- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Verimli Çalışma -1

Verimli Çalışma -1 sitemize 21 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

VERİMLİ VE ETKİLİ DERS ÇALIŞMA YÖNTEMLERİ

Öğrenme Yeteneği:
Öğrenmeye yardım eden veya köstekleyen etmenler üç ana grupta toplanabilir. Birinci grupta öğrenenle ilgili etmenler yani onun öğrenmede daha az veya daha çok yetenekli olmasını sağlayan etmenler söz konusudur. Bu kişisel etmenlerin içine daha önceki öğrenme çeşitleri miktarları girer. İkinci grupta öğrenme yöntemleri, yani öğrenenin nasıl bir yol izlediği ile ilgili etmenler vardır. Üçüncü grupta ise öğrenilecek olanın türü söz konusudur.
Öğrenen ele alındığında bireylerin doğal olarak gerek psikolojik ve gerekse diğer bakımdan pek çok farklılıklar gösterdikleri görülür. Psikolojik özelliklerden bazıları öğrenme yeteneğini pek az etkilerken; diğerleri oldukça önemlidir. Bu oldukça önemli özellikleri şu başlıklar altında toplamak mümkündür.

Zeka:
İnsanların zeka testleri ile ölçülen zeka düzeyleri, onların ne kadar kolaylıkla öğrenebilecekleri konusunda büyük farklar doğurmaktadır. Hatta zeka, bazı psikologlar tarafından öğrenme yeteneğinin ölçüsü olarak tanımlanır. Çocukları okumayı öğrenmedeki ilerleyişleri zekalarıyla, diğer bir deyişle zeka yaşları ile ilişkilidir. Çocuklar ancak 6-6.5 zeka yaşında iken okumada çabuk ilerleyebilirler; bunun altında iken oldukça zorlanırlar. Zeka ne kadar yüksekse öğrenme o kadar hızlı olur. Öğrenme yeteneği ilk yetişkinlik çağlarına kadar artar sonra bir müddet sabit kalır, orta ve ileri yaşlarda hafif bir düşme gösterir.

Yaş:
Sözel öğrenme yeteneği doğuşta sıfırdır. Fakat bu yetenek 17-20 yaşa kadar durmadan gelişir. Ondan sonra yaklaşık 50 yaşa kadar sabit kalır. Bu yaştan sonra ise en azından yeni malzemenin öğrenilmesi açısından düşmeye başlar.
Diğer taraftan, öğrenileni kullanma yeteneğine ağırlık veren zeka testi puanları, ileri yaşlarda çok az düşüş gösterir. Öyleyse 20 yaş civarında en yüksek düzeye erişen “iş görür” zekanın bundan sonra bütün yaşam boyunca hemen sabit kaldığı söylenebilir.

İlgi ve Yetenek:
Başarı ile ilgi arasında yüksek bir ilişki olması beklenir. Genellikle insan ilgi duyduğu konularda daha fazla meşgul olmak ister ve dolayısıyla o alanda daha başarılı olur.

Yapılan araştırmalar motivasyonun öğrenmede önemli rolü olduğunun göstermektedir. Motivasyon öğrenme durumlarında davranışı yöneten önemli faktördür. İlgi ise genel güdüyü oluşturan öğelerden biri olup, doğuştan getirilen ya da sonradan kazanılan tepki eğilimleri olarak davranışı başlatmak, devam ettirmek ve yönlendirmekte, sonunda kazanılacak doyumda önemli bir rol oynar. Onun için ilgi ve başarı arasında önemli bir ilişki bulunması beklenir. Bunun birlikte bu alanda yapılan araştırmalar beklentileri destekleyecek sonuç vermemiştir.

Bir kimsenin ilgi duyduğu bir faaliyet alanı genellikle onun yetenekli olduğu bir alandır. İnsan ancak yetenekli olduğu alanda başarılı çalışmalar yapabilir.

Başarıyı etkileyen pek çok faktör olabilir. Ancak yetenek bu faktörlerin en önemlisidir.

Yetenek kalıtımla getirilen gizil gücün eğitime ve çevre etkisi ile geliştirilmiş kısmını ifade eder. Böylece bir kimsenin belli bir yaşa kadar geliştirdiği becerilere bakarak onun yeni bir eğitim sürecinden ne kadar yararlanabileceği kestirilebilir.

Genel Uyarılmışlık Hali ve Kaygı:

İnsanlar kaygı duymadan da genel uyarılmışlık haline gelebilirler; eğer kaygı duyuyorlarsa mutlaka genel uyarılmışlık halindedirler. Her iki durum da öğrenmeyle ilişkilidir.

Herhangi bir şey öğrenilmek için, bireyin uyarılmış durumda olması gerekir. Sözel öğrenme durumunda karmaşık beyin işlemleri söz konusu olduğunda genel uyarılmışlık hali özellikle gereklidir. Okul çalışmalarında da birey tamamen uyanık değilse ve bütün enerjisini yapılan iş üzerinde odaklaştırmamışsa kendisinden iyi bir öğrenme beklenemez. Çoğu kişi için yatak ta ders çalışmak herhangi bir gevşeme eğilimi öğrenmeyi engelleyici bir durumdur. Çünkü böyle anlardaki genel uyarılmışlık düzeyi çok düşüktür. Diğer taraftan, çok aşırı uyarılmışlık düzeyi de öğrenmeyi engelleyici bir durum oluşturur. Duygusal yönden bir karışıklık içinde bulunan kimseler iyi bir öğrenme davranışı gösteremezler. Yüksek kaygılı olan öğrenciler çalışırken ilgili konuya kendilerini yeterince veremezler; ya da test durumunda o kadar kaygılanırlar ki: “Tutulup kalırlar.” Fakat bu ilişkide dikkat de önemli bir etkendir. Yüksek kaygı, öğrencilerin zihinlerini çalıştıkları konu üzerinde toplanmasını önler; özellikle neyi öğrenmeleri gerektiğini görmelerine engel olur.
ÖĞRENME STRATEJİLERİ
Öğrenendeki bazı özellikler nasıl öğrenmeyi etkiliyorsa, öğrenmede kullanılan yöntemler o derece öğrenmeyi etkilemektedir. Bu etki öğrenmeyi kolaylaştırıcı veya güçleştirici yönde olacaktır. O halde öğrenmenin en iyi yolları nelerdir?

Aralıklı ya da Toplu Öğrenme

Öğrenciler çalışma zamanlarını düzenleme bakımından farklılıklar gösterirler. Bir tarafta program yaparak düzenli aralıklarla çalışan ( günde bir saat veya haftada üç gün ikişer saat) öğrenciler vardır. Bu yönteme aralıklı çalışma diyoruz. Diğer tarafta ise, bütün dönem boyunca ders kitabına nadiren göz atan, fakat, sınavdan hemen önce “sıkışık” bir çalışma devresine giren öğrenciler vardır. Bu çalışma biçimine de toplu çalışma diyoruz.

Sınavdan hemen önce sıkışık çalışma durumunda olduğu gibi, toplu çalışmanın bazı olumlu yönleri vardır. Bunlardan biri çalışma güdüsünün yüksek olmasıdır. Bir diğeri de sınav öncesi çalışma, unutmaya karşı daha dirençlidir. Ancak bu yöntem sadece belli bir zamanda yapılan, tek bir sınav için etkili olur. Tek bir sınavdaki başarıdan öte, uzun süreli öğrenmeyle ilgilenen kişiler için bu yöntem uygun değildir. Sağlam ve kalıcı bir öğrenme için toplu çalışma yönteminin iyi bir yaklaşım olmadı konusunda güçlü kanıtlar vardır. Bu yöntem her zaman kötü olmayabilir, fakat her zaman yetersizdir. Çoğu malzemenin öğrenilmesinde, düzenli aralıklarla çalışmak, yani kısa süreli çalışmalar arasına dinlenme süreleri serpiştirerek çalışmak daha iyi sonuçlar verir. Bu yöntem hepsi için değilse bile, pek çok sözel öğrenme için de tercih edilir. Çoğu öğrenme için en iyi kural, çalışmayı toplu değil aralıklı şekilde yapmaktır. Öğrenilecek davranımların çoğu benzerse, öğrenilen maddeler arasında olumsuz aktarma olur. Bu durumda aralıklı çalışma daha iyi bir sonuç verir. Öğrenilecek malzeme, anlamlı ise toplu çalışma daha başarılı sonuçlar verir.

Sonuçlar Hakkında Bilgi

Diğer bir öğrenme şekli de dönüt veya sonuçlar hakkında bilgi elde etmektir. Kendisinin ne kadar hatalı ya da hatasız olduğunu nerelerde hata yaptığını bilen öğrenci daha kolay öğrenir ve hatalarını daha çabuk düzeltir. Bu anlamda sınav öğrencinin sonuç hakkında bilgi edinmesi için bir araç olmaktadır. Sık sık sınav bu açıdan yararlıdır. Ne kadar gelişme gösterdiğini kesin olarak bilmeyen öğrenci ise genellikle yavaş öğrenir, hatta hiç öğrenemeyebilir.
Okuma ya da Anlatma

Buradaki temel fark malzemenin okunması ile anlatılması arasındaki farktır. Kişinin herhangi bir şey anlatabilmesi için önce okuması gerekir. Fakat çalışma zamanı olarak verilen süre içinde malzemeyi tekrar tekrar okumak, okumaya ek olarak anlatma yöntemine kıyasla çok daha az verimli olmaktadır. Anlatmaya ayrılması gereken zaman süresi, çalışılan malzemeye göre değişir. Yabancı dil öğrenirken okuma anlatma ve ezberleme daha yararlı olmaktadır. Ders kitabındaki bir malzemeyi çalışıyorsanız, okuduktan sonra onu özetleyebilirsiniz. Bu özetleme de bir anlatma türüdür. Başarılı olmanın belli başlı yolu, çalışma süresinin önemli bir kısmını şu ya da bu şekilde anlatmaya ayırmaktır.

Okumak mı yoksa dinlemek mi daha iyidir? Bazı bireyler gözle bazıları da kulakla daha iyi öğrenirler. Bu da onların okuma ve dinleme işini nasıl yaptıklarına bağlıdır. Burada yine anlatma işi önemlidir.
Bütün Halinde ya da Parçalara Bölerek Öğrenme

Bu öğrenme stratejisi dersin bir bütün halinde ya da dersin parçalara bölünerek öğrenilmesidir. Her iki yönteminde olumlu ve olumsuz yönleri vardır. Malzemeyi parçalara bölerek çalışmanın kesinlikle üstün olduğu bazı durumlar vardır. Bunlardan biri bütünü parçalara ayırmanın kolay olduğu durumdur. Yabancı dildeki kelimenin öğrenilmesinde bütünü parçalara bölerek öğrenme daha etkilidir. Bölerek öğrenmenin üstün olduğu diğer bir durum da öğrenilecek malzemenin aşırı derecede uzun olduğu hallerdir. Çünkü bu durumda öğrenci, malzemeyi baştan sona tekrarlarken toplu öğrenmenin olumsuz etkilerinden kurtulamaz. Parçalar bölerek öğrenmenin bir yararı da öğrenciyi güdülemesi ve her parça öğrenildiğinde onun kendisini başarılı hissetmesine olanak vermesidir. Ancak bunda dikkat edilmesi gereken şey parçaları birbirine karıştırma ve sıralarını bozma tehlikesidir.

Çalışılacak konu parçalara bölündükten sonra ilk önce 1. Parçaya çalışılır. İyice öğrenildikten sonra 2. Parçaya geçilir. 2. Parça da çalışıldıktan sonra başa dönülür ve 1 ve 2. Parça birlikte çalışılır. Daha sonra 3. Parçaya geçilir. 3. Parça bittikten sonra 1, 2 ve 3. Parça birlikte çalışılır. Konuların tamamı bitinceye kadar bu biçimde başa dönülerek çalışılır.

Malzemenin bütünü çok uzun ve öğrenilmesi güç ise bu kural özellikle geçerlidir. Diğer taraftan bu yöntemin iki önemli olumsuz yönü vardır. İlki, öğrenilen parçaların bir araya getirilmesi için ek tekrarlara gerek duyulmasıdır. Diğeri ise parçaları birbirine karıştırma ve sıralarını bozma tehlikesidir.

Belli bazı koşullarda ise, bütün halinde öğrenme bilerek öğrenmeden daha iyidir. Eğer konu kısaysa, öğrenilmesi kolaysa ve anlamlıysa bütün halinde öğrenmek daha pratik ve yararlıdır. Bütün halinde çalışma sırasında öğrencinin kafasında konuyla ilgili bütün bir anlam oluşur. Parçalar halinde öğrenmede fikirler arasındaki bağlantı kolay fark edilmeyebilir. Şayet öğrenci zeki ve çabuk öğrenen biriyse bütün halinde öğrenme daha verimli olacaktır.

Öğrenmede bütün veya parça metodunun mu yoksa her ikisinin mi kullanılmasının uygun düşeceği, öğrenilecek materyalin güçlüğüne ve öğrencinin zekiliğine bağlıdır.
Eğer öğrenilecek materyalin güç ise ya da öğrencinin yeti seviyesi düşükse bütün metodun değeri azalır, parça metodunun değeri ise artar. Materyal kolay olduğu zaman veya öğrencinin yeteneği yüksek seviyede bulunduğu zaman bütün halinde öğrenme metodu en verimlisidir.

Materyali öğrenmeye çalışırken onun bütününü genel bir şekilde kavramak, sonra onu bütün halinde çalışarak konunun öğrenilmesini tamamlamak en verimli yoldur.

Amaçların Belirlenmesi

Çağdaş başarı kavramı içinde “çok çalışmak” yerini “etkili çalışmaya terk etmiştir.
Başarılı olmak için mutlaka amacın açık ve net bir tanımının yapılmış olması kişinin buna inanması ve bu amaca yönelik yıllık, aylık ve haftalık programların düzenlenmesi ön şartlardır. Bu program içinde zaman ayırmayan kişi “amaç sahibi” değil hayal sahibi bir kişidir. Amaçlar davranışları başlatır, sonuçlar bu davranışları sürdürür.

Başarı, birey için anlamlı olan amaçların yapılmış olan programlarla adım adım gerçekleşmesidir.

Başarılı oldukları belirlenmiş kişiler üzerinde yapılan araştırmalar başarılı kişilerin şu özelliklere sahip olduklarını ortaya koymuştur.

Kendini tanıma özelliği: Başarılı olan insanlar, becerilerinin ilgilerinin ve sınırlarının farkında olan insanlardır.
Durumunu değerlendirme özelliği: Bu kimseler güçlerinin, niteliklerinin ve yeteneklerinin sınırlarını bilen ve sahip oldukları imkanlardan haberdar olan insanlardır.
Zamanı iyi kullanma özelliği: başarılı olanlar zamanlarını kendi seçtikleri amaçlar doğrultusunda planlı ve düzenli olarak kullananlardır.
Amacı belirleme özelliği: Amacın açık ve kesin olarak tanımlanması ve yazıya geçirilmesi gerekir.
Dinleme ve gözleme özelliği: Edinilecek bilgilerin gerçeğe daha yakın olmasına imkan verir.
Susmasını bilme özelliği: susmak insanı sonradan pişman olacağı ve telafi etmek için çaba harcayacağı durumlardan kurtarır.
Yardım isteme özelliği: Gerekli olan yerde ve zamanda yardım istemeyi bilmek gerekir.

Planlı Çalışmak:

Planlı çalışmak, bir yılda bitirilmesi gereken uğraşıları aylara onları haftalara; haftalık uğraşıları da günlere, günün saatlerine bölüştürmek, daha sonra da her saatin payına düşen işleri gerçekleştirmek demektir.

Yıllık ve aylık planlara ihtiyaç duyulmasa da haftalık ve günlük plan, mutlaka yapılmalıdır. Plan, sizi belli zamanlarda belli işler bitirmeye yönelteceği gibi sizin zamanınızı nasıl kullanacağınızı da sağlayacaktır.

Çalışma ortamı:

Çalışırken dikkati dağıtan faktörler ya çevreden gelir veya kişinin kendi zihninden kaynaklanır. Çalışma ortamının belli özelliklere sahip olması öğrenmeyi kolaylaştırır ve çalışmak için ayrılan zamandan en üst düzeyde yararlanılmasını sağlar. Bu nedenle verimli çalışma ve başarılı olmanın baş koşullarından biri masası sandalyesi, ısısı, ışığı, rahatlığı, sade döşemesi ve gürültüden uzaklığı ile, ile bir çalışma odasının bulunmasıdır.
Çalışma odası mümkünse şu özellikleri taşımalıdır.

Çalışma masası camın hemen yanında olmamalı, böylece yazın sıcaktan, kışın soğuktan etkilenme önlenmelidir.
Gün ışığı karşıdan gelmelidir.
Çalışma odası iyi havalandırılmış olmalıdır.
Sandalye, çalışma odası için koltuktan daha uygun olur.
Çalışma odası sessiz olmalıdır.
Poster afiş gibi dikkat dağıtıcı unsurlar olmamalıdır.
Eğer evde kendine bir çalışma odası ayırma olanağı yoksa, evde bir odanın bir köşesini kendileri için çalışma yeri olarak ayırabilirler.

Çalışma köşesinde olması gereken nitelikler:

Çalışma köşesi üzerinde yazı yazılabilecek bir masa yanında çalışma sırasında el altında bulunması gerekli olan kitapların, kalemlerin vb. malzemelerin konabileceği ilave bir alandan oluşmalıdır.
Çalışma köşesindeki malzemeler farklı işlerde kullanılıyorsa çalışmaya başlarken mutlaka temel bir değişiklik yapılması gerekir.

Ders çalışırken kesinlikle bir masanın başında oturmak gerekir. Bir başka odada çalışmak yatmak, yatarak, uzanarak zihinsel etkinlikte bulunmak verimi düşürür.
Eğer çalışma sırasında dikkatiniz dağılır, hayale dalarsanız yapılacak şey derhal çalışma masasını terketmektir.
Çalışma masasını her çalışmadan sonra düzenlenmesi bir sonraki çalışmaya başlamayı kolaylaştırır.
Çalışmaya başlamadan önce, çalışma sırasında gerecek her türlü malzemenin el altında bulundurulması yararlı olacaktır.

Çalışma Zamanını Düzenlemek:

Yarım saatten az bir süre çalışmak için elverişli değildir. Verimli çalışmada en yararlı zaman dilimleri, birer saatlik surelerdir Ancak bir yazı yazma, ödev hazırlama gibi çalışmalar için iki üç saat ayrılabilir. Deneyler gösteriyor ki yapılan aralıksız en uzun verimli çalışma suresi, üç saat kadardır. Bir günde ise çalışmaya genellikle 8 saatlik bir sure ayrılmaktadır. Bu en çok 10 saate çıkabilir. Okula giden günlerde, bu sure azaltılacaktır. Küçük yaştakiler, bu sureyi daha da azaltmaktadır. Buna göre haftalık çalışma suresi toplam 35-45 saat olabilmektedir.

Çalışma en kolay öğrenilen, dikkatin en fazla toplanabildiği saatlerde gerçekleştirilmelidir. En verimli saatler sabah ve akşam yatmadan önceki saatlerdir. Zorunlu durumlarda günün öbür saatlerinin de değerlendirilmesi gerekir.
Zamanınızı planlarken başkasını örnek almayınız; kendi yetenek ön bilgi, beceri, tutum ve gereksinimlerinizden yola çıkınız.
Dinlenmek için günde yaklaşık ve toplam iki saat uygun bir sure olarak görülmektedir. Küçük yaşlarda bu sure daha uzun olabilmektedir.
40-60 dakikalık etkin bir çalışmadan sonra 5-15 dakika kadar dinlenmek gerektiği, kabul edilen yaygın bir görüştür.

Dikkatin Yoğunlaştırılması:

Beynimiz, sürekli olarak uyarılara (sesler, konuşmalar, açlık, susuzluk, sıcaklık gibi) açıktır. Onu irademizi kullanarak, belli bir konuya yöneltebilme olanağımız vardır.
Dikkati çalışma konusu üzerinde toplamak, istenmeyen uyarıcıların etkisine kapılmamak demektir. Bunun yollarından biri, çalışmak için iyi bir yer ve zaman seçmektir. Dikkati dağıtan şeylerden gözü, kulağı ve beyni uzak tutmak, diğer bir çare olarak düşünülür.

Dikkati konu üzerinde toplamanın bir başka etkili yolu, not almaktır. Not alma, kendi anlatımınızla yazılarak yapılmalıdır. Bu hem sizi uyanık tutacak, hem de ilerde, öğrendiklerinizi gözden geçirme gereği duyduğunuzda, işinize yarayacaktır.

Güçlü amaçlar seçmek, dikkatinizi seçtiğiniz konu üzerinde yoğunlaştırmanızı sağlayacak olan bir başka etkendir.

Ele aldığınız konuya kolaylıkla yönelmek için konunun günlük yaşamla ilgisini, günlük yaşamdaki önemini öğrenmeniz de olumlu bir etken olabilir.

Hatırlama ve Unutma
Öğrendiğimiz her şeyi hatırlayabilseydik ne iyi olurdu. Hepimiz birer bilgi deposu olurduk Ayrıca öğrenme için çok zaman harcamazdık, çünkü unuttuklarımızı yeniden öğrenmek zorunda kalmazdık. Fakat gerçekte, öğrendiklerimin çoğunu, hem de oldukça çabuk unuturuz.

Şekil1. Hafızanın işleyişi ve unutma eğrisi

Şekilde de görüldüğü gibi insan 20 dakika içinde öğrendiklerinin yarısına yakın bir bölümünü unutmakta, bir saat içinde ise öğrendiklerinin ancak %30’unu koruyabilmektedir.

Zaman geçtikçe hatırlanan miktar giderek azalır. Bunu önlemenin tek yolu uygun dinlenme aralıkları vermektir.

Öğrenme sırasında başta ve sonda olan, diğerlerinden bütünüyle farklı olan iyi hatırlanır. aynı şekilde birbirine bağlı ve çağrışım yaptıran malzemelerde iyi hatırlanır.

Hatırlama makul bir düzeyde tutulabilirse hatırlama ve anlamanın en büyük uyum içinde olduğu noktayı bulmak büyük önem taşır.

Ders çalışma amacına dönük öğrenme durumunda bu elverişli nokta 20 ile 40 dakika arasındadır.
Bir dersi, kitabı veya bir konuyu öğrenmek iki saatten fazla sürerse, bu iki saati kısa süreli dinlenme aralıklarıyla düzenlemek yerinde olacaktır. Verilen dinlenme aralıklarının aynı zamanda dikkatin yoğun
olarak toplanmasından kaynaklanan kas ve zihin gerginliğinin çözülmesinde ve gevşeme sağlanmasında büyük yararları vardır.

İnsanın hatırlama eğrisi, öğrenme işleminden kısa bir süre sonra ve sonra oldukça atik bir şekilde düşer. 24 saat içinde ayrıntıların %80’i unutulur.

Hatırda tutulan miktar pek çok şeye bağlıdır. Fakat bunlardan üçü, özellikle önemlidir: Malzemenin anlamlılığı, malzemenin başlangıçta ne kadar iyi öğrenildiği ve diğer öğrenmelerden gelen bozucu etkiler.

Malzemenin Anlamlılığı:

Anlamlı malzeme anlamsıza kıyasla çok daha kolay öğrenilir. Aynı şekilde, anlamlı malzemenin hatırlanması, anlamsıza kıyasla çok daha kolay olmaktadır. Aslında bunlardan biri diğerinin sonucudur. Anlamsız veya güç malzemeyi hatırlayamayışımızın nedeni; bunların öğrenilmesindeki zorluktur.

Öğrenme Derecesi:

İnsanlar aşırı öğrenme yaptıklarında, malzemeyi daha iyi hatırda tutarlar.

Bozucu Etki:

Bir öğrenmeden önce ya da sonra yer alan başka öğrenmenin, söz konusu öğrenmenin hatırlanmasını olumsuz yönde etkilemesidir. (Almanca ve fizik gibi çok farklı konuları bir araya getiren bir program yapılabileceği gibi, psikoloji ve sosyoloji gibi benzer konuları arka arkaya getirmemek de uygun bir yöntem olacaktır.)
TEKRAR : “Başarmak için unutmayı unutmalısınız!”

İnsan öğrendiklerinin çoğunu, hem de hızlı bir şekilde unutur. % 100 öğrenilen bir konunun 20 dakika içinde yarısına yakın bir bölümü, bir saat içinde ise %70’i unutmaktadır.
Genellikle başta ve sonda öğrenilenler, göze çarpan kelimeler isimler, canlı tasvirler, değişik ve garip tanımlamalar daha iyi hatırlanır.

Öğrenilen bilgilerin uzun süre korunabilmesi güçlü bir hafıza ile olur. Hafıza(bellek), geçmiş yaşantıları zihinde saklama gücüdür. Hafızanın güçlendirilmesi için uygun ve düzenli tekrarlar yapılması gerekir.

Düzenli tekrar yapmayan öğrencinin, öğrenmek için gösterdiği çaba boşa gider. Çünkü her defasında öğrenilen bilgiler unutulur ve her seferinde bu bilgileri yeniden öğrenmek gerekir.

Dersin özelliğine göre değişiklik gösterse de, en yüksek verimi sağlayan çalışma süresi ortalama 40 dakikadır. Daha kısa sürede zihin öğrenilecek malzemenin organizasyon ve ritmini anlamakta zorluk çakar, daha uzun süre ise hatırlanan malzemenin sürekli olarak azalmasına yol açar.

40 dakikalık bir çalışma seansından sonra yapılacak 10 dakikalık tekrar, hatırlanan miktarın bir gün daha aynı düzeyde kalmasını sağlar. 2-4 dakika sürecek ikinci tekrar 24 saat sonra yapılmaktadır. Böylece öğrenilen bilgiler bir hafta daha hafızada saklanır. Bu bir hafta sonunda 2 dakikalık üçüncü tekrarın yapılması gerekir. Bir ay sonra 2-4 dakika sürecek dördüncü bir tekrar yapılmasıyla bilgiler uzun süreli hafızaya sağlam bir şekilde yerleştirilmiş olur.

Çalışma sırasında not tutulmuşsa ilk tekrar; bu notların tamamlanarak gözden geçirilmesi şeklinde olabilir. Daha sonraki tekrarlarda, bir kağıda hiçbir yere bakmaksızın hatırlananlar yazılmalı ardından son şekli notlarlarla karşılaştırılarak varsa eksikler tamamlanmalıdır. Öğrenilen konuyla ilgili testler çözülmesi de bir tekrar yoludur.

Düzenli tekrarları, zaman çizelgesi üzerinde planlamak gerekir. Öğrenci hem çalışma programı hem de tekrar programı hazırlanırken, arka arkaya gelen derslerin mümkün olduğu kadar birbirinden farklı olmasına dikkat etmelidir. Matematik fizik ya da felsefe, sosyoloji gibi kavramlar açısından birbirine benzeyen dersler yerine Matematik , tarih gibi dersler arka arkaya konmalıdır. Böylece hem öğrenilenlerin birbirine karışması, hem de çalışmanın sıkıcı hale gelmesi önlenmiş olur.

Öğrenme üzerinde en az bozucu etki yapan etkinlik uykudur. Bu nedenle özellikle sınavlara hazırlanan bir öğrencinin gece yatmadan önce 10 dakika süreyle o gün çalıştığı yerleri tekrarlayarak uykuya geçmesi ve sabah güne bir gece önce yaptığı 10 dakikalık tekrarı yaparak başlaması öğrendiklerini koruması açısından önemli bir avantajdır.

Daha önce de belirtildiği gibi, en verimli çalışma süresi ortalama 40 dakikadır. Bu süre sonunda ne kadar hatırlandığını sınanması amacıyla 10 dakikalık bir tekrar yapılmalı ve bunu mutlaka, 10 dakika sürecek bir dinlenme aralığı izlemelidir. (Matematik fizik gibi derslerde problem çözerken, çözüme ulaşıncaya kadar devam etmek gerekir.) Bu kısa dinlenme aralığında beden gevşerken, zihin öğrendiklerini sağlamlaştırır. Dinlenme için verilen arada öğrenci çalışma sırasında aklına gelen her şeyi kendisine ödül olarak verebilir, ancak televizyondan uzak durmalıdır.

ETKİN DİNLEME

Okulda öğrenmeler büyük ölçüde okumaya dinlemeye dayanır. Özellikle sınıflarda öğrenci sayısının fazlalılığı uygulamalı dersler için gerekli ortamın yaratılamaması derslerin dinleme ağırlıklı olmasına neden olmaktadır.

Derste anlatılanları duymamamızın onları dinlemiş olduğumuz anlamına gelmediğini hepimiz biliriz. İyi bir dinleyici olmak etkin dinleme becerilerine sahip olmayı gerektirir ve bu beceriler geliştirilebilir.

Etkin dinlemenin ön koşulu, dinlemeye hazırlıklı olmaktır. Bunun için o gün derste öğrenilecek konunun önceden okunması gerekir. Böylece konuyla ilgili temel kavramlar tanınır.

Dersten önce konu okunurken sorular oluşturulmalıdır. Sorulara cevap olacak şekilde dinleme ve okumanın daha iyi öğrenmeyi sağladığı araştırmalarla saptanmıştır.

Bir gün hazırlık yapılmamış bile olsa, dersi dinlerken öğretmenin söylediklerinden hareketle daha sonra söyleyeceğini tahmin etmeye çalışarak dinlemek, ders boyunca uyanık kalmayı derse aktif katılımı sağlar, dikkat kopmalarını önler ve motivasyonu artırır.

Derste anlatılan pek çok şey az sayıdaki anahtar fikir ve temel kavramı ortaya koymak ve desteklemek için tekrarlanan örnek ve açıklamalardan oluşmuştur. Öğrenci kendisine sürekli şu soruları sorarak anahtar fikir ve temel kavramları bulabilir:

-Burada temel fikir nedir?
-Yeni bir fikir mi?
-Öğretmenin bu örneği vermesinin sebebi ne?
-Öğretmenin bu anlattığı neyi ortaya koyuyor?

Öğrenci derste anlatılan fikirleri dinlerken günlük yaşamla bağlantısını kurmaya çalışmalı, bildikleriyle yeni öğrendiklerini karşılaştırmalıdır. Böylece yeni öğrenilenlerin hatırlanması kolaylaşır.

Baltaş (1993) okulun bir oyun olduğunu, öğrencinin bu oyunun kurallarını bilirse hem başarılı olacağını, hem de derslerden zevk alacağını belirtmekte, öğretmenlerin işaretlerine karşı dikkatli ve uyanık olmanın bu oyunun en zevkli yönlerinde biri olduğunu eklemektedir.

Bu işaretlerden bazıları şöyle sıralanabilir; önemli başlıca, can alıcı, şunu unutmayın ki, burada esas fikir…, eğer öğretmen anafikiri destekleyici kanıtlar veriyorsa muhtemelen şu kelimelerle işaret verecektir; örneğin bunun tersine, aynı zamanda, benzer şekilde, buna ek olarak … Öğretmen önemli bir açıklama yapacaksa şöyle diyecektir; bunun üç sebebi vardır… son bölümler ve özetler içinse şu işaretlerin kullanılması muhtemeldir. Çoğunlukla, sonuç olarak, bu sebeple, böylece, görüyorsunuz ki, özetle… Bu işaretlere dikkat eden öğrenci sınavda sorulacak soruları da kolayca tahmin edebilir. Çünkü bir çok öğretmen hiçbir zaman açık açık “bu bir sınav sorusudur” demez. Ancak bir konunun önemli bir noktasını anlatırken belirli kelimeler kullanarak veya ses tonunda farklılıklar yaratarak öğrenci için ipucu anlamına gelecek işaretleri sık sık verirler ve sınav sorularını da bunların arasından seçerler.

Öğrenci konuları derste öğrenmek istiyorsa, derslere devam konusunda titiz davranmalı, öğretmeni iyi dinleyebileceği yere oturmalı ve öğretmenin anlattıklarını içinden tekrar etmelidir.

Derste not alma, dinlemenin etkinliğini artıran ve hatırlamayı kolaylaştıran bir başka faaliyettir. Öğretmenin söylediklerini içinden tekrar etmesi ve not alması yanında yüz ifadeleriyle ve soru sorma yoluyla tepkide bulunarak öğrencinin konuyu anladığını ya da anlamadığını belirtmesi dersin kalitesini yükseltir. Hiçbir öğretmen tepkisiz yüzlerden oluşan bir sınıfa ders vermek istemez anlattığı konuyla ilgilendiğini görmek öğretmeni memnun eder ve cesaretlendirir. Öğrenci konuyla ilgili fikirlerini öğretmenle paylaşmalı, soru sormalı, sorduğu sorunun cevabını anlamadıysa veya anlatılandan tatmin olmadıysa yeni sorular sormalı, ek açıklama istemelidir. Kuşkusuz kalabalık sınıflarda bir ders saati içinde her öğrencinin bunu yapması mümkün değildir. Bu nedenle zaman yeterli olmadığında öğrenci, sorularını dersten sonra sormalı, olmazsa bir arkadaşı ile paylaşmalıdır.
ETKİN OKUMA

Etkin okuma 5 aşamada gerçekleştirilir. Amerikalı bir psikoloji profesörü olan F. Robinson tarafından geliştirilen ve Yurdagül Yüksel tarafından Türkçe’ye İSOAT olarak çevrilen bu yöntem, başlangıçta zor ve zaman alıcı gibi görünse de sabırla uygulandığında hem daha başarılı olunacak hem de dinlenmeye, eğlenmeye vb. daha çok zaman kalacaktır.
İ İzle
S Sor

O Oku

A Anlat

T Tekrarla

İZLE; Yöntemin ilk basamağı olan bu aşamada;

-Bölümle ilgili genel bir fikir edinmeli, yazarın anlatmak istediği anafikir ve önemli noktaların bulmak amacıyla 3-4 dakika süreyle bölüme baştan sona göz gezdirilmelidir. Bu göz gezdirme sırasında bölümdeki ana başlıklar, alt başlıklar koyu renk ve italik harflerle basılmış yerler, şekil grafik ve resimlerin alt yazıları, ilk ve son cümleleri varsa bölüm özetleri okunmalıdır.

-Eğer kitaptaki bir bölüm değil de kitabın kendisi hakkında fikir sahibi olmak isteniyorsa kitabın adına yazarına, ilk baskısının yayın yılı ile eldeki baskının yayın yılına içendekiler bölümüne bakılmalı bölüm başlıkları özellikle önsöz ve giriş bölümleri okunmalıdır.

SOR;
Araştırmalar amaçlı okuyan öğrencilerin, özel bir amacı olmadan okuyan öğrencilere oranla bilgiyi daha iyi hatırladıklarını göstermektedir. Amaç oluşturmanın en basit yolu, öğrencinin kendi kendisine “Bu bölümü(veya kitabı) neden okuyorum?”, “Beni özellikle neler ilgilendiriyor?” sorularını sormasıdır.
Bir başka yol da başlıkların, alt başlıkların, koyu renk ya da italik yayılmış yerlerin soruya çevrilmesidir. Sorulara cevap arayarak okuduğunda hem konu daha iyi anlaşılır hem dikkat yüksek tutulur. Bu nedenle okuma aşamasına geçmeden sorular oluşturulmalı ve mümkünse 21x14cm boyunda bir kartona veya kağıda yaymalıdır.

Öğrencinin soruları oluştururken şu noktalara dikkat etmesi gerekir.

1- Tanımlarla ilgili sorular sormalıdır. Bir çok derste tipik sınav soruları tanımlarla ilgilidir.
2- Benzerlikler ve farklılıklarla ilgili sorular sormalıdır. Böylece sorular öğrencinin birbirine yakın iki daha fazla kavram arasındaki fark ve benzerlikleri belirtip belirtmeyeceğini gösterir.
3- Dersin konusuna göre Ne, Nasıl, Nerede, Ne zaman gibi soru zamirlerini kullanarak sorular sormalıdır. Bu sorular düşünmeyi gerektirir ve ayrıntılı yanıtlar istediği için öğrenciyi daha dikkatli okumaya zorlar.
4- Örneklerle ilgili sorular sormalıdır. Bu tür sorular öğrenilmiş bir kavramın farklı durumlara uygulanmasını ölçer.
OKU;
Bu aşamada öğrenci daha önce çıkarttığı sorulara cevap bulma amacıyla okumaya başlamalıdır. Okuma sırasında hazırladığı soruların cevaplarının geçtiği yerleri kitap üzerinde “1. Soruya cevap”, kendi özet işaret sistemini uygulayabilir. Örneğin x önemli, xx çok önemli, ? anlaşılamayan yer gibi… Ancak en sağlıklısı sorulara vereceği kısa cevapları kağıda veya kartona kendi cümleleri ile yaymasıdır. Yazılanlar arasında konunun anafikrinin ve anahtar r kelimelerin bulunması önemlidir. Çünkü sınavda bunların hatırlanması ipucu görevi görecek ve çağrışım yoluyla konudaki yardımcı fikirler ve ayrıntılar hatırlanacaktır.

Bir konudaki önemli Fikirleri bulabilmek için dört noktaya dikkat etmek gerekir.

1- Pragrafın ilk cümlesinde çoğunlukla anafikir bulunur, diğer cümleler bu fikirleri geliştirir ve son cümlede bu fikir başka bir şekilde tekrarlanır.
2- Anahtar kelimelere karşı duyarlı olmak gerekir. Bu kelimelerden bazıları şunlardır: Çoğunlukla, sonuç olarak, özet olarak, kısacası, her zaman…
3- Tablo, şekil şema ve grafikler ayrıntılı ve uzun bilgiyi özet olarak açıklarlar
4- Bölüm özetleri, bir bölüm içindeki anafikiri verir ve bölümü anahatları ile özetler.
Bu işlemler genellikle 15-25 dakikada tamamlanır.

ANLAT;
Bu aşamada öğrenci defter ve kitapları kapatıp sadece not çıkardığı kartona ya da kağıda göz atarak soruların cevabını kendi kendine ve sesli olarak anlatmalıdır. Bazı öğrenciler bu basamağı zaman kaybı gibi görür veya içinden sessiz bir şekilde anlatmayı tercih eder. Ancak sesli anlatmanın bir çok yararı vardır.

1- Zihnin dağılmasını önler. Sessiz tekrarlarda hayallere dalmak daha kolaydır ve zihin çalışma dışı konulara kaymaya daha yatkındır.
2- Sesli tekrar dikkati yüksek tutar.
3- Kelimelerin telaffuz edilmesi onların hafızaya yerleşmesini ve hatırlamayı kolaylaştırır.
4- Anlatırken önce soru sormalı, sonra cevap anlatılmalıdır. Böylece uyarıcı-tepki bağı kurulur ve soruya bağlı olarak cevap zincirleme hatırlanır.
Bu aşamanın 4-5 dakika sürmesi gerekir.

TEKRARLA;
Bu son aşamada alınan notlara bakılmadan konunun baştan sona tekrar edilmesi gerekir. Hatırlamakta zorlanılan bölüm varsa atlanır, daha sonra ele alınır. Bu işlem yaklaşık 4-5 dakika sürer.
Bu yöntemle ders çalışan öğrenci bir bölümü 20-40 dakikada okuyup özetleyebilmelidir. Yöntemi öğreninceye kadar bu süre uzayabilir ancak yöntemi öğrendikten sonra süreye uymakta zorluk çekilmeyecektir.

Etkin okumayı bir çok faktör etkiler. Bunlardan en önemlisi iyi okuma becerisinin gelişmemiş olmasıdır. Bu okullarımızda üzerinde önemle durulması gereken konulardan biridir. Öğrencilerin öncelikle kelime dağarcıkları geliştirilmelidir. Çünkü kelime dağarcığı zayıf, kelimelerin ifade ettikleri kavramları bilmeyen birey okuduğunu anlamakta güçlük çeker.

Kelime dağarcığını geliştirmek için çok okumak gerekir., sadece bir alanla ilgili değil, değişik alanlarla ilgili yazılar okumalı, yeni kelimelerle karşılaşıldığında bunlar bir yere not edilmeli, sözlük ansiklopedi gibi kaynaklardan yararlanmak alışkanlık haline getirilerek bilinmeyen her kelimenin anlamı ilgili kaynaktan bulunmalı ve bir yere yazılmalı, ilk fırsatta yeni öğrenilen kelimeler konuşmalarda yazılarda kullanılmalıdır.

Hızlı okuma yavaş okumadan daha iyi anlaşılır. Bu nedenle öğrenci okuma hızını artırmalıdır. Yavaş okuyan ağır okuduğu için çabuk sıkılır ve dikkati kolay dağılır. Buna karşılık hızlı okuyan daha iyi anladığı için dikkatini daha uzun sürdürür ve kendisi için önem taşıyan tekrar ele almak için zamanı kalır(Baltaş, 1993)

Hızlı okumanın esası geri dönüşler yapmadan kelime gruplarını okuyacak şekilde dikkati toplamaktır. Öğrenci metni kelime kelime okursa yavaş ilerler. Oysa anlamak için her kelimeyi okumak gerekmez. Dudakları kıpırdatarak okuma ve sesli okuma öğrenciyi kelime kelime okumaya zorladıkları için hatalı okuma alışkanlıklarıdır.

Okuma hızını artıracak en kolay ve pratik yol göze bir kalemle yardımcı olmaktır. Kalemin satır üzerinde hızla hareket etmesi, gözünde kalemi izlemesi kısa sürede okuma hızını yükseltir.

ESKİ ÖĞRENİLENİN AKTARILMASI

Öğrenenin diğer önemli bir özelliği, yeni bir öğrenmeye başlarken beraberinde getirdiği eski öğrenmelerdir. Yetişkin kişiler hiçbir yeni öğrenmeye sıfırdan başlamazlar. Bu kimselerin okul içinde ve dışında yıllar süren öğrenme yaşantıları olmuştur. Her yeni öğrenme eskisinin üzerine kurulur. Öğrenmenin aktarılması olarak adlandırılan bu olayın öğrenmeye katkısı veya zararı olabilir. Şayet sözkonusu aktarmanın yeni öğrenmeye katkısı varsa buna olumlu aktarma, engelleyici bir özelliği varsa buna olumsuz aktarma denilmektedir.

Eski ve yeni öğrenmeler arasındaki olumlu aktarma uyarıcı benzerliği tarafın,dan kolaylaştırılmaktadır. Diğer bir değişle uyarıcı benzerliğinin yeni öğrenmeyi kolaylaştırmaktadır.

Aynı kural, bütün öğrenme durumlarında da geçerlidir. Biri sözel öğrenme diğeri sözel olmayan öğrenme durumlarıyla ilgili bir örnek verelim. Herhangi bir marka ve modeldeki arabayı sürmeyi öğrenen bir kimse genellikle öğrenmesini başka bir arabaya aktarmakta pek güçlük çekmez. İkinci arabanın kontrol panelindeki aletler biraz daha farklı düzenlenmiş ön cam biraz daha yüksek ve geniş olabilir; dolayısıyla ilk önceleri araba yabancı gelebilir. Fakat genelde her iki marka arabada da bulunan uyarıcı durumları benzerdir ve burada olumlu aktarma kolayca sözkonusu olacaktır. Aynı şekilde daha önce öğrenilmiş dile benzeyen yabancı bir dilin öğrenilmesinde de olumlu aktar,ma olacaktır. Örneğin Yunanca veya Latince biliyorsanız Fransızca’yı öğrenmeniz daha kolay olur.

İlk işlemde yer alan davranımlar arasındaki benzerlik de olumlu aktarmayı kolaylaştırır. Bu ilkenin en iyi örnekleri sözel olmayan öğrenme durumlarında görülür. Örneğin tenis oynamayı bilen bir kimse masa tenisi oynamayı da çabucak öğrenebilir. Çünkü her iki oyunda da aynı davranımlar ve beceriler söz konusudur. Fakat oldukça benzer durumlarda zıt davranımların yapılması öğreniliyorsa, olumsuz aktarma meydana gelir. Bu durumda daha önce öğrenilmiş olanlar yeni öğrenmeyi o kadar geciktirir ki kişinin hiçbir eski yaşantısı olmasaydı daha iyi olurdu diye düşünülebilir. Örneğin pek çok insan, dümen yekesi ile kayığı idare etmeyi zor bulur. Çünkü dümen yekesini sola itince kayık sağa gider ve bu da insana başta alışılmadık gelir.

Eğitimciler her zaman aktarma konusuna önem vermişlerdir, çünkü, aktarma olmazsa eğitimin anlamı kalmaz. Eğitimdeki temel düşünce bir düzeyde yapılan öğrenmenin kişiyi daha üst düzeydeki bir öğrenmeye hazırladığıdır. Eğitimdeki bir başka temel sayıldı; okuldaki öğrencilerin okul dışındaki işlere ve çalışma hayatına aktarılabileceğidir. Aktarma uyarıcı ve davranımlar benzer olduğu ölçüde söz konusudur. Eğitim sürecinde kazanılanlardan, günlük hayatta aktarılanın fazla olması için, bu iki durumda yer alan uyarıcı ve davranımlar mümkün olduğu kadar birbirine benzer olmalıdır. Bunu başarmanın bir yolu da eğitimin mümkün olduğu kadar “gerçekçi” olmasıdır. Yüksel eğitim düzeylerinde aktarma miktarının fazla olması, öğrenciye yeni öğrenilen malzemenin daha önce öğrenilmiş olanlarla benzerliğini göstermekle mümkün olur.

ÖĞRETİM METOTLARININ ÇALIŞMA METOTLARI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Çalışma metotları öğrencinin amacına göre değişir. Öğrencinin amacı ise öğretmeninin kullandığı metoda göre şekillenir. Eğer öğretmen kitabın içindekileri isteyen, ders kitabına bağlı bir öğretmense öğrencileri de hiç itiraz etmeksizin kitabın içindeki bilgileri olduğu gibi tekrarlayabilmek için ezberlemeye kalkışacaklardır. Böylece çalışma metodu daha çok bir mekanik ezberleme halini alacaktır.

Eğer öğretmenin kullandığı metot daha geniş bir anlayışa dayanıyor ve öğrencileri problem çözmeye, eleştirerek değerlendirmeye ve öğrenilenler arasında bağlantı kurmaya sevk edici bir içerik taşıyorsa öğrencilerde derslerini bu metodun gereklerini karşılayacak şekilde hazırlayacaklardır.
NOT ALMA
Not alma özellikle derslerde ders kitabında bulunmayan açıklamaların, düşüncelerin, okunan kitap ya da yazıların dinlenenlerin gözlenenlerin veya düşünülenlerin ana noktalarının saptanarak, kısaca kaydedilmesidir.

Not almanın en önemli yaralarından birisi, öğrencinin derse aktif katılımının sağlanmasıdır. Not alma sırasında bütün duyumlardan faydalanılır. Gözle tahtaya, öğretmene ve not defterine, kulaklar öğretmenin ağzından çıkanlara, el dersin önemli noktalarını not etmeye, zihin ders süresince durmadan çalışarak malzemeyi anlamlandırmaya ve anlatılanları sentez etmeye gayret eder. Bu durumda öğrencinin dikkati kolay kolay dağılmaz, ders süresince uyanık kalır ve öğrenme gerçekleşir. Ayrıca öğrencilerin dersten sıkılma şeklindeki yakınmaları da ortadan kalkar.

Not almanın bir diğer yararı unutmayı önlemesidir. Derste alınmış notların hemen o akşam ya da bir sonraki dersten önce yeniden yazılarak gerekli düzeltmelerin yapılması sınıfta anlatılan konunun yeniden düşünülmesine imkan verir. Böylece öğrenci ayrıntılar ve önemli noktaları birbirinden ayırma fırsatı bulur, ayrıca tekrar yapıldığı için konunun unutulmaması yolunda önemli bir adım atılmış olur.

Not alma öğrenci, zaman ve enerjiden de ekonomi sağlar. Çünkü konuyu hatırlamak için notlara bakması yeter. Böylece zamanını kendisine zevk verecek ders dışı konularla ilgilenerek geçirme şansı artar.

Derste not alma üç aşamada gerçekleştirilmelidir. 1-Dersten önce hazırlanma 2- Dersi dikkatli dinleme ve ders süresince not alma 3- Notları yeniden yazma ve çalışmak için alınan notları kullanma.

Öğrenci dersten önce o günkü konu ile ilgili bilgi edinmeli, en azından bir ön okuma yapmalıdır. Ancak bu şekilde konunun önemli düşüncelerini not alabilir. Aksi takdirde konunun anlaşılması zorlaşacağı gibi her söyleneni not alma yanılgısına da düşülecektir.

İyi not almak iyi bir dinleyici olmayı gerektirir. Derste ön sıraya oturmak, bir önceki derste tutulmuş olan notları gözden geçirmek iyi bir dinleyici olma yolunda başlangıç olabilir.

İyi ders dinleme alışkanlığına sahip bir öğrenci, derslere devam konusunda oldukça titiz davranır. Çünkü bir dersi öğrenmenin en kolay yolunun dersi dinlemek olduğunu bilir.

Bir çok öğretmen ses tonunda ve vurgulamasında değişiklik yaparak anahtar sözcük ve cümlecikler kullanarak veya tahtaya yazarak konuyla ilgili önemli fikirleri ortaya koyar ve bunlar muhtemelen sınav sorularıdır. Derslere düzenli devam eden iyi bir dinleyici olan ve not alan öğrenci öğretmenlerin sıklıkla kullandıkları bu ipuçlarına karşı duyarlıdır.

Derste not almanın verimli olabilmesi için aşağıda verilen noktalara dikkat etmek ve uygulamak gerekir.

1- Söylenen her şey değil, ana noktalar ve ana noktaları destekleyen ayrıntı ve örnekler öğrencinin kendi cümleleri ile yapılmalıdır.
2- Not alınan kağıt konusunda cömert olunmalı, hiçbir zaman küçük bir kağıda veya küçük küçük yazarak sıkıştırmaya çalışarak not alınmamalıdır.
3- Her dersin notlarının bir arada olmasına özen gösterilmelidir. Bu gözden geçirmeyi kolaylaştırır ve karışıklıkları önler.
4- Not alınan kağıdın altında üstünde ve sol tarafında boşluklar bırakılmalıdır. Böylece bu boşluklara daha sonra gelen bilgileri ve düşünceleri eklemek mümkün olabilir.
5- Her yeni fikir yeni bir satıra yazılmalıdır.
6- Kısaltma kullanma öğrenmeyi kolaylaştırır. Derste sıklıkla geçen sözcükler kısaltılabilir. Örneğin, psikoloji yerine psi, gibi yaygın olarak kullanılan kısaltmalardan bazıları şunlardır: Örneğin; ör, ek olarak(ayrıca) +, sonuç olarak son. ol., büyüktür>, küçüktür<, eşittir=, açısından^ , öğrenci kendi kısaltma sistemimi geliştirebilir ancak tutarlı olmalıdır.
7- Konuşmanın hızlı aktığı yerde bir çizgi-konulmalıdır. Bu kaçırılan kelimelerin yaklaşık miktarını belirler ve öğrenciye bunu tamamlaması gerektiğini hatırlatır.
8- Kağıda geçirilecek şema, şekil, tablolar varsa bunlara uygun boş yer bırakılmalıdır.
9- Önemli noktalara dikkat çekmek için altı çizilmeli, renkli kalemler, BÜYÜK HARFLER, daire veya kare içine alma kullanılmalıdır.
10- Notlar temize çekilmelidir. Bu işlem mümkünse not alınan günün akşamı değilse en geç bir sonraki dersten önce yapılmalıdır. Böylece konudaki boşluklar doldurulacak, mükemmel bir tekrar yapılarak sınava hazırlanma son derece kolaylaştırılmış olacaktır.
11- Yanlışlıkları silme ya da karalama yerine üzerine bir çizgi çekmesi öğrenciye zaman kazandıracaktır.
12- Konudaki ana başlıklar ve alt başlıkları belirlemek için numaralama ve harfleme sistemi kullanılmalıdır. Bu sistemlerden bazıları aşağıda örnek olarak verilmiştir. Öğrenci bunlardan birini kullanmalıdır. Her notta ayrı bir sistem kullanılması karışıklığa neden olur.

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :