- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

İletişim ll

İletişim ll sitemize 24 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 1 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

İLETİŞİM

İletişim:           Nitelikleri ne olursa olsu iki sistem arasındaki bilgi alış verişi iletişim olarak tanımlana bilir

Tanımdan da anlaşılacağı üzere bilgi aktarımının iki yönlü olması gerekmektedir.

Bilgi aktarımı tek yönlü ise bilgilendirme çift yönlü ise iletişim olarak adlandırılır. Bu tanım dikkate alındığında bireyler arasındaki her konuşma iletişim olarak adlandırılamaz.

Örneğin ana-babaların çocuklara öğretmenlerin öğrencilere birtakım emirler verip onları tepkilerini dikkate almamaları iletişim olarak kabul edilemez.

İLETİŞİM ÇATIŞMASI

İletişim hatalarından kaynaklanan olumsuz durum yada bilgiyle geri bildirim arasındaki tutarsızlık olarak adlandırılabilir.

Dinlemeden kaynaklanan hatalar

Yanlış veya hatalı geri bildirim (iletişim Engelleri)

Dinleme

Yukarıda bahsedilen çatışma türlerine genellikle insanların birbirlerini dinlememeleri, anlamamaları ve mesajlarını açık olarak vermemelerinin yol açtığı düşünülmektedir. Bu tür çatışmalara yol açmamak için etkili bir dinleme becerisine sahip olmak gerekmektedir.

*edilgin dinleme

Sessizce dinleme gerçekte kabul etmeyi gösterir. Edilgin dinleme karşıdakinin gerçekten kabul edildiğini hissettiren ve sizinle daha fazla paylaşması için onu yüreklendiren çok güçlü bir sözsüz iletidir. Hep konuşan siz olursanız karşınızdakilerin düşüncelerini, duygularını anlatma fırsatı bulamaz. Sessizlik iletişim engelini ortadan kaldırdığı gibi sık tekrarlandığında karşımızdakinde iletinin kabul edilmediği izlenimini verir. En önemlisi karşımızdakini sonuna kadar dinleyip, yargılamadan tepki vermek karşımızdakinin duygularını ve görüş acılarını anlamak, iletişimin kolay ve açık olmasına yardımcı olur.

* yansıtıcı dinleme

Karşımızdakini kabul ettiğimizi gösterip onları anladığımızı belirten özel bir konuşma tekniğidir. Yansıtıcı dinleme ile yorum ve analiz yapılmaz, ses tonumuz ve kullandığımız sözcükler acaba, belki anlamı taşımalıdır. Yansıtıcı dinlemenin en önemli özelliği: konuşanın duygularını ona yargısız olarak geri iletmektir. Karşımızdakinin dediğini ya da demek istediğini kendi kelimelerimizle karşımızdakine yansıtarak uygulanır.

            Neden tekrar?: Duyduklarını tekrar etme;

            söylenenlerin yanlış anlaşılmadığını kanıtlar.

            soruna hemen çözüm getirmez dolayısıyla konuşan çocuğun sorununu daha etraflıca düşünmesine ve çözümü kendisinin bulmasına yardımcı olur.

            Örnek: ç- beni oyuna almak istemediler.

                        A- bu da seni üzdü.

                                    Ç-evet halbuki emre en iyi arkadaşımdı.

Bu tekniği uygularken :

            öncelikle karşımızdakinin hislerini bulup yansıtmakla işe başlanmalıdır.

hislerle beraber  durumu ve nedeni de yansıtmak gerekmektedir.

mümkün olduğu kadar tam ve eksiksiz olarak ifade edin. Hisleri eksik değerlendirmeyin.

yansıtıcı dinlemenin yararları:

karşımızdakini gerçekten anlamak âmâcıyla, karşımızdaki kişiyi bütün dikkatimizle dinlememiz onun bize karşı güven duymasını sağlar.

insanlar genellikle duygu ve düşüncelerini açıkça ortaya koymazlar. Yansıtıcı dinleme mesajın özüne inmeye olanak sağlar.

karşımızdaki kişiyi daha iyi tanımamıza olanak tanır. Karşımızdaki kişinin daha içtenlikle açılarak kendini bizimle paylaşmasını sağlar.

*yansıtıcı dinleme için uyarılar:

akıl okumamalı,

kesin konuşmamalı,

ses tonumuz ve kullandığımız sözcükler acaba, belki anlamı taşımalı, son söz olmamalıdır.

Çok soru sormamalı,

sözsüz davranışı değerlendirmekte dikkatli olunmalıdır.

            İyi bir dinleyici,  söylediklerimiz içerisinden hangisinin önemli olduğunu anlayabilen ve bizimle ilişkisini bu anlayış temelinde kurabilen kişidir. İyi bir dinleyici olabilmek için kişinin geri iletim sürecini sık sık ve yerinde kullanmayı bilmesi gerekir. İyi bir dinleyici olmak için:

dinlerken bedensel olarak dinleme durumuma girin ve dikkatli dinleyin.

” hımmm ” ” evet ” gibi sözcüklerle konuyu takip ettiğinizi belirtin.

söylenenleri duyduğunuzu belirten bir tekrar, özetleme yapın. konuşanın duygusunu isimlendirin.

soruna hemen çözüm getirmeyin, ” ne yapmayı düşünüyorsun? ” diyerek ilk çözümü çocuktan bekleyin.

Çocuğu dinlemenin yararları

çocuğun konuşma becerisi artar.

çocuğun var olan derdini davranışla göstermek yerine sözle ifade etmesini sağlar.

anlaşıldığını hisseden çocuk kendini daha rahat ve huzurlu hisseder çocuğun kişisel ve sosyal gelişimine yardımcı olur

çocuk ile ana baba arasında bir yakınlık doğar.

söyledikleri dinlenen çocuk ana babasının söylediklerini de dinlemeye başlar.

*hoş olmayan hisler için sözcükler:

 

 korkmuş, paniğe kapılmış, endişeli, kaygılı, sinirli, gerilimli, kızgın, keyfi kaçmış, öfkelenmiş, rahatsız olmuş, huzursuz, kötü, berbat, sikilmiş, yorgun, bitkin, düş kırıklığına uğramış, umutsuz, değersiz,dehşete düşmüş, utanmış, aşağılanmış, incinmiş, beceriksiz, ilgisiz, güvensiz, sevgisiz, istenmeyen.

*hoş hisler için sözcükler:

saygı gören, kabul edilen, değerli, cesur, yiğit, önemli, kendinden emin, umutlu, ikna olmuş, heyecanlı, sevinçli, coşkulu, mutlu, memnun, güvenilir, gururlu.

Açık ve kapalı tepkiler:

yansıtıcı dinlemenin amacı, karşımızdakini anladığımızı ve önem verdiğimizi bildirmektir. Bu yüzden tepkilerimizin kapalı değil açık olması istenir. Açık tepkiler hislerimizi tam ve doğru olarak ifade eder: (eklemez veya çıkarmaz.) Kapalı tepkiler iletişimi kesecek yorum ve yargı getirir.

Kendimizi karşımızdakine  anlatabilme

Ben iletileri

Yansıtıcı dinleme ile karşımızdaki insani yargılamadan, suçlamadan, tanı koymadan anlamayı ve bunu ona iletmeyi sağlayabiliyoruz.

Peki kendi sorunlarımızı nasıl ileteceğiz? Eğer incinmiş, sinirli, kızgın , umutsuz, veya coşkulu olan biz ise bu duyguları karşımızdakini incitmeden, suçlamadan nasıl iletebiliriz?

Bu soruların cevabi ben dilini kullanabilmekte yatıyor. Hislerimizi ben mesajları ile iletirsek karşımızdakinin iyi niyetine ve işbirliği yapma arzularına seslenmiş karşımızdakini suçlamamış ve duygularımızı açıkça gizlemeden, simgelerin arkasına saklamadan iletmiş oluruz.

Ben mesajının yapısı:

ben mesajları,  hislerimize ve karşımızdakinin davranışına yoğunlaşır, onların kişiliklerine değil. Ben mesajları yapılanı yapandan ayırır. Kişiyi bütünüyle suçlamadan davranışı vurgular. Sizi kaygılandıran hareket değil onun sonucudur.

Ben mesajlarının üç bölümü vardır.

ilk önce davranış acılanır. Suçlamayın sadece anlatın.  Sözüm kesildiği zaman…..

olabilir sonuçlarla ilgili hislerinizi açıklayın. Canım sıkılıyor…..

sonra davranışın sonucunun ne olduğunu anlatın. Derdimi anlatamadığım için…..

 

Davranış, hisler sonuç.

Sözüm kesildiği zaman derdimi anlatamıyorum bu da benim canımı sıkıyor. Çocuğu suçlayacağınıza, duygularınızı ifade edin.

a: nerede kaldın? Saatin kaç olduğunun farkında mısın?

( Yerine )

a: nerede kaldın? Çok merak ettim.

            Cezalandıracağınıza, kabul edeceği bir yol gösterin.

a: bir daha arkadaşlarla buluşmak yok.

( Yerine )

a: bir dahaki sefere geç kalırsan telefon aç.

Öneriler:

kızgınlık kendi sorununuzdan kaynaklanıyorsa, önceden tedbir alın durumu açıklayın

            ” bu gün çok sinirliyim, beni rahatsız etmeyin “

            ” bu gün çok yorgunum gürültüye tahammül edemiyorum “

duygu ve düşüncenizi ben dili ile açıklayın.

            “kavga etmeyin uslu durun “

( Yerine )

” kavga ettiğiniz zaman hem başım ağrıyor hem de üzülüyorum.”

suçlayacağınıza davranışı tanımlayın.

            ” geri zekalı ” “tembel “

( Yerine )

            ” dersini zamanında bitirmediğin zaman “

tehdit edeceğinize duygularınızı açıklayınız.

            ” bıktım artık ” ” seni geberteceğim  “

( Yerine )

            ” çok sinirleniyorum ” “çok içerliyorum”  ” kızıyorum ” kırılıyorum.”

İletişimde engeller

1) emretme, yönetme:

            ” yapman gerekir………..,   .yapacaksın………… ,  yapmak zorundasın………. “

korku yada aktif direnç yaratabilir.

isyankar davranışa yol açabilir.

söylenenlerin tersini denemeye yol açabilir.

2) uyarma tehdit etme ( göz dağı verme ):

            ” yapmazsan ………olur.” ” yapacaksın  yoksa ……..”

korku ve boyun eğme yaratabilir.

söz konusu sonuçları denemeye yol açabilir.

gücenme kızgınlık isyankarlığa yol açabilir.

3) ahlak dersi verme, vaaz etme:

            “…….yapmalıydın” “senin sorumluluğun” “…..şöyle yapmak gerekir.”

zorunluluk yada suçluluk duyguları yaratır.

çocuğun durumunu daha şiddetle savunmasına yol açabilir.

4) öğüt verme, çözüm getirme, fikir verme:

            “ben olsam, ……..”, ” neden yapmıyorsun……”, “bence….”, “sana şunu önereceğim………”

çocuğun kendi sorunlarını çözmekten aciz olduğunu ima eder.

çocuğun sorunu düşünüp değişik çözümler bulup denemesine engel olur.

5) mantık yoluyla inandırma tartışma:

            ” işte bu nedenle hatalısın “, ” olaylar gösteriyor ki”

savunucu tutumu ve karşı koymayı kışkırtır.

çocuğun azarlanma korkusuyla iletişimi kesmesine neden olabilir.

6) yargılama, eleştiri, suçlama:

            ” olgunca düşünmüyorsun…..” “sen zaten tembelsin …..”

yetersizlik, aptallık yanlış değerlendirilme anlamı taşır.

genellikle çocuk eleştirileri gerçek olarak algılar “ben kötüyüm” yada karşılık verir ” sizde daha mükemmel değilsiniz.

7) ad takma, gülünç duruma düşürme :

            ” koca bebek ” ” hadi bakalım süpermen ” “geri zekalı “

-çocuğun kendisini değersiz hissetmesine, sevilmediği kanısına varmasına yol açar.

genellikle karşılık verme ihtiyacını doğurur.

8) tahlil etme, teşhis, tanı koyma :

            ” senin derdin nedir biliyor musun? ” ” herhalde çok yorgunsun ” “aslında sen öyle demek istemiyorsun.”

tedirgin edici olabilir ve başarısızlık duygusu uyandırabilir.4

çocuk yanlış anlaşılma endişesiyle iletişimi keser.

9) incelemek, araştırmak, soruşturmak:

” neden ? ……..   Kim? ……..   Sen ne yaptın?……..     Nasıl?…….”

soruları cevaplamak genellikle eleştiri ve zorunlu çözüm getirdiğinden, çocukları hayır demeye ve kaçamak cevaplar vermeye yalan söylemeye yöneltir.

sorular genellikle soruyu sıranın nereye varmak istediğini açıklamadığından, çocuk endişeye ve korkuya kapılır.

ailenin endişesinden doğan sorulara cevap vermeye çalışan çocuk kendi sorununu gözden kaçırabilir.

Çatışma çözme yaklaşımı

            Kızgınlık ve engellenme duygusu, farkında olunan yada olunmayan çatışmalardan kaynaklanır. Sadece kısa süreli duygusal gerginlikleri değil, uzun süreli çatışmaları çözmek de yaşamın önemli bir parçasıdır. Yukarıda, kızgınlık ve kırgınlık duygularının ifadesinde ve bir çözüme ulaşmasında gereken basamakları belirttik. Şimdi uzun süreli çatışmaları çözme yollarını belirteceğiz.

Bir çatışma konusu ortaya çıktığı zaman, taraflar, kendi isteğinin yapılmasına olanak verecek bir çözümde ısrar edecek yerde, her ikisi de yaratıcı bir biçimde iki tarafı da tatmin edecek bir çözüm yolu bulmaya çalışmalıdırlar.

  1. Aşama: çatışmayı tanıyın

            Sizce sorun nedir? Bu konuda kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Burada ben iletileri kullanmayı ve her ikinizi de memnun edecek bir çözüme ulaşma tutumu içinde olduğunuzu belirtmeyi unutmayın.

  1. Aşama:bir çok çözüm yolu ortaya koyun.

            Beş ya da on dakika gibi bir zamanda aklınıza gelen çareleri iyi ya da kötü mümkün ya da değil gibi süzgeçlerden geçirmeden olduğu gibi ortaya koyun.

III. Aşama:çözüm yollarını değerlendirin.

            Bu aşamada çözüm yollarını değerlendirerek, her birinizi ne kadar tatmin ettiğini tartışın.

  1. Aşama:en iyi çözümde anlaşın.

            Şu ana dek bütün seçenekleri gözden geçirmiş bulunuyorsunuz. Şimdi her ikinizi de en çok tatmin eden çözümde karar kılmanın zamanıdır. Bu karara ulaştıktan sonra, çözümün ne anlama geldiği her iki  kişi tarafından da ifade edilir. Bu çözümü uygulamaya koyma isteği her iki tarafta da belirdiği zaman uygulamaya geçin.

  1. Aşama:çözümü uygulamaya koyun.

            Bu aşamada çözümün ayrıntılarını konuşmaya başlayın. Burada ayrıntılardan kastedilen, çözüm uygulamaya konduğunda her iki tarafça ne gibi uygulamalar ve ayarlamalar yapılacağıdır. Burada üzerinde durulması gereken nokta, çözümün uygulamaya geçebilmesi için gerekli işlemler her iki tarafça onaylanmış  olmalıdır.

  1. Aşama:çözümü gözden geçirin.

            Bir çözümün uygulanır ya da uygulanamaz olduğunu denemeden anlamak zordur. Çözüm bir süre uygulandıktan sonra gözden geçirmek için bir araya gelmekte büyük yarar  vardır. Böyle bir bir gözden geçirmeden sonra, çözüm tarzında bazı değişiklikler önerilebilir. Önemli olan, sorunun altında ezilmek yerine, her iki kişiyi de hoşnut edecek bir çözüme ulaşıncaya dek yaratıcı bir biçimde sorunla uğraşmaktır.

İster okul içerisinde, ister iş ilişkilerinde, isterse aile içinde olsun, uzun süre birlikte olan kişilerin arasında çatışmaların çıkması doğaldır. Doğal olmayan, bu çatışmaların ilişkiyi bozması ve yıpratmasıdır. Çatışma çözme yaklaşımı iyi niyet, karşılıklı güven eşit söz hakki ortamında gerçekleşebilir. Böyle bir ortam, uzlaşmaya varabilmek için zorunlu, ancak yeterli değildir. Çatışma çözme yaklaşımını uygulayabilmek için bireyin kendisini bilinçli olarak eğitmesi gerekir

AILELERE ÖNERİLER

            Kuşak çatışmasının olumsuz, sağlıksız boyutlara ulaşmasını önlemek sağlıklı bir iletişimle mümkün olur. Bu iletişimi sağlıklı bir biçimde kurup sürdürebilmekçe biz yetişkinlere bazı görevler düşmektedir.

*Genci önce insan olarak kabul edin ona sevgi ve saygı gösterdiğinizi belirtin.

*Gençlik çağına özgü biyolojik ruhsal ve toplumsal değişme ve gelişmeleri, bunların gencin yaşantısına nasıl yansıdığını bilip tanıyın gençlik çağının fırtınalı ve zor olduğunu göz önünde bulundurun.

*Gencin duygularındaki değişiklikleri ve düşlemlerden kaynaklanan davranışları karşısında serinkanlı olun. Kırıcı, sert ve yıkıcı davranışlarda bulunmayın

*Genci denetlemek, engellemek yada ödün veya ödül vermek için tutarlı davranın kimi zaman ödüle değer bulduğunuz bir davranışı başka bir zaman yermekten kaçının.

*Aile ve ev ile ilgili konularda ve sorunlarda gencin düşünce ve önerilerini alıp onunla konuşup tartışmaktan kaçınmayın.

*Konuşma ve tartışmalar sırasında gencin doğru düşündüğü gerçeği bulup söylediği durumlarda ona hak verin, düşünce ve önerisini gerçekleştirmesi için yardımcı olun.

*Gençlerle yapılan tartışmaları onları korkutarak veya güldürerek kesmeyin.

*Gencin tutum ve davranışlarına biçim ve yön verin Benim gençliğimde ……….. diye başlayan konuşma ve öykülerden kaçının.

*Gence bol bol öğüt vermek yerine örnek davranışlar yapın ve örnek davranışlar bulup gösterin

İLKÖĞRETİM ÇAĞINDAKİ ÇOCUKLARLA ANA – BABALARIN İLİŞKİLERİNDE DİKKAT EDİLECEK BAŞLICA HUSUSLAR.

            1-Çocukları asla korkutmayın. Çünkü korku çocukların psikolojik gelişimini olumsuz etkiler.

            2-Dayağı eğitim sözlüğünüzden çıkarın. Dayak veya herhangi bir şiddetli otorite yüzünden sinen çocuk, yarının içi nefret, kin, isyan duyguları ile dolu insanı olmaya adaydır.

            3-Çocuklarınıza sevgi göstermekten çekinmeyiniz, çünkü çocuk için en önemli ve kalıcı korkuların başında anne ve babası tarafından sevilmemek veya terk edilmek korkusu gelir. Çocuklar kendi sevgilerini cömertçe sundukları kişilerden aynı davranışı beklerler.

            4-Şımartmak sevgi değildir. Şımartmak çocuğu her yönden geriletir, sevmekse geriletmez. Şımartılan çocuk bencilleşir sorumluluklarının farkına varamaz.

            5-Eğitim açısından en önemli nokta ana babaların çocukla beraber oyun oynamaları ve oyuncak yapmalarıdır. Bunu yapmak asla gevşeklik değildir.

            6-Çocuğu tanıyabilmenin en kestirme yolu çocukla dost olmaktır. Çünkü çocuk sevildiğine sayıldığına değer verildiğine inandığı oranda ana babasına güvenle açılabilir. Ancak çocuğun anlattığı duygu ve düşünce yaşadığı olaylar asla kendisine karşı kullanılmamalıdır bu yüzden çocuk cezalandırılmamalı alay edilmemelidir

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :