- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Çatışma Nedir

Çatışma Nedir sitemize 24 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

            Çatışma Nedir?

 

            Çatışma bir ya da birden çok kişinin herhangi bir konu üzerinde anlaşamadığı zaman ortaya çıkar. İnsanların gereksinimleri, dürtüleri, istekleri birbiriyle ters düştüğü zaman çatışma yaşanır. Bazı çatışma durumlarında çatışma içerisinde yer alan kişilerin söylemleri ve davranışları birbirinden farklıdır ya da bireyler bunları farklı algılarlar. Bu farklı bakış açıları ve farklı algılamalar da çatışmaya yol açar. Hepimiz  zaman zaman farklı düşündüğümüz için çatışma yaşarız. Aslında bu insan olmanın bir özelliğidir.

            Çatışma yaşamın doğal bir parçasıdır. Tüm insanlar hemen her gün çeşitli çatışmalar yaşarlar. Arkadaşlarla nereye gidileceğine karar verilemediği zaman çatışma yaşanır. Evdekilerle eve dönüş saati üzerinde anlaşmaya varılamadığı zaman çatışma yaşanır. Hatta, TV kanallarında gezinirken hangi programı izleyeceğimize karar veremediğimiz zaman kendi içimizde bile çatışma yaşayabiliriz.

            Böylesine yaşamın her anında yaşanabilen çatışmanın kendisi olumlu ya da olumsuz bir özelliğe sahip değildir. Ancak, çatışmalara gösterilen tepkilerle yaşanan çatışmalar  zedeleyici, yarışmacı, kırıcı olurlar ya da gelişmenin yolunu açarak yapıcı bir yaşantı haline dönüşürler.

            Çatışmalar yoğun duyguların yaşanmasına neden olur. Bu nedenle bazen insanlar çatışmalarını görmezlikten gelmeyi yeğlerler. Böyle davranarak çatışma yaşamaktan kaçınabileceklerini ya da çatışmaların kendiliğinden yok olabileceğini düşünürler. Oysa görmezlikten gelinen, kaçınılan, üstü örtülmeye çalışılan  çatışmaların denetim altında tutulabilmeleri güçtür. Genellikle de çatışma yaşamaktan bu tür kaçınma çabaları, beklenmedik patlamalara, duyguların incinmesine ve hatta şiddet içeren davranışların sergilenmesine yol açabilir. Ne yazık ki yaşanan çatışmaların neden olduğu zedelenmeleri onarabilmenin kolay bir yolu yok. İnsanlar birlikte yaşar, çalışır ve eğlenirler. Tüm bu etkinlikleri yürütürken birbirleriyle geçinebilmeleri önemlidir. Bunu gerçekleştirebilmek için, işe ilkin çatışmayla ilgili eski inanç ve tutumlarımızı değiştirmeğe başlayarak aşağıdaki çatışma kavramıyla ilgili yeni görüşleri anlamaya ve bunları benimsemeye çalışmamız gerekir;

  • Çatışma günlük yaşamın doğal bir parçasıdır.
  • Çatışmanın kendisi olumlu ya da olumsuz değildir.
  • Çatışmalara verilen tepkilerin yıkıcı ya da yapıcı sonuçları olabilir.
  • Çatışmaları çözme biçimleri gelişim ve sosyal değişim için itici bir güç olabilir.

Yaşamımız boyunca çatışmalar kaçınılamaz olduğuna göre, çatışmalara gösterilen tepkilerin yapıcı olması önemlidir. Yapıcı çatışma çözme yaklaşımı ancak çatışmanın doğasını anlayabilme yetisinin geliştirilmeye başlaması ve çatışma çözme ilkelerinin öğrenilmesiyle sağlanabilir.

Çatışmaların Özü

 

Bir çatışmanın nasıl çözülebileceğinin anlaşılması, çatışmanın kaynağının saptanması ile başlar. İnsanlar arasında yaşanan çatışmaların büyük bir bölümünde ait olma, güç, özgürlük ve eğlence gibi bazı temel gereksinimleri karşılayabilme çabası yer almaktadır.

Karşılanmayan Psikolojik Gereksinimler

 

Tüm insanlar gereksinimleri tarafından güdülenirler. Glasser(1994) davranışı güdüleyen dört temel gereksinimden söz eder:

  • Ait Olma: İnsan ait olma gereksinimini severek, sevilerek, paylaşarak ve başkalarıyla işbirliği yaparak karşılayabilir.
  • Güç: Başarma, yerine getirme, başkaları tarafından takdir edilme ve saygı görmeyle birey güç kazanır.
  • Özgürlük: Birey ancak kendi adına seçimler yaparak özgürleşebilir.
  • Eğlence: Gülme, eğlenme, şakalaşma ve oyun oynama yolu ile birey eğlenir.

Genellikle davranışlarımızın nedeni olarak çevremizdeki insanları ya da olayları görürüz. Ancak bu yanlış bir kanıdır. Çünkü insanı davranışa geçiren, güdüleyen aslında onun                kendi  temel gereksinimleridir. Örneğin iki kişinin “ait olma gereksinimlerini karşılayabilmeyle” ilgili farklı görüşleri varsa aralarında çatışma çıkar. Çünkü taraflardan biri aralarındaki ilişkiyi güçlendirmeye,birlikte olmaya  önem vererek ait olma gereksinimini gerçekleştirme çabası gösterirken diğeri daha bir özgür olmak isteyebilir. En yakın arkadaşımız bir toplantıya çağrıldığında eğer biz davet edilmemişsek üzülürüz, dışlanmışlık yaşarız ve  ait olma duygumuz karşılanmadığı için de arkadaşımızla çatışma yaşayabiliriz. Ana-babamız evde sorumluluk üstlenerek bazı işleri bizim yapmamızı isterseler onlarla çatışmaya girebiliriz. Çünkü onların bu istekleri bizim zamanımızı kullanma ve seçimler yapma özgürlüğümüzü kısıtlamış olur.

 Bu temel psikolojik gereksinimler zaman zaman birbirleriyle de çatışırlar. Örneğin, bir öğrenci zamanının büyük bir bölümünü ders çalışmaya ayırıyor ve başarılı oluyorsa, bu yolla güç gereksinimini karşılayabilir. Ancak arkadaşlarına zaman ayırıp onlarla paylaşım sağlayamadığı için de bu kez  “ait olma” gereksinimi karşılayamaz.

Gereksinimlerin karşılanmasıyla ilgili diğer bir sorun da, her birey için bu gereksinimleri karşılayan nesnenin zihinde oluşan resminin farklı olmasından kaynaklanmaktadır. Glasser(1994)’a göre her bireyin zihninde kendi gereksinimlerini karşılamada kullanabileceği bir “görüntüler albümü” vardır. Bu görüntüler her bireyin kendisine özgüdür. Bu nedenle de insanlar gereksinimlerinin doyurulmasıyla ilgili farklı algılara yani farklı resimlere sahip oldukları için, çatışma durumlarında kendi gereksinimlerini karşılayabilmek amacıyla farlı tepkilerde bulunurlar.

Çatışma yaşarken genellikle önümüzde iki seçenek vardır: Ya çatışmayı sürdürmek ya da problemi çözmek. Problem-çözme yöntemleri gereksinimlerin belirlenmesini sağlayarak bu gereksinimlerin karşılanabilmesine yardımcı olur. Eğer çatışma yaşamayı sürdürmeyi seçersek iki tarafın da temel gereksinimleri karşılanamaz. Oysa tüm çatışmaların kökeninde bu temel psikolojik gereksinimler yatar. Öyleyse çatışmaları çözebilmek için ilk adım her iki tarafın gereksinimlerinin belirlenebilmesi olmalıdır.

Kaynakların Sınırlı Olması

 

İnsanların sahip oldukları kaynaklar sınırlı olduğunda çoğunlukla çatışma yaşarlar. Sınırlı kaynaklar nedeniyle yaşanan çatışmalar zaman, para, mal kaybından kaynaklanabilir. Çatışma durumu kaynakların sınırlı olması nedeniyle ortaya çıktığında yarışmacı bir yaklaşım yerine işbirliği içerisinde olmak bireylerin çıkarlarınadır. İşbirliğine gidildiğinde her iki taraf da sorunu çözme sürecini başlatırlar ve böylece birbirlerinin çıkarlarının farkına varıp çözümler üretmeye başlarlar. Böyle bir sürecin başlatılması genellikle her iki tarafa da doyum sağlar. Çünkü sınırlı olan kaynakların adil olarak paylaşılarak kullanımı bireyin ait olma, güç, özgürlük ve eğlenme gibi psikolojik gereksinimlerine doyum sağlar.

Sınırlı kaynaklar nedeni ile yaşanan çatışmaların çözüme ulaşabilmesi için onların ardında yer alan temel gereksinimler belirlenmeli ve karşılanmaya çalışılmalıdır. Arkadaşına verdiği kitabın kaybolması sonucu, onu geri alamayan kişi, kitabının kaybolmasından öte,  arkadaşının kendisine önem vermediğini, saygı duymadığını düşünerek üzülür. Bu örnekteki çatışma durumunda temelde “güçlü olma” isteği ya da “ait olma” gereksinimi yatmaktadır. Bu kişinin çatışma  çözme süreci içerisinde temel gereksinimleri karşılanmadıkça, kitabın ücretinin ödenmesi ya da kaybolan kitabın yerine bir yenisinin alınması gibi çözüm yollarını bu kişi kolayca kabul etmeyecektir. Yani buradaki sorun doğrudan sahip olunan malın kaybıyla ilgili değildir. Bu nedenle de çözüm yalnızca kaybın maddesel olarak yerine konulmasına yönelik olursa ve bireyin temel gereksinimleri görmezlikten gelinirse, taraflar arasında benzer çatışmaların tekrar, tekrar yaşanma olasılığı yüksektir.

Farklı Değerler

 

Çözümü en güç çatışmalar farklı değerlere sahip olmaktan (inançlar, öncelikler, ilkeler) kaynaklanırlar. İnsan kendi benimsediği değerleri diğerler insanların değerlerine karşı koruma eğilimindedir. Yaşam boyu kazanılmış olan değerler bireyin tutumlarını etkiler ve davranışları için bir ölçüt olur.

Bir değer çatışması yaşandığında “doğru/yanlış”, “iyi/kötü” gibi kavramlar içeren ifadeler kullanılmaya başlanır. Bireyler farklı amaçlara yöneldikleri zaman yaşanan çatışmalar da değer çatışmaları olarak görülür. Amaçların farklı olmasından kaynaklanan çatışmalarda tarafların amaçlara verdikleri değer ve önemin göreceli olarak farklı olması  söz konusudur.

Taraflar arasında değer çatışmaları yaşandığında, insanlar kendi kişiliklerine yönelik bir saldırı olduğunu kabul ederek savunmaya geçerler. Bunun sonucunda da inatla kendi benimsedikleri değerleri korumaya çalışırlar. Çatışma yaşayan taraflar sorunlarını farklı ölçütlere göre değerlendirdikleri için de genellikle çözüme ulaşılabilmesi güçtür.

Değerlerle ilgili olarak yaşanan çatışmaların çözümlenmesinde, tarafların kendi sahip oldukları değeri değiştirmeleri ya da karşılarındaki kişinin değerlerini kabul etmeleri söz konusu değildir. Her iki tarafın da duruma farklı açılardan bakabileceklerini bilmeleri aslında çözüme ulaşmak için atılan ilk adımdır. Eğer taraflar farklı inançlara sahip oldukları için birbirlerini reddetmemeyi öğrenirlerse sorunu kendi sınırları içerisinde ele alıp çözmeye çalışabilirler. Çatışma çözmenin temel ilkelerinden birisi, çatışmanın özünü oluşturan ana konuyla, onunla ilişkili olan ikincil meseleleri birbirinden ayırt edebilme becerisini kazanmaktır. Değerlerle ilgili çatışmaları çözebilmek için taraflar öncelikle çatışan değerlerin altında yatan çıkarları bulmaya çalışmalıdırlar. Bu tür değer çatışmalarının temelinde psikolojik gereksinmeler vardır ve bu gereksinmeler çatışan her iki tarafın da çıkarlarının çerçevesini oluşturur.

ÇATIŞMAYA GÖSTERİLEN TEPKİLER

 

Hiç kimse dünyaya çatışma çözme yollarını bilerek gelmez. Çatışma çözme yolları yaşanarak öğrenilir. Çocukluktan başlayarak insanlar çatışmalarla nasıl başa çıkabileceklerini çevrelerindeki modelleri gözlemleyerek öğrenirler. Ana-babalar, öğretmenler, arkadaşlar okunan kitaplardaki ve izlenen filmlerdeki kahramanlar, çocuklar için birer modeldirler.

Çatışma durumları içerisinde rol oynayan kişilerin bazıları çatışmalarını çözümlerlerken izledikleri sağlıklı yollarla çocuklar için olumlu modeller sergilerler.

 Çatışmalarını sağlıklı yollar izleyerek çözen kişiler bazı özelliklere sahiptirler.

 Bu kişiler;

  • Karşılarındakileri dikkatle dinlerler.
  • Karşılarındaki kişilerin gereksinimlerini gözetirler.
  • Çabucak gerilemez ya da yüzeysel uzlaşmalara yanaşmazlar. Bir dizi çözüm üretirler.
  • Sorunla ilgisi olan herkesin, sorunun çözümü üzerine odaklaşabilmesini sağlarlar.

Sağlıksız çatışma çözme yollarını kullanan kişiler ise;

  • İstediklerini elde edemedikleri zaman, öfke kusarlar.
  • İstediklerini elde edebilmek, için hiç çekinmeden şiddete başvurabilir ve çevrelerindekileri tehdit ederler.
  • Sorunu tartışmayı reddederek çözüme ulaşabilme yollarını tıkarlar.
  • Yalnızca kendilerinden daha güçlü olduğunu düşündükleri kişiler karşısında pes ederler.
  • Yaşanan sorunu ve çözüm ile ilgili olasılıkları açıkça ve dürüstçe ortaya koymayı reddederler.

Çatışmaların çözümünde sergilenen sağlıklı ve sağlıksız davranışları belirttikten sonra genellikle çatışma anında gösterilen tepkileri üç temel gruba ayırabiliriz. Bunlar, kaçma, kavga etme ve çatışma çözme davranışlarıdır.

           

Kaçma

 

İnsanlar, hiç çatışma yaşamamış gibi sorunlarını görmezlikten gelerek ya da çatışmanın varlığını inkar ederek, çatışmalardan tümüyle, uzaklaşabileceklerini, kaçabileceklerini sanırlar. Taraflardan birisi boyun eğip, uyma davranışı göstererek kendi gereksinimlerine doyum sağlamaya hiç çalışmadan çatışmadan kaçabilir. Bazen de birey çatışmaya son vermek için kendi çıkarlarına uygun olmayan çözümleri kabul ederek yaşanan çatışmayı geçiştirir.

Çatışmaların çözümünde benimsenen bu davranış türü, hayal kırıklıklarına, güvensizliklere, gelecekle ilgili yaşanabilecek korku ve endişe duygularına yol açar.

Çatışmadan kaçma davranışı bir kazan/kaybet yaklaşımıdır. Çatışmalardan kaçan insanlar duygu ve düşüncelerini ifade edebilme cesaretlerini yitirirler ve çevrelerindekiler tarafından adeta sindirilirler. Hep kaybeden taraf olmayı kabullenirler.

Çatışmalardan kaçınıldığında, temel psikolojik gereksinimler de görmezlikten gelinerek reddedilir ve karşılanamazlar. Bu tür kaçma davranışı gösteren kişilerin kendi yaşamları üzerinde denetim kurabilmeleri de güçtür. Hep haksızlığa uğramışlık duyguları yaşarlar ve diğer insanlarla olan ilişkilerinde her zaman acı çekerler.

Çatışma yaşayan  her iki taraf da çatışmalarını görmezlikten gelip inkar etme yolunu seçerlerse bu kez de kaybet/kaybet yaklaşımı sergilenir. Yani her iki taraf da temelde var olan temel psikolojik gereksinimlerini karşılayamadıkları  için kayba uğrarlar.

Kavga Etme

 

Kavga, tehdit, saldırganlık ve öfke içeren davranışlarının sergilenmesidir. Taraflar birbirlerine düşmanca duygular beslediklerinde kavga ederler. Tarafların birbirleri üzerinde güç kullanmaları söz konusudur. Burada kazan/kaybet yaklaşımı söz konusudur. Taraflardan birinin kazanabilmesi için diğer tarafın kaybetmesi gerekmektedir.  Taraflardan birisi üstünlük ve ayrıcalık kazanmak istemektedir. Kavga tepkisi gösteren kişi karşısındakine baskı uygulayarak “kazanmak” ister. Bu davranış genellikle taraflar sorunları üzerinde konuşmak istemedikleri ya da birbirlerinin gereksinimlerine önem vermedikleri zaman ortaya çıkar. Her iki taraf da konuşmak ve çözüm üretmeye çalışmak yerine karşı tarafa saldırarak ya da şiddet uygulayarak bir çözüme ulaşmak ister.

Kavga, genellikle taraflar sorunu birbirlerinin bakış açısından göremedikleri zaman ortaya çıkar. Bu kişiler birbirleriyle iletişim kurmaktan kaçınırlar. Konuşmak, birbirini anlamaya çalışmak yerine dayatmacı bir tutum içerisinde saldırgan davranışlarda bulunurlar.

İletişim (Problem Çözme)

 

Çatışma yaşayan taraflar birbirlerini suçlamadan ve birbirlerine zarar vermeden sorunlarının üzerine odaklaşırlar. Bu tür bir yaklaşımı benimseyen kişiler işbirliğine yatkındırlar. İşbirliğinin sağlanabilmesi için aralarında iletişim kurulmasının temel olduğuna inanırlar. Bu kişiler karşılarındakilerle empati kurabilen, etkili dinleme becerisine sahiptirler. Bu nedenle de sorunu çeşitli bakış açılarından görebilirler. Taraflar, sorun çözme yaklaşımını benimsendiği zaman, çatışan her iki tarafın da çıkarlarını gözeterek gereksinimlerini karşılayabilecekleri bir anlaşmaya ulaşabilme fırsatını yakalayabilme şansları vardır. Böylece her iki taraf da kazanabilmektedir.

Kaçma-Kavga Etme ve Sorun Çözme Tepkilerinin Sonuçlarının Özeti

 

Çatışma durumunda tarafların birbirlerine gösterdikleri tepkilerin her birisinin sonuçları farklıdır.

Kaçma, tepkisinin sonuçlarını iki grup altında toplayabiliriz:

  1. Taraflardan birinin ilişkinin sürmesi adına çatışmadan kaçınması durumunda, her iki tarafında temel gereksinmeleri karşılanamadığı için çatışma kaybet/kaybet biçiminde sonuçlanır.
  2. Taraflardan birinin karşıdakine boyun eğerek uyma davranışı göstermesi durumunda çatışma kaybet/kazan biçiminde sonuçlanır.

Kavga Etme, tepkisinin iki tür sonucu vardır:

 

  1. Daha saldırgan olan tarafın kazanması, karşı tarafın kaybetmesiyle çatışma kazan/kaybet biçiminde sonuçlanır.
  2. Saldırgan davranışlar bazen bireyin kendisine de zarar verir. Çünkü kaybedenin üzüntüsünü görür ya da bir ilişki, bir dostluk biter. Böylece çatışma kaybet/kaybet biçiminde sonuçlanır.

Sorun Çözme, yaklaşımı ise çatışmaların kazan/kazan biçiminde sonuçlanmasını sağlar. Çatışma-çözme sürecini kullanarak taraflar ilişkilerini bozmadan, belli bir tavır almak zorunda kalmadan, birlikte kabul edebilecekleri bir çözüm üzerinde uzlaşabilirler. Böylece her iki tarafın da çıkar ve gereksinimleri karşılanmış olur.

Okul Programları İçerisinde Çatışma Çözme Eğitimine Niçin Yer Verilmelidir?

 

Gençlere kendi çatışmaları olumlu bir biçimde çözme yollarının öğretilmesi zorlayıcı ve geçerli olan bir çok nedeni vardır.

  • Çatışma çözme eğitimi içerisinde yer alan problem çözme sürecinin tüm öğrencilere öğretilmesiyle okul ortamı geliştirilebilir.
  • Çatışma çözme yollarının öğretilmesiyle okullarda şiddet, sürekli devamsızlık ve okuldan kaçma gibi sorunlarda azalma sağlanabilir.
  • Çatışma çözme eğitimi, öğrencilerin ve öğretmenlerin kendi kendilerini ve çevrelerindeki diğer kişileri daha iyi anlayabilme güçlerini geliştirerek onların bazı önemli yaşam becerilerini kazanabilmelerine yardımcı olur.
  • Çatışma çözme alanında eğitim almak bireylerin iyi bir vatandaş olma özelliklerini kazanabilmelerinde onlara yardımcı olur.
  • Çatışmalarını çözme sorumluluğu öğrencilere verildiğinde öğretmenler zamanlarının çoğunu disiplin sorunlarıyla uğraşmak yerine öğretme etkinlikleriyle geçirebilirler.
  • Çatışma çözme eğitimi, bireyin kendi kendisini yönetebilmeyi öğrenmesi, iç-denetimini kazanabilmesinde tüm diğer disiplin yaklaşımlarından daha etkili olmaktadır.
  • Çatışma çözme eğitimi tüm öğrenme ortamları için temel oluşturan dinleme, eleştirel düşünme ve problem çözme becerilerinin gelişmesini sağlar.
  • Çatışma çözme eğitimi, öğrencilere farklılıkları barışçıl yollarla kabul edebilmek için sorunları bir de karşıdaki kişinin bakış açısından görebilme becerisi kazandırır. Bu beceriyi kazanmış olmak çok kültürlü ortamlarda yaşayabilmeyi kolaylaştırır.
  • Gençler, çatışma çözme yollarını bir kez iyice öğrenince karşılaştıkları problemleri yetişkin yardımına baş vurma gereği duymadan kendi kendilerine çözebilme gücünü kazanırlar

ÇATIŞMA  ÇÖZME  SÜRECİ

            Artık çatışmaların,  insanların   bazı  konular   üzerinde  anlaşamadıklarında   ortaya  çıktığını, temel  psikolojik  gereksinimlerin  karşılanmamasından  kaynaklandığını ve   genellikle de  üç  yolla  çözümlenmeye  çalışıldığını (Kaçma, Kavga Etme ve  problem  çözme) biliyoruz.

            Çatışma çözme  süreci  insanların   birbirlerini suçlamadan ve  aşağılamadan  karşılıklı   sağlıklı   bir  iletişim   kurarak  sorunlarını   konuşabildiklerinde  işlemeye başlar. Öncelikle   taraflar bir  sorunları   olduğunu  kabul ederek,  çözüm yolları  ararlar.  Sonra  her iki taraf  içinde  en uygun olan   çözümü  birlikte bulup, uygulamaya koyarak yaşadıkları çatışmayı sonuçlandırırlar.

            Bu  süreç  sekiz  adımdan   oluşur.

  1. Olumlu ve etkili  bir ortam  oluştururlar.
  2. Algılar netleştirilir
  3. Kişisel ve  ortak gereksinimlere   odaklaşılır.
  4. Olumlu enerjinin  paylaşılması   sağlanır.
  5. Önce geleceğe   bakılır  sonra geçmişte yaşananlardan ders alınmaya çalışılır.
  6. Seçenekler üretilir.
  7. Uygulanabilir olan seçenekler belirlenip geliştirilir.
  8. Her iki tarafa da   doyum  sağlayacak ve  her iki tarafında üzerinde anlaşabileceği,  adil anlaşmalar  yapılır.

        Çatışma  çözme   süreci  bazı  temel   ilkelere   dayanır

Bu ilkeler;

 

  • Sorunla ilgili taraf  olup cepheleşmek yerine her iki  taraf için  ortak  çıkarlar üzerinde çalışılmalıdır.
  • “Ben” olarak düşünmek yerine “biz” olarak düşünülmelidir. Birlikte, işbirliği içerisinde çalışmak  çatışmanın  çözülmesine  yardımcı
  • İlişkilere kısa  vadeli   bakmak yerine   ileriye  yönelik  bakılmalıdır.
  • Çatışma süreci içerisinde çözüm yolları yaratma arayışları birlikte  yaşanırken  ilişkiler  geliştirilmeye çalışılmalıdır.
  • Çatışma çözme   sürecinin  yaşanması  her iki  tarafa da   yarar sağlayıcı olmalıdır.
  • Çatışma çözme ve ilişki kurma   birlikte  geliştirilmelidir.

ÇATIŞMA ÇÖZME SÜRECİ

  1. Adım – Olumlu ve Etkili bir  ortam  oluşturulur.

Çatışma   çözme  sürecine   başlarken tarafların  olumlu  bir  tutum içerisinde olması   etkili   bir çalışmanın  sürdürülebilmesini  sağlar.  Çatışmalar çözülmeye çalışılırken uygun ortamın oluşturulmasına gereken  önem  verildiğinde  anlaşmaya  ulaşabilmek   kolaylaşır.

 

 Olumlu bir ortam  oluşturulmaya  çalışılırken   dikkat edilmesi  gereken  noktalar:

  • Kişisel Hazırlık: Çatışma çözme sürecine katılan kişiler konulara dürüst ve açık olarak yaklaşmaya kendilerini hazırlamak için ellerinden geldiğince çaba   göstermelidirler.
  • Zamanlama : Konuşmak için her iki  tarafın da   en uygun olduğu  an  saptanmalıdır. Her iki tarafın da konuşmaya hazır ve kendilerini rahat  hissettikleri  zaman iletişim  başlatılmalıdır.
  • Yer : Konuşmayı başlatmanın   zamanlaması   kadar   nerede   konuşulacağı da  önemlidir. Tarafların  kendilerini  rahat  hissedebilecekleri   bir yer saptanmalıdır.
  • Başlangıç Cümlesi : Olumlu ifadeler   içeren  cümlelerle   konuşmaya başlamak  tarafları   olumlu etkiler.  Olumlu ve açık  bir açılış cümlesi   karşıdaki   kişiye;
  • İletişime hazır,
  • Birlikte çalışmaya niyetli,
  • Çatışmanın nedenini bulmaya niyetli olunduğu mesajını taşıyarak,   güven duygusunun  gelişmesine  katkıda

2.Adım-Algılar netleştirilir.

 

Bu   adımda  çatışma   yaşayan   tarafların  sorunlarını   kendi  algıladıkları    gibi  açıklayabilmeleri sağlanır. Eğer  sorunun tam olarak   ne  olduğu bilinemezse ve açıkça ortaya konulamazsa, çözüme ulaşmak  zorlaşır. Genellikle   anlaşmazlık   yaşayan  taraflar sorunlarını  kendi açılarından tanımladıklarında, her ikisi de aslında baştan beri farklı  sorunlar   üzerinde  tartışmakta olduklarının farkına varırlar. Her iki  taraf  sorunu  kendi  algılarına   göre  tanımladıktan sonra, sorun bu farklı bakış açıları doğrultusunda yeniden ortaya konulmalıdır. Bu çalışma  gerçekleştirilirken de aşağıdaki noktalara dikkat edilmelidir:

  • Sorun parçalara  ayrılmalıdır
  • Hayali sorunlardan  kaçınılmalıdır. Olayların özüne inilmeli, ayrıntılarda kaybolunmamalıdır.
  • Eğer çatışma bireylerin sahip oldukları farklı değerlerden   kaynaklanıyorsa,  bunlar  açıklığa  kavuşturulmalıdır.
  • Etkili bir çözüme   ulaşabilmek  için tarafların   birbirlerine   ve  işbirliğine  gereksinimleri  olduğu  unutulmamalıdır.

Algılar netleştirilirken, taraflar sorunlarıyla ilgili görüşlerini  birbirlerine   aktarırlarken;

  • Ön yargılardan    kaçınmalıdırlar
  • Birbirlerinin sözünü  kesmeden   dikkatlice  dinlemelidirler
  • Her iki taraf da  birbirlerinin   gereksinimlerini  ve  değerlerini  belirleyip, kabul etmelidirler.
  • Karşılıklı duyguların   anlaşılmasına  özen  gösterilmelidir. Karşıdaki kişiyle empati kurulabilmelidir. Yaşananlara birde onun gözünden bakılmaya çalışılmalıdır.
  • Yanlış anlaşılmaya neden olan   noktalar varsa, bunlar açıklanarak düzeltilmeye çalışılmalıdır.
  1. Adım-Kişisel ve  Ortak  gereksinimlere  odaklaşılmalıdır.

Çatışma   yaşayan    her iki tarafın da  gereksinimleri, korkuları, istekleri ,düşünceleri, amaçları  vardır.  Bunları  açığa  çıkarmak   gerekir.

Ayrıca sorunu  çözebilmek  için  tarafların   birbirlerine   gereksinimleri   vardır.  Birey kendi    gereksinimleri    kadar  karşı  tarafın  gereksinimleriyle  de  ilgilenmelidir.  Bu  başarılabilirse  tarafların gereksinimlerinin    çoğunun ortak  olduğu  ortaya çıkar.

  1. Adım- Olumlu enerji paylaşılmalıdır.

 

İnsanlar  genel  görünüşleri, konuşma biçimleri,  davranışları ile   çevreleri   için bir enerji  kaynağıdırlar.  Olumlu  enerji   birlikte   gelişmeyi   sağlar ve   ilişkiyi   güçlendirir.  Her iki   taraf da  sahip  oldukları  olumlu enerjiyi  harekete   geçirirlerse   birbirlerini    desteklerler. Olumlu enerji çözüme ulaşabilmek için güdüleyici bir güç kaynağıdır.

5.Adım- Önce  geleceğe  yönelik  çalışılmalı  sonra  geçmişte yaşananlar değerlendirilerek  anlaşılmaya  çalışımladır.

 

Geçmişteki   olumsuz  yaşantıları sürdürmenin   sorunun  çözümüne  hiçbir  faydası  yoktur.  Şu an  yaşananlar  üzerine  odaklaşarak   gelecekle   ilgili  çözümler  üzerine  çalışırken geçmişte neler  olduğunun  farkına   varılmalı  ve    aynı  yanlışları   tekrarlanmaktan  kaçınılmalıdır. Sadece geçmişte kullanılan çözüm yollarına saplanmaktan  kaçınılmalıdır.  Esnek   olmaya  çalışılarak   hoş görülü    olunmalıdır.  Karşıdaki kişinin  tüm kişiliğini hedef almayıp yalnızca sorun yaratan davranışa yönelerek  ona “Sana  kızmıyorum”,    “Senin  yaptıklarına  kızıyorum” mesajı iletilebilmelidir.

  1. Adım- Seçenekler geliştirilmelidir.

 

Çözüme   ulaşmak için neler   yapılabileceği  üzerinde  düşünülürken  bazı   önemli  noktalara  dikkat  edilmelidir.

  • Kullanılan kesin  ifadelerin  farkında    olmaya özen gösterilmelidir.
  • Ortak eğilimler   bulunulmaya   çalışılmalıdır.
  • Her iki tarafın  çıkarlarını  gözeten  seçenekler   bulunmaya  çalışılmalıdır.
  • Anlaşmazlıklar üzerinde  durmak  yerine  uygulanabilir  gibi  görünen  seçenekler   üzerine  odaklaşılmalıdır.
  • İki tarafın da   gereksinimlerini   karşılayamayacak  olan   seçenekler  üzerinde    ısrarcı olmadan onları bir kenara bırakarak  çatışmanın  büyümesi

 

Seçenek üretilirken:

 

  1. Önce çatışma sırasında daha çok incinmiş olan tarafın çözüm önerileri sorulmalıdır. Anlatılanlar dikkatle  dinlenilmeli  ve  bilgi edinilmelidir.
  2. Özgürce, olabildiğince  çok  çözüm seçeneği  üretilmeye  çalışılmalıdır.
  • Gerçekleşmesi ve yerine getirilebilmesi güç bile olsa bir çok seçenek hayal edilmeye çalışılmalıdır.
  • Yeni öneriler   üretilmelidir
  • Tüm seçenekler
  • Elde edilen bu liste üzerinde çalışılarak gerçekleştirilebilme olasılığı yüksek olanlar belirlenerek seçenekler daraltılmalıdır.
  • Benzer seçenekler  gruplandırılmalıdır.
  • Seçeneklerin olası  sonuçları   üzerinde  düşünülmelidir.
  • Aptalca da  gelse   tüm  seçenekler
  1. Çatışmanın çözümü için anahtar olan  seçenekler belirlenerek  tanımlanmalıdır.
  • Anahtar seçenekler ortak gereksinimlerden birini ya da   bir kaçını  karşılamalıdır.
  • Bunlar aynı zamanda her iki tarafın bireysel gereksinimlerini de karşılayabilmelidir.
  • Seçenek üretirken  olumlu  bir   paylaşım  geliştirilmeye çalışılmalıdır.
  • Her iki tarafın da   kabul edebileceği üzerinde uzlaşmaya varabileceği seçenekler  bulunmalıdır.
  1. Seçenekler üzerinde çalışırken geçmişteki  olumsuz  yaşantılardan  Geçmişte yaşanmış olan olumsuzluklar yapılan çalışmalara gölge düşürmemelidir.
  1. Adım-Uygulanabilir olan seçenekler belirlenmelidir.

 

Bunlar  genellikle  her iki tarafın   da   yapabileceği,  uyabileceği  başarıya  ulaşma  şansı   oldukça  yüksek   eylemler planları olmalıdır.

  • Başarı şansı, uygulanabilirliği  en yüksek  olan davranışlarla ilgili görüşler belirlenmelidir.
  • Çözüm önerilerinin her iki taraf için de  adil  olmasına özen gösterilmelidir.
  • Bu çözümle ilgili seçeneklere her iki tarafın  yaptığı  açıklamalarla, yani onların önerileri ile ulaşılmalıdır.
  • Çözüm seçenekleri güven verici eylemler önermelidir.
  • Ortak gereksinimleri karşılayabilecek nitelikte  olmalıdırlar.
  1. Adım- Her iki taraf  için de  doyum  sağlayacak  adil  anlaşmalar   yapılmalıdır.

 

Çözüm seçenekleri karşılıklı tartışılıp, her iki tarafa da doyum  sağlayacak   anlaşmalar  yapılarak,  çatışma çözme süreci sonuçlandırılmalıdır.

  1. Taraflar birbirlerine kendi isteklerini   dayatmak  yerine  anlaşma  yolları   geliştirmeye, paylaşabilecekleri  amaç  ve  gereksinimleri  bulmaya  odaklaşmalıdırlar.
  2. Küçük adımlarla ilerlerken basit çözümlerden hareketle, uygulanabilir  çözümlere  ulaşılmaya çalışılmalıdır.
  3. Her iki taraf da birbirlerinin   çıkarlarını   gözetmeye özen göstermelidirler.
  4. Bazı temel sorunlar   üzerinde  bazen   hemen uzlaşmaya   ulaşılamaz. Bu gerçeğin de  kabul edilmesi   gerekir. Böyle durumlarda taraflar kendileri için vaz geçilemez olan temel isteklerini açıklamalıdırlar.
  5. Her iki tarafın da çözüm için üstlenebilecekleri kendi kişisel sorumluluklarını    belirlemeleri gerekir.
  6. Her iki taraf da çatışma çözmede   kazandıkları   becerileri  kullanarak aralarındaki  işbirliğini  geliştirmeye çalışmalıdırlar.

KAYNAKLAR

CARRUTHERS, W., SWEENEY, B. KMITTA, D., HARRIS, G., (1996).  Conflict Resowtion: An   Examination  of  the  Research  Literature  And  A Model  for  Program  Evalvation. The  school  Counselar, Vol.44.

CLASSROOM  CONFLICT  RESOLUTİON  TRAİNİNG  FOR  ELEMENTARY  SCHOOL, (1987).  Conflict  resolution  Resources for Schools  and  youth. The  community  Board  Program, Inc. San Francisco.

CONFLICT MANAGERS  TRAİNİNG MANUAL   FOR  GRADES  3-6, (1986). Conflict  reecovrses for schools  and  youth. The  community  Board  program, Inc. San Francisco.

GLASSER, W., (1996). The   Qality  School .  Haerper + Row, Pub. New. York.

GORDON, t. (1996) .EÖE.  Etkili   öğretmenlik  eğitimi.  Sistem Yayıncılık, İstanbul.

SCRUMPF, f. CRAWFORD, D. ,  USADEL, H. (1991).  Peer  Mediation, Conflict resolution  In Schools. Program   Guide- Research  Press Comp.,  Illinois.

SMİTH, M. SIDWELL, J. (1990). Training  And  Implemantation  Guide  for  student  Mediation In Secondory schools. New Mexico  Center for Dispuse  Resolution.

YALNIZCA  KENDİ  İSTEKLERİNİN  YAPILMASINI   İSTEYEN KİŞİLERLE   ÇATIŞMA  ÇÖZME ÇALIŞMASI

Etkili   çatışma  çözme   süreci  içerisinde   “kimin belirlediği”   yolunun  izleneceğine  karar  vermek  söz konusu   değildir.  Çatışma  çözme   becerilerinin    kullanılması  “Senin ya da   benim yolum”  yerine  “bizim yolumuzu”  bulabilmeye   yardımcı  olur.

Taraflardan  birisi  çatışma  çözmeyi  “ben / sen”  çekişmesi  olarak  görürse;

 

  • İşbirliğini sağlayabilmek  için daha   fazla çaba  harcanmalıdır.
  • Çatışma çözme  sürecinin  her iki  tarafında  birbirine   gereksinim   duyduğu                bir çalışma ortamı olduğu  açıkça
  • Paylaşılan gereksinimler ve sahip olunan ortak güçler bulunup  onlar  üzerine   odaklaşılmalıdır.
  • Çözüm seçenekleri içerisinden her iki   tarafın da  ilişkilerini   geliştirmeye   yardımcı     olabilecekler  seçilmelidir. Yani  bir  tür   “yapılabilecekler “  bulunup seçilebilmelidir.

Eğer  taraflardan   birisi  zarar   göreceğini   ya da   zayıf  duruma  düşeceğini  düşünürse;

  • “Bizim” gücümüz   tutumu  geliştirilmeli ve uygulanmalıdır.
  • Geçmişte birlikte paylaşılan  olumlu  yaşantılar  hatırlanıp,  bu   olumlu  ortamdan  yararlanılmalıdır.

Taraflardan birisi  durumun  gerektirdiklerini  yapmak  yerine  durumu   kontrol  etmeye  çalışırsa;

  • Taraflar birbirlerine durumun gerektirdikleriyle ilgili düşüncelerini açıklamaya çalışarak anlaşmaya ulaşabilme konusunda  birbirlerini yüreklendirilmelidirler. Bu onların kendi davranışlarının farkına varmalarını sağlayacaktır.
  • Gereksinimler bulunarak onlara doyum sağlayabilmek için yapılabilecekler bulunmaya  çalışılmalıdır.

Yargılamalar Çatışma Çözme   Sürecinin Dışında   Tutulmalıdır.

 

            İnsanlar   bir çatışma  yaşamaya   başladıklarında    birbirleriyle   ilgili kişisel  yargılamalarda    bulunurlar.  Karşılarındaki    kişinin  çözüm önerilerini dinlerken “Bu  ne  aptalca   bir öneri”  ya da  “Ne  dediğini   bilmiyorsun”  gibi  yargılamalarda  bulunurlar.  Bu tür  yargılamaları  çatışmanın   içerisine  sokmak  yerine  sorun üzerinde  ciddiyetle  durup  karşıdaki    bireyin  kişiliğiyle    ilgili daha   yumuşak hoş görülü davranmaya çalışılmalıdır. Böylece çatışma  içerisinde    olan her iki taraf da  birbirlerini   suçlamak  yerine   sorunlarını  etkili bir  biçimde  çözebilirler. Taraflar birbirlerinin kişilikleri üzerine odaklaşmak yerine soru bularak onun çözümü üzerinde çalışmaya çabalamalıdırlar.

            Bir  sorunu  çözmeye  çalışırken   olaya  bir de   karşıdaki   kişinin bakış  açısından   bakmaya  çalışılmalıdır. Bunu  sağlamanın  en   iyi yolu  rol  oynama   tekniğini  kullanmaktır.  Çünkü  böylece  karşıdaki    kişinin rolünü   üstlenerek ya da öykünün bir de öteki yüzünü görüp, dinleyerek birey karşısındaki kişinin bakış açısını anlamaya çalışır.

           Anlaşmazlığın  her iki taraf için  de  ne anlama   geldiğini  kavrayabilmek  amacıyla taraflar   birbirlerinin çıkarlarının ve çatışma içerisindeki yerlerinin ne  olduğunu ortaya çıkarabilmek için  birbirlerine   sorular  sormalıdırlar.

Çatışmanın  tırmanmasına  ve  büyümesine   neden olan  etmenler:

 

  • Bir çatışma anında   sergilenen  duygu  tonunun  gittikçe  artması   (Örneğin  öfke  ya da   engellenmişlik  duygularının ifade edilmesi gibi)
  • Bireyin karşı taraftan kendisine yöneltilen önemli bir tehdidin olduğunu kabul etmesi.
  • Çatışma sırasında çevrede   taraftarların  toplanması ve   çatışmaya bir çok   kişinin katılmasıyla   olayın  büyümesi
  • Çatışma yaşanmadan önce  taraflar arasında   bir dostluk , arkadaşlık ilişkisinin  olmaması
  • Çatışma yaşayan   tarafların iletişim   kurma  ve uzlaşma  becerilerine   sahip olmaması.

Tüm  bu   etmenler  çatışmaların   büyümesine, çözümün  zorlaşmasına yol açar.

Çatışmanın    duygu  tonunun   azaltılabilmesine  yardımcı olan  etmenler;

 

  • Tarafların tüm dikkatlerinin birbirlerine değil de   sorunun  üzerine   odaklaşması,
  • Çatışma sırasında    sergilenen duygu   tonu   ve  algılanan   tehdidin  azaltılmaya çalışılması,
  • Çatışmadan önce taraflar  arasında   bir arkadaşlık, dostluk ilişkisinin  olması ve bu ilişkinin olumlu iletişimin kurulabilmesi için kullanılması,
  • Tarafların iletişim  kurma  ve  çatışma  çözme   yollarını   bilmeleri ya da   çatışmalarını  çözebilmede   yardım  almaya   hazır olmaları,
  • Tarafların çatışma  çözme  ve iletişim  becerilerini  günlük  yaşam  içerisinde   kullanma  deneyimlerini devreye sokabilmeleri.

           Kuşkusuz,  iletişim ve   çatışma   çözme  becerilerini   kazanmış olmak, insanın   yaşam   kalitesinin  gelişmesine  büyük  katkıda   bulunur. Bundan  da  öte  bazen   bir  yaşam  bile  kurtarabilir.

Çatışma  Çözme  İçin  Gerekli   Olan İletişim  Becerileri

 

Çatışmayla   başa çıkabilmede  ve başarılı   bir biçimde   çatışmaları   çözebilmede  temel  iletişim  becerilerinin  bilinmesi  ve  bu  alanda beceri   kazanılması   gerekmektedir.

            Çatışmaların  çoğu   genellikle   insanlar arasındaki iletişim sorunlarından  kaynaklanmaktadır.  Sağlıklı bir iletişimin  gerçekleşebilmesi için   konuşma sırasında   dinleyen  kişinin  anlatıcının  önemli   düşünce, tutum ve  duygularını  duyduğunu, anladığını   ona  geri   iletmesi  gerekir.  Konuşmakta olan kişi, dinlendiğini  ve    anlaşıldığını   hissedemezse   iki kişi arasındaki iletişim  kesilir. Bundan   da  öte   insanlar arasındaki  ilişkiler, dostluklar, arkadaşlıklar biter.

Etkili   Dinleme ve  Yapıcı Konuşma

 

  • Etkili dinleme sırasında,  konuşmacının  bütün  dikkatini  kendi   anlattıkları  ve  duyguları   üzerinde   yoğunlaştırabilmesine dinleyici tarafından  destek
  • Etkili dinleme sırasında  sessiz   kalınırken,  etkili  bir  biçimde konuşmacıyla     birlikte  olmaya özen gösterilmelidir.
  • Etkili dinleme, dinleyenin ne kadar çok şey duyduğu değil, konuşmacının   kendi  anlattıklarını  duymasını   sağlamalıdır.

Bir  insan   öfkeliyken,  açken,  üşürken ya da   çok rahatsız  bir  sandalyede   otururken  onun için  etkili bir biçimde   karşısındakini   dinlemek güçtür.  Bazen de   karşısındaki  kişiyle   ilgili   olumsuz   düşüncelere  sahip  bir  kimse  için    onu  dinleyebilmek oldukça   güçtür. Bireyin   geçmiş yaşantıları, sahip olduğu kalıp  yargıları, duyguları, çevre  koşulları (ısı,  oturma  biçimi, aydınlatma , gürültü gibi) onun işittiklerini     ve   iletişim kurmaya çalıştığı kişilerle ilgili   duygularını   etkileyen  etmenlerdir.

Bir  insan    iyi  bir konuşmacı  olduğu    kadar    iyi bir  dinleyici de   olmalıdır. Bazen, insanlar,  karşılarındaki    kişinin  ne  söylediğini   gerçekten  dinleyip,  anlamadan  tepkide  bulunurlar. Sanki   kendi  kendilerine bir konuşmayı sürdürürler.  İletişim  kurmak yerine  bir  monologu sürdürürler.  Çatışma  yaşayan  bazı  insanlar   birbirlerini    hiç  dinlemeden, anlamadan  konuşup dururlar.  Oysa, bunun  yerine bu kısır döngüyü kırıp, taraflar birbirlerinin  çelişen farklı bakış  açılarını  anlamaya  çalışabilirler.  Etkili  dinleme, karşıdaki   kişinin  anlattıklarının,   dinleyenin  zihninde  açımlanmasını,  düzenlenmesini sağlayarak buna  göre kişinin duyduklarına  ya karşı  konmasını  ya da  kabul  etmesini olanaklı kılar.

Etkin Dinleme de Kullanılan  Temel Teknikler

 

  • Cesaretlendirme
  • Soru sorma
  • Tekrar etme
  • Özetleme

Cesaret  Verme : Konuşmacının, konuşmasını sürdürmesi için onu  yüreklendirmektir.  Bu bir tür   anlatılanlarla  ilgilenildiğinin   ifade  edilmesidir.

Örn: “Biraz   daha  anlatabilir misin?”

 

Soru  Sorma : Daha  çok   bilgi  almak  ve problemi   daha  iyi  anlayabilmek,  tanımlayabilmek  için soru   sorulmasıdır. Konuşmacı dinlenirken açık  uçlu  ve  kapalı    uçlu  sorular  yöneltilebilir.

Açık  Uçlu  Sorular,  insanların   çok farklı  yanıtlar  verebilmesine  izin verir ve  konuşmanın  sürdürülmesine   yardım eder. Kapalı  -uçlu  sorular  yalnızca  “Evet” ya da  “hayır”  gibi   kısaca  yanıtlanır.

Tekrar  Etme :  Önemli   bulunan  duygu  ve  düşüncelerin  dinleyen  kişi  tarafından  tekrarlanmasıdır.

Örn:  “Sen  topu  tutamayınca, o sana  bağırdı  ve sen  de  kendini   kötü  hissettin”.

 

Özetleme :Konuşmacının   anlattıklarını özetlemede,  uzun öykü  içerisindeki   önemli  duygu  ve  düşünceleri   seçerek,  konuşmacının  anlattıklarının bir tür özünün vurgulanmasıdır.

 

Duyguları  Anlamak  için  Dinlemek                                            

İletişim  sırasında   bireylerin  karşılıklı  birbirlerine  iletmeye  çalıştıkları  mesajların  iki yönü  vardır. Olgular  ve   duygular.  İletişim  sırasında   olgularla ilgili bilgilerle  birlikte duygular da  aktarılır.

  • Herkesin duyguları  vardır. Bunlar yaşamın  önemli ve normal  parçalarıdır.
  • İnsanlar aynı  olaylar içerisinde,   birlikte  yer  alırlar  ancak  farklı  duygular yaşayabilirler.
  • Duygular asla  doğru  ya da  yanlış olamazlar.

Çatışma  çözme  süreci  içerisinde  duyguların  belirlenmesi   ve  anlaşılması  önemlidir. Çünkü;

  • Eğer taraflar yaşadıkları olaylara eşlik eden duygularını  anlarlarsa  sorunlarını  çözmeye  daha bir   istekli
  • Çatışma yaşayan  kişilerin duyguları birbirleri tarafından anlaşıldığında    kendilerinin   anlaşılmış  olduğunu
  • Duyguların ifade edilmesi çatışma yaşayan kişilerin  birbirlerini  anlayıp  işbirliği  yapabilmelerini  kolaylaştırır.
  • Yoğun ve düşmanca  duyguların çıkış bulmasını, ifade edilebilmesini sağlayarak, öfkenin  azalmasını sağlar.

Günlük yaşam  içerisinde  insanlar olaylarla uğraşırken, pek de  duygular üzerinde   durmazlar. Genellikle   de  insanlara   duyguları  sorulduğunda duygu  belirtmek  yerine  düşüncelerini  belirtirler. Duyguları  fark edebilmek  pek  de  kolay  değildir. Aslında,   düşüncelerle    duygular  birbirlerinden  tamamen  kopuk  değildir. Birbirleriyle bağlantılı ve ilişkilidirler.

Örn.: “Ali  kalemini  elinden çekip  aldığında  neler  hissetin?”

Yanıt :  “Ona  vurmak  istedim.”

Ona  vurmak   duygu  değildir.

Bu  kişinin   duyguları   ne   olabilir?

Olası  Yanıtlar : Kızgınlık,  korku,  engellenmişlik olabilir.

            Çoğunlukla iletişim sırasında yaşananların içeriği ile onlara eşlik eden duyguları kesin çizgilerle birbirinden ayırt edebilmek güçtür.

            Ancak iletişim süreci içerisinde insanların birbirlerinin duygularını anlayıp bunu karşılarındaki kişilere fark ettirebilmeleri, duyguların kabul edilebilir ve önemli olduğunun farkına varılmasını sağlar. Böylece kendisinin anlaşılmakta olduğunu hisseden kişi kendini açmaya ve iletişimini sürdürmeye çalışır.

            Unutulmaması gereken önemli bir nokta da her zaman duyguları anlayabilmek kolay değildir. İnsanlar duygularını çok farklı biçimlerde ifade ederler. Bazen duygularını sözel olarak ifade edebilirken bazen de sözsüz ifade yollarını seçebilirler. Ya da bunların ikisini bir arada kullanırlar.

            Bir kişi kendisiyle, kendi duygularıyla ilgili bir şeyler anlatırken bir çok duygu ifade eden sözcük kullanır; Örneğin, korktum, sıkıldım, mutlu oldum, hayal kırıklığına uğradım, sevindim, gibi. Bu sözel ifadelere eşlik eden sözsüz iletiler de o kişinin içerisinde bulunduğu duygusal durumun iyi bir dışa vurumudur. Örneğin, konuşma hızı, ses tonu, sözcüklerin vurgulanışı, bedenin duruşu, yüz ifadeleri v.b. gibi.

            İletişim içerisinde duygular anlaşılamadan doğrudan içeriğe tepki verildiğinde çatışma kaçınılmazdır. Öyleyse iletişim süreci içerisinde alınan tüm sözlü ve sözsüz iletilere eşlik eden duyguların anlaşılabilmesi çatışmaların çözümlenebilmesi önemlidir.

           İletişim Dili

Çatışma  çözme   süreci  içerisinde   etkin dinleme  becerilerinin  kazanılmasıyla

 birlikte kullanılan dil, bireyin konuşma biçimi de  önemlidir.  Genellikle iletişim kurulurken  konuşmalarda iki  tür dil  kullanılır. Bunlar “Sen dili”  ve  “ben dili” ile iletilen ifade biçimleridir.

Sen  dili : “Sen dili” kullanılarak yapılan konuşmalarda, dinleyici  kendisini   yargılanmış  ve suçlanmış hisseder.  Konuşmacının   kendisi  hakkında  iyi şeyler   düşünmediği  kanısına  varır.  Sen dili   kullanarak    yollanan  mesajlar yargılayıcı , eleştirici, suçlayıcı türden   anlamlar  içerdikleri  için  dinleyiciyi   savunmaya  iter. Böylece kişi etkilenmek ya da  değişmek  yerine  kendi  görüşünü  katı  bir biçimde  sürdürmeye   yönelir.

            Bu  ne konuşmacıya   ne de  dinleyiciye   bir yarar  sağlamaz. İki taraf da birbirlerini anlamaya çalışmak yerine kızgınlık yaşamaya başlarlar ve öfkeleri   azalacağına gittikçe    artar.

Ben dili  :  “Ben dili”  kullanan   konuşmacı  dinleyiciye  kendi  kaygılarını  içeren  mesajlar  iletir.  Dinleyici, ben diliyle   yollanan  mesajı  aldığında  kendi  davranışlarının  karşı  taraf  üzerinde bırakmış olduğu olumsuz  etkileri öğrenebilme şansını yakalar. Bunun sonucunda da birey  kendi yolladığı mesajın karşısındaki kişinin üzerindeki olumsuz etkilerini fark edebilir.  Ben diliyle  yollanan mesajlar  açıktır ve  birey kendi  duygu  ve  isteklerini  karşısındaki  kişiyi  tehdit  etmeden   bildirmektedir.  Dinleyiciye, konuşan kişinin isteklerini  yapmak  isteyip  istemediğiyle   ilgili  karar verme  fırsatı  sağlar.

            Özetle ;  “Sen dili” dinleyiciyi  suçlar ve  eleştirir. Dinleyicinin  hata  yapmakta  olduğunu   belirtir. Öte yandan  “ben dili”  kullanımı  konuşmacının kendi duygularını  açıklar. Yaşanan  durumu  yargılayıcı  olmayan  ve  kendine  özgü  bir tutumdur.  Dinleyicinin  davranışlarında   olumlu bir  değişime  yol  açabilir.

Ben  Dili Nasıl  Oluşturulur?

  1. a) (Karşıdaki kişinin  belirli  bir davranışını    ifade  )

……………….  zaman

……………….. için

……………….  yaptığında

  1. b) (Duygu ifade ediniz.)
  1. c) Çünkü …………. (yaşamımızdaki  etkisini  )

Örn: a)  Beni  dinlemediğin  zaman,

  1. b) Kendimi engellenmiş
  2. c) Çünkü  söyleyeceğim  şey  önemli  ve  senin  duymanı

“Ben dilini” kullanabilmek yaşanan  duruma da bağlıdır. “Ben dilini”  kullanarak  yollanan  mesajlarda  sıra değişebilir. Bazen  de  yollanan  mesaj  içerisinde  tüm  aşamalar  yer  almayabilir.  Unutulmaması   gereken  en önemli   nokta   “ben dili”  mesajlarında  odakta  olan  bireyin  kendisidir,  karşısındaki  dinleyici  değil.  Dinleyiciyi  yargılamak  yerine  konuşmacı  kendi  istek ve  duygularını  vurgular. Aynı  zamanda   konuşmacı  kendi  duygu, düşünce ve  davranışlarının  sorumluluğunu da  üstlenmiş olur.

 

BİR  ÇATIŞMA  ÇÖZME  YÖNTEMİ : ARABULUCULUK

 

 

Ülkemizde   henüz  okul  programlarında  yer  almayan  ancak çatışmaların   çözülmesinde  kullanılabilecek bireyi geliştirici yollardan  birisi   de  ara buluculuk  adı  verilen  yöntemdir.

Çatışma çözme programlarının içerisinde “arabuluculuk” eğitimine de yer verilmektedir. Öğrenciler çatışma çözme eğitimi aldıktan sonra, bunların bir kısmı da arabuluculuk eğitimi alarak arkadaşlarının sorunlarını çözebilmelerinde onlara yardımcı olmaya çalışırlar. Okullarda  “Arabulucu”  olarak  yetiştirilmiş  öğrenciler,  tarafsız üçüncü  kişi  olarak  çatışma   yaşayan arkadaşlarına çatışmalarını çözebilmede yardımcı olabilirler.

Günlük yaşamda, çatışma yaşanması kaçınılmazdır. Çatışma kişisel büyümeye ve toplumsal değişime eşlik eden normal ve olumlu bir güçtür. Bir çatışma durumuyla başa çıkabilmede, eğitim almış bir arabulucu, iletişim sürecini etkili bir biçimde devreye sokarak, problemin anlaşılmasını sağlayarak çatışmaların çözülebilmesini kolaylaştırır ve tarafların bir çözüme ulaşabilmesini sağlar.

Akran arabuluculuğu öğrencilere şöyle açıklanır; “Eğitim almış bir arabulucu çatışma yaşayan tarafların bir araya gelmesini sağlar. Böylece her iki taraf yüz yüze gelerek, konuşmaları hiç kesilmeden oturup karşılıklı konuşabilme şansına sahip olurlar.

Arabuluculuk  gönüllülük  ilkesine   göre  yürütülen  bir süreçtir.  Arabulucu  yargılayan, kusur bulan ya da   cezalandıran   biri  değildir.  Arabulucu, çatışma  yaşayan  kişilerin  ilişkilerinin  tamamen   kopmaması   için her iki  taraf  açısından da   adil  olabilecek  bir anlaşma   noktasına  gelinmesine   yardımcı  olmaya  çalışan   kişidir.  Bu süreç  içerisinde  ara  bulucuyla   birlikte  çatışma   yaşayan taraflar bir araya  gelirler.

Çözümlenmemiş çatışmalar, bir çok duygusal incinmenin yaşanmasına, arkadaşların kaybına, öfke ve engellenmişlik duygularının yaşanmasına ve bazen de fiziksel şiddetin uygulanmasına neden olur. Toplumun yarışmacı doğasını düşünecek olursak çatışma durumlarında,  yaşam amansız bir yarışa dönüşür. Böylesine yaşanan çatışmalarda benimsenen kazan / kaybet tutumu , toplum içersinde bireylerin kendilerini insanlardan uzak ve ayrıksı hissetmelerine neden olur. Böyle bir topluluk bir topluluk ya da grubun dışarıya verdiği görünüm, birbirinden kopuk ve bağlantısız ilişkiler yumağı sergiler.

Oysa akran arabuluculuğunun , uygulandığı süreç  içerisinde, çatışmalar yeniden tanımlanır ve kazan / kaybet tutumu yerine kazan / kazan tutumu yeğlenir. Taraflar bu  sürece katılarak işbirliği içerisinde birlikte sorunlarını çözmeye çalışırlar. Burada yürütülen çalışmanın amacı, her iki tarafın da yarar sağlayabileceği yeni olasılıklar üzerinde durmak ve çözüm yolları yaratabilmeye çalışmaktır. Amaç ortak zemin arayışı içerisinde, çatışan iki taraf olmak yerine katılımcı olabilmeyi başarmaktır. Bu çalışma içerisinde her iki taraf da yaşamlarının   niteliğini geliştirmeye çalışarak, sorunlarını karşılıklı konuşabilecekleri bir ortamı paylaşırlar. Buna ek olarak, akran arabuluculuğu eğitimi, demokrasinin ilkelerinin bir tür uygulamasının öğretilmesidir. Böylece okul ortamı içerisinde öğrencilerin katılımını sağlayan bir forum oluşması sağlanır. Kendi içinde bulunduğu topluluğa yabancılaşmış ya da dışlanmış, temsil edilmediklerini sanan bireylerin sesi olarak (Arabuluculuk Eğitimi) toplumsal bilincin yaratılmasına ve her bir bireyin kendi varoluş sorumluluğunu yükümlenebilmesine yardımcı olur. Bireylere, sorumluluk içeren, toplumsal davranış biçimleri öğretilerek bu sürece katılanların güç kazanmaları sağlanır.

Bu yöntem, öğrencilerle birlikte tüm eğitimcilere ve ana-babalara da öğretilmelidir. Böylece barışçı yöntemlerle çatışmaların çözümlenebileceği bir toplum yaratılabilir. Bu da tüm insanların özlemidir.

AKRAN  ARABULUCUĞU

Akran arabulucu olarak eğitim almış olan öğrenciler bir program çerçevesi içerisinde arkadaşlarının yaşadıkları çatışmaları çözebilmelerinde onlara yardımcı olmak amacı ile arabuluculuk sürecini uygulamaya çalışırlar. İlkin kendilerine arabulucu olarak başvurulduğunda taraflarla bir ön görüşme yaparlar.

Taraflarla  Yapılan Ön Görüşme : Eğer  taraflar  çok güçlü   duygulara  sahipseler  öncelikle  ayrı ayrı  görüşme  yapılır. Bu görüşme sırasında ;

  • Arabulucu tarafların   yaşadıkları  çatışmayla  ilgili  duygularını  ve  öfkelerini  ifade  etmelerine izin verir.
  • Arabuluculuk sürecinin   adımlarını  tekrar  ederek,  tarafların bu süreç içerisinde neler yaşayacağını, nasıl   bir yol  izleneceğini bilmesini sağlar.
  • Arabulucunun rolü  gözden  geçirilir.
  • Taraflarla sıcak bir iletişim  kurularak  arabulucuya  ve   sürece   güven duymaları   sağlanmaya  çalışılır.
  • Arabuluculuk yönteminin, çatışmaların ele alınmasında ve çözüme ulaşılabilmesinde taraflara rehberlik edebileceği anlayışı üzerinde anlaşmaya varılmaya çalışılır. Genellikle tarafları   sürece  hazırlamak  için  kısa   bir ön görüşme  (5-10 dakika gibi) yararlı

 

 

Fiziksel  Çevre :

Arabuluculuk süreci  başlatılmadan  önce uygun bir ortamın sağlanabilmesi için   çevre düzenlenmelidir. Arabuluculuk oturumuna başlamadan önce kimin  nereye   oturacağına karar verilmeli ve  sandalyeler bu karara göre  düzenlenmelidir.  Eşitlik ilkesine uygun düşen  bir   oturma  düzeninin  ayarlanmasına özen gösterilmelidir.

  • Taraflar birbirlerinin gözlerini görebilecekleri ve rahatça yüz, yüze bir iletişimi gerçekleştirebilecekleri biçimde   karşılıklı  oturmalıdırlar.
  • Arabulucu taraflar arasında   masanın  başında, arkası çıkışa dönük olarak  oturmalıdır. ( Bunun nedeni çalışma sırasında arabulucunun tarafları rahatlıkla görebilmesi ve izinsiz çıkışları önleyebilmede caydırıcı bir konumda bulunmasıdır).

ROLLER  VE  KURALLAR

AÇILIŞ :

 Etkili   bir   açılış   arabuluculuğun   ilk aşamasını   oluşturur.  Oturum sıcak  bir girişle,  kurallar  belirtilerek  ve bu  kurallara   uyulmanın  gerekli olduğu  konusunda taraflarla bir anlaşmaya varılarak başlatılır.

ROLLER :

 Arabulucu   kendini  tanıtır. Her iki  tarafa  adını   sorar. Arabuluculuk   merkezine  geldikleri ve çatışmalarını karşılıklı bir araya gelip arabuluculuk yönteminden yararlanarak çözmeye istekli oldukları için tarafları   kutlar ve  hoş geldiniz der. Rolünü  açıklar.

  • Merhaba, benim adım …………………………
  • Ben sizin  arabulucunuzum
  • Burada sizin  problemlerinizin  çözümüne  yardımcı  olmak  için   
  • Arabuluculuk süreci  gönüllülük   ilkesiyle   çalışır. Ben  kimin  haklı  ya da  haksız  olduğuna  karar  vermeyeceğim, taraf tutmayacağım ya da  sizin  adınıza   karar vermeyeceğim. Ben tarafsızım.
  • Her ikinizin de  birbirinizi dinleyerek problemi farklı açılardan görüp kendinize uygun çözüm  yollarını bulma olanağınız olacaktır.
  • Çalışmanın sonunda bir anlaşma yazılıp her ikiniz tarafından da imzalanacaktır.
  • Burada paylaşılan her şey bizlerin arasında gizli kalacaktır.

KURALLAR:

 

                 Uyulması  gereken  kurallar  açıklanır.  Arabuluculuk sürecinin   sağlıklı  çalışabilmesi için  aşağıdaki  kurallara   uyulmasının önemi vurgulanır.

  • Her iki taraf da konuşurken isim takmak ve birbirlerini  aşağılamak yoktur.
  • Birisi konuşurken   onun sözünü  kesmek  Sözü  kesilmeden  iki  kişi de   sırasıyla  konuşacaktır.
  • Olabildiğince açık ve  dürüst  olunmalıdır
  • Problemlere çözüm aramaya  çalışılmalıdır.
  • Tarafların işbirliği  yapması  gerekir
  • İlkin arabulucuya   bakılarak  konuşulmalıdır.

 

 

Kurallara  uyulması konusunda anlaşmaya varın:

  • kurallar  ,  kazan-kazan  ortamının yaratılmasına  yardımcı  
  • kuralların iyi  anlaşılması  arabuluculuk  sürecinin yürütülmesinde  önemlidir

Tarafların  başka  soruları  olup olmadığı   sorulmalıdır. Eğer soru yoksa sürece  devam  edilmelidir.

 

  1. Adım :Problemin Tanımlanması

Amaç : Burada tarafların hangi problemlerini çözmek için bir araya geldikleri açıkça belirtilmelidir. Yaşanmakta olan problem net bir biçimde ifade edilmelidir.

 

Olgular ve Duygular : Her iki   tarafın da  çatışma  durumuna  ilişkin   bakış  açılarını  ve  olay hakkındaki   duygularını  ifade  edebilmelerine  izin verilmelidir.

Yöntemler :

1- Kimin önce  konuşamaya başlayacağına  karar  verilmelidir.  Her iki  tarafın da yaşadıkları    çatışmaya  neden olan  olayları   ayrı, ayrı   kendi  bakış  açılarından  anlatmaları  sağlanmalıdır.  Ne yaşandığı ve  bunun  arkasındaki   duyguların  neler olduğu   anlaşılmalıdır.

Arabulucu:

 

  • Lütfen olanları anlatır mısın?
  • Bunlar yaşanırken neler hissettin?

 

  1. Olayı anlatan kişinin kullandığı sözcüklerle olgular ve   duygular  tekrarlanmalıdır.
  2. İkinci kişiden de   yaşadığı  olayı  ve  duygularını  anlatması  istenmelidir.
  3. Olanlar ve duygular her iki anlatıcının da kendi sözcükleri kullanılarak tekrarlanmalıdır,
  4. İlk konuşmacıya,  ikinci  kişiyi  dinledikten  sonra  yanıt  vermek  isteyip istemediği  sorulmalıdır. Örnek:

Arabulucu:

– onun  anlattıklarını dinledikten sonra senin söyleyeceğin bir şeyler  var mı?

 

Burada etkili  dinleme  teknikleri  kullanılmalıdır.

  1. İkinci konuşmacıya da aynı   biçimde  karşı  tarafın  söylediklerine  yanıt   vermek  isteyip istemediği  sorulmalıdır. Örnek:

Arabulucu:

 

Onun  anlattıklarını dinledikten sonra senin  söyleyeceğin  bir şey var mı?

  1. İsteğe bağlı olarak, konuşmacılar konuşmaya pek istekli olmadıkları zaman gerekli görülürse , her iki tarafa da   olayı  açıklayıcı  ve daha   fazla  bilgi alabilmek   için sorular sorulabilir.

 Arabulucu:    

-Ekleyeceğin  daha başka   bir  şeyler  var mı?

        – Ne zamandan  beri  birbirinizi  tanıyorsunuz?

– Aranızdaki   sorun ne  zamandan beri  sürüyor?

-Bu sorunu  nerede ve  ne zaman  yaşadınız?

  1. Adım : Duyguların Paylaşılması

Amaç :

  • Arabulucu her iki  tarafın da  yaşanan  soruna  kendi  açılarından  bakabilmelerine   yardımcı  olmalıdır. (İnsanların  birbirlerini  anlaması, aynı   fikirde  olmalarını  )

Yöntemler :

 

  1. Taraflardan birbirlerinin  olaya bakış  açılarını  ve  duygularını  özetlemeleri  Burada çatışma sırasında yer alan olaylar ve bunlara eşlik eden olaylar ve duygular ayrı, ayrı belirlenmelidir. (Olaylar  ve duygular)

Arabulucu:

 

-Arkadaşının yaşadığınız sorunla ilgili  anlattıkların, duyduklarını ve  onun  bu konuda  neler hissettiğini  anlatır mısın?

 

(Dinleyen   kişinin özetleme  yaparken   kendi  yorumunu   anlatıma  katmamasına, yalnızca  işittiklerini  onun  anlattığı  biçimde  aktarmasına yardımcı  olunmalıdır.)

  1. Karşı tarafa  yapılan  özetlemenin  doğru  olup olmadığı  sorulmalıdır.

Arabulucu:

 

-Sence bu anlatılanlar  doğru mu?

 

Eğer  bir yanlış  anlaşılma  varsa  anlatıcının  anlatımını   tekrarlaması  istenmelidir.

Bu kez arabulucu  ikinci  kişiye de aynı  soruyu sormalıdır.

Arabulucu:

  • Sen de bana  onun  problemi nasıl algıladığını ve onun bu konuda neler   hissettiğini  anlatır mısın?

 

Diğer tarafa   yapılan  özetin  doğru  olup olmadığı  sorulmalıdır.

  1. Her iki tarafın anlattığı olayları  ve  duyguları  arabulucu  özetledikten  sonra, her iki  katılımcının  ortak   noktalar  üzerinde buluşabilmesi sağlanmaya çalışılmalıdır. Örnek bir sorun üzerinde uygulamayı sürdürebiliriz. Çatışma yaşayan taraflar iki arkadaştırlar.

Arabulucu:

 

– Senin  anlattıklarından  duyduğum  kadarıyla ….. ………. senin arkadaşındı. Fakat   onun   seni  evindeki toplantıya çağırmaması   seni  çok  kızdırdı. Doğru mu?

Seni  evine  çağırmadığı gibi, bir de  onun, senin  arkandan konuşmasından    rahatsız   olduğunu söylüyorsun. Onun   doğrudan  seninle  konuşmamasına   kızgınsın. Doğru  mu?

 

ya  da

 

– Anladığım  kadarıyla  sizler  bir   zamanlar  arkadaştınız. fakat  şimdi   aldığınız  bazı   duyumlar  sonucu  ortaya  çıkan bir sorun nedeniyle birbirinize kızgın  ve   üzgünsünüz.  doğru  mu?

  1. Her iki tarafın  söylemek  istedikleri   her şeyi  söylediğinden  emin olunmalıdır.

 

Arabulucu :

 

            – Çatışma çözmenin diğer adımına  geçmeden önce  söylemek  istediğiniz

      bir şey var  mı?

  1. Adım :  Bir  Çözüm  Bulmaya çalışmak

Amaç :

  • Yaşanan probleme  bir çözüm  bulmak için  düşünce    üretmek  üzere beyin  fırtınası  yapılmalıdır.
  • Her iki   taraf da   kabul  edebilecekleri  adil  bir  çözüm bulmak için   işbirliği  yapmak üzere yüreklendirilmelidir.
  • Her iki tarafın da  işe yarar bir çözüme  ulaşabilmeleri  için uygulanabilirlik olasılığı yüksek   çözümleri  değerlendirebilmeleri ve birbirlerinin görüşlerini anlamaya çalışarak, aralarında yardımlaşmaya çalışmaları gereklidir. Onlara bu konuda  yardımcı  olunmalıdır.

 

Yöntemler :

  1. Her iki tarafın da  problemlerine  çözüm  bulabilmelerinde   onlara  yardımcı  olunacağı  açıklanmalıdır.

            Arabulucu:

 

  • Şimdi her ikinizin de   sorunlarınızla  ilgili   adil  olduğunu  hissettiğimiz  ve   uygulayabileceğinizi düşündüğünüz  çözümler  üzerinde  konuşacağız.

 

  1. Birinci kişiye  sorunla  ilgili  adil  çözümün  ne  olabileceği  sorulmalıdır.

            Arabulucu:

-Sizce  bu  sorunun   en adil  çözümü nedir?

ya da

 

Sorununu çözebilmen için  neye  ihtiyacın var?

Tarafların  kendi  çözümlerini   üretebilmeleri  ve  düzenleyebilmeleri  için yüreklendirilmelidirler. Eğer taraflar  düşünce  üretmekte  zorlanıyorlarsa şöyle  söylenebilir;

          Arabulucu:

– Eğer bu problemle  yeniden  karşılaşırsan,  bunu engellemek  için   şimdikinden  farklı  olarak  ne   yaparsın?

Eğer  hala  problemle  ilgili bir  çözüm  düşünemiyorlarsa  onlara  sürecin başında  sorunlarını  çözmeyi  denemek ve  çaba göstermek için  anlaşmış oldukları  hatırlatılmalıdır. Buna  rağmen   seçenek  üretilemiyorsa bu kez  arabulucu  örnek  seçenek  sunabilir.

Arabulucu:

– Sizinkine   benzer  bir  durumda   taraflar  şöyle  bir  karar verebilirler.

– Eğer o (arkadaşın)  şöyle  bir  şey  yapmaya  istekli  olsaydı,  sen ne  yapmak için  istekli  olurdun?

 

  1. Sorunun çözümü için  bireylerin  neye gereksinimleri  olduğu  tekrar  edilmelidir. Bireyler birden fazla  çözüm  üretme   konusunda   yüreklendirilmelidirler.  Tarafların  birbirlerinin  çözüm  önerilerini   yargılamalarına   izin verilmemelidir.
  1. İkinci kişiye de da  problemin  adil  çözümünün  ne  olduğunu  düşündüğü  sorulmalıdır.

Arabulucu :

 

  • Sen problemin en adil  çözümünün  ne  olduğunu  düşünüyorsun?

 

Eğer  birey  çözüm  önermede  zorlanırsa  diğer  kişiye  yöneltilen   yol  açıcı  sorular  ona da  yöneltilmelidir.

  1. Her iki tarafın da üzerinde   anlaşabileceği   bir çözüm  bulmalarına  yardımcı olunmalıdır.
  1. Her iki tarafında   bulunan   çözümleri   aşağıdaki  biçimde  değerlendirmelerine   yardımcı  olunmalıdır.

Bulunan Çözümler :

  • Gerçekçi mi ? (Uygulanabilir mi?)
  • Özel soruları açıklayıcı nitelikte mi? (ne, nerede, ne zaman, kim  sorularını  yanıtlıyor mu?)
  • Dengeli mi? (Her iki taraf da  çözüme  ortak  katkıda   bulunmuş mu?)
  1. Anlaşmanın tüm aşamaları özetlenmelidir. Tarafların da  aynı  şeyleri  anlayıp     anlamadığı  kontrol edilmelidir.
Kapanış : Anlaşmanın Yazılması

Süreci bitirirken şu işlemler yapılmalıdır:

  1. Anlaşma bir rapor  biçiminde   yazılmalıdır,
  2. Çözüm taraflara   okunmalı. Eğer  taraflar  gerek duyuyorlarsa, bir değişiklik  yapabilmelerine   olanak tanınmalıdır.
  3. Her iki tarafa da  çözüm  imzalatılmalıdır.

Arabulucu :

 

– Bu  anlaşma  her ikinizin birlikte ürettiğiniz çözüm önerilerini üzerinde  anlaştığınızın ve yaşamış olduğunuz anlaşmazlığı çözmede  ne denli  ciddi  olduğunuzun  bir kanıtıdır.

  1. Tarafların anlaşmayı  tekrar gözden  geçirmek  için  görüşmek  isteyip  istemedikleri   sorulmalıdır.
  2. Eğer herhangi bir nedenle  bu anlaşma  bozulursa öncelikle  arabuluculuğa  başvurmakta  istekli olup olmadıklarını  sorulmalıdır.
  3. Tarafların çatışmalarını  çözebildiklerini  arkadaşlarına   duyurmak  isteyip istemedikleri sorulmalıdır.

 

Arabulucu :

 

– Yaşamış olduğunuz çatışmayı arabuluculuk görüşmeleri içerisinde  çözümlediğinizi  arkadaşlarınıza  bildirmek ister misiniz?

 

  1. Yoğun çalışmalarından  ve  sonunda  bir  anlaşmaya  ulaşabilmelerinden  dolayı   tarafları   kutlayınız.

Arabulucu :

  • Sizleri kutluyorum. Birlikte çalışarak, yaşadığınız sorunu
  • çözümleyebildiniz.

 

KAYNAKLAR

CARRUTHERS, W., SWEENEY, B. KMITTA, D., HARRIS, G., (1996).  Conflict Resowtion: An   Examination  of  the  Research  Literature  And  A Model  for  Program  Evalvation. The  school  Counselar, Vol.44.

CLASSROOM  CONFLICT  RESOLUTİON  TRAİNİNG  FOR  ELEMENTARY  SCHOOL, (1987).  Conflict  resolution  Resources for Schools  and  youth. The  community  Board  Program, Inc. San Francisco.

CONFLICT MANAGERS  TRAİNİNG MANUAL   FOR  GRADES  3-6, (1986). Conflict  reecovrses for schools  and  youth. The  community  Board  program, Inc. San Francisco.

GLASSER, W., (1996). The   Qality  School .  Haerper + Row, Pub. New. York.

GORDON, t. (1996) .EÖE.  Etkili   öğretmenlik  eğitimi.  Sistem Yayıncılık, İstanbul.

SCRUMPF, f. CRAWFORD, D. ,  USADEL, H. (1991).  Peer  Mediation, Conflict resolution  In Schools. Program   Guide- Research  Press Comp.,  Illinois.

SMİTH, M. SIDWELL, J. (1990). Training  And  Implemantation  Guide  for  student  Mediation In Secondory schools. New Mexico  Center for Dispuse  Resolution.

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :