- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

İnsanın Makineden Kopyası Yapılabilir Mi

İnsanın Makineden Kopyası Yapılabilir Mi sitemize 24 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

            İNSANIN MAKİNEDEN KOPYASI YAPILABİLİR Mİ?

            Prof. Dr. Ahmet İnam – ODTÜ Felsefe Bölümü

            İnsanın makineden kopyasını yapabilmek için, öncelikle insanı bilmek gerekir. Dolayısıyla ‘insan gibi’ makine yapmaktaki problemin merkezi; insanı tanımaktır. İnsanı tüm özellikleriyle tanıyamadığınız sürece, onun benzerini yapma olanağınız yoktur. İnsanın hareket etme, hesap yapabilme gibi bazı özelliklerinin makine kopyasını yapmak çok kolay görülür. Bir makine, bu tür becerileri, insandan daha hızlı ve hatasız yapabilir. Ancak, tüm özellikleriyle insana benzeyen makinenin hala yapılamamış olmasının nedeni; insanla ilgili şu anki bilgi eksikliğimizden kaynaklanıyor olabilir.

¨ Felsefe tarihine baktığımızda Kant ve ardından gelen düşünürlerin, insanın doğadaki varlıklardan ontolojik olarak farklı olduğu görüşleriyle karşılaşırız. Evrim süreci içinde, insan denen varlık bir yanıyla doğadan kopmuştur. Dolayısıyla, doğadan yararlanarak insan benzerini yapmak olanaklı değildir. İnsanı yalnızca, genlerine, hücrelerine ve beyin merkezlerinin çalışmasına indirgeyerek açıklamaya çalışmak bu düşünürlerin gözünde insanı aşağılamaktır. Maddi parçaları bir araya getirerek insanı kurgulama olanağı yoktur. İnsanın hangi parçalardan oluştuğunu belirleyip bu parçaları oluşturabiliyor olsanız bile, onları bir araya getirdiğinizde oluşacak şey insan olmayacaktır. Çünkü insan; parçalarının toplamından fazlasıdır.

¨ İnsanın simüle edilmesi konusunda karşımıza çıkan en önemli sorunlardan biri de, ‘bilgi meselesi’dir. İnsan bilgisinin tümü açık bir bilgiyse, yani bildiğimiz her şey açık seçik formüle edilebilir ve akış şeması çıkarılabilirse, bunun kopyası yapılabilir. Ama öyle olmadığını, insanın daima bildiğini sandığından ve farkında olduğundan fazlasını bildiğini söyleyenler de vardır. Bu bilgiye, ‘örtük bilgi’ denir. Örtük bilgi kodlanamaz bilgi olduğundan, herhangi bir makine diline dökülmesi oldukça güçtür. Çünkü örtük bilgiyi ne kadar açık kılarsak kılalım, asla açık kılınmamış bazı bilgiler kalacaktır.

¨ İnsanın bugün ulaştığı noktanın, 3,5 milyon yıllık evrimi sonucunda gerçekleşmiş olması da ayrı bir sorun olarak karşımıza çıkar. Bu açıdan bakıldığında, insanınkine benzeteceğimiz bir yapay zeka, insanın evrim süresince başından geçen yaşantıların tümünü barındıramayacaktır. Bu durumda benzettiğimiz şey, yalnızca taklit ettiğimiz şeyle sınırlı kalacak, asla insanın tam bir kopyası olmayacaktır.

¨ İnsanın belli bir davranışta bulunurken yaşadığı duyguların çok içsel bir şey olduğu, sadece yaşanabileceği, başkaları tarafından hiçbir zaman bilinemeyeceği, dolayısıyla simüle edilemeyeceği gibi bir anlayış da vardır. Yani ‘kıskanmak’ ve kıskançlık davranışı göstermek’ aynı şey olmayabilir. Eğer aynı şeydir diyorsanız, yani davranışçı bir yanınız varsa, o zaman insan gibi davranan makinelerin inşa edilebileceğine inanabilirsiniz. Karşılaşılacak teknolojik engeller olabilir, ama bunlar günün birinde mutlaka aşılacaktır. Eğer davranışçı bir anlayışta değilseniz, yani insanın davranışlarından farklı bir varlık olduğunu düşünüyorsanız, o zaman insanın simüle edilmesinin asla mümkün olmayacağını söyleyebilirsiniz.

 

Tüm bunların dışında; insan simüle edilebilir mi sorusunun tersini de sormak gerekir. Çünkü biz makinelerden insan yapma sorunuyla uğraşırken, diğer yandan çağımızda birçok insan zaten makine haline gelmiş durumda. Kendine özgü davranış ve faklılıklarını yitirmiş birçok insan , önceden kestirilebilir davranışlarda bulunuyor. Bu durumda, insanın benzerini yapmak da giderek kolaylaşıyor. Dolayısıyla, günün birinde insanı simüle etmeye gerek kalmayacak, çünkü insanlar robotlaşacak ve böylece insanla makine arasında fark kalmayacak diye de düşünülebilir. Bu da problemin ahlaki boyutunu gösteren çok önemli bir noktadır.

YAPAY ZEKA MI, YAPAY BİLİNÇ Mİ?

Doç. Dr. Göktürk Üçoluk – ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği Bölümü

Özellikle felsefe alanındaki kişiler bilincin tanımını insana bağlı olarak yapıyorlarsa da, asıl değer verilmesi gereken şey, canlılık değildir. Aksine insana, hatta hiçbir canlı organizmaya bağlı olmayan bir bilinç tanımını yapmak gerekir. Bilinçten söz edilebilmesi için ortada bir fiziksel yapı olması ve bu yapının fiziksel dünyadan etkileniyor olması gereklidir. Örneğin; bir ses kayıt cihazını bilinçli olarak adlandırabilmek için cihazın kaydettiği sesleri değerlendirerek, bir süre sonra nasıl bir ses duyacağını çıkarımsaması gerek. Sistem bu çıkarımı ne kadar başarılı yapıyorsa o kadar bilinçli demektir. Yalnızca dizileri ezberleyip, daha sonra aynı durumla karşılaştığında çıkarımsama yapan bir sistem için de bilinçli denilebilir, ama zeki diyemeyiz. Bir sistemi zeki olarak adlandırabilmemiz için; kendisini geliştirebilecek bir özelliğe sahip olması gerekir. Örneğin; ‘Deep Blue’ adlı satranç programı, tanıma uyan bir bilinçtir. Çünkü; Kasparov’un hangi hamleden sonra hangi hamleyi yapacağını çok büyük oranla çıkarımsayabiliyor. Ama bu sistemi zeki olarak adlandıramayız. Zekadan söz edebilmemiz için, aleti açtığımız durumla kapattığımız durum arasında bir farklılık olması gerekir. Örneğin; program Kasparov’la oynadığı oyundan bazı şeyler öğrenip, satrancı daha iyi formülize eder hale geliyor olsaydı, zekadan bahsedilebilirdi. Ancak günümüze yapay zeka alanında ulaşılan nokta bundan çok uzaktır. Yapay bilinç bakımından yapay zekada olduğumuzdan daha ileri noktadayız.

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :