- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Yaşamda İnsanı Zorlayan Olaylar

Yaşamda İnsanı Zorlayan Olaylar sitemize 21 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

Yaşamda İnsanı Zorlayan Olaylar

İnsan yaşamında zaman zaman ani, beklenmedik bir çok sarsıcı olayla yüz yüze gelebilir. Bunlardan bazıları önceden tahmin edilebilirken bazıları birden bire ortaya çıkabilir. Örneğin, cinsel taciz, şiddete maruz kalmak, politik baskılar, eziyet, duygusal istismar, her türlü baskı içeren davranışa maruz kalmak. Bunların hepsi birey için acı verici yaşantılardır. Zaman içerisinde bu davranışlara maruz kalınması durdurulsa bile etkileri bir ömür boyu sürme eğilimindedir. Bu yaşantılar insanın yaşamı için, bedeninin bütünlüğü ve dokunulmazlığı için, yakın çevresindekilerle yaşanan ilişkiler için, yaşama dair sahip olduğu değer sistemleri için ciddi tehditler içeren olağan dışı olaylardır.

İnsanlar genellikle bu tür tehlikelerle karşılaştıklarında iki tür tepki verirler: Mücadele etmek ya da kaçmak. Ancak, yaşanan sarsıcı olaylardan sonra eğer birey gerekli yardım ve desteği bulur kendini güvende hissedebilirse yavaş yavaş eski haline dönmeye başlar. Ancak bu herkes için böyle olmayabilir. Bazı kişiler için yaşanan travma anı ısrarlı bir biçimde geri gelir. Bireyin tüm yaşamı üzerinde bozucu etkileri uzun sürebilir, azalma göstermez ya da zaman zaman yoğunluğunu artırır. Travmanın etkilerinin azalmaması bireyin yoğun kaygı ve stres yaşanmasına neden olur. Bu durumda olayı hatırlatan her türlü uyaran bireyi kaygılandırarak aşırı tepkiler vermesin neden olabilir.

Korkulu birey  çevresini çok da sağlıklı algılayamaz. Belirli bir konuya odaklaşamaz. Tüm gücüyle çevresindeki tehlike işaretlerine yönelir. Bu durumdan çıkabilmeyi başaramazsa birey ciddi bir biçimde çözülür. Çözülme, bireyin dikkatinin çevresel uyaranlardan içsel uyaranlara çevrilmesidir. Bu durumda olan bir bireyle konuşabilmek ona ulaşabilmek oldukça güçtür. Böylesi sarsıcı olaylar yaşamış olan kişilerle iletişime girmede etkili iletişim becerilerine sahip olunması gerekir.

Travma sonrasında ilişki kuracağımız kişilerin öncelikle ne tür duygular içerisinde olduklarını bilmek gerekir.

Travma sonrası yaşanan genel duygular

Korku, güvensizlik

Çaresizlik

Utanç duygusu

Suçluluk duygusu

Endişe, Şaşkınlık

Katlık, duygusuzluk

Kendine acımak

Neler olduğunu anlayamama

Anlamsızlık, boşluk

Umutsuzluk

Ne hissettiğini bilememe

Kendine yapılanların bir kısmımdan hoşlanmış olmak

Öfke, düşmanlık, suçlama

Kaygı

Kendini ihanete uğramış hissetmek

Yoğun kaygı

Neler olduğuyla ilgili ve ne yaşandığıyla ilgili yaşanan karmaşa, şaşkınlık

Travma sonrası ortaya çıkan fizyolojik belirtiler

Yorgunluk bitkinlik

Uykunun bozulması

Aşırı uyarılmışlık

Yeme bozuklukları

Sürekli yakınmalar

Beden ağrıları

Bilişsel ve algısal çarpıtmalar

Zaman kavramının algılanmasında bozulma (zaman geçmiyormuş, duruyormuş ya da  çok hızlı akıyormuş gibi hissetme)

Yaşanan olayla ilgili karmaşa

Yaşanan travmaya ilişkin işaretlere duyarlık

Görsel çarpıtmalar

Ayrıntılara takılma

Gerçek dışılık ve rahatsız edici görüntüler (rüyada gibiyim. Her şey benim dışımda oluyor gibi.)

Beden imgesinde bozulma (Bedenim benim değil gibi. Bedenimin parçaları kopmuş gibi

İnanç sisteminde değişmeler

Güvende değilim

Bir daha asla güvende olamayacağım

İyi bir insan olmadığım için bunlar başıma geldi

Kimse beni sevemez

Sosyal konumdaki değişiklikler

Yer düzen değişikliği

Maddi kayıplar

Alışkanlıkların kaybı

Çevredekilerin değişmesi

Travma sonrasında bireyin yaşamının bir çok alanında önemli değişimler söz konusudur. Bu durumdaki bireylerle ilişkiye girerken ve görüşme yaparken dikkat edilmesi gereken noktaları şöyle sıralayabiliriz:

Öncelikle  soğukkanlı ve telaşsız olun

Kendinizi konuşmaya hazırlayın

Sakin ve yavaş davranın

Sakin ve rahat bir yer seçin. Hiçbir koşulda rahatsız edilmeyeceğinizden emin olun

Karşınızdaki kişiye güven verin, onu rahatlatın

İçinde bulunulan yeri algılayabilmesine yardımcı olun

Kendinizi tanıtın. Ne iş yaptığınızı ve işlevinizin ne olduğunu açıkça anlaşılır bir dil ile anlatın

Nasıl bir süreç geçireceğinizi, neler olacağını açıklayız

Sorularını açıklıkla ve içtenlikle açıklamaya çalışın

Çok hızlı gitmeyin

Ardı ardına soru yöneltmeyin, onu ürkütebilirsiniz

Onunla konuşurken bulunduğu bilişsel düzeyi hep akılda tutun

Kullandığınız sözcükleri anladığından emin olun

Göz teması kurun ama merakla gözlemlemeyin

Etkili iletişim ortamının oluşturulması için gerekli olan temel koşullar:

Empati kurma

Olumlu kabul

Doğal davranma

Somut olma

Dinlemeye hazır olma (göz teması kurma – bedenin rahat dinlemeye hazır olması – anlatılanlara odaklaşarak onu dinlemek)

İlk karşılaşma:

Görüşmecinin kişiliğine ve içinde bulunduğu kültüre en uygun karşılama biçimi benimsenmelidir

Kullanılan dil cesaret verici olmalıdır

Bireyi ürkütmemek için sorun, güçlük gibi sözcükler vurgulanmamalıdır

Görüşmeyi olumsuz etkileyen iletişim engelleri:

Akıl vermek

Ders vermek

Sorgulamak

Mantığa bürümek

Onun öyküsüne odaklaşmak yerine, görüşmecinin kendisiyle ilgili bir öykü anlatması

Görüşmenin yapılandırılması:

Görüşmecinin sözsüz iletileri ile sözlü ifadeleri tutarlı olmalıdır. O zaman güven, sıcaklık sağlanabilir

Görüşme sırasındaki  kişiler arasındaki mesafe önemlidir

Ses tonu önemlidir

Konuşmalar arasındaki sessizlik ve duraksamalar iyi değerlendirilmelidir

Görüşme sırasında yaşanan olaylara eşlik etmiş olan duygular bulunup adlarının konulabilmesi önemlidir.

Duyguları anlamaya çalışırken, yüzeysel olandan derindeki duygulara ulaşılmaya çalışılmalıdır

Yüreklendirici ifadeler kullanılmalıdır

Bireyi konuşmaya açıkça davet edici sorular yöneltilmelidir

Kapalı uçlu sorular – bireyle ilgili geliştirdiğimiz hipotezi sınamak üzere oluşturulan sorulardır. Kişinin kendisini ayrıntılı bir biçimde ifade etmesine izin vermez.

Niçin sorusundan kaçınılmalıdır. Bireyi bir gerekçe bulmaya yöneltir.

Açık uçlu sorular – bireyin kendisini ifade etmesine yardımcı olur

Yanıtları çok çeşitli olabilir

İçerik açıklaması:

1.Anlatılanları onun sözcükleriyle,ancak kesin ifadeler kullanmadan, düzeltilebilmeye açık, denemeci bir tutumla ifade etmek önemlidir.

 2.Anlatıların içerisinden belirli bir parçanın seçilerek bireye geri bildirilmesi, onun düşüncelerini düzenlemesine yardımcı olacaktır

Bu noktada duygulardan çok içeriğin ele alınması ve açıklığa kavuşturulması, kafası karışık olan bireyin anlatılanlar içerisinden, kendisi için önemli olan bir parçayı görmesine yardımcı olur.

Duyguların yansıtılması:

Yaşananlara eşlik eden duyguların ifade edilmesi.

Birey bu duyularını anlatırken kabul edildiğini, değer verildiğini, anlaşıldığını hisseder.

Böyle bir ortam sağlandığında kendini açar.

Ancak duyguları anlamak kolay değildir. Bireyin sözlü ve sözsüz iletilerine dikkat etmek gerekir. Bunlar arasındaki tutarlılık ve çelişkiler önemli ip uçlarıdır.

  1. Ortaya çıkan duygunun adı konulmalıdır.
  2. Onu anladığını yansıtmalıdır. ‘bana öyle geliyor ki senin duyguların…..’
  3. Duyguları netleştirirken  içeriği yani eşlik eden olayı da eklemeliyiz.

Duyguların anlaşılması ve kabul görmesi bireyin de kendi duygularını tanımasına ve kabul etmesine yardımcı olur.

Somutlaştırma

Yaşanan duygu ve düşüncelerin somutlaştırılması istenir.

Özetleme

Önemli noktalar vurgulanarak yaşananlar sıralanır ve gelinen nokta belirlenir. Gelecekte yapılması gereken işler varsa ya da görüşme sonuçlandırılamamış ise, bundan sonra yapılması gerekenler planlanmalıdır.

Tüm bu koşullar sağlandığında birey hikayesini anlatmaya başlayacaktır.

Her bir kişinin öyküsünü anlatış biçimi bir birinden farklı olacaktır. Kimi uzun ve ayrıntılı anlatacaktır kimi kısa ve kuru. Dehşet ve şiddet içeren olaylar olmasına karşın bazıları duygu dolu, bazları gayet soğuk anlatacaklardır. Bazıları hemen ana konuyu anlatırken, bazıları önce ikincil önemdeki bir konu anlatarak dinleyenin tepkilerini test eder. Bazı öykülerde bireyin iç dünyası vurgulanırken, bazılarında dış dünyadaki insanlar arası ilişkiler ve sosyal ortamlar vurgulanır. Yaşananlarla ilgili öykünün açıkça anlatılması yapıcı bir değişimin ilk adımdır. Öykünün açığa çıkması ilk kez bireyin olaya dışardan bakmasını sağlar.

Bazen de birey tüm içindekileri birden döküverir. Buna ilk kez fırsat bulmuştur, fazla deşmeye gerek kalmadan her şey ortaya dökülmüştür. buradaki zorluk yer yer geriye giderek öykünün belirli bölümlerin bakmayı ve geri bildirim vermeyi gerektirebilir. Bunun da olumlu yönü birey dikkatlice dinlenilmiş olduğunu anlar.

Aslında öykünün anlattırılması esas amaç değildir, ancak bireye yardım edebilmek oluşan bir alt amaçtır. Buradaki asıl amaç, açıklığı sağlamak, bireyin asıl sorunu bularak öğrenmesini sağlamak, iyi bir ilişkinin oluşmasını sağlayarak bireyi ileri doğru harekete geçebilmek için güdülemektir.

Bir çok kuramcı sorunların kökenine inilmeden tam olarak anlaşılamayacağı kanısındadır. Aslında  genellikle sorunların nedenleri bellidir de. Çok ayrıntılı ve dikkatli bir inceleme sonucunda bile olay A’yı izleyen olay B’nin   nedeninin olay A olduğunu söyleyebilmek güçtür. Bireylerin de bu türden nedenler bulmalarına yol açmak aslında havanda su dövmek olabilir bazen. Geçmişin tartışılması zaman zaman potansiyel bir tehlike oluşturabilir. Birey bu günkü durumum geçmişimin bir sonucudur der ve bu gerçeği de değiştiremeyeceğimize göre yapabileceğim bir şey yok noktasında kilitlenebilir. Bunun bir yanıtı vardır; Aslında olaya bakışımız, onlara verdiğimiz tepkiler geçmişte değil şu anda yaşamımızda vardırlar ve değiştirilebilirler. Bireye, öyleyse değiştir bu huylarını, düşünce ve duygularını ve bitir geçmişin büyüsünü diyebiliriz. İşte bu da bireye en önemli yardımdır. Atılacak ilk olumlu adımdır. Buradan bireyin geçmişinin önemsiz olduğu, şu anki davranışlarının üzerinde etkisi olmadığı görüşüne varılmamalıdır.

Bireyin daha iyi ilişkiler kurabilmesi şu anını yeniden anlamlı bir biçimde kurgulayabilmesi için onun geçmişini keşfetmeye çalışmalıyız. Bu anlamda geçmişe bakılmasının anlamı, bireyin şu an içinde bulunduğu yaşama bakış açısını değiştirebilmesidir. Yani geçmişin irdelenmesi mi irdelenmemesi mi sorunundan çok, bunun nasıl yapılacağı önemli olmaktadır. Yapılan görüşmelerde bireye acı verici yaşantıların ve yıkıcı  eğilimlerin nasıl yapıcı ve olumlu yaşantılara dönüştürülebileceği üzerinde durulmalıdır.

Geçmişin tartışılması, şu anki yaşantılara, davranışlara, duygulara açıklık getiriyor ve bireyin gelişimine katkıda bulunabiliyorsa tartışılmalıdır. Ancak şu anki değişimi olumsuz etkiliyorsa hiç bir

yararı yoktur.

Ancak bireyin konuşturulması çok önemlidir çünkü birey kendini açmaya başladıkça iyileşme de başlar. Anlatımın, içinde bir yük oluşturan yaşantıların dışarı çıkmasına olanak sağlar. Birey kendisini baskılayan suçluluk duygularından kurtulmaya başlar. Artık olanları bilen biri daha vardır. Bu da davranış değişikliği için atılmış somut ve önemli bir adımdır.

Diğer önemli bir konuda güçlü olanı, sağlam kalmış yönlerini bularak, görüşmeleri bunların üzerine kurmaya çalışmanız daha geliştirici olacaktır. Özellikle birey öyküsünü anlatırken bu güçlü yönler bulunmalıdır.

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :