- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Uyumsuz Çocuklar ve Eğitimleri

Uyumsuz Çocuklar ve Eğitimleri sitemize 20 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

 UYUMSUZ ÇOCUKLAR Ve EĞİTİMİ

 

            İnsan bio-psikososyal bir varlıktır. Birey öncelikli olarak kendi bünyesinde zihinsel, psikolojik, biyolojik, duygusal, sosyal değişiklikleri anlaması, bilmesi ve bu değişimlere uygun davranış göstermesi gerekir. Birey kendi benliği ve çevresiyle dengeli ve etkili bir ilişki kurma geliştirme ve sürdürmek suretiyle uyum sağlayabilir. Daha çok göreceli bir kavram olan uyumsuzluk durumu kişinin gelişimini etkilediği, onu başarısız kıldığı, eğitim ve- öğretimden yeterince faydalanamadığı durumlarda patolojik kabul edilmektedir. Onun için uyumsuz çocuk normal eğitim sistemi içerisinde sistem bütünlüğü içersinde ele alınma gereği doğurmaktadır. Buradan hareketle  uyum ve uyumsuzluğun tanımı yapılmaya çalışılacaktır.

Uyum:

Bireyin sahip olduğu özelliklerinin kendi benliği ile içinde bulunduğu çevre arasında dengeli bir ilişki kurabilme ve sürdürebilmesidir.

Bireyin yeni durumlara uyması

Bireyin çevresindeki uyaranlara istenilen davranışları gösterebilmesi

Bireyin çevresinin isteklerine uygun tutum ve davranışlar gösterebilmesi.

Uyumsuz Çocuk Kimdir?:

            Kendi benliği ve çevresi ile dengeli, etkili ilişki kurma, geliştirme ve sürdürmede güçlük çeken ve bu yüzden gelişmeleri sekteye uğrayan ve çevresindekilerin olağan ilişkileriyle düzeltilemeyen davranış kalıplarına sahip olan çocuğa uyumsuz çocuk denir.

Uyumsuz çocuklarda sık görülen davranışlar:

 

A-Dışadönük Davranışlar:

1)  Okul çalışmalarına ilgi göstermezler; okuldan hoşlanmazlar, nedensiz devamsızlıkları

 fazladır. Çok başarısızdırlar.

2) Sinirli huysuz ve öfke nöbetleri vardır. Adale seğirmeleri titremeleri, tikleri fazladır. Tırnak yer parmaklarını ellerini ısırır, iz bırakacak şekilde kaşınırlar.

3) Eleştirilere karşı fazla duyarlıdırlar. Kavga çıkarma münakaşa etme, ufak şeyleri büyütme ilişkileri bozma eğilimindedirler.

4) Konuşmak istemezler ve konuştukları zaman bir çok konuşma özrü gösterirler.

5) Dikkatleri dağınıktır. Sürekli dikkat isteyen işlerden sıkılırlar ve yerlerinde duramazlar.

6) Otoriteye ve  grupça alınan kararlara karşı gelirler.

7) Yalan söyler hırsızlık yaparlar.

8) Sık sık hastalıktan, aşırı derecede yorulduklarından ve başkalarından şikayet ederler.

9) Hallisünasyonları vardır.

 

B-İçe Dönük Davranışlar:

1) Aşırı derecede sakin, kendi başına yaşamayı yalnızlığı severler. Başkaları ile en ufak bir anlaşmazlığa düşmek istemezler, zararsızdırlar.

2) Utangaç, korkak, ürkek, kendine karşı güvensiz endişeli davranışları vardır. Karşılaştıkları problemleri kendi kendilerine çözmek isterler, çözemediklerini çözümsüz bırakırlar.

3) Gündüz rüyası görürler, kendilerini aşağı ve değersiz görürler.

4) Umulmadık tepkiler gösterirler.

5) Güçlerini bir alanda toplayamazlar

6) Problemlerini kimseye açamazlar. Gizli iş yapmaktan hoşlanmazlar.

Genellikle dışa dönük davranış gösterenlerin varlığı hissedilir. İçe dönük davranış gösterenlerin varlığı hissedilmediği gibi Ana-Baba öğretmenler tarafından zararsız, sessiz, sakin olmalarından dolayı takdir edilirler. Halbuki bu durumun ne zaman nerede patlama yapacağı bilinmez, asıl üzerinde durulması gereken çocuk bu çocuktur.

UYUMSUZLUĞUN NEDENLERİ

A- KALITIMIN UYUMSUZLUĞA ETKİSİ:

            Son yıllarda yapılan araştırmalar uyumsuzluk ile kalıtım arasındaki bağıntının sanıldığı kadar olmadığı saptanmıştır. Ancak bazı ruhsal bozuklukların kalıtım ile ilgisi diğer ruh hastalık ve uyumsuzluklarından fazla bulunmuş ve açık olarak görülmüştür.

Uyumsuzluklara sebep olan bazı iç salgı bozukluklarının kalıtsal köklü olduğu söylenmektedir. Ancak bunlardan hangisinin kalıtsal köklü ve ne derece etkili olduğu hakkında açık ve bir şey söylenememektedir.

B- BEDENSEL NEDENLER:

Günümüzde bir çok bedensel özürlerin uyumsuzluk nedeni olduğu bilinmektedir. Bunlar:

  1. Beden özürleri:

Körlük, az görme, ağır işitme, sağırlık şaşılık kamburluk, topallık, çarpık vücutlu olma, çeşitli organ ve anormallikleri çocuğun yaşamını sürdürdüğü aile ve yakın çevrede bu özürlere karşı takınılan tutum ve davranışlara paralel olarak bu durumlara karşı olumlu, ılımlı, olumsuz ve istenmeyen uygunsuz bazı tavır ve davranışlar geliştirir.

            Kısaca beden özürlerini kendiliğinden uyumsuzluk nedeni olmayıp ancak çocuğun çevresindekilerin bu özre karşı takındıkları olumsuz tutum ve davranışlar sonucu özürlü kişinin özrüne  ve çevresindekilere karşı uyumsuz tutum ve davranışlar göstermesine sebep olmuştur.

  1. Hastalıklar:

Sürekli ve kronik hastalıklar ve bu hastalıklara karşı çevredekilerin davranışları bireyde bazı uyum problemleri oluşturabilir. Çocuklarda özellikle kronik mide ve bağırsak hasalıkları sinirlilik ve huzursuzluk dolayısıyla bir uyumsuzluk durumu yaratabilir.

            Özellikle çocuklara hastalık sırasında gösterilen aşırı ilgi veya ihmal hastalık sonunda bir çok uyumsuz davranışların devamlı olarak görülmesine sebep olabilir.

  1. İç salgı bezlerindeki bozukluklar:

Özellikle kanalsız olan ve salgılarını kana akıtan iç salgı bezlerinin insanın ruhsal ve duygusal yaşamı üzerinde etkisi fazladır.

            Trioid bezinin az salgı salgılaması çeşitli zeka geriliklerine neden olabilir. Fazla salgı salgılaması, sıkıntı halleri, çabuk hiddetlenme, sinir ve ruhsal bozukluklara yol açar.

            Adrenal bezinin fazla salgısı bireyin huzursuz hareketli aşırı cinsel arzular duymasına neden olurken salgısının azlığı kişide durgunluk, miskinlik yaratmaktadır.

4.Kazalar ve şoklar:

Etkisi kayboluncaya kadar çocuk ve gençlerin geçirdiği kazalar bir uyumsuzluk nedeni olabilir.

            Boğulma tehlikesi, trafik kazası, yalnızken korku geçiren veya korkutulan çocuklar ve gençler bunların etkileri kadar geçirilen kaza ve şokun derecesi ile orantılı olarak korkma ürkme dalgınlık ani korku bağırma ve ağlama nöbetleri geçirebilirler. Kaza ve şokun etkisi silinmedikçe bir çok uyumsuz davranış devam eder.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

C- TEMEL İHTİYAÇLARIN DOYURULMASI

            Her birey sosyal, duygusal, fiziksel bir takım ihtiyaçlar gösterir.

            A- Biyolojik Temel İhtiyaçlar:

Her bireyin yaşamını sürdürebilmesi için biyolojik ihtiyaçları asgari seviyede doyurulması gerekir. Bu ihtiyaçlar beslenme, barınma, nefes alma, boşalma, giyinme, cinsellik, faal olma, dinlenme gibi…

            B- Psikolojik Temel ihtiyaçlar:

Biyolojik temel ihtiyaçlar doğal olması nedeniyle her tür için değişmez ancak psikolojik temel ihtiyaçlarda bireyin psikolojik yaşamı ve gelişimi için o derece önemlidir. Psikolojik ihtiyaçların doyurulması sağlıklı gelişime yardım eder fakat kısıtlanması bireyin yaşamını sona erdirecek şekilde etkileyemez ancak uyum bozuklukları göstermesine neden olur. Psikolojik temel ihtiyaçları şöyle sıralayabiliriz:

  1. Sevmek ve Sevilmek İhtiyacı:

 Çocuk dünyaya ilk geldiği dönemde başkalarına muhtaçtır. Kendine yetemez. Biyolojik temel ihtiyaçlarının doyurulması yanında içten sevilerek sevgiye doyurulması çocuğun başkalarını sevmesini sağlayacaktır. Aksi durumda başkalarını sevme davranışı göstermesi zor olacaktır. Burada en büyük sorumluluk anneye düşmektedir. Anne çocuğu emzirirken çocuğun bağrına basarak, gözlerinin içine bakıp gülümseyerek ona sevgisini göstermelidir.

            Sevginin yosunluğu kadar aşırılığı da doğru değildir. Aşırı sevgi çocuğu bencil, şımarık ve doyumsuz bir birey haline getirebilir. Çocuğun bütün istekleri yerli yersiz zamanlı zamansız, gerekli gereksiz yerine getirmek çocukta telafisi zor uyumsuzluklara neden olabilir.

  1. Kabul Edilme İhtiyacı:

Çocuğun özelikle aile çevresinde kabul görmesi çocukta bir ailenin, bir grubun ve okuldaki arkadaşlarının bir üyesi olma, başkalarına sıcak kabul gösteren bir grup üyesi olma arzusunu uyandırır.

  1. Öğrenme İhtiyacı:

Çocuk beden ve zihin gelişimi ile orantılı olarak bir şeyler öğrenme ihtiyacındadır. Çocuğun bu ihtiyacı gelişimin gerektirdiği kadarıyla ve zamanında karşılanmalı ve her şey okul çağına ertelenmemelidir. Bazı şeyleri öğrenmesi onun çevreye uyumunu kolaylaştırır.

  1. Psikolojik Güvenlik İhtiyacı:

Çocuk her çeşit korkulardan, endişelerden ve güvensizlikten korunmalıdır. Bunun için çocuğun başkalarına bağımlı olmaması ve kendine güveni sağlanmalıdır.

  1. Başarılı Olma İhtiyacı:

Başarı haz başarısızlık üzüntü verir. Haz insanı ileri gitmeye teşvik eder. Çocuğa küçük yaşlardan itibaren en başarılı olabileceği sorumluluklar verilerek başarı duygusunu tatması sağlanmalıdır. Bu şekilde çocuğun kendine güveni gelişecektir.

  1. Başkalarının Onayını Alma İhtiyacı:

Çocuk yaptığı olumlu davranışlarından onay görmek ister. Tasvip edildikçe olumlu davranış pekişir. Ama çocuğun her davranışının doğruluğuna ve yanlışlığına bakılmaksızın onaylanması zararlıdır. Yanlış davranışları onay yanlış davranışların pekişmesine dolayısıyla uyumsuzluğa neden olur.

  1. Saygı İhtiyacı:

Her birey gibi çocukta kişiliğine saygı duyulmasını ister. Çocuk onay, kabul ve saygı gördükçe başkalarına saygı duymayı öğrenir. Ayrıca kendine saygı duyar.

            C- Sosyal Temel İhtiyaçlar:

 

Psikolojik temel ihtiyaçlarla sosyal temel ihtiyaçları birbirinden ayırmak pek mümkün olmasa da insanı sosyal bir varlık olarak kabul ettiğimize göre sosyal temel ihtiyaçlarını da kabul etmek durumundayız.

            Sosyal temel ihtiyaçları, psikolojik temel ihtiyaçlar paralelinde aşağıdaki şekilde incelemek mümkündür.

1- Arkadaşlık kurma ihtiyacı: Birey sevip sevilme ihtiyacını en bir kişiyle ilişki kurarak doyurabilir.

2- Bir Gruba Ait olma İhtiyacı: Birey içtenlikle kabul edildiği bir grupta o grubun yararına çalışır.

3- İçinde Bulunduğu Grupta Bir Statü Ve Rol Sahibi Olma İhtiyacı: Bireyin içinde bulunduğu grupta hakları ve o gruba karşı bazı sorumlulukları olmalıdır.

4- Sosyal Güvenlik İhtiyacı: Her birey içinde bulunduğu diğer grup üyelerinin kendine güvenmesini iste ve bunun için çaba gösterir. Kendine güvenildiğini bilen birey grubun gelişmesi için çalışır.

5- Bir şey yapma bir İşe yarama İhtiyacı: Grup bireye bazı görevler vererek o bireyin sorumluluk almasını ve başarılı olmasını destekleyerek o bireyin grup için önemli olduğunu gösterir.

6- Bağımsızlık İhtiyacı: Grup bireyi bağımsız davranabilmesi için desteklerse bireyin kendine yeter hale gelmesine yardım etmiş olur.

            d- Çevre ve Sosyo-ekonomik nedenler:

Çevrenin insan davranışlarını şekillendirmede etkisi büyüktür. Bilindiği gibi insan davranışlarının büyük bir kısmı sosyal öğrenme ve taklit yolu ile gelişir. Çocuğun ilişki ve etkileşimde bulunduğu sosyal çevresinin eğitim, ekonomik durumu çocukların uyumlu ve uyumsuz olmaları biçiminde iki yönlü etkide bulunur. Çocuğun çevresinde uyumsuzluğa neden olabilecek etmenleri şöyle sırlamak mümkündür.

  1. Aile çevresi ailenin yapısı: Ana-baba durumu, kardeş sayısı, birlikte yaşadığı kimselerin sayısı, durumu, etkileri olabilmektedir.
  2. Ana-baba ilişkileri: Ana-babanın ve ailedeki diğer kimselerin kişilik yapısı ve ilişkilerinin şekli, çocuklara karşı takındıkları tutumlar ve tutarlılığı, davranış şekilleri çocuğun ihtiyaçlarını ne zaman , nasıl ve ne düzeyde karşılandığı ve çocuğa nasıl ve ne yönde örnek oldukları…
  3. Ailenin çocuğa evde sağladığı eğitim ortamı ve olanaklarının durumu uyumu…
  4. Çocuğun yakın çevresi: Akranları büyükleri sevdiği kimselerin davranışları çocuğa birer model oluşturduğundan model öğrenme çok önemlidir. Ayrıca yakın çevre olarak TV. Radyo, Gazete, dergi, gibi çeşitli yayın organları da çocuğun uyumunu olumlu ya da olumsuz yönde etkileyen faktörlerdir.
  5. Okul: Çocuğun devam ettiği okul, okulun yapısı öğrencilerin durumu, öğretmen ve idarecilerin kişilik yapısı ve davranışları, eğitim hizmetlerinin türü ve derecesi.
  6. Sosyal Etmenler: Çocuğun ailesi, devam ettiği okul ve yakın çevresinin sosyal değerlerinin hangi derecede benzeştiği de çok önemlidir.
  7. Ekonomik Etmenler: Temel ihtiyaçların karşılanması bir ekonomik güce bağlıdır. Maddi yosunluk, hırsızlık, dilencilik, yalancılık fuhuş ve serseriliğin en temel nedenlerinden biri olarak görülmektedir.

 

 

 

 

 

DUYGUSAL GELİŞİMLE İLGİLİ PROBLEMİ OLAN ÇOCUKLAR

            Bu çocukların duygusal gelişimleri normal olmadığından anormal duygusal ifadelerde bulunurlar. Duygusal davranışlarında belirgin ve sürekli olarak bir çok bozukluk görülür.

Kaygılı Çocuklar:

Korku ile karışık bir tepkidir. Dışarıdan korku yaratan bir uyaran almasına gerek yoktur. Çünkü korku bu tepkinin içindedir.

            İnsan organizması sürekli olarak bir denge içerisinde olmaya çabalar. Bu dengeyi bozacak tehlikelere karşı bir tepki ya da bozulan dengeyi yeniden düzeltme çabalarının başarısızlığa uğrama sonucu ortaya çıkan duygu durumuna kaygı diyebiliriz.

            Bütün çocuklarda kaygı durumu olabilir. ancak kişiliğin işleyişini engelleyen kaygı normal dışıdır.  Kaygının çocuklardaki belirtileri:

* Devamlı bir huzursuzluk endişeli bir yüz ifadesine sahiptirler.

* Ailelerinde belirli derecede sertlik vardır. Her an gelebilecek bir tehlikeye karşı adeta savunmada bekler.

* Her an bir tehlike gelebileceği düşüncelerinden doğan bir hareketlilik vardır. Erken hareket etmenin onu koruyacağı inancı içindedir.

* Eşyalarının ve vücutlarının belirli kısımlarını çiğnerler ve sık sık ısırırlar.

* Çoğunda çeşitli konuşma özürleri vardır.

* Sık sık konuşmalar görülür. İştahsızdırlar.

* Geceleri rahat uyuyamazlar. Çeşitli korkular rüyalar görürler ve sık sık korku ile uyanırlar.

* Kendilerini korumak endişelerini taşıdıklarından saldırganca davranış gösterirler.

* Fazla bağımlıdırlar çünkü endişelerinden doğan korku nedeniyle güvenebileceği bir koruyucunun yanında olmasını isterler.

* Gece ağlamaları çok sık görülür.

Nedenleri :

*Korkunun en temel nedeni yanlış eğitimdir.

*Çocuğu istediği gibi yönetemeyen çocukluğun verdiği fazla enerji ile çok hareketli olan çocuğun verdiği bastırmak için onu çeşitli şeylerle korkutmak. Ör: Eğer sen yaramazlık yaparsan ben evi terk ederim ya da bizim evde cin var yaramazlık yaparsan cin seni çarpar, öcü seni yer vs.

*Çocuğu aşırı koruma çocuğun teşebbüs gücünü kıracağından ve kendine özgüven kazanamayacağından “-ben yapamam, başaramam vs.” düşüncelerinin yaşanması.

                Çocuğa geleceği hakkında yanlış telkinler verilerek çocuğu endişeye düşürmek. Ör: derslerine çok çalışıp başarılı olamazsan biz öldükten sonra sokakta kalırsın gibi.Çocuğa korkunç yaşantılar yaşatma. Ör: Ceza olarak karanlık bir odada yalnız başına bırakma vs.

Korkulu Çocuklar:

Korku bütün organizmayı ve organların fonksiyonlarını etkisi altına alabilen ve çok tehlikeli durumlar yaratan bir duygu halidir. Korku duyguların şiddetlenmiş, coşku haline gelmiş şeklidir.

            Fobi: “Tehlikeli sayılmayan nesne ya da durumlar karşısında olağandışı güçlü bir korku”dur. Kişi fobinin mantıksız olduğunu bilir ama sürekli hale geldiği için onu kontrol edemez.

Nedenleri:

* Fobi çeşitli kazalar ve hastalıklar sonucu gelişebilir.

* Çocukları çeşitli nesne ya da durumlarla korkutma sonucu fobi oluşabilir.

* Korku verici çeşitli yaşantılar; tek başlarına korku verici çeşitli nesne, durum ya da hayvanlarla karşılaşmaları vs.

* Çocuklar fobiyi birlikte yaşadıkları insanlardan taklit yoluyla öğrenebilirler.

 

 

Korunma Yolları:

* Eğitimde korkuyu kullanmamak

* Tehlikeli olabilecek ve korku yaratabilecek hayvan nesne ya da durumların nasıl, nerede ve hangi durumlarda tehlikeli olacağını ve korunma yollarını anlatmak.

* Korku yaratan durumlarda çocuklarla beraber olunuz. Onlara nasıl davranılacağını göstermek.

* Çocukların korkularının nedenleri araştırılmalı, korkuların nedeni ne kadar basit olursa olsun onlarla alay etmemeli ayıplamamalıdır

* Çocuklara korkunç roman ve hikaye okutmayınız.

Öfkeli Çocuklar:

Öfke; Engellenme, incinme ya da gözdağı karşısında gösterilen saldırganlık tepkisidir.

Öfke nöbeti; Özellikle küçük çocukların herhangi bir şeyi yapmaları engellendi zaman gösterdikleri güçlü ve olağanüstü kızgınlık durumudur.

            İnsanlar üzüntü ve kızgınlık doğuran olaylarla karşılaştığında bu duygusal ifadeye başvurarak boşalma ihtiyacı duyarlar. Üzüntü ve kızgınlık karşısında dozunda gösterilen bir tepki olarak ortaya çıktığı zaman öfke birikmiş sıkıntıları dışarı atmada rahatlamada aracılık eder ama dozunu aşan bir tepki haline dönüştüğünde “keskin sirke küpüne zara” atasözünde olduğu gibi kişinin çevreyle ilişkilerinin bozulmasına ve bir çok uyum sorunları yaşamasına neden olur.

Öfkenin belirtileri:

Öfke anında bedende bazı farklılaşmalar ortaya çıkar. Adaleler gerginleşir. Yumruklar sıkılır. Alın kırışmış kaşlar çatılmış vücutta seğirmeler çok şiddetli durumda titremeler görülür. Düşünme azalarak bilinçli davranışlar azalır. Bazı çocuklarda kendini yere fırlatma, ortalığı birbirine katma, eşyaları fırlatma şeklinde tehlikeli hareketlere dönüşebilir. Yaralanmalar bile neden olabilir.

Nedenleri:

*Çeşitli rahatsızlıklar ve hastalıklar çocukta öfkeye neden olabilir. Altını ıslatan çocuk temizlenmezse ateşi yükselen çocukla ilgilenilmezse çocukta öfke görülür.

*Çeşitli temel ihtiyaçların zamanında ve asgari seviyede ve düzenli olarak karşılanmadığı zaman çocukta öfke tepkisi görülür.

*Anne-babanın çocuğun davranışlarını değerlendirmede çelişkili davranmaları aynı davranışı biri takdir ederken diğerinin ceza vermesi veya aynı davranışı farklı zaman dilimlerinde zıt olarak değerlendirmeleri bir öfke nedeni olabilir.

*Çocuk çevresindeki insanların öfke hiddet yoluyla birşeyler elde ettiğini görünce öfkeyi ihtiyaç ve istekleri elde etmede bir yol olarak görür ve onları taklit eder.

*Çocuklara uygulanan sert ve zalimce cezalar çocukta bir öfke oluşturabilir.

Öfkeyi Önleme Yolları:

– Çocukta öfke doğurabilecek hastalı ve rahatsızlıkların tedavi ettirilmesi.

– Çocuğun temel ihtiyaçlarını zamanında ve asgari düzeyde karşılanması ve dolayısıyla çocuğun ihmal edilmemesi.

– Çocuğun her hiddetlendiği köpürdüğü zaman çivi çiviyi söker ilkesine dayanarak hiddete kapılmayın sakin olarak konuyu inceleyin şiddete başvurmadan çocuğun istekleri makul ise karşılayın aksi halde hiddetlendiği için onu yerine getirmeyin.

– Çocuğun davranışlarına karşı tutarlı tepkide bulunmalı farklı zamanlarda çok farklı ve anlaşılmaz tepkilerden kaçınılmalıdır.

– Çocuğa iyi bir model olmak gerekir. Yalan aile çevresi ve öğretmen olarak beklenti, istek ve kuralları yerine getirmek amacıyla öfkeli davranmamalıdır.

– Çocuğa haksız yere ceza verilmemeli eğer verilmişse uygun bir dille ondan özür dilenmelidir.

– Çocuk öfkelendiği(kendini yerden yere attığı eşyaları fırlattığı zaman)özellikle istekleri makul ve mantıklı değilse yerine getirilmemelidir.

– Çocuklara verilen cezalarda aşırıya kaçılmamalıdır.

– Çocuğun yaşına uygun ve istekli olduğu çeşitli sosyal faaliyetlere katılmaya teşvik edilmeli ve gerekli durumlarda çocuğun çok isteyip de başaramadığı oyunları öğrenmesinde ve becerisini geliştirmesinde bizzat yardımcı olunmalıdır.

– Çocuklarda görülen öfke nöbetlerinin nedenlerini çocukta ve çocuğun kişiliğinde aramaktan çok yakın aile çevresinde özellikle ana-baba ve öğretmenin çeşitli kusurları olabileceğini düşünerek çocuktaki öfkeyi gidermenin bir yolunun da yakın çevredekilerin tavır ve tutumlarında bazı değişikliklerin gerekli olduğudur.

Sinirli-Asabi Çocuklar:

Öfkeli çocuklardan ayrı olarak sinirli çocuklar önemli yer tutar. Sinirlilik iç ve dış uyaranlar karşısında, hızla uyuma yarayan amaçsız, coşkusal davranışlar gösterme durumu olarak tanımlanabilir.

Sinirli Çocuklarda Görülen Belirtiler:

*Genellikle zayıf olurlar ve narindirler.

*Genellikle kansızdırlar ve hafifi yeşil derilidirler.

*Dış uyaranlara karşı çok hassastırlar, kolayca etkilenirler ve çok hafif dış uyaranlara karşı çok şiddetli duygulara kapılırlar.

*Korkak ve üretkendirler.

*Alıngandırlar. En küçük bir şeyden alınırlar.

*Kendini çabuk kaybederler. Tartışmalarda karşısındakine fiziksel bir darbe (tekme, tokat vs.) atma çabasındadırlar ve çok çabuk darılırlar.

*Grup oyunlarında kavgacı ve geçimsizdirler.

*Öfke nöbetlerine kapılırlar, tepinir, tekme atar, avazı çıktığı kadar bağırır ve ağlarlar.

*Duygu durumlarında aşırılıklar gözlenir, aşırı neşeli, durgun ve üzüntülüdürler.

*Dikkat süreleri genelde kısadır çabuk bıkarlar. Zeka seviyeleri normalin üstünde olanlar bile başarısız olabilirler

*Derin uykudadırlar. Gece ağlamaları sık sık görülebilir.

*Bedenleri zayıf ve narin ve zayıf olduğundan hava değişikliklerine fazla hassalık gösterirler kolaylıkla hastalanırlar. Sık sık baş ağrıları, mide ağrıları, üşütme sonucu gribal enfeksiyonlar görülür.

*Beslenmeleri düzensizdir, yemek yememek için direnç gösterirler. Faydalı yemeklerden çok zararlı yiyecekleri tercih ederler. Örneğin tuzlu, kraker, abur cubur vs.

*Beslenmeleri bozuk olduğundan dolayı sindirim sistemleri düzenli çalışmaz. Bazen ishal olurla çoğu kez kabızdırlar.

*İnsanlarla iletişim konusunda tutarsızlık gösterirler.

Yukarıda açıklanan özelliklerin tamamı bir çocukta bulunmayabilir, bunların bir kaçı gözlenebilir. Ancak sinirlilik derecesi ile orantılı olarak bu özelliklerin bir çoğunu bir vakada görmek mümkündür.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Nedenleri:

*Çocukta sinirliliğe yol açabilecek nedenleri üç grupta ele almak mümkündür.

*Kalıtsal nedenler: Genetik olarak taşınan özellikler.

*Doğum öncesi çevre: Annenin geçirebileceği çeşitli hastalıklar, kullandığı zararlı maddeler; içki, sigara alkol, esrar vs. annenin çeşitli ruhsal sarsıntı ve şoklar yaşaması, annenin çocuğu istememesi, kullanılan çeşitli ilaçlar ve mekanik operasyonlar çocukta beyin zedelenmesine neden olabilir.

*Doğum sonrası çevre: Çocuğun ana-baba ilişkilerinin olumsuzluğu çocuğun uydurulmaya çalışıldığı yanlış ve eksik eğitim. Çocuğun geçirdiği hastalıklar sonucu vücudunun direncinin kırılması. Çocuğu ana-baba tarafından istenmemesi ve bunun çocuğa hissettirilmesi. Anan-babanın çocuğun yanında sık sık kavga etmesi veya çocuğun ayrı yaşaması. Baba veya annenin içki bağımlısı olması. Çocuğun eğitiminde sık sık gereksiz ceza ve ödüle başvurulması. Ana-babanın çocuğu birbirlerine karşı koruyucu olması gibi sebeplerdir.

Düzeltmek İçin Alınacak Önlemler:

*Sinirli çocuğun çok iyi şekilde gözlenmesi gerekir.

*Sinir ve sindirim organlarını incelemek

*Psikolojik bir inceleme

*Çocuğun yaşadığı çevrenin sosyal ekonomik ve eğitsel açıdan incelenmesi ile sebeplerin köküne inilmesi gerekir.

*Çocuğun eğitimini engelleyen durumların ortadan kaldırılması için uygun eğitim ortamının hazırlanması

*Gerekli durumlarda çocuğun odasının ayrılması, temel ihtiyaçlarını(yeme, içme, uyuma sevgi gibi) düzenli bir şekilde karşılanması.

*Ruhsal ya da bedensel tedavi gerekiyorsa çocuğa yardımcı olmak ve düzelmesini sağlamak mümkün olabilir.

Kaprisli çocuklar:

*İsteklerinde sık sık değişikler, terslikler ve dönüşler yaparlar.

*Kararsızdırlar. Hareketlerinde mantıksızlık vardır, etraflarındaki insanların sıkılmasına üzülmesine kızmasına aldırış etmezler, akıllarına geleni yaparlar

*Maymun iştahlıdırlar istekleri yerine getirilmediği anda onun artık hiçbir değeri kalmaz.

*Etrafımızda bu tip insanları sık sık görmemiz mümkündür. Bitmek bilmeyen arzu ve istekler ve yerine geç getirilen isteklerden doğan memnuniyetsizlikler görülür.

Nedenleri :

*Çocuğun her isteğini yerine getirilmesi ya da yerine getirileceği inancının verilmesi(temel ihtiyaçların dışında; sevgi saygı, yeme, içme vs.)

*Çocuğun fazla bencil yetiştirilmesi.

*Çocuğun irade eğitimine fazla yer verilmemesi ve çocukta mantık ve muhakemenin zayıf olması nedeniyle isteklerinin mantıklı olup olmadığının ve yerine getirilip getirilmeyeceğini kestirememesi

*Psikolojik olgunluğa erişmemiş olması

*Hastalık sırasında uygun olmayan aşırı hassasiyet ve her isteğin yerine getirilmesi.

*Güzelliğine zenginliğine, üstün ve başarılı olduğuna bilinçli bir şekilde her isteğinin herkes tarafından her zaman yerine getirileceği inancının verilmesi.

 

 

 

 

 

 

 

Koruyucu ve Düzeltici Önlemler:

*Kaprisi bir davranışa dönüştürmeden önlemek mümkündür.

*Çocukların beden, ruh, sinir ve irade zayıflığının kontrol ediniz ve destekleyiniz.

*Çocuğa değerli bir varlık olduğu ve onun ailenin saygı değer bir üyesi olduğu duygusunun aşılanması. *Kendisini aşağılık ve değersiz bir kimse olarak görmesini müsaade etmeyiniz.

*Çocuğun sosyal yaşantılar geçirmesine olanak sağlayınız. Paylaşma duygusunun gerekli olduğunu gösteriniz.

*Zayıf düştüğü anda(hastalandığında hassas davranılırken bunun dozunu iyi ayarlamak gerekir.

*Çocuğun kendini tanımasında gerçekçi bir benlik oluşturulmasında ona yardımcı olunuz. Onun kendini var olan potansiyelinin ne altında ne de çok üstünde görmemesi için  doğru ve objektif bir şekilde değerlendiriniz.

*Çocuğunuz çok güzel başarılı çok cazip ve sevimli olabilir. Ama ona bu özelliklerinden dolayı herkesin her istediğini yerine getireceği inancını vermeyiniz. Ona alçak gönüllü olmayı öğretiniz.

*Çocuğunuza iyi bir model olunuz. Diğer insanlarla ilişkilerinizde isteklerinizde makul ve mantıklı davranmaya çalışınız. Makul ve mantıklı isteklerinin yerine getirilmeyince bunun  gerekçelerini göstererek iyi bir örnek teşkil ediniz.

*Çocuklarınızın makul olmayan isteklerinin gerekçeleri iyi ifade ederek karşılamayınız.

Utangaç Çocuklar:

Bu çocuklar alışık olmadığı durumlarda serbest davranamayan kendi kabuklarına çekilen çocuklardır. Hiçbir şeyde iddialı olmayıp başkalarının faaliyette bulunduğu bir olaydan çekilmeyi tercih ederler. Başkalarına bir tehlike teşkil etmezler ama kendilerini için bir çok duygusal problem yaratırlar. Etrafındakilerle herhangi bir çatışmaya girmezler. Bir problem çıkarmazlar ama kendi benlikleriyle çatışma halindedirler.

Nedenleri:

*Sosyal yaşantılarının sınırlı olması hatta yoksun olmaları

*Büyüklerinin yaptıkları yanlış telkinler

*Güvensizlik yaratan durumlarda kendilerine karşı güvensizlik geliştirmeleri

*Yaptıkları yanlış davranışlardan dolayı ayıplanmak ve azarlanmak

Düzeltme ve koruma Yolları:

*Sosyal yaşantılara girmeleri sağlanarak sosyal becerileri arttırılabilir.

*Oyun, halk dansları öğretme toplu yerlerde nasıl davranılacağını çeşitli yaşantılara sokularak öğretme ve böylece onun kendine güvenini artırmak gerekir.

*İnsan doğası gereği hataya açık bir varlıktır. Çocuğun hatalarını ayıplayarak onu utandırmamak, hele bunu başkalarının yanında asla yapmamak gerekir.

*Çocuğa mükemmelliğin hiçbir zaman bir anda olamayacağını zaman zaman hatalar yaparak ve bu hatalardan gerekli dersler alınarak mükemmelliğe ulaşılabileceğini uygun bir dille anlatmak gerekir.

Olumsuz Çocuklar:

      Çocuk kendinden istenenleri yapmamak için direnir. Çocuğun olumsuz olması onun gerek yetişkinlerle gerekse akranları ile olan ilişkilerini olumsuz yönde etkiler.

      Okul öncesi dönemde her duygusal problem kendi kendine aşırı derecede olumsuzluk göstermeye müsaittir. Bu devrede ana-babanın eğer çocuk okula gidiyorsa öğretmenlerin otoriter olması çocuğun her şeyini tenkit etmesi ve çocuğun her yaptığını kendileri düzeltmeye kalkışmaları üzerine çocukta bir olumsuzluk gelişir.

Ailenin tarafından aşırı derecede korunan çocuklarda olumsuzluk belirgin bir özelliktir.

      Çocuklarda olumsuzluk ilk önce beden ifadelerinde görülür. Daha sonra dili öğrenmesi ile kendinden istenenleri sözlü olarak reddeder. Özellikle kendine baskı yapan ve çeşitli davranışları ile kendini rahatsız eden kimselerin isteklerinin tamamının tersini yapar.

      Çocuktan istenilen davranışları yaptırmak için bazen istenilen şeyin tam tersini söyleyerek yaptırmak mümkündür. Örneğin süt içmesi istenen çocuğa sakın süt içme deme gibi…

      Çocuklar bazen tembellik ve ağırdan almalarla menfi davranış gösterebilirler. Bu durum özellikle otoriter ana-baba çocuklarında görülür. Çocuklar zaman zamanda söylenenleri işitmemiş gibi davranırlar. Burada genellikle pasif bir direniş vardır. Çocuk açık bir direnme karşısında görebileceği cezadan kurtulur. Fazla otoriter ve tenkitçi ailelerde yetişen çocuklar yapamayacaklarını ve o işi beceremeyeceklerini söylerler.

Düzeltme Yolları:

*Çocukları her yaptığı yanlıştan dolayı tenkit etmeyiniz. Yaptıklarını yanlış buluyorsanız hoşunuza gitmiyorsa onun yaptığını bozup siz istediğiniz gibi yapmayınız. Onun yaptığındaki doğruları görmeye çalışın ve ona ifade edin. Ona yanlışlarında kendisini görmesini bulmasını sağlayın.

*Çocuğun gösterebileceği dirençleri onun gelişmesinin doğal bir parçası olarak görmeye çalışın, asla şiddet kullanarak direncini kırmaya çalışmayın. Direncini zaman zaman umursamazlıkla karşılayın

*Çocuktan yeteneklerinin üstünde şeyler yapmaya zorlamayın. Onu kendisinden daha yetenekli çocuklarla karşılaştırmayın. Yapmak istemediği bir şeyi zorla yaptırmaya kalkışmayın. Böyle yaparsanız çocuktaki olumsuzluğun artmasına neden olursunuz. Davranışlarınızla çocuğa iyi bir model oluşturmaya çalışınız.

Düşmanlık Duyguları Taşıyan Çocuklar:

*Çeşitli davranışları sürekli kısıtlanan çocuklarda görülür(oyun oynaması, oyuncaklarını koyup kaldırması, oturup kalkması vs.) düşmanlık duyguları gelişir.

*Çocukları tehdit etme azarlama ve dayak atma da bir nedendir.

*Çocukları sevmeyip istemediğimizi ona davranışlarımızla hissettirmek.

*Çocukları kardeş ya da akranları ile kıyaslayarak kıskandırmak.

*Çocuklara kötü model olarak bu tür davranışlara yönelmelerine yardımcı olmak.

Önleme ve Düzeltme yolları:

*Çocukların temel ihtiyaçlarını(sevgi, beslenme vs) düzenli olarak yeterli bir şekilde karşılayınız.

*Çocukları sürekli olarak kısıtlamayın

*Çocuğu başkaları ile kıyaslamayın. Çocukların yanında başkalarına olan kin ve nefretlerinizi ifade etmeyin çocuğa iyi bir model oluşturun.

Kıskançlık ve Kıskanç Çocuklar:

Kıskançlığın ortaya çıkmasına bir çok duygu rol oynar. Öfke, nefret, intikam alma düşünceleri, kendine acıma, üzüntü, can sıkıntısı, keder, küçük düşme, korku ve bunalım gibi karışık duyguların birleşmesinden oluştuğu varsayılmaktadır.

Görülen Davranışlar:

            Anneden tekrar meme emme isteği, altını ıslatmalar, gece ebeveynle yatma arzuları, gece uykularının bozulması acıkıp susadığını, üşüdüğünü belirtip ana-babayı rahatsız etmeler.

            Yeni doğan kardeşe çeşitli zararlar verme, olmadık nedenlerle kızıp bağırma eşyalara zarar verme. Devamlı olarak kendilerinin huzursuz oldukları gibi çevrelerini de rahatsız edici davranış ve isteklerde bulunma.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Düzeltme ve Önleme Yolları:

            Yeni bir çocuk doğduğu zaman çocuğu buna alıştırmalıdır. Bir kardeşi olacağını ona ablalık veya abilik yapacağını onun daha zayıf ya da bakıma muhtaç olduğunu anlatmak gerekir.

*Çocuklara aşırı sevgi göstererek şımartmayınız. Paylaşma duygusunu yerleşmesini sağlayınız.

*Çocuktaki kıskançlığı tahrik edecek bir takım sağlıksız şakalar yapmayınız.”Taştan oldun, pabucun dama atıldı gibi”

*Çok gerekli olmayan durumlar dışında çocuğun eşyalarını alıp yeni doğana vermeyiniz. Bu davranış karşısında çocuk mülkiyet duygusunun zedelenmesine hem de ona ait eşyadan olacağı duygusuna kapılmasına neden olunabilir.

*Çocuklarınız arasında tercih yapmayınız. Hepsine eşit ve adaletli davranınız. Çocuklar arasındaki farklılıklara(güzel, çirkin, kız-erke, kuvvetli-zayıf) gibi ayrımlar yapmayınız.

*Çocuklarda kıskançlık duygusunun yerine imrenme duygusunun gelişmesine yardımcı olunuz.

 İtaatsiz Çocuklar:

            İtaat “konulan kurallara ve verilen uygun davranışlar gösterme” şeklinde tanımlanabilir. İtaat katı bir otorite figürü olursa algılanması güçleşir.

Bunun için kurallar çocuğun yaşına, ilgisine ve yeteneklerine, istek ve ihtiyaçlarına, gelişimine ne kadar uygun düşüyorsa o kurallara uyulması o kadar kolay olur.

Nedenleri:

*Ailede otoriteyi temsil eden kişiler(anne-baba, büyük anne, büyük baba vs.) arasında tam bir uyum olması gerekir. Eğer bu uyumsuzluk varsa çocuk kime göre nasıl davranacağını bilemez.

*Hareketleri kısıtlayıcı çok yasak ve cezaların olması hele bu yasak ve cezaların çocuğun oyun ihtiyacını engelleyici olması

*Anne-baba ve diğer aile üyelerinin çocuktan aşırı talepte bulunması: şunu yap, bunu yapma, oraya git buraya gitme vs.

*Ana-babanın otorite duygusundan yoksun ya da zayıf oluşu

*Çocuğun içinde yaşadığı aile fertlerinin aşırı tertip ve düzen tutkusu

*Ana-babanın bazı hallerde çocuğa karşı düşmanlık beslemesi örneğin aile istenmeyen çocuk durumunda olması

*Çocukların ve gençlerin ihtiyaçlarını ihmal etmek, yeteri kadar sevmemek veya sevgiyi yeterince gösterememek.

*Çocuğun aile çevresindeki uyması gereken kurallarla okul çevresinde ya da arkadaş çevresinde uyması gereken kurallar farklılık göstermesi, çelişki yaratması.

*Ana-babanın koydukları kurallar kendi çocukluklarında kendilerine konulan kurallarla çocuklarının eğitiminde ısrarcı olmaları

Önleme Yolları:

*Çocukların ve gençlerin nerede ve nasıl davranacağı ana-baba ve öğretmen ya da diğer aile fertleri tarafından çocuğun anlayacağı şekilde anlatılmalı ki çocuk nerede nasıl davranılacağını bilsin ve ona göre davransın.

*Çocuğun uyması istenilen kurallar büyükler tarafından tam fikir birliği içinde uyulması gerekli kurallar olmalıdır.

*Çocuğun hareketleri ve oyun istekleri çok çeşitli kurallarla kısıtlanılmamalı çocuk bu doğal ihtiyaçlarını karşılamalıdır.

*Çocuğun uyması gerekli kuralların onun yeteneklerine, ilgilerine, cinsiyetine uygun olmalıdır.

*Kurallar konulurken çocuğun fikrini almalı ve ortaklaşa kurallar belirlemeye çalışılmalıdır.

*Çocuklar sevilmeli ve bu sevgi onlara gösterilmelidir.

*Konulan kuralların uygulanmasında kararlı davranmalıdır.

*Çocuğa uyması gerekli kurallar belirlenirken “ben” merkezli bir yaklaşım yerine genel ve toplumsal yapı dikkate alınmalıdır.

*Ana-baba çok katı olmamakla beraber yeterli düzeyde otoriter olmalıdır.

*Ana-baba çocukta düşmanlık hissi verecek davranış yolu vermemelidir. Çocuğun itaatsizliği maddi ve manevi baskı, şiddet malzemesi yapılmamalıdır.

*Çocuklar uygun, itaatli ve takdir edilecek davranışlarından takdir edilmeli makul bir derecede ödüllendirilmelidir. Örnek: eline sağlık aferin, çok güzel oldu, bunun başardın bunu da yapabilirsin.

*Çocuklarla ve gençlerle hataları açıkça görüşebilmelidir. Onlara istenilen şeylerin yararları ve bunlara uyulmamasında doğacak güçlükler anlatılmalıdır.

Yalan Söyleyen çocuklar:

Yalan bir toplumda karşılıklı güven duygularını yıkan ve insanları birbirine güvensiz yapan toplumun iç kurdudur. Yalan başkalarını aldatmak maksadıyla kasıtlı olarak bir amaca varmak için düzenlenmiş ifadelerdir.

5 yaşına kadar ya da ilk gerçeği ayırt edemediği için kadar yalan söylemesi doğaldır.

Bu dönemde yanlış ifade edilenlere “yalan” demek yerine “yanlış” demek daha doğru olur. Bunlara algılama hataları olarak bakmak gerekir. 6-7 yaşına kadar çocuk bir şeyi kesin olarak anlatamaz. Olay durum, nesne ya da kişileri abartır. Örneğin ilk defa fil gören bir çocuk fil bizim evden de büyüktü diyebilir. Çünkü çocukta çok, az, büyük, küçük, uzak, yakın ve zaman kavramları gelişmemiştir. Bu kavramlar gelişinceye kadar bazı yanlış ifadeler kullanabilir. Yalanın çeşitleri vardır.

Hayali yalanlar: Çocuk aptalca bulduğu aynı fikirde olmadığı şeylerden korkar ve o zaman hayal ile gerçeği karıştırabilir. Kin garazdan uzak yalan söyleyebilir.

Taklit yalanları: Ana-babanın olayları renklendirmek, ilgi çekmek için söylediği yalanlar çocuklarda yalanı öğrenme davranışı gösterebilir.

Sosyal yalanlar: En yaygın görülen yalandır. Yetişkinlerin söylediği ve çocuklara söylettiği yalanlardır. Örnek: canı bir davete gitmek istemeyen insanın sosyal olarak tasvip edilecek mazeretler göstererek başka bir yere davetliyim, kendimi iyi hissetmiyorum gibi daveti reddetmesi veya babam evde yok annem evde yok gibi yalanların söylettirilmesi

Gündüz Rüyası Gören Çocuklar:

            Gündüz rüyası görmek; hayal aleminde olma, havada bale yapmak, kartondan apartman araba yapmak gibi deyimlerle tanımlanan çocuk ve gençlerde sıkça görülen bir davranıştır. Aşırı uçlarda olmak gerçeklerle bağlantıyı koparabilir ancak gündüz rüyası görmek imgelem gelişimine yardımcıdır.

Gündüz rüyaları ihtiyaçları karşıladığı için yaşlara göre değişiklik gösterir. 3-10 yaşların görülen gündüz rüyaları daha çok bencil arzulardır. 10-13 yaşlarında benlik, grup faaliyetleri, spor kulüpleri, lider olma, kahramanlık vb. konulardır.

Çocuklarsa gündüz rüyası konusunu aile ve yakın çevredeki ilişki kurulan kimseler verirler Örneğin evde kötü muamele gören çocuk aileden olmadığını, yetim kalmayı, aşağılık bir aileye mensup olduğunu hayal eder.

14-17 yaşlarında gündüz rüyaları zirveye ulaşır. Çatışmadan kaçma, sevme, başarılı olma, üstün olma temel konulardır. Okunulan kitaplar, seyredilen filimler, hikayeler gündüz rüyasına konu olurlar.

Nedenleri:

*İstek, arzu ve ihtiyaçların karşılanamadığı durumlarda ortaya çıkar.

*Yapılan etkinliği kendisi için doyurucu olmadığı anlamsız bulduğu zamanlar görülür.

*Sevgi, saygı, ilgi, başarı, arkadaş kabul görme ihtiyaçlarının yeterince karşılanamaması.

*Kendine güvensizlik olduğu zamanlar gerçekle yüz yüze gelmekten korktuğu zamanlar.

 

Düzeltici Önlemler:

*Çocuk ve gençleri yalnızlıktan korumak ve onlara eş-arkadaş bulmak.

*Çocuğa var olan gerçekler olduğu gibi anlatılarak imkan ve sınırlılıklar konusunda bilgi verilmelidir.

*Çocukların rahat ve serbest hareket etmelerine olanak tanımak.

*Okulda yapılan etkinliklerin bireysel ayrılıklara, yetenekler, ilgi ve ihtiyaçlara cevap verecek şekilde olması.

*Çocuk-gencin kendine güven gelişiminin sağlanması, desteklenmesi.

Tikli Çocuklar:

Tik bir kas kümesinin istem dışı hareketlerine denir. Tikler genellikle:

*Yüz adalelerinin devamlı hareketleri  alt göz kapağının aşağı doğru sık hareketi

*Boyun adalelerinde oluşan tikler

*Sinirsel kökten gelen öksürmeler şeklinde oluşan tikler.

*Yutkunma veya yutar gibi hareket etme, boğaz temizler gibi hıçkırmak

*Omuz silkmek, parmak çatlatmak, dizini ve ayağını sallamak, sık sık gözlerini alışılmamış şekilde ayırmak

Nedenleri:

Genellikle iç çatışmaların veya gerilimlerin öncül belirtileridir. Bazen kişi omuz silkme, kaşları ve gözleri oynatışta iç dünyasındaki bir gerilimden bilinçli ya da bilinç dışı kurtulmak isteyebilir.  Kişi tiklerin uygunsuzluğunun farkına varır ve kurtulmak ister çaba harcar ancak direndikçe gerilim artar tiki yapmadıkça gevşeyip rahatlayamaz bir duruma düşer. Duygulanma, üzüntü ve yorgunluk arttıkça tikler artar.

Tiklilerin Kişilik Özellikleri:

Belirgin şekilde huzursuzluk, aşırı hassasiyet ve duyarlılık, alınganlık kendini dinleme, bencillik, aşırı heyecanlılık, kolayca yılgınlık ve yorgunluk genel özellikleridir.

            Tikler ilk önceleri istemsiz olarak tekrarını temsil ederler. Örneğin göz kırpma başlangıçta bir göz rahatsızlığına veya yorgunluğuna tepki olabilir. Omuz silkme çoğu insan için bir istemin reddi anlamına gelebilir. Bir defa bu tepkiler örüntü haline gelince otomatik olarak tekrarlanır, alışkanlık haline dönüşebilir. Bunun için tiklerin yerleşmesinde önemli nedenlerden biri de taklittir.

Düzeltici Önlemler:

Küçük tikler genellikle geçicidirler. Ciddi ve ağır tikler ekseri devamlılık gösterir. Fiziki kaynakları ve nedenleri araştırılmalıdır. Çocuğun ailedeki okuldaki ve yakınları ile olan çatışmaları ve bunların nedenlerinin bulunup ortadan kaldırılması köklü tedbirlerdir. Her türlü ceza hakaret, dayak gururun incitilmesi vs tiklerin artmasına ve eşlik eden duygusal bozuklukların çıkmasına neden olur. Ailenin utanması, çocuğun utandırılması, çocuğu kendi isteklerine uydurmaya çalışması tedbir olmaktan uzaktır.

            Çocuk bol bol dinlenmeli okul dışı faaliyetleri spor, müzik, resim vs azaltılmalıdır. Öğretmen ve arkadaşların son derece anlayışlı olması gerekir. Diğer yandan, az aktif ve yalnızlık içinde olan çocuklar grup etkinliklerine katılması teşvik edilmelidir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Anti-sosyal Davranış Gösteren Çocuklar:

Suça yönelen Çocuklar: Bunlar davranışları, sosyal çevreleri, ana-baba tutumları veya kişisel özellikleri nedeniyle suç işlemeye yatkın veya suç işleme tehlikesi içinde olan çocuklardır.

Suçlu Çocuklar: Kanunlarda suç sayılan fiilleri işleyerek ceza-i hükümler kapsamına giren çocuklardır.

Kaçak Çocuklar: Evden okuldan çalıştıkları işyerlerinden kaçan çocuklar.

Nedenleri:

*Bulundukları çevreyi çok sıkıcı buldukları için sıkıntıdan kurtulmak için evden, okuldan, işyerinden kaçmak isterler.

*Başkalarının dikkatini çekmek arzularını bu yolla gerçekleştirmek için kaçarlar.

*Sevgi macera, heyecan aramak için kaçarlar.

*Para kazanmak zengin olmak, şöhret olmak için kaçarlar.

*Çetelere girme, cinsel sapkınlık, bilinçaltı suçluluk ve bunun herkes tarafından bilindiği kaygısı içinde olma

*Aile bağlarının zayıflaması, sürekli aile kavgaları

*Başıboş bırakılma

Hırsızlık Yapan Çocuklar

Hırsızlığın bilinmesi gereken  iki önemli birbirine zıt sebebi vardır. Ya çocuk bir şeye sahip olmak, kendinde olmayan bir şeyi elde etmek için çabalar ya da çocuk başkalarının sahip olduklarını ondan yoksun etmek için çabalar. Bu neden yalan davranışı ile hırsızlık bir arada gider.

Nedenleri:

*Zorunlu temel ihtiyaçların karşılanmaması ( Yeterince harçlık verilmemesi, gıda ve gerekli araç gereç alamamak)

*Çocukta mülkiyet fikrinin geliştirilmemesi hiçbir şeye sahip edilmeyen, eşyaları onun izni olmadan başkaları tarafından  alınan çocuklarda mülkiyet fikri gelişmez.

*Çok şeye sahip olmak için yapılan hırsızlık ; Arkadaşlarına bir şeyler vererek onların onayını, takdirini kabulünü kazanmak için verilen harçlık yetmiyorsa hırsızlık yapılabilir.

*Özel bir heyecan haz duymak için yapılan hırsızlık, buna kleptomani de denilebilir. Bunlar hastadır hiçbir menfaat için çalmazlar.

*Cinsel haz duymak için yapılan hırsızlık ; Genellikle ifade edilemeyen duygular sonucu intikam almak için yapılan hırsızlıktır.

*Özel bir grubun onayını kazanmak için yapılan hırsızlık (gençlik çeteleri)

Düzeltme veya Önlemek İçin Alınacak Önlemler:

Bir çok önlem alınabileceği gibi sonradan da önlemek mümkündür.

*Çocuğa mülkiyet fikrini yerleştirmek için ona bir şeyler verin. “al bu da senin olsun” gibi.

*Çocukların asgari ihtiyaçlarını zamanında ve yeterince temin edin.

*Çocukların; evde okulda, kendine ait eşyalarını saklamaları için özel yerler dolaplar olması gerekir.

*Çocuklara olanaklar ölçüsünde özel eşyalar sağlanması bunların sorumluluğu onlara verilmeli

*Çocuk başkasına ait bir şey almışsa ilk andan itibaren onun iadesi sağlanmalı ve izinsiz almaması için eğitim verilmeli. İyi bir model olmalıdır.

*Hırsızlığın nedeninde yatan ihtiyaçlar dikkate alınmalı.

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :