. Psikolojide İşlemsel Çözümleme Yaklaşımı Transaksiyonel Analiz, Nobel
Yayın Dağıtım, Ankara (2001)

Nelson-Jones, R. Danışma Psikolojisi Kuramları, Cassell Educational Limited, (1982)
Nelson-Jones, R. Theory and Practice of Counseling&Therapy, Continuum, (2001)

http//:www.ta-tutor.com

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :