- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Çoklu Zeka Öğrenen Olarak Çocuklar

Çoklu Zeka Öğrenen Olarak Çocuklar sitemize 24 Nisan 2021 tarihinde eklenmiş ve 1 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

ÇOKLU ZEKA
ÖĞRENEN OLARAK ÇOCUKLAR

” Eşit olmayan insanlara,
eşit davranmaktan
daha büyük eşitsizlik olamaz. ”
Thomas Jefferson.
Bir öğretmen olarak öğretme eylemi, çoğumuzda bildik duygulara neden olur. Öğrencilerimizin bir insan ve bir öğrenci olarak sahip oldukları belki de tek ortak özellik benzersiz olmalarıdır.
Sınıfımızdaki bu çocuklar kimdir?
Nereden gelmişlerdir ?
İlgi ve yetenekleri nelerdir?
Yaşadıkları evin özellikleri okul yaşamlarını olumsuz olarak etkiliyor mu?
Çocuklar
farklı boy, şekil, renk, cinsiyet ve kişiliklere sahip olarak karşımıza çıkarlar.
Hepsinin farklı tercihleri,
ilgi alanları,
öğrenme türleri,
yetenek düzeyleri,
gelişim evreleri,
özgeçmişleri,
güçlü ve zayıf yanları vardır.
Bazen farklı bir kültür ve dilden de olabilirler.
Fakat hepsi de doğal bir öğrenme kapasitesine sahiptirler.
Her birinin özel bir yeteneği ve güçlü olduğu bir yanı vardır.
Hepsinin sınıf içinde kendini güvende hissetmeye ve başarıyı tatmaya gereksinimleri vardır.
Yine hepsinin kendini değerli hissetmeye, sevilmeye ve kabul edilmeye gereksinimleri vardır.
Her çocuğun benzersiz olduğu ve hepsinin okula öğrenme kapasitesine sahip olarak geldiği bu nedenle de hepsinin öğrenebileceği yaklaşımı ile yola çıkarsak, bir öğretmenin bütün öğrencilerini tanımadan, onların gereksinimleri ile örtüşecek bir öğretim planı yapamayacağı açıktır.
YAŞ VE GELİŞİM EVRELERİ
Öğretmenler ve anne babalar çocukların farklı fiziksel, duygusal ve zihinsel gelişim düzeylerine sahip olduklarını bilirler. Bu düzeyler genellikle kronolojik yaş ile uyumlu olmaz .
Yine, de okullar öğrencileri kronolojik yaşlarını temel alarak guruplandırırlar. Öğrenci ve öğretim programını bir araya getirirken dikkate alınması gereken en önemli konu bu olduğu halde eğitim sistemimiz bunu genellikle göz ardı eder.
Çocuklar için en uygun eğitimi planlamak ve sunmak için,öncelikle onların gelişim evrelerinin göz önünde bulundurulması gerekir. Her öğrencinin kişiliği ve gelişimi özgün olmakla birlikte aynı yaşlarda gösterdikleri benzer özellikler vardır.
Columbia Üniversitesinde (Çocuk ve Psikoloji Clarice kestenbaum beş-on yaş arasında iki dönemi iki evreye ayırmaktadır,Bunlar
beş-·yedi yaş ve
yedi-on yaş evreleridir.)
Beş-yedi yaş evresinde çocukların göstermiş olduğu ortak özellikler: Dikkatleri birincil olarak kendilerine yöneliktir ve bu duygularını öğretmenleri ve arkadaşlarına yayabilirler.
Gurup içinde çalışma ve oynamaya hazırdırlar,
paylaşmayı bilirler,
oturup öğretmeni dinleyebilirler,
yönergeleri izleyebilir ve konsantre olabilirler,
ne zaman ve nasıl sessiz olunması gerektiğini bilirler.
Kendileri ile barışıktırlar.
Hayali oyunlar oynayabilirler,
artistiktirler ve mizah yüklü bir düşünce yapısına sahiptirler.
Cinsel kimliklerinin farkındadırlar.
Bazı değer yargıları oluşmuş, yanlış ve doğru duygusu gelişmeye başlamıştır,
başkaları hakkında keskin yargılar geliştirebilirler.
Bedenlerinin zarar görmesine karşı duyarlıdırlar. Örneğin, bir yerleri kesildiğinde vücutlarındaki bütün kanın boşalmasından korkabilirler.
Özellikle beş yaşında ayrılık kaygısına sahip olabilirler.
Aktif bir hayal güçleri vardır. Sanki “diledikleri gerçekleşecekmiş” gibi bir hayal dünyası kurabilirler. Öğretmenler ve veliler bu hayali düşünceleri sıkça “yalan” gibi yorumlamaktadırlar. Dr. Kestenbum bu yaşlarda bunun korkulacak bir durum olmadığını, bir çocuğun hayali birinin sütünü döktüğünü ya da boyalarını devirdiğini söylerken buna gerçekten inandığını ve bu türden fantezilerin somut mantıkla yan yana olabileceğini açıklamaktadır.
Soyut düşünme becerilerine henüz sahip değildirler.
Ben merkezcidirler ve sıkça kendilerini başkalarının yerine koymayı beceremezler.
Ayakkabılarını bağlama, üç ya da iki tekerleklï bisiklete binme, top atma, zıplama, atlama ve ritimli el vurma gibi motor becerilere sahiptirler.

Bu evredeki uyarı işaretleri Basmakalıp ya da tekrara dayalı oyunlar ya da sadece kendi başına oynama.
Kayıtsız kalma ve duygusuz davranışlar.
Sınıf içinde sorunlar çıkararak kendini ifade etme.
Bu yaşlarda çocuklardaki en önemli gelişimsel değişim, öğretmenin bulunduğu ortamlarda öğretmene gereksinim duymaksızın çalışabilme becerisidir. Okul öncesi çağda öğretmenle doğrudan birlikte çalışma gereksinimi duyan çocuk yedi yaşına geldiğinde kendi başına çalışabilir.
Dr. Kestenbaum 5-7 yaş evresini, çocukların dünyayı heyecan verici bir yer olarak algıladıkları “Harika Yıllar” şeklinde tanımlamaktadır.

Bu evrede çocuklar inanılmaz bir büyüme ve gelişme göstermektedirler. Erken gelişimsel evrede verilmesi gereken uygun eğitim konusunda görüş ayrılıkları vardır. Bazı uzmanlar okul öncesi eğitim döneminde resmî akademik eğitime karşı çıkarken, bazı uzmanlar da sorunun akademik eğitim verilmesinden değil, kullanılan öğretim metotlarından kaynaklandığını öne sürmekte ve bu evrede hiçbir becerinin, aynı zamanda ve aynı yolla kazanılmayacağını savunmaktadırlar.
İkinci önemli gelişim evresi olan 7-10 yaş döneminde çocukların sahip olduğu özellikler ve beceriler :
Sezgisel düşünmenin yerini mantıksal düşünmeye bıraktığı “nedensellik dönemi” başlar.
Bilişsel büyümenin büyük bir bölümü bu dönemde gerçekleşir.
Bu evrede çocuklar örgün eğitim için hazırdırlar.
Motor becerilerin kazanılmasında inanılmaz bir gelişme gösterirler.
Dinleme becerilerinde kaydedilir bir gelişme gözlenir.
Uzlaşma ve işbirliği için kazandıkları yeni becerileri kullanarak yakın arkadaşlıklar kurma becerisi geliştirirler.
Oyunda yenilgiyi kabul edebilirler ve yenildikleri için yıkılmazlar.
Kuralları kabullenir ve harfiyen uygularlar.
Karne, not ya da öğretmenin övgüsü gibi somut ödüllere cevap verirler.
Korkuları kabullenmezler.
Bu evredeki uyarı işaretleri:
Yaş guruplarından kendini soyutlama ya da mahrum bırakma.
İyi yapamama korkusu,
sürekli olarak ödül ve övgülere gereksinim duyma.
Her zaman birinci olma ve kazanma gereksinimi.
Karma Yaş Gurupları :
Çocukların farklı derecelerde gelişim göstermesi nedeniyle eğitimciler öğrencilerin kronolojik yaşlarına göre değil, gelişim düzeylerine göre guruplandırılmaları gerektiğini savunmaktadırlar. Birçok uzman örneğin çocuk gelişimi uzmanı David Elkind karma yaş guruplandırmasının küçük çocuklar arasındaki doğal çeşitliliği sağlamak açısından en etkili yol olduğuna inanmaktadır.
Bu yöntemde, ileri düzeydeki küçük çocuklar daha büyük ama daha yavaş çocuklar ile guruplandırılabilir, ya da büyük çocuklar küçük çocuklara rehberlik etmeleri için kullanılabilir. Bu uygulama her iki tarafa da önemli ve yararlı öğrenme yaşantıları kazandırabilir.
Çoğu stratejide olduğu gibi karma yaş guruplandırmasında da sınırlılıklar vardır.
İki ya da üç farklı gelişim düzeyi için ayrı öğretim programı uygulama,
öğretmen öğrenci arasında zayıf iletişim,
büyük çocukların velilerinin direnci ile karşılaşma gibi.
Fakat Elkind bu sorunların hiçbirinin başa çıkılmaz türden olmadığını ve karma yaş guruplandırmasının yararlarının ağır bastığını belirtmektedir. Bu konuda çeşitli öğretmen görüşleri karma yaş gurubu uygulamasını onaylayan veriler sağlamaktadır.
Örneğin:
Karma yaş guruplu sınıflarda çocuklara olgunlaşmaları için yeterli zaman sunulmaktadır.
Karma yaş guruplandırması ile doğal bir öğrenen topluluk yaratılmaktadır.
Sınıf giderek genişleyen bir aileye dönüşmektedir.
Hepimiz birbirimize öğretmekte ve birbirimizden öğrenmekteyiz.
Öğrenciler kendi öğrenme düzeyleri ile gelişim göstermektedir.
Müfredat programı ve değerlendirme her öğrenci üzerinde bireysel olarak odaklanmaktadır.

ZEKA TÜRLERİ
Geleneksel “zeka” kavramı çocuklara sunabileceklerimizin sınırlarını daraltmaktadır. Okullar zeka göstergesi olarak sözel ve matematik yetenekler üzerine yoğunlaşmıştır. Oysa psikologlar ve eğitim araştırmacıları yetenek ve zekanın, insanın pek çok özelliğini ve etkinliğini içine alan geniş bir kavram olduğu doğrultusunda inandırıcı kanıtlar ileri sürmektedirler.
Her bireyin çeşitli yetenekleri ve bir zeka kapasitesi vardır. Öğretenlerin görevi her öğrencinin kendine özgü güçlü yanlarını, daha az gelişmiş becerilerini güçlendirmek için kullanmalarına yardım etmek olmalıdır.
Stanford Üniversitesi araştırmacılarından Elizabeth Cohen yaptığı araştırma sonucunda, eğitim sistemlerinde zekanın en önemli göstergesi olarak okuma yeteneğinin temel alındığını; öğretmenlerin okuma yeteneği gelişmiş öğrencilerin her alanda başarılı olacaklarını varsaydığını, bunun sonucunda da hem öğretmenlerin hem de öğrencilerin sadece bu yeteneğin geliştirilmesi üzerine yoğunlaştıklarını ortaya koymuştur.
Cohen çocukların daha başka bir çok yeteneğe sahip olduklarını ve bu yetenekler ile kendi yollarında gelişim göstereceklerini belirtmektedir.
Cohen’in belirlediği (ama bunlarla sınırlı olmayan) yetenekler:
Yaratıcılık,
Yeni fikirler ileri sürme,
Karar almada gruba yardım etme,
Sorunları ve çözümleri gözünde canlandırabilme,
Fiziksel beceriler, örneğin bedensel güç ve el becerisi (ustalık)
Usa vurma (yapıları ve ilişkileri belirleme, bunları sınıflandırma vb.

Problem çözme
Merak ve icat yeteneği
Sebat
Binet ve Weschler zeka ölçme kavramını ortaya attıklarında, zekayı doğumla belirlenmiş sabit, ölçülebilir ve değişmez bir olgu olarak varsaymışlardır.
Daha sonraki yıllarda Piaget, Vygotsky, Feuerstein ve diğerleri çocuklar üzerinde yaptıkları uzun süreli gözlemler sonucunda zekanın sabit olmadığını ortaya koymuşlardır.
Zeka,
kalıtsal yetenekler,
deneyimler ve
çevresel bileşenler tarafından şekillendirilir.
Öğretmenler ve veliler, çocuğa sağladıkları ortamı ve öğretim yöntemlerini değiştirerek o çocuğun zekasını da değiştirebilirler.
Kötü öğretim ve kötü çevre zekayı geriletirken, iyi öğretim ve iyi çevre zekayı artırmaktadır.
Feurstein’in çalışması bilişsel geliştirilebilirlik ilkesini başka bir aşamaya taşımıştır. Onun yetmiş ülkede kullanılan “Araçsal Zenginleştirme Programı” ve “Öğrenme Potansiyeli Değerlendirme Aracı” öğrenci merkezli eğitimi benimsemiş öğretmenlerin öğrenmeyi yönlendirme ve zekayı geliştirme konusunda yararlandıkları dünyaca tanınmış yaklaşımlardır. Harvard Universitesi’nden Howard Gardner “Sıfır Projesi” adlı bilişsel araştırma projesinde, Feurstein’in bu yaklaşımlarını güçlendiren bir kuram geliştirmiştir.
Gardner’a göre bilmemizi ve öğrenmemizi sağlayan yedi tür zeka vardır.
Bu zeka türleri:
1- Bedensel/ devin duyusal Zeka :
Bu zeka türü,
vücudunu kullanarak (dans ve vücut dili ),
oyun oynayarak (spor yapmak) ya da
yeni bir ürün yaratarak (icat yapmak)
duygularını ifade etme yetenekleri ile ilgilidir.
Bu zeka türünde gelişmiş insanlar,
spor yapmaktan ve dans etmekten hoşlanırlar,
ellerini ve bedenlerini kontrol ve koordine etmekte son derece başarılıdırlar.
Aktörler, mim oyuncuları ve sporcular bu zeka türünde gelişmiş insanlardır.
2- Sözel/ Dilsel Zeka :
Soyut ve simgesel düşünme ile,
kavram oluşturma ve kelime yazma,
dilbilgisi, şiir, hikaye anlatma,
mizah
gibi karmaşık olguları içeren dilsel üretimlerden sorumlu olan
bu zeka türünde gelişmiş insanlar,
okuma, yazma, konuşma ve tartışma gibi eylemlerde başarılı ve edebi ürünler yaratmakta isteklidirler.
3- Görsel/ Uzamsal Zeka :
Bu zekanın temelini görme duyusu ve buna bağlı olarak şekiller tasarlama ve zihinde resimler yaratma yeteneği oluşturmaktadır.
Resim, grafik ve heykel yapma;
mimarlık, haritacılık ve denizcilik gibi yüzey ve buna bağlı bilgileri kullanma;
ayrıca satranç gibi farklı derinlik ve açılardan görmeyi gerektiren beceriler bu zeka türünün kapsamı içindedir.
Görsel/uzamsal zeka türünde gelişmiş insanlar,
zihinlerinde resimler yaratır ve çizerler.
Renkleri iyi kullanabilir,
iyi harita okuyabilirler.
Görsel sanatlarda üretim yapmaktan hoşlanırlar.
4- Matematiksel/Mantıksal Zeka :
Bilimsel düşünme,
objektif gözlem yapma,
elde edilen verilerden sonuç çıkarma,
yargıya varma ve hipotez kurma yeteneklerini içeren bu zeka türü, kavramları tanıma,
sayılar ve geometrik şekiller gibi soyut sembollerle çalışma,
bir bilginin parçaları arasında ilişki kurma ya da
farklı bağıntıları fark etme kapasiteleri gerektirmektedir.

Bu zeka türünde gelişmiş insanlar,
matematiksel ve bilimsel konulardan hoşlanırlar ve
benzer şeyleri eşleştirme,
karışık şekillerden resimler çıkarmada,
problem ve bulmaca çözmede başarılıdırlar.
5- Müziksel/ Ritmik Zeka :
Bu zeka türü, tonal ve ritmik kavramları tanıma ve kullanma; Çevresel seslere, insan sesi ve müzik aletlerine karşı duyarlık kapasitelerinden sorumludur.
Bu zeka türünde gelişmiş olan insanlar,
müzik aleti çalmaktan,
beste yapıp seslendirmekten hoşlanırlar.
6- Kişiler arası Zeka :
Bu zeka türü, diğer insanlarla sözlü ve sözsüz iletişim kurma, gurup içinde işbirlikli çalışma yeteneklerini içerir, ruh halleri, huylar, yönelimler gibi insanlar arasındaki ilişki farklarını da ortaya koyar.
Bu zeka türünde gelişmiş insanlar,
kendilerini başkalarının yerine koyma ve onları anlayabilme,
duygu düşünce ve inançları ile özdeşleşebilme becerilerine sahiptirler. Öğretmenler,
danışmanlar,
politikacılar,
din görevlileri,
psikiyatristler bu zeka türünde gelişmiş insanlardır.

7- İçsel Zeka :
İnsanın, kendi duygularını, duygusal tepkilerinin derecesini, kendi biliş bilgisi sürecini tanıma, kendi öz benliğini anlama ve başkalarına ifade etme yetisidir. İnsanın kendi kişiliği, kendini aşma yeteneği içsel zekanın işleyen kısmıdır.
Bu zeka türünde gelişmiş insanlar,
başkalarının duygu ve düşüncelerini anlama, nesne ötesi konularda konsantre olma gibi konularda başarılıdırlar ve meditasyon yapmaktan hoşlanırlar.
Gardner, bu zeka türünün çok özel olduğunu ve diğer zeka türlerinin tümünü kapsadığını savunmaktadır.

ZEKAYI GELİŞTİRMEK İÇİN YAPILMASI GEREKENLER
Gardner’a göre, ” …tüm çocuklar bu zeka türlerine çeşitli düzeylerde sahip olarak doğarlar, bu zeka türlerinden bazılarına daha çok eğilimleri olabilir herkes bu zeka türlerinde sahip oldukları potansiyellerini geliştirebilir ( Gardner, N. ve Walters, J. M.,1985 ).
Her insan sahip olduğu zeka türlerini çeşitli yöntemlerle geliştirebilir.
1. Bedensel/Devin duyusal zekayı geliştirmek için
Dramatik bir oyunda görev alın,
bir fikir, düşünce veya duyguyla ilgili bir rol yapın.
Güncel olayları ya da modern buluşları inceleyerek mimiklerle anlatın (sessiz film oynamak gibi).
Fiziksel etkinlik ve fazla hareket gerektiren, yarışma olmayan bir oyunoynayın, örneğin, düşündüklerini el, kol hareketleriyle:ifade eden bir gurup içindeki insanların isimlerini öğrenin.
Halk dansı, koşma, yüzme ve yürüme gibi fiziksel aktivitelere katılın.
Ruh halinizi değiştirmek ya da karşılaştırmak için farklı yollardan yürümeyi deneyin.
Vücudunuzun bildiklerini ve fonksiyonlarının neler olduğunu daha da iyi anlamak için her gün yaptığınız ve fiziksel güç gerektiren kar küreme, çim biçme, bulaşık yıkama, aracınızı park etme gibi işlerde dikkatlice kendinizi gözleyin.

2.Sözel Dilsel zekayı geliştirmek için
Hoşlandığınız bir hikayeyi okuyun ve hikayenin sonunu kendiniz getirin.
Başkalarının fikirlerini dinleyin ve onlarla bir tartışmaya girin.
Her gün, yeni ve ilginç bir kelimenin anlamını öğrenin ve onu kullanmaya çalışın.
Sizi en çok ilgilendiren ve heyecanlandıran bir konuda, bir söylev verin.
Bir dergiye abone olun ya da günlük olaylarla ilgili izlenimlerinizi bir günlüğe yazın.
3. Görsel/Uzamsal zekayı geliştirmek için
Fikir veya düşüncelerinizi ifade etmek için “estetik araçlar” la (boya, kil, renkli ve keçeli kalemler gibi) çalışın. Örneğin 21. yüzyılın neye benzeyeceği hakkındaki düşüncelerinizi bu araçlarla anlatın:

Bilerek düş kurun; örneğin hayaliniz, ideal bir tatil yeri ve oranın olabildiğince görsel detaylarıyla ilgili olmalıdır.

Hayal gücünüzü artıracak çalışmalar yapın; kendinizi tarihin farklı bir döneminde hayal edin ya da kahramanınızla hayali bir sohbet yapın.

Fikir veya düşüncelerinizi başkalarına anlatmak için resim, maket, grafik ya da bir poster yapımı gibi çeşitli tasarım becerilerini kullanın.
4. Matematiksel/Mantıksal zekayı geliştirmek için
Hobinizin 4 ana noktasını belirleyin ve bu ana noktaların her biri altında 4 a!t başlık ve bu alt başlıkların her birinin altında da 4 alt nokta daha oluşturun.
İki nesneyi kıyaslama ve karşılaştırma yoluyla çözümsel düşünme egzersizleri yapın. Örneğin bir daktilo ve bilgisayarın kendine özgü 4 özelliğini ve sonra da bu iki nesnenin ortak 4 özelliğini bulun.

Genelde saçma olduğu düşünülen bazı konularda; gerekçeleri ile ikna edici bir açıklama yapın. Örneğin; futbolu basketbol topuyla oymamanın yararları, vb.

“Bilimsel yöntem” kullanımı gerektiren bir projede yer alın. Eğer bir aşçı değilseniz yemek yapmaya, tarifin en başından başlayın.
5. Müziksel Ritmik zekayı geliştirmek için
Ruh halinizi düzeltecek farklı türde müzikler dinleyin; örneğin, stresli bir durumda ya da sınav gibi korku yaratan durumlar öncesinde gevşemek için, enstrümantal müzik çalın.

Duygularınızı anlatmak için duşta bile şarkı söyleyin. Güncel bir melodi kullanın ve ailenizle ilgili basit bir şarkı besteleyin.
Mırıldanarak, kafanızın içinde değişik titreşimler oluşturun; örneğin, her seferinde ünlü harflerden birini değişik yükseklikte ve kalınlıkta kullanın.

Doğadan farklı sesler içeren kasetler çalın (deniz dalgaları, bir şelale, rüzgar, kar fırtınası ve hayvan sesleri gibi).
Kendinize doğanın örüntüsünden ve ritminden ne öğrenebileceğinizi sorun.
6. Kişiler arası zekayı geliştirmek için
Başarıyla tamamlanması gereken bir proje için farklı görevdeki güvenilir insanlarla bir araya gelin (takım aktivitesi ya da komite çalışması gibi).
Bir başkasını derinden ve olduğu gibi dinleme çalışması yapın.
Konuşan birini dinlerken genellikle “aklı kurcalayan” düşüncelere engel olun ve sadece bir noktaya, “onların ne dediğine dikkat edin.
Bir kimsenin mimiklerinden, sözsüz ipuçlarından onun ne düşündüğünü tahmin etmeye çalışın ve daha sonra tahmininizin doğruluğunu kontrol edin.
Herhangi biriyle konuşmadan iletişim kurmak için farklı yollar bulun. Örneğin yüz ifadeleriyle, vücut şekilleriyle, jestlerle ve seslerle.

  1. İçsel Zekayı geliştirmek için
    Rutin bir aktivite sırasında yoğun dikkat göstermeye çalışın. Bu, olup biten her şeyin farkında olmaktır. Örneğin düşünceler, duygular, hareket değişiklikleri ve ruhsal durumlar.

Eğer tarafsız olabiliyorsanız, dışarıdan bir gözlemci gibi duygu, düşünce ruh halinizi izlemeye çalışın.
Belirsiz durumları, bilinen örneklere uydurmaya çalışın. Örneğin ‘”kızgınlık durumu”, “şakacılık durumu”, “korku durumu”‘.

Problem çözme stratejileri ve çözümsel düşünme süreci gibi durumlardaki çeşitli düşünme stratejilerinde taraflısı olun.
“Ben kimim” sorusuna 25 kelimeyle ya da daha kısa bir cevap yazın.
Sizi tatmin edene kadar üzerinde çalışmaya devam edin. Bir hafta süreyle her gün yeniden gözden geçirin ve gerekli olduğunu düşündüğünüz düzeltmeleri yapın.

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İlgili Terimler :