- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Sınav Kaygısı Yaşayan Öğrenciye Ailesi Nasıl Yardımcı Olur

Sınav Kaygısı Yaşayan Öğrenciye Ailesi Nasıl Yardımcı Olur sitemize 24 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

SINAV KAYGISI YAŞAYAN ÖĞRENCİYE AİLESİ NASIL YARDIMCI OLUR?

Sınav kaygısı konusunda aileye söyleyebileceğimiz ilk şey kaygının doğal bir duygu olduğunun bilinmesidir. Milyonların girdiği ve sadece on binlerin kazanabildiği bir sınavda kaygı duymamak imkânsızdır. Bu durumda, “kaygılanmamam gerek” gibi bir düşünce bizzat kaygının nedeni olabilir. Yine şu da bilinmelidir ki kaygı duymadan sınav kazanılmaz. Ancak, buraya kadar bahsettiğimiz kaygı normal ve sınava giren her öğrencinin yaşadığı bir kaygıdır.

Üniversiteye giriş sınavlarına hazırlanan gençlerin yaşadığı kaygının iki sebebi vardır. Birinci sebep, gerçekçi ve akılcıdır. Sonuçları hayatın akışını etkileyecek büyük bir yarışta yer almaktan kaygı duymak doğal ve yerindedir. Ancak ikinci sebep, birincisi kadar gerçek ve akılcı değildir. “Anneme babama ne diyeceğim?”, “Arkadaşlarımın yüzüne nasıl bakacağım?”, “Akrabalarımın önüne nasıl çıkacağım?” gibi düşünceler sınava hazırlanan öğrencinin kaygısını artırır.

Anne-babanın çok küçük yaşlardan itibaren çocuğundan yüksek başarı beklentisi, çocuğun hatalarını düzeltmek için onu eleştirmek, olumsuz sıfatlarla nitelemek (haylaz, tembel, sorumsuz, yavaş, pısırık vb.) çocuğun kendine olan güvenini azaltır. Bunun sonucunda ortaya çıkan kaygı yukarıda anlattığımız ikinci tür kaygıdır.

Psikolojik bir problem niteliğinde sınav kaygısı yaşayan öğrencinin bu kaygıyı yaşamasının nedeni şu şekilde özetlenebilir:

  1. Genç kendisiyle ve sınavla ilgili olumsuz veya yanlış bir değerlendirme içine girmiştir. Kaygı yaşayan öğrencinin düşünce yapısı kendisiyle veya sınavla ilgili şu düşüncelerin içinde olduğu görülecektir:

Kendisiyle ilgili:

“Sınavı kazanabilecek kadar zeki ve çalışkan bir kişi değilim.”

“Herkes benden daha fazla çalışıyor.”

“Başarılı olamayacağım.”

“Başkalarından daha başarılı olmalıyım, ancak bu şekilde değerli bir insan olurum.”

 

Sınavla ilgili:

“Bu sınav benim değerimi ve yeteneklerimi belirleyecek.”

“Sınavda başarısız olursam çok kötü bir hayat yaşayacağım.”

“Bu sınav hayatta başarılı olmanın tek yoludur.”

  1. Her türlü olayı, olumsuz veya hatalı düşünceler perspektifinden değerlendirmekte ve en küçük olumsuzlukları bile bu düşüncelerin doğruluğunu kanıtlayan önemli deliller olarak görmektedir.

Örneğin:

“Deneme sınavında yanımda oturan öğrenci sınavı benden önce bitirdi, ben ise çok yetersizim.”

“Herkesin çözdüğü soru sayısı benimkinden fazla, ben bu sınavı kazanamayacağım.”

“Deneme sınavında istediğim puanı alamadım, zaten sınavlarda hep başarısız oluyorum, sınavı kazanamayacağım.”

Kaygı yaşayan öğrencilerde gözlenen temel bir yanılgı vardır. Birkaç örnekten yola çıkarak genellemeler yaparlar. Yukarıdaki örnekte öğrenci birkaç arkadaşına kaç soru çözdüğünü sormuş ve kendisinden daha fazla soru çözdüğünü görmüş olabilir. Bu durumda öğrenci hemen şöyle bir genelleme yapar: “Herkes, benden daha fazla çalışıyor.” Dikkat edilirse sınav kaygısı yaşayan öğrencilerin düşünme biçimi hep kendisiyle ve sınavla ilgili olumsuz ve yanlış sonuçlar çıkaracak biçimdedir. Bu durum genç tarafından bilinçli bir şekilde yapılmamaktadır. Öğrencinin zihninde otomatik ve kendiliğinden işleyen bir süreç ile bu düşünceler oluşmaktadır.

Sınava hazırlanan bir gencin ailesine düşen görev; bu şekilde oluşan bir kaygıyla baş etmeye çalışmaktan daha çok kaygıya sebep olacak davranışlardan kaçınmaktır. Çünkü çoğu zaman kaygıya sebep olan düşünme biçimleri ailenin ve çevrenin etkisiyle oluşmaktadır.

Bu noktada ailelere şu hususlara dikkat etmelerini öneriyoruz:

  1. Kaygı bulaşıcı bir duygudur

Kaygının oluşmasında öğrencinin yaşadığı toplumsal koşullar etkilidir. Örneğin; yolda yürürken çevrenizdeki diğer insanların birden sağa sola kaçıştığını ve paniklediğini görseniz nedenini bilmeseniz de sizde de panik ve kaygı başlar. Bunun gibi kimi durumlarda öğrenciden daha fazla kaygı yaşayan anne babalar farkında olmadan çocuklarının da kaygılanmalarına neden olabilirler.

  1. Olumsuz mesajlar vermeyin

Çocuğunuzun çalışma isteğini artırmak için kaygıyı artırıcı yaklaşımlardan kaçının. “Bu kadar çalışmayla kazanamazsın.” “Bu kafayla gidersen zor kazanırsın.”, “Amcanın oğlu … üniversitesini kazandı, bakalım sen ne yapacaksın.”, “Teyzenin kızı hukuk fakültesini kazandı, havasından yanına varılmıyor, aman bizi mahçup etme” gibi yaklaşımlar genci çalışmaya teşvik etmediği gibi kaygı düzeyini yükseltir.

 

  1. Çocuğunuzun sınırlarını zorlamayın

Kendi özlemlerinizle çocuğunuz sınırları arasında gerçekçi bir denge kurun. Çocuğunuz kazandığı takdirde yüksek puanlı bir bölümü okuyabilir veya mezun olduğunda mesleğinde çok üst noktalara gelebilir. Ancak, çocuğunuzun kapasitesi yüz binlerce kişinin girdiği bir sınavda bu kadar yüksek bir başarı yakalamak için yeterli olmayabilir.

Bununla beraber içinizden veya yüksek sesle çocuğunuzun “beceriksiz veya yeteneksiz” olduğunu düşünmeyin, çünkü nasıl olsa bunu hisseder veya duyar. Çocuğunuzun sınırları hakkında fikir edinebileceğiniz en pratik kaynak, okul hayatında ve okul dışı faaliyetlerde gösterdiği başarı düzeyidir. Çocuğunuz sınıf içinde ders başarısı yönüyle ön sıralarda, sosyal hayatta girişken ve liderlik özelliği olan, belli bir ders veya ders dışı alanda öğretmenlerinin ve çevresinin takdirini kazanan  biriyse, beklentilerinizi yüksek tutabilirsiniz.

Eğer çocuğunuz sınıfını ancak geçebiliyor, bu konuda yardıma ihtiyaç duyuyor, öğretmenleri kendisini; “biliyor ama bildiğini ortaya koyamıyor.” veya “çalışsa yapar ancak çalışmıyor.” diye değerlendiriyor, okul dışı ha-yatında dikkat çekecek pek fazla başarısı yoksa, üniversite sınavlarında başarılı olması mümkündür, fakat bu konuda çok yüksek puan almasını  beklemek yerinde olmayabilir. Üniversiteyi kazanması için öğrenciye baskı yapılıp beklentiler içinde olunmaması gerekir. Çünkü öğrencinin üniversite sınavını kazanma ihtimali olduğu kadar kazanamama ihtimalide vardır. Hatta kazanamama ihtimali istatistiki açıdan daha yüksektir.

  1. Öğrenci sınavda başarılı olamazsa yaşayacağı durumu bir ceza gibi göstermeyin

“Eğer kazanamazsan, falan okula gidersin.” veya “eğer ……….. fakültesine giremezsen şu fakülteye girer ancak filan olursun.” gibi sözler onun gideceği okulu, yapacağı işi sevmesine imkan bırakmaz. Bu tür yaklaşımlar, çocuğun hayatı ve kendisini sevmesini de engeller ve kendisine olan güveni de temelden sarsar.

Çocuğunuz istediği veya sizin istediğiniz bir üniversiteye giremezse, gideceği okulu bir ceza gibi göstermeyin. Çünkü çok yüksek puanlı bir yer olmasa da kazanacağı orta seviyedeki okul, hayatı açısından yine de büyük önem taşır. Bu eğitimi alabilmesi ve yararlanabilmesi ancak okulunu ve eğitimini sevmesiyle mümkündür.

  1. Birbirinize bağlılığın amaç, sınavın araç olduğunu unutmayın

Çocuğunuzun ders çalışması ve sınavda başarılı olması uğruna onunla ilişkilerinizi tehlikeye atmayın. Eğer çocuğunuzla ilişkileriniz iyi ve yumuşak ise ölçülü miktarda “çalış” uyarısı ile sorumluluklarını hatırlatabilirsiniz. Kaç yaşında olursa olsun, birçok kişinin çalışmaya başlamak için bu tür uyarılara ihtiyacı olduğu bilinir. Ancak çocuğunuzla ilişkileriniz iyi gibi görünse de zaman zaman sertleşiyorsa, o zaman “çalış” uyarısı gerginliğin dozunu arttırmaktan başka işe yaramayacaktır.

Yukarıda anlatılanlardan öğrenciye “çalış demeyin” anlamı çıkarmamalı. Çocuğunuzun başarısı için maddi-manevi fedakarlık yaptığınız doğrudur. Bunun karşılığını beklemekte en doğal hakkınızdır. Ancak çocuğunuzun elinden geleni yaptığına inanın. Eğer sonuç istediğiniz gibi değilse çocuğunuzun elinden gelenin bu kadar olduğunu da kabullenin.

Siz sofrasında kitap konuşan, güzel sanatlardan sözedip okuyan ve kendini yetiştirmeye çalışan bir insansanız, büyük ihtimalle çocuğunuz da bu defa olmazsa gelecek defa başarılı olacaktır. Anne baba olarak okumak için eline gazeteden başka bir şey almıyorsanız, çocuğunuz büyürken bir ki-tapla ilgili tartışmaya tanık olmamışsa, sofranızda sadece artan fiyatlar, kazanılan ve kazanılamayan paralar konuşuluyorsa başarısızlık konusunda anne ve babasını örnek almış olabilir.

  1. İyinin düşmanı mükemmeldir

Sizin beklentileriniz; çocuğunuzun mükemmel olması olabilir. Ancak bu iyiye sevinip mutlu olmanıza engel olmamalıdır. Öğrenci bir dönem okulda takdirname almamış olabilir ama bu onu aldığı teşekkür belgesinden dolayı tebrik etmeniz için bir engel değildir. Bu onu daha başarılı olma konusunda motive eder. Ama karnesinde hiç zayıfı olmayan bir öğrenciyi “Ahmet amcanın oğlu teşekkür almış, sen bizim yüzümüzü ne zaman güldüreceksin?” derseniz, çocuğunuzdan bundan sonra zayıfsız bir karnede getirdiğini göremeyebilirsiniz.

İnsanlar genellikle güzel yanlarının öne çıkarılmasından, kötü yanlarının gözardı edilmesinden hoşlanır. Gençlik çağını yaşayan çocuklarımız ise mükemmel olma hedefleri vardır. Yer yer anne-babanın  gencin zayıf noktalarını dile getirmesi kendilerine olan güveni sarsmakla beraber aile içi çatışmalara da yol açabilir. Bu nedenle ebeveynin gencin olumlu yanlarını ön plana çıkartarak, olumsuz davranışlarında ise onu kırmadan ve olumluya yönlendirecek uyarılarda bulunması daha yararlı olacaktır.

Sınavla ilgili olarak, gencin değerini sınavdaki başarısıyla eş tutmak, sonuçlarla ilgili olarak korkutmak, tehdit etmek, “sen hele bir kazanama, o zaman görüşürüz” ya da “kazanamazsan arkadaşlarının yüzüne nasıl bakarsın, aile dostlarımızın hepsine rezil oluruz” gibi ifadeler gencin motivasyonunu değil kaygısını arttırır. Genç, ailesinin ve başkalarının gözünde kendisinin değil, sınavdaki başarısının önemli olduğunu düşünür ve sınava gerçek dışı bir anlam yükler. Bu da öğrencinin kaygısını arttırır. Kaygı, öğrenmenin ve öğrendiğini kullanmanın önündeki en önemli engeldir. Kaygısı artan, sınava olduğundan farklı anlamlar veren öğrenciler için her sınav bir “Kriz”dir. Kendisini ispatlaması gereken, değerli olduğunu herkesin görmesi gereken ve mutlaka kazanılması gereken bir savaş. Bu duygularla sınava hazırlanan genç, her bir sınavı, hatta her bir çalışma testini, kazanılması gereken bir savaş olarak görecek, yapamadığı her bir soruyu kaybedilmiş bir savaş olarak yorumlayacaktır.

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :