- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Sanatçılar ve Siyasetçilerin Benlik Saygısı Üzerine

Sanatçılar ve Siyasetçilerin Benlik Saygısı Üzerine sitemize 08 Nisan 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

SANATÇILAR VE SİYASETÇİLERİN BENLİK SAYGISI ÜZERİNE

Muhammet Genç

(Akademisyen ve Kişisel Gelişim Uzmanı)

 

BENLİK SAYGISI NEDİR?

            Hümanist kuramcılardan Carl Rogers tarafından insanların kendilerini nasıl algıladıklarını açıklamak için geliştirilen benlik kuramı sayesinde insan davranışlarını daha iyi anlamak mümkün olmuştur. Benlik kuramının üzerinde durduğu temel kavramlardan biri  olan benlik kavramı ya da benlik bilinci veya benlik algısı kendimizle ilgili düşünceler, algılar, duygular ve değerlendirmelerin tümünün etkileşiminden doğan genel bir algıdır. Benlik algısı;

         – Ben neyim?

         – Ben şu anda neler yapabilirim?

gibi soruların yanıtlarını içermektedir. Elbetteki bu soruların yanıtlarını vermek bireylerin benlik algılarını oluşturma sürecindeki yaşantıları ile son derece ilgilidir. Ayrıca benlik algısı statik bir yapı değildir ve her zaman değişim gösterebilen dinamik bir yapı olarak görülmektedir yani insanın benlik algısı her zaman değişen, dönüşen bir yapıdır.

Genel anlamda kendimizi nasıl algıladığımızı etkileyen üç temel etken olduğu belirlenmiştir. Bu etkenlerden birincisi bireyin sosyal çevresinde olan ve onun için önem arz eden bireylerin ona verdiği  ve de onunla ilgili olan geribildirimlerdir. Örneğin bir bireyin anne ve babasının bireyle ilgili düşünceleri bireyin kendini algılamasına etki etmektedir. Çünkü birey için anne ve babası önemli kimselerdir, bu nedenle onların verdikleri geri bildirimler benlik algısı üzerinde önemli etkiye sahiptir. İkinci olarak da bireyin kendisini algılama şekli benlik algısı üzerinde etkili olan başka bir etkendir. Bireyin çevresinden aldığı geri bildirimleri kendisi de değerlendirir ve böylece bu değerlendirme ile benlik algısını etkileyen yeni bir faktör oluşmuş olmaktadır. Bir başka faktör ise bireyin kendini başkaları ile kıyaslamasıdır.

Bireyler yukarıda sözü edilen üç faktörün etkisi ile kendilerini objektif bir şekilde algılayabilecekleri gibi kendileri hakkında objektif olmayan bir algılama da yapabilirler. Yani bireyler kendilerinde var olan yetenekleri ve özellikleri olduğu gibi algılayabilirler ya da bu özellikleri abartarak, çarpıtarak algılarlar. Bu çarpıtma sonucunda oluşan ve gerçek durumu temsil etmeyen benlik algısına şişirilmiş benlik algısı denilmektedir.   Ayrıca çok daha az rastlanan bazı durumlarda ise bireyleri kendi yetenek ve özelliklerini var olandan daha sınırlı olarak algılayabilmektedirler. Buna ise düşük benlik algısı denmektedir.

İnsanlar benlik algılarından başka erişmek istedikleri moral düzeyi, gerçekleştirmek istedikleri istek, özlem ve emelleri temsil eden bir ideal benliğe de sahiptirler. Gerçek benlik ile ideal benlik arasındaki fark ise özsaygı ya da benlik saygısı denen kavramı oluşturur. Öz saygı bireyin benliğine, kendine olan saygısıdır. Eğer bireyin gerçek benliği ile ideal benliği arasındaki fark büyükse özsaygısı düşük, bu fark küçükse özsaygısı yüksek olur. Yani bir ters orantı söz konusudur. Bu durumda ideal benliği itibarı ile kendisinden çok uzakta olan, ulaşılması zor hedefleri bulunan bireylerin kendilerine olan saygıları düşecektir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

SANATÇILAR VE SİYASETÇİLERİN BENLİK SAYGISI

            Ülkemizdeki sanatçı ve siyasetçiler üzerinde yapılan gözlemler bir çok sanatçı ve siyasetçinin kendilerini objektif bir şekilde algılayamadıklarını söylememizi kolaylaştırmaktadır. Genel olarak  siyasetçi ve sanatçılar şişirilmiş benlik algısına sahiptir denilebilir. Örneğin bir sanatçı (ki o ve benzerlerinin sanatçı olup olmadıkları bir hayli tartışmalıdır) fizik ölçüleri öyle demese de kendisini yaşayan Afrodit olarak algılamaktadır. Gözlemler aslında bu sanatçının buna gerçekten inanmış olma ihtimalinin göz ardı edilemeyeceği üzerinde yoğunlaşmaktadır. Yine daha önce söz konusu edilen sanatçıya benzer bir şekilde bir başka sanatçı da kendisini (gerçekler öyle olmasa da) Türkiye’nin en güzel kadını, Türkiye’nin en iyi oyuncusu, Türkiye’nin en iyi şarkıcısı, Türkiye’nin en iyi gazetecisi, Türkiye’nin en iyi kadın tenisçisi ve  benzeri gibi bir çok üstün yeteneğe sahip olarak algılayabilmektedir. Zira bu sanatçıların sosyal çevresinde olan ve önemsedikleri bireyler büyük olasılıkla onlara çok güzel oldukları yalanını menfaatleri gereği yıllardır söylemektedirler. Aynı şekilde bir başka meslek grubundan olan siyasetçilerden bazıları da kendilerinde çok da var olmayan bazı özellikleri varmış gibi vehmetmektedirler. Örneğin eski siyasilerimizden biri kendisini mehdi gibi görmekteydi ve onun siyasi rakibi olan bir başka sabık siyasetçi ise ülkede yaşayan herkesin babası olduğuna ilişkin düşüncesi nedeni ile halka hep “benim halkım” diyerek hitap etmekteydi. Yine sanatçılara olduğu gibi bu siyasetçilere de sosyal çevrelerinde farklı sebeplerden olmakla birlikte (siyasi ikbal gibi) süper yeteneklere sahip olduklarını söyleyen bir çok insan vardı. Gerek söz konusu olan sanatçılar gerekse siyasetçiler kendilerine söylenen bu yalanlara bir müddet sonra inanmaya başlamış, daha sonra kendileri hakkında yaptıkları değerlendirmelerde de bu kanaatleri ölçü olarak almış ve de kendilerini başkaları ile kıyaslarken de yanlış değerlendirmeler yapmış iseler şişirilmiş benlik algısına sahip olma olasılıkları artmış olmaktadır. Bu açıdan bakıldığında “şeyh uçmaz mürid uçurur” atasözü hakikat olmuştur. Bugün aktif siyaset yapmakta olan siyasetçiler açısından da aynı yanlış algılamalara maruz kalma ihtimali son derece güçlüdür. Çünkü siyasette her zaman güç elde eden siyasetçilerin etraflarında onlara devamlı surette “yalakalık” ederek siyasi rant elde etmeye çalışan kişiler türemektedirler. Bu nedenle siyasetçiler her an şişirilmiş benlik algısı tuzağına düşme riski ile karşı karşıyadırlar. Örneğin emekli askerlerimizden birisi cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde sosyal çevresindeki bazı kişilerin dolduruşuna gelerek adaylığını açıkladığına bin pişman olmuştu. Gerek sanatçılar gerekse siyasetçiler özellikle ellerindeki güçleri yitirdiklerinde ve yalnız kaldıklarında kendileri hakkında daha fazla düşünme imkanı bulmakta ve benlik algılarına ilişkin yeni değerlendirmelere gitmek durumunda kalmaktadırlar. Bu süreç çok sancılı olmakta ve bazen gerçek durumu algılamamak için direnç gösterilmesine ve bol miktarda savunma mekanizmaları kullanılmasına neden olmakta ve bireyin gerçek yaşam ile bağını koparması sonucuna kadar varmaktadır. Belki de bu nedenle sanatçılar ve siyasetçiler ölünceye kadar siyasetten ve sanat camiasından kopamamakta hacca gidip cami cemaati arasına karışarak sıradan insanlar olarak yaşayamamaktadırlar.

            Bu gün aktif siyasetle uğraşan siyasetçilerimizden olan başbakanımız Recep Tayip Erdoğan da da yine diğer bir çok siyasetçi gibi şişirilmiş benlik algısı vardır. Zira özellikle şu anda elinde bulundurduğu erk nedeni ile çevresinde bulunanlar ona gerçekçi geri bildirimler vermemektedir. Bu nedenle başbakanımız muktedir bir kumandan edası ile gezmekte. Ancak birkaç siyasi yenilgi yaşarsa gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalıp gerçek benlik durumuna dönecektir lakin bu siyasi konjöktürde bu pek mümkün görünmemektedir. Zira AK Partinin siyasi alternatifi henüz ufukta görünmemektedir.

            Mehmet Ağar açısından bakıldığında da yine şişirilmiş benlik algılaması gözlemlemek mümkündür. Ancak Mehmet Ağar daha önce aldığı siyasi yenilgiler nedeni ile çevresindeki bireylerin geri bildirimlerine çok itibar etmiyor ve daha temkinli duruyor gibi görünmektedir.

            Erkan Mumcu yine şişirilmiş benlik algısına sahip bir başka siyasetçi olarak görülebilir. Erkan Mumcu ideal benliği itibarı ile kendisinden çok fazla şey bekleyen bir siyasetçi olarak daha sonra çok büyük olasılıkla şişirilmiş benlik algısı nedeni ile daha büyük sorunlar yaşaması ihtimali güçlü olan bir siyasetçidir.

            Devlet Bahçeli açısından bakıldığında tablo farklı görülmektedir. Bahçeli Alparslan Türkeş’in arkasından gelenekçi bir parti olan MHP’ye genel başkan olduğu için tabanının beklentilerini karşılamakta güçlük çekmekte ve bu durum onun kendini algılamasında da olumsuz bir etki yapmaktadır. Bu nedenle Bahçeli düşük benlik algısına sahip olarak kabul edilebilir.

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İlgili Terimler :