- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Psikopatoloji ll

Psikopatoloji ll sitemize 11 Nisan 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

psikopatoloji

sık sık üzüntülü olma ve ağlama;

Umutsuzluk;

Olağan aktivitelere ilginin azalması veya daha önce severek yaptığı aktivitelerden zevk alamama;

Sürekli bir can sıkılması, enerji eksikliği;

Sosyal soyutlanma, iletişim eksikliği;

Öz saygı eksikliği ve suçluluk duygusu;

Reddedilme veya başarısızlık konusunda aşırı hassasiyet;

Alınganlık, öfke veya düşmanlık davranışlarında artma;

İlişkiler sorunlar yaşama;

Sık sık baş ağrısı, karın ağrısı gibi fiziksel şikayetler;

Okul devamı veya okul başarısında düşüklük;

Konsantrasyon eksikliği;

Yeme ve/veya uyuma alışkanlıklarında büyük değişiklik;

Evden kaçmakla ilgili sözler veya teşebbüsler;

İntihar veya kendine zarar verici davranış düşünceleri veya ifadeleri.

Arkadaşlarıyla oynamayı seven bir çocuk artık yalnız vakit geçirmeye ve hiçbir şeyle ilgilenmemeye başlayabilir. Eskiden kendisine eğlendiren şeyler depresyon geçiren çocuk için artık hiç veya pek az eğlendirici bir hal almış olabilir. Kendilerinin sevilmediği, kötü çocuk olduğu şeklindeki söylemlerde bulunabilirler, olaylardan sıklıkla kendilerini suçlarlar. Benlik saygısında düşme nedeni ile kendilerine güvensiz ve çekingen olabilirler. Depresyondaki çocuk veya ergenler ölmek isteyebilir veya intihardan bahsedebilir. Depresyondaki çocuk ve ergenlerin intihar riski artar. Depresyondaki ergenler kendilerini daha iyi hissetmek için sigara, alkol veya başka uyuşturuculardan medet umabilirler.

BLUMIA NEVROZA

Adipozite, şişmanlık enerji bilançosunun bozukluğundan olabildiği gibi artmış yeme gereksinimi ile fazla kalori alınması sonucu da meydana gelebilir. Bu bozukluk büyük bir olasılıkla, acıkma-doyma mekanizmasının uyarılmasına bağlıdır ki, bunda psikovegetativ etkiler de rol oynayabilmektedirler.

Merkezi hipotalamustan yönetilen acıkma ve doyma duyusu, besin alımının düzenlenmesi yani bedenin enerji harcaması ile kalori alımının birbirine uyması konusunda önemli sinyaller verir. Şişmanlarda bu sinyal fonksiyonunda bir bozukluk vardır. Acıkma ve doymanın düzenlenmesi duruma uygun biçimde yönetilemez ve kişi fizyolojik açlığı ile doymasını yeterince algılayamaz. Açlık ve tokluk duygusunun yoğunluğu daha çok gerçeğe uymayan duygusal durumlarla karartaştırılır.

Şişmanlardaki patolojik derecede artmış olan yeme davranışı bir yandan açlık duygusunun artmış olması, öte yandan da tokluk duygusunun azalmış olmasına, yani sonuçta her iki duygunun algı niteliğinin bir arada bozulmasına bağlıdır.

Patolojik yeme davranışına bağlı olarak. artmış kalori alımı, şişmanların çoğunda onları hoş olmayan duygulardan (narsistik zedelenmelerden, depresyondan) korumaya yarar ve obje yitimi durumlarında daha da sivri bir davranış gösterir.

Bu patolojik ruhsal durumlar genellikle çok yoğun cinsel gelişim öncesi gelişim bozuklukları temeline dayanır. Yemek yeme ile kişi için hoş olmayan duyguların hafifletilmesi sağlanır Böylece kişi geçici de olsa kendini ruhsal açıdan biraz dengelenmiş hisseder.

Bazı hallerde ise yeme sırasında aşırı neşe, öfori durumuna rastlanır. Sonuç olarak, şişmanlarda psikolojik savunma nedenlerinin fizyolojik bir eyleme dönüştürülerek yararsız biçimde kullanılmaları söz konusudur.

BELİRTİLERİ

– Kişide kilo alma korkusu, yeme gereksinimini kontrol edememesine neden olur.

– Ruhsal travmalarda, çalkalanmalarda kriz halinde yeme davranışı gözlenir.

– Aşırı yemek yemenin rahatsız edici etkisiyle kusma amaçlı ilaç kullanımı görülür.

– Sosyo-ekonomik kültür düzeyi yüksek bireylerde görülme sıklığı daha fazladır.

– Cinsel güçlerinde bir azalma gözlenir.

– Kilo verme amaçlı yapılan diyet ve egzersizlere rağmen zayıflama gözlenmez.

– Normal beden ağırlığının çok üstünde bir ağırlığa sahiptirler

Arkadaşlarının ya da basın yayın organlarının etkisiyle kendi vücudunu beğenmeyen genç, başta diyet olmak üzere birçok yola başvuruyor ve zaman zaman ciddi sağlık sorunlarıyla da karşılaşabiliyor.

Zira, anoreksia nervoza ve bulimia nervoza olarak bilinen yeme bozuklukları en sık ergenlik döneminde görülür ve büyük çoğunluğunda ilk problem, aşırı bir diyet gayretidir. Klinik tablo anoreksia nervoza ve bulimia nervoza olarak tanımlanan yeme bozukluklarına dönüştüğünde ise, yoğun aç kalma ve diyet gayretinin de ötesinde, davranışlarla ilgili ve vücudu doğrudan etkileyen birçok sorun kendisini gösterir.

Şişmanlık Yanılsaması

Anoreksia nervosa ve bulimia nervoza, temelde bireyin beden imgesini yanlış değerlendirdiği, buna bağlı olarak kendisini şişman algıladığı, yemek yemeyi reddettiği ve bu nedenle aşırı kilo kaybına uğradığı durumlardır. Ancak; bulimia hastalarında; anoreksia hastalarında pek rastlanmayan dürtüsel kaynaklı abartılı iştah ve tıkanırcasına yeme atakları gözlenir.

Kızlar Daha Meraklı

Ergen kızlarda erkeklere göre daha sık görülür. Vücut şekli ve ağırlığı ile ilgili aşırı uğraş vardır, vücut görünümü ve ağırlığını sürekli kontrol etmeye yönelik neredeyse aç kalma noktasına varan diyet programları, kendisini kusturma, aşırı spor yapma, idrar söktürücü ve müshiller kullanılması gibi yöntemler sıkça gözlenebilir. Sürekli olarak açlık duyusunu kontrol etme ve aç kalma sonucu yiyeceklerle ya da yemeklerle yoğun uğraş; kişinin başka alanlara odaklanmasını güçleştirir, sinirli ve çökkün olmasına yol açabilir, zamanla bedensel problemler de başlar, kızlarda adet düzeni bozulur, kalori eksikliği sonucu aşırı zayıflama, enerji kaybı görülebilir.

Bulimikler bazen kendiliklerinden tedavi yardımı arayabilirler ancak anoreksikler daha dirençlidirler, ebeveynleri ile aşırı çatışma  yaşayabilirler.

 Öğünleri azaltma dışında kendi kendisini kusturma veya idrar söktürücü ve müshil kullanma, yoğun egzersizler denenmesi

Bunlara ilaveten kaygı artışı, dürtüsellik, sinirlilik, vb. pek çok davranış problemi ortaya çıkması

Yeme bozukluklarının tedavileri zordur. Hastanın beslenme imajındaki bozulma ile başa çıkmaya yönelik psikoterapi, aile içi dinamiklerin hedeflendiği aile terapisi,beslenme alışkanlıkların yeniden yapılanması amacı ile diyetisyen desteğini içeren çok disiplinli bir yaklaşım gerekir.

Çevikaslan, ‘bulimia nervoza’nın ‘anoreksi nervoza’ ile birlikte, psikiyatride ‘yeme bozuklukları’ denilen ayrı hastalık grubunu oluşturduğunu söylüyor:
“Her ikisinde de sürekli olarak yiyeceklerle ve kalori hesaplarıyla uğraşılır, belirli bir kilonun altında kalmak hedeflenir. Ancak bu hedef yenilenleri çıkarmaya çalışma, spor merakı, idrar söktürücü, müshil gibi ilaçlar kullanma noktasına varabilir. Anoreksia ile bulimia arasında belirgin bir fark, anoreksialıların sürekli ‘diyet’ halinde olmasıdır

Yanliş cinsellik

Türkiye eşcinseller açısından bakıldığında daha çok reddedici ülkeler gurubuna yakın gibi görünmektedir. Bu tür toplumlarda cinsiyet rolleri “gender roles” kesin sınırlarla ayrılmıştır ve kadınsı davranan erkeklere tepki vardır ve karşı cinse ait davranışlar göstermekle eşcinsellik eş tutulur.

Erken gebeliğin yanı sıra ‘AIDS’, ‘Hepatit B ve C’ ile ‘kasık biti’ne kadar birçok hastalık görülüyor

Madde bagimliliği

Dayanıksız,güçsüz bir kişilik yapısı ve kaygı yaratan durumlardan kaçma eğilimi

– İç disiplinden uzak dıştan denetimli sosyal bağımlı kişilik özellikleri

– Duygusal bakımdan olgunlaşmamış olma

– Hazza ve zevke eğilimli sorumluluk ve inisiyatif almaktan kaçınan yapı

– Kötü alışkanlıklara sahip arkadaşlar

– Aile içi iletişim ve duygusal paylaşımlarla yetersizlik ve verimsizlik…

– Madde Kullanan Bir Genci Tanımak İçin Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

– Geceleri çok sık dışarı çıkıyorsa ve bar disko gibi eğlence yerlerine çok sık gitmeye başlamışsa

– Eski arkadaşlarını bir bir ve kısa sürede terk edip yeni ve çok sık beraber olduğu yeni arkadaşlıklar kurduysa ve kim olduklarından  ailesine bahsetmiyorsa

– Gece saatleri bile olsa gelen bir telefonla apar topar dışarı çıkması gerekiyorsa ya da cevapsız telefonların sayısında belirgin artış varsa

Çok para harcamaya ya da istemeye başlamışsa

Ona ait olmadığını bildiğiniz eşyalarla geliyorsa ve bunları bir daha göremiyorsanız

Ani kilo kayıpları ve iştah sorunları varsa

Uyku düzeni bozulduysa

Göz çevresinde kızarmalar,donuk bakışlar oluyorsa

Elde ve vücutta daha önce görmediğiniz titremeler varsa ve daha bir çok aniden değişen sosyal ve fiziksel koşullar madde kullanımının işaretleri olabilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  1. hazırladığım

ıÜüErgenin gelişiminde akran etkileri önemli bir role sahip olduğundan, özellikle maddeyi deneme açısından akran grupları çok önemli rol oynar (Dusek, 1987). Ergenin içinde bulunduğu akran grubunun madde kullanması veya madde kullanımına yönelik tutumları, ergenin akranları ile kurduğu yoğun yakınlık ve akranlarının madde kullanımına ve tutumlarına ilişkin algısı, akran ile ilgili risk etkenleri arasındadır. Ergenin içinde bulunduğu akran grubunda madde kullanılıyor olması öncelikle, ergenin madde kullanımını kabullenmesine, sonrasında da denemesine yol açmaktadır.

Aile ile ilgili risk etkenleri arasında ise ebeveynin madde kullanımı, ana-babanın madde kullanımına ilişkin düşünce ve tutumları, anne-babanın madde kullanımına veya sapkın davranışlara yönelik gösterdiği tolerans, anne-baba ve ergen arasında yakınlığın bulunmaması, anne-babanın çocuğunun yaşamıyla ilgilenmemesi ve disiplin sorunları yer almaktadır. Bazı durumlarda ergen huzursuz aile ortamından kaçmak için alkol ve madde kullanabilmektedir. Anne-babanın aşırı içki tükettiği, tutarsız disiplin uygulamaları bulunan ve anne- babanın çocuk üzerindeki kontrol ve yönlendirme düzeyinin düşük olduğu ailelerden gelen ergenler, madde bağımlılığı açısından yüksek risk grubunu oluşturmaktadır (McNamara, 2000). Kendini gösterme,büyüdüğünü kanıtlama çabası. Arkadaş gurubuna dahil olma,dışlanmama ve kendini yalnız hissetmemek için o grubun kurallarına uymaya çalışır. Ergen,bu maddelerin gençlik bunalımlarını aşmada yardım edeceğini düşünür.  Merak. Bir kısım gençte bu tarz bağımlılık yapan maddeleri sadece merak ettiklerinden deneme ihtiyacı duyarlar. Onları ”Bir kereden bir şey olmaz.”zihniyeti  bağımlılığa iter

Bireysel etkenler arasında, küçük yaşlardaki davranım problemleri, saldırganlık ve düşük okul başarısı başta gelmektedir. Ayrıca, madde kullanımına küçük yaşlarda başlama, ergenin madde kullanımı hakkındaki düşünce ve tutumları ve risk alma davranışları da bu grupta yer almaktadır (Bukstein, 1995).

çııÖÖçşıÜüMerak, özendirme, yeni zevkleri tatma isteği olarak sıralamaktadır.çııÖÖçşıÜüergen için önem kazanmaktadır. Bu dönemdeki diğer bedensel ve korkulan yaşantıların nasıl bir şey olduğunun araştırılması, söylendiği kadar korkutucu olup olmadığının kanıtlanması ve denetim altına alınması ile koşuttur. Birçok ergen için bu deneme ikinci evreye geçişe yolaçar

çııÖÖçşıÜüBu evredeki herhangi bir madde kullanımı kendi kendine tedavi (self-medication)

olarak kabul edilebilir. Anksiyete ve gerilimden kurtulmak veya yalnızca eğlenmek

amacı ile madde kullanılır. Ergen bu kendi kendine tedaviyi adaptif bir yaşantı olarak

algılayabilir, ancak bu gerçekte maladaptiftir.

Genetik faktorker de etkili olabilir.

çııÖÖçşıÜüAlkolik anne-babaların biyolojik çocuklarında, çocukuluk

çağında artmış davranışsal aktivitenin bulunması, bunların ileri yaşlarda alkol

kullanımı ve ergenlikte madde kullanımı riskini artırmaktadır

çııÖÖçşıÜüÖrneğin anne-babanın çeşitli ilaçları kullanma

alışkanlıkları, çeşitli sorunlarla karşılaştıkları zaman bunları çözmede kullandıkları

başa çıkma yolları, gencin de sorunlarla karşılaştığında anne-babayı örnek alarak başa

çıkmak için bunları kullanmasına neden olabilmektedir.(akran:

çııÖÖçşıÜüSosyalizasyonun azalmasına ek olarak akranlar tarafından reddedilme

kişisel yetersizlik, yalnızlık veya öfke duygularını ortaya çıkartabilir ve daha fazla

maladaptif davranışa neden olur. Ergenlikte grup baskısına uyma, çocukluk ve yetişkinliktekinden daha fazla olduğu için arkadaşlıklar riskli davranışlar için güdüleyici olabilmektedir. . Bazı durumlarda ergen akran grubuna kabul edilmek için veya arkadaşları tarafından onay görmek için onların hareketlerini, tutumlarını benimser görünür.

Grup liderlerinin saldırganca davranış sergilemesi ve suça eğilimli olması durumunda gruptaki gençler suç oluşturacak davranışlar sergileyebilirler.

Arkadaşlarına ayırdiği zamanı dengelemezse aileyla sorunlar oluyor

Cinsel kimlik oluşurken sorunları aşmada akranlar olumlu rol oynuyor

Kutlu, ayrıca ergenin arkadaş grubu ile ilişkilerinde diğer insanlarla ilişki kurma ve gruba uyum sağlamayı yani toplum yaşantısını öğrenir.

Arkadaşları tarafından kabul edilen ergenlerin olumlu kişilik özellikleri geliştirirler

Önce akranlar tarafından reddedilen çocuk başka risk faktörlerinin de eklenmesi ile

giderek normal akranlarından soyutlanır ve kendi gibi tanımlanan çocuklarla ilişki

kurar

meslek: Bu süreç içinde meslek modellerini idealleştiren ve aşırı özdeşleşme sonucu kendi kimliği yerine modellerinin kimliğine sahip olduğu duygusuna kapılan ergenler, ana babaları ile özdeşleşmekten şiddetle kaçınırlar. Ebeveynle özdeşleşme yerine onların telkin ve baskılarına kimi zaman düşüncesizce isyan etme, onların değer sistemlerini reddetme ve mahrem yaşamlarına müdahalelerini bir tecavüz gibi algılama eğilimi ile  ‘asilik’ baş gösterir.

Danışman ergeni Sectiği meslekle ilgili iyi bir okula yönlendirebilir

Meslek rehberliği aracılığı ile kişinin kendi yetenek ve ilgisine uygun bir mesleği seçme olanağı elde etmesi için, hem kendisine, hem de mesleklerine ilişkin düzenli ve sürekli bilgilere gereksinimleri vardır

Olgunluk düzeyi ne olursa olsun psikolojik danışma yardımı sağlanmış olsa bile hiçbir bireyin çok kısa bir sürede gireceği meslekle ilgili uygun bir karar alması düşünülemez.

Teknolojinin ilerlemesi sonucu her yıl çalışma hayatına yeni meslekler katılmakta, bazı meslekler ise çalışma hayatından silinmekte yada biçim değiştirerek varlıklarını sürdürebilmektedir. Mesleklerde uzmanlaşmanın da arttığı görülmektedir. Yeni meslekleri tanıtabilir.

Kendini tanıma, kişinin uygun mesleği seçmesi ve bu işte başarılı, doyumlu olması açısından önemlidir. Kişinin kendini tanıması, anlaması, ilgileri, yetenekleri, kişilik özellikleri, düşünceleri, değer yargıları ile ilgili farkındalık düzeyinin sağlanması ile mümkündür.

Kendinizi tanımadan gerçek dışı hedefler kurgulamaya başladığınızda sizi hayal kırıklıkları bekleyecektir. Sayısal derslerde yeteneği düşük birisinin “doktor” olma hayali veya bedensel avantajları olmayan birisinin “subay” olma amaçları hedefine ulaşmayacaktır

Mesleğin seçilmesi sorumluluğu size aittir. Bu sorumluluğu başkaları üzerine almamalıdır. Başkalarından yardım alınabilir; uzmanların, öğretmenlerin, anne ve babanızın görüşleri de önemlidir. Ancak seçimin olumlu ve olumsuz sonuçlarından en fazla kendinizin etkileneceğini unutmamak gerekir.

YÖNELME YÖNELTME
1. Meslek seçimi sorumluluğu çocuğa aittir. 1. Meslek seçimi sorumluluğu anne-baba veya eğiticilere aittir.
2. İçten kontrolü geliştirir. 2. Dıştan kontrole bağımlılığı artırır.
3. Sorumluluk duygusunu geliştirir. 3. Sorumluluk duygusundan çok bağımlılık duygusunu geliştirir.
4. Herkesin rolü belirlidir, çatışmadan çok işbirliğine dayalıdır. 4. Anne-Baba belirler, çocuktan uyması beklenir. İşbirliği olmadığından çatışmalar çıkar.

 

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İlgili Terimler :