- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Ergenlikte Duygusal Gelişim ll

Ergenlikte Duygusal Gelişim ll sitemize 23 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 1 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

ERGENLİKTE DUYGUSAL GELİŞİM

     12-20 yaşlar arası olan ergenlik döneminde fiziksel değişime eşlik eden duygusal değişimler yaşanmaktadır.

     Ergenlikte ortaya çıkan bütün biyokimyasal değişimlerin en önemli etkenlerinden biri cinsel dürtülerdeki ve duygulardaki artıştır.

     Birçok ergen için yaşanan bu duygular şaşkınlık ve kaygı kaynağı olabilir. Hormonlarda değişimlerin ortaya çıkması ile birlikte ergenin duyguları, yaşantıları da değişmeye başlar; hayaller, kızgınlıklar yalnız kalma isteği ama bir yandan da yalnız kalmaya dayanamama ve kırgınlıklar yaşamaya başlar.

Ergenlikte Ani Duygusal Değişimler:

     Ergenlik dönemindeki hormonal değişimlerden kaynakla yaşanan duygulardaki çeşitliliğin yanı sıra, zıt duygular da çok sık yaşanmaktadır. Yani ergen bir duygudan diğerine çok çabuk geçer. Bir an çok neşeliyken aniden hüzünlü bir tavır içine girebilir ya da öfkelenebilir.

Ergenlik döneminde yaşanan önemli bir gelişim görevi de kimlik gelişimidir. Ergenin bedenini nasıl algıladığı ve çevresi tarafından nasıl algılandığı onun için oldukça önemlidir.

Duygusal anlamdaki ani değişimler bedeni ile ilgili algılamaları ile de ilişkilidir. Bedenindeki orantısızlıklar, sivilceler ergen için sorun olmakta ve bu da ani duygusal değişimlere neden olmaktadır (üzülme, evden dışarıya çıkmak istememe, utanma gibi).

Ergenin bedenine çok fazla yoğunlaşmasının nedeni de bu döneme özgü olan ben-merkezci düşünce tarzının hakim olmasıdır. Ergen için “hayali seyirciler” söz konusudur; sosyal mekanlarda herkesin onu izlediğini, ona baktığını, onu incelediğini düşünür. Bu nedenle çevreden gelen eleştiriler onun için oldukça önemlidir. Özelikle akranlarının bedenine, saçına ya da giyimine yönelik olumlu ya da olumsuz yorumları ergende duygu değişimlerine neden olan etmenlerdendir.

Ergen kendini “ben” olarak tanımlar, ben merkezci düşüncenin hakim olması nedeni ile kendi ile ilgili olarak yaptığı tanımlar çok gerçekçi değildir. Ergen kendini “biricik” olarak görür. Yaşadıklarının sadece kendi başına geldiğini, başka kimsenin onun yaşadıklarını yaşamadığını düşünür.

Ergenin riskli davranışlarda bulunma olasılığı da oldukça fazladır. Çünkü bu dönemin önemli özelliklerinden biri de, ergenin olumsuzlukların, kazaların onun başına gelmeyeceğini düşünmesidir.

Ergenlik döneminde karşı cinsle romantik arkadaşlıklar kurulmaya başlanmaktadır. Her iki taraf da romantik ilişki yaşadığı arkadaşının davranışlarına, sözlerine karşı duyarlı olmakta; olumlu geribildirimlerine sevinmekte, olumsuz geribildirimlerine de üzülmektedirler. Ayrıca romantik duygular besledikleri arkadaşlarını bir an çok sevdiğini düşünürken, ani duygu değişimleri nedeni ile bir anda hiç sevmediğini düşünebilmektedirler.

Duyguları İfade Etme:

     Duyguların ifade edilmesinde toplumun kadın ve erkeğe yüklediği rollerin de oldukça büyük önemi vardır. Özellikle kızlar duygularını üzülme, ağlama, yalnız kalma, geri çekilme biçiminde içselleştirirken; erkekler duygularını dış dünyaya yansıtırlar.

Anne-Babalar Ergene Nasıl Davranmalı?

 

    Anne-babalar ergenlik dönemindeki gelişim konusunda bilgi sahibi olmalı ve ergendeki ani duygu değişimlerinin nedeni bilerek ergene karşı duyarlı olmalıdır.

     Yaşadığı değişimler konusunda ergene de bilgi vermelidir.

     Ergene kendini ifade etme olanağını vermelidir. Onu eleştirmeden, yargılamadan dinleyebilmelidir.

     Anne-babalar ergenlik dönemindeki duygularına geri dönüp, ergenin yaşadıklarını onun gözüyle görmeye çalışmalıdır.

 

    Ergeni istemediği alanlara yöneltmemeli, ondan yapabileceğinin üstünde görevler istememeli, onu başkaları ile kıyaslamamalıdır.

     Özetle; otoriteye karşı olma, söz dinlememe, eleştirme, hata bulma ergenin tutumlarındandır. Gelişme döneminde anne-baba tarafından bazen çocuk, bazen yetişkin olarak algılanan ergen, ne zaman nasıl davranacağını bilemez. Gelişmekte olan bedenine, cinsel ve duygusal değişimlere ayak uyduramaz. Böylece “kimlik karmaşası” yaşayabilir. Anne-babalar baskıcı bir tutum yerine ona karşı sevgi gösteren, onu anlayan, güven veren, önemseyen ve değer veren bir tutum içinde ergene yaklaşırlarsa bu dönemi çok fazla sorun yaşamadan geçirmelerini sağlayabilirler.

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :