- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Ve Nihayet Karne

Ve Nihayet Karne sitemize 21 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

VE NİHAYET KARNE :

1. dönem sonu geldi çattı. Bir çocuğumuza göre öğrencilerin çalışmalarının semeresi olarak görülen karneler 19 OCAK ta verilerek 15 günlük tatile girilecek.
Karne öğrencinin ders yılı boyunca gösterdiği başarının ölçütü olarak değer görmektedir. Karne günü denilince çevrede mutlu çocukların yanı sıra çok mutsuz kaygılı, sinmiş, çocuklar hatırlanmaktadır. Her yıl karne dönemlerinde uzmanlar, yetkililer, velilerin karneyi doğru değerlendirmeleri, bu konuda yanlış yapmamaları için çağrılar yapmaktadırlar. Bizde bu konudaki görüşlerimizi sizinle paylaşmayı uygun gördük.

Geniş anlamıyla eğitim ve öğretim, aileden insanlığa ve evrene doğru yayılıp gelişen sevgi ve bilgiyi bireye aktarır. Amaç; seven, saygılı, güvenli bilgili, başarılı, verimli ve doyurucu bir yaşam sürecek kişiler yetiştirmektir.
Eğitim ve öğretim; aynı zamanda bireyin ruh sağlığını koruyup geliştirmeyi amaçlamaktadır. Çağdaş eğitim. Bireyin ruhsal ve toplumsal bakımdan gelişmesini, kendisinin ve toplumun yararına beceriler kazanmasını, bu dengeyi sağlamasını amaçlamaktadır.
KARNE NEYİ GÖSTERİR ?
Okulların yürüttüğü eğitim öğretim etkinlikleri merkezi olan öğrenciler, katıldıkları eğitim sürecinde başarıları bakımından değerlendirilmeye tabi tutulmaktadırlar. Karne bu değerlendirmenin bir sonuç belgesi olarak kullanılmaktadır. Yani öğrenci, bu belgelere göre okul başarısı bakımından yeterli ya da yetersiz görülmektedir. Hatta okuldaki bu başarı, hayattaki başarının ölçütü olarak görülmekte ve bir çok aile çocuğunun geleceğini, ailenin mutluluğunu karnedeki simgelere ve sembollere bağlamaktadır. Böyle bir yaklaşım öğrencilerimizin örselenmesine sebep olarak karneyi karşımıza çıkarmaktadır. Bu yolla her yıl Okul Rehberlik Servisleri ve psikolaglara oldukça fazla öğrenci ve veliler başvurmaktadır.
Acaba yetişkinler olarak karneye nasıl bakmalıyız. Şayet bir başarısızlık varsa bizim bunda payımız nedir? Tek suçlu çocuklarımız mıdır? Yetişkinler olarak iğneyi kendimize batıracak bir durum yok mudur? Alacakları karneyle başarısızlık görülecek çocuklarımızın gördüğü muameleyi hayatımızda göstermemiz gereken değişik başarı türleri için bizler görseydik ne olurdu? Ekonomik, akademik, mesleki yada sosyal statü başarısı gibi. Mesela ülkemizin yaşadığı son ekonomik kiriz için birilerine karne vermek gerekseydi en yetkililerden başlayarak bizlerin durumu ne olurdu? Hayatımızda birçok başarı göstermemiz gerekiyor ve bizler bunlardan hangileri için bilirkişinin, doldurduğu belgeleri alıyoruz. Şayet böyle olsaydı, bizim bu alanlardaki belgelerimiz nasıl olurdu. Yükümlülüklerinin değerlendirilerek belge haline getirilmesi işleminin sadece öğrencilere yapılıyor olması onları nasıl etkiliyor.

Karne bir tür ‘hak ediş’ tir. Bu yanıyla okul başarısı da ne türden olursa olsun belgelenmek zorundadır. Bu yüzden karnelere tamamen karşı olmak yada suçlu aramak söz konusu değildir. Bizler ancak karneye, dolayısıyla başarıya bakış açımızı değiştirebiliriz.
“Şöyle yada böyle, çocuklar karne alıyorlar. Eğer bu karneleri, anne-babaları ve öğretmenleri olarak çocuklarımızla birlikte aldığımızı düşünür; başarı ya da başarısızları meydana getiren sebepleri gözden geçirme fırsatı olarak görebilirsek, karneleri gerçekten işlevsel kılabiliriz.

ÖĞRETMENLERE:

Kendimize sorabileceğimiz sorular:
1- Neleri öğrettik? Gerçekten öğrenilmeye değer geçerli değerli bilgi ve beceriler mi, yoksa kısa sürede uçup gidecek şeyler mi?
2- Nasıl öğrettik? İnsanda doğuştan var olan motivasyonu bozacak bir şekilde mi? Yada onun motivasyonu bozan başka faktörleri bulup, iyileştirme görevimizi yerine getirdik mi? Eğitim öğretim sürecini yeterince zenginleştirdik mi?
3- Karneye kaynaklık eden bilgi ve becerinin ölçülmesi işini yeterince güvenilir ve geçerli yollarla yaptık mı?
4- Sorunu çoğu kez yeterlikte değil de çalışmakta görüyorsak, öğrencimizin çalışmasını zorlaştıran nedenleri araştırıp, çözmeye çalıştık mı?
5- Öğrencilere önce “notlar çok önemli değil” deyip, sonra onlara da onları düşük notlara mı layık gördük?
6- Bir öğrenci sıkı çalışıp elinden gelenin en iyisini yapmışsa iyi bir öğrenci değimlidir?
7- Sınıfta kalmak kime-kimlere nelere mal oluyor?
8- Sınıf tekrarıyla öğrenci neler kazanır, neler kaybeder? Yada sınıf tekrarı gerçekten işe yarar mı?
9- Kötü notları yok edersek, ne kaybederiz?
10- Öğrencilerimize sürekli özel ilgi gördükleri, danışmanlık aldıkları, sıcak ve destekleyici bir ortam sağlayabildik mi?
11- Öğrencilerimizle ilgili kararlarda ön yargılarımızın ne kadar payı var?
12- Bir öğrencinin bir kere cesareti kırıldı mı bir daha geri getirebilir miyiz? “Matematiği şu sınıfa kadar sevdim, ancak ondan sonra asla tekrar sevemedim” gibi sözleri çoğumuz işitmişizdir. Oysaki “ Matematiği 2. 5 ve 8. sınıflarda sevdim” gibi bir cümleyi acaba hangi sıklıkla duyabiliriz?
13- Uzun dönemde başarılı olmayı hedefleyen bir işletmede düşük ücret, çalışana kaliteli iş için yeterince çaba göstermesini sağlar mı? Bunu karnedeki notlarla nasıl ilişkilendirebiliriz?

KARNE GÜNÜ SIRADAN BİR GÜN DEĞİLDİR?

Karne günü öyle sıradan bir gün olamaz. Öğretmenlerin ve idarecilerin “ bu iş bir an önce bitsin de kurtulalım” anlayışıyla yapılamaz. Öğrencilerden başlayarak toplumun büyük bir kesimi için özel bir gündür. Her şeyin tıkır tıkır işlediği, başarılı başarısız tüm öğrencilerin, anne baba ve diğer aile bireylerinin (biricik torunun karne sevincini görmek için okulun bahçesinde bekleyen dede gibi) duygu dünyasında hassasiyetin arttığı kazandığı bu günde her şeyin bu ruh halini dikkate alarak tasarlanıp uygulanması gerekmektedir. Okulun organize olabilme yeteneği, çalışanlar arasındaki işbirliğinin seviyesi ve bir bütün olarak okulun eğitim anlayışının böyle bir günde ortaya çıktığını söylemek mümkündür.
Karne bizzat o sınıfın kendi öğretmenince verilmelidir. Çünkü, bilinmelidir ki çocuk için kendi öğretmeni tarafından verilen karne daha önemlidir.
Gerekçesi ne olursa olsun okul bahçesinde karne verilmemelidir. Böyle bir uygulama işi hafife almak olduğu gibi pedagojik olarak bir çok sakıncası bulunmaktadır. Bu güne özgü duygu yoğunluğu sınıfta yaşanmalıdır. Dışarıda karne vermek öğretmenle öğrencilerin davranışlarındaki doğallığı bozabilir. Bunun dışında öğrencinin karne karşısındaki tepkisi gözlenmesi ve gerekirse öğrenciye destek verilebilmesi için sınıf ortamına ihtiyaç vardır.
Karnelerle ödül belgeleri önceden eşleştirilip, başarıya göre herhangi bir sıralama yada ayrıştırma yapmadan, sınıf listesine göre dağıtılmalıdır. Başarılı öğrenciler öne çıkarılarak diğer öğrencilerde baskı yoluyla yetersizlik duygusu yaşattırılmamalıdır.
Öğrencilerde yüksek heyecanın yaşandığı bu günü bir eğitim fırsatı kabul etmelidir. Bu gün tüm öğrenciler arkadaşlarından ve öğretmenlerinden belki de bir daha birbirlerini görmemek üzere ayrılmış olacaktır. Karne heyecanı ön plana çıktığından öğrenciler bu noktayı gözden kaçırmış olabilirler.
Sınıfta gerginlik ve kaygı havası olmamalıdır. Öğretmen güler yüzü ve rahatlığıyla yumuşak bir sınıf ortamı yaratmalıdır.
Öğretmen sırasıyla çağırdığı öğrenciye karnelerini vermeli, başarısına göre ayırt etmeden onları destekleyen, sevgi mesajları içeren söz ve davranışları da (öpmek, saçlarını okşamak, onları yüceltecek espriler yapmak, şakalaşmalar gibi…) ihmal etmemelidir.
Öğretmen tarafından öğrencilerin karne karşısındaki ilk tepkileri gözlenmeli, sev inç yada üzüntü hali dinginliğe eriştikten sonra vedalaşmalıdır. Karne verildikten sonra sınıfta, çok belirgin bir biçimde üzülen, endişeye kapılan hayal kırıklığına uğrayan ve hatta haksızlığa uğradığı duygusuna kapılan öğrenci yada öğrenciler olabilir. Böyle öğrencilerle iletişim kurularak sorun belirlenmeli, rahatlamaları sağlanmalı ve gereken psikolojik destek okul rehberlik servisi tarafından verilmelidir.
Karnesini almak için okula gelmeyen öğrenciler tespit edilmeli, nedeni araştırılmalı ve gerek görülürse durum bir an önce ailesine bildirilmelidir.

Kritik Dönemlere Dikkat
Eğitim sürecinin bazı kademeleri diğerlerinden biraz daha zor ve farklıdır. İlkokula yeni başlamak, 4. sınıfta sosyal, fen, yabancı dil gibi soyut ve zor alanlara giriş yapmak, 6. sınıfta her derste farklı bir öğretmenden ders alarak yıllardır çocuklarla hemhâl olmuş tek öğretmenin ilgi ve şefkatinden mahrum kalmak gibi.
7. ve 8. sınıfa gelen bir çocuk takriben 12-14 yaşlarındadır. Bu yaşlar insan hayatında ilk zorlanmalı dönem olan ergenliğe geçiş yaşlarıdır. Yani erinlik dönemidir. Çocukluktan yetişkinliğe geçişteki bu ara dönem, çocukta anne-babalar için kaygı verici değişimlerin gözlemlendiği dönemdir. Bu dönemde yaşanan yoğun kimlik bunalımı doğal olarak okul başarısını da etkileyecektir.
Yeni bir kimlik kazanma ve aileden bağımsızlaşma süreci, çocuğa o döneme değin aktarılan kural ve davranışları bir süre askıya aldırabilir. Bedenen 1-2 yılda gerçekleşiveren fiziki büyümeyle ruhi gelişim süreci paralellik gösteremez. Sakarlık, dikkatsizlik, umursamazlık, asilik, hırçınlık, alınganlık, dik başlılık, tembellik, duygusal iniş-çıkışlar vs. tümü bu dönemde görülebilen doğal duygu ve davranışlardır.
Bu dönemin Anadolu ve Fen Liseleri’ne hazırlık dönemine denk gelmesi onlar için ne büyük şanssızlıktır! Sizi takmayan, küstahça konuşabilen ve farklı giyinmekle ve süslenmekle meşgul olan bir çocuğa sabırla tahammülden başka yapılacak bir şey yoktur.

ANNE VE BABALAR İÇİN KARNE ZAMANI…!
Bugün bir çok evde yaşanan benzer duygular….Yoğun bir çalışma ve telaşlı günlerin sonrasında bu kısa moral zamanı siz ve çocuklarınızla birlikte güzel paylaşımlar için bir fırsat olabilir.

Bazen anne ve babaların beklemedikleri notlarla dolu bir karne gelebilir. Kötü bir ara karne sonrasında çocuğunuzu suçlamak ,yargılamak ,tatil süresince ders çalışmaya zorlamak yada komşu çocuğun karnesi ile kıyaslayarak aşağılamak yerine ona yetersiz olduğu ders/konular hakkında böylesine olumsuz bir durumun nasıl düzeltilebileceğini iletebilirsiniz.

Unutulmamalıdır ki ;yorucu bir dönem sonunda çocuğunuzun hak ettiği bu değerli zamanları en iyi şekilde değerlendirmesi,sizin onu yönlendirmeniz ile mümkün olacaktır.

Sevgili Anne ve Babalar,
Siz sayın velilerimize yoğun bir çalışma ve eğitim-öğretim yılı sonunda , çocuklarımızın başarılarının daha da iyi bir konuma ulaşabilmesi ve çocuklarınızla daha ,iyi iletişim temelleri için yararlı olacağına inandığımız bazı önerilerimiz olacaktır.
1. Başarısızlığın utançla karşılandığı ortamda, güçlüklerin üstesinden gelinemez. Bu sebeple anne ve babaların ilk yapacağı, çocuğun başarısızlığını aile içinde utanç verici bir durum değil, çaba gösterince aşılacak bir engel olarak kabul edildiğini anlamasını sağlamaktır.
2. Karnedeki başarısız notlara dayanarak çocuklarınızı katı bir dille suçlamayınız. Onların, oyun, tatil saatlerini ortadan kaldırarak ağır bir biçimde cezalandırmayınız. Zihni düzeydeki bilgiyle ilgili hataları, ahlaki bir hata gibi değerlendirmeyiniz. Düzeltildiğinde başarısızlık silinir. Ders bilinmiyorsa eksik kalan bir şey varsa yeniden öğrenerek yeterli olunabilir. Hiç bir şey için geç değildir.
3. Başarısız olduğunda onun yerine ödev, ders yapmayınız. Kendi sorumluluğunu üstlenmeyi öğretiniz. Yol gösteriniz, Dersi ve ödevi kendi için çalışması gerektiğini ona anlatınız.
4. Kardeş ve arkadaşları ile kıyaslamayınız. Her çocuğun kapasitesi farklıdır. Çocuğunuzu olduğu gibi kabul ediniz ve onların kapasitesi dışında, başaramayacağı şeyleri beklemeyiniz. Kıyaslamanız gerektiğinde kendisi ile kıyaslayınız. Başardığı işleri örnek gösterip, diğerini de başarabileceğini belirtiniz.
5. Başarısızlığa itebilecek faktörleri göz önünde tutarak tedbir alınız. Başarısızlığın kökeninde aile hayatının düzensizliği, TV izleme , anne baba geçimsizliği bulunabildiği gibi, okul hayatı,eğitim sitemi bilgilerinin veriliş biçimi, fizyolojik rahatsızlık, zihni kapasite ya da duygusal sorunlardan kaynaklanabilir. Bu durumlarda uzmana başvurmalıdır.
6. Çocuğunuzun sağlığı ile yakından ilgileniniz. Çocuğunuzun okul başarısını etkilediği gibi bazı rahatsızlıkların bilinmemesi veya tedavi ettirilmemesi bir takım uyumsuz davranışlara neden olabilir.
7. Çocuğunuzun sağlığı ile yakından ilgileniniz. Çocuğunuzun okul başarısı etkilediği gibi bazı rahatsızlıkların bilinmemesi veya tedavi ettirilmemesi bir takım uyumsuz davranışlara neden olabilir.
8. Çocuğun kendisine güvenini kazandırınız. Ona her zaman güvendiğinizi ve yanında olduğunuzun mesajını veriniz.
9. Sorunları ile yakından ilgileniniz. Onunla empati kurmaya çalışınız.
10. Başarısızlıklarından dolayı tenkit, tehdit etmeyiniz. Olumsuz, yıkıcı cümle kullanmayınız. “Sen yapamazsın, başarısızsın, bir şey beceremezsin” gibi. “ Ben sana güveniyorum, eminim bunu da başaracaksın…” gibi destekleyici kapı açıcı cümleleri tercih ediniz.
11. Amaç belirlemesini sağlayın, Belli bir amacı olmayan insan başarılı olamaz. Hangi dersi hangi amaç için çalışacağı konusunda onu yönlendiriniz.
12. Neden okuması gerektiğini anlatın. Geçer not almak için değil, öğrenmek için çalışması gerektiği üzerinde durun. Bilgilerini yaşama veya başka konulara transfer yapabileceğini anlatınız. Tatil döneminde , yıl içinde eksik olduğu konuları belirlemesini ve günlere paylaştırarak kendisini tamamlaması için yön gösteriniz.
13. Okulda işbirliği içinde olun. Öğretmenleri ve Rehber Öğretmeni ile görüşün.
14. Boş zamanlarını etkin bir biçimde değerlendirmesi için teşvik edin. Alternatifleri belirleyin ve seçeneklerden yararlanması için onu yönlendirin.
15. Çocuğun hayatındaki en tesirli çevre aileleridir. Anne baba olarak davranışlarınızla örnek olun. Çocuğunuz için en önemli örnek sizsiniz.
16. Çocuğunuzu iyi tanıyın. Kabiliyetlerinin ötesinde başarı göstermesi için zorlayın.
17. Çocuğunuzun çalışma programı yapmasına ve uygulamasına yardımcı olunuz . Planlı alışması üzerinde durunuz.
18. Evde ders çalışmasını kontrol ediniz. Sürekli ders çalış uyarısı olumsuz etki yapmaktadır. Zamanını iyi kullanması için onu yönlendiriniz.
19. Çocuğunuzun yanında ona uygulanan eğitimin tartışmasını yapmayınız. Okul ve öğretmenlerle ilgili görüşlerinizi çocuğun yanında tartışmayınız.
20. Tatil programı için öğretmenlerinin önerilerini yerine getiriniz.
21. Çocuğunuzun okul dışındaki arkadaşlarını kontrol ediniz. Çünkü bu yaşlarda arkadaşlarından etkilenme daha fazladır.
22. İyi notların yanında zayıf almasının da normal olduğunu ve alışarak durumunu düzeltebileceğini tesbit ediniz.
23. Başarılarını takdir ediniz.
24. Evde çalışma ortamı hazırlayın. Uygun odanız yoksa TV izlemeyin.
25. Uyku ve yemek düzenine dikkat edin.
26. Çocuğunuzun yanında eşinizle tartışmayın.
27. Ev-aile ile ilgili karar alınırken onunda fikrini alarak , evin bir bireyi olduğunu kavramasına yardımcı olun. Ona ve düşüncelerine saygı duyun.
28. Ona değer verdiğinizi, sevdiğinizi söyleyin ve davranışlarınızla gösterin. Onun boyuna bakarak “bir çocuk gibi sevilmez” şeklinde düşünmeyin. Bazen onların da şımartılmaya ihtiyaçları olduğunu unutmayın.
29. Paniğe kapılmadan başarısızlığın nedenlerini araştırınız. Çocuklarınızla birlikte ortak çözüm arayınız. Onlara güvenerek, yakın ilgi göstererek başarılarını zaman zaman ödüllendirerek destek olunuz.

VELİLERE:

Karne günü sıradan bir gün değildir!

Karne günü gelip çatmadan çocuğunuzun getireceği en başarısız karneye dahi razı olduğunuzu, bunun da ona pahalıya mal olmayacağını uygun bir biçimde hissettirin, hatta bunu onunla konuşun. Zaten çocuğuyla ilgili, onunla iletişim kurabilen, sorunlarına eğilebilen bir anne-babaysanız buna ihtiyacınız yok. Ama her nasıl olduysa çocuğunuzla aranızda resmi, sorunların konuşulmadığı, bir ilişki mevcutsa, hele bir de okulla diyaloga kapalı iseniz hiç zaman geçirmeden bunu yapın. Karne kaygısıyla kişiliğinde oluşabilecek olumsuz izlerin derinleşmesine fırsat vermeyin. Belki bu şekilde kötü bir karne yüzünden O’nun olumsuz davranışa yönelecek planlar yapmasını da engellemiş olursunuz.

Başarısızlık her yaştaki ve konumdaki insan için acı vericidir. Çocuğunuz karnesindeki başarısızlıktan dolayı zaten acı çekiyordur. Siz anne ve babaya düşen görev onun bu durumda desteklenmek ve gelecekle ilgili cesaretini kırmamak ve sabırla ileride bu sorunların üstesinden gelecek motivasyonu O’na kazandırmaktır.

Başarısız bir karne getiren öğrenciye dayağa yeltenmek, azarlamak, aşağılamak, tatilden mahrum etmeğe tehdit etmek veya başka ceza yöntemlerine başvurmak yerine “Belki şu derslerden daha çok yardıma ihtiyacın var; bu sorunu nasıl çözebiliriz? Ama önce güzel bir tatille yorgunluğunu atmalısın, sonra bunun bir yolunu buluruz” diyerek yaklaşmalı ve uygun bir zamanda derslerdeki başarısızlığı telafi edecek imkanlar arayıp uygulamak daha yapıcı ve akılcı bir yol olacaktır. Çünkü “HİÇ BİR KARNE ÇOCUĞUMUZDAN DEĞERLİ DEĞİLDİR”.

Çocuğunuz çok başarılı bir öğrenci olabilir, anne-baba olarak sizlerde çok meşgul yada bu zamanda çocuğunuzdan uzakta olabilirsiniz. Çocuğunuz kendisini sorumlu olarak gördüğü siz anne ve babasına, başarısını bir an önce göstermek isteyebilir. Böyle bir zamanda çocuğunuzun yanında olmak, en azından telefonla iletişim kurarak bunu paylaşmanız faydalı olacaktır. Unutmamak gerekir ki; başarının takdir edilmesi gecikmeye gelmez. Nasıl ki halkımız arasında geçerli bir ilke olarak dile getirilen “İşçinin hakkı, alın teri kurumadan verilmelidir” sözü gibi, takdir ve iltifat da başarının ücretidir, gecikmemelidir. Bu aynı zamanda çocuğunuzda “umursanmıyorum” duygusunun oluşmasını da engelleyecektir.

Çocuğunuz başarılı ve her yıl karne getiren biri olarak, zayıfı olmasa bile, geçmişe göre biraz daha düşük notlardan oluşan bir karne getirmiş olabilir. Böyle bir durumdaki öğrenci de hassastır. Ona bu durumda geçmişiyle karşılaştırma yaparak olumsuz mesajlar vermeyin. “Başarısını, şaşırmadan soru sormadan tebrik edin. Bu geriye gidişin nedenini öğrenmeyi daha sonraki uygun bir zamana bırakın.

Bir çok öğrenci başarısız karneden ve anne-babanın buna tepkisinden değil asıl çevresindeki, anlayışsız, acımasız, hoşgörüsüz, yargılayıcı, aşağılayıcı kimselerden göreceği davranışlardan korkmaktadır. Çocuklarınızı çevrenizdeki başka çocuklarla karşılaştıran rekabetçi, acımasızca eleştiren kimselerden çocukların başarısızlarının uzun uzun dillendirildiği ortamlardan uzak tutun. Böyle durumlarla karşılaşıldığında çocuğa destek olunmalıdır. Aksi durumda çocuğunuzda güvensizlik, suçluluk, yetersizlik duygusu pekişecektir.

HERKESE SON SÖZ:

Karne çocuklar arasındaki ayrımcılığa, başarısızı cezalandırmaya değil, hayat başarısının okul başarısıyla sınırlı olmadığının; çocuğun zekanın yanı sıra duygusu, hayali, arzusu kısaca ruhu olan sosyal bir varlık olduğunun; başarısız bir karnenin (bazen başarılı karne için de) çocuğun içinde bulunduğu bir olumsuz işleyişin belirtisi olabileceğinden anlaşılmasına aracılık etmeli, bu sayede öğretmen-anne-baba ve rehber öğretmen arasındaki işbirliği pekişmelidir.

KAYNAKLAR: NECATİ YAŞA( VE NİHAYET KARNE)
ÇİĞDEM ORHAN(ANNE BABALAR İÇİN KARNE ZAMANI)
DR.AYŞE İZCİ (KARNE VE OKUL BAŞARISI)

BOLU REHBERLİK ARAŞTIRMA MERKEZİ
OKUL REHBERLİK HİZMETLERİ BÖLÜMÜ

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :