- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Şahıslar Arası İlişkilerde Sorun Çözme

Şahıslar Arası İlişkilerde Sorun Çözme sitemize 08 Nisan 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

“ŞAHISLAR ARASI İLİŞKİLERDE SORUN ÇÖZME”

SEMİNERİ METNİNİN ÖZETİ

GİRİŞ

         İnsan toplumsal bir varlıktır. Doğduğu günden itibaren diğer insanlarla iletişim halindedir. Hatta doğmadan önce anne karnındayken dahi anne ve babası ile bir tür iletişim kurduğu söylenebilir. Bu durum aslında insan için diğer insanların vazgeçilmezliliğinin de bir göstergesidir. Diğer insanlardan ayrı yaşamak, mutlak bir yalnızlık içinde olmak fikri insanların hayal dünyalarında dahi tahammül edemedikleri bir durumdur. Edebiyatta “Robensonat Eserler” olarak anılan kurgu eserlerde bile hikayenin kahramanı asla mutlak bir yalnızlık içinde bırakılmamıştır. Örneğin edebiyat tarihindeki ilk robensonat eser olarak bilinen İbn-i Tufeyl’in Hay Bin Yaksan adlı eserinde ıssız bir adada mahsur kalan hikaye kahramanının yanına kahramana annelik yapan bir geyik figürü eklenerek kahramanın yalnızlığı giderilmeye çalışılmıştır. Diğer bir eser olan ve kendine benzeyen eserlere ismini veren Daniel Defoe’nin Robinson Crusoe, adlı eserinde de, hikaye kahramanına arkadaşlık eden, onun yalnızlığını paylaşan ve kahramanın mahsur kaldığı adanın yerlilerinden olan Cuma (Friday) adlı siyahi bir karakter  vardır  (Meydan Larousse, 1992: 576). Her   iki   eserde   de   hikayenin kahramanları hikayenin sonunda adaya ulaşan diğer insanlar tarafından kurtarılarak toplumsal hayata geri kazandırılmışlardır.

         Bu tür hikayelerin önemle vurgu yaptığı şahıslar arası ilişkiler bütün insanlar için son derece hayati öneme sahiptir. Zira şahıslar arası ilişkiler bireyin ruh sağlığını son derece etkilemektedir. Ayrıca şunu da söylemek gerekir ki  insanlar bir yandan yalnızlıktan kaçarken öte yandan hayatı paylaşmak zorunda  oldukları  insanlarla  çeşitli

çatışmalar yaşamaktadırlar. Örneğin aile içinde anne ve babalar çeşitli konulardaki ihtilafları neticesinde bazen çatışmalar yaşayabilmektedirler. Maalesef anne ve babalarının bu tür çatışmaları çocukların ruh sağlığını zedelemektedir. Bir çok bilimsel araştırma  bulgusu da bu yargıyı destekler niteliktedir. Aynı şekilde okulda eğitim öğretim işlerinden sorumlu kadroların yanlış tutum ve davranışlarının öğrencilerin ruh sağlığını derinden etkileyeceğini de söyleyebiliriz. Okul aileden sonra bireyin hayatında en güçlü etkiye sahip örgütlü bir kurumdur. Okuldaki etkinliklerin çok büyük  bir  kısmı

önceden hazırlanmış olan planlar ve programlar çerçevesinde yürütülür ve okulda yapılandırılmış bir ortamda bireylere bazı önemli bilgilerin kazandırılmasına çalışılır. Böyle bir amaca hizmet eden okulda öğrencilerin sadece akademik bilgiler kazanmasını sağlamak tek hedef olmamalıdır. Şahıslar arası ilişkiler yürütülürken ortaya çıkan sorunların en sağlıklı şekilde çözülebilmesi için bilinmesi gereken, Şahıslar Arası Sorunları Çözme Yöntemleri’nin de okulda öğretilmesi zarureti vardır. Ancak günlük hayatta son derece önemli olan, şahıslar arası sorun çözme becerisi okullarımızda gerektiği kadar önemsenmemektedir. Türk Milli Eğitim Sistemi içinde hizmet veren okullarda şahıslar arası ilişkilerde çıkan sorunları çözmede kullanılabilecek yöntemler bir ders olarak okutulmadığı gibi okullarımızdaki sorunların büyük çoğunluğu maalesef geleneklerimize uzun yıllar önce yerleşen ve kötü bir sorun çözme yöntemi olarak bilinen güç kullanarak sorun çözme yöntemi  ile çözülmektedir. Okullarımızda eğitim öğretim hizmeti vermekle yükümlü olan fertler, bu şekilde şahıslar arası sorunların çözümünde yanlış model olmaktadırlar. Bu sorunun çözülmesi için gerek öğretmenlere, gerekse diğer eğitim çalışanlarına, öğrencilere ve de velilere şahıslar arası ilişkilerde çıkan çatışmaların çözümünde kullanabilecekleri doğru yöntemleri öğretmek gerekmektedir. Bu yöntemleri ve bunların öğretilmesinde takip edilecek yollara geçmeden önce şahıslar arası ilişkilerde çıkan sorunlara genel bir bakış açısı oluşturmak gerekir.

ŞAHISLAR ARASI İLİŞKİLERDE ÇIKAN SORUNLARDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR

         Şahıslar arası ilişkilerde çıkan sorunlarda dikkat edilmesi gereken hususları şöyle sıralayabiliriz:

1 – SORUNUN KİME AİT BİR SORUN OLDUĞUNUN TESPİT EDİLMESİ

         Şahıslar arası ilişkilerde çıkan sorunları çözerken dikkat edilmesi gereken öncelikli önemli  husus sorunun kime ait bir sorun olduğunu doğru teşhis etmek ve hiç kimsenin sorununu onun adına çözmemektir.

2 – SORUNA TARAF OLAN HERKESİN, SORUNA BAKIŞ AÇISINI ALMAK

         Üçüncü bir şahıs olarak başka şahıslar arasında yaşanan sorunların çözümüne katkı sağlarken çoğu zaman sorunu taraflardan birinden dinleyerek kararlar verir ve sorunun çözümü için çeşitli alternatifler geliştirmeye çalışırız. Ancak bu yaklaşımla üretilen çözümler çoğu zaman taraflardan birini ya da her ikisini de tatmin etmez. Bu durumdaki temel hata tarafların her ikisinin de sorun hakkında ne düşündüklerini bilmemektir. Bu nedenle sorunu tarafların her birinden ayrı ayrı dinleyerek gerçekçi çözüm yolları bulmaya çalışmak gerekir.

3 – ETKİN DİNLEME

         Şahıslar arası ilişkilerde çıkan sorunları çözerken dikkat edilmesi gereken bir diğer hususta etkin dinleme konusunda dikkatli olmaktır. Dinleme bir iletişimin başlaması ve de devam etmesi  için  gerekli  olan önemli   bir   etkinliktir.  Bir   çok   insan  dinlemeyi  bir etkinlik olarak görmediği ve yeterince önemsemediği  için  günlük   yaşamlarımızda    çok sık çatışma yaşamaktayız. Edilgin dinlemeden (sessizlik) daha etkili olan etkin dinleme mesajı “gönderen” ile mesajı “alan”ı içine alan harika bir yöntemdir (Gordon, 1999: 45). Genelde iletişim esnasında etkin dinlemeyi bilmeyenler etkileşime olanak vermezler. Tüm işi konuşan yapar. Konuşan dinleyenin yalnızca dinlediğini bilir, anlayıp anlamadığını hiçbir biçimde öğrenemez. Etkin dinleme, daha fazla etkileşim sağlar ve dinleyenin yalnız duyduğunu değil, aynı zamanda doğru olarak anlayıp anlamadığını da gösterir. Bu nedenle usta bir dinleyici etkin dinlemeyi daha yaygın kullanır (Gordon, 2001: 57-58).

4 – “BEN DİLİ”Nİ KULLANARAK SORUNA YAKLAŞMAK

         Thomas Gordon Etkili Öğretmenlik Eğitimi Kursları’nı verirken öğretmenlerle, yüzleşme becerilerini sınıflandırmanın ve öğrencileri daha iyi anlamanın başka bir yolunu bulduklarından bahs etmektedir. Bu yolla, dilimizin yapısı gereği içinde “sen” zamiri olmasa  da  tümcelerin  bazılarının  sen-iletisi  ilettiğinin  farkına  varılmıştır.

Örneğin:

Yapma şunu! (Emir vermek),

Dürüst olmalısın. (Ahlak dersi vermek),

(Sana) gösterdiğim gibi yap! (Çözüm getirmek),

Doğru düşünmüyorsun. (Eleştirmek) v.b.

         Bu iletiler öğrenciye öğretmeniyle ilgili hiç bir şey iletmez. Öğretmen kabul edemediği davranışın kendi üzerindeki somut etkisinden ve onunla ilgili duygularından söz ettiğinde ileti ben-iletisi olur:

Gürültüden rahatsız oldum,

Araç gereçleri toplamaktan deneyi zamanında hazırlayamıyorum,

Sınıftaki didişmelerinize dayanamıyorum,

Bu durumdan çok rahatsızım v.b.

         Ben-iletileri’nin sorunu yaşayan kişinin olan bitenin sorumluluğunu nasıl kendinde tuttuğuna dikkat edelim. Bu nedenle bu iletilere “yükümlülük iletileri” de denebilir.

         Ben iletileri iki açıdan “ yükümlülük iletileri” olarak adlandırılabilir:

   * Ben-iletileri’ni gönderen öğretmen (veya bireyler), kendi duygularının bilincinde olmak için önce kendini dinleme ve duygularını tüm açıklığıyla öğrencileriyle paylaşma yükümlülüğünü taşır.

   * Ben-iletileri, davranışın yükümlülüğünü öğrencide bırakır. Aynı zamanda ben-iletileri, sen-iletileri’yle birlikte gelen olumsuz etkileri içermez ve öğrenciyi kızgın, kinli, hırçın değil, yardımcı ve düşünceli olmak için özgür bırakır.

     Etkili bir ben-iletisi’nin üç önemli ölçütü vardır:

   * Öğrencinin davranışını değiştirme olasılı yüksektir.

   * Öğrenciyle ilgili çok az olumsuz değerlendirme içerir.

   * İletişimi zedelemez (Gordon, 2001:123-124).

5 – OLUMSUZ DAVRANIŞLARIN DEĞİL OLUMLU DAVRANIŞLARIN ÜZERİNDE DURMAK

         Kişiler arası ilişkilerde olumlu davranışların üzerinde durarak olumsuz davranışları – eğer sorunun çözümüne ciddi katkı sağlamayacaksa – görmezden gelmekte sorunun çözümünü kolaylaştırmaktadır.

6 – SORUNUN NEDEN KAYNAKLANDIĞININ DOĞRU BİR ŞEKİLDE TESPİT EDİLMESİ 

         Crawford ve Bodin (1996), şahıslar arasındaki sorunların genel anlamda üç temel sebepten çıktığını öne sürmektedirler (Akt. Öğülmüş, 2001: 11). Bu sebepler şunlardır:

* Para, Mal ve Zaman Gibi Kıt Kaynaklar Nedeniyle Ortaya Çıkan Çatışmalar

* Bireylerin Psikolojik İhtiyaçlarına Doyum Sağlanamaması Nedeni İle Ortaya Çıkan Çatışmalar

         Ait Olma ve Sevgi İhtiyacı

         Güç Elde Etme İhtiyacı

         Özgür Olma İhtiyacı

         Eğlence İhtiyacı

* Değer Faklılıkları Nedeni İle Ortaya Çıkan Çatışmalar

7 – SORUNLARIN ÇÖZÜMÜNDE KULLANILABİLECEK BİRDEN FAZLA YOL BULABİLMEK İÇİN, BİREYLERİ YARATICI DÜŞÜNMEYE TEŞVİK ETMEK

         Sorunların çözümü için, daha fazla alternatif çözüm yolu bulmak önemlidir. Bunu ancak yaratıcı düşünmeyi teşvik ederek başarabilir.

8 – SORUNLARI ÇÖZMEK İÇİN BULUNAN ALTERNATİFLERİN ELEŞ-  TİREL DÜŞÜNME YOLU İLE ELENMESİ VE EN ETKİLİ ÇÖZÜMLERE ULAŞILMASI

         Yaratıcı düşünme yeteneği gibi eleştirel düşünebilme yeteneği de kişiler arası sorunların çözümünde önemli görülmektedir. Beyer (1985) göre, eleştirel düşünmenin birbirinden farklı bir çok tanı- mı olmasına karşın aşağı yukarı bu tanımların tamamı, bilgiyi etkili bir biçimde elde etme, değerlendirme ve kullanma yetenek/eğilimini vurgulamaktadır (Akt. Demirci, 2000: 4). Eleştirel düşünmeyi etkili bir şekilde kullanabilen bir birey, kişiler arasında çıkan sorunların çözümünde yaratıcı düşünme yolu ile elde ettiği alternatif çözüm yollarını etkili bir şekilde değerlendirir ve işe yarama olasılığı yüksek olan alternatifleri diğerlerinden ayırırken daha az yanılır. Bu da sorunun çözümünde başarıyı arttıran bir faktör olarak görülmektedir.

9 – ELEŞTİREL DÜŞÜNME YOLU İLE ELENEREK GELEN ÇÖZÜM YOLLARI ARASINDA EN ETKİLİ OLANININ SEÇİLMESİNDE ETKİLİ KARAR VERME YÖNTEMLERİNİN KULLANILMASI

         Kişiler arası ilişkilerde duygular ve duyguların ifade edilmesi, dikkate alınması çok önemlidir ancak karar verirken sadece duyguların göz önünde bulundurulması gibi bir yanlışa da asla düşülmemelidir. Akılcı ve sistematik düşünerek mantıklı kararlar vermeli ve eleştirel düşünme yolu ile elenen seçeneklerden en uygununu uygulamak için etkili karar verme yöntemlerini kullanmalıdır.

10 – SONUCA DEĞİL SÜRECE ÖNEM VEREREK SÜRECİ ÖDÜLLENDİRMEK

         Sorunların çözümünde sonuç değil süreç önemli görülmelidir çünkü bazı sorunlarda samimi çabalara rağmen çözüme ulaşılamayabilir. Böyle bir durumda şahısların sorun çözme sürecindeki çabaları değerlendirilmeli ve pekiştirilmelidir zira şahısların daha sonra karşılaşacakları başka sorunlarda da olumlu ve yapıcı hareket etmelerini sağlamak gerekmektedir bu da ancak sonuca değil sürece değer verilerek mümkün olabilir.

ŞAHISLAR ARASINDA ÇIKAN SORUNLARIN ÇÖZÜMÜNDE KULLANILABİLECEK SİSTEMATİK BİR YAKLAŞIM OLARAK “BEN SORUN ÇÖZEBİLİRİM (I CAN PROBLEM SOLVE)” PROGRAMI

         Myrna B. Shure ve David Spivak tarafından 1970’li yıllarda geliştirilmeye başlanan ve 1992’de el kitabı yayınlanan “Ben Sorun Çözebilirim (I Can Problem Solve)” yaklaşımı şahıslar arasında çıkan sorunların çözümünde kullanılabilecek Bilişsel Sorun Çözme Programı olarak  etkili bir yöntem önermektedir (Akt. Öğülmüş, 2001: 65). Bu yöntem ile şahıslar arasında çıkan sorunlara yukarıda söz konusu ettiğimiz hususlar da göz önünde bulundurularak çözümler geliştirilebilmekte ve bu çözümler sorunlarla baş edebilmede etkili ve kalıcı sonuçlara varılmasını sağlamaktadır. Bu yöntemi kullanarak gerek okulda, gerek evde, gerekse sosyal çevrede bir çok şahıslar arası sorun çözülebilir. Ancak bu yöntemin istenilen sonucu vermesinde sorunu yaşayanların en az dört-beş yaşlarında ve Ben Sorun Çözebilirim Programının verildiği eğitimlere katılmış olması işi kolaylaştırmaktadır.

         Bu yaklaşım şahıslar arası sorunların bir çoğunun çözümünde kullanılabilir (anne-çocuk, baba-çocuk, öğretmen-öğrenci, yetişkin-yetişkin v.b.) ancak bilhassa çocuklar arasındaki sorunların çözülmesinde kullanıldığında gerçekçi çözüm yollarına ulaşılmasını sağlamaktadır ve sorunların çözümüne yedi basamaklı sistematik bir yapı önermektedir. Bu basamaklar aşağıda verilmiştir:

  1. ADIM: Sorunu / sorunun ne olduğunu tanımlayın.

     Ne oldu? Sorun nedir?

     (Söyleyecekleriniz, benim bu sorunu daha iyi anlamama yardım edecek).

  1. ADIM: Duyguları açıklığa kavuşturun.

     Ne hissediyorsun? veya …………… ne hissediyor?

  1. ADIM: Sonuçları açıklığa kavuşturun.

     Sen böyle yapınca sonuç ne oldu?

     (Bu soru ile şahıslar yapılanların sonuçları hakkında düşünmeye sevk edilirler ve sorun daha iyi anlaşılır).

  1. ADIM: Sonuçlarla ilgili duyguları açıklığa kavuşturun.

     Bu sonuç karşısında sen ne hissettin?

     (Örneğin sana vurunca veya senin oyuncağını alınca sen ne hissettin? v.b.).

  1. ADIM: Şahısları / çocuğu alternatif çözümler düşünmeye teşvik edin.

     Bu sorunu çözmek için farklı bir çözüm düşünebilir misin? Peki bu farklı çözüm yolu ne?

     (Örneğin: ikinizin de kendini kötü hissetmeyeceği veya onun sana vurmayacağı, v.b. bir çözüm yolu ne olabilir?).

  1. ADIM: Şahısları / çocuğu, her çözümü değerlendirmeye teşvik edin.

     Bu iyi bir fikir mi? Yoksa iyi bir fikir değil mi?

     Eğer iyi bir fikirse: Öyleyse git bunu dene.

     Eğer iyi bir fikir değilse: Sence bu iyi bir fikir mi? Sanırım farklı bir şey düşünmelisin.

  1. ADIM: Şahısın / çocuğun düşünme eylemini takdir edip onu düşünmeye teşvik edin.

     Eğer çözüm işe yararsa: Her şeyi kendin düşündün ve yaptın. Kutlarım! sen iyi bir sorun çözücüsün.

     Eğer çözüm işe yaramıyorsa: Farklı bir şey düşünmelisin. Senin iyi düşünen bir kişi olduğunu biliyorum! (Akt. Öğülmüş, 2001: 119).

“BEN SORUN ÇÖZEBİLİRİM” YAKLAŞIMINI KULLANARAK GERÇEK HAYATTA YAŞANAN BİR ÖRNEK SORUNU ÇÖZME

Durum: Fatih ile Rüveyda 6 yaşlarında hala-dayı çocuklarıdır. Fatih biraz uyumsuz bir çocuktur ve her fırsatta Rüveyda’nın elindeki oyuncakları alarak onu rahatsız etmektedir. En son olarak Rüveyda’nın büyük zevk alarak oynadığı bebeğini elinden almıştır. Rüveyda ağlayarak yan odada bilgisayar başında çalışmakta olan babasının (aynı zamanda Fatih’in dayısı olmaktadır) yanına gelir:

  1. ADIM:

Dayı: Ne oldu? Sorun nedir?

Rüveyda: Baba Fatih benim bebeğimi alıyor.

Dayı: Fatih lütfen buraya gelirmisin?

Fatih: Peki dayı.

Dayı: Fatih neden Rüveyda’nın bebeğini aldın?

Fatih: Çünkü ben de onunla oynamak istiyorum ve Rüveyda onu bana vermiyor, onun için ben de elinden zorla aldım.

  1. ADIM:

Dayı: Bu durumda Rüveyda ne hissediyordur?

Fatih: Üzülmüştür.

  1. ADIM:

Dayı: Oyuncak bebeği Rüveyda’nın elinden zorla alınca ne oldu?

Fatih: Bana vurdu ve ağlayarak senin yanına geldi.  

  1. ADIM:

Dayı: Sana vurunca ne hissettin?

Fatih: Canım yandı ve üzüldüm.

  1. ADIM:

Dayı: Rüveyda sana vurarak canını yaktı ve hem sen hem de Rüveyda üzgünsünüz. Şimdi, Rüveyda’yı üzmeden oyuncak bebeği alıp oynayabilmen için yeni ve farklı bir çözüm düşünebilir misin?

Fatih: Evet. Rüveyda’ya benim arabamı veririm ve ondan bebeğini isterim.

  1. ADIM:

Dayı: Bunu yapınca Rüveyda ne yapabilir?

Fatih: Bebeğini bana verebilir ama vermeye bilirde. Bende o zaman onu döverim ve bebeği elinden zorla alırım.

Dayı: Sence bu iyi bir fikir mi? Yoksa iyi bir fikir değil mi?

Fatih: Değil.

Dayı: Rüveyda sana bebeğini vermeyebilir. Rüveyda sana bebeğini vermeyince sen daha başka ne yapabilirsin?

Fatih: Onun oyununun bitmesini bekleyebilirim.

  1. ADIM:

Fatih: Aferin; düşündün ve iyi bir fikir buldun. Şimdi git ve düşündüğün çözüm yolunu dene bakalım.

Eğer çözüm işe yararsa:

Dayı: Fatih, nasıl? Düşündüğün çözüm yolu işe yaradı değil mi?

Fatih: Evet, Rüveyda demin oyununu bitirdi ve bebeğini oynamam için bana verdi, ben de ona arabamı verdim.

Dayı: Aferin, sen iyi bir sorun çözücüsün.

Eğer çözüm işe yaramazsa:

Dayı: Fatih, nasıl? Düşündüğün çözüm yolu işe yaradı değil mi?

Fatih: Hayır, Rüveyda halen bebekle oynamam için bana müsaade etmiyor, arabamı da almak istemedi.

Dayı: Farklı bir şey düşünmelisin. Senin iyi düşünen bir kişi olduğunu biliyorum!

Ve süreci 6.adımdan başlayarak tekrar işletiriz.

KAYNAKLAR

Demirci, C. (2000),  “Eleştirel  Düşünme”,   Eğitim  ve  Bilim,  Ocak  2000,

    Cilt  254, Sayı 115, Ankara.

Gordon, T. (1999), Etkili  Ana    Baba  Eğitimi, İstanbul, Sistem Yayıncılık.

________ . (2001), Etkili Öğretmenlik Eğitimi, İstanbul, Sistem Yayıncılık.

Kılıçlıoğlu, S.,  Araz, N.,  Devrim, H.,  (Editörler)   (1992),  “Robinson  Crusoe”

    Maddesi, Meydan Larousse Cilt: 21, İstanbul, Sabah Yayınları.

Öğülmüş,  S.  (1999),  “  Çatışma   Çözme   Beceriksizliğini    21.   Yüzyıla

    Taşıyacak mıyız? ”, Türk Yurdu, Mart-Nisan-Mayıs Sayısı, 1999, Ankara.

_________.  (2001), Kişiler Arası Sorun Çözme Becerileri ve Eğitimi, Ankara,

    Nobel Yayın Dağıtım.

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İlgili Terimler :