- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Okul Öncesi Eğitime Başlarken

Okul Öncesi Eğitime Başlarken sitemize 27 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

OKULÖNCESİ EĞİTİME BAŞLARKEN

                                                                                                                                                                                                      

0-6 yaş dönemi, insan yaşamında temel yaşam alışkanlıklarının ve becerilerinin kazanıldığı bir dönem olması açısından çok önemlidir. Bütün yaşamımız büyük ölçüde bu temel becerileri kazandığımız dönem üzerine kurulur.

Okulöncesi dönemde iyi yönlendirilmiş bir çocuk; ilköğretim için gerekli olan bilgi, beceri ve alışkanlıkları kazanmış olur ve yaşamındaki bu önemli değişime daha kolay uyum sağlayabilir. Pek çok araştırma, bilinçli bir okul öncesi eğitim alan çocukların bu yaşantıyı geçirmemiş çocuklara kıyasla sosyalleşme ve bağımsızlaşma yönünden yaşıtlarına göre daha ileride oldukları ve eğitimleri boyunca akademik başarılarının yüksek olduğunu ortaya koymaktadır.

İnsan gelişimine bir düzlem üzerinde baktığımız zaman onun gelişim çizgisi üzerinde tamamlaması gereken gelişim dönemleri gibi bir çok dönüm noktasından geçmesi gerektiğini görürüz. 3-6 yaş çocuğunun fiziksel gelişimi ile ilgili başarması gereken 2 önemli  gelişim görevi vardır: Özbakım becerileri ve el-göz koordinasyonu kazanmaktır. Sosyal gelişimine baktığımızda; paylaşma, kendi hakkını koruma ve toplumsal kurallara uyma gibi bazı sosyal becerileri kazanması gerektiği görülmektedir.

Öğrencinin fiziksel, zihinsel, duygusal ve ruhsal gelişimini dikkate alan bir okulöncesi eğitim programının uygulanması, çocuğun yaşamı boyunca temel rol oynayacak bazı gelişim görevlerini başarıyla tamamlamasına olanak tanır. Henüz ana-babaya olan bağımlılığın yoğun olarak yaşandığı 3-6 yaş dönemi çocuklarda, okul öncesi eğitime başlama ve uyum da önemli bir gelişim görevidir. Çünkü çocuk ilk kez, alıştığı aile ortamından farklı bir sosyal ortama girerek, bu ortamda kullanacağı farklı sosyal becerilere gereksinim duymaktadır. Okul öncesi eğitime başlayan çocuk toplumsallaşarak belli bir yaşa kadar sürdürdüğü sosyal ilişkilerini, edindiği bilgilerini, geliştirdiği becerilerini, öğrendiği kuralları, kişilik özelliklerini bundan böyle başka bir fiziksel çevreye taşımayı ve orada da kullanmayı öğrenir.

Her çocuğun, duygusal gelişim açısından anne babasından ayrılmaya hazır olma hızı farklıdır. Büyüme süreci içerisindeki çocuğa, ayrılık olayının doğal bir yaşantı olduğunun anlaşılabilir bir biçimde ifade edilmesi büyük önem taşımaktadır. Eğer çocuk okula başlamadan önceki dönemlerde anne ve babaya bağımlı yetiştirildiyse, okula başlamak anne babadan kopma olarak algılanır ve çocuk için son derece örseleyici olabilir. Çocuk okul dönemine kadar bağımsız bir birey olarak davranmaya fırsat bulamamış ise, okula başladığı dönemde, ondan bu ayrılığı kolayca kabul etmesi ve olumlu ayrılık tepkileri vermesi beklenemez.

Duygusal anlamda sağlıklı bir aile ortamında büyüyen çocuklar, kendilerine güvenli ve uyumlu bireyler olarak yetişirler. Bu noktada aileler, çocuklarını, yalnızca kendilerine bağımlı kılacak davranışlardan kaçınmalıdırlar. Okula başlamadan önce çocuk, anne ve babaya aşırı derecede bağımlı ise, daha sonra kendi dünyasında farklı kişi ve deneyimlerle yüz yüze geldiğinde bocalar. Kendi evinin dışına çıktığı zaman da yanında anne ve babasının olmasını ister. Oysa çocuğun ailesi dışındaki yakın çevresi içerisinden, kendine uygun arkadaşlar edinebilmesi ve farklı sosyal çevrelere girmesi ona yaşam zenginliği sağlar.

Aileler, okulöncesi eğitim döneminde çocuklarının yaşayabilecekleri olası uyum güçlüklerini olabildiğince azaltmak için, çocuklarının kendi denetimlerinde farklı bireylerle beraber olmalarını ve ilişki kurabilmelerini sağlayacak fırsatlar sunabilmelidirler. Aileler çocuklarının kendilerine bağımlı bireyler olmalarını engelleyemezlerse, yuvadan uçuş hem kendileri hem de çocukları için çok zor olur. Üstesinden gelinebilmesi, en güç olan duygular bağımlılık duygularıdır. İnsan yaşamı boyunca bağımlılık duyguları geliştirme ve bu duyguları koruma eğilimindedir. Bu nedenle çocuklarımızda zaten var olan bu bağımlılık duygularını pekiştirici davranışlarda bulunmamamız onların yaşlarına uygun gelişim görevlerini kazanmalarına  ve bağımsız davranmalarına yardımcı olacaktır. Sağlıklı bir geçiş için çocuğun özgürleşmesi ve bağımsız davranabilmesi ona öncelikle aile içerisinde ana baba tarafından kazandırılmaya başlanmalıdır.

Çocuklar yetiştirilirken farklı yaşam deneyimleriyle yüz yüze gelme fırsatı bulmalı ve anne babalarından güvenli bir ayrılma yaşantısı deneyimi geçirebilmelidirler.  Çocuklar kendi ayakları üzerinde durma ve özgüven kazanma yolunda olumlu yönlendirmeler aldılarsa, yaşamlarına ait alışılmışın dışındaki  yaşantılarla  yüz yüze geldiklerinde bunlarla rahatlıkla baş edebilirler.

Genellikle, koruyucu tutumu benimseyen anne babalar, çocuklarının okula uyumu döneminde daha fazla rehberliğe gereksinim duyarlar. Ailelerin, aşırı koruyucu  tutumlarından kaynaklanan kaygıları çocuklara da yansır. Genellikle ayrılık konusunda ortaya çıkan bu doğal endişelerle baş edemeyen aslında çocuklar değil anne babalar olabilmektedir.  Bu nedenle öncelikle anne babalar sadece kendi kişilikleri, anne babalık rolleri ve tutumlarıyla ilişkili olarak değil, ne yapacaklarını tam olarak bilemedikleri için de bu gergin durumu yaşayabilmekte ve çocuklarının okula uyum sağlayabilmelerini geciktirebilmektedir. Ailelerin öncelikle kendi beklentilerini gözden geçirmeleri, kendilerine ve çocuklarına olan güvenlerini kaybetmemeleri gerekmektedir. Anne babaların çocuklarının okula başlama ve uyumu aşamasında göz önünde bulundurmaları gereken bazı önemli konular vardır.

AİLELERE ÖNERİLER

  • Çocukluk dönemi, insan yaşamında en hızlı değişim ve gelişimin yaşandığı dönemdir. Çocuklar tüm bu değişim ve gelişime uyum sağlayabilecek doğal bir güce sahiptirler. Böylece karşılaştıkları bu yeni okul yaşamına da kolayca uyum sağlayabileceklerdir. Siz anne babalar telaşlanmadan, abartılı tepkilerde bulunmadan onların sahip oldukları bu uyum sağlayabilme gücüne inanın ve doğal süreci yürütebilmelerinde çocuklarınıza yardımcı olmaya çalışınız.
  • Çocuklar bir gün içerisinde büyüyüp birden bire yetişkinlerin beklediği tepkiler sergileyemezler. Okula başlama anı aslında tüm aile bireyleri için bir sınavdır. O güne kadar yaşanan ilişkilerin, çocuğa sunulan yaşantıların ve ona sağlanan olanakların sonucunu görme zamanıdır.
  • Unutmayalım ki, çocuğu öğretmene şikayet etmek, okuldan almayı geciktirmek ya da onu okuldan almayı unutmak onun güven duygusunu zedeler. Çocuğunuz okulla ilgili olumsuz duygular sergilediğinde onu suçlamak ve yargılamak onun okulu sevmesine ve okula bağlanmasına yardımcı olmaz. Okula uyum döneminde onu yargılamak yerine anlamaya çalışmak gerekmektedir. Çocuğumuzda gözlediğimiz olumsuz davranışların (okula gitmek istememe, anne babanın eteğine yapışma gibi) düzeltilebilmesi ise zaman alır ve oldukça güçtür. Bu nedenle sabırlı ve tutarlı davranmak çok önemlidir. Çocuğun güven arayışına yanıt verilmesi ve yalnızlık duymaması için başlangıçta yakın bir aile bireyinin çocukla birlikte birkaç gün okula gitmesi yararlı olabilir. Ancak uzun vedaların sadece durumu daha da zorlaştıracağı unutulmamalıdır.
  • Çocuğunuzun okula başlamasıyla birlikte, onun bu yeni yaşamıyla ilgili bazı kaygılar yaşamanız doğaldır. Ancak bunları çocuğunuzun yanında dile getirmeyin. Unutmayın ki, sizin endişelenmeniz, çocuğunuzun da bazı sıkıntılar yaşamasına neden olabilir.
  • Başka çocukların tepkileri ile çocuğunuzun tepkilerini kıyaslamayın; tıpkı onun sizi başka ailelerde kıyaslamasını istemeyeceğiniz gibi.
  • Okula başladığı ilk günlerde çocuğunuz uyum sorunu yaşamamış olabilir. Fakat sonradan çocuğunuzun sergileyebileceği, gecikmiş tepkilere ve uyum sorunlarına hazırlıklı olun.

    Okulun ilk günleri  çocuklar kadar aileleri için de heyecan verici, ancak bir yandan da bazı ortak endişelerin yaşandığı dönemlerdir. Çocuklar bir yandan yeni karşılaştıkları sosyal ortama uyum sağlamaya çalışırken, bir yandan da üstlenmek zorunda oldukları sorumluluklar konusunda sahip oldukları becerileri sınarlar. Anne babalar  da, çocuklarının bu yaşantılarında ne derece  başarılı olacakları konusunda meraklanırlar. Çocuklar ve anne babalar, yaşamlarında önemli değişikliklerin olduğu ve yeni uyum becerilerine gereksinim duydukları bu dönemde bazı ortak duygu ve düşüncelere  sahiptirler.

Çocuklar Okula Başladığı İlk Günlerde Genellikle Neler Düşünür?

 

  • Burası ne kadar kalabalık!
  • Ne kadar büyük bir bina ya kaybolursam!
  • Büyük çocuklar bana zarar verir mi?
  • Okul servisi ya benim evimi bulamazsa ! Ya beni okulda unuturlarsa!
  • Burası evime çok uzak!
  • Tuvaletim gelince ne yapacağım?
  • Ne zaman oyun oynayacağız?
  • Öğretmenim beni sevecek mi?
  • Annem, babam, kardeşim neredeler?
  • Ne zaman eve gideceğim? Neden okula gelmek zorundayım?

 

 

 

 

Çocuklarını Okula Bıraktıkları İlk Günlerde Aileler Neler Düşünürler?

 

  • Acaba ağladı mı beni aradı mı?
  • Kendine arkadaş buldu mu?
  • Servisle ilgili bir problem yaşandı mı?
  • Yemeğini sevdi mi?
  • Tuvaleti kullanabildi mi?
  • Sıkıldı mı?
  • Eğlendi mi? Okulu sevdi mi?
  • Öğretmeni onunla yeterince ilgilendi mi?

Daha önce yuva deneyimi yaşamamış ya da olumsuz yuva deneyimi yaşamış çocuklar önokula ilk geldiklerinde anne babalarına sarılıp, içeri gelmekte zorlanabilirler. Bu yaşlarda çocuğun gereksinim duyduğu güven duygusu davranışlarının yönlenmesinde önemli bir etkendir. Çocuk önokula isteyerek ve severek gelse bile yeni ortama, çevresindeki insanlara alışması için zamana gereksinimi vardır.

Toplumsallaşma adına okula başlama, insan yaşamında ki en önemli değişikliklerin yaşandığı bir dönemdir. Bu dönem içerisinde, çocukların ve ailelerin bazı güçlüklerle karşılaşması kaçınılmazdır. Çocukların kendi aileleri içerisinde almayı öğrenmiş oldukları sorumluluklar, okul öncesi eğitime ve dolayısıyla okula uyum sağlamalarını kolaylaştıracaktır. Okula başlama döneminde psikolojik danışmanların, öğretmenlerin, ailelerin ve okul yönetiminin iş birliği  çocukların yaşayabilecekleri  oldukça doğal olan güçlükleri aşılabilmelerinde etkili olacaktır.

Amacımız sizlerle birlikte  çocuklarımızı eğitirken onların başarılı, sorumlu, mutlu ve kendi ayakları üzerinde durabilen bireyler olabilmeleri için  çaba harcamaktır.

 

 

 

 

 

 

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :