- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Travma Sonrası Psikolojik Danışma

Travma Sonrası Psikolojik Danışma sitemize 20 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 1 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

TRAVMA SONRASI PSİKOLOJİK DANIŞMA

Travma yaratan durumdan herkes aynı şekilde etkilenmeyebilir. Ancak şimdi ben sizlere, yaşadığı travmayla baş edemeyip psikolojik yardım almak isteyen danışanlarla nasıl çalışılabileceğinden bahsedeceğim.

Psikolojik danışmanlar olarak amacımız, danışanın yaşadığı travmaya bağlı olarak gelişmiş olumsuz inançlarının değiştirilerek gerçekçi bir şekilde yapılandırılmasına yardımcı olmaktır. Bu iyileşme süreci zaman alan ve her bireye özgü farklılıklar gösteren bir süreçtir.

Bir travma yaşamış ve bunu psikolojik yardım alarak aşmış olan Yeşim Hanım’ın hikayesine bakacak olursak;

Bir bankada kasiyer olarak çalışmakta olan Yeşim, bir depremzede olup iyileşme sürecini şöyle aktarmıştır: “ Başlangıçta dünyamın paramparça olduğunu hissetmiştim. Artık hiçbir şeyin anlamı yoktu. En basit işleri bile yapmak bana imkansız gibi görünüyordu. Bildiğim her şeyi unutmuş gibiydim. Sanki eski kimliğimi tamamen kaybetmiştim. Kendimi, parçaları birbirine asla uymayan bir yapbozu tamamlamak zorunda kalan biri gibi hissediyordum.

            Terapi süreci içinde yavaş yavaş bu parçaların bir kısmını birleştirmeye başladım. Başlangıçta yalnızca birkaç parça birbirine uyuyor, diğer parçalar ise bir türlü yerine oturmuyordu. Ancak zaman içinde, birleşen parçalar sayesinde, olayı daha iyi görmeye başladım. Bu esnada karşılaştığım en büyük güçlük, yapbozun bazı parçalarının bütünün içine yerleşmediğini görmem oldu. Böyle zamanlarda, o ana kadar gösterdiğim çabaların boşa gittiğini düşünüp her şeyden vazgeçmek istedim. Kendimi oldukça yorgun hissettim ve tamamlanmış bir yapbozun neye benzeyeceğini bilmiyor olmaktan korktum. Ancak zaman içinde bu yapbozun asla tamamlanamayacağını, yaşamı yeniden kurmanın sürekli devam edecek bir süreç olduğunu fark ettim. Gerçek şuydu; bu süreç tüm yaşamım boyunca devam edecek ve yapbozun görünümü hiçbir zaman aynı kalmayacaktı.

            Terapim tamamlandığında yaşamımın çeşitli yanları üzerinde yeniden kontrol sağlayacak düzeyde yapboz parçalarını birleştirdiğimi gördüm. Şunu anladım ki, bu deprem felaketini hiçbir zaman unutmayacak olmakla birlikte, deprem geçmiş yaşamımın bir parçası haline gelmişti. Başka bir deyişle yapbozun bir parçası haline gelen deprem artık yaşamımı kontrol etmiyordu. Deprem deneyimi gerilerde kalmıştı ve yeniden geleceğe yönelik planlar yapabiliyordum. Bu deneyim beni daha hoşgörülü ve anlayışlı bir insan yapmıştı. Ancak bu noktaya gelebilmek bir yılımı almıştı. (Herbert& Jarisch, 1999) Psikolojik danışmanın amacı da yaşanan travmayı hayatın bir parçası haline dönüştürmektir.

  1. danışmanlar olarak travmatik bir olayla bize gelen danışanlarla çalışırken neleri göz önünde bulundurmalıyız?
  • Danışanın travma üzerinde çalışma isteğiyle birlikte bu çalışmaya psikolojik olarak hazır olması gereklidir. Bu terapi sürecinin öncelikli ilkelerinden birisidir. Bu alanda çalışan profesyoneller olarak bilinmesi gerekli olan şudur ki travmada iyileşmeyi sağlayan sadece kullanılan etkili müdahale değil, danışanın hatırladıkları ve hissettikleriyle baş edebileceğine hazır olduğu inancına sahip olmasıdır.
  • Genellikle yaşadığı travmadan ciddi şekilde etkilenmiş kimseler, tedaviye gelmek istemezler. Bunun birçok nedeni olabileceği gibi iyileşmeye karşı inançsızlık, yaşadıklarını anlatmak istememe, olayları yeniden yaşamaktan korkma, güvensizlik, utanma, suçluluk, kişinin psikolojik sorunlarını bir eksiklik ve zayıflık gibi algılaması, danışanların süreçten beklentilerinin düşük olmasına ve olumlu değişime karşı direnç göstermelerine sebep olmaktadır. .(Behice Boran 2007http://www.donusumkonagi.net/makale.asp?id=3933&baslik=travmaya_psikodinamik_yaklasim)
  • Olumsuz inançların sorgulanıp yeniden yapılandırılması tedavi sürecinde çok önemli bir yer teşkil eder. Ancak, bu çalışma için kullanılan müdahaleler kişinin depresyon, yoğun kaygı ve kendine zarar verme davranışları gibi travma belirtilerini artırabilir. Bu durum onun kişisel özelliklerinin ve nevrotik savunma mekanizmalarının bir ürünü olarak görülebilir.
  • Danışanın yoğun depresyon ve intihar düşünceleri, şiddetli panik ataklar yaşaması, başka bir travmatik ilişkiler içinde olması( şiddet içeren ilişkiler gibi), uyuşturucu ve alkole duyduğu gereksinim, olumsuz baş etme yöntemleriyle kendini cezalandırması ve normal olan zevklerden kendini mahrum etmesi, danışanın kendi bakımını ihmal etmesi, kendi bedenine zarar vermesi(kesmek, yakmak, vurmak gibi) veya madde kötüye kullanımı tedavinin öncelikli olarak bu kriz ve problemler üzerinde çalışmasını gerektiren etkenlerdir.
  • Travma sırasında ve sonrasında mağdurlar kendilerine çok acı veren ayrıntılar ve hatıralardan tamamen korunmak için otomatik koruyucu mekanizmaları kullanarak travmatik amnezi (Traumatic amnesie) geliştirebilir. Uzun zaman önce olmuş ve unutulmak için aşırı çaba harcanılmış travma yaşantısına ait anılar bozulmuş/çarpıtılmış(memory distortion effect) olabilir. (Ayvacı& Tekin, 2006)
  • Travma, zihin tarafından metabolize ya da hazmedilmeden kaldığı için “travmatik bellek” olarak adlandırılan şekilde depolanır. Yani, travma anısı kelimeler değil bedensel algılar ve imajlar (zihindeki görüntüler) şeklinde depolanmıştır. Bu nedenle danışanlar tarafından kelimelere dökülmesi zordur. Ancak travma anısını anlatmak, tedavinin önemli bir adımını oluşturur. Psikolojik danışmanın bu süreci anlayıp danışana, dıştan basit gibi görünen bu işi yapamadığı için kızmaması gerekir. Hangi psikiyatrik tablo ile kendini ortaya koyuyor olursa olsun, travma danışanlarının düzelmeleri ortak bir yolla olur. Bu yolun temel basamakları; güvenlik sağlanması, travma öyküsünün yeniden yapılandırılması ve mağdurla toplum arasındaki bağın yeniden kurulmasıdır. (Güveli, 2003 )
  • Bu psikoterapi süreci onu rahatlatacak, gevşetecek ve korku ve endişelerini azaltacak şekilde düzenlenmelidir. (Ayvacı& Tekin, 2006)

P.D. Sürecinde Neler Etkili Olabilir?

  • GÜVEN İLİŞKİSİ GELİŞTİRME

Öncelikle danışan ile kurulacak olan ilişkiye önem verilmelidir. Bu ilişkinin derecesi ne kadar ileri boyutta ve güven içerisinde olursa, danışanın terapiye cevap verme ve iyileşme süreci hızlanır.

Bu aşamada danışanı dikkatli ve etkin bir şekilde dinlemek gerekmektedir. Ancak bu şekilde sıkıntılarını gerçekçi bir şekilde paylaşmasını sağlayabiliriz.  (Ayvacı& Tekin, 2006)

Danışanların travmaya bağlı çarpıtılmış inançlarını değiştirmelerine, duygularını ifade edebilmelerine ve stresle etkili baş etme becerileri geliştirmelerine yardımcı olan ve ilişkilerinde güvenli davranmaları için cesaretlendiren terapi süreci, danışanların travmatik geçmişlerine tutsak olmadan yaşamalarına izin verecektir. ( Zara, 2004)

Travmatik bir olay sonrası yardım edilecek bireye yaklaşımlar konusunda en önemli nokta yardım verecek kişinin terapötik becerilere sahip olması ve terapötik koşulları sağlamasıdır.

  1. Basitten ayrılmayın
  2. Kişinin konuşmayı yönlendirmesine izin verin.
  3. Sorular sorun.
  4. Her zaman izin alarak hareket edin.
  5. Kişi bunalmadığı sürece, daha fazla yoğunluk ve zorluk içeren konuları konuşmak için fırsat yaratın.
  6. İnsanlara hikâyelerini anlatmalarına izin verin.
  7. Deneyimleri tekrarlamasına ve duygularını ifade etmesine izin verin. (Travmatoloji notları
  • İŞ YAŞAMI (Sosyal destek)

Eğer danışanda fiziksel bir engel yok ise ve psikolojik ve fizyolojik durumu, çalışmasını bire bir etkilemeyecek ise en kısa sürede işine yada okuluna geri dönmesi sağlanmalıdır. Aynı zamanda neden çalışması gerektiği ve çalışması dahilinde, bir uğraşı ile ilgilenmesi ile neler kazanacağı süreç içerisinde konuşulmalı ve sorgulanmalıdır.

Çünkü uzun süren iş yaşamından kopukluk danışanda süreğenliğe yol açabilir ve bunu bir tutum haline getirebilir. (Ayvacı& Tekin, 2006)

Aynı zamanda danışanımız öğrenciyse öğretmeniyle beraber çalışılması öneriliyor.

ÖĞRETMENLERİN ROLÜ

Öğretmenler, sadece çocukları eğitmek ve onlara belirli bilgi ve becerileri öğretmekle kalmazlar. Aynı zamanda onların mutlu ve sağlıklı büyümelerine yardımcı olacak bir öğrenme ve gelişme ortamı yaratırlar. Öğretmenler çocuklarla daha çok birlikte oldukları için, onların ihtiyaçlarını herkesten daha iyi bilir ve gerektiğinde onlara yardım edebilirler.

AİLELERİN ROLÜ

Bağımsız hareket edebilme becerisine sahip, fikirlerine ve varlığına saygı gösterilen, öz kontrolünü kazanmış ve sorumluluk verilen bir çocuk kısıtlayıcı bir ortamda, sürekli eleştirilen, kendini ifade etme konusunda çekingen bir çocuğa göre travmatik olayla baş etme konusunda daha başarılı olacağı düşünülürse travmatik bir olay yaşayan bir çocukla çalışırken aile çok önemli bir yere sahiptir. Bu yüzden aileyle aile içi iletişim becerileri konuşulmalı ve aileyle işbirliği içerisinde çalışılmalıdır. (Travmatoloji notları)

SÜREÇTE KULLANILABİLECEK YÖNTEMLER

  • EMDR

Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme

EMDR nedir?

EMDR- Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme- savaş stresi, taciz, doğal afetler veya çocukluk döneminde yaşanan üzücü olaylar gibi rahatsız edici yaşam deneyimlerinin neden olduğu duygusal sorunların yanı sıra, fobi, performans kaygısı, panik bozukluk, beden algısının bozukluğu, çocuklarda travma belirtileri, yas, kronik ağrı ve başka sorunların tedavisinde kullanılan psikolojik bir yöntemdir. EMDR, psikodinamik, bilişsel, davranışsal ve danışan merkezli yaklaşımlar gibi çok iyi bilinen farklı yaklaşımların öğelerini bir araya getiren bir yöntemdir.

Özetle belirtmek gerekirse, EMDR  süreci: 1) daha önceki dönemlere ait anıların çözülmesini sağlamak (örneğin iç görünün ortaya çıkarılması, bilişsel yeniden düzenleme, uygun duygulanım ve fiziksel tepkiler), 2) ikinci derece koşullanmanın sonucu olarak, mevcut stres faktörünü tetikleyen uyaranın duyarsızlaştırılması ve 3) gelecekte daha iyi işlev gösterilebilmesi için uygun tutumların, becerilerin ve arzu edilen davranışların yerleştirilmesi sürecidir.

EMDR’nin Ortaya Çıkışı

Psikolog Francine Shapiro, 1987 senesinde EMDR’nin ortaya çıkmasını sağlayan ilk gözlemini yaptı. İstemli göz hareketlerinin, olumsuz ve rahatsız edici düşüncelerin yoğunluğunu azalttığını fark etti. Yaptığı çalışmada, danışanlarından duygusal anlamda kendilerini rahatsız eden materyale odaklanmalarını ve aynı zamanda psikolojik danışman tarafından yönlendirilen iki yanlı göz hareketlerini (ellere hafifçe vuruş ve sesle uyarım da sıkça kullanılmaktadır) takip etmelerini istemiştir. Çalışmanın sonuçlarında, EMDR’nin danışanların travma belirtilerini anlamlı derecede azalttığı görülmüştür.

EMDR, danışan merkezli bir yaklaşımdır. EMDR, kısa süreli ve yoğun maruz bırakmaları, hedef yaşantının detaylarına yönelik tamamlanmamış maruz bırakmaları ve tedavinin etkinliğini azalttığı düşünülen danışan davranışlarına yönelik yönlendirici olmayan bir yaklaşım kullanarak, semptomlardan  arınmayı sağlar.

Varsayımlara göre, EMDR uygulaması, psikolojik danışmanin, danışanın kendine ait iyileşme mekanizmasını harekete geçirmesine izin vermektedir. Shapiro’ya göre, EMDR travmatik anıya erişilmesini ve böylece bilgi işlemenin iyileşmesini ve travmatik anı ile daha uygun olan anıların veya bilgilerin arasında ilişki kurulmasını sağlamaktadır.

EMDR Araştırmaları

1989 senesinden itibaren yöntemle ilgili yaklaşık 20 kontrollü çalışma yapılmıştır Meta analiz çalışmaları göstermektedir ki, EMDR, hiçbir tedavi görmeyen veya spesifik olmayan bir tedavi gören kontrol gruplarından çok daha etkili ve maruz kalma veya diğer bilişsel davranışçı tedavi yaklaşımlarını ile benzer sonuçlar vermektedir. Ampirik çalışmalara göre ise EMDR, TSSB için en etkili tedavi yöntemlerinden biridir ve diğer travma müdahalelerine nazaran çok daha etkilidir

Amerikan Psikiyatri Derneği Akut Stres Bozukluğu ve Travma Sonrası Stres Bozukluğu Uygulama Kılavuzu, akut ve kronik TSSB belirtilerinin iyileştirilmesindeki etkinlik açısından, EMDR Terapisi ve Bilişsel Davranışsal Terapiyi aynı etkinlik statüsünde göstermektedir. A.B.D. Savaş Gazileri Departmanı ve Savunma Departmanı da, TSSB tedavisinde tavsiye edilen terapiler içersinde en üst sıraya EMDR’yi koymuştur. Ayrıca, Uluslararası Travmatik Stres Çalışmaları Örgütü EMDR’yi TSSB için etkili bir müdahale olarak kabul etmektedir. Çeşitli uluslararası sağlık ve devlet kurumları da benzer şekilde kararlar almışlardır.(İngiltere Krallığı Sağlık Departmanı, 2001; İsrail Ulusal Ruh Sağlığı Birimi, 2002).

EMDR’nin İşleyişi

Şimdiki zamanda meydana gelenler, geçmiş yaşantılar sonucu ortaya çıkan ve danışan için halen bir üzüntü kaynağı olan olumsuz düşünceleri, duyguları ve fiziksel duyumları tekrar uyarabilmektedir. EMDR bu olaylar arasındaki ilişkiyi değiştirerek, hem geçmiş hem de şimdiki zamanda yaşanan olaylarla ilgili, mevcut olarak yaşanan stresi büyük ölçüde azaltmaktadır.

EMDR’nin, (i) hafızaya ilişkin unsurların birleştirilmesi, (ii) düşünceli olma, yoğunluk, dalgınlık, (iii) serbest çağrışım, (iv) travmatik canlandırmaya hızlı erişimi ve yeniden işlenerek serbest kalmasını sağlamasına ve (v) göz hareketleri ve diğer uyaranlar gibi bilişsel ve duygusal materyalin hızlı bir şekilde işlenmesini nasıl harekete geçirdiğine dair çeşitli hipotezler öne sürülmüştür.

EMDR süresince, psikolojik danışman müdahalenin odak noktası olacak spesifik problemi belirlemek için danışanla birlikte çalışır. Psikolojik danışman, yapılandırılmış prosedüre dayanarak, danışanın kendisini rahatsız eden durumu veya olayı tanımlamasına rehberlik eder ve üzücü olan önemli kısımlarını seçmesine yardımcı olur. Danışan göz hareketlerini takip ederken aynı zamanda hedef anının veya diğer anıların çeşitli kısımlarını deneyimler. Psikolojik danışman, danışanın kendi başına doğru bir şekilde işleyip işlemediğinden emin olmak için, düzenli aralıklarla göz hareketlerini durdurur. Psikolojik danışman bu süreçte danışana yardımcı olur ve ne yönde müdahale edileceği hakkında kararlar verir. Buradaki amaç, danışanın olumsuz deneyimle ilgili bilgiyi hızlı bir şekilde işlemesi ve uygun bir çözülmeyi sağlamaktır. Shapiro’nun deyimiyle bu belirtilerin azalması, danışanın negatif inancının yeni bir pozitif inanç ile yer değiştirmesi ve daha optimal seviyede işlevsellik göstermesi anlamına gelmektedir. EMDR tedavisi tek bir travma söz konusu olduğunda 1 ila 4 seans arasında, daha zor problemler söz konusu olduğunda ise 1 sene veya daha uzun sürebilmektedir.

EMDR Terapisinin Süreci

EMDR ile travma tedavisi  prosedürü adım adım tanımlanmış bir süreçtir. EMDR tedavisi sekiz aşamadan oluşur:

  1. Danışan Geçmişi
  2. Hazırlık
  3. Danışanla ilişki (rapport)
  4. EMDR’nin açıklanması ve danışanın onayı
  5. Özel, ideal veya güvenli bir yerin yaratılması
  6. Değerlendirme
  7. Hedef anının (resmin) belirlenmesi
  8. Bu durumdaki olumsuz inancın belirlenmesi (şimdi ve şu anda)
  9. Bu durumdaki olumlu inancın belirlenmesi (şimdi ve şu anda)
  10. Bu olumlu inancın öznel geçerliliğinin belirlenmesi
  11. Hedef anıya yönelik duyguların belirlenmesi (şimdi ve şu anda)
  12. Öznel rahatsızlık ölçeğinde hedef anı ve diğer olumsuz olayların verdiği rahatsızlığın ölçüsünün belirlenmesi
  13. Tüm bu sıkıntıların bedendeki yer alışının tesbit edilmesi (şimdi ve şu anda)
  14. Duyarsızlaştırma
  15. Yerleştirme
  16. Beden Tarama
  17. Tamamlama
  18. Yeniden Değerlendirme (bu aşama bir sonraki seansta yer alıyor)
  • ALIŞTIRMA

Alıştırma genel olarak, kendisinde travma yaratan durumla defalarca kez yaşamaya maruz bırakılarak duyarsızlaştırma yöntemidir.

Alıştırmanın yanı sıra kullanılan, hastaya, kendisinde travma yaşatan olayı-durumu en ince ayrıntısına kadar anlattırarak boşalmasını sağlamak, onun gerginliğini bu yol ile en asgariye indirgemeye çalışmak da yine bir tedavi yöntemidir. (Ayvacı& Tekin, 2006)

Travmaya maruz kalmış kişilerin gün içinde yaşadıkları sıkıntıları azaltabilmeleri için gevşeme egzersizleri yapmaları (büyük kas gruplarını gevşetmeleri, soluk alıp verme uygulamaları, olumlu düşünme ve telkin, girişkenlik eğitimi ve rahatsız edici düşünceleri durdurma egzersizleri ve bunu her gün uygulamaları) yararlı olabilir.(Behice Boran 2007http://www.donusumkonagi.net/makale.asp?id=3933&baslik=travmaya_psikodinamik_yaklasim)

  • BİLİŞSEL DAVRANIŞÇI PSİKOTERAPİ

Danışanın suçlu ve çaresiz benlik imajı ve aynı zamanda kişinin bu benlik imajıyla uzlaşan olumsuz baş etme yöntemleri vardır.. Bu nedenle, başlangıçta ve tedavi süreci boyunca travmatik stres ile ego işlevleri arasındaki ilişkinin denetlenmesi ve tedavinin danışanın kendini önemsemesi ve değer vermesine yönelik bilişsel müdahaleleri kapsaması çok önemlidir.

Bilişsel Davranışçı Psikoterapi yöntemler kullanılarak danışanında travma yaratan durumlara ilişkin şemalar gözden geçirilir ve düzenli ve anlamlı bir yapıya, kararlılığa geçmesine yardımcı olunur.  (Ayvacı& Tekin, 2006) Bilişse davranışçı yöntemi kullanırken dikkat etmemiz gereken noktalar;

Belief (inanç)

Affect (duygu)

Social (sosyal ilişkiler)

Imagination (hayaller)

Cognition (düşünceler)

Physiological (bedensel- fizyolojik durum)dur.

      Bir travma sonrası psikolojik desteğe ihtiyaç duyan kişiye yardım edebilmek için bu unsurları güçlendirmek, bu yönde bir destek vermek faydalı olacaktır. (Türktan, 2008)

http://site.mynet.com/serhatturktan/serhatturktanwebpage/id5.htm

  • FARMAKOTERAPİ

Danışanımızda yoğun depresyon, anksiyete ve aşırı uyarılmışlık durumları varsa bu durumda sürecin etkisinin düşeceği göz önünde bulundurularak danışanı bir psikiyatriste yönlendirip ilaç desteği de sağlayabiliriz. (Ayvacı& Tekin, 2006)

  • GRUP TERAPİLERİ

Hedef Travmatik olaylara maruz kalan insanlarda sonradan ortaya çıkabilecek istenmeyen etkilerin önlenmesi, normal iyileşmenin hızlandırılması, grubun kendi içinde kaynaştırılması ve grup kaynaşması yoluyla yaşama sevincinin desteklenip korunmasıdır.

Diğer grup üyelerinin anlattığı kendininkine benzer tepkilerin paylaşılması yoluyla, kişinin kendi tepkilerinin normalleştirilmesi, bu tür toplantıların bir diğer önemli sonucudur.

Grup 8-12 kişilk olmalıdır. U şeklinde oturulmalı, eğer imkân varsa süreçte co-lider bulunmalı. Çünkü her şeyden önce kaydedilecek, dikkate alınacak ve idare edilecek çok fazla şey vardır. Bu tek lider üzerine fazla yük olur. Eğer grupta birisiyle özel olarak ilgilenilmesi gerekirse bunu co-lider yapabilir. Toplantıda sergilenen, dışa vurulan deneyimlerden sonuç çıkarmak ve toplantı sonrasında fikir alışverişi yapabilmek için ikinci bir kişinin varlığı şarttır. Grupla psikolojik danışma yaparken uygulamada oldukça etkili olan debriefing modeli uygulanabilir. (Dyregrov, 1999 )Peki debriefing nedir?

“Debriefing” olayla ilgili tüm yaşantı, duygu, düşünce, deneyim ve kişisel ve toplumsal bağlamdaki yorumlarımız, benzer ya da aynı olaydan dolayı travma yaşamış olan kişilerce derinlemesine anlattırılarak travmayı çözmeyi amaçlayan bir tedavi yöntemidir.

  • Bir travma yaşamış veya buna şahit olmuş kişilerin bu olayın yaşamlarını nasıl etkilediğini tarif etme ve tartışma fırsatı veren bir yardım sürecidir.
  • Bu süreç kişilere kendi travma hikayelerini anlatma, duygularını boşaltma ve duygusal reaksiyonlarının normal olduğunun teyit edilmesi fırsatını verir.
  • Uygun bir şekilde yapılırsa, açık iletişimi, dürüstlüğü ve duyguların ifade edilmesini geliştirebilir. (Ayvacı& Tekin, 2006)

Debriefing modelini okulda nasıl kullanırız?

  • Debriefing Modeli: Okul psikolojik Danışmanları etkin dinleme, empati, etkin iletişim teknikleri gibi becerileri; yetkin olma, sakinlik ve sevecenlik gibi özellikleri  kazanmış olmalıdır.
  • Debriefing ekibi içinde roller: Ekip en az iki kişiden oluşur, biri lider diğeri ise yazman görevini üstlenir.
  • Okul psikolojik danışmanları debriefing seansında lider görevini üstlenir. “Debriefing” in amacını ve temel kurallarını açıklar. Bireylere duygularını istedikleri gibi anlatma ve istedikleri zaman çıkıp, geri gelme konusunda izin verirler
  • Yazman grup liderine duygusal destek verir. Reaksiyonları ve duyguları tahtaya yazma görevi üstlenir. Kriz durumundaki insanlara mendil, su vererek, fiziksel rahatlamalarını sağlarlar. Sadece destek görevini sürdürür ve lider talep etmedikçe tartışmalara katılamaz.
  • “Debriefing” in genel kuralları oldukça basittir. Bütün konuşmalar grup içinde kalır, gizlilik ilkesine uyulur. Katılımcıların isimleri bir yere yazılmaz, seans bitince tahta silinir.
  • Kimse bir başkası adına konuşmaz, her katılımcı kendi duyguları, düşünceleri ve reaksiyonlarını dile getirir.
  • Grubun mümkün olduğunca homojen olması önemlidir.
  • Eğer katılımcılar grup içindeki bir veya birkaç kişiden rahatsızlık duyarlarsa bu durum “Debriefing” i olumsuz etkiler. Bu nedenle öğrencilerle yapılan “Debriefing” seanslarına okul müdürü ve öğretmenler alınmamalıdır.
  • “Debriefing” olaydan en az 24-72 saat sonra yapılır. Öğrencilerle ve öğretmenlerle genelde gündüz; velilerle geceleri yapılır. Seanslar 2 saatten fazla sürmemelidir.
  • Odanın yeterince geniş ve rahat olması gerekir. “Debriefing” sırasında kişiler daire veya U şeklinde oturmalıdır. Odaya dışarıdan giren çıkan olmaması veya oda dışında dikkat dağıtıcı gürültüler olmaması tercih edilir. Odada mendil, su gibi ihtiyaçlar bulundurulmalıdır.
  • Katılımcıların kriz sırasındaki yaşantılarını anlatmaları istenir. Her katılımcı özgürdür, özel hayata saygı gösterilmeli, kimseye konuşması için baskı yapılmamalıdır.
  • Katılımcılara bazı sorular sorulur:- olayı yaşadığında neredeydin, kimle birlikteydin, ne duydun, gördün, dokundun, kokladın, ne tepki gösterdin gibi.
  • “Debriefing” seansının sonuna doğru lider krizle baş etme ve stres reaksiyonlarını en aza indirgeme konularını katılımcılarla gözden geçirebilir. Katılımcıların krizle baş etmede kullandıkları etkin yöntemler onaylanır. Gerekirse gelecekte yeniden toplanılması planlanabilir.
  • Uzmanların yaptığı “debriefing” seanslarından sonra bu personelin kendi arasında “debriefing” yapması zorunludur. (Krize müdahele, ppt)

Bu gibi yöntemler travma ile baş etmede kullanılan ve etkili olan yöntemlerdir. Genel olarak süreçlerin şu şekilde sürdürülmesi önerilmektedir;

TOPLANTININ YAPISI

  • Tanıtım
    • Liderlerin tanıtımı
    • Kurallar
    • Toplantının amacı
    • Toplantıya genel bakış
  • Olaylar
    • Katılımcının somut deneyimleri
    • Gruptaki herkese söz verilmesi
  • Düşünceler
    • İlk andaki düşünceler, sonraki düşünceler
    • Önemli kararlar
    • Zihinsel mobilizasyon ya da yapıcı düşünceler
  • Duyusal izlenimler
    • Uygun olan yerlerde dikkatli gözden geçirme
  • Tepkiler
    • Düşüncelere ilişkin sorular genellikle duygusal yanıtlara yol açar
    • Olup bitenin en kötü yanları
    • İlk andaki tepkiler, daha sonraki ve şimdiki tepkiler (duygusal, davranışsal, somatik)
  • Tepkileri normalleştirme
    • Deneyimlerin ve tepkilerin benzerliklerine ilişkin yorumlar
    • Beklenen tepkiler hakkında bilgi
    • Toparlanma stratejilerinin tartışılması
    • Yazılı malzemelerin sunumu
  • İleriye yönelik planlama ve kapanış
    • Öğrenilenlerin özetlenmesi
    • Gerekiyorsa, ilave durum takip toplantılarının planlanması (Dyregrov, 1999)

Psikolojik Danışmanlar olarak kesinlikle unutmamamız gereken noktalar;

  • Travmanın neden olduğu tahribatların tedavisi zor, stresli ve hatta tehlikeli bir süreç olduğundan psikolojik danışmanın mesleki beceri ve deneyimi çok önemlidir. Psikolojik danışmanın gösterdiği kabul edici, sempatik ve duyarlı tutumlarıyla öncelikle bireyin travma yaşantısını kişisel ve sosyal bağlamda anlamasına yardımcı olması sürecin etkili olmasında önemli rol oynar
  • Travma bulaşıcıdır. Travma mağdurları ile ilgilenen psikolojik danışmanlar, dinledikleri öykülerle dolaylı olarak travmaya uğrarlar. Danışanlarının yaşadıkları bazı belirtileri, daha hafif de olsa, kendilerinde bulabilirler. Hayata ve diğer insanlara güvenleri sarsılabilir, zedelenebilirlik duyguları artar. Psikolojik danışman danışanıyla özdeşleşip onun yaşadığı öfkeyi, yas duygusunu ve çaresizliği kendisi de yaşamaya başlayabilir ya da mağdurla özdeşleşebilirler. Bu tür tuzaklardan korunmak ve bu danışanlarla ilgilenirken, tükenmişlik ya da dolaylı travmatizasyon yaşamamak için meslektaşlar arasında süpervizyon ve destek toplantıları yararlı olur. (Güveli, 2003)

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :