- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Olumlu Disiplin Öğretmen Eğitimi

Olumlu Disiplin Öğretmen Eğitimi sitemize 27 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

BÖLÜM VII

OLUMLU DİSİPLİN VE DAVRANIŞ YAKLAŞIMI

Temel İlkeler

                 Uyguladığınız disiplin yaklaşımı ne kadar sağlam bir yapı taşısa da unutulmaması gereken bazı noktalar vardır:

  • Değişim hızlı ya da yavaş olabilir: Bazı öğrenciler disiplin uygulamalarına hemen ve tam olarak cevap verirler. Bazıları ise tersine çok yavaş tepki verirler ve bu durum  yöntemlerinizin işe yaramadığını düşünmenize neden olur. Uygulanan yöntemin her öğrencide aynı sürede davranış değişikliği oluşturmasını beklemeyin.

  • Bazı bireylerde işe yarayan yöntemler bazılarında yararlı olmayabilir: Çok iyi bildiğimiz gibi, her çocuk birbirinden farklıdır. Uygulanan davranışın bazı çocuklarda hiçbir etkisi olmadığını görmek, bireysel farklılıkları kabul etmesine rağmen öğretmenleri rahatsız edebilir. Tüm olumlu yaklaşımlarınıza rağmen öğrencinin hiçbir olumlu davranış değişikliği göstermemesi kendinizi kötü hissettirebilir ve vazgeçmek isteyebilirsiniz. Bu duygularınız çok normaldir. Ancak bunların etkisiyle en yaygın kullanılan yaklaşım da çocuğa olumsuz tepkiler göstermeye başlamanızdır ve bu da her şeyi yıkar. En olumlu strateji, bir diğer olumlu yaklaşıma yönelmenizdir.

  • İyi yapılanmış kişisel disiplin planları oluşturun: Günlük ders uygulamaları sırasında olumsuz davranış sergileyen öğrencilerin büyümekte olduklarını, bunlarla birlikte her gün yeni ve farklı olumsuz davranışların da gelebileceğini hatırlayın. Nasıl ki derslere planlı bir şekilde hazırlanıyorsanız, olumsuz davranışlara yönelik de izleyeceğiniz planlarınız olmazsa işlevsel tepkilerde bulunamazsınız. Ya da, kullandığınız yöntemler işlevsel olsa bile tatmin edici olmaz ve yeni olumsuz davranışlara zemin hazırlayıcı da olabilir. Planlı olarak ortaya konulan olumlu disiplin yöntemleri istenen sonuçları verecek ve sizde güven duygusu da yaratacaktır.

  • Yetişkin olarak olumlu öğrenciye olumlu, olumsuz öğrenciye olumsuz geri bildirim verme davranışından vazgeçin: Her ne kadar dikkat etseler de, öğretmenler çoğu kez sevdikleri öğrencilerine daha olumlu ve yüreklendirici mesajlar verme eğilimindedirler. Öğrenciye olumlu yaklaşım, öğrencinin öğretmenle işbirliğine yönelmesi, öğretmenden daha fazla şey öğrenmeyi istemesi, çocuğun kendine güveninin artmasını da beraberinde getirir.

Ne yazık ki, olumsuz öğrencilere de cesaret kırıcı, onlara olumsuz duygular hissettiğimizi gösterir davranışlar sergilenerek olumlu davranışa motive olmasını bekleriz. Oysa bu ayrımcı tavırlar olumsuz davranış gösteren öğrencinin öğretmenle işbirliği yapma  ve ondan yeni şeyler öğrenme isteğini azaltır, doğru davranışa yönelmek için kendine güvenmesini engeller.

Unutulmaması gerekir ki, olumsuz tepkiler olumsuz tepkileri getirir. Öğrencilere olumlu davranışı kazandırmak hedeflenirken, bu nokta belki de öncelikle dikkat edilmesi gereken konudur.

  • Aynı disiplin yöntemlerini sürekli kullanmak aynı sonuçları getirir. Bu nedenle, sonuçları değiştirmek için disiplin yöntemlerinizi değiştirin: Bir durumda uyguladığımız yöntemin işlerliğini görünce benzer durumlarda sürekli onu uygulama eğilimimiz vardır. Ancak özellikle çocuklar söz konusu olunca aynı çocukta aynı yöntem her zaman faydalı olmayabilir. Çocukta davranış değişikliği meydana getirmek için kullandığımız yöntem sürekli aynı etkiyi yapmazsa çocuğu, aileyi, TV programlarını, sosyal koşulları suçlama eğilimi yerine kendi olumlu disiplin yaklaşımlarımızı değiştirmemiz uygun olacaktır.

  • Öğrenciler olumlu yaklaşımlara sıklıkla kötü tepkilerde bulunurlar: Çocuklar çevrelerinden pek çok etki almaktadırlar ve bu hızlı değişimlerden hoşlanmamaktadırlar. Çünkü alıştıkları durumlara nasıl tepki vereceklerini bilmektedirler ve umulmadık değişikliklere alışmak zor gelmektedir.  Diğer yandan, öğrenciler kendilerince büyüklerin davranışlarını test etmekte ve onlara uygulanan yöntemlerin ne derece gerçekçi olduğunu anlamaya çalışmaktadırlar. Bu nedenle onların “test”lerini geçmek için, öğrenciden olumsuz geribildirimler alsak bile olumlu yöntemler kullanmalıyız. Belirli öğrencilerde faydalı olmayan disiplin yöntemlerini değiştirmemiz gerekmesine rağmen bize olumsuz tepki de verse öğrenciye olumlu yaklaşmakta direnmeliyiz.

  • İnsanlar bizimle, bizim onlarla ilgilendiğimiz şekilde ilgilenirler: Aslında bu öğrencilere gerek okulda, gerekse evde sık sık tekrarlanmaktadır: “Çevrendekilerin sana nasıl davranmasını istiyorsan onlara öyle davran” denilir. Ancak bize karşı sergilenen olumsuz bir davranışın ardından çok kez biz de bu ilkeyi unuturuz. Bu olumsuz döngü bir kez başlayınca da durdurmak güçleşir. Bu nedenle, öğrencilerimizin olumlu yaklaşımları öğrenebilmeleri için öncelikle bizden bu tarz yaklaşımlar almaları gerekir.

  • Bazı çocuklar bizi rahatsız ederler: Yetişkinler olarak bazı çocuklardan daha çok hoşlanırken bazılarından rahatsız oluruz. Bu duygumuz da onlara olan tepkilerimizi etkiler. Hoşlandığımız çocuklara daha sevecen davranma, onların küçük yanlışlarını görmezden gelme eğilimindeyizdir. Tersine, olumsuz duygular taşıdığımız çocuklara karşı aşırı eleştirel ve daha az hoşgörülüyüzdür. Bu tip taraf tutma davranışı öğrencilerin bize karşı güven duygularını düşürür. Ne amaçla olursa olsun, öncelikle bu olumsuz alışkanlıklarımızla yüzleşmemiz olumlu disiplin yaklaşımının temelinde yer almaktadır.

  • Öfke öğrenmeyi engeller: Öğrenciler öfke duygusu taşıdıkları öğretmenlerinden bir şeyler öğrenmek için çaba göstermezler. Yetişkinler günlük yaşamda nasıl öfke duydukları kişilerle işbirliğine giremezlerse, çocuklar da aynı yolu kullanırlar. Öğretmeninden intikam alma planları yapan, onun hiç adil olmadığını düşünen ve onun  hatalı olduğunu sınıf arkadaşlarına nasıl kanıtlayacağının hesabını yapan öğrencinizin derse odaklanmasını beklemek gerçekçi olmaz.

  • Öğretme en iyi şekilde, öğrenciyle iyi bir ilişkinin kurulduğu sınıf ortamında gerçekleşir: Öğretmek yalnızca belirli akademik bilgileri öğrencilere vermek değildir. Öğrenme yaşantısı öğretmen-öğrenci arasında iyi bir ilişki kurulmasıyla doğrudan etkilidir. Öğrenciler öğretmenlerini dostça, onlarla ilgili ve onlara saygılı biri olarak algılamazlarsa onunla işbirliğine girmek istemezler.

  • Duyguların yoğun olduğu olumsuz yaşantılar sınıf dışında ele alınmalıdır: Sınıf içinde bir öğrencinin davranışı karşısında çok olumsuz duygular taşıyorsanız, bu konuyu sınıfta değil, dersten sonra ve uygun bir zamanda diğer öğrencilerden ayrı bir ortamda çocukla konuşun. Öfkeli anlarında kişiler olumsuz duygusal tepkiler verebilirler ve sonradan pişman olabilirler. Bu durumda herkes kaybeder. Öğrenciyle birebir yapılacak görüşmede kullanılacak “Ben mesajları” ile daha sağlıklı bir iletişim sürdürmek daha kolay olacaktır.

  • Olumsuz davranış karşısında yapıcı, öğrenciyi incitmeyecek yollar aranmalıdır: Öğrencinin olumsuz davranışları karşısında hemen  yönetime şikayet etmek, ailesine bildirmek, sınıfta azarlamak onun olumlu davranışa motive olmasını sağlamaz. Üstelik bu tip davranışlar onu inciterek daha olumsuz tepkiler vermesine bile neden olabilir. Onu olumluya yöneltmek için önce yetişkinler olarak biz olumlu ve yapıcı yolları bulup ona model olmalıyız.

 

  • Her durumda öğrenciyle güç mücadelesinden kaçınılmalıdır: Öğrenci-öğretmen arasında ortaya çıkacak bir güç savaşı her zaman kötü sonuçlar verir. Özellikle de öğrencilerin yaşları büyüdükçe bunun sınıfta yaratacağı olumsuzluklar artmaktadır. Öğrenci üzerinde güç kazanmaya çalışmadan, daha yapıcı yollarla da bizimle uzlaşması sağlanabilir. Bu tür yaklaşımlardan daha ileride bahsedilecektir.

  • Öğretmenin söyledikleri öğrenci için önemlidir: Yetişkinlerin çocuklara söyledikleri onlar için bir anlam taşır; çünkü insanoğlu sözel ifadeleriyle düşüncelerini ortaya koymaktadır. Bunun farkında olan çocuklar büyümekteyken bir taraftan da”Ben kimim? Beni diğer insanlardan farklı yapan ne? Yeterli ve yetersiz olduğum alanlar neler?” gibi pek çok soruyu da kendilerine sormaktadırlar. Bu sorulara cevap ararken çevrelerinden kendisiyle ilgili duydukları da onların kendilerini değerlendirmelerine yön vermektedir. Özellikle de çevrelerindeki belirgin kişilerden olan öğretmenlerin kendileri hakkında söyledikleri her söz onların tüm hayatlarını etkileyecek kararlar almalarında güce sahiptir.

  • Başarı, öğrencinin yüreklendirilmesiyle doğrudan ilgilidir: Yetişkinler olarak bizler bile günlük etkinliklerimiz sırasında çevremizin yüreklendirmesine gereksinim duyarız. Hal böyle iken, özellikle olumsuz davranış sergileyen öğrencilere genellikle verilen tepkilerin olumsuz olduğu düşünüldüğünde, bir süre sonra olumluya yönelmekten neden vazgeçtiklerine şaşırmamak gerekir. Özellikle de, ailesinden de olumsuz tepkiler görmeye alışmış bir çocuğun öğretmeninden gelecek yüreklendirmeler onun üzerinde olumlu etkiler yapacaktır.

 

  • Sorunlar ortaya çıkmadan önlem almak, sonra üzerinde çaba harcamaktan daha kolaydır: Bir öğrenci olumsuz davranışlarda bulunup sınıfta sorun çıkardıktan sonra bu konuya odaklanmak, çözmeye çalışmak ve onun olumsuz davranışına yönelik farkındalık kazanması için uğraşmak oldukça yorucu bir süreçtir. Bunun yerine, öğrencilerle güven ve işbirliğine dayalı bir sınıf ortamı yaratıp sorunların ortaya çıkmasını başlangıçta engelleyecek yaklaşımlar kullanmak daha az çaba ile zamanın daha etkin kullanılmasını sağlayacaktır.

  • Öğretmenler kişilerin yaşamında çok güçlü bir etkiye sahiptirler: Bu aslında çoğu öğretmenin bildiği ve kendi öğretmenlik yaşamında da gözleyebileceği bir durumdur. Öğretmen yalnızca ders anlatan bir kişi olmaktan çok, öğrencinin olumlu davranışa yönelmesi, derslerine motive olması, yüreklendirilmesinde kilit kişidir. Öğrenci ne kadar olumsuz, rahatsız edici görünüyorsa, o öğrenci sizin olumlu etkinize en çok gereksinim duyan öğrencidir.

ÖĞRETMENLERİN ÖĞRENCİLERİNE OLUMLU DİSİPLİN ANLAYIŞINI KAZANDIRABİLMEDE UYGULAYABİLECEKLERİ YÖNTEMLER

 

  • İnsanın kendisini yeterli birisi olarak algılayabilme gereksinmesi vardır: Eğitim süreci içerisinde bireyin olumlu bir benlik algısı geliştirebilmesi yaşamsal bir önem taşır. Ancak kendisiyle ilgili olumlu algılara sahip bir birey kendisini yeterli hissedebilir. Bunu gerçekleştirebilmesi için gençlerin kendi başarı ya da başarısızlıklarıyla ilgili eleştirilmeden, kendilerini güvende hissedebilecekleri bir öğrenme ortamına gereksinimleri vardır. Eğitimciler tarafından gençlere hazırlanan olumlu disiplin anlayışının egemen olduğu ortamlarda ancak onlar kendi davranışlarını gözden geçirebilir, başkaları üzerindeki etkilerini keşfedebilir ve etkili problem çözme süreci içerisine girebilirler.

  • İnsanın başkaları tarafından kabul görme ve önemsenme gereksinmesi vardır: Gençler kendileri için birincil öneme sahip kişilerle olan ilişkilerinde duygularının, düşüncelerinin ve dünyaya bakışlarının onlar tarafından dinlenmesi ve önemsenmesini yaşama gereksinmesi duyarlar. Olumlu disiplin anlayışına önem verilen bir ortamda her bir birey kendi düşünce ve önerilerini açıkça ortaya koyabilme fırsatına sahiptir. Böylesi bir ortamda ancak öğrenciler problem çözme sürecine katılımda bulunup, bu süreç sonunda seçerek belirleyebildikleri kararlara uyabilirler.

  • İnsan kendi yaşamı üzerinde etkili olabilme gücüne sahip olduğuyla ilgili algılarını geliştirme gereksinimi duyar: Gençlere kendi yaşamları üzerinde etkili kararlar verebilmeleri için fırsat verilmelidir. Ancak sahip oldukları gücü, çevrelerinde yarattıkları olumlu ya da olumsuz etkilere bakarak anlamayı ve kabul etmeyi öğrenebilirler. Bazen olanların, başlarına gelenin denetimini sağlayamasalar da bu olanlara verecekleri tepkileri kontrol ederek, olayların sonuçları ya da doğurguları üzerinde seçim yapabilme güçlerini kullanabilirler.

Öğrencilerin Bu Becerileri Kullanabilmeleri Neye Bağlıdır?

  1. İnsanlararası İletişim:

Olumlu disiplin anlayışının egemen olduğu bir sınıf ortamı, öğrencilere, insanlararası iletişimin gelişebilmesi için mükemmel bir fırsat sağlar. Genellikle öğrenciler yetişkinlerden çok birbirlerini dinlemek, anlamak isterler. Kendi duygu ve davranışlarıyla ilgili olarak akranlarından aldıkları geribildirimler onların kendilerini anlayabilmelerine yardımcı olur.

Ancak tehdit edici olmayan bir ortamda bireyler kendi davranışlarının sorumluluğunu üstlenebilirler. Yaşadıkları olaylardaki olguları ve bunlara eşlik eden duyguları ayırdedebilirler. Yaptıklarından (örneğin birine vurmak) bağımsız olarak neler hissettiklerini (örneğin öfke yaşamak) öğrenebilirler ve böylece de duygularını kabul edilebilir, ancak davranışlarının kabul edilemez olduklarını öğrenirler. Problem çözme süreci içerisinde ise düşünceleri ve duygularını ifade etmeyle ilgili olarak kullanabilecekleri başka seçenekler üretebilmeyi öğrenirler.

Kendi yaptıkları seçimlerin sonuçlarına bakarak ve arkadaşlarının onlara sundukları farklı çözüm seçeneklerini kabul ederek öz-disiplin ve öz-denetimlerini geliştirebilirler.

  1. Diğer İnsanlarla İşbirliği İçerisinde Çalışabilmek ve İletişim Kurabilmek

Mutlu bireylerin özelliği olan çalışabilme ve sevebilme davranışları ancak uygun ortamlar bulunduğunda ortaya konulabilir. Olumlu disiplin yaklaşımının egemen olduğu sınıf ortamlarında gençler diğer insanlarla sağlıklı iletişim kurabilme, kendini onlara açıkça ifade edebilme ve onların duygu ve düşüncelerini anlayabilme becerilerini geliştirme fırsatı bulurlar. Böyle bir ortamda öğrencilerin birbirleriyle ya da öğretmenleriyle yaşayacağı çatışmaları da büyütmek yerine çözmeye, uzlaşmaya dönük yollar uygulanır ve bu da öğrencilerin diğer insanlarla ilişkilerini geliştirmede en etkili yollardan biridir.

Öğretmenlerin öğrencilerin sorunlarını onlar adına çözmeleri yerine, kendi sorumluluklarını kendilerinin almasına onları yüreklendirmelidirler. Öğrencinin kendisi için varolan  seçenekleri bulmasına yardım edip, onun kendi adımlarını atmasına destek olunması sınıftaki tüm öğrencilerin işbirliği sürecini yaşayarak öğrenmesini sağlayacaktır. Bireyin kendi yaşantıları yoluyla öğrendiği  ve kazandığı davranışlar onun için her zaman daha kalıcı olmaktadır.

  1. İçinde Yaşadığı Toplumun Kurallarına Uyum Gösterebilme Becerisi

Doğaldır ki, diğer insanlarla paylaştığımız ortamlarda kaynakları  verimli bir biçimde kullanabilmemiz ve kendi gereksinimlerimizi karşılamaya çalışırken diğer insanların da haklarını kısıtlamamamız için kurallar olacaktır. Öğrencilere toplumun ve okulun kurallarına uyum sağlamada yardımcı olabilmek için, öncelikle bu kuralların mantıklı gerekçelerinin anlatılabilmesi, kuralları daha kolay benimsemelerine yardımcı olacaktır.  Olumlu disiplin yaklaşımının egemen olduğu sınıf ortamında öğrenciler eleştirilecekleri, ceza alacakları kaygısı yaşamadan günlük yaşamın gerektirdiği kişisel sorumluluklarını almaya çalışırlar. Her insanın hatalar yapabileceği düşüncesinin egemen olduğu ve bu hatalardan da bir şeyler öğrenebilecekleri fırsatların yaratıldığı sınıflarda öğrenciler yaşadıkları çevreye daha kolay uyum sağlayarak, yaşadıkları karşısında daha esnek davranabilme becerileri geliştirebilmektedirler.

Olumlu disiplin yaklaşımının  yerleştiği ortamda birey hatalarının sorumluluğunu alıp kendi varoluş sorumluluğunu yüklenir ve olumlu davranışa yönelmede güçlük çekmez, çünkü artık o, suçlanıp ayıplanmayacağı güvenli bir ortamdadır.

  1. Karar Verme Becerisi

Kendi yaşam sorumluluğunu almış, öz-denetime sahip bireyler olası seçenekleri değerlendirip kendileri için en uygun olan adımları atma konusunda zorlanmazlar. Aldıkları kararların  sonuçları onlar için olumsuz bile olsa, büyük pişmanlıklar yaşamazlar. Bu davranışların gençlerde gelişebilmesi için ise, gençlerin olumsuz davranışları nedeniyle suçlanmayacakları, cezalandırılmayacakları, tam tersine onların bu yanlışlarından da bir şeyler öğrenmeye yüreklendirilecekleri ortamlar yaratılmalıdır. Öğrencinin kendi kararlarının sorumluluğunu almasının desteklendiği olumlu disiplin ortamının yaratıldığı sınıflarda öğrenciler neler yaptıklarının, bu olumsuz davranışlarına   ya da davranışın olumsuz sonuçlarına nelerin neden olduğunun farkına varabilirler. Söz konusu davranışının diğer insanları nasıl etkilediğini ve bu sorunu çözmek ve gelecekte benzer olumsuzlukları yaşamamak için neler yapabileceğini değerlendirebilirler.

İlgi Gösteren İfadeler

Öğretmenler öğrencilerini gerçekten umursadıklarını gösterecek tutum ve becerileri öğrenebilirler:

  • Ses tonunun farkında olmak: Öğretmen kendi ses tonunu ve öğrenciyi nasıl etkilediğini farketmeye çalışmalıdır. Eleştirel, öfkeli, saldırgan, hoşnutsuz ses tonları öğrencilerde gerginlik yaratır ve onlar da bu yönde tepkide bulunurlar.

  • Çocukları dinlemek ve ciddiye almak.

  • İşini eğlendirici hale getirerek sınıfta bu atmosferi yaratabilmek. Yaşamı sevin, işinizin tadını çıkarın.

  • Öğrencilerin bireyselliğini kabul etmek.

  • Olumlu bir tutum geliştirmek. Gençlerin sevimli yanlarını, çocuksu özelliklerini görmeye ve derste bunu yansıtmaya çalışın.

  • Espri anlayışı geliştirmek. Öğrencinin rahatsız olduğunuz davranışını esprili ama alaycı olmayan bir dille ele alabilirsiniz.

  • Öğrencilerin okul dışındaki ilgilerine saygı göstermek. Onların da yetişkinler gibi okul dışında bir yaşamları var ve ergenlik çağındakiler için sosyal yaşam ön plandadır. Kendi kimliğini bulma, arkadaşlar arasında kabul görme, seçilme, karşı cinsle arkadaşlık, cinsiyet sorunları, meslek seçimi gibi pek çok sorunla da uğraşmaktadırlar. Bu sorunları arasında size karşı saygısız davranışları olursa, daha önce benzer yaşantıları geçirmiş bir yetişkin olarak siz de kendi davranışınızı gözleyin.

  • Öğrencileri karar alma sürecine dahil etmek. Onlara sürekli yönergeler verip onlardan bunları yapmalarını istemek yerine, yapılacaklar belirlenirken onların fikirlerini de alıp etkinliklerini benimsemelerini sağlayın. Böylece kendilerini o sınıf ortamına ait hissedip uygulamada daha istekli adım atacaklardır.

  • Mükemmeliyetçi olmak yerine gelişmeye yönlendirmek. Gençleri kendi kafamızdaki mükemmele zorlamak yerine, onların gelişim özelliklerine ve yaşantılarına yönelik tepkiler seçmek, onlara umursandıklarını hissettirerek bizimle işbirliği yapmalarını sağlar.

CEZA VERMEK YERİNE ÇÖZÜMLERE ODAKLAŞMAK

Yetişkinler olarak, gücünüzü öğrenciler üzerinde güç kullanmak yerine olumlu yollarla kullanmayı öğrenebilirsiniz.

 

Etkinlik: Öğrencilerinizde cezanın olumsuz etkilerini anlamak için aşağıdaki etkinlikleri yapın:

1.Öğrencilere şu soruları sorun ve alacağınız cevapları tahtaya yazın:

§  Biri sizi incittiğinde ilk yapmak istediğiniz nedir?
§  Biri sizi yönetmek isterse ne yapmak istersiniz?
§  Biri sizi aşağıladığı ya da size adlar taktığında ne yapmak istersiniz?
§  Kaç kişi bu tip davranışların sizin daha iyi davranmanıza yardım ettiğini düşünüyorsunuz?
§  Daha iyi davranmanıza neler yardımcı olabilir?

  • Bazı öğrenciler öğrenme yaşantıları sonucu şartlanarak, cezanın kendilerini motive edici olduğunu söyleyebilirler. Bazıları da ceza korkusuyla cezayı onaylayabilirler. Ancak ceza neden ve nasıl olursa olsun benlik algısını zedeleyen, özsaygıyı düşüren, dışsal denetimi artıran bir yöntemdir.

  • Öğrencilerin cevaplarını yazdıktan sonra bunların hangilerinin cesaret kırıcı tepkiler olduğunu tartışın.

2.Öğrencilere, onlara birinin kendisini kötü hissettirerek motive etmeye çalıştığı bir yaşantılarını düşünmelerini isteyin. Olayı tekrar hatırlayınca ne hissettiklerini sorun. Bunun sonucunda kendileri, başkaları ya da ne yapılacağı konusunda neler hissettiklerini anlattırın. Paylaşımda bulunun ve şöyle bir kart hazırlayın:

Cezam: Kendim ve/veya diğerleri hakkındaki kararım: Ne yapmaya karar verdim:
Tahtaya adım yazıldı Umursamıyorum Cezayı al, ama değişme!
Dersten atıldım Öğretmen çok aptal Uyumlu görün, çalışıyormuş gibi yap

Sonra öğrencilere şunu sorun: “Kaçınız yukarıdaki örneklerdeki öğrencilerin gelecekte daha sorumlu ve işbirlikçi olmaya karar verdiğini düşünüyorsunuz? Aldıkları diğer kararlar ne olabilir?“

Sorun davranışla ilgili öğrenciyle birlikte çözüm ararken kullanılacak seçeneklerde dört özellik bulunmalıdır:

  • Çözüm doğrudan davranışla ilgili olmalıdır.
  • Öğrenciler ve öğretmenler birbirlerine karşı davranışlarında ve ses tonlarında saygılı bir tutum benimsemelidirler.
  • Mantıklı seçenekler aranmalıdır.
  • Öğrencinin olumsuz davranışının sonuçlarının sonuçlarını görmesi ve bunun sorumluluğunu alması amaç olmalıdır.

  • Çocuklara hataları hakkında ne düşündüklerini sorun. Genellikle şu düşünceler ortaya çıkacaktır:

  • Hatalar kötüdür.
  • Hata yapmamalısın .
  • Hata yaptıysan aptal, kötü, yetersiz, yanlışsındır.
  • Hata yaparsan başkalarının öğrenmesini engelle. Eğer öğrenirlerse geçerli ya da geçersiz, mutlaka bir özür bul.

  • Bu mesajlara bağlı olarak aldıkları kararlar arasında aşağıdakilerin olup olmadığını öğrenin:

  • Hata yaptıysam kötüyüm.
  • Hata yaptığım için insanlar beni daha önemsiz görecek.
  • Hata yaparsam yakalanmamaya çalışmalıyım.
  • Sorumluluğu kabul etmektense özürler, bahaneler bulmak ya da başkalarını suçlamak daha kolaydır.
  • Eğer yakalanır ya da sorumluluğu kabul edersem suçlanır, ayıplanır ya da ceza alırım.
  • Eğer doğru ya da mükemmel bir şey yapamayacağımı biliyorsam, hiç risk almamam daha iyidir.

Yukarıdaki kararlar bireyin özsaygısını düşüren ve depresyon ve güvensizliği yaratan mesajlardır, hatalar hakkında geliştirilen yanlış inançlardır. Bunu öğrencilere anlatmak gerekmektedir. Her insanın hatalar yapabileceğini ve bu hataları da gelişimi için kullanabileceğini öğrenmelidirler. Ayrıca hatalarımızı kabul edip özür dilediğimizde diğer insanların affedici olabileceği ve problemi çözmeye yardımcı olacaklarını da öğrencilere anlatabilmeliyiz. Bunları yapmak için çocukların hatalarını eleştirmek yerine, hatalarla ilgili yanlış düşüncelerini değiştirmekle işe başlayabiliriz.

  • Hata yapmak, sonrasında onlar hakkında ne yapacağımız kadar önemli değildir. Öğrencilere hataları konusunda şunları yapmalarını önerin:

  • Hatayı suçluluk yerine sorumlulukla anlamaya çalışın.
  • Sorun yaşadığınız, incittiğiniz insan dan özür dileyerek diyalog başlatın.
  • Mümkünse bir çözüm üzerinde birlikte çalışarak sorunu oretadan kaldırmaya çalışın.

  • Gençlerin hatalarına bakışlarında değişik bir yol kullanın: Çoğu öğrencinin video- bilgisayar oyunlarına düşkünlüğünü bilmekteyiz. Oyun sırasında hata yapan çocuk geri gidip oyunu tekrar deniyor. Bir üst aşamaya geçmek için bazen yüzlerce kez deneyebiliyorlar. Bu bilgisayarlar onları ayıplamıyor, suçlamıyor. Oyunlar oyuncunun tekrar denemesine, hatalarından yeni adımları öğrenmeye yüreklendirilmesi üzerine temellendiriliyor. Öğrencilerinize yaşamın da bu oyunlardan farklı olmadığını, dünyada her insanın hatalar yaparak yaşayacağını ifade edin.

  • Ödül ve övgü yerine, yüreklendirmenin kullanılması da daha uygundur. Övgü ve ödüller bireyi dışsal denetime, hatalardan kaçmaya yöneltir. Yüreklendirilen çocuklar ait olma ve kendine yönelik saygı duygusu geliştirirler. Yüreklendirmeyle birlikte destekleyici geri bildirimler kullanılmalıdır.

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :