- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Yüz Yüze İletişimin Dört Temeli

Yüz Yüze İletişimin Dört Temeli sitemize 22 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

YÜZYÜZE İLETİŞİMİN DÖRT TEMEL BECERİSİ

Muhammed Fuat KENÇ*

GİRİŞ

    Kısaca   “iletişim”  adını  verdiğimiz  bilgi  alış  verişi,  yaşamdaki  önemli  olaylardan birisidir. Canlılar varlıklarını sürdürebilmek için iletişimde bulunmak zorundadırlar. Bütün canlıların, ihtiyaç duyduğu iletişimin insan yaşamındaki yeri  ise  başkadır. Çünkü insan, diğer canlılardan farklı olarak, sürdürmekte olduğu iletişimleri incelemek  ve  geliştirmek şansına sahiptir (Dökmen, 1997: 3).

    İletişimi şu şekilde tanımlayabiliriz:  ”bilgi üretme, aktarma ve anlamlandırma    sürecine iletişim denir”. Bu  durumda  pek  çok   etkinlik   iletişim   sayılacaktır.  Örneğin bu tanıma dayanarak iki insanın karşılıklı konuşmasını iletişim   sayabileceğimiz gibi arıların bal bulunan yeri birbirlerine bildirmelerini de    iletişim    kabul    edebiliriz.  İletişim üzerine çalışan Shannon   ve Weaver iletişimi basit bir doğrusal süreç olarak ele alır (Aktaran Fiske, 1996: 6). Shannon ve Weaver’ın iletişim modeli aşağıdaki şekilde (Şekil 1) açıklanabilir:

* Ankara Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Fakültesi, Eğitimde Psikolojik Hizmetler Bölümü Araştırma Görevlisi

    Bu seminerde bu iletişim türlerinden kişiler arası iletişim üzerinde  durulacaktır. Kişiler arası iletişimin üç temel beceriden oluştuğunu söyleyebiliriz:

1 – Dinleme becerisi,

2 – Doğru soruları sorma veya ihtiyaç duyulan bilgileri alma becerisi,

3 – Kendini iyi bir şekilde ifade etme becerisi,

4 – İşe yarar bir mutabakata varma veya uzlaşma sağlama becerisi (McMillan, 1998: 22).

1 – DİNLEME BECERİSİ

    Dinleme bir iletişimin başlaması ve de devam etmesi için  gerekli olan önemli bir etkinliktir. Bir çok insan dinlemeyi bir etkinlik olarak  görmediği ve yeterince önemsemediği için günlük yaşamlarımızda çok sık iletişim çatışması yaşamaktayız. Genel olarak toplumumuzun, dinlemeyi bilmeyen ancak devamlı surette kendinin dinlenmesini isteyen bireylerden oluştuğunu söyleyebiliriz. Aslında etkili dinleme bize çok kıymetli ödüller sunan bir  beceridir. Üretimde, anlaşılmakta ve iş potansiyelinde artış sağlar (Robertson, 1997: 1).

    Yukarıda öneminden bahs ettiğimiz dinleme etkinliğini iyi bir şekilde yerine    getirebilmek için temelde şunları yapmak yeterlidir denebilir:

  • Her şeyden önce kaynağın aktarmak ya da sizin anlamak, bilmek, öğrenmek istediğiniz temel iletiyi saptayın. Kaynaktan gelen türlü iletiler arasında hangisini seçeceğinizi bilin.
  • Kaynağın bilgi aktardığı, ileti verdiği sürece dinleyici olarak kalın. Yalnız kaynaktan gelen iletilerde çözülemeyen bölümler varsa, “Ben bu söylediklerinizi tam olarak anlamadım tekrar anlatır mısınız? Veya ben söylediklerinizi bu şekilde anladım doğrumu anlamışım?“ biçiminde sözlü geri bildirimden yararlanarak sorular sorun. Kaynağa söylediklerinden dolayı cevap vermeniz gerekiyorsa, düşünce ve mantık sürecini cevabı hazırlamak için işletmeyin. Önce iletilerin tam olarak çözülmesi için çaba harcayın.
  • Kaynağın aktardığı bilgi, ortaya koyduğu öneriler bittikten sonra cevap vermeniz gerekiyorsa, bu süreci işletmeye başlayın. Aktarılan bilgi ve önerileri kabul ediyor ve paylaşıyorsanız, bu durumu da açık seçik belirtin. “Önerinize katılıyorum.”, “Düşüncelerinizi anladım” vb. gibi. Kaynağın verdiği bilgi ya da öneriyi olumlu karşılamıyorsanız bunu da açık seçik ortaya koyun. “Sizin hatalı olduğunuzu düşünüyorum”, “Söylediklerinize katılmıyorum” vb. gibi.
  • Kaynağın, aktardığı bilgiyi, nasıl çözümlediğinizi önce kendinize sorun. Bu bilgi ve iletileri kendinize göre yorumlamayın; böyle olup olmadığını denetleyin.
  • Her insan her kelimeden aynı anlamı çıkarmayabilir. Bu nedenle kaynağın kullandığı kelimelerle ifade ettikleri konusunda kuşkularınız varsa bunu mutlaka açıklığa kavuşturun kelimeleri kendinize göre yorumlamayın.
  • Kaynağın konuşma esnasında yaptığı hataları yakalayarak, kişiliğinin gücünü göstermeye çalışan dinleyicilerden olmayın. Ancak bu tipleri “Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar“ atasözüne uygun biçimde iletişim yapanlarla karıştırmamak gerekir. Örneğin, orta yaşlı bir kadınla konuşurken kadının yaşının çok önemli olmamasına rağmen, “Siz kırk yaşında olduğunuzu söylüyorsunuz, ancak anlattığınız yaşam öyküsüne göre yanlış hesaplamadıysam kırk dört yaşında olmanız gerekiyor” diyen birinin amacı, gerçeklerin ortaya çıkmasını sağlamak değil kaynağı küçük düşürmektir. Bunu söyleyen birey böylece kendi üstünlüğünü de çevresine ispatladığını sanmaktadır.
  • Aynı şekilde kaynaktan gelen tüm iletileri kendinize yöneltilmiş bir saldırı olarak kabul edip hemen savunmaya geçmeyin.
  • Yukarıda belirttiğimiz davranışlar, kaynakta yada alıcıda kaçma veyahut saldırma biçiminde ki tepkileri oluşturan savunma düzenlerinin işlerlik kazanmasına yol açar. Bu nedenle bu davranışlar iletişimde kesinlikle kaçınılması gereken davranışlardandır. Örneğin, bir toplantıda kendisine konuşma olanağı tanınmasını bekleyen, kendiliğinden söz almayan bir insan konuşma olanağı bulamazsa bu tür bir toplantıya bir daha katılmaz. Katılmak zorunda kalırsa da katıldığı toplantı onun için bir önem arz etmez.
  • Kaynağın verdiği iletiyi gözlerine, yüzüne bakarak izleyin; sözlerini, mimiklerini, hareketlerini bir bütün olarak algılamaya ve çözmeye çalışın. Çünkü bir iletişimin anlamlandırılmasında ortalama olarak kelimeler % 10, ses tonu %30, beden dili %60 oranında rol oynar (Baltaş ve Baltaş, 1998; 31).
  • Bakışlarınız, baş sallamanız, jest ve mimiklerinizle dinler gözükerek dinlememezlik yapmayın. Kaynaktan gelen iletilerin yüzeyinde kalmayın, kaynağın aktarmak istediği duygu ve düşünceyi kavramaya çalışın. Neyi anlamak ya da neyin anlatılmak istendiğini anladıktan sonra, dikkatinizi onun üzerinde yoğunlaştırın.
  • Karşınızdakini dinlerken alay eden, küçümseyen, küçük düşüren, kötüleyen, mimikler, jestler ya da sözcükler kullanmayın.
  • Karşınızdakini dinlerken zaman zaman sözlü olarak; “Anlattıklarınızı dikkatle dinliyorum” gibi geri bildirimler vererek iletişimi kolaylaştıracak bilgiler verin. Zaman zaman bunu baş, boyun, göz ya da el hareketleriyle ortaya koyun (Köknel, 1994; 381-383).

2 – DOĞRU SORULARI SORMA VEYA İHTİYAÇ DUYULAN BİLGİLERİ ALMA BECERİSİ

    İyi soru sorma becerisi, iyi bir iletişimin en önemli noktalarındadır. Eskilerin dediği gibi, “Bildiğiniz tek şey kendi bildiklerinizse, hiçbir şey bilmiyorsunuz demektir”. Bu nedenle bize başkalarının bildiklerine ulaşma imkanı sağlayan soru sorma becerisi çok çok önemlidir.

    Aslında soru soran kişi gerçek anlamda konuşmanın seyrini elinde tutan kişidir. Bu da demek oluyor ki küçük ya da deneyimsiz kişiler bile soracakları doğru sorularla bir görüşmenin kontrolünü ellerinde tutabilirler (McMillan, 1998: 31).

    Doğru soru sormanın ve ihtiyaç duyulan bilgileri almanın ilk şartı muhataba, sadece “evet-hayır” gibi kelimelerle cevaplanabilen kapalı uçlu sorular sormak yerine, iletişime izin veren açık uçlu sorular sorabilmektir. Kapalı uçlu sorularla açık uçlu sorular arasındaki temel fark, açık uçlu soruların karıdaki kişiyi daha çok konuşmaya teşvik etmesidir. Çoğu zaman bu gerçek bilinmesine rağmen açık uçlu sorular bulmakta zorlanıldığı için kapalı uçlu sorular sormak tercih edilir.

    Şimdi doğru soru sormak ve istenilen bilgileri almakla ilgili olarak birkaç öneri üzerinde duralım:

    2.1. Konuşmayı Başlatan Açık Sorular

  • Onu görmeye gittiğin zaman neler oldu?
  • Durumu nasıl görüyorsun bana anlatır mısın?
  • Bu konuda neler düşünüyorsun?
  • Neden hatalı sollama yaptınız?

    Gibi açık uçlu sorular iletişimi başlatmak için doğru sorulardır. Ancak genel durum kavranınca detaylara doğru konuşmayı daraltmak doğru olacaktır.

    2.2. Kişileri Araştırmaya Sevk Eden Sorular

  • Peki daha sonra neler oldu?
  • Ne şekilde?
  • Nasıl oldu?
  • Ne demek istiyorsun?

    Bu ve benzeri sorular ilk etapta kısa cevaplar veren kişileri tekrar konuşma yönünde harekete geçirecektir. Bununla birlikte kişileri dikkatli dinleyerek, söylediklerinin içindeki anahtar kelimeleri bulabilir ve bunları bir sonraki soruda kullanarak, konuşmayı devam etmelerini sağlayabilirsiniz. Bir çok insan iyi soru sormayı bilmekle beraber bunu nasıl uygulayacağını tam olarak bilememektedir. Yani gerine inen, araştırmacı soruları nasıl soracağı konusunda tereddüt geçirmektedir.

    2.3. Derine İnen Araştırmacı Sorular

  • Bu karara nasıl vardın?
  • Buna neyin sebep olduğunu düşünüyorsun?
  • Misafiriniz neden rahatsız olmuş olabilir?

    Bu tür sorular yoluyla daha da detaya inip konunun ayrıntılarını öğrenerek konuya hakim olunabilir ve bu da işimizi daha da kolaylaştırır.

    2.4. İletişimi Tıkayan Kapalı Sorular ve Alınan Kesin Bilgiler

  • Saat kaçta oldu?
  • Gittin mi?
  • Plakası kaçtı?
  • Evde mi oldu?

    Bunlara ek olarak “Nasıldı?” gibi sorular da aynı etkiyi bırakacaktır. Elbette ki kapalı uçlu sorular iletişimde zaman zaman kullanılmalıdır ve kapalı uçlu sorular detaylara ilişkin kesin bilgiler almak açısından da önemlidir. Ancak hem sağlıklı bir iletişim ortamı oluşturmaz hem de soruşturma izlenimi uyandırması açısından rahatsızlık verir. Eğer karşınızdaki kişi size kısa ve öz cevaplar veriyorsa ya da iletişimi tıkanmış hissediyorsanız, kapalı uçlu sorular yerine açık uçlu sorular sorarak iletişimi yeniden açmayı denemelisinizdir.

    2.5. Sakınılacak Sorular

   * İçinde yönlendirme ifadesi olan soru cümleleri aslında soru cümleleri değil, soru cümlesi görüntüsü altında kişisel görüşlerin ifadesinden ibaret olan cümlelerdir. “Böyle hissediyorsun değil mi?” demek, aslında “Ben böyle hissediyorum?”, “Sen de böyle hissetmelisin” demektir. “Doğru olan bu değil mi?” şeklindeki bir soru ise aslında “Bence bu kesinlikle doğru olandır” mesajını vermektedir.

    * Bazı sorular ise sorulan konuya ilişkin mesajlardan ziyade suçlama mesajı verir. “Hatalı sollama yaptığını görmüyor musun?” ya da “Bu böyle mi yapılır?” gibi soru cümlelerinde karşıdakini yetersizlikle suçlayıcı ifadeler vardır ve bu ifadeleri kullanmak iletişim açısından uygun değildir (McMillan, 1998: 32-33).

    Unutmamak gerekir ki sorular ancak cevaplarına ihtiyacımız olduğu ve verilen cevapları dikkatle dinlediğimiz zaman fayda sağlar. Bununla berber iletişim kurduğumuz kimse ile konuştuklarımızı zaman zaman kısa cümlelerle özetlersek:

  • Anlatılanlar her iki taraf içinde netleşecektir.
  • Her iki tarafta muhatabını dikkatle dinlediğini gösterecek ve karşılıklı güven ortamı oluşacaktır.
  • Bir konu bitirilecek ve yeni bir konuya geçilecekse yapılacak kısa bir özet iletişimin bütünlüğü adına kolaylık sağlayacaktır.
  1. KENDİNİ İYİ BİR ŞEKİLDE İFADE ETME BECERİSİ

    İletişimde bireyin kendini açık ve anlaşılır şekilde ifade etmesi de son derece önemli bir beceridir. Bu nedenle iletişim kurarken mesajlarımızın karşıdaki birey tarafından doğru olarak anlaşılması için gerekli çabaları göstermeliyiz. Ayrıca karşıdaki bireyden mesajlarımızı nasıl algıladığına ilişkin geri bildirimler almamızda bu aşama açısından son derece önemlidir. Bunu sağlamak için zaman zaman geri bildirimler alabileceğimiz sorular sormamız gerekir.

  1. İŞE YARAR BİR MUTABAKATA VARMA VEYA UZLAŞMA SAĞLAMA BECERİSİ

    Uzlaşmaya varma süreci yukarıda tartıştıklarımızdan sonra işleyecek olan bir süreçtir. Bu süreç yüz yüze iletişimin en son ve en zor sürecidir. Ancak aşağıdaki tavsiyelere uyulursa daha kolay işleyen bir süreç halini alabilir:

  1. Bir mutabakata varmak için karşılıklı iyi niyete dayanan bir anlaşma zemini kurun,
  2. Muhakkak, iletişime katılan her bireyin konu hakkındaki görüşlerini alın,
  3. Tarafların görüşlerini alırken etkin dinleme becerilerini etkin bir şekilde kullanın,
  4. Bir iletişim sorunu varsa mutlaka soruna taraf olanları, kullandıkları cümlelerde birbirlerini rencide etmemeleri ve daha çok hadiseler veya fikirler üzerinde konuşmaları yönünde motive edin,
  5. Olumlu davranın ve olumlu bir hava oluşması için hem sizin hem de muhatabınızın olumlu davranışlar üzerinde durmasını sağlamaya çalışın,
  6. Bütün bunlara rağmen o anda oluşan veya daha önceden oluşmuş bir iletişim sorunu varsa sorunun asıl kaynağına inin, sorunun nereden kaynaklandığını açıklığa kavuşturun,
  7. Var olan iletişim sorunun çözümü için sorunu yaşayan tarafların en az üç farklı çözüm yolu üretmesini sağlayacak bir süreç işletin,
  8. Üretilen fikirlerin kırıcı olmayan ve anlayışa dayanan bir eleştirel düşünme sürecinden geçirilmesini teşvik edin,
  9. Tarafların eleştirilerek gelen çözüm yollarından birinde karar kılıp uygulama kararı almasını teşvik edin,
  10. Sonuca değil sürece önem vererek ortak bir eylem palanında anlaşıncaya kadar aynı süreci işletin,
  11. Varılan mutabakatın ana hatlarını yazın,
  12. Eylem planını tarafların katılımı ile hazırlayın,
  13. Ve anlaşılan planı uygulamak için beraberce ve eş zamanlı olarak harekete geçin.

SONUÇ

    Sonuç olarak diyebiliriz ki gerçeğe varmanın kestirme bir yolu yoktur (İspanyol yazar Cervantes’in Don Kişot adlı eserinden). Yaşamda kalite kestirmeden gidilerek elde edilemez. Sağlıklı insanlar arası ilişkiler ve iletişim çaba ister, özveri ister. Bu emeği ortaya koyması gereken biziz. Bu emeği ortaya koymadıkça da ruh sağlığı açısından gelişmiş bireyler ve topluluklar oluşturamayız. O halde etkili kişiler arası iletişim için yukarıda bahs ettiğimiz hususlara dikkat etmeliyiz çünkü ancak o zaman etkili bir şekilde iletişim kuran bireyler olmamız mümkün olacaktır.

KAYNAKÇA

Baltaş, Z.,  Baltaş, A. (1998).  Bedenin  Dili. Remzi  Kitabevi, İstanbul.

Dökmen, Ü. (1997). İletişim Çatışmaları ve Empati. Sistem Yayıncılık, İstanbul.

Fiske, J. (1996). İletişim  Çalışmalarına Giriş. Bilim ve Sanat Yayınları, Ankara.

Köknel, Ö. (1994). İnsanı Anlamak. Altın Kitaplar Yayınevi, İstanbul.

McMillan, S. (1998). Daha İyi Nasıl İletişim Kurma. Timaş Yayınları, İstanbul.

Robertson, A. K. (1999). Etkili Dinleme. Hayat Yayınları, İstanbul.

   

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :