- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Oyun Yoluyla Çocuğu Tanıma

Oyun Yoluyla Çocuğu Tanıma sitemize 24 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

OYUN YOLUYLA ÇOCUĞU TANIMA

OYUNUN TANIMI
• Oyun nedir?

Oyun; çocuğun çevresinde olup bitenleri öğrenme yöntemidir, çocuğun işidir. Oyun,
çocuğun gerilimden kurtulmasını ve biriktirdiği enerjisini boşaltmasını sağlar. Çocukların dünyasında önemli bir yer kaplayan ve vazgeçilmez bir unsur olan oyun, onun gerçek hayatı öğrenmesi için bir araç, duygularının ifade edebilmesi için de bir vasıta. Çocuklarla iletişim kurmanın onların dünyasını paylaşmanın bir çok yolu vardır. Oyun bu yolların en doğalıdır.

Oyunu nasıl tanımlarız?

Herhangi bir etkinliği oyun olarak tanımlayabilmek için aşağıdaki beş olmazsa olmaz özelliği içermesi gerekmektedir (Rubin, Fein ve Vandenberg, 1983).

1) Oyun içten güdümlü bir davranıştır. Kendi içinde bütünlüğü vardır. Belirli amaca yönelik olmayıp etkinliğin kendisi önemlidir.
2) Oyuna katılmak çocuğun özgür seçimidir. Oyun etkinliğinin başkaları tarafından yönlendirilmeyip çocuğun kendi seçimi oması önemlidir.
3) Çocuk oyun oynarken eğlenmeli, hoş vakit geçirmelidir..
4) Oyun gerçek hayatın taklidi olmayıp çocuğun yaşantısına uygun düşecek şekilde çarpıtılmış, sanki öyleymiş gibi değiştirilmiş şeklidir. Çocuk bu ortamda hayalindekileri yaşatır, istediği durumları yaratır., yeni roller üstlenir, hayali ilişkiler geliştirir.
5) Çocuk oyunda aktif bir rol oynar. Bütünüyle kendini yaşar, başkaları tarafından yönlendirilemez.

Oyun en yalın şekliyle tamamen fizyolojik bir olgudan veya psişik bir tepkiden daha fazla bir şeydir. Biyolojik ve fiziksel etkinliklerle sınırlanmamalıdır. Oyun, anlam taşıyan, yaşamın gerektirdiği davranışları aşan bir süreçtir. Oyunu ancak bütünselliği içinde kavramak ve değerlendirmek gerekir (Huizinga, 1995).

Piaget (1962) ise oyunu diğer etkinliklerden farlı kılan şu ölçütler üzerinde durarak çocuğun gelişimi ve eğitiminde oyun ortamını doğal bir süreç olarak görmektedir (Bax, 1977):
– Oyun kendi içinde bir bütündür.
– Doğaçlamadır.
– Eğlenceli bir etkinliktir.
– Belli bir sıra ve mantık gerektirmez.
– Çatışmalardan uzak, özgür bir ortamdır.
– İçten güdümlüdür.

Oyun ve Oyuncağın Gelişim Alanlarına Etkisi

Çocuğun büyümesi ve gelişim alanlarına farklı yoğunlukta ve bir bütünlük içinde oluşur.
Bu büyüme ve gelişmede oyun ve oyuncakların etkisi büyüktür.

Bilişsel Gelişim

Çocuk çevresi ve toplumun birçok niteliğini gerçeklerini oyun yolu ile öğrenir. Oyun
sırasında çocuğun duyuları çok iyi çalışır hareket becerileri zeka ve mantık yürütme merak,
anlama ve becerileri gelişir. Oyun oynayan çocuk hem oyuncaklarıyla hem de diğer
çocuklarla sürekli olarak sözel alış veriş yapar.
Oyun faaliyetleri çocuğun yaşı ilerledikçe okuma-yazma sürecine giriş için de başlangıç
sayılabilir. Yapılan birçok çalışmadan sonra oyun ve oyuncakların üretici düşüncenin
geliştirilmesinde çok faydalı olduğu ortaya çıkmıştır.

Oyun çocuğun, fiziksel, psikomotor, sosyal ve duygusal gelişimini etkilediği gibi aynı zamanda zihinsel gelişimini de etkilemektedir. Çünkü oyun, çocuğa çevresini araştırma, objeleri tanıma ve problem çözme imkânı sağlamaktadır. Çocuk bu yolla büyüklük, şekil, renk, boyut, ağırlık, hacim, ölçme, sayma, zaman, mekân, uzaklık, uzay gibi pek çok kavramı ve eşleştirme, sınıflandırma, sıralama, analiz, sentez ve problem çözme gibi birçok zihinsel işlemleri de öğrenebilir.

Chaille (1978) ve Greenfield-Smith (1976) tarafından yapılan araştırmalar; çocukların oyunları ve zihinsel gelişimleri arasında birbirine paralel bir ilişkinin bulunduğunu göstermiştir.

Önemli bir nokta daha var ki; oynanan oyunlar çocukların seviyesine göre ne çok zor olmalıdır ne de çok basit. Çocuğa göre çok zor bir oyun çocuğu geliştirmek yerine onun-oynayamadığından dolayı- kendine güvenini yitirmesine yol açabilir. Fakat oyunun çok basit olması da iyi değildir çünkü çocuk zorlanmadığından ötürü gelişemeyecektir.

Ayrıca okul öncesi yıllarda aktif araştırıcı olan çocukların ilkokul yıllarında daha yaratıcı, bağımsız, meraklı ve atılgan oldukları da bu yaşlarda oynanan oyunların önemini arttırmaktadır.

Dil Gelişimi

Dil gelişimine etkisi anlamak amacıyla yapılan bir çalışma sonuçlarına bakıldığında,
bloklarla oynamada sözel akıcılık, farklı sözcük adedi kullanmada ve değişik iletişim
birimleri kullanmada çocukların anlamlı ölçüde başarılı oldukları, blok oyunlarının oynama
sürelerinin artırılmasının çocuğun bilişsel gelişimine olumlu etkilerinin olacağı, blok
oyunlarında kız-erkek çocuk arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı ortaya konmaktadır.
Oyun yolu ile çocuğun sözcük dağarcığı gelişmektedir.

Çocuk düzgün cümle kurma, rahat konuşma ve düşüncelerini açıklama alışkanlığı
kazanmakta, yeni bilgi ve deneyimler edinmekte nesneler arasındaki benzerlik ve farklılıklarıkavramaya başlayarak, düşünme, algılama, kavrama ve imgelem gibi, zihin gücü gerektiren soyut yetenekleri geliştirmektedir.

Çocuk oyunlarının birçoğu dilin kullanımını gerektirir ve çocukların dil gelişimlerini destekleyici niteliktedir. Oyun sırasında çocuk hem kendisini ifade etmek hem de karşısındakini anlamak zorundadır. Özellikle sembolik oyunların dil gelişimdeki rolü çok büyüktür.

Çocuk oyunda dili;

Sözlü olarak ifade edilenleri anlama, yeni sözcükler kazanma, olaylarda çeşitli zaman (fiil) çekimleri kullanma, soru sormak ve cevap vermek, zihinsel değerlendirme, komut vermek, sıralama, hayali durumları ifade edebilme, duygu ve düşüncelerini anlatma, problemi çözme, tahminde bulunma, bilgileri birbirine aktarma, nesnelerin, araç-gereçlerin adlarını, işlevlerini ve kullanımlarını öğrenme, gibi amaçlar için kullanır.

Yaratıcılık Gelişimi

Kendi hayal güçleriyle oyuna yenilik ve değişiklikler katarlar.
Çocuk çevresinde gördüklerini oyuna yansıttığı gibi yeni keşfettiği tutum ve davranışları
da oyuna katar.

Çocuk gerekli ortam ve malzemeyi bulduğunda bedeniyle, hareketleriyle, duyuları,
duyguları algılaması ve anlatımıyla her zaman yeni bir şeyler ortaya koyacaktır.
Çocuk kendi oyuncağını yaparken kişiliği de gelişir.

Duygusal-Sosyal Gelişim

Oyun çocuk için sadece eğitsel yönden değil onun ruh sağlığı açısından da önem
taşımakta ve duygusal ilişkilerin başlatılması için en iyi ortamın hazırlanması gerekir.
Çocuk oyun sırasında son derece bağımsız kendi başına buyruk, kendi dünyasında özgür
hareket ederek duygusal rahatlamayı elde eder.

Çocuk oyunlarının duygusal gelişmeye etkileri incelendiğinde;
Çocuğun duygusal tepkileri denetim altına almayı, düşüncelerini ifade etmeyi öğrendiği,
sorunlarını ortaya koyduğu, kendine güven ile estetik beğenilerinin geliştiği görülür. Oyun
yolu ile elde edilen diğer bir şansta, çocukların bazı özel sorunlarını oyunlarına
yansıtmalarıdır, böylece çocuğun oyunları gözlenerek bilgi edinilebilir.

Çocukların en önemli ihtiyaçlarından biri olan sosyal yaşantısı da oyun oynarken
şekillenmektedir. Oyun ile çocuk gelecekteki rollerini öğrenmeye başlar, oyun arkadaşlarına
uyum sağlar, onları daha iyi tanır, ilişkileri güçlenir.

Çocuk oyun oynarken, oyunun amacını ve ona neler kazandıracağını düşünmeden,
kendisini tümüyle oyuna verir ve oyun yoluyla farkına varmadan kazandığı deneyimler
çocuğa ilerdeki yaşamında destek olur.

Oyun yolu ile arkadaşlık kurma, cinsel rolünü kavrama, hak ve özgürlüklere saygılı
olmak, yardımlaşma, paylaşma, kazanma, kaybetme gibi birlikte yaşamanın birçok gereği
çocuk tarafından anlamlı bir şekilde öğrenilip uygulanmaktadır.

Araştırmacıların da dediği gibi oyun ortamı çocuk gelişiminde duygusal açıdan çok önemli bir yere sahiptir. Oyun oynayan çocuk gerçek dünyadan kurtularak duygularını rahatça ifade edebilecek bir ortam bulur. Gerçek dünyada ifade edemedikleri ya da dış baskılar yüzünden kısıtlanan duyguları oyunlarda rahat bir ortam bulmuş olur. Ayrıca oyunlar çocukların endişelerini hafifletici bir araçtır da aynı zaman da.

Hetherington ve arkadaşlarının (1979) boşanmış ve normal ailelerden gelen çocuklar üzerinde yaptıkları çalışmada; boşanmış ailelerden gelen çocukların, özellikle boşanmayı takip eden birinci yılda oyunlarında yıkıcı ve agresif davranışlar gösterdiklerini bulmuşlardır. Bu çalışma bize, çocuğun ailede yaşanan olumsuz olaylardan etkilendiğini ve bunu farklı şekillerde oyununa yansıttığını ve oyunun çocuk için bir boşalım yolu olduğunu göstermektedir. Çocuklar oyun yoluyla sadece etkilendiği olayları sergilemekle kalmayıp, aynı zamanda da anlatamadığı kaygılarını dile getirir ve olayı somutlaştırarak kendi istediği bir çözüm yolunu bulmaya çalışırlar. Bu şekilde de kaygılarından kurtulabilirler.

Yukarıdaki örnekte de gördüğümüz gibi oyun, çocuk için hem rahatlatıcı bir ortam, hem duygularını yansıtabileceği bir sembol, hem de mutluluk, sevinç, acıma, korku, kaygı, dostluk, düşmanlık, kin, nefret, sevgi, sevmek, sevilmek, güven duyma, bağımlılık, bağımsızlık, ayrılık ölüm gibi birçok duyguyu da yaşayarak öğrenebileceği bir araçtır. Duygusal birer varlık, yani insan olarak da bu gelişmelerini tamamlamak gerekmektedir. En kolay yol ise oyun aracılığıyladır.

Psiko-Motor Gelişimi

İnsanın ruhsal yaşamıyla bütünleşen hareketlerine psiko-motor davranışlar denilir.
Çocuk doğduğunda tepkiye hazır olma, hız durgun hareket, eşgüdüm, dinamik dikkat ve
esneklik gibi psiko-motor yeteneklere sahiptir. Oyun ortamında bu yetenekler sağlıklı bir
şekilde gelişir.

Daha önce hiç görmediği, denemediği, kendisine yabancı olan bir etkinlik veya oyunla
karşı karşıya gelen çocuklar, kendi kendine yapmaktan çekindikleri bazı hareketleri
arkadaşlarıyla birlikte oyun içinde daha kolay yapabilirler. Ancak bireysel farklılıklar
görülebilir.

Oyun sayesinde psiko-motor becerileri, gücü, tepkisi, dikkati artar,büyük ,küçük
kaslarını denetim altına alır, organları eş güdüm ve denge, hareketlerde esneklik ve çeviklik
sağlar.

Çocukların vücut dengelerini ve organları arasındaki uyumlu hareketi sağlamak için
uygun oyuncaklar aynı zamanda büyük, küçük kasların gelişmesini sağlar.

Fiziksel Gelişim

Çocuklar oyun yolu ile hareket ederek ve fazla yorgunluk hissetmeden bedenlerini
çalıştırır. Çocuğun hareket etmesi, diyaframın, solunum yollarının, kalp çalışmasının (oyun
sırasında kalp çalışması, solunum sayısını arttırır, kan havadan bol miktarda oksijen alır ve
kan dolaşımının hızlanması dokuların daha çok besin almasını sağlar) beslenmenin, büyük
küçük kasların gelişmesinde yardımcı olur.

Çocuk büyük ve küçük kaslarını işletecek çeşitli hareketleri tekrar tekrar yapar ve
ezberler. Sonuçta çocuğun büyük kaslarıyla ilgili (yüzme, koşma, atlama, tırmanma ve diğer
hareketler) ve küçük kaslarıyla ilgili (yoğurma maddeleri ile oynama, makasla kesme, kağıt
katlama vs.) el-göz koordinasyonunu gelişir.

Büyük ve küçük kasların gelişimine yararlı olan tırmanma merdivenleri, kayma olukları,
atlama ipleri, bisikletler büyük kasların gelişmesine; denge tahtası, bloklar, el işleri ve benzeri
araç gereçlerle yapılan çeşitli oyunlarda küçük kasların gelişmesine yardımcıdırlar.

Açık havada oynanan oyunlar çocuğun güneşten ve temiz havadan yaralanmasını sağlar
ve bedensel gelişimini hızlandırır.

ÇOCUĞU TANIMA YÖNTEMİ OLARAK OYUN

Bir çocuğun oyununu gözleyerek; kişiliği, zeka düzeyi, ilgileri ,duygusal çatışmaları, uyum ve davranış sorunları hakkında bilgi edinebiliriz.

Oyunu çocuğu tanıma yöntemi olarak kullanabileceğimiz gibi tanışma yolu ve tedavi yöntemi olarak da kullan biliriz.

Oyun tedavi edici yönü; gerilimi ve duyguların bastırılışını azaltma, kayıplar, örselenmelerin ve başarısızlıkların fantezilerle ödüllenmesine izin verme şeklidir. Kullanılan oyuncaklar, kurulan ilişkiler, ilişkilerin nitelikleri oyunun türü vs. bilgi veri olarak değerlendirilebilir.

Gerek mesleki formasyonlarımız gerekse anne baba olarak çocukları tanımak zorunluluğumuz var.

Tanımak bize ne sağlar?

*öncelikle onu anlamayı, davranışlarının nedenini kavramamızı,

*Onunla “empati” kurabilmeyi,

*peşinden daha sağlıklı iletişim kurmayı

ÇOCUKLARI DEĞERLENDİRİRKEN; öncelikle zeka ve gelişimi hakkında daha sonra ise kişiliği hakkında bilgi edinmeyi isteriz..Bunları öğrendiğimizde onu tanımış oluruz.Bize ilgi alanları,kapasitesi,ilişki tarzı hakkında ip ucu sağlar. Bu sayede çok hareketli bir çocuktan uzun süre oturmasını, içe dönük bir çocuktan ilk tanıştığı kişilerle samimi olmasını beklemeyiz.Onu olduğu gibi kabul etmemiz anlaşılmışlık duygusu oluşturacaktır.

Elimizdeki standart yöntemlerin kimi zaman işlevsel olarak kullanma zorluğu çektiğimizi biliyoruz.

ZEKA KAVRAMI

Zeka insan davranışını düzenleyen en üst sentez yeteneğidir.Amaca yönelmek,uyum sağlaya bilmek için geçmiş deneylerden yararlanarak sorunlara çözüm getirebilme yeteneği olarak tanımlanır.

Okul yaşantısında veya genel davranış sorunlarında davranış problemlerine neden olan faktör olarak zeka kavramı gösterilir .Bir çocuğu tanımak, yönlendirebilmek ve ya eğite bilmek için zihinsel gelişim düzeyi hakkında bilgi sahibi olmamız gerekir.

Zeka Bölümleri;

Sınır Zeka: Okula gidene kadar fark edilmez. Konuşma yetenekleri gelişir.Kelime dağarcıkları sınırlıdır.Soyut kavramları anlamakta okulda çoğunlukla okuma-yazmaya geçmekte ,okuduğunu anlamakta ve muhakeme etmekte zorlanırlar.Dikkat süreleri kısa olabilir.

Oyunların da ; grup oyunlarına katılabilir ve kuralları anlaya bilirler ancak lider rolünü alamazlar ,yaratıcı oyunlar üretmekte çok başarılı değillerdir.

Hafif Zeka Geriliği: Konuşma becerilerini erken dönemde kazanırlar. İkinci sınıfa kadar devam edebilirler. Beceri istemeyen rutin işlerde çalışabilirler

Orta Zeka Geriliği: Temel bakım becerilerini kazanabilirler.Bir kısmı konuşma öğrenebilirler.Okul öncesi eğitimden yararlanırlar.Yakın denetime ihtiyaç duyarlar.Çoğunlukla bireysel ve paralel oyun aşamasını geçmekte zorlanırlar.Grup oyunlarını anlamakta , kurallara uymakta ,rol almakta zorlanırlar.

Ağır Zeka Geriliği: Öz bakım becerilerini kazanamazlar. Bakıma ihtiyaç duyarlar.Alıştırma oyunlarından ileri düzeyde oyun oynayamazlar.

OYUN ORTAMINDA ZEKA DEĞERLENDİRMESİ

Okul Öncesi Dönem Okul Dönemi
Gelişim yaşına uygun olarak

-İnce motor beceris(çizim –resim)

-Dil gelişimi(kelime sayısı-gramer becerisi-iletişim şekli)

-Kavram gelişimi(Renk-şekil-akademik kav.)

-Dikkat ve hafıza becerisi

Örneğin:renkli legolarla oynanan bir oyun içinde cisimleri büyüklüğ küçüklüğ,rengi,şekli oyun içinde çocuğa sorula bilir veya saklanan nesneleri bulması veya ne olduğunu söylemesi istenebilir -Kavram becerisi

-Anlama becerisi

-Muhakeme yeteneği

-Sayı kavramı

-Okuma yazma ,okuduğunu anlam ve sorulan soruları cevaplama becerisi.

Yapılan araştırmalar oyun gelişim dönemlerinin zeka gelişim düzeyiyle eş güdümlü ilerlediğini göstermektedir. Zihinsel engelli bir çocuğun, gelişim geriliği olan bir çocuğun paralel oyun dönemini geç bitirdiğini, kurallara uymakta zorlandığını gözlemliyoruz.

Üstün yetenekli çocukların ise daha organize, yaratıcı nitelik taşıyan oyunlar oynadığını, oyuncakların çeşitliliğinden yararlandığını daha çok oyunları yöneten rolünü aldığını gözlemliyoruz.

3;6-11 yaş arası zeka bölümü 80-139 olan 95 çocukla yapılan deneyde zeka bölümü ile oyun davranışı arasında ilişki araştırılmış, kriter olarak:

– <birkaç oyuncakla ilgilenme süresi

– Oyuncağın kullanılış şekli

– Oyun materyalinin seçimi

– Oyuncakla ilgilenme ve organizasyon derecesi değerlendirilmiştir.

Sonuç: Zeka düzeyi ile oyun davranışının organizasyonu arasında sıkı bir ilişki bulunmuştur (ERUSTA, 2007).

Oyun organizasyon düzeyleri:

A.Diğerlerinin oyununu izlemek(oyuncakları taşımak)

B.Basit oyun denemek(otomobil itmek)

C.oyunları çeşitlendirmek(Bebeği arabada gezdirmek)

D.Oyuncağı daha karmaşık şekilde kullanmak(Bebeği rabada gezdiriken seni parka getiriyorum tarzında amaç belirlemek)

E.Oyuncak yapıcı ve yaratıcı bir amaca yönelme.

Zeka düzeyi 4 ; A-B Oyun düzeyi

Zeka düzeyi 5 ; A_B çoğunlukta nadiren C düzeyi)

Zeka düzey 6 ; C-D-E OYUN DÜZEYİ
Zeka düzeyi 7 ve üstü : D-E OYUN DÜZEYİ gözlenmiştir.( Özdoğan, 2005)

OYUN SÜRECİNDE GÖZLEM VE DEĞERLENDİRME

Çocukların oyun süreçleri gözlemlenerek onların ihtiyaçları, sorunları, özlemleri, korkuları, istekleri, kişilik özellikleri vs. hakkında tanımlamalar yapmak mümkündür. Çocuğun ileriki yaşamını önemli derecede etkileyecek, özel eğitim ve klinik destek almasını gerektirecek bir takım doğuştan gelen kişilik farklılıkları ve davranış bozuklukları çocuğun oyun ortamındaki tepkileri gözlemlenerek teşhis edilebilir. Hiperaktif ve atak çocuklar buna örnek gösterilebilir (İzci, 2005)

Hurst ve Lally’e göre çocuklar sergiledikleri davranış kalıpları ile kendilerini tanıtmakta ve oyunlarında sosyal ilişkileri ve konuşmalarıyla, okula getirdikleri nesneler aracılığıyla yarattıkları hikayeler; resimler ve müzik yoluyla kendileri hakkında ipucu vermektedirler. Bu davranışları gözlemleyerek çocuklara en iyi şekilde bir şeyler öğretebilme, uygun etkinlikleri planlamakla mümkün olabilmektedir. Çocukların ilgi ve ihtiyaçlarının anlaşılabilmesi için oyunlarının dikkatle izlenmesi gerekir. Çocukları oyun ortamında gözlemek için özel zaman ayrılmalıdır. Bu “gözlem süresi” planlanmış olabileceği gibi doğal olarak da gerçekleşebilir. Gözlem yoluyla elde edilen bilgiler sözlü olabildiği kadar yazılı olarak da rapor edildikleri takdirde etkili paylaşımlara yer verebilir. Bu bilgiler tüm personelin günlük gözlemlerini paylaşabilecekleri kısa toplantılarda gözden geçirilip çocukların profillerinin hazırlanmasında bilgi havuzları oluşturulabilir.

Gözlemin genel amacı çocukların öğrenme süreçlerini değerlendirerek elde edilen bilgiler ışığında uygun programlar hazırlamaktır.

Uygulayıcılar gözlemlerini aşağıdaki belirli amaçlardan birine yönelik gerçekleştirebilirler:

• Çocukların bireysel öğrenme süreçlerini ve gereksinimlerini değerlendirerek gelecekte etkinlik ve programları planlama
• Öğrenme ortamlarını tüm çocuklar için yararlı ve etkili hale getirme
• Belirli bir temaya odaklanarak ilgili öğrenme profilini çıkarmak üzere tüm çocuklar için aşamaların uygun olup olmadığının değerlendirilmesi

Bireysel Gözlem ve Değerlendirme

Uygulayıcılar çocukların ne yapabildikleri (beceri alanları), neler yapabildikleri (bilgi ve kavramları) ve öğrenmeye karşı yaklaşımları (tutumları) hakkında bilgi edinmek için gözlem yaparlar. Bireysel gözlemlerde çocuk belirli bir süre izlenir. Bu izleme süreci özellikle belirli bir gelişim alanına yönelik olabilir. Bazen de çocuk belirli bir etkinlik sürecinde gözlemlenebilir. Bazı durumlarda da çocuk birkaç uygulayıcı tarafından farklı durumlarda gözlenebilir. Gözlemlerin önceden planlanarak gerçekleştirilmesi mümkün olabileceği gibi uygulayıcıların çocuklar hakkında bilgi edinebileceği planlanmamış doğaçlama gözlem fırsatları da kaçırılmamalıdır. Bu tür gözlemler yoluyla , planlı gözlemler kadar yararlı bilgiler elde etmek mümkündür. Küçük çocuklar gözlemlenmek için ‘sınav’ ortamlarına sokulmamalıdırlar. Değerlendirme uygun ortamlarda uygulayıcıların çocuklar hakkında bilgi edinmek için hazırlamış oldukları etkinlikler boyunca gerçekleştirilmelidir. Ayrıca belirlenen bu etkinlikler çocuklar için ilgi çekici ve anlamlı olmalıdır.

Örnek bir gözlem formu:

GÖZLEM FORMU

Çocuğun adı : ……………………………
Çocuğun yaşı : …………………………..
Gözlem tarihi : ………………………….
Gözlem süresinin başlangıç saati : …………………………..
Gözlem süresinin bitiş saati : ………………………………..
Oyun köşesindeki etkinlik : …………………………………..
Gözlemin yapıldığı bağlamın kısa açıklaması : ……………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………
Neler olduğunun anlatımı : ……………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………
İletişim (sözlğ ve sözsüz olarak)
Kendi kendine : …………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………….
Başkalarıyal : ……………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………

Bir Tedavi Yöntemi Olarak Oyun

Grupla veya tek başına, içsel derinliği olan, bir güven ortamında doğal veya yapay cereyan eden oyun süreçlerinden tedavi maksadıyla da yararlanılmaktadır. Özellikle saplantı şeklindeki korkuların giderilmesi oyun yoluyla gerçekleştirilebilmektedir. Oyun sürecinde yer alan rol denemeleri, hayal ve fantaziler sayesinde çocuk kendi kendine psikolojik sağaltım yapmış olur. Mesela hemşire rolüne girerek iğne yapar. Bilinçaltı korkularını oyunda bilince çıkararak onlarla yüzleşir ve onlardan kurtulmayı dener.

Beş yaşındaki kızım iğneden ve aşı olmaktan çok korkuyordu. Aşı yapılacağı endişesiyle asla okula gitmek istemiyordu. Tanıştığı her çocuğa “sizin okulda aşı yapıyorlar mı?” diye soruyor, hayır cevabı alsa dahi inanmıyordu.

Günün birinde hastanede bir kan testi yapılması gerekti. 3-4 kişi kolunu-bacağını tutarak güçlükle kanını aldılar. Korkmuştu ama canı pek de acımamıştı. Bunu kendisi sonradan itiraf etmişti. Bu olaydan sonra kızım evde oynarken bir şey dikkatimi çekti. En sevdiği ve kucağından neredeyse hiç indirmediği yumuşak tüylü oyuncak köpeğinin kolunu bağlıyor ve çekmeceden kendi bulmuş olduğu bir yorgan iğnesini köpeğine batırarak kan alıyordu !..

Bu oyunu günlerce kendi kendine oynadı. Belli ki kendisi için travmatik yani zedeleyici bir yaşantıyı tekrar tekrar yaşayarak acı verici olmaktan çıkarıyordu. Bununla birlikte kendine acı veren hemşirenin rolüne girerek en sevdiği oyuncağına acı verici bir işlem yapıyordu. Oyuncağıyla yaşadığı üzücü olayı paylaşıyor, kısaca kendi kendine, oyun yoluyla iğne ve aşı olma korkusunu yeniyordu (İzci, 2005).

KAYNAKÇA

Aydınlı, Hasan; Çocuk Gelişiminde Oyunun Önemi, 2007

Erusta, Sinem, 2007

Huizinga, J. (1955). Homo ludens: A study of the play element in culture.
Boston: Beacon Press. (Originally published in German in 1944).

İzci, Ayşe ; Semerkand dergisi, 01/2005

Özdoğan, Berke; Çocuk ve Oyun, 29.09.2005

Piaget, J. (1962). Play, dreams and imitation in childhood. New York:
Norton. (Originally published in French in 1945).

Rubin, K. H., Fein, G. G., & Vandenberg, B. (1983). Play. In P. H. Mussen
(Series ed.), & E. M. Hetherington (Vol. Ed.), Handbook of child
psychology: Vol.4. Socialization, personality, and social development
(pp. 693-774). New York: Wiley.

Sevinç, Müzeyyen; Erken Çocukluk Gelişimi ve Eğitiminde Oyun, s. 25, 2006

http://www.members.tripod.com/haticetopac/aile.htm

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :