- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Psiko – Motor Gelişimi

Psiko – Motor Gelişimi sitemize 24 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

Psikomotor Gelişim

  1. TANIMI ve ÖNEMİ
  2. PSİKOMOTOR GELİŞİMLE İLGİLİ ÖGELER
  3. Dikkat
  4. Kuvvet
  5. Denge
  6. Tepki Hızı
  7. Eş Güdüm (Koordinasyon)
  8. 0 – 12 YAŞ ÇOCUKLARINDA PSİKOMOTOR GELİŞİM AŞAMALARI
  9. Oturma
  10. Emekleme
  11. Yürüme
  12. Koşma
  13. Atlama
  14. Tırmanma
  15. PSİKOMOTOR GELİŞİM AÇISINDAN ELİN YÖNETİMİ
  16. Tutma
  17. Bırakma
  18. Fırlatma
  19. PSİKOMOTOR GELİŞİMDE BİREYSEL FARKLILIKLAR ve ÖNEMİ

                   

PSİKOMOTOR GELİŞİM

  1. TANIMI ve ÖNEMİ: Canlının gelişim süresi içinde vücut hareketlerini kontrol altında tutma ve bu yolda pratikleşmesine psikomotor gelişim denir (Acun ve Erten, 1995: 38). Psikomotor gelişime devimsel gelişim veya hareket gelişimi de denilmektedir. Psikomotor gelişim büyük oranda fiziksel gelişime bağlıdır ve kişinin çevresine uyumu ile ilişkilidir. Bu bakımdan devimsel gelişim (veya psikomotor gelişim), bedensel gelişimle diğer gelişimler arasında bir köprü görevi görür. Devimsel gelişim gerçekleşmezse, bundan zihinsel, toplumsal (veya sosyal), duygusal gelişimde zarar görür (Binbaşıoğlu, 1990: 71). Çocuğun hareket gelişimi onun çevreyi tanımasında ve yönetmesinde önemli rol oynar. Çocuğun bağımsızlığını elde etmesinde bu gelişim çok önemlidir (Acun ve Erten, 1995: 38). Devinen (hareket eden) bir cismi izlemek görme duyusunun, sıcak veya sert bir şeye dokununca elimizi çekmek ise dokunma duyusunun geliştiğini gösterir. Gerek devimsel gerekse çevreye uyum gelişmesi, çocuğun zeka gelişimi ile çok yakından ilgili olduğu gibi çevresel ve eğitim etkeni olarak, onu bir yönden de etkiler. Bu bakımdan, normal olan veya normal olmayan devimsel gelişim ile çevreye uyum gelişimini bilmekte yarar vardır                 (Binbaşıoğlu, 1990: 72).

         B. PSİKOMOTOR GELİŞİMLE İLGİLİ ÖGELER

  1. Dikkat: Herhangi bir şey üstünde ansal ve duyusal yoğunlaşma olarak tanımlanmaktadır (Hançerlioğlu, 1993: 116). Dış dünyada olup bitenlerin büyük bir kısmını duyu organlarımız yakalar, ne var ki biz bu enerjilerin farkına varmayız. İnsanoğlu çevresini seçici bir biçimde algılar. Duyu organlarımızın yakaladığı uyarıcıların ancak bir kısmını seçerek algılarız (Cüceloğlu, 1993: 122). İşte bu seçme süreci aynı zamanda dikkat sürecidir.

         Dikkat bebeklikten itibaren değişik aşamalar gösterir. Bebek önce çevreyi izler tanır. Anne hareket halinde iken gelip gidişini izler. Daha sonra duyduğu seslerin yönüne doğru başını çevirir;  bir müddet sonra kendisine doğru atılan topu yakalayamazsa da gözleri ile takip eder. Anaokulu döneminde anlatılan öyküyü, öğretilen oyunu, müziği dikkatle dinleyip öğrenmesi, ilkokul ve da ha sonraki okul yılarında anlatılanları dikkatle dinleyebilmesi yaşa göre artış göstererek gelişir (Acun ve Erten, 1995: 38).

  1. Kuvvet: Bir işin bir birey tarafından yapılabilmesi o bireyin belli bir iş yapabilme gücüne sahip olması ile mümkün olabilmektedir. Bu iş fiziksel bir güç gerektiriyorsa eğer yapılabilmesi için kemik, kas ve sinirlerlerin yeterince gelişmiş olması gerekmektedir. Ayrıca beslenme ve kalıtımsal özelliklerde bu noktada kendisini gösterir. Yine burada da kalıtımsal özellikler ve çevrenin etkisiyle bireysel farklılıklar göz ardı edilemez bir unsur olarak bireyi işi yapabilmede başarılı kılar ya da başarısız kılabilmektedir. Kuvvet konusunda söz edilmesi gereken bir hususta ergenlik döneminde canlılıkta bir durgunluk çelişkisine, birden yorulma gibi durumlara rastlanabilmektedir (Acun ve Erten, 1995: 38). Yetişkinler bu durumların olağan durumlar olduğunu bilip buna göre davranış sergilemelidir.               
  2. Denge: Beceriyi gerektiren her iş için bir denge söz konusudur. Ayakta durabilme, koşabilme, bisiklete binme gibi motor etkinlikler için denge ilk evreyi oluşturur (Acun ve Erten, 1995: 38).
  3. Tepki Hızı (Reaksiyon Hızı): Organizmaya dışarıdan yapılan etkiye (uyarıcıya) karşı vücudun gösterdiği tepki, yani organizmanın cevabıdır. Ancak burada zihinsel gelişimin işlevi de göz ardı edilmemelidir (Acun ve Erten, 1995: 39).
  4. Eş Güdüm (Koordinasyon): Çeşitli iş, faaliyet, vazifelerden sorumlu olan organların arasındaki uyum yada düzene koordinasyon denir (Doğan, 1996: 673). Koordinasyon için kısaca hareketler arasındaki uyum da diyebiliriz. Eş güdümün olabilmesi için gelişimin sağlıklı bir seyir izlemesi ve beyindeki merkezlerin işlevlerini tam olarak yerine getirebilmesi gerekmektedir. Örneğin dans etmek, müziği duyup dinlemek, dikkat ve görme gibi işlevlerin yerine getirilebilmesi ile ilgilidir.

        

  1. 0 – 12 YAŞ ÇOCUKLARINDA PSİKOMOTOR GELİŞİM AŞAMALARI
  2. Oturma: Oturma eylemi de bir gelişim süresi gerektirir. Yeni doğan çocuk oturtulduğu zaman başı öne veya arkaya düşer, beli bükülür. Beş altı aylık bir bebek destekle oturtulduğunda başı öne eğilmez. Yedi sekizinci aylarda bebek ellerini öne destek yaparak oturabilir. Dokuzuncu ayda bebeğin desteksiz oturduğu gözlenir. Bir yaşına geldiğinde oturduğu yerden bir nesneyi yakalamak için uzanabildiği görülür. 16. ve 17. aylarda kendi sandalyesinde yardımsız oturabilir (Acun ve Erten, 1995: 39).
  3. Emekleme: Yeni doğan bebek yüzükoyun yatırıldığı zaman başını yana çevirerek yere yapışır. Dizlerini karın altında büker. Yedinci aya kadar emekleme ile ilgili gelişim hızla tamamlanarak yedinci ayda bebek ağırlığını tamamen ellerine vererek emekleme çalışmalarına başlar (Acun ve Erten, 1995: 39). 12. ayda bebek emekleyerek yuvarlanan topun arkasından gidebilecek kadar ustalaşmıştır (Yavuzer, 1998: 91).
  4. Yürüme: Yeni doğan çocukta ikinci ve üçüncü haftada yürüme refleksi mevcuttur. Daha sonra kaybolur. Üçüncü ayın sonunda destekle ayakta durur. Altıncı ve yedinci aylarda ayakları tüm ağırlığını taşıyabilir. Dokuzuncu ve onuncu aylarda tutunarak ayakta dururlar. Bir yaşından itibaren de yürürler. Çocuklar bu dönemde tüm güçleriyle yürüme savaşı verirler. Ancak çok sık düştükleri için bazı çocuklarda bıkkınlık görülebilir. Böyle çocuklar yürümeyi bir süre bırakıp emeklemeye devam ederler. Pek çoğu da uzun zaman yürümeye yanaşmaz. Yürüme doğal bir tepkime sonucudur. Sağlıklı olan bir çocuğun yürümemesi diye bir şey söz konusu olamaz. Yürüme zamanı beslenme ve bireysel farklılıklara göre öncelik veya sonralık kazanır (Acun ve Erten, 1995: 40).
  5. Koşma : Koşmanın gerçekleşmesi için yürümenin tam ve dengeli olması gerekir. Yürümeyi tam anlamıyla başarmış bir çocuk için koşma kaçılmazdır. Doğası gereği çok hareketli olan çocuk için çok zevkli ve yürümeden daha cazip gelen, fakat sık sık düşmeleri nedeniyle de canlarını yakan kaçınılmaz bir süreçtir (Acun ve Erten, 1995: 40).
  6. Atlama : Koşmadan sonra gelen evre olup vücut hareketlerini, kemikleri, kasları ve dokuları geliştiren, kol ve bacakların yönetimini kendi kontrolü altında tutan çocuk için vazgeçilmezdir. Evin içinde çeşitli yüksekliklerden atlar ve bundan çok zevk alır (Acun ve Erten, 1995: 40).
  7. Tırmanma : Atlamayı izleten ve yeni beceriler kazanmasına zemin hazırlayan bir beceri şeklidir. Genellikle büyük kaslarını kullanırlar. Yukarıdaki tüm tanımlarda becerinin öncelik sorumlusu bireysel farklılıklar, çevre ve cinsiyet faktörleridir (Acun ve Erten, 1995: 40).
  8. PSİKOMOTOR GELİŞİM AÇISINDAN ELİN YÖNETİMİ: Bebek doğar doğmaz iki eliyle yakaladığı herhangi bir nesneden kuvvet alarak kendi ağırlığını kaldırabilecek durumdadır. Hatta halk arasındaki bir efsanede yeni doğan bir bebeğin yılanı bile boğduğu söylenir. Gerçekte bebeğin elleriyle herhangi bir iş yapması mümkün değildir. Ancak üçüncü ve dördüncü aylarda bir eliyle diğer elini tutmaya başlar. Beşinci ayda gördüğü nesneye ya da oyuncağa el uzatır, ama yakalama söz konusu değildir. Onikinci ile ondördüncü aylarda tutma ve yakalama olayını gerçekleştirir.

         1. Tutma: Doğumdan hemen sonraki tutma işlemi refleks olarak gerçekleşir. İkinci ve üçüncü yaş dolayında çocuk yakalaması kolay olan küçük boy blokları tutabilir. Düğmelerini açıp soyunabilir ama ilikleyemez. Dördüncü yaşta düğme ilikleme, kalem tutma gibi daha fazla beceri gerektiren işlemleri yapabilir (Acun ve Erten, 1995: 41).

         2. Bırakma: Bu beceri tutmadan daha zordur. Zira tutma işleminde sadece güç yeterlidir. Bırakmada ise bilinç, irade söz konusudur. İstekli ve bilinçli olarak bırakma işlemi başladıktan sonra çocukta psikomotor olarak becerikli olma dönemine geçilir (Acun ve Erten, 1995: 41).

         3. Fırlatma : Çocuğun eline aldığı herhangi bir nesneyi ya da oyuncağı istekli ve bilinçli bir şekilde belli bir hedefe atma işlemidir. Örneğin, topun ilk atılışında, bırakılma zamanında yapılamadığından deneme başarısız olur, hedefe varamaz. Onaltıncı ve onsekizinci aylarda topu ayakta düzgün bir şekilde dengede durarak fırlatma hareketleri başlar. Hedefe ulaşan fırlatma işleminde tam başarı ancak dördüncü, beşinci ve altıncı yaş dolayında söz konusudur (Acun ve Erten, 1995: 41).

  1. PSİKOMOTOR GELİŞİMDE BİREYSEL FARKLILIKLAR ve ÖNEMİ: Çocuğun psikomotor gelişim sırasında bu farlılıkları dikkate almamak en çok yaptığımız hatalardır. Örneğin, komşunun çocuğunun daha erken emeklemesi, yürümesi bizi üzer ve kaygılandırır. Oysa fiziksel bir bozukluk söz konusu değilse çocuğun geç emeklemesi yada yürümesinin bir sakıncası yoktur. Bazen sabırsızlık gösterip çocuğun kolundan tutup destekle yürütmeye çalışırız. Çocuk henüz yürümeye hazır olmadığından bu davranışımızla eğri basma, taban çöküklüğü gibi olumsuzluklara neden oluruz.

            Kısaca özetlersek psikomotor gelişimdeki bireysel farklılıklar çevre şartlarından ve sosyal gelişimden ileri gelir. Çevre şartlarından ileri gelen bireysel farklılıklar daha çok çocuğun eğitimi ile uğraşanların yanlış uygulamalarının bir sonucudur (Acun ve Erten, 1995: 42).

KAYNAKÇA:

Acun S. ve Erten, G. B. (1995), Çocuk Gelişimi, İstanbul: Esin Yayınevi.

Binbaşıoğlu, C. (1990), Gelişim Psikolojisi, Ankara: Kadıoğlu Matbaası.

Cüceloğlu, D. (1993), İnsan ve Davranışı, İstanbul: Remzi Kitabevi.

Doğan, M. (1996), Büyük Türkçe Sözlük, İstanbul: İz Yayıncılık.

Hançerlioğlu, O. (1993), Ruhbilim Sözlüğü, İstanbul: Remzi Kitabevi.

Yavuzer, H. (1998), Çocuğunuzun İlk Altı Yılı, İstanbul: Remzi Kitabevi.                

        PSİKOMOTOR GELİŞİM ÜNİTESİ DEĞERLENDİRME FORMU

         Soru1 Canlının gelişim süresi içinde  vücut  hareketlerini  kontrol  altında  tutma  ve  bu

         yolda pratikleşmesine ……………………… denir.

              Yukarıdaki boşluğu dolduracak en uygun şık aşağıdakilerden hangisidir?

  1. Psikomotor gelişim
  2. Fiziksel gelişim
  3. Cinsel gelişim
  4. Genel gelişim
  5. Dengesel gelişim

         Soru 2 Aşağıdakilerden hangisi psikomotor gelişim ile ilgili öğelerden değildir?

  1. Dikkat
  2. Denge
  3. Koşma
  4. Kuvvet
  5. Tepki hızı

         Soru 3 Devimsel   gelişimin   gerektiği   şekilde   gerçekleşmemesi,  genellikle  zihinsel,

         sosyal ve duygusal gelişiminde gerektiği gibi gerçekleşemeyeceği anlamına gelmektedir

              Yukarıdaki    yargının    gerekçesi    aşağıdaki   şıklardan   hangisinde   doğru   olarak

         verilmiştir?

  1. Çünkü çocuğun devimsel gelişimini gerçekleştiren beyin bölgesi ile zihinsel, sosyal ve duygusal gelişimi gerçekleştiren beyin bölgesi aynıdır.
  2. Çünkü hareket gelişimi çocuğun çevreyi tanımasına ve çevresi hakkında deneyim elde etmesi açısından çok önemlidir. Eğer çocuk çevresi hakkında yeterince deneyim elde edemezse bu durumdan zihinsel, sosyal ve duygusal gelişimde etkilenir.
  3. Çünkü psikomotor gelişim bir köprü görevi görür bu nedenle diğer gelişimleri de etkiler.
  4. Çünkü devimsel gelişim bir şemsiye gibi diğer bütün gelişim türlerini kendi altında toplayan bir gelişim türüdür.
  5. Çünkü devimsel gelişim diğer bütün gelişimler için tetikleyici konumundadır eğer bu tür gelişim normal seyrinde işlemezse diğerleri de görevlerine başlayamazlar.

         Soru 4 Çeşitli iş, faaliyet ve vazifelerden sorumlu olan organların arasındaki uyum yada

        düzene ne ad verilir?

  1. Tepki hızı
  2. Kuvvet
  3. Denge
  4. Eş güdüm
  5. Reaksiyon düzenlemesi

         Soru 5 Halk arasındaki bir efsanede yenidoğan bir bebeğin elleriyle bir  yılanı  boğduğu

         söylenir. Ancak yeni doğmuş bir bebeğin  elleri  ile  bir  iş  yapabilmesi  bir  yana  kendi

         bedeni ile dış dünyanın sınırlarını ayırd  etmesi  bile  mümkün  değildir.

              Aşağıdaki   şıklardan    hangisinde    yukarıdaki    bilginin   göz   önüne   alındığı   bir

         ebeveyn tutumu gözlenmektedir?

  1. Oğlum henüz iki aylık ancak kalemi sağ eli ile tutarak sanki yazı yazacakmış gibi uğraşıyor ben de ona bunun için yardım ediyorum.
  2. Üç aylık olan kızıma geçen hafta sonu bir yazı tahtası aldım.
  3. Oğlum geçen hafta beş ayını doldurdu bende ona boya kalemleri aldım onu çok iyi bir ressam olarak yetiştireceğim.
  4. Kızım bugün tam bir aylık oldu ama halen onun kendi ellerini tanıdığını sanmıyorum.
  5. Yeğenim çok zeki bir çocuk daha dört aylık olmasına rağmen oyun hamurları ile insana benzeyen şekiller yapıyor.

         Cevap 1   a (   )   b   (   )   c (   )   d (   )   e (   )

         Cevap 2   a (   )   b   (   )   c (   )   d (   )   e (   )

         Cevap 3   a (   )   b   (   )   c (   )   d (   )   e (   )

         Cevap 4   a (   )   b   (   )   c (   )   d (   )   e (   )

         Cevap 5   a (   )   b   (   )   c (   )   d (   )   e (   )

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :