- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Sınava Hazırlık

Sınava Hazırlık sitemize 11 Nisan 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

SINAVA HAZIRLIK

Sınavlarda başarılı olmanın ilk şartı sınav hazırlığını son güne bırakmamaktır. Sınavdan bir gece önce öğrenilen bilgiler kalıcı olmaz bir kez kullanıldıktan sonra hızla unutulur. Bir süre sonra aynı konulardan yapılacak sınav için bunların yeniden öğrenilmesi gerekir. Ayrıca son anda öğrenilenlerin karıştırılma olasılığı fazladır.

Planlı çalışan bir öğrenci sınavın yapılacağı tarih duyurulduğu andan itibaren, daha önce öğrendiği konuları düzenli bir şekilde tekrar etmeye başlar. Sınavdan bir önceki geceyi de topluca ve genel hatlarıyla son bir kez daha tekrarlamaya ayırır.

Doğru bir tekrar için, öncelikle öğrenilecek malzemeye bağlı tutulmalıdır. Zihnin konudan uzaklaştığı fark edildiğinde çalışmaya ara verilmeli, oda içinde birkaç tur atıp derin nefes alarak dinlendikten sonra çalışma masasına dönülmelidir.

Tekrar sırasında önemli noktalar ve muhtemel sınav soruları üzerinde durulmalı, ayrıntılarla vakit kaybedilmemelidir. Ancak böyle hızlı bir tekrarda bile, ana fikri ve önemli konuları çok kısa bir şekilde yazmak dikkatin dağılmasını önlediği ve hareket imkanı vererek rahatlamayı sağladığı için oldukça yararlıdır.

Derse düzenli devam eden, dersi iyi dinleyen ve not tutan öğrenci sınav sorularını tahmin etmekte zorlanmaz. Çünkü öğretmenin derste sık sık tekrar ettiği ve üzerinde daha çok durduğu konular genellikle önemli noktalardır ve muhtemelen sınav soruları da bunlar arasından seçilecektir.

İyi anlaşabilen 3-4 arkadaş, sınava hazırlık amacıyla haftada 2-3 defa bir araya gelerek ders tekrarı yapabilir. Böylece konuya değişik açılardan bakmak ve varsa gözden kaçan önemli noktaları farketmek mümkün olur. Verimli çalışmayı kamçılaması, duygu ve düşünce paylaşımlarıyla, gereksiz sınav kaygılarının dağılmasına yardımcı olması grupla çalışmanın diğer üstünlükleridir.

Hazırlığı en az bir yıl süren üniversite sınavı gibi seçme amacına yönelik büyük sınavlardan önceki son altı haftayı tekrarlara ayırmak gerekir. Unutmamalıdır ki başarının en önemli şartı, sınav kapısından içeri en fazla sayıda tekrarı yaparak girmektir. Yapılacak tekrarları, son altı haftayı içine alan haftalık ve saatlere bölünmüş programlarla planlamak yerinde olur. Böylece bir planla, öğrenci her konuya yeteri kadar zaman ayırabilir ve programını gerçekleştirdiğinde huzuru olur kendine güveni artar.

Çalışma sırasında çıkartılan özetler, şemalar ve ders notları sınav kapısından içeri girene kadar tekrarlanabilir. Ancak son anda (yıl içindeki sınavlardan hemen önceki saatlerde, giriş sınavı gibi sınavlarda ise sınavdan bir önceki gün) yeni bir konu öğrenilmeye çalışılmamalıdır.

Özellikle giriş sınavlarına hazırlanan öğrencilere, önceki yıllara ait sınav sorularını bulup incelemeleri ve kısa süreli test çözümleriyle yetinmeyerek, sınav süresiyle aynı sürede en az iki deneme sınavına katılmaları önerilmektedir.

Bazı öğrenciler sabah erken saatlerde çalıştıklarında daha verimli oldukları halde, bazıları akşam ya da gece geç saatlerde yaptıkları çalışmalardan daha verim aldıklarını ifade ederler. Ancak sınavdan önceki son haftalarda mümkün olan her zaman çalışmak gerektiği için, verimin yüksek olduğu saatlerde anlamakta zorlanılan konuların çalışılması yararlı olacaktır.

Özel öneme sahip sınavlara hazırlık döneminde zayıflama rejiminden kaçınılmalı, çeşitli besinlerden yiyerek dengeli bir şekilde beslenmeye özen gösterilmelidir. Çalışma süresinin uzadığı durumlarda. Çay ve kahve gibi uyarıcı durumlardan uzak durulmalı, ilaç kullanılmamalıdır. Önemli bir sınav öncesi sinir sistemi zaten uyarılmıştır, sistemi daha fazla uyarmaya gerek yoktur. Ayrıca kahve gibi masum uyarıcılar bile, el titremesi, dikkat azalması, huzursuzluk, yerinde davranamama ve sık tuvalete çıkma gibi sonuçlara neden olmaktadır.

 

 

SINAVDAN ÖNCEKİ GÜN

Üniversiteye giriş sınavı gibi büyük sınavlardan önceki son günün öğleden sonrası dinlenmeye ayrılmalı, gece de mümkünse aile üyeleriyle birlikte ve sakin bir şekilde, en önemlisi de sınav dışındaki konular konuşularak geçirilmelidir.

Sınav sabahı erkenden kalkmak ve normal bir kahvaltı yaptıktan sonra, geç kalma duygusunun yaratacağı telaş ve paniğin sınav performansını olumsuz yönde etkilememesi için trafikte olabilecek anormallikleri de düşünerek belirli bir zaman toleransıyla hareket etmek gerekir. Bu nedenle, sınavdan bir önceki gece, sınavlarda kullanılacak malzemeler ve ertesi gün giyilecekler hazırlanıp erkenden yatılmalıdır. Ancak bazı öğrenciler, sınav öncesi, uyku konusunda zorlanmakta hatta “sabaha az kaldı, uyumasam da olur. Birkaç saatlik uyku insanı daha fazla sersem eder” şeklinde düşünerek hiç uyumadan sınava girmektedirler.

Hiç uyumadan sınava girmek yapılabilecek en büyük hatadır. Üç saatlik kısa bir uyku bile, bedensel dinlenmeye imkan verdiği için son derece yararlıdır. Bu nedenle mutlaka en az üç saat uyumalı ve ertesi gün, uykusuzluğun doğurduğu rahatsızlığı arttırmamak için, bir önceki gecenin uyku azlığından söz edilmemelidir.

Sınava girerken geçmişteki başarısızlıklar değil, başarılar vurgulanmalıdır. Sınavla ilgili tartışmalara girmemelidir, başkalarının daha iyi hazırlandığı ya da başarısız olunması durumunda yaşanacak olumsuzluklar üzerine düşünmekten kaçınılmalıdır. Bu tür tartışmalar ve düşünce biçimleri kişinin kendisine olan güvenini sarsarak sınav performansını olumsuz yönde etkileyebilir.

SORULARIN CEVAPLANDIRILMASI

Sınavlar yapılış biçimlerine göre açık uçlu kapalı uçlu(Klasik) sınavlar ve kapalı uçlu sınavlar(testler) olmak üzere ikiye ayrılır.

Açık uçlu sınavlarda öğrencinin vereceği cevaplar yönünden herhangi bir sınırlandırma söz konusu değildir. Öğrenci cevap için bildiklerini özgürce yazabilir.

Bu tür sınavlarda sınav saatinin ilk 5 dakikası soruları okuma ve anlamaya ayrılmalı; sınav kuralları, süresi, her soruda ne istenildiği ve her sorunun not değeri iyice öğrenilmelidir.

Sorular dikkatle okunup incelendikten sonra, daha iyice cevaplanabileceği tahmin edilenler işaretlenmeli, sınav saatinin son 5-10 dakikası cevapların gözden geçirilmesine ayrıldıktan sonra kalan zaman soruların not miktarı ve cevapların uzunluğu göz önünde tutularak sorulara bölüştürülmelidir.

Cevabı yazmaya geçmeden önce, soruda ne istendiğinin tam olarak bilinmesi gerekir. Bunun için sorunun sonundaki yön belirten sözcüğe dikkat edilmelidir. Örneğin “…..tanımlayınız”, “……tartışınız”, “……yorumlayınız” vb. bunlardan biri yerine diğeri yazıldığında cevap yanlış sayılır.

Soruya cevap olarak yazılacaklar iyice düşünüldükten sonra, birbirini izleyen bir anlatım bütünlüğü içinde ve anlaşılır olmasına dikkat edilerek yazmaya geçilmelidir. Yazılanlar yalın dolaysız, açık, dilbilgisi ve imla kurallarına uygun, okunaklı ve temiz olmalıdır. Kağıdın  düzeni ve yazının güzelliği de öğretmeni olumlu yönde etkiler.

Sınav sırasında arada bir saate bakarak her soruya ayrılan süre denetlenmelidir. Süresi biten soru bırakılıp diğer soruya geçilmeli, sonra zaman kalırsa o soruya dönülmelidir. Çok iyi bilenen bir soruya, üzerinde gereğinden fazla zaman harcayarak mükemmel bir cevap vermek, diğer sorulardan bilinenlerin cevaplanmamasına yol açabilir. Bu nedenle, öncelikle cevapların ana çizgileri bir iki cümle ile yazılmalı, daha sonra bunlar fazla ayrıntıya girmeden genişletilmelidir.

Son 5-10 dakika içinde ise mutlaka yazılanların gözden geçirilmesi gerekir. Böylece doğru bilenenlerin yanlış yazılması önlenebileceği gibi,yeni bilgiler hatırlanarak cevaplara eklemeler yapılabilir ve yazım hatları düzeltilebilir.

 

TESTLER

Kapalı uçlu sınavlarda ki bunlara test adını veriyoruz, öğrencinin soruya vereceği cevap sınırlandırılmıştır. Öğrenciden istenilen, cevap için verilen seçenekler arasından doğru olanını seçmesidir.

Testlerde genellikle soru kağıdı ile cevap kağıdı ayrıdır. Cevap kağıdı ayrı olan sınavlarda, cevap kağıdı üzerinde kimlik bilgilerinin yazılacağı bir bölüm ile soru kağıdındaki soruların numaraları ve cevap seçenek harfleri bulunur.

Cevap kağıdı dağıtıldıktan sonra yapılacak ilk iş, kimlik bilgilerini tam ve eksiksiz olarak ilgili yerlere yazmak ya da bunlar yazılı olarak verilmişse doğruluğunu denetlemektir.

Her testte sorulardan önce, testte yer alan soruların niteliği, cevaplamanın nasıl yapılacağı cevaplamada dikkat edilecek ilke ve kurallar ile testin süresine ilişkin bilgiler bir yönerge ile açıklanmıştır.  Soruları okumaya geçmeden önce mutlaka testle ilgili bu yönergeyi dikkatle okuyup anlamış olmak gerekir.

Sınavla ilgili açıklamalar okunup anlaşıldıktan sonra sınav için verilen süre ve toplam soru sayısı dikkate alınarak her soruya ne kadar zaman ayrılması gerektiği kararlaştırılmalıdır.

Giriş sınavlarında hangi alanlardan kaç soru geleceği bellidir. Bu nedenle öğrenci zayıf ve kuvvetli olduğu alanlara ve tercih listesindeki harflerine göre, soru gruplarını hangi sıraya göre cevaplayacağını ve her gruba ne kadar zaman ayıracağını önceden belirlemiş olmalıdır. Buna göre sınav başlamadan önce, onuncu, yirminci, otuzuncu dakikada geçmiş olması gereken yerleri cevap kağıdında işaretlerse, sınavdaki hızını kontrol etmesi daha kolay olur.

Test sınavlarını en önemli yönü zamanlamadır. Bu nedenle öğrenci yanında bir saat bulundurmalı ve bunu test süresine göre ayarlamalıdır. Ancak bu şekilde zamanın hızı ve geçişi konusunda gerçekçi bir fikre sahip olabilir.

Sınavda çok hızlı ilerleyip hata yapmak uygun değildir. Çünkü yanlış cevaplardan puan alınmadığı gibi tam aksine üniversite sınavı gibi önemli sınavlarda puan da kaybedilmektedir. Ancak aşırı dikkatli davranıp her soru üzerinde fazla zaman harcamak da yeterli puan toplamayı engelleyecektir. Bu nedenle hız ve işaret arasında uygun bir denge kurulmalıdır.

Üniversite giriş sınavlarında soruların zorlu derecesi birbirinden farklı ancak bütün soruları puan değeri birbirinin aynıdır. Bu nedenle, bir soru üzerinde makul bir süre harcanıldığı halde doğru çözüme ulaşılamamışsa o soru bırakılıp bölümdeki diğer sorulara geçilmeli daha sonra zaman kalırsa o soruya dönülmelidir. Ancak herhangi bir soru ilk bakışta zor geldiği veya karışık göründüğü yada üzerinde  zaman harcamak gerektiği için otomatik olarak atlanmamalıdır. Özellikle bazı matematik problemleri kesirli ifadeler ve büyük sayılarla çok karmaşık gözükebilir. Ancak kavramlar doğru bir şekilde yerli yerine oturtulduğunda problem kolayca çözülür.

Bazı öğrencilerin “nasıl olsa kimyayı bilmiyorum kimya sorularına bakmaya hiç gerek yok” gibi bir takım önyargılarla sınava girmesi kolayca yapabileceği soruları bile göz ardı etmesine neden olmaktadır. Başarılı olabilmek için sınava ya da belirli sınav sorularına karşı önyargılı tutumlardan olabildiği ölçüde kurtulmak ve kendine güvenmek gerekir.

Özellikle bilgisayarla değerlendirilen test sınavlarında verilen cevapların, cevap kağıdı üzerinde işaretlenmesi özel bir önem taşır. Cevapları kaydırmak, cevap seçeneğini çok hafif (belli belirsiz) işaretlemek ya da işareti öteki seçeneklere doğru taşırmak gibi kotlama hataları, öğrencinin doğru cevabı bilmesine karşılı bu sorulardan puan alamamasına neden olur.

Cevap kağıdı doldurulurken kurşun kalem kullanılmalı yalnızca doğru cevap seçeneğinin bulunduğu yer, dışarı taşırmadan koyu olarak karalanmalıdır. Cevap değiştirilmek istendiğinde önceki cevabın temiz bir şekilde silinmiş olması gerekir. Ayrıca bilgisayarın yanlış okumasına neden olacak her türlü işaretten kaçınılmalıdır.

Cevap kağıdını atlayarak kotlamak sık rastlanan hatalardan biridir. Sıralamadaki atlama ya da soruya iki cevap işaretlenmesi soru kitapçığı ile cevap kağıdının birbirini tutmamamsına ve sınavda mutlak bir başarısızlığa neden olur.

Soru kitapçığında beş soruyu arka arkaya cevaplamak cevapları soru kitapçığının yanına yazmak sonra bunları bir kerede cevap kağıdına işaretlemek hem zamandan tasarruf sağlar hem dikkat kopmalarını önler hem de bütün dikkat soru ve cevap numaralarına verileceği için kotlama hatası yapma ihtimali ortadan kalkar.

Bu şekilde grup halinde kotlama yapmak için mutlaka beş soruyu cevaplamak gerekmez, sayfa sonları uygun bir cevaplama aralığıdır.

Yanlış cevabın değerlendirmeye etkisinin bulunmadığı sınavlarda, soruya cevap olamayacak seçenekleri eledikten sonra, kalanlar arasında bir tahmin yapmak öğrencinin yararına olacaktır. Başka bir cevabın doğru olduğu konusunda iyi sebepler olmadıkça da yapılan ilk tahmini değiştirmemek gerekir.

Uzun süreli sınavlarda dikkati kesintisiz ve yoğun olarak sürdürmek mümkün değildir. Bu nedenle zihin yorgunluğunun belirtilerini tanımak ve gerekli noktalarda zihni dinlendirmek gerekir. Öğrenci zihnin sınavdan koptuğunu hisseder, camdan dışarı bakmakta veya salonun içine göz gezdirmekte olduğunu fark ederse aynı satırı veya soruyu anlamadan tekrar tekrar okursa bir süre için zihnini dinlendirmeye ihtiyacı var demektir. Öğrenci böyle bir dinlenme arlığına ihtiyacı olduğunu fark ettiğinde kalemini bırakmalı, gözlerini kapatmalı alnını ve şakaklarını ovarak veya kendini rahatlatacak başka bir dinlenme egzersizi yaparak, 15 saniye gibi bir süreyi bu amaçla kullanmalıdır.

Test sınavlarının sonunda mutlaka cevapların kontrol edilmesine de zaman ayrılmalıdır. Bu her öğürencinin uygulamasında yarar olan genel bir kuraldır.

SINAV KAYGISIYLA BAŞA ÇIKMA

İster yıl içinde okuldaki sınavlara ister üniversite sınavı gibi önemli bir sınava hazırlık döneminde olsun, hemen her öğrenci zaman zaman çalışılması gereken derslerin veya konuların birikmesi, sınav tarihini yaklaşması ve bunların altında nasıl kalkacağını bilememesi sonucu bıkkınlık ve karamsarlık duygusuna kapılır. Son derece normal olan bu duygular nedeniyle ümitsizliğe kapılmak ve kendini çaresiz ve  güçsüz hissederek çalışmayı ve mücadeleyi bırakmak gereksizdir. Çünkü bedensel zihinsel ve davranış düzeyindeki düzenleme ve çabalarla sınav kaygısı ile başa çıkmak mümkündür.

Bedeni kontrol Etmenin Sınav Kaygısına Etkisi

Ruhsal olarak kaygılı ve sıkıntılı bir insan, bedensel olarak gergindir, kalp ve solunumu hızlı, el ve ayakları soğuktur.

Ruhsal olarak sakin ve huzurlu bir insan ise bedensel olarak gevşemiştir, solunumu derin ve rahat, elleri ayakları sıcak ve ağır, kalp vuruşları sakin ve düzenli, karnı sıcak, alnı serindir.

Gevşeme ve gerginliğe ait özellikler insanda aynı anda varolamaz. Bu sebeple insan bedenini kontrol etmeyi başardığında, kaygını yol açacağı istenmeyen olumsuz duygular da ortadan kalkacaktır.

Bedeni kontrol etmede ilk adım solunumun kontrol edilmesidir. Çünkü nefes alma hem kendisi bir gevşeme yoludur hem de gevşeme egzersizleri içinde egzersizlerin bir parçası olarak kullanılmaktadır. Ayrıca günlük hayatta uygulanması en kolay egzersizler nefes egzersizleridir.

Nefes egzersizlerinin amacı, akciğerin bütününü kullanmaktır. Akciğerlerimizim üçe bölündüğünü düşünürsek doğru bir nefes diyafram dediğimiz ciğer boşluğunu karın boşluğundan ayıran kasın aşağıya doğru itilmesi ve akciğerin en alt bölümünün havayla dolması ile başlar. Daha sonra orta bölüm havayla dolar ve göğüs genişler. Son olarak da akciğerin üst bölümü dolar ve omuzlar hafifçe kalkar.

İyi nefes alma alışkanlığı yerleşinceye kadar sağ avucu göbeğin hemen altına, sol eli göğsün üstüne (meme hizasına) koyduktan sonra gözleri kapamak gerekir. Daha sonra ciğerler zorlanmadan iyice boşaltılıp, burundan sessiz, derin ve ciğeri bütünüyle dolduracak şekilde nefes alınmalı, kısa tutularak alındığının iki katı sürede verilmelidir. Eğer nefes doğru alındıysa sağ el dışa doğru itilecektir. Aynı şekilde bir derin nefes daha alınıp verilmeli, bu egzersizi bir daha tekrarlamadan önce mutlaka en az 4-5 defa normal nefes alınmalıdır.

Doğru nefes alıp vermenin en büyük yararı bedendeki oksijen miktarını artırması, bu oksijen en uç ve derin dokulara kadar ulaşması ve kaygı sonucu ortaya çıkan maddelerin azalarak kaybolmasına neden olduğu için kişiyi sakinleştirmesidir. Nefes egzersizlerini günde 40-50 defa yaparak alışkanlık haline getirmenin kaygı düzeyini düşürdüğü görülmüştür.

Bedeni kontrol etme yolunda bir diğer etkinlik, düzenli bir fizik egzersiz uygulamaktır.

Düzenli fizik egzersizi uygulamanın akıl ruh ve beden sağlığı üzerinde olumlu etkileri olduğu saptanmıştır. Gerginliği azaltarak kaygı düzeyini düşürmesi ve öğrenmeyi kolaylaştırarak biyokimyasal değişiklere yol açması özellikle üniversite sınavı gibi büyük bir sınava hazırlanan öğrenciler açısından önemlidir. Düzenli fizik egzersizi uygulamanın uyku üzerinde de olumlu etkileri vardır. Ancak fizik egzersizinin gece uykusunda etkili olması isteniyorsa, öğleden sonra ya da akşam üstü uygulanmalıdır.

Günde 15-20 dakika düzenli fizik egzersizi uygulama ya da süresi 15 dakika ile 1 saat arasında değişen yürüyüşler yapma yukarıda anlatılan yararları sağlar. Hangi türde olursa olsun kişi bir fizik egzersizi programını tamamladığı zaman kendini dinlenmiş hissetmelidir. Egzersizden sonra kendini yorgun hissediyorsa uyguladığı programın ağır olduğu düşünülebilir. Bu durumda ya program biraz hafifletilmeli ya da süresi biraz daha uzun tutularak yorgunluk azaltılmalıdır.

Düşünce Biçiminin Düzenlenmesi

Sınav kaygısı ile mücadele bedeni kontrol etme kadar düşünce biçiminin düzenlenmesi de oldukça önemlidir.

Bir olgu karşısında duygu ve düşüncelerimizi belirleyen olayın kendisi değil, olaya getirdiğimiz yorum ve yaklaşım biçimimizdir. Örneğin bir öğrenci ödevini zamanında bitirmediği için öğretmenince eleştirildiğinde “öğretmen sadece beni görüyor” ya da “bana taktı” diye yorumlarsa öğretmene karşı öfke ve kızgınlık duyar. Öğretmeni kızdıracak ve olumsuz davranmasına yol açacak söz ya da davranışlarda bulunur.

“Her zaman böyle oluyor. Bende hiç şans yok. Bu kadar kişinin içinde beni buldu” diye yorumlarsa “Ne yapsam boş, bu şans varken başarılı olmam mümkün değil” diye düşünerek çalışma temposunu düşürebilir.

Ancak “ödevi zamanında bitirmeliydim ama bitiremedim” ya da “Böyle gecikmeler sınava hazırlanmamı güçleştirir.” “ya da böyle devam ederse öğretmenle aram bozulur” şeklinde bir yaklaşım biçimi de olabilir. Bu durumda öğrenci ödevi geciktirmesindeki nedenleri araştırır, bu nedenleri ortadan kaldırmaya çalışır ve benzeri bir durum bir daha tekrarlanarak öğretmenle ilişkisinin bozulmasına izin vermez.

Görüldüğü gibi, bir olay değerlendirme biçimlerine göre çok farklı davranışlara yol açmaktadır. Sınav öncesi öğrencileri gerilime sokan ve kaygı yaratan da doğru ve akılcı olmayan düşünce biçimidir.

Baltaş’ a (1993) göre, herhangi bir durum ya da olayı sağlıklı bir biçimde değerlendirebilmek için kişi kendine şu soruları sormalıdır. Bu yaklaşım biçimim;

  • Başkaları tarafından paylaşılır mı?
  • Problemi çözmeye faydası var mı?
  • Kısa ve uzun dönemli amaçlarıma katkısı var mı?
  • İç çatışma ve duygusal gerginliğimi azaltıyor mu?
  • İnsan ilişkilerimi olumlu yönde mi etkiliyor?

Kişi bu beş sorudan üç tanesine “Evet” diyemiyorsa bu yaklaşım biçimini gözden geçirmelidir.

Son olarak sınav kaygısını azaltma konusunda öğrencilere şunlar önerilebilir:

  • Sınav için olumlu düşünün. Sınavda başarısız olmanızın sizin tek ve son amacınız ve seçeneğiniz olmadığı gerçeğini kendinize kabul ettirin.
  • Sınavdan önce geçmişteki başarısızlıklarınızı değil, başarılarınızı düşünün. Sınavda size yardımcı olmayacak düşünce biçimlerinden uzak durun.
  • Sınavlarda uygulanan testler kişilik testleri değil, bilgi ve başarı testleridir. Sınavda başarılı olmanız sınav için gerekli bilgileri iyi öğrendiğinizi, başarısız olmanız iyi öğrenemediğinizi gösterir. Bu nedenle sınav başarınızla kişilik değerinizi eş görmeyin.
  • Daha önceki başarısızlıklarınızdaki başarısız olma nedenlerini araştırın ve onları telafi edin. Aynı nedenlerin yeni bir başarısızlığa yol açmasına izin vermeyin.
Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İlgili Terimler :