- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Problem Çözme Becerisi

Problem Çözme Becerisi sitemize 24 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

PROBLEM ÇÖZME

 

            Eğer amaçlar ve ilişkiler çok önemli ise, insanlar problem çözme sürecini zaman kaybetmeden başlatmalıdırlar. Bu süreç bireyin çatışmayla ilgili görüşünü ve duygularını doğrudan belirtmesini içererek, karşısındaki kişiyi de aynı şeyi yapması için pazarlığa davet eder. Buradaki amaç, sorunları, tarafların çıkarlarının doğasını, gücünü ve çatışmanın temelinde yatan üstü örtülü çıkarlarının ve o andaki duygularının keşfedilerek açıklanmasıdır. Bu stratejinin en önemli özelliği, çatışmaların yapıcı olarak çözümlenmesidir.

            Problem çözmede şu adımlar izlenir:

  1. Önce pazarlık edilip edilmeyeceğine karar verilmelidir,
  2. Doğru zaman saptanmalıdır,
  3. Bireye değil soruna odaklaşılmalıdır,
  4.  Önce kolay çözülebilecek sorunlardan başlanmalıdır.
  1. Konuşmak ya da konuşmamak yolunu seçebiliriz: Günlük yaşam sürerken, çatışmasız yaşayabilmek olanaksızdır. İnsanlar birlikte çalıştıkça, düşünceleri, bilgiyi, kaynakları, nesneleri, malzemeleri paylaşmak zorunda oldukça problemlerle karşılaşmamaları olanaksızdır. Öncelikle, çatışmalarla yüzleşerek onların çözüleceği mi, yoksa sessiz kalıp çatışmaların sürüp gitmesine izin mi verileceğine karar verilmesi gerekir. Şunu da unutmamak gerekir ki, her zaman çatışmaları açıkça tartışmak yararlı olmayabilir. Çatışmaların her zaman açıkça ortaya konup tartışılabileceğini varsaymak yanlıştır. Ancak çatışmaların asla açıkça ortaya konulup doğrudan tartışılmayacağını var saymak da yanlıştır. “Konuşacak mısınız yoksa susacak mısınız?”. Buna karar verebilmek karşımızdaki kişiye ve duruma bağlıdır. Öncelikle kendinize şu soruları sorun:
    • “Karşımdaki kişiyle ilişkim nasıl?”: Eğer güçlü bir ilişki varsa tartışma açık ve doğrudan yapılabilir.
    • “Karşımdaki kişi çatışma üzerine tartışabilecek yetiye sahip mi?”: Karşımdaki kişi çatışmayla ilgili olumlu bir tartışma yapabilecek güçte ve olumlulukta olmayabilir. Karşımızdaki kişi çok gergin, üzgün, değişebilme gücü çok düşük, öz saygısı ve güveni çok düşük ya da çatışma çözebilme becerileri gelişmemiş olabilir. Eğer ilişkinin güçlü olduğuna güveniyorsanız ve karşınızdaki kişinin problem çözme sürecini yürütebileceğine inanıyorsanız tartışmayı başlatın.
    • Bir zaman (randevu) belirleyin: Vurup-kaçmayı denemeyin. Bir çatışmayla ilgili tartışmayı başlatmak, çatışmanın kolayca çözülebileceği anlamına gelmez. Bu bir başlangıçtır, sonuç değil. Pazarlık üzerine uzun bir çaba harcayabileceğiniz gerçeğine karşı hazırlıklı olun. Tartışmak için zamana gerek vardır. Vurup-kaçma davranışında, siz çatışmalarınızla ilgili bir konuşmayı başlatırsınız, çatışmayı tanımlarsınız, duygularınızı ifade edersiniz ve karşınızdaki kişi size daha yanıt vermeden ortadan kaybolursunuz. Böyle bir vurup-kaçma eğilimi zarar vericidir. Karşı tarafta öfke ve nefret duyguları yaratır, hiç de yapıcı bir tartışma değildir. Pazarlığı başlatmak için zamanlama önemli bir adımdır. Konuşulacak zamanın kararlaştırılması her iki tarafın da çatışmayla yüzleşmeye hazır olabilmesi için önemlidir. Yorgunluk, üzgün olmak gibi durumları önler, zaman tartışmak için darsa ve taraflar dikkatlerini toplamakta zorlanıyorlarsa, birlikte karar vererek başka bir zaman saptayın.
  2. Karşınızdaki kişiye değil probleme odaklaşın: Çatışma yaşanan kişi problemden ayırt edilmek zorundadır. Kişiselleştirilmiş saldırılardan sakının. Pazarlıkları kişisel eleştiriler, suçlamalar, istismar edici bir dil ve acı verici iğnelemelerden uzak kalarak yapmalısınız.

Aşağıdaki öğeler size doğru noktaya odaklaşabilmenizde yardımcı olabilir:

  • Karşınızdaki kişinin sadece düşüncelerini ya da davranışlarını kabul etmediğinizi, yoksa tüm kişiliğine karşı olmadığınızı netleştirin,
  • Karşınızdaki kişinin sizin düşünce ve davranışlarınıza yönelttiği eleştirileri kendi kişiliğinizden ayırın,
  • Şaka yapabilme gücünüzü gündemde tutun,
  • Tüm zarar verici aletleri çevrenizden uzak tutun. Böylece her iki tarafın birbirine zarar vermelerini engellemiş olursunuz,
  • Karşınızdaki kişinin benliğini korumaya çalışın. Karşınızdaki kişinin kendi görüşünden vazgeçip sizin bakış açınızı kabul edebilir nedenler üretin.
  1. Duygularınızı beceriklice yönetebilin: Birbirleri için yabancı olanlara kıyasla uzun vadeli ilişkiler içerisinde olan kişiler için yaşanan çatışmalar yoğun duygulara neden olur. Karşımızdaki kişiler, bizim gereksinimlerimize duyarsız kaldıklarında yoğun duygular yaşanır. En zor baş edilen duygu, korku ve öfkedir. Karşımızdaki kişiye cezasını vermek isterken ve öfkeliyken pazarlığı başlatabilmek güçtür. Karşınızdaki kişinin size psikolojik ya da fizyolojik zarar vereceğinden korktuğunuzda etkili problem çözme yollarını kullanamazsınız. Ancak duygularınızı denetim altında tutabildiğinizde çatışma sürecini başlatabilirsiniz.
  1. Kolay çözülebilecek çatışmalardan başlayın: “Koşmadan önce yürümeyi öğrenin.” Sorunu belirleyin. Eğer çatışma konusu çok geniş ise, ufak parçalara bölün. Ufak anlaşmalar yaparak bütüne ulaşabilirsiniz. İletişim kurmak için uzun süre beklemeyiniz. Olaylar, küçük ve somut iken süreci başlatın. O zaman işiniz daha kolay olacaktır.
  2. Güven: Eğer taraflar birbirlerine güveniyorlarsa sorun çözme sürecini daha kolay başlatabilirler. Aşağıdaki durumlarda güven ve hoşlanma daha fazla önem kazanır:
  • Taraflar gelecekte birbirleriyle işbirliğine dayalı bir etkileşime gireceklerse,
  • Eğer her iki taraf da aynı gruba ait ise,
  • Eğer taraflar başarıya ulaşabilmek için işbirliğine girmek zorundaysalar,
  • Eğer karşı taraf son zamanlarda kişiye yardımcı olmuş ise taraflar birbirlerine daha kolay yardımcı olabilirler.

ŞAKANIN KULLANILMASI

            Çatışmaların yapıcı olarak ele alınmasında şaka çok önemlidir. Şaka yapabilme gücünüzü gündemde tutun ve diğer kişinin de kullanabilmesine yardımcı olun. Şaka en iyisi değilse bile iyi ilaçlardan birisidir.  Şaka ortamı rahatlatır, bireylerin gevşemesini sağlar.

            Genellikle okul ortamında sorun davranışlar sergileyen öğrencileri öğretmenler önce zor kullanarak doğru davranışlara davet ederler. Baş edemediklerinde ise sınıftan dışarı atarlar. Eğer çatışma çözmede kullandığınız yolları bilirseniz kendinizi zenginleştirebilirsiniz. (Örneğin; bir arkadaşınız sizi zorluyorsa, onu durdurup problem çözme sürecini başlatabilir ya da siz de ona karşı güç kullanabilirsiniz. Size kullanılan stratejileri tanımak kadar, sizin kendi kullandığınız stratejileri tanımanız da sizi güçlü kılar. En sık kullandığınız stratejileri bularak, çatışmalarınızı çözmede işe yarayıp yaramadığını test edebilirsiniz.

PROBLEM ÇÖZME SÜRECİ

            Problem çözmede amaç, tarafların fayda sağlayabileceği bir anlaşmaya ulaşabilmeleridir. Böylesi bir anlaşma dürüstçe ulaşılan bir çözümdür. Süregelen ilişkiler içerisinde her iki taraf da birbirlerinin çıkarlarını gözetmelidir. Her iki taraf da aynı amaç için çabalarken, çıkarlar üzerine konuşmak her iki tarafa da yarar sağlar.

  1. İsteğinizi anlatın: Pazarlık öncelikle bireyin ne istediğini açıkça ortaya koyup ifade edebilmesiyle başlar. Her insanın istek, gereksinim ve amaçları olması en doğal hakkıdır. Ancak bunları ifade ederken yapılan 2 önemli yanlış vardır:
  1. Saldırgan davranarak karşınızdaki kişiyi incitmek,
  2. Susup hiçbir şey söylemeyerek istek ve çıkarlarınızı kendinize saklamak.

Oysaki karşınızdaki kişiye saygı duyarak ne istediğinizi ifade edebilirisiniz. Ancak karşınızdaki kişinin sizin istek, gereksinim ve amaçlarınızı karşılamayı reddetme hakkı vardır. Çünkü o da, bunları kendi çıkarlarına bir tehdit olarak görebilir. İnsanlar karşısındaki kişileri memnun etmek uğruna kolay kolay kendi çıkarlarından vazgeçmezler.

İstediğinizi ifade ettikten sonra karşınızdakinin bunu aynen yerine getirmesini de beklemeyiniz. İsteğinizi ifade etmenin, onun karşınızdaki kişi tarafından hemen kabul edilmesi olduğunu sanmayın.

  • Kendi isteklerinizi karşınızdakilere, açık ve tanımlayıcı ifadeyle anlatarak iletişim kurmaya çalışın.
  • İsteklerinizi, gereksinimlerinizi ve amaçlarınızı özelleştirin. Ör; Ben, benim, bana vb.
  • Karşınızdaki kişinin amaçlarının da, problemin bir parçasını oluşturduğunu bilin ve karşınızdaki kişiye davranışlarının sizin isteklerinizi nasıl engellediğini açıklayın. Gözlemlediğiniz davranışları örnek olarak verin. Yargılamayın, değerlendirmeyin, işin içine bireyin güdülerini, kişiliğini ve tutumlarını karıştırmayın.
  • Uzun vadeli işbirliğine dayalı ilişkilere odaklaşın. Aslında pek çok çıkar çatışması o anda yaşanan sorunlarla ilgilidir. Uzun vadeli ilişkileri düşünerek yapılan görüşmeler gelecekte ilişkinin nasıl bir değişimle karşılaşabileceğinin irdelenmesiyle ilgilidir. Burada konuşma dili önem kazanır. “Ben dili” kullanılarak ilişkiyi nasıl gördüğünüzü anlatmalısınız. Ör; “Sanırım dün yaşadığımız anlaşmazlıkla ilgili konuşmamız gerekiyor.”
  • Karşımızdaki kişinin dinlenme gereksinimi vardır. Çatışma çözmedeki en önemli adım DİNLEYEBİLMEKTİR.
  • Yüz yüze bir iletişim kurun. Sizin sıranız gelinceye kadar sessizce dinleyin. Karşınızdakinin söyledikleri üzerinde düşünün ve onu anladığınızı ona bir biçimde anlatın. İyi bir dinlemenin temel taşı, söylenenlerin yeniden kendi sözcüklerinizle tekrarlanmasıdır. Karşınızdaki kişinin anlattıklarının içeriği ve bu içeriğe eşlik eden duyguların anlaşılıp karşıya aktarılmasıdır. Bu tekrar aktarım iletişimi güçlendirir. Bu geri aktarım karşınızdaki kişiye doğrudan bir geri bildirimdir. Sizin onu ne denli iyi anladığınızın bir ifadesidir. Eğer bir yanlış anlaşılma var ise, karşınızdaki kişi sizi düzeltebilir, eklemeler yapabilir. Bu aynı zamanda sizin onu anlamaya çabaladığınızın da bir göstergesidir. Onu dinleyerek ona değer verdiğinizi ve onun dinlenmeye değer olduğuna inandığınızı gösterir. Tüm bunları sözlü ve sözsüz iletişim kanallarıyla yapabilirsiniz.
  1. Çatışmanın iki tarafa da ait bir sorun olduğunun belirtin: Çatışmayı bir kazan/kaybet durumu olarak görmekten kaçının.

İki keçi köprüde birbirlerine vururlarsa ikisi de düşer. En ufak sorunlar bile bir kazan/kaybet durumu olarak ifade edildiklerinde ciddi problem haline dönüşürler ve bir yarışma alanı oluştururlar. Kazan/kaybet yaklaşımı çatışmaları alevlendirir, gerilimi arttırır ve ilişkilerin geleceğini yok eder. Eğer sorunu her iki taraf da kabul edip çözmek için karşılıklı işbirliği içerisine girerlerse iki taraf da kazanır, kaybeden olmaz.

      En büyük sorunlar bile çözümlenmesi gereken sorunlar olarak tanımlandıklarında çözümlenebilir çatışmalar olarak görülmeye başlanırlar.  Bu yaklaşım iletişimi arttırır, güven, hoşlanma ve işbirliğini destekler.

  1. Çatışmaları özel ve küçük parçalar halinde ifade edin: Bir çatışmayı, karşımızdaki kişinin tüm kişiliğine ve yaşamına genellemeyin. Özele indirgemek ve parçalara bölmek çözümü kolaylaştırır. Sorunu küçükken çözmek daha kolaydır, sorun büyüdükçe çözüm zorlaşır.
  2. Duygularınızı ifade edin: Çatışma çözmede duyguların kontrol ve ifade edilmesi en zor adımdır. Bir çatışma duygular anlaşılmadan ve ifade edilmeden çözümlenemez. Örneğin; insanlar öfkelerini bastırır ya da saklarlarsa ve anlaşılmış gibi yaparlarsa nefret yok olmaz, gizliden gizliye korunur. Böylece çatışmaları yapıcı yollarla çözmek olanaksız olur.

Duyguların yaşanması ve paylaşılması yoğun ilişkilerin kurulmasını sağlar. Uygular ilişkilerin yapıştırıcısıdır. Anlaşılmayan duygular ön yargılara neden olur, güvensizlik yaratır ve yapıcı çözümü bozar, bireyin davranışlarını kontrol edebilmesini zorlaştırır.

Duyguların ifade edilmesinden korkulur. Çünkü duyguların anlaşılması alay edilmesi riskini yaratır. Bir çatışma anında da duyguların ifade edilmesi güçtür. Öfkenin, incinmişliğin, kuşkunun, hayal kırıklığının anlatılabilmesi deneyim ve beceri gerektirir. Duygularının gizlenmesi karşıdaki kişileri de yanıltır. Örneğin; istemediğiniz halde ağlayabilirsiniz. Sesinizi yükseltmemeniz gerekirken bunu yaparsınız ya da olmadık bir yer de gülüp karşınızdaki kişiyi rahatsız edebilirsiniz.

Başkalarına duygularınızı ifade edebilmek için öncelikle kendiniz bunların farkında olup duygularınızı tanımlayınız. İletişim kuramama dolaylı ve yetersiz iletişime yol açar.

  • Etiketleme: “Kabasın, düşüncesizsin, bencilsin.” vb.
  • Emir Vermek: “Sus” vb.
  • Soru Sorma: “Her zaman böyle deli misin?” vb.
  • Suçlama: “Beni takmıyorsun” vb.
  • Alay: “Bu kadar erken gelmene sevindim.” vb.
  • Onay: “Harikasın.” vb.
  • Onaylamama: Berbatsın.” vb.
  • İsim Takma: “Sürüngensin.” vb.

Bunlara çok sık rastlarız ancak bunlar etkisiz iletişim biçimleridir. Bunlara karşıdaki kişiye duygularla ilgili doğru ve sağlıklı mesaj vermede yetersizdir.

Daha yeterli yollar şöyle sıralanabilir:

  • Duygunun adını belirtiniz: “Öfkeliyim”, “sıkılıyorum”, “senden hoşlanıyorum”.
  • Nasıl hissettiğinizi ifade etmek için duyular aracılığıyla tanımlamalar yapın: “Üzerime basılıyor gibi hissediyorum kendimi”, “Üzerimden tank geçmiş gibi hissediyorum.”
  • Hissettiklerinizin sizi nasıl davranmaya ittiğini ifade edin: “İçimden suratına bağırmak geliyor”, “İçimden seni kucaklamak geliyor.”
  • Canlandırmalar yapın: “Üzerine basılmış kurbağa gibi hissediyorum kendimi”, “Sahilde bir çakıl taşıyım.”

Duygu ifadesi kişisel ve doğrudan olmalıdır.

  • Sana kızıyorum(duygu)
  • Sırayı bozup herkesin önüne geçtiğinde (davranış)
  • Bu adil değil, sıranı herkes gibi beklemelisin (davranışın sizin üzerindeki etkisi)

Duyguların ifade edilmesi iletişimi başlatır. Olumsuz duyguların ifade edilmesi bile iletişimdir. Aynı zamanda bir şeylerin yolunda olmadığının işaretini verir. Her iki taraf da bunu fark edebilir ve ilişkiyi düzeltmeye geliştirmeye çalışır.

  1. Çalışma içerisindeki konumumuzla ilgili nedenleri karşımızdakiyle paylaşım.

İstekler belirtilip, taraflar birbirlerini dikkatlice dinledikten ve çalışmayı tarif ettikten özel ve küçük parçalara böldükten sonra bu çatışmalardaki bireylerin konumunu ifade ediniz.

  • İşbirliğine yatkın niyetinizi ifade edin.
  • Çalışmada olduğumuz konunun nedenlerini anlatın ve diğer kişinin nedenlerini de dinleyiniz.
  • Sizin ve karşınızdaki kişinin çıkarları arasındaki farkları belirtin.
  • Karşınızdaki kişiye yetki verin.
  1.  İşbirliğiyle ilgili niyetlerinizi ifade edin: Geleceğe yansıyarak etkileri genişler.

Birlikte her ikimiz için de iyi olabilecek sona anlaşmaya ulaşmak için çalışalım. Siz kendi isteğinizi elde etmeye çalışırken karşınızdaki kişinin istek ve gereksinimlerini keşfedebilmeye onun da doyum sağlayabilmesini gözetmeliniz.

  1. İstek ve çıkarlara odaklaşmak, çatışmadaki konuma değil.

İki kız kardeşte evdeki varolan tek portakalı istiyor. Kardeşlerden birisi kek yapmak için kabuk istiyor, diğeri ise portakalın içini istiyor suyunu almak için. Ancak çatışmadaki konumları ise “portakalı istiyorum”dur. Konumları karşıt ama çıkarları karşıt değil. Çatışan taraflar temelde yatan çıkarlarını ortaya çıkarabildiklerinde ortak çözüm bulunabilir.

Çatışma çözmenin temelinde bireyin kendi amaçlarına ulaşırken karşısındaki kişinin de amaçlarına ulaşabilmesi için ona yardımcı olabilmelidir.

Unutmayalım ki karşı olan konumların ardında paylaşılabilen ortak amaçlar da bulunur.

  1. Önce ayrıştırmak sonra bütünleştirmek:

Neyi kabul etmediğinizin ayırdına  varmadan çatışmaları çözemezsiniz. Kendi amaç ve çıkarlarınızla karşıdaki kişinin amaç ve çıkarları arasındaki farkları ilkin görebilmeliyiz.

Benim çıkarlarımla, seninkiler arasındaki farklar neler?

İsteklerimiz ve çıkarlarımız hangi noktalarda benzer?

Onun hangi davranışlarını kabul edemem?

O benim hangi davranışlarımı kabul edemez?

  1. Karşınızdaki kişiye de yetki verin:

Paylaşılan güç ve akılcı anlaşmaların yapılabilmesi birbirlerine paralel gider.

Karşıdaki kişiye yetki ve güç vermenin bir yolu uzlaşmak için bir pazarlığı başlatabileceğinizi ifade etmelidir.

Unutmayalım ki insan kendini güçsüz hissettiğinde saldırgan olur ve tüm sistemleri yakabilir.

  1. Potansiyel sorunlar:
  • İnsanlar her zaman çatışma durumundaki pozisyonlarının altında yatan çıkarlarını anlayamazlar ve tanımlayamazlar.
  • Bazen de bu çıkarları açıklarlarsa karşılarındaki kişilerin bunu onların aleyhine kullanabileceklerinden korkarlar.

Genellikle insanların çıkarları hiyerarşik bir dizi izleyen ağaç gibidir. Ya da bir buzul gibi arkada olan suyun üstündeki çukurlar gündemdedir ancak derindeki çukurlar suyun altındadır. Daha yoğun tartışmalar yoluyla bu derindeki çukurlar ortaya çıkar.

  1. İki tarafında birbirlerinin bakış açılarını ve olayla ilgili algılarını anlayabilmeleri

Bir çatışmayla ilgili başarılı bir tartışmanın yürütülebilmesi için karşımızdaki kişinin bakış açısını çatışmayı algılayış biçimini anlayabilmemiz gerekiyor.

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :