- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Vandalizm

Vandalizm sitemize 21 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

1

Vandalizm; bilgisizlik yüzünden ya da zevk için kamu malları ya da sanat yapıtlarını büyük zararlara yol açarak yıkmak ve bu yıkımı kendi başına bir amaç durumuna getirmektir. “Kırıp geçirmek” anlamında kullanılan bu kavrama yaygın biçimde Fransız Devrimi sırasında rastlanmasına karşın daha eski zamanlardan beri görüldüğü bilinmektedir. Kavimler göçü sonrasında barbar “Vandal”lar eski Roma ve Yunan medeniyetlerinin sanat eserlerini tahrip edip, yağmalamışlardır. 1790’da krallığın, soyluların ve din adamlarının ayrıcalıklarına ilişkin arşiv belgelerinin yakılması emredildi. Buna göre; Paris’teki heykel ve anıtlar kaldırılacak, bronzdan yapılmış olanlar top ve tüfek yapımında kullanılacak, altın olanlar eritilip külçe haline getirilecek, günlük araç ve gereçler de eritilecekti. 19. yüzyıldan başlayarak koruyucu önlemler geliştirilmeye çalışıldıysa da, vandalizm tümüyle önlenemedi.

Günümüzde modern kentlerde estetik ve güzel olan her şeye, ortak yaşam alanlarına saldırı olarak karşımıza çıkmaktadır. Batı Avrupa ülkelerinde, şiddetin benzer biçimi olan holiganizm gibi vandalizm de güncel bir toplumsal sorundur. ABD’de yapılan bir araştırmada, son yıllarda vandalların ve hırsızların özellikle yaşlı nüfusa karşı saldırılarında artış olduğu görülmüştür. San Francisco’da demiryollarına yönelik vandalist saldırılarda artış olduğu bildirilmiştir.

Vandalizmin psikiyatrik yönü antisosyal kişilik bozukluğu olarak tanımlanmıştır. Erkek bireylerde daha sık görülmektedir. Kadınlarda daha az rastlanmasına karşın, antisosyal kişilik bozukluğu olan genç annelerin eşlerine ve çocuklarına karşı şiddet içeren davranışlarda bulunduğu bildirilmiştir. Vandalizmin özellikle ergenlik çağında ilaç, uyuşturucu ve alkolün kötüye kullanımıyla ilişkili olduğu saptanmış olup; kokain kullanan gençlerde %57 oranında bu tür davranışlar görülmüştür.

Özellikle sosyoekonomik düzeyi düşük okul çağındaki gençlerde sık karşılaşılmaktadır. 16 ayrı liseden 7340 öğrenci arasında yapılan bir çalışmada öğrencilerin %5’inde vandalist davranışların gözlendiği bildirilmiştir. Suç oranının genç nüfusta yoğunlaşma nedeni, ergenlik dönemindeki hızlı duygusal ve fizyolojik değişikliklere bağlanabilir. Sivas’ta yapılan bir çalışmada, kamu mallarına zarar verici şiddet davranışlarında bulundukları için farik ve mümeyyizlik muayenesi için gönderilen çocukların çoğunun ailelerinden uzak oldukları belirlenmiştir. Eğitim, ilgi, sevgi ve şefkat gibi değerlerden yoksun, yetişme çağındaki insanların suça eğilimli bir sosyal çevreye itildikleri düşünülebilir.

Vandalizmde organik nedenler de araştırılmıştır. Nörolojik bir rahatsızlık olan Tourette Sendromu’nda vandalist davranışlara rastlanabileceği, organik beyin hastalığı olan 75 yaşında bir erkeğin telefon sistemine vandalist davranışlarının olduğu belirtilmiştir.

Batı ülkelerinde yapılan çalışmalarda, vandalizmin uygun eğitim ve psikiyatrik tedavi ile düzeltilebilir bir davranış olduğu belirtilmektedir. Bu kişilerin tedavisinin yanında, ailesiyle birlikte davranış eğitim programlarının düzenlenmesi gerekmektedir.

Sosyal katmanlar arasında derin farklılıkların olduğu, sağlıksız kentleşme sürecinin yaşandığı ülkemizde; sözcük olarak bile çok iyi bilinmeyen vandalizm konusunda bilgi edinilmesi, ileride daha büyük sorunlara neden olmadan kapsamlı olarak araştırılması, çözüm önerilerinin üretilmesi gerekmektedir.

2

ıÜüYaşları 25 ila 28 olan ve sivil toplum örgütleri adına Filistin’de bulunan dört genç, akşamları oturup günün özetini çıkarıyor, bunu e-postayla arkadaşlarına yolluyorlar.

İşte gençlerin AFP muhabirine de yolladıkları birkaç not:
”28 Mart’ta İsrail kuvvetlerinin geleceği duyulunca, herkes yiyecek depolamak için koşturmaya başladı. Kaldığımız sokaktaki fırının önünde 400 kişilik kuyruk oldu. Herkes alabildiği kadar ekmek aldı.”

”29 Mart’ta İsrail kenti işgal etti. İsrailliler bizim kaldığımız binanın 50 metre kadar aşağısındaki inşaata nişancılar yerleştirdi. Evden hiç çıkmadık.”

”Bitişik binada kalan Fransız arkadaşımız Claude’dan askerlerin, evin kilidini ateş açarak kırdıklarını öğrendik. Askerler, kilide ateş açarken içerde insan olduğunu hiç umursamamışlar…”

Gençler, 5 Nisan’a kadar evden dışarı adım atamadıklarını, sadece telefonla konuştuklarını, komşuların kendilerini ziyarete geldiklerini, 5 Nisan’da kent merkezine kadar gittiklerini belirtiyorlar.
Gençler, o gün kentin ”tamamen harabeye dönmüş olduğunu” gördüklerini anlatıyor. ”Mağazalar yağmalanmış, yollar ve kaldırımlar kırık camlarla dolmuştu…”

Fransız gençlere öteki Filistin kentlerindeki arkadaşlarından gelen haberler de iç karartıcı olmaya başlıyor. Nablus’taki arkadaşları Neila’nın mesajı: ”Binadaki bütün erkekler, kadınlar ve çocukları ayırdılar. Erkekleri soyarak gece dışarda ayazda bıraktılar…”

Başka bir arkadaştan şu mesaj geliyor: ”İsrail askerleri, Cenin mülteci kampına girerken birçok insanı canlı kalkan olarak kullandılar, yaşlı insanları ailelerinin gözü önünde acımasızca öldürdüler…”

Cenin Belediye Başkanı Velid Ebu Muveys, kendilerine telefonla ulaşan gençlere anlatıyor:

”Kamptaki evlerin yüzde 70’i yerle bir oldu. Kamptakilerin çoğu kampı terk etti ya da sürüldü. Teslim olan erkekler ve bazı siviller soğukkanlı bir şekilde öldürüldü…”

Fransızca öğretmeni Nadia’ya, kız öğrencilerinden 20 yaşındaki Adiyem not yolluyor:

”İki kız ve beni tanka alıp Ramallah’ın batısında bir kampa götürdüler. Kampta sadece üç kız idik. İki gün sürekli dayak attılar. Soru bile sormadılar. Beni geri götürdüler, öteki kızlara ne olduğunu öğrenemedim…”

3

ıÜüFaruk Anılsın, 2001 yılı fiyatlarıyla her yıl yaklaşık 2 trilyon lirayı temizlik hizmetlerine harcadıklarını anlatarak, şöyle konuştu: “Sulama sistemlerinin tahribatı sonucu 187 milyar, bank ve diğer kent mobilyalarının tahribatı sonucu 183 milyar, gül, ağaç ve süs bitkilerinin çalınması sonucu 152 milyar 625 milyon, çocuk oyun gruplarının tahribatı sonucu 138 milyar, yeşil alan ve sert zemin tahribatı sonucu 128 milyar 975 milyon, araçların yeşil alan ve ağaçlara çarpması sonucu da 75 milyar 490 milyon lira maddi kayıp meydana gelmektedir. Ayrıca, yeşil alanların kafeteryalar tarafından işgali sonucu da 145 milyar lira gelir kaybı oluşmaktadır.”
Anılsın, ayrıca ilçe belediyelerine ait yeşil alanlarda her yıl yaklaşık 2 trilyon lira tutarında zarar oluştuğunu ifade etti. Vatandaşlardan bu konuya duyarlı olmalarını isteyen Anılsın, “Söz konusu bu maddi kayıpla Büyükşehir Belediyesi olarak her yıl 1 milyon 794 metrekare çim saha veya 60 semt parkı yapabilir, 522 bin 352 gül, 68 bin 374 fidan dikilebilir ya da 1362 oturma veya 300 çocuk oyun grubunu kente kazandırılabiliriz” dedi.

200 BANKIN CIVATALARI ÇALINDI

Kentlilerin dinlenme mekanlarına verilen zararlara örnekler de gösteren Anılsın, son olarak Kartal sahilinde 1 kilometrelik hat boyunca konulan yaklaşık 200 bankın cıvatalarının çalındığını bildirdi. Bu cıvataların kilogramının 30 milyon liradan satıldığını anlatan Anılsın, “Kamelyaları da kırmışlar.Bu olay içler acısıdır. Türkiye’nin ahlaki ve ekonomik yapısını göstermektedir” dedi.
Anılsın, yine yakın zamanda Balat’ta özel dizaynla yaptırılan “Balat Görme Özürlüler Parkı”nda, görme özürlülerin kokladıkları çiçeklerin özelliklerini elleriyle okumaları için “Braille” alfabesiyle kabartma olarak yazılan prinç levhaların çalındığını söyledi. Bu zararların önlenmesi için polisle işbirliği yaptıklarını, ancak sonuç alınamadığını ifade eden Park ve Bahçeler Müdürü Anılsın, “Her bankın başına adam koyma imkanımız yok. Vatandaşlardan bu gibi yerlere sahip çıkmasını bekliyoruz” diye konuştu. Anılsın, vatandaşların bu gibi olayları ihbar etmeleri gerektiğini de kaydederek, “Bu çalınan malzemeleri satın alan esnaf hakkında yasal işlem yapacağız” dedi.
Bankların kesilip yakıldığını ve lambaların kırıldığını anlatan Anılsın, “Vandalizm var. Devlete, belediyeye kızmış, gidip parka zarar veriyor. Bu da ayrı bir terör. Devlet malına zarar verme terörü. Bu teröre de önlem almak lazım” şeklinde konuştu.

PSİKİYATRİST DEĞERLENDİRMESİ

Psikiyatrist Prof. Özcan Köknel de, toplumun her geçen gün “şiddet toplumu” olduğunu kaydederek, şunları söyledi: “O insanlar içlerindeki kızgınlığı doğaya, eşyaya, insana zarar verecek şekilde dışa yansıtıyorlar. Maalesef güzel şeylere, doğaya, parklara, sanat ürünlerine, belediyenin yaptığı banklara zarar veriyorlar. Bunu yapanlar kendi içlerindeki öfkeyi, kini yansıtarak doyuma ulaşıyorlar.”
Prof. Köknel, aile içinde şiddet ve eziklik yaşayanların, ailelerine karşı gösteremedikleri tepkiyi eşyaya gösterdiklerini anlatarak, bunun dışında kent yaşamına uyum sağlayamayan, nefret eden, ama buna rağmen kentte yaşamak zorunda kalan kişilerin de kızgınlıklarını bu gibi yerlerden çıkardıklarını bildirdi.

Özcan Köknel, şunları kaydetti: “Toplumda öfke varsa, o öfkeyi de olumlu şekilde ortaya çıkaracak imkanlar yoksa bu yola başvuruyorlar. Bu gibi kişilere, zihinsel ve bedensel olarak iyi bir şeyler yapma imkanı sağlanmalı. Birşeyler yapmak istiyor ve iyi birşeyler yapamıyorsa, kişi kolay yolu seçip kötü bir şey yapıyor. Çünkü yıkmak da bir şey yapmaktır. Kişiliklerini ispat etmek için çıkar yol bulamıyor.”
Bu kişilerin genellikle 14-25 yaşları arasında bulunduğunu ifade eden Prof. Köknel, “Kentin güzel şeylerini yok ederek, güzel bir şeyi yok edecek güce sahip olduğunu gösteriyor. Bunun adı vandalizmdir” dedi.

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :