- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Yapısalcı Kuram ve Öğrenme-Öğretme Süreci

Yapısalcı Kuram ve Öğrenme-Öğretme Süreci sitemize 21 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 1 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

Anadolu Üniversitesi

Eğitim Fakültesi Dergisi

Cilt 8, Sayı 1-2, Güz 1998. ss.68-75.

 

YAPISALCI KURAM VE ÖĞRENME-ÖĞRETME SÜRECİ[1]

Prof.Dr. Şefik YAŞAR

Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi

İlköğretim Bölümü Öğretim Üyesi

 

Özet

Son yıllarda yapısalcı kuram (Constructivism) eğitim literatüründe sıkça yer almaktadır.

Yapısalcılığın, öğrenme-öğretme süreçleri ve öğretmen davranışlarını etkilediği ileri

sürülmektedir. Yapısalcı kurama göre birey nasıl öğrenmektedir? Eğitim ortamları nasıl

düzenlenmektedir? Yapısalcı anlayışın benimsendiği eğitim ortamlarında öğretmen ve

öğrencilerin sorumlulukları nelerdir? Genelde bu soruları yanıtlamayı amaçlayan bu

bildiride, önce yapısalcı kuramın uygulandığı ortamdaki öğrenme-öğretme süreci

betimlenecek, daha sonra da öğretmen ve öğrenci rolü üzerinde durulacaktır.

Anahtar sözcükler: Yapısalcılık, yapısalcı öğrenme ortamları, öğrenme ve öğretme

süreçleri.

 

Abstract

Scientific studies regarding constructivism have been frequently met in the recent years.

It is claimed that constructivism affects learning and teaching processes and teachers’

behaviours. How does a learner learn in the constructivist environments? How are

constructivist environments organized? This paper aims to answer the above questions

in general; firstly learning and teaching processes in the constructivist environments and

then the roles of teachers and students are explained.

 

Key words: Constructivism, constructivist learning environments, learning and

teaching processes.

 

Giriş

Son yıllarda yapısalcı kuramla (Constructivism) ilgili bilimsel çalışmalara eğitim literatüründe sıkça rastlanmaktadır. Yapısalcı kuramın uzun bir tarihi geçmişe dayandığı ve yapısalcılığı benimseyen ilk eğitimcinin 18. yüzyılda İtalya’da yaşayan Giambattista Vico olduğu ileri sürülmektedir. Ancak Vico’nun yapısalcılıkla ilgili görüşleri, o yüzyılda eğitimcilerin fazla dikkatini çekmemiştir (Duffy ve Cunningham, 1996). Bugünkü anlamıyla yapısalcılık, Piaget’nin bilişsel gelişim ve bilginin oluşumu ile ilgili çalışmalarına dayalı olarak geliştirilmiş bir öğrenme kuramıdır (Kindsvatter, Wilen ve Ishler, 1996, s.112). Yapısalcılık bir öğretim yöntemi ya da stratejisi değildir. Yapısalcılıkta öğretimden daha çok öğrenme üzerinde durulur (Brooks ve Brooks, 1993). Öğrenme-öğretme süreçlerinin ve öğretmen davranışlarının bu kuramdan etkilendiği ileri sürülmektedir. Yapısalcı kurama göre birey nasıl öğrenir ? Eğitim ortamları nasıl düzenlenir ? Yapısalcı kuramın uygulandığı eğitim ortamlarında öğretmen ve öğrenci rolü nedir ? Genelde bu soruları yanıtlamayı amaçlayan bu bildiride, önce yapısalcı kuramın uygulandığı ortamdaki öğrenme-öğretme süreci betimlenecek, daha sonra da öğretmen ve öğrenci

rolü üzerinde durulacaktır.

 

Yapısalcı Kuramda Öğrenme-Öğretme Süreci

 

Yapısalcı kurama göre birey nasıl öğrenir?

 

Yapısalcı kurama göre öğrenme, bireyin zihninde oluşan bir iç süreçtir. Birey dış uyaranların edilgen bir alıcısı olmayıp, onların özümleyicisi ve davranışların aktif oluşturucusudur (Fidan, 1986, s.65). Bilgiler insan zihnine aynen taşınarak

depolanmaz. Ayrıca, insan zihni de tüm bilgilerin depolandığı boş bir depo değildir.  Yapısalcı kuram tüm öğrenmelerin zihindeki bir yapılandırma sonucu oluştuğu varsayımı üzerine temellenir. Bu varsayım uyarınca bireyler, öğrenilecek öğeleri daha önce öğrendikleriyle zihinlerinde ilişkilendirerek yapılandırırlar (Connell ve Franklin, 1994; Jonassen, 1994; Jonassen, Davidson, Collins, Campbell ve Haag, 1995). Yapılandırma sürecinde birey, zihninde bilgiyle ilgili anlam oluşturmaya ve oluşturduğu anlamı kendisine maletmeye çalışır. Bir başka deyişle, bireyler öğrenmeyi kendilerine sunulan biçimiyle değil, zihinlerinde yapılandırdıkları biçimiyle oluştururlar.

 

Yapısalcı kuram uyarınca zihisel yapılandırma nasıl gerçekleşir

 

Yapısalcı öğrenmeye göre, zihindeki yapılandırmayla ilgili süreç ana çizgileriyle  şöyle açıklanabilir: Dışarıdan alınan bilgi, bireyin daha önce öğrendiği bilgilerle çelişmiyor ve zihinde belli bir şemaya yerleşiyorsa, bilgi belleğe kaydedilir. Dışarıdan alınan bilgi zihindeki yapılara uymuyor ve belli bir şema içine yerleşmiyorsa, birey zihninde birtakım yeni düzenlemeler yapar (Cunningham ve Turgut, 1996). Bunun için birey, zihninde öğrenilecek bilgiyle ilgili yeni şema ya da şemalar oluşturur. Örneğin, yaşamında ilk kez, “akrep, yelkovan ve kadranı olmayan, elektronik bir saatle” karşılaşan birey, “Her saatin en azından akrep, yelkovan ve kadran olmak üzere üç temel öğesi bulunur,” biçiminde zihninde önceden yapılandırdığı genellemeden vazgeçerek saat kavramıyla ilgili yeni bir genelleme ya da şema oluşturur. Örnekten de anlaşılacağı üzere, bireyin sahip olduğu şema, onun yeni bilgiyi içine yerleştireceği ya da asacağı askılık işlevi görür. İlerideki öğrenmeleri

etkileyeceği düşüncesinden hareketle, zihinde doğru şemaların oluşturulmasına, yani ön öğrenmelerin doğru olarak gerçekleştirilmesine özen gösterilir. Çünkü ön öğrenmeler, yeni öğrenmelerin hazırlayıcısı ya da olanaklı kılıcısıdır (Senemoğlu, 1997, s.289).

 

Yapısalcı eğitim ortamları nasıl düzenlenir?

 

Yapısalcı anlayışın uygulandığı eğitim ortamları, bireylerin öğrenme sürecinde daha fazla sorumluluk almalarını ve etkin olmalarını gerektirir. Çünkü öğrenilecek öğelerle ilgili zihinsel yapılandırmalar, daha önce de belirtildiği gibi, bireyin bizzat kendisi tarafından gerçekleştirilir. Bu nedenle, yapısalcı eğitim ortamları, bireylerin çevreleriyle daha fazla etkileşimde bulunmalarına, dolayısıyla, zengin öğrenme yaşantıları geçirmelerine olanak sağlayacak bir biçimde düzenlenir. Bu tür eğitsel ortamlar sayesinde bireyler, zihinlerinde daha önce yapılandırdıkları bilgilerin doğruluğunu sınama, yanlışlarını düzeltme ve hatta önceki bilgilerinden vazgeçerek yerine yenilerini koyma fırsatı elde ederler.

 

Yapısalcı eğitim ortamlarında hangi öğrenme yaklaşımlarından yararlanılır?

Yapısalcı kuramın uygulandığı eğitim ortamlarında, genelde, öğrencilerin öğrenme sürecinde daha fazla sorumluluk almalarına ve etkin olmalarına olanak sağlayan işbirliğine dayalı öğrenme (cooperative learning), probleme dayalı öğrenme (problem based learning) gibi öğrenme yaklaşımlarından yararlanılır (Alkove ve McCarty, 1992; Jonassen, Davidson, Collins, Campbell ve Haag, 1995). Bu öğrenme yaklaşımları temel özellikleri itibariyle aşağıdaki paragraflarda kısaca açıklanmıştır.

İşbirliğine dayalı öğrenme, küçük gruplar halindeki öğrencilerin bir problemi çözmek ya da bir görevi yerine getirmek üzere ortak bir amaç doğrultusunda birlikte çalışarak bir konuyu öğrenmeleri esasına dayanır (Demirel, 1991; Slavin, 1991). Bu öğrenme yaklaşımının temel özellikleri şöyle sıralanabilir (Demirel, 1996, ss.38-42; Grabinger, 1996; Yaşar, 1993, s.9-10): İşbirliğine dayalı öğrenmede, grup üyeleri grubun bir bütün olduğu ve grup başarısında her üyenin sorumluluk taşıdığı bilincindedirler. Bu öğrenme yaklaşımında, öğrenci-öğretmen etkileşiminin yanısıra, öğrenci-öğrenci etkileşimine de yer verildiği için daha fazla öğrenme gerçekleşir. İşbirliğine dayalı öğrenme, öğrencilerin kendilerini daha rahat ve güvenli hissetmelerini sağlayan bir ortam yaratarak onlardaki gerilimi en aza indirir. Öğretimin bireyselleştirilmesini olanaklı kılar. Bireylerin her güçlüğü birlikte çözümleme davranışı kazanmalarına olanak sağlar. Öğrencilerin eleştirici düşünme, problem çözme ve yaratıcılık becerilerinin geliştirilmesine yardımcı olur. Öğretmenin öğrencilere daha etkili ve verimli danışmanlık yapmasına olanak sağlar.

Probleme dayalı öğrenme yaklaşımı da ilk kez 1970’li yıllardan itibaren tıp

fakültelerinde uygulanmaya başlanmıştır. Bu yaklaşım uyarınca, öğrenciler her biri beşer kişiden oluşan gruplara ayrılmakta ve her grup gerçek bir problem durumuyla karşı karşıya getirilmektedir. Grup üyelerinden beklenen, probleme ilişkin doğru tanı koymak ve problemin çözümüne yönelik öneriler getirmektir. Üyeler bu amaçla, her türlü kaynaktan yararlanarak probleme ilişkin verileri toplamaya ve düzenlemeye koyulurlar. Gereksinim duymaları halinde, konu uzmanlarıyla görüş alış verişinde bulunurlar. Kendi-kendine öğrenmelerini sürdüren grup üyeleri, belli bir süre sonunda bir araya gelip, elde ettikleri sonuçları değerlendirerek yeniden problem üzerinde çalışmaya başlarlar. İlginç ya da yeni durumlarla karşılaştıklarında, yeniden bir araya gelip görüş alış verişinde bulunurlar. Grup üyelerinin problem üzerindeki çalışma süresi, problemin durumuna göre bir ile üç hafta arasında değişir (Duffy ve Cunningham, 1996). Probleme dayalı öğrenme yaklaşımı, bireylerin öğrenme

sürecine etkin olarak katılmalarına ve çalışmalarını kendi kendilerine

yönlendirmelerine olanak sağlaması nedeniyle öğrencilerde anlamlı ve kalıcı

öğrenmelerin oluşmasına yol açmaktadır. Kısacası yapısalcı eğitim ortamlarında işe koşulan öğrenme yaklaşımları, öğrencilerin öğrenme sürecinde daha fazla etkileşimde bulunmalarına ve kendilerini ifade etmelerine olanak sağlamaktadır. Yine bu öğrenme yaklaşımları sayesinde öğrencilerin problem çözme etenekleri ve yaratıcılıklarının geliştirilebilmesi olanaklı olmaktadır.

 

Yapısalcı Eğitim Ortamlarında Öğretmen ve Öğrenci Rolü

 

Yapısalcı eğitim ortamlarında öğretmenin rolü nedir?

 

Yapısalcı eğitim ortamında öğretmen, geleneksel öğretimde alıştığı ve yıllardır

sürdürdüğü sınıfta disiplin sağlayıcılık, bilgi dağıtıcılık vb. rollerinden sıyrılarak

öğrenmeyi kolaylaştırıcı bir yardımcı, dost ya da herhangi bir gereksinme anında

kendisine başvurulabilecek bir danışman gibi görünür. Sınıfta işbirliği ve etkileşimi kolaylaştırıcı tutum ve davranışlar sergiler. Öğrenilecek öğeleri, öğrenciler bakımından anlamlı ve ilginç kılacak fırsat ve ortamlar yaratır (Slavin, 1994, s.225). Verimli bir öğrenmenin gerçekleşmesi için, öğrencinin, öğrenme-öğretme sürecinde sorumluluk alması gerektiğine inanır. Okul ortamında gerçekleştirilecek öğrenmelerin öğrenci-merkezli olmasını ister ve bu yönde çaba gösterir. Öğrencilerin bağımsız düşünme ve problem çözme yeteneklerini geliştirmek amacıyla öğrenme-öğretme sürecinde özel bir iletişim biçimini benimser. Bu iletişim biçiminde öğrencilere, “Bu konuyla ilgili olarak ne düşünüyorsunuz?”, “Niçin böyle düşünüyorsunuz?, “Nasıl bu sonuca ulaştınız?” gibi sorular yöneltir. Öğrencilere, “Evet”, “Hayır” yanıtı gerektiren

sorular yöneltmekten özellikle kaçınır (Alkove ve McCarty, 1992).

 

Yapısalcı ortamda öğretmen, çalışma grupları oluşturup, grup ve grup üyelerinin sorumluluklarını belirleyerek işbirliğine dayalı bir öğrenmenin gerçekleşmesi yönünde çaba gösterir. Bu amaçla gruplar arasında dolaşır, yardıma gereksinme duyan grubun yanına giderek gruba yardımcı olur ve gerektiğinde grubun doğal üyesiymiş gibi öğrenme-öğretme etkinliklerine

Katılarak öğrencilerin öğrenmelerini kolaylaştırmaya çalışır (Yaşar, 1993, s.32).

Yine yapısalcı ortamda öğretmen, öğrencilerin bireysel farklılıklarına uygun

seçenekler sunar, yönergeler verir, her öğrencinin kendi kararını kendisinin

oluşturmasına yardımcı olur. Herhangi bir sorunla karşılaşan öğrencinin sorununu hemen çözmek yerine, sorunun bizzat öğrenci tarafından çözümlenmesi yönünde çaba gösterir. Öğrencinin açıkça yanlış yapması durumunda bile hemen hataya işaret etmek yerine, hatanın bizzat öğrenci tarafından görülerek düzeltilmesine yardımcı olur (Yaşar, 1994, ss.515-521). Örneğin, yapısalcı anlayışın benimsendiği bir matematik dersinde, problem çözümüyle ilgili hatalı işlem yapan bir öğrenciye, öğretmen,“Şuradaki işleminiz hatalı, onu şöyle düzeltiniz!” biçiminde uyarmak yerine, “Problemin çözümüyle ilgili olarak hangi işlemleri, hangi gerekçeyle yaptınız?” “İşlemlerinizde herhangi bir hata olduğunu düşünüyor musunuz?” “Eğer varsa, bu hatanın nerede olduğunu düşünüyorsunuz?” “Bu hatayı nasıl düzeltebilirsiniz?” gibi sorular yönelterek öğrencinin hatayı bizzat kendisinin bulması ve düzeltmesi yönünde yönünde çaba gösterir.

 

Yapısalcı anlayış uyarınca öğretmen öğrenci başarısını değerlendirmede de test

sonuçlarından daha çok, düzenli olarak gerçekleştirdiği gözlemlerinden yararlanır (Alkove ve McCarty, 1992). Bu amaçla öğretmen, sınıfta kullanılmak üzere gözlem formları hazırlar ve öğretim sırasında sürekli kayıtlar tutar. Öğretim sonunda da, ya bire bir ya da gruplar halindeki öğrencilerle öğrenme sonuçlarını tartışır. Kısacası, yapısalcı ortamda öğretmenin rolü, kesinlikle bilgi aktarmak değildir. Sınıfta bir öğrenme ortamı oluşturarak öğrenciyi o ortamın etkin bir üyesi haline getirip öğrenmeyi kolaylaştırmaktır.

 

Yapısalcı eğitim ortamlarında öğrencinin rolü nedir ?

 

Yapısalcı eğitim ortamında öğrenciler, geleneksel eğitim ortamındaki gibi edilgen olmayıp, tersine daha fazla etkin olurlar ve öğrenme sürecinde daha fazla sorumluluk üstlenirler. İlerideki öğrenmelerini kolaylaştıracağı düşüncesinden hareketle, zihinsel yapılarının gelişmesine katkıda bulunabilecek çevredeki her tür fırsat ve olanaktan yararlanmaya çalışırlar. Grup içinde, grup dinamiğinin sağlanabilmesi için kendi paylarına düşen sorumluluklarını etkili biçimde yerine getirmeye özen gösterirler. Birlikte çalıştıkları grubun üyelerini ve kendilerini nesnel olarak değerlendirirler. Grupta kendilerine yönelik her türlü eleştiriyi hoşgörülü bir biçimde karşılarlar. Sınıfta etkili bir öğrenci-öğretmen etkileşiminin yanısıra, dostluk ve içtenliğin egemen olduğu bir öğrenci-öğrenci etkileşiminin kurulmasına yönelik çaba gösterirler. Öğrendiklerini yeni ortamlarda kullanmak ve uygulamak için her tür

fırsatı değerlendirirler (Alkove ve McCarty, 1992; Kindsvatter, Wilen ve Ishler, 1996, s.113).

 

 

Sonuç

“Tüm öğrenmelerin zihindeki bir yapılandırma sonucu oluştuğu” varsayımı üzerine temellenen yapısalcılık, bireylerin öğrenme sürecinde daha fazla sorumluluk almalarını ve etkin olmalarını gerektirir. Bu amaçla yapısalcı eğitim ortamlarında, bireylerin çevreleriyle daha fazla etkileşimde bulunmalarına olanak sağlayan işbirliğine dayalı öğrenme, probleme dayalı öğrenme vb. öğrenme yaklaşımlarından yaralanılır. Bu yaklaşımlar, öğrencilerin problem çözme yetenekleri ve yaratıcılıklarının geliştirilmesinde önemli rol oynar. Yapısalcılığın uygulandığı eğitim ortamlarında öğretmen daha çok düzenleyicilik ve danışmanlık rollerini yerine getirir. Öğretmen bu rollerini, sınıfta bir öğrenme ortamı oluşturup, öğrenciyi bu ortamın etkin bir üyesi yaparak yerine getirmeye çalışır. Yapısalcılığın eğitim kurumlarında etkili ve verimli olarak uygulanması, öğretmenlerin, öncelikle, bu yaklaşım konusunda eğitilmelerini gerektirmektedir. Öğretmenlerin yapısalcı yaklaşımı konusunda eğitilmeleriyle ilgili olarak şu öneriler getirilebilir:

  • Öğretmenler hizmet-öncesi eğitimleri sırasında yapısalcı öğrenme yaklaşımı

konusunda kuramsal ve uygulamalı olarak yetiştirilmelidir. Bu amaçla öğretmen

yetiştiren kurumlardaki öğrenmeler, zaman zaman yapısalcı eğitim ortamları

düzenlenerek gerçekleştirilmelidir.

  • Görev başındaki öğretmenler de hizmet-içi eğitim programlarına alınarak yapısalcı kuram ve uygulamalar konularında bilgi, beceri ve tutumlarla donatılmalıdır.
  • Yapısalcı öğrenme kuramı ve uygulamalarıyla ilgili yabancı dildeki kaynaklar

Türkçeye çevrilerek literatüre kazandırılmalıdır.

  • Öğrencilerin problem çözme yetenekleri ve yaratıcılıklarının geliştirilmesinde

yapısalcı öğrenme ortamlarının etkililiğini sınayacak deneysel araştırmalar

desenlenerek uygulamaya konulmalıdır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAKÇA

Alkove, L. D. ve B. J. McCarty. “Plain Talk: Recognizing Positivism and

Constructivism in Practice”, Action in Teacher Education. (ATE)- Nonthematic. 14:2, 1992, ss.16-22.

Brooks, J. ve M. Brooks. The Case For Constructivist Classrooms. Virginia:

Association for Supervision and Curriculum Development, 1993.

Connell, T. H. ve C. Franklin. “The Internet: Educational Issues”, Library Trends. 42:4, 1994, ss.608-625.

Cunningham, R. T. ve F. Turgut. İlköğretim Fen Bilgisi Öğretimi. Ankara:

YÖK/Dünya Bankası Milli Eğitimi Geliştirme Projesi Hizmetöncesi Öğretmen

Eğitimi, 1996.

Demirel, Ö. “Eğitimde Nitelik Geliştirmede İşbirliğine Dayalı Öğrenme İle Tam

Öğrenmenin Yeri ve Önemi”, Eğitimde Nitelik Geliştirme-Eğitimde

Arayışlar 1. Sempozyumu Bildiri Metinleri. İstanbul: Kültür Koleji

Yayınları No.1, 1991, ss.139-142.

Demirel, Ö. Genel Öğretim Yöntemleri. Ankara: Usem Yayınları-11, 1996.

Duffy, T. M. ve D. J. Cunningham. “Constructivism: Implications For The Desig And The Delivery of Instruction”, Jonassen, D. H. (Ed.). Handbook of Research for Educational Communications And Technology. New York: Simon & Schuster Macmillan, 1996, ss.170-198.

Fidan, N. Okulda Öğrenme ve Öğretme. Ankara: Kadıoğlu Matbaası, 1986.

Grabinger, R. S. “Rich Environments for Active Learning”, Jonassen, D. H. (Ed.). Handbook of Research for Educational Communications And

Technology. New York: Simon & Schuster Macmillan, 1996, ss.665-692.

Jonassen, D. H. “Thinking Technology: Toward A Constructivist Design Model”, Educational Technology. 34:3, 1994, ss.34-37.

Jonassen, D. H., M. Davidson, M. Collins, J. Campbell ve B. B. Haag.

“Constructivism And Computer-Mediated Communication in Distance

Education”, The American Journal of Distance Education. 9:2, 1995, ss.7-

26.

Kindsvatter, R., W. Wilen ve M. Ishler. Dynamics of Effective Teaching. (Third Edition), New York: Longman Publishers, 1996.

Senemoğlu, N. Gelişim, Öğrenme ve Öğretim. Ankara: Spot Matbaacılık, 1997.

Slavin, R. E. “Synthesis of Research on Cooperative Learning”, Educational

Leadership. 48:5, 1991, ss.71-82.

Slavin, R. E. Educational Psychology: Theory And Practice. (Fourth Edition),

Massachusetts: Allyn And Bacon, 1994.

Yaşar, Ş. Yabancı Dilde Okuma Becerilerinin Geliştirilmesinde Küçük Gruplarla Öğretim Yönteminin Etkililiği. Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yayınları, No.34, Eskişehir, 1993.

Yaşar, Ş.”Bireyselleştirilmiş Öğretimde Öğretmenin Rolü”, Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Birinci Eğitim Bilimleri Kongresi – Bildiriler 2. (28-30 Nisan 1994), Adana: Çukurova Üniversitesi Basımevi, 1994, ss.515-521.

[1] Bu çalışma, Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nce 9-11 Eylül 1998 günlerinde düzenlenen VII. Ulusal Eğitim Bilimleri Kongresi’nde bildiri olarak sunulmuştur.

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :