- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Eleştirel Kaynak İnceleme

Eleştirel Kaynak İnceleme sitemize 23 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

ELEŞTİREL KAYNAK İNCELEME, HİPOTEZ ve STRATEJİ GELİŞTİRME

GİRİŞ

 

Bilimsel çalışmalar boşlukta değil, daha önce yapılmış araştırmalar üzerine inşa edilirler. Bu yüzden, araştırmacı ilgilendiği konuya dair daha önce ne tür çalışmalar yapıldığını belirlemelidir. Ancak bu araştırmalara bakarak, araştırılan konu ile ilgili anlayışı daha ileri bir düzeye taşıyacak çalışmalar yapılabilir. Araştırma yapılacak konuda daha önce ne tür çalışmaların yapıldığı ise, ancak ‘eleştirel bir kaynak incelemesi’ ile ortaya konabilir. Kaynak incelemesi bir çok çalışmada görüldüğü üzere ‘X, Y, Z şunları söyledi’ şeklinde daha önce yapılan çalışmaların ‘nakledilmesi’ için değil, söz konusu araştırma için sağlayabilecekleri veya sağlayamayacakları zeminin gerekçeleri ile ortaya konması için yapılır. Bütün araştırmacılar birçok bilgi toplayabilir. Önemli olan bunların sistematik ve tutarlı bir şekilde organize edilmesi ve sınıflandırılmasıdır.

ELEŞTİREL KAYNAK İNCELEMESİ

 

Hacmi ne olursa olsun her inceleme, incelenen konuda başka araştırmacıların neler yazmış olduğunu öğrenmeyi gerekli kılar. Bu sayede, o alanda yazılanların, araştırmacının iddialarını doğrular veya reddeder nitelikte mi oldukları ortaya konur.

Araştırmacılar, çalışmaları süresince bazen istem dışı, farklı çalışma metotlarına sürüklenebilirler. Onların  sıkça düştükleri ‘tuzaklardan’ bir tanesi, ‘ömür boyu kaynak inceleme’ eğilimidir. Aslında okumak yazmaktan daha kolay olduğundan, araştırmacı kaynak incelemesi süresini ‘bilinçaltı bir dürtü ile’ uzattıkça uzatır. Bununla birlikte araştırmacı zaman elverdiğince mümkün olanın en fazlasını okuması gerekir. Okunan her yeni çalışma, araştırmacıya yaklaşımı, yöntemi, veri analizi ve sunumu ve hatta sonuçları yorumlayışı hakkında daha önce aklına gelmemiş çağrışımlar yapar.

Burada, araştırmacıların sıkça düştükleri ikinci uzak ise ‘kes-yapıştır’ tavrıdır. Kaynak incelemesi sistematik ve eleştirel olmalıdır. Konuya ilişkin elde edilen her bilginin üst üste yığıldığı bir işlem değildir. Araştırmacı bu kaynakları sıralamak yerine ortak ve farklı yönlerini dikkate alarak ve bir sınıflandırmaya tabi tutarak sunmalıdır.

Araştırmacıları, araştırma süresince takılabilecekleri iki tuzak:

  • Okuma süresini uzatmak;
  • ‘Kes-yapıştır’ alıntı yapmak.

Kaynak incelemesi yapmak, araştırma sürecinin çok önemli aşamalarındandır. Yapılan bu tarama araştırmacıya değişik faydalar sağ1ar. Bunlar:

  1. Yapılacak bir ön tarama sonucunda araştırmacının kafasında oluşan genel araştırma konusunu daha özele indirgemek ve araştırılabilir şekle getirmek mümkün olur.
  2. Problemin/konunun araştırılmasında, ölçülmesinde ve yorumlanmasında daha önceden kullanılmış araştırma stratejileri, özel süreçler, ölçekler ve ölçüm araç ve gereçlerin hakkında bilgi sahibi olunur.

  1. Sonuçların yorumlanmasına ilişkin ipuçları elde edilir.

ELEŞTİREL KAYNAK İNCELEMESİ YAPILMASI

 

Kaynak incelenmesinde herkesin benimseyeceği standart bir yöntem yoktur. Ancak şöyle bir yaklaşım makul gözükmektedir:

  • Genel bir yaklaşım benimseyin,
  • Fikirlerin kısa bir takdimini yapın,
  • Başlıca yazarlar tarafından kaleme alınmış çalışmaların uyuşan ve çatışan boyutlarını özlü bir şekilde ifade edin,
  • Bu çalışmalar içinde araştırmanızla doğrudan ilişkili olanları belirleyin,
  • Doğrudan ilişkili çalışmaların bulgularını ayrıntılı olarak tartışın,
  • Araştırmanızın daha önceki çalışmalardan farklı olarak ele alacağı konuların altını çizin.

Eleştirel bir yazın incelemesi yapmanın can alıcı noktası, yazında bulunan farklı fikirleri tutarlı ve özlü iddialar haline getirmektir. Araştırmanın takip eden bölümleri için bu iddialar birer yol haritası olacaktır. Eleştirel Kaynak İncelemesi konusunda dikkat edilecek birkaç nokta daha vardır.

  • Kaynak taraması iyi organize edilmiş olmalıdır.
  • Kaynak incelemesine en son yapılan (en yeni) çalışmalardan başlamak avantajlıdır. Zira, bu çalışmanın kaynakçasından yola çıkarak o alanda yapılmış en son çalışmalara ulaşmak mümkün olur.
  • Yeni veya çok az çalışılmış sahalarda ki çalışmalarda ise, problemle ilgili hemen her çalışmaya temas etmek gerekir. Kaynaklar az olduğundan ‘tercih’ hakkı yok gibidir.
  • Her çalışma ile ilgili bir özet tutmak, o çalışmayı tekrar tekrar incelemekten doğacak zaman kaybını veya çalışmanın gözden kaçması riskini azaltır.
  • Fazla inceleme yapmak ve kabarık bir kaynakçaya sahip olmak araştırmanın kalitesinin göstergesi değildir. Önemli olan kaynağın gerektiği şekilde kullanılmasıdır.

HİPOTEZLERİN OLUŞTURULMASI ve İFADE EDİLMESİ

 

Hipotez belli davranış, olgu veya olaylara dair yapılan önseziye dayalı izahlar, onlara ait varsayım şeklindeki açıklamalardır. Her araştırmacının kafasın da, kaynak taramasına başlamadan önce dahi belli hipotezler vardır. Kaynak taraması yapılıp çalışmanın diğer aşamalarına geçildikçe, bu hipotezler belli süzgeçlerden geçirilerek rafine hale getirilir ve nihai şekillerini alırlar.

Bir hipotez, problemin en özel şekilde  ifade ediliş biçimidir. Araştırmacının çalışmanın sonuçları hakkındaki düşüncelerinin özlü ifadesidir. Araştırmacı, inandığı (veya sezinlediği)

şekilde veya kaynak taraması sonrası ulaştığı bilgiler ışığında hipotezlerini ifade eder. Sonra bunun için gerekli verilen toplar ve analiz eder. Analizler sonunda hipotez kabul veya reddedilir. Yoksa araştırmacı çalışmasını hipotezlerini ‘doğrulamak/ispatlamak’ için yapmaz. Araştırmalar, bir şeyi ‘ispatlamak’ için yapılmaz. Araştırmalar ‘olanı en uygun şekilde ortaya çıkarmak için’ ve ortaya çıkan verilerden hareketle kararlar almak, tahminler yapmak, yeni açıklamalar getirmek için yapılır.

HİPOTEZLERİN ÖZELLİKLERİ

 

İyi bir hipotez dört temel özelliğe sahip olmalıdır. Bunlar:

  • Daha önce yapılmış çalışmaların sonuçlarıyla uyumluluk göstermelidir;
  • Makul olmalıdır;
  • Açık ve mümkün olduğunca öz bir şekilde ifade edilmelidir;
  • Sınanabilir olmalıdır.

Hipotezler kendinden önceki araştırmaları takip etmeli ve sonraki araştırmalara da öncülük etmelidir. Hipotezlerin doğrulanması veya reddedilmesi kuram ve/veya uygulama açısından bir anlam ifade etmelidir. Bu bakımdan iyi bir hipotezin önemli özelliklerinden bir tanesi, daha önce yapılmış çalışmalarla tutarlılık arz etmesidir.

İyi bir hipotez makul bir açıklama getirmelidir. Telefon ettiğiniz kişi cevap vermiyorsa hemen o kişinin ‘öldüğü’ hipotezini kuramazsınız. Bu makul bir açıklama olmayacaktır. Bunun yerine kişinin o anda evde telefonu duyamayacak bir noktada olduğu, uyuduğu gibi hipotezler geliştirmek çok daha makuldür.

İyi bir hipotez, değişkenler arasında beklenen ilişkiyi (veya farkı) mümkün olduğunca açık ve özlü olarak ifade eder. Basit ve açık bir şekilde ifade edilen hipotez sayesinde okuyucular çalışmayı daha kolay bir şekilde anlarlar. Hipotezin sınanması daha kolay olur ve  veri analizinden sonra sonuçlar kısmının daha net olarak ortaya konması imkanı doğar.

 

Hipotezin bir diğer özelliği de sınanabilir olmasıdır. Hakkında veri toplanamayan hipotez sınanamaz. Suç işleyenlerin sol omuzlarında görünmez bir şeytan, işlemeyenlerin sağ omuzlarında melek vardır şeklindeki bir hipotez hem mantıklı hem sınanabilir  değildir. Çünkü bu konuda veri toplama şansı yoktur.

HİPOTEZ TÜRLERİ

 

İfade edilme biçimlerine göre hipotezler:

  1. Araştırma hipotezleri
  2. İstatistiksel hipotezler olmak üzere iki gruba ayrılırlar.

Araştırma hipotezi, araştırmacının veri toplayıp analiz yaptıktan sonra, doğrulamayı umduğu ilişkinin ifade edilmesidir. Araştırma hipotezleri,

  1. Yön belirten
  2. Yön belirtmeyen hipotezler olmak üzere iki alt gruba ayrılırlar.

Yön belirtmeyen bir aştırma hipotezi, sadece değişkenler arasında bir ilişki veya farkın olduğunu ifade eder. Ancak bu ilişki veya farkın yönünü ifade etmez. Yön belirten araştırma hipotezleri ise değişkenler arasındaki ilişki veya farkın yönünü de ifade eder. Örnek olarak, yön belirtmeyen bir araştırma hipotezi şöyle bir ifadede bulunabilir.

H: Gündüz vardiyasında çalışan bir işçinin ürettiği ortalama ürün/saat ile gece vardiyasında çalışan bir işçinin ürettiği ortalama ürün/saat arasında anlamlı bir fark vardır.

Bu hipotezi yön belirtir hale getirmek için şu şekle dönüştürmek gerekir:

H: Gündüz vardiyasında çalışan bir işçinin ürettiği ortalama ürün/saat, gece vardiyasında çalışan bir işçinin ürettiği ortalama ürün/saatten daha fazladır.

İstatistiksel (null-farksızlık) hipotez ise değişkenler arasında bir ilişki veya fark olmadığını, varsa bile bunun tamamen şans eseri ortaya çıktığını ve gerçek olmadığını ifade eder. Buna göre bir istatistiksel hipotez  şu şekilde oluşturulabilir.

H: Gündüz vardiyasında çalışan bir işçinin ürettiği ortalama ürün/saat ile gece vardiyasında çalışan bir işçinin ürettiği ortalama ürün/saat arasında anlamlı bir fark yoktur.

ARAŞTIRMA YAKLAŞIMLARININ SINIFLANDIRILMASI

  1. Benimsenen Yöntem Bakımından Sınıflandırma

 

  1. Pozitivizm

Pozitivist yaklaşım tıpkı fen bilimlerinde olduğu gibi araştırmanın sübjektif değerlendirmelerden ve yorumlardan arındırılarak toplumsal veya beşeri olguların da açıklanabileceği düşüncesine dayanmaktadır.

Pozitivist yaklaşıma özgü birkaç özellik vardır. Bunlar:

  • Tümevarım niteliğindedir;
  • Değişkenler arasında nedensel ilişkileri izah etmeye çalışır;
  • Genellikle nicel veriler kullanır;
  • Hipotezlerin sınanması mantığıyla hareket edilir.

  1. Yorumlayıcı Yaklaşım – Fenomenoloji

Yorumlayıcı yaklaşımın özelliği, insanların olguları yaşadıkları şekilde açıklama yaklaşımını benimsemesidir. Pozitivist yaklaşımdan farkı, sosyal olayları fen bilimcilerin yaklaşımı ile izah etmenin geçerliliğini reddetmesidir. Sosyal olaylar/olgular oldukları, yaşandıkları şekilde incelenmeli ve açıklanmalıdırlar. Bu yaklaşımın temelinde insan davranışını anlamak için onu yorumlamak ve aynı zamanda yorumların tamamen objektif olamayacağı gerçeğini kabul etmek gereği yatmaktadır.

  1. Karma Yaklaşım

Pozitivist ve olgusal yaklaşım arasında böylesine kesin bir ayrım yapılmış olsa da, bu ayrım bir araştırmada mutlaka iki yaklaşımdan sadece birisinin kullanılabileceği anlamına gelmez. Aynı araştırma projesinde iki yaklaşımın karmasını kullanmak mümkündür.

 

  1. Kullanılan Araştırma Yöntemine Göre Sınıflandırma

  1. Deneysel Araştırmalar

Genellikle fen bilimlerinde kullanılan bu araştırma yöntemi, son zamanlarda giderek artan oranda sosyal bilimciler tarafından da kullanılmaktadır. Bu yönteme, özellikle psikolojik araştırmalarda yaygın biçimde rastlanmaktadır. Tipik bir deneysel araştırmada takip edilecek aşamalar şunlardır:

  • Hipotezin tanımı;
  • Belirlenen evrenden örnek kütleleri oluşturacak deneklerin seçilmesi;
  • Örnek kütlelerin farklı deneysel gruplara dağıtılması;
  • Bir veya daha çok değişken üzerine planlanan değişimin tatbik edilmesi;
  • Az sayıda değişkenin ölçülmesi;
  • Diğer değişkenlerin kontrol edilmesi.

b)Anket Araştırmaları

Anket çalışmaları işletme, iktisat ve diğer toplumsal bilimlerde çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Görece olarak çok sayıda veriyi, ekonomik olarak elde etmek mümkün olmaktadır. Elde edilen verilerin standardize olması bunların analizlerinin de kolay olmasını sağlamaktadır. Ayrıca anket çalışmaları, araştırmacının araştırma sürecine daha hakim olmasını sağlar.Bu gerekçelerden dolayı resmi, ticari ve akademik kurumlarca çok sayıda anket çalışması yapılmaktadır.

Anket araştırmalarında mülakat ve gözlem formları da anket formuyla aynı işlevi görmektedir.

c)Örnek Olay Çalışması

Örnek olay, ‘bir veya az sayıda birbiriyle ilgili denek üzerinde yapılan ayrıntılı çalışma’ şeklinde tanımlanabilir. Yapılan derinlemesine sorgulama ile bir kişi, grup veya kurum hakkında ayrıntılı veriler elde edilir, böylece üzerinde çalışılan deneğin halihazırdaki durumunu izah eden faktörler ve bu faktörler arasındaki ilişkiler belirlenmeye çalışılır.  Kısaca, örnek olay çalışması bir grup veya birey üzerinde uzun süreli ve sistemli incelemedir. Böyle bir çalışmada veri toplama aracı olarak anketler mülakat, gözlem ve döküman analizleri kullanılabilir. Örnek olay çalışmasının en önemli iki sakıncası, gözlemci önyargısı (gözlemci görmek istediği şeyi görür) ve elde edilen sonuçların genelleştirilme zorluğudur.

  1. Kapsadıkları Süreye Göre Sınıflandırma

 

  1. Anlık (Cross-sectional) Araştırmalar

Yapılan çalışmalar, araştırılan olgu veya olguların belli bir andaki durumunu ortaya koymaya yönelik olabilir. Yani amaç, olgunun belli anda resmini çekmek olabilir. Akademik amaçlı çalışmalar, yaygın olarak anlık yaklaşımı benimsemektedirler, bu çalışmalarda zaman sınırlaması vardır. Anlık çalışmalarda genellikle anket yöntemi kullanılmaktadır.

Örnek: Sekreterlerin yeni ofis araçlarını kullanabilme yetenekleri.

  1. Süreli (longitudinal) Araştırmalar

Süreli araştırmaların en önemli üstünlükleri araştırılan olguya ilişkin değişme ve gelişmeleri tespit edebilme kapasitesidir. Bu tür araştırmalarda, araştırmacı incelediği konuya belli bir süre tayin eder ve bu süre içinde meydana gelen değişiklikleri gözlemler. Süreli araştırmalar da araştırmacının kafasında olması gereken soru şudur: ‘Bu süre içeri sinde her hangi bir değişiklik oldu mu?’.

  1. Amaçlarma Göre Sınıflandırma

Araştırmaları, amaçlarına göre sınıflandırmak gerekirse üç tür çalışmadan söz edilebilir.

  • Olanları ortaya çıkarmayı amaçlayan araştırmalar-keşfedici;
  • Olanı tanımlamayı amaçlayan araştırmalar-tanımlayıcı;
  • Olanı izah etmeyi amaçlayan çalışmalar-açıklayıcı.

 

  1. Keşfedici (exploratory) Araştırmalar

Bu tür araştırmalar ‘ne oluyor?’ sorusuna cevap aramak için idealdir. Araştırmacı, konu hakkında bilgisini derinleştirmek ve konuyu daha değişik boyutlarıyla anlamak isterse böylesi bir yöntem tercih edilebilir. Sözgelimi araştırmacı “Yönetim düşüncesinde yeni gelişmeler nelerdir?” sorusu ile işe başladığında bu tür bir yaklaşımı benimsemiş olur.

Keşfedici bir çalışmayı yürütmek için değişik yollar izlenebilir.Bunlardan birincisi, ayrıntılı olarak kaynak taraması yapmak; ikincisi konunun uzmanlarıyla konuşmaktır. Böylece olaylar, konular hakkında yeni anlayışlar geliştirmek mümkün olur.

  1. Tanımlayıcı Araştırmalar

Tanımlayıcı araştırmanın amacı bir örgüt, birey, grup, durum veya olgunun düzgün bir portresini çizmektir. Özellikle hakkında veri toplanmak istenen  bir olgunun, veri toplanmadan önce düzgün bir tanımının yapılması çok önemlidir.

  1. Sebep-Sonuç (Experimental Designs) Araştırmaları

Araştırmacının, araştırmasına konu ettiği değişkenler arasında neden -sonuç ilişkisi oluşturduğu çalışmalara açıklayıcı çalışmalar denir. Böyle bir çalışmada araştırmacının amacı çalıştığı durum veya konuyu değişkenler arasındaki ilişkilerle açıklamaktır. Örneğin, öğrencilerin kış aylarında derslere geç kalışıyla olumsuz hava şartları arasında neden-sonuç ilişkisi vardır.

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :