- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Okul Başarısızlığı

Okul Başarısızlığı sitemize 27 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

OKUL BAŞARISIZLIĞI
http://egitisim.inonu.edu.tr/Eda_okuldabasari.htm
Eda Artuksi
Sınıf Öğretmenliği
Okul, çocuğun yaşamındaki ilk toplumsal kurumdur. Okul kişiye yaşamında gerekli olacak değerleri ve bilgileri kazandırırken topluma uyum sağlaması için gerekli sosyalleşme becerilerini de kazandırmaktadır.

Okul döneminde çocuk yepyeni bir yaşama başlamış ve farklı tavırlar geliştirme ihtiyacındadır. Bu dönemde aile ve öğretmen tutumları çocuğun okul döneminde başarılı olması açısından oldukça önem taşımaktadır.

Okul başarısızlığı; öğrencinin gerçek yeteneği ile okuldaki başarısı arasında görülen farklılık olarak tanımlanabilir.Eğitim bilimleri sözlüğünde okul başarısızlığı; öğrencinin gizil yeteneklerinin altında sayılan bir başarı olarak tanımlanmaktadır.Okul başarısızlığı gösteren çocukların okul başarıları, gerçek yeteneklerinin altında seyretmektedir. Bu çocuklar, genellikle yeteneklerini kapasitelerinin altında kullanmaya programlanmışlardır.

Eğitimde başarısızlık üst üste yığılır, birikerek çoğalır. Bu nedenle başarısızlığın mümkün olduğunca erken fark edilmesi önemlidir. Okul yıllarının ilk dönemlerinde fark edilen başarısızlık, ilköğretim süresince düzeltilmezse, çocuğun tüm okul yaşamını etkileyebilir.

Okul başarısızlığını üç önemli faktör etkilemektedir:

1-Ev ve aile ortamı

a) Özgüven
b) Otonomi, kendi kendini yönetme
c) Güdülenme (Motivasyon)
d) Başarı konusunda anne ve babanın tutumu ve desteği
e) Ebeveynin aşırı baskısı
f) Ebeveynin beklentisi
g) Stres oluşturan olumsuz ev koşulları.

2-Bireysel özellikler

3-Okul ve öğretme

1-) Ev ve aile ortamı:

a) Özgüven: Öğrenmeden keyif alıp haz duymak büyük ölçüde çocuğun özgüvenine bağlıdır. Yakın çevresi çocuğun ihtiyaçlarını fark ederek, karşılamaya çalıştığında özgüven için önemli adımdır.

Çocuk sıcak, sevecen ve tutarlı bir aile ortamında sevgiyi bulur. Kendi kendine yetmeyi, kendinden hoşnut olmayı, kendine saygı duymayı öğrenir. Çünkü kabul görmekte ve kişiliğine saygı duyulmaktadır. Özgüvenli olmak, çocuğun karşısına güven duymasını sağlar.

b) Otonomi (kendi kendini yönetme): Anne baba çocuğun dış dünyayı keşfetme ve tanımak için yaptığı girişimleri desteklediği, bağımsız olması konusunda çocuğu teşvik ettiğinde, çocuk kendi kendine yetmenin hazzını yaşar. Okulöncesi döneminde kendi başına giyinir, soyunur, yemeğini yer, oyuncaklarını toplar. Okul döneminde tahtadan ödevini çeker ve evde tek başına yapar. Yapamadığı zaman da davranışının sorumluluğunu üstlenerek sorununu öğretmeniyle kendi başına çözmeye çalışır.

c) Güdüleme (motivasyon): Genellikle başarısız çocuk, motivasyonu eksik olan çocuktur. Motivasyonu geliştirmek için, çocuğun kendine olan güvenini kazandırmak, ailenin em önemli görevi olmalıdır.

Küçük yaştan itibaren fırsatlar oluşturulur ve bu fırsatları değerlendirmesi için çocuk cesaretlendirilir.

Teşvik edici tutum, çocuğu araştırmaya ve yeni şeyler öğrenmeye yöneltilir.

Örneğin, gelişimin ilk yıllarında çocuk sulu hamuru nasıl kek haline geldiğini merak eder. Anne bu etkinliği çocuğuyla paylaşırken, kekin çöpe atılma riskine rağmen kendi kekini yapması için ona fırsat vermelidir.

Olumsuz durumlarla karşı karşıya gelen çocuğun, yeni bir durum karşısında tekrar harekete geçmesinde yardımcı olmalıyız. Onun şevkini kıracak davranışlardan kaçınmalıyız. Bir annenin, “Bak gördün mü? Rezil ettin pastayı. Ben yapamazsın demiştim. Bir daha elini bu işlere sürme.” yerine “İlk deneme için gayet başarılıydın. Ama bir sonra ki sefer yağını biraz daha az koyalım mı?” tarzında bir yaklaşım çocuğu motive eder. Başarıya ulaşması için yeni adımlar atmasına yardımcı olur.

d) Başarı konusunda anne-babanın tutumu ve desteği: Anne ve baba, çocuğun bireysel kapasitesinin elverdiği oranda yapabileceğinin en iyisini yapması bekler. Bu arada önemli olan, çocuğun başarılarının saygı ile karşılanması, buna karşılık hazır ve yeterli olmadığı bir takım şeyleri başarıp, tamamlaması konusunda baskı yapılmamalıdır. Anne ve baba, çocuğun zorlanması halinde, çözüme yardımcı olmak ve onun kaygılarını paylaşmak üzere gerekli olan desteği göstermektedir.

Bir çocuk kardeşinden daha az yetenekli olabilir.

Önemli olan da, çocuğun başkalarından farklı olan yetenek ve özelliklerinin belirlenerek su yüzüne çıkarılması ve buna olarak, ondaki güven duygusunun pekiştirilmesidir.

Aile, okula önem vermemiş, karşı bir tutum takınmış veya öğretmeni küçümsemişse, çocuk bunların etkisinde kalarak başarısız olabilir. Çocuğun okul faaliyetlerine ailenin ilgi göstermemesi, onu köreltir. Bunun sonucu çocuk başarısız olabilir.

NOT:Tablo 1: Ailelerle başarılı ve başarısız öğrencilerin mizaç özellikleri (Tablo ekte verilmiştir.)

(Okul Başarısından Hayat Başarısına, Doç. Dr. İlhan Kasatura)

Ailelerin tutumları da farklılıklar göstermektedir.

Bu ailelerin özellikleri ise:

Katı durum gösteren “otoriter aileler: Öğrencinin ders çalışmasından tutun da birçok davranışına kadar çocuğa baskı uygulamaktadırlar.Bu gibi ailelerde yaşayan öğrencilerde karne korkusu daha fazla yaşanmakta.

Hatta bu öğrenciler ders çalıştıkları halde sınavlarda istediği performansı gösterememektedirler. Ayrıca; otoriter aile yapısında yetişen öğrenciler sınavlarda heyecanlanıp başaramama hissine kapılarak doğru cevap verememektedirler.

Aşırı Kontrolcü aileler, bu tip aileler çocuğun ders çalışma süreçlerini kontrol altında tuttuklarından çocuklarının tek başlarına iş yapabileceklerine inanmazlar . Çocuğu oturtup ders çalıştırır, yada ödev yaptırırlar.Bu davranışı gösteren ailelerin çocukları sorumluluk duygusunu kazanamazlar. Kişilik geliştiremezler.

Aşırı koruyucu aileler,Bu tür ailelerin çocukları onlar için her şeyden önemlidir.Onlara kıyamazlar.Sen dur çocuğum senin yerine ben okuyayım ,ödevini ben yapayım yorulma,üzülme diye çocuklarını korurlar.Çocuklarına ödev yapma ve ders çalışma sorumluluğu vermediklerinden. Çocuklarını tembelleştirirler.

Destekleyici aileler, Bu tür aileler çocuğunu zorlamadan daha küçük yaşlarda çocuğuna yapabilecekleri görevleri vererek ve bunları yaptığında da olumlu pekiştireçler vererek onlara güven duygusunu aşılamaktadırlar. Çocuğunu aşırı kontrol etmezler. Sorumluluklarını hatırlatan bir davranış sergilerler. Çocuğunu kontrol ederken destekleyici ve dengeleyici bir davranış gösterirler.

e ) Ebeveynin aşırı baskısı: Çocuk erişemeyeceğini düşündüğü yüksek başarıya ulaşmak için aşırı ve sürekli ebeveyn baskısı hissettiği zaman bu sabit baskı ile başa çıkamaz. Buna bağlı olarak anne babasının kendisinden beklediğini düşündüğü başarıya elde edemez. Bu duygu, onu yeni girişimler için cesaretsiz kılar.

Eleştirici anne baba tutumu karşısında çocukta içe çekilme, utangaçlık ya da özellikle ders konusunda yalan söyleme eğilimi görülebilir. Bunun yanı sıra psikosomatik baş ağrıları, tırnak yeme ve yetersiz arkadaş ilişkileri rastlanabilir. Böyle bir ortamda büyüyen 11 yaşındaki bir 5. sınıf çocuğu duygularını şu şekilde ifade etmektedir: “Bazen düşünüyorum da ben niye dünyaya geldim. Biraz düşük not aldığımda annem aşırı derecede tepki gösteriyor. Kızıyor, bağırıyor. Bazen babam ona engel olmak istiyor”

Çocuğu başarılı arkadaşlarıyla kıyaslamak yerine kendisiyle kıyaslamak gerekir. Önemli olan çocuğun “dünü” ile “bugünü” arasında görülebilen somut farktır.

f) Ebeveynin beklentisi: Anne babanın beklentisi çocuğun yeteneğinin üzerinde ve yüksek olduğu zaman çocuğun cesareti kırılır. Çocuk anne babayı hayal kırıklığına uğratmaktan korkar. Oluşan bu “başarısızlık kaygısı” çocuğu yeni girişimlerden ve denemelerden alıkoyar. “Düşük beklenti”de ise; çocuk kendini zorlamaz.çünkü zaten annesi ondan ödevini tamamlamasını beklememektedir.

g) Stres oluşturan olumsuz ev koşulları: Günümüzde stres, bireyin ihtiyaçlarının karşılanamamasından ortaya çıkan duygusal gerilim olarak tanımlanmaktadır.

Çocukluk stresleri , ihtiyaçların karşılanamamasından kaynaklandığı gibi, erişkinle çocuğun algılama farklılıklarından da kaynaklanabilir.

Çocuklar için stres yaratan ortamlar; yakın bir aile üyesinin ölümü, anne babanın yeniden evlenmesi, seyahate bağlı uzun süreli ebeveynden ayrı kalma, aile içinde hastalık,yeni okul, yeni öğretmen,annenin hamileliği, kardeş doğumu,okula yeni başlama, okulu bitirme veya taşınma sayılabilir.

Bu olumsuz durumlar çocuğun gelişiminin yanı sıra okul yaşamını da olumsuz etkiler.

Okuma ve matematikte başarısızlık gösterebilir. Bazı çocuklarda davranış sorunları yaşanır, utangaç, suskun, olabilirler ve içe çekilebilirler.

2-) Bireysel özellikler:

Bilişsel, fiziksel ve duygusal olgunluk yetersizlikleri, okul başarısını etkiler. Çocuğun IQ seviyesinin yaşıtlarına oranla düşük olması, öğrenme güçlüğü, depresyon, davranım bozukluğu, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun mevcut olması, bedensel bir engelinin veya rahatsızlığının bulunması, görme-işitme kayıpları önem taşımaktadır.

Son zamanlarda oldukça çok karşımıza çıkan duygusal zeka (emotion quotient), kişinin kendisinin ve diğerlerinin hislerini ve duygularını izleme, bunlar arasında ayırım yapma ve bu bilgiyi düşünce ve eylemlerinde kullanma becerisini içeren, sosyal zekanın bir alt kümesidir.

Zeka ve zeka testleriyle ilgili araştırmalar, insanları salt bilgiye dayanan yetilerle ölçmenin doğru olup olmadığı üzerinde odaklanmakta. Çoklu zeka kuramına göre çocuğun, bilinen 8 zeka türünden (Sözel-dilsel, mantıksal- matematiksel, müziksel-ritmik, bedensel-kinestetik, görsel-uzamsal, içsel, kişiler arası, doğa) en az birine sahip olduğu düşünülerek pek çok alanlarda değerlendirmeye tutulmalıdır. Eğer bu şekilde yaklaşılmazsa “başarısız öğrenci” diye nitelendirilen öğrencilerin sayısı artar. Burada başarısız olan eğitim sistemidir.

Harvard Üniversitesinden ve The New York Timesda davranış ve beyin bilimleri konularından sorumlu psikolog Daniel Goleman tarafından geliştirilmiş ve duygusal zeka becerilerinin, bilişsel zeka dediğimiz (IQ)dan daha önemli olduğunu 1995 yılında yayınlanan “Duygusal Zeka” adlı kitabında kanıtlamaya çalışmış.

Akademik zeka başarı için gereklidir, ancak başarıyı garanti etmez. Başarının anahtarı EQ dediğimiz duygusal zekadır. Duygusal zeka ise 1-6 yaş arasında ailede verilen eğitimle gelişir

Başarı için önemli gibi görünen duygusal nitelikleri betimlemek için bu terimden yararlanılmış. Bu nitelikler şunları kapsar:

Empati.
Duyguları ifade etme ve anlama.
Mizacını kontrol etme.
Bağımsızlık.
Uyum sağlayabilme.
Beğenilme.
Kişiler arası sorunları çözme.
Sebat.
Sevecenlik.
Nezaket.
Saygı.

3-) Okul ve öğretmen:

Öğretmenin öğretim yılı başında sergilediği tutum önemlidir. Bu tutum olumsuz davranışları pekiştirebildiği gibi daha iyi ve doyum sağlayıcı bir okul hayatı için yeni umutlar yaratabilir.

Her çocuğun kendini duygusal ve sosyal açıdan güvenli hissedebileceği, öğretmeninin ve arkadaşlarının ona gülmeyeceği bir ortam ihtiyacı vardır. Ancak bundan çocuk korkularını ve güvensizliğini yenmeye ve okuldan başarılı olmaya başlayabilir.

Beşinci sınıfları okutan bir öğretmenimle konuşuyorduk; öğretmenim sınıftaki başarısız bir öğrencisinden bahsetti. Öğrenci daha önce başka bir ilde bulunuyormuş. Anne ve baba çalışıyor. İki kardeşler, çocuk evin büyüğü. Öğretmen, öğrencinin bir şey söyleyeceği zaman yanıma gelip kısık bir sesle konuştuğundan bahsetti. Bunun sebebinin de; öğrencinin arkadaşlarının onunla dalga geçmesinden korkması olabileceğini söyledi.

Çocuğa başarabileceği görev ve sorumluluklar verilmeli (sınıf gazetesini yönetme, müzik kolu başkanlığı, sınıf başkanlığı gibi.). Fakat lider olma özelliğini başarılı öğrencilerin gösterdiği düşünülmektedir. Başarısız çocuklara yardımın en önemli öğelerinden biri, başarı tecrübeleri yaratılarak güvenini güçlendirmektir. Çünkü öğrenmekten ve keşfetmekten doğan heyecan ve memnuniyeti tadamamış çocukların normal okul çalışmaları konusunda yeterince gayretli olmaları beklenemez.

Başarısız çocuklar düşük performansları yüzünden bir türlü gerçekleştiremedikleri paylaşmaya şiddetle ihtiyaç duyarlar.

”Başarısız bir öğrencim olan A. Kendisiyle o kadar küskün ki herhangi bir yazılı ödev almaktan korkmaktadır. Çok çekingen olduğundan, ona başından geçen heyecan verici bir olayı yazması şeklinde bir ödev verdim. Ödevinden, kedileri ne kadar çok sevdiğini ve kendisine bir kedi hediye edildiğinde başından geçen olayları anlatıyordu. Daha sonra kedisi hakkında sınıfta sunacağı bir konuşma hazırlamasını teklif ettim. Biraz tereddütten sonra kabul etti. Çok memnun olmuştum. Bana öyle geliyor ki, onu ilgilendiren şeyleri başkaları ile de paylaşabileceğinin farkına varması, kendine güveninin gelişmesinde yardımcı olacaktır.

Öğretmen, öğrencinin ilerleyebileceğine ve yeteneklerini kullanabileceğine inanırsa , çocuk kendine olan güvenini kazanır ve sonuçta başarılı olabilir. Bu nedenle okul başarısızlığı gösteren çocuklar, sorumluluk almaya yönlendirilmeli, teşvik edilmeli ve çabaları takdir edilmelidir.” (Yavuzer 2001: 167)

Okul başarısızlığı bir kısırdöngüdür. Bu döngü, ancak öğretmenin beklentisini yüksek tutarak öğrenciyi motive etmesiyle kırılabilir. Öğretmenin beklentisi düşük ise, öğrenciye daha az övgü ve dikkat gösterecektir. Bu doğrultuda öğrencinin başarı konusundaki beklentisi düşecektir.Daha az çaba sarfeden öğrenci daha düşük notlar alacaktır. Bu doğrultuda öğretmenin öğrenciden beklentisi daha da azalacaktır. Bu kısır döngüden kurtulmak için beklentimizi yüksek tutmamız gerekecektir. Şu yanılgıya düşmememiz gerekmektedir; ” Adnan sen başarabilirsin, sana güveniyorum. Cemil sen zaten başarısızsın, senden bir beklentim yok.”.

Öğretmenin, öğrencinin okuldaki başarısında oynadığı rolün yanı sıra birde okulun özellikleri çocuğun okuldaki başarısını etkileyebilir.

Kemal Özalpler İlköğretim Okulu rehberlik servisinin, öğrenciler üzerinde yaptığı bir araştırmada;

-Sınıfımız çok kalabalık, sıkışık oturuyoruz.
-Okulumuzda tuvalet ve lavabolar temiz değil.
-Okul dersliklerimiz temiz değil
-Kantinimiz pahalı
-Okulumuzda sürekli para istiyorlar.
-Bazı arkadaşlarım kendilerini çok büyük görüyorlar.
-Okulda verilen cezalardan korkuyorum.
-Okulumuz iyi ısınmıyor.

Bunlara benzer sebeplerden dolayı çocuklar okuldan soğuyabilir. Okula gelmek istemeyebilir, öğretmenine ve arkadaşlarına karşı olumsuz tutum geliştirebilir. Bunun sonucunda da okulda başarısız olabilir.

SONUÇ

Çocuğun karnesini gören ailenin, çocuğa olumsuz yönde aşırı tepki göstermesini engellemek için, okul- aile işbirliğinin etkili bir biçimde sürdürülmesi faydalı olabilir. Aynı zamanda çoklu zeka kuramından yola çıkarak; çocuğun pek çok zeka türünden en az birisine sahip olduğu düşünülmeli ve çocuk tek bir zeka türünden değerlendirilmeye tutulmamalı. Okullarda rehberlik hizmetlerine yer verilmeli, zaman zaman yapılan testlerle, öğretmen gözlemleriyle ve ailelerle yapılan görüşmeler sonucunda öğrencinin başarısız olmasına neden olan etkenler araştırılmalı. Bu sonuçlar ışığında öğrenciye destek olunmalı, olumsuzluklar uygun koşullarda ortadan kaldırılmalı yada öğrenciyi başarısızlığa sürüklemesine engel olunmalı, öğrencinin başarıyı tatması sağlanmalıdır.

ÖĞRETMENLERE ÖNERİLER

1-Öğrencilerinizi kolejlere ya da Anadolu liselerine hazırlamak yerine, onları yaşama hazırlayın ve öncelikle öğrenmeyi sevdiriniz.

2-Öğrencilerinizi ayrı ayrı tanıyarak, onları farklı sosyo- ekonomik ve kültürel dünyalardan gelen, farklı potansiyellere sahip bağımsız bireyler olarak kabul ediniz.değerlendirmelerinizi bu ölçülere göre yaptığınız takdirde “kıyaslama” yanılgısına düşmezsiniz.

3-Öncelikle davranış bozukluğu veya uyum sorunu gösteren öğrencilerinizin sorunlarıyla meşgul olunuz. Ancak bu takdirde sınıfınızda başarılı bir öğrenme ortamı oluşturulabilir.

4-Öğrencilerinize yönelttiğiniz “beklenti düzeylerinizin” farklı olmamasına, çeşitli etkenlere bağlı olarak onlara değişik yaklaşımda bulunmamaya özen gösteriniz.şunu biliniz ki sözlü olmasa da beden dilinizle tüm davranışlarınız öğrencilerin tamamı tarafından dikkatle izlenmekte ve değerlendirilmektedir.

5-Başarısız öğrencilerinizin başarabileceği bir “konu” ya da “etkinlik” bulunuz. Başarması ve arkadaşlarıyla paylaşması için onu destekleyiniz.başardıktan sonra da övgü ve takdiri ihmal etmeyiniz. Burada önemli olan çocuğa “başarının tadını” aldırmaktır. “başarılmış eylem” bireyi yeni başarılar için motive eder. Bunun için tetiğin bir biçimde çekilmesi gerekir.

6-Başarısız öğrenciyi, sınıf içinde aşağılamak ve dışlamak onu hiçbir şekilde başarıya yöneltmez. Tam tersine “başarısızlık kaygısı”nın pekişmesini sağlar.

KAYNAKÇA

YAVUZER, Haluk. Çocuk Eğitimi El Kitabı.İstanbul, Remzi Kitabevi, 2001 Ekim
ÖNCÜL,Remzi. Eğitim ve Eğitim Bilimleri Sözlüğü. M.E.B.
ÇELENK, Süleyman. Okul Başarısının Ön Koşulu: Okul Aile Dayanışması, Abant İzzet Baysal Üniversitesi,2003
KASATURA, İlhan. Okul Başarısından Hayat Başarısına.
BAYGINER, Mehmet- BİLGİÇ, Necati. Anne Babalar İçin Karne Zamanı…!, Mamak Rehber Öğretmenler Araştırma Merkezi
FINDIKÇI, İlhami. Davranış Bilimleri Uzmanı. Karnedeki Başarı Öğrenci Kadar, Öğretmen ve Ana Babaların Başarısıdır!, Yaşadıkça Eğitim/45/1996

Aileye göre
başarılı öğrenci Aileye göre
başarısız öğrenci Başarılı öğrenciye göre aile Başarısız öğrenciye göre aile
Neşeli
Kolay uyar
Hırçın
Sosyal, girişken
Mantıklı
İyimser Durgun
Uysal
Öfkeli
Uyumsuz, çekingen
Duygusal
Kötümser Neşeli
Sosyal
Koruyucu
Arkadaşça
İyimser
İşbirlikçi Huysuz
Sosyal olmayan
Koruyucu
Arkadaşça olmayan
Kötümser
Anlayışsız
Tablo 1: Ailelerle başarılı ve başarısız öğrencilerin mizaç özellikleri
(Okul Başarısından Hayat Başarısına, Doç. Dr. İlhan Kasatura)

http://pdrhizmetleri.sitemynet.com/a12.html
Ders başarısına etki eden diğer nedenlerden biriside çocukta olabilecek depresyon , madde bağımlılığı , uyum bozuklukları ,aile ile ilgili problemler, psikososyal stres etkenleri , anksiyete bozuklukları gibi psikiyarik durumlarda da ders başarısızlıklarına neden olabilir. Bu durumlar ders başarısızlığının yanında ek belirtiler ile kendini gösterir. Bu negatif etkenin ortadan kaldırılması ile ders başarısızlığında düzelme belirgin olarak görülür.
Ders başarısızlığı olan çocukların yaşıtları ile kıyaslanmadan ve özgüvenleri zedelenmeden , ders başarısı için yönlendirilmeleri önemlidir. Çocukların bu türlü sıkıntıları varken anne babanın aşırı ilgisiz ve aşırı kontrol durumları, çocukların bu durumlarının devam etmesine neden olur. Önemli olan anne babaların çocuklarına vakit ayırarak , onların durumlarından haberdar olmaları ve bu türlü problemler , tamamen çocuğun yaşamında pekişmeden gerekli önlemler alınmalıdır.
Çocukların okul ile ilgili problemleri önem arz etmektedir. Okul ile ilgili sorunlar ciddi sonuçlar doğurabilir. Bu sonuçların ele alınmasında vakit kaybedilmemelidir. Belli bir yaştan sonra çocukların psikososyal gelişiminde okulun etkisi çok büyüktür. Okul da olan herhangi bir problem çocuğun genel olarak ruh sağlığına ve psikososyal gelişimine direk etki eder.
Çocukların zeka kapasiteleri , kişilik yapıları , ailenin sosyo ekonomik ve sosyokültürel durumu, okulun kalitatif ve kantitatif özellikleri, öğretmenlerin tutumu , okuldaki arkadaşlarının özellikleri vb etkenler çocuğun okul ile ilgili konumunu belli eder. Ve bu etkenlerden herhangi biri ile ilgili sorun çocuğun okul sorunu olarak karşımıza çıkar.
Okul sorunlarının zamanında tespiti ve tedavisi çocuğun işlevsellik kaybını ve öğrenme performansındaki zararı en aza indirir. Belli bir zeka seviyesine rağmen ders başarısındaki ilerleyen düşme okul sorunlarının en temel göstergesidir. Çocuğun okula gitmek istememesi okul ile ilgili değişik bahaneler söylemesi ,bedensel yakınmalar ile aileye yakınması , ders çalışmak istememesi , son zamanlarda okul arkadaşlarından uzaklaşması , sabah okula gitmek için kalkmakta zorlanması , okula gitmemek için sıradan bahaneler sunması ,okul ile ilgili bazı sorunların olduğunun göstergesidir.
Bu durum bazı psikiyatrik rahatsızlıklardan da kaynaklanıyor olabilir. Ayrıntılı psikiyatrik muayene ile bu tür bir ayrıcı tanı yapılmalıdır. Zaman geçirmeden soruna müdahale edilmelidir. Aileden , okuldan veya çocuğun kendinden kaynaklanan problem çözülmeye çalışılmalıdır.
ÖGRENMEYI KOLAYLASTIRAN 24 KURAL
(AILELERE ÖNERILER )
1. Planlarınızı Paylaşın:
Düzenli olarak yaptığınız aile toplantılarında, çocuğunuza model rolünde bir ebeveyn olarak kendi planlarınızdan bahsedin. Planlı olunduğu aktiviteler planlaması için yardımcı olun ve ders çalışma programının aralarına aile toplantıları koyun.
2. Kitap Okuma Saatlerinin Kaydını Tutun:
Yatay eksende haftanın günlerinin yazılı olduğu bur grafik tutarak çocuğumuzu okuma konusunda motive edebilirsiniz. Çocuğunuzun en sevdiği kitaptan her akşam kaç sayfa okuyacağı konusunda hedef belirlenmesini sağlayın ve grafiği nasıl işaretlemesinin gerektiğini öğretin. Bu şekilde her gün okuduğu sayfa sayısının arttığın göreceksiniz ve daha da önemlisi çocuğunuza bu ilerlemesinden dolayı övdüğünüz zaman yüzündeki ışıltıyı sizde fark edeceksiniz.
3. Problemlerine Yardımcı Olun (Sorunlarıyla İlgilenin):
Çocuğunuzun okulda sürekli tekrar eden bir problemi olduğunda, çocuğunuzun öğretmeniyle konuşun ve problemi çözmek için planlar yapın. Buna rağmen sorun hâlâ devam ediyorsa, çözülmemişse ilerlemesine engel olan belirli bir öğrenme problemi olup olmadığını anlamak için bir test uygulayın.
4. Dinlenme Metodlarını Öğretin:
Eğer çocuğunuz sınav olurken panikliyorsa, ona küçük bir dinlenme, rahatlama tekniği öğretin. Önce, karnından yavaş ve rahat nefes almasını söyleyin. Daha sonra, nefesini verirken fısıltıyla D-İ-N-L-E-N demesini söyleyin. Çocuğunuza gerginliği ve vesveseleri arttığında bu yeni metodu uygulaması için cesaretlendirin. Bunu aynı zamanda siz de uygulayabilirsiniz.
5. Sınavlarda Kendime Güvenmesi Gerektiğinin Tahşidatını Yapın:
Bazı çocuklar herhangi bir sınava tam olarak hazır olduklarını hissetmek için aşırı çalışma ihtiyacı duyarlar. Eğer sizin çocuğunuzda bu kategorideki çocuklardan biriyse, sınav gününden günlerce önce tekrar etmesini sağlayan, makul bir ders planı hazırlamasına yardımcı olun. Çocuğunuzun kendine güvenini kuvvetlendirecek uygulama sınavlarına girmesini sağlayın.
6. “Araştır, Sor, Oku, Anlat, Tekrar et” Metodunu Çalışma Aracı Olarak Kullanın:
Sayısal sözel veya herhangi bir ders ile alakalı bir konuya çalışmaya başlamadan önce, çocuğunuza önce o konunun genel olarak ne hakkında olduğunu anlaması için araştırması gerektiğini, daha sonra konudaki başlıklar hakkında kendi kendine sorular üretmesi gerektiğini, bir sonraki aşmada bu sorunlara verilen cevapları okumasını, daha sonra verilen bu cevapları kendi kendine anlatmasını ve en son olarak da bütün öğrendiklerini tekrar etmesi gerektiğini öğretin veya sağlayın.
7. Televizyon İzleme Vaktini Sınırlayın:
Çocuğunuzun her hafta kaç saatini TV önünde geçireceğine karar verin. TV rehberinden, programları ve showları çocuğunuzun önceden seçmesini sağlayın. Uygun zamanlarda tekrar izletmek için özel programlar kaydedin.
8. Aile Olarak Yılda TV’den Uzak Kalmayı Planlayınız:
Yılda bir hafta TV izlemeyin. Bu süre daha zevkli işlerin yapılmasına ve yeni şeylerin öğrenilmesine vesile olabilir.
9. Çocuğunuzla Beraber TV İzleyin:
Programın içeriğini çocuğunuza açıklayın. Çocukların gerçek ve hayali ayırt etmelerine yardımcı olun. Reklamları tartışın ki çocuğunuz bilinçli bir tüketici olabilsin.
10. Beraber Okuyun:
Bütün ailenin aynı anda katılabileceği bir okuma saati ayarlayın. Çocuklar, anne-babalarını okurken görmeye ihtiyaç duyarlar. “Söylediğimi yap”, ifadesinin “Yaptığımı yap” kadar etkili olmadığını unutmayın. Okuma kelime dağarcını arttıracaktır ve sohbetleri zevkli hale getirecektir.
11. Öğretici Oyunlar Oynayın:
Bekleme zamanlarında ve diğer boş vakitlerde, çocuğunuzun düşünmesini harekete geçirmek için aklınızda bir oyun hazır olsun. Twenty Question (20 soru), Categories (sınıflar) ve I Spy (casusluk yaparım) sınıflandırma becerilerini ve yöntemini öğretir. En erken yaşlardan başlayarak, çocuğunuzun aletlerin çalışma şeklini, kavramları ve çevresindeki nesnelerin özelliklerini anlamasının nasıl geliştiğini gözlemleyin.
12. Mantıklı Hedefler Belirleyin:
Bir çocuk için C’den A’ya derece atlamak imkansız gibi görünür. Her seferinde çocuğunuzun her gece çalışması için destekleyin ve gösterdiği çaba için her gün onu tebrik edin. Gelişmeyi göreceksiniz.
13. Soruları Cevaplayın:
Öğrenme, saat 3’te bitmez. Soruları öğrenme deneyimine çevirin. Eğer çocuğunuzun sorunlarının cevabını bilmiyorsanız bir kaynak kitaba baş vurun. Bir gezi planladığınızda önce biraz ev ödevi yapın. Beraber gideceğiniz yerin tarihini araştırın. Görülmeye değer yerlerin listesini yapın ve bu yerin neden önemli olduğunu bulun.
14. Matematiği Gerçekçi Yapın:
Çocuğunuz, gerçek yaşam durumları yansıtan kelime problemine sahip olduğunda, gerçek araçları kullanın. Oturma odanızı adımla ölçün. Belli bir hızla gidilirse, büyükannenin odasına gitmenin ne kadar süreceğini hesaplayın. Matematiği gerçek hayatta ilişkilendirmek, çocuğunuzun öğrenme için ilkeleri ve sebepleri anlamasını kolaylaştırır.
15. İyi Bir Dinleyici Olun:
Çocuğunuzun, size her gün okumasını sağlayın. Onu sadece yanlış okuduğu kelimeleri düzeltmek için dinlemeyin. Biriyle bağlantılı kavramlar hakkında o durumda karakterlerin başka neler yapmış olabileceği hakkında, daha sonra ne olabileceği hakkında konuşun. Çocuğunuzun, benzer temalarda okumuş olduğu hikayeleri hatırlamasını ve onları karşılaştırmasını sağlayın.
16. Birlikte Sesli Okuyun:
Çocuğunuz okumaya başladıktan sonra ona kitap okumayı sürdürün. Şiir ve klasiklere de yer verin ve çocuğunuza okutturun. Sizin çocuğunuza okuduğunuz kitapların çoğu daha sonraları en sevilen ve tekrar tekrar okunan kitaplar arasında yer alır.
17. Okul İşlerinde İstekli Olun:
Çocuğunun gittiği okulun faaliyetlerini destekleyen velilerden olun. Özel durumlarda okulda bulunacak telefon konuşmalarında bulunarak okula yardımcı olun. Çocuklar anne ve babalarını okulda görmekten çok hoşlanır. Ayrıca okulun sizin yardımınıza ihtiyacı var.
18. Öğretmenlerle Konuşun:
Çocuğunuzun öğretmeniyle görüşmek için bir sorun çıkmasını beklemeyin. Diyalogu ilk günlerden başlatın ve devam ettirin. Okulun ve öğretmenlerin yaptığını takdir etmek, bunu onlara hissettirmek çok önemlidir. Ufak bir teşekkür pek çok yol aldırır. Öğretmenlerin de olumlu tepkilere ihtiyacı vardır.
19. Konuşmayı Genişletin:
Küçük çocuklar konuşmaya başladığı zaman onlara baş sallayarak yada tek kelimelik cevap vermeyin. Çocuğunuzun kelime dağarcığını genişletin ve onları düşünmeye sevk edecek cevaplar verin. Sonraları, çocuğunuzun uzun cümleler kurmasına ve düşüncelerini detaylarıyla açıklamasına yardımcı olun.
20. Çok Pratik Yaptırın:
Mükemmellik amaç değildir. Büyüklerle kurulan en küçük bir diyalog, oyunlarda rol alma gibi faaliyetlere çocuğunuzun pratik yapmasını sağlayacaktır.
21. Her gün Matematikle Uğraşın:
Çatalları saydırarak, kurabiyeleri toplatarak, malzemelerin ölçülerini verdirerek, termostatı ayarlayarak vb. çocuğunuza matematiğin önemini sezdirin.
22. Okul Takip Çizelgesi Tutun:
Çocuğunuzun her yıl çalışmasını gösteren bir çizelge belirleyin ve böylece onun neleri öğretmekte olduğunu anlayabilirsiniz. Bu şekilde sık sık tekrarladığı hataları ya da dikkatsizlikleri saptayarak gerektiği zaman bu çizelgenin size yardımcı olmasını sağlayabilirsiniz.
23. Okul Çalışmalarını Sağlayın:
Çocuğunuz okulda olamadığında ev ödevlerini gözardı etmeyin. Çocuğunuzun ödevlerini düzenlemesinin önemli bir yeri vardır. Bu çocuğunuzun çalışmalarını saklı tutmasına ve hergün sınıfta olanların önemli olduğunun sizin tarafınızdan bilinmesine yardımcı olacaktır.
24. Ev Ödevi Planı Yapın:
Çocuğunuza ödevlerini yapması için iyi bir ışık ve aydınlatma sağlayın. Düzenli bir zaman ayarlayın. Çocuğunuzun yaptığı ödevleri zamanında ve doğru biçimde övün.
http://www.kimyaokulu.com/rehberlik/okul_basarisini_artirmakicin_neler_yapabilirim.htm
REHBERLİK

ÇOCUĞUMUN OKUL BAŞARISININ ARTMASI İÇİN NELER YAPMALIYIM?

Sorumluluk duygusunu artırmaya çalışınız: Sorumluluk duygusunun artırılması uzun dönemde çocuğun birçok işinde başarılı olmasını ve ona talimat vermeden kendi görevlerini üstlenmesini sağlayacaktır. Sorumluluk duygusunun artması için daha küçük yaşlardan itibaren ona görevler vermek ve bu görevleri takip etmek önemlidir. Çocuğa verilen sorumluluk, onun bazı konularda kendiliğinden düşünmesini sağlar.
Yaşına uygun yapabileceği görevler veriniz: Bu görevler özellikle çocuğun bireysel gelişimini uygun bir şekilde hızlandıracak ve onun daha sağlıklı bir psikolojik gelişim düzeyine ulaşmasını sağlayacaktır. Yaşa uygun görevler, sorumluluk duygusunun artması ve gelişimin normal devam etmesi ile birlikte çocuğun ders başarısına olumlu yansıyacaktır.
Başarılı olmuş kişileri çocuğa sevdiriniz ve örnek gösteriniz: Özellikle belli bir yaştan itibaren çocuklar kendilerine model ararlar. Anne babanın iyi bir model olmasının yanı sıra, başarılı olmuş kişilerin çocuklara model olarak gösterilmesi onların derse karşı ilgi ve motivasyonunu artıracaktır. Çocuğunuz olumsuz modelleri örnek almadan siz ona ideal bir model olunuz. Sizin dışınızda onun için ideal olan modelleri ona sevdiriniz.
Kendine güvenmesini sağlayınız: Çocuğun derslerin üstesinden gelmesi için özgüveninin yerinde olması gerekmektedir. Özgüveni yerinde olan çocuklar derste daha aktif ve katılımcı olmakta, ders içerisinde kendilerini rahatlıkla ifade edebilmektedirler. Birçok çocuk tanımaktayız ki soruları bildikleri hâlde tahtaya kalkıp cevap verememektedirler. Aynı zamanda çok güzel üretkenlikleri varken bu üretkenlikten kimseye bahsetmemekte, kendilerine güvenlerini ortaya koyamamaktadırlar.
Okul arkadaşları ile iyi ilişkiler kurmalarını sağlayınız:
Okul ortamı özellikle çocuğun ders başarısını etkileyen önemli bir faktördür. Çocuğun okula severek gitmesi ve okuldan bir şeyler öğrenmesi, arkadaşları ile iyi ilişkiler kurması önemlidir. O nedenle okul ile ilgili olumlu konuşmaya dikkat ediniz. Okulun ve ders ile ilgili durumların olumlu taraflarını sürekli evde gündeme getirmeye çalışınız.
Ondan yapamayacağı şeyleri istemeyiniz: Özellikle çocuklardan yapamayacağı görevlerin istenmesi onlarda yetersizlik, başarısızlık ve güvensizlik duygularını artırmaktadır. Yapamayacağı şeyler konusunda ısrarcı olmamalı, çocukları iyi tanımaya çalışarak yetenekleri doğrultusunda yönlendirmeye çalışmalıyız. Dersler konusunda da aşın beklentilerin olması çocukların derslerden tamamen uzaklaşması sonucunu getirebilir.
Ona olduğundan daha küçükmüş gibi davranmayınız: Her çocuğun yaşma uygun gösterdiği olumlu özelliklerin teşvik edilmesi, normal psikolojik gelişim basamaklarını tamamlaması açısından önemlidir. Anne babaların çocuklarına yaşından küçükmüş gibi davranması, normal psikolojik gelişim basamakları konusunda sorunlar oluşturabilir. Özellikle annelerin bu konuda hatalı olduklarını görmekteyiz. Bu durumda çocuk, derslerle ilgili sorumluluk almakta güçlük çekebilir.
Onun ile birlikte vakit geçirin, kendini ifade etmesini sağlayınız: Bu durum onun stresinin azalmasına, derse yeteri kadar vakit ayırmasına yardım eder. Kendine güveni olan ve kendini rahat ifade eden çocuk birçok derste başarılı olacaktır. Onunla birlikte geçirilen zamanlar, iyi diyaloga neden olacak ve sizin onu ders konusunda yönlendirmenizi kolaylaştıracaktır.
Uygun olmayan arkadaşlarını onunla konusunuz: Uygun olmayan ve özellikle derse karşı ilgisiz arkadaş grubu çocukların dersten uzaklaşmasına neden olmaktadır. Ek olarak okulu aksatma, öğretmene karşı saygısızlık, kuralları hiçe sayma gibi tutumlar uygun olmayan arkadaş çevresinde sık olarak görülmektedir. Çocuklar da bu ortamdan olumsuz şekilde etkilenebilirler, ders ile ilgili uygun arkadaşlıklar ise, sonuna kadar desteklenmelidir.
Madde kullanımından uzak kalmasını sağlayınız: Madde kullanımı, maddenin çeşidi ne olursa olsun, çocuğu dersten ve okuldan uzaklaştıran ve tehlikeli gidişatı hızlandıran bir durumdur. O nedenle çocukla iyi bir diyalogun olması, madde bağımlılığından uzak tutulması önemlidir. Madde bağımlılığı, önemli tehlikelerin işaretçisi olabilir.
Ders için yeterli vakit ayırmasında ona yardımcı olunuz:
Özellikle bazı çocuklar ders çalışma saatlerini dinlenme saatleri ile yer değiştirerek uzun süre ders harici aktiviteler yapabilirler. Bu durumda anne ve babaların gerek ev ortamını ders için uygun hâle getirmeleri, gerekse evde onunla birlikte ders çalışma programı yapmaları, derse ayrılan zamanı biraz daha artırabilecektir. Bazı çocuklar ufak tefek destek ile bunu başarabilirler.
Onun okul başarılarını uygun bir şekilde ödüllendiriniz: Özellikle derse karşı gösterilen başarıların, okulda o gün için sıradan bile sayılabilecek başarının (Örneğin; tahtaya kalkıp ders anlatma, parmak kaldırma vb.) anne baba tarafından desteklenmesi ve övgü dolu sözler ile karşılık alması, çocuğun derse karşı ilgisini artıracaktır. Unutulmamalıdır ki aynı şekilde öğretmenin de destek ve övgüsü çocuğun derse karşı ilgisini canlı tutmada önemlidir.
Ona her zaman cesaret veriniz, onu destekleyiniz: Derste veya herhangi bir olumlu aktivitede cesaretlendirilen ve teşvik edilen çocuklarda derse karşı ilgi fazla olur. Çocuğun üzerine aldığı sorumluluklar da dahil olmak üzere, cesaretlendirilmesi, onaylanması onun başarısında önemli bir noktadır. “Sen başaramazsın!” mesajı çocuğun kendine karşı güvenini oldukça azaltacaktır.
Başarısızlıkları için konuşunuz, onu başarıya motive ediniz:
“Başarı ile başarısızlık kardeştir.” sözü bu konuda önemli bir mesajı içerir. Çocuk sürekli başarı için şartlandırılırsa başarısızlık olduğunda ciddî anlamda hayal kırıklığına uğrayabilir. Bu nedenle başarısız olduğu dönemler de olacağı için; yargılama, eleştirme ve kıyaslamaya girmeden başarısızlığı konusunda ona yardımcı olunmalıdır.
Öğretmeni ile onun hakkında sık sık iletişime giriniz: Öğretmenler, okul içerisinde öğrencileri doğrudan gözlemleme imkânı bulmaktadır. O nedenle öğretmenlerin gözlemlerini dikkate almak, problemlere ortak müdahalede bulunmak ve öğretmenin ders konusunda desteğini almak oldukça önemlidir. Öğretmeni ile iletişim sizin sorunları önceden fark etmenizi sağlayacak ve sorunlara zamanında ve etkili müdahale etmenizi kolaylaştıracaktır. Öğrencinin yanında, öğretmenini eleştiren konuşmaları kesinlikle yapmamaya çalışınız. Öğretmenine güveni sarsılan çocuğun derslerini sevmesi beklenemez.
Öğretmeninin onun hakkındaki önerilerini dikkate alınız: Öğretmenlerin önerilerini göz önüne almak ve çocuğun problemleri hakkında birlikte çözüm yolları üretmek önemlidir.
Hayatta düzenli ve programlı olmasına yardımcı olunuz:
Özellikle küçük yaştan başlayarak çocukların düzenli ve programlı olmaları için önlemler almak gerekir. Bu önlemler ailece alınırsa daha etkili olmaktadır. Programsız olan bir evde, çocuktan program beklemek biraz anlamsız olacaktır. Evin programını düzenledikten sonra çocuğunuzdan da program bekleyebilirsiniz. Gece geç saatlere kadar uyuma imkânı bulamayan veya yemek yeme düzeni farklılıklar gösteren çocuk, okulda düzensiz ve ev ödevlerinde de programsız olacaktır.
Onun stres faktörlerini hesaba katın, psikolojik durumuna dikkat ediniz: Özellikle stres faktörleri var ise, (önceki sayfalarda bunu ayrıntılı olarak açıklamıştık.) Bu durum çocuğun ders başarısını olumsuz yönde etkiler. Stresin hafifletilmesi ve çocuğa destek olunması gerekir.
Aile içi huzuru ve sevgi ortamını onun için hazırlayınız:
Huzurlu ve mutlu bir aile ortamı çocuğa farkında olmadığı birçok kazanç sağlar. Aile içi huzur ortamında eşlerin karşılıklı sevgi ve saygı duyduğu bir yuvada çocuklar da kendini mutlu ve huzurlu hissedecek, yaşlarından beklenen görevleri üstlenebileceklerdir. Diğer yandan evde gerekli huzuru ve mutluluğu bulamamış çocuklar derse konsantre olmakta zorlanırlar. Kendilerinden beklenen görev ve sorumlulukları yerine getirmekte güçlük çekerler.
Anne ve baba olarak derslerinde ona destek olunuz: Ders konusu sadece tek bir kişinin görevi değildir. Anne ve babanın bu görevi birlikte üstlenmesi gerekir. Ders konusunda hem anne hem babanın ilgilenmesi, çocuğun bu konuyu kendi gündemine getirmesini sağlayacak ve çocuk bu konuda daha dikkatli davranacaktır. Sadece annenin gayret göstermesi ya da tamamen babanın ilgilenmesi, sonuçları itibariyle tavsiye edilmeyecek bir ilgilenme şeklidir.
Ders çalışmanın dışındaki zamanlarda dinlenmesini sağlayınız: Hayatın ve onun gündeminin sadece dersten ibaret olmadığı bilinmelidir. Ders dışı zamanlarda onun ile mutlu bir şekilde eğlenceli vakit geçirmek; sosyal ve sportif faaliyetler yapmak oldukça önemlidir. Çocuk ders dışındaki dönemlerde enerjisini, stresini atabilecek ve derse karşı daha iyi konsantre olabilecektir. Bu türlü aktiviteler derse karşı da ödül olarak programa konulabilir.
Onu okumaya teşvik ediniz, okuma alışkanlığı kazanmasına yardımcı olunuz: Ders başarısının kazanılmasında, özellikle okuma alışkanlığı önemlidir. Ancak okuma alışkanlığının daha okul öncesi dönemden başlatılması, küçük yaşta bu güzel alışkanlığın bilinç altına yerleştirilmesi gerekmektedir. Ayrıca bu dönemde çocuğa bir şeyler okumak ve okuma alışkanlığını teşvik etmek önemlidir. Okul çağında dinleme, anlama ve anlatma becerisini kullanan çocuklar derslerinde de başarılı olmaktadırlar.
Ona, dikkatini dağıtmayacak bir ders çalışma ortamı hazırlayınız: Özellikle ders çalışma ortamının sade, görüntü kirliliğinden uzak, biraz sessiz bir ortam olması, çocuğun ders başarısına çok olumlu katkılar sağlayacaktır. Dikkatin dağılması, derse karşı verimliliği de azaltmaktadır.
Dikkatini devam ettirme konusunda eksikliği olup olmadığını kontrol ediniz: Dikkat süresi yaşa göre değişiklikler göstermektedir. Buna paralel olarak dikkat süresi kısa olan çocuklar, çabuk sıkılacak ve dersin başından çabuk kalkacaklardır. Böyle çocuklar ise derslerini tamamlamakta güçlük çekeceklerdir. Bu durum daha çok dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğundan kaynaklanabilir.
Onun kapasitesinin üstünde beklentilere girmeyiniz: Ders başarısı konusunda çocuğun zekâ kapasitesinden ileri başarı beklemek, çocukları strese iterek onların başarısızlığını daha da artıracaktır. Ders başarısı konusunda aşırı baskı yapmak, çocukları strese bağlı reaksiyona itmektedir.
Okulu sıradan bahanelerle aksatmasına izin vermeyiniz, bu durumu denetleyiniz: Bazı çocuklar, anne babalarının da bu konuda hassasiyet göstermemesi sonucu sıradan bahanelerle dersleri ve okulu aksatmak ister. Sıradan bahanelerle okulu aksatmak, okula verilen değerin azlığını göstermekle birlikte, çocuğun okul ve derse motivasyonunu bozacaktır.
Derslerine engel olabilecek isteklerini, uygun bir şekilde sınırlayınız: Bazı çocuklar ders dışı dinlenme ve eğlenme konularında oldukça fazla zaman harcarlar. Bunun önüne mutlaka geçilmelidir. Bu durum çocukların isteğine bırakıldığı takdirde zaman boşa geçecek ve programsız bir insan ortaya çıkacaktır. Çocuğun ders dışında dinleneceği, oynayacağı zaman boşlukları mutlaka olmalıdır. Ancak bu boşluklar belli bir plân dahilinde dengelenmelidir.
Onu ders ve sınavlar konusunda paniğe sevk etmeyiniz: Bazı anne babalar ders başarısı konusunda çocuğu paniğe sevk etmektedir. Bu panik, çocuğun stres ve gerilimini artırarak ders konusunda hata yapmasına, performans kaygısı çekmesine neden olur. Anne babaları bu konuda sakinliğe ve stresten uzak yönlendirmeye davet ediyoruz.
Her gün düzenli ders çalışmasını sağlayınız: Düzenli ders çalışma; zaman içerisinde çocuğun ders konusunda birikim yapmasını ve temelde boşluk oluşmamasını sağlar. Bu durum çocuğun mizacı, ona kazandırılan sorumluluk duygusu, evin programı gibi faktörlere de bağlıdır.
Düzenli öğünlerle gıda alımı ve çeşitliliğini sağlamaya çalışınız: Yemek düzeni konusunda çok fazla titizlik göstermek, çocukları bunaltır. Çok fazla titizlik yerine, belli düzeyde gıda çeşitliliği ve öğün düzeni sağlanmaya çalışılmalıdır.
Onun kabiliyetlerini yönlendiriniz ve gelişmesini sağlayınız:
Kabiliyetlerinin farkında olan çocukların, kendilerine güveni oldukça fazladır. Bu nedenle çocuğun kabiliyetleri, ne olursa olsun, onaylanmalı ve desteklenmelidir. Unutulmamalıdır ki bu yönlendirme dolaylı olarak çocuğun mutluluğuna ve ondan beklenen işlevselliğin artışına neden olacaktır.
Onunla mümkün olduğu kadar nitelikli zaman geçiriniz: Anne babalar ilginin kalitesini artırarak çocuğu ile nitelik yönünden kaliteli zaman geçirmelidir. Bu nitelik çocuğun anne baba ile ilişkisini düzeltecek ve anne babanın yönlendirmesini kolaylaştıracaktır.
Uyku düzeninin bozulmamasını sağlayınız: Bazı çocuklar, geç saatlerde uyuma ve sabah geç kalkma seklinde düzensiz bir ritim gösterirler. Bu düzensizlik, çocuğun sabahın ilk saatlerindeki verimliliğini azaltır. Buna bağlı olarak dersten uzaklaşma ve dersten kopma olabilir. Uyku düzensizliği, anlama ve algılamayı zorlaştırır.
Hafta sonlan ve yaz tatillerinde yeterince dinlenmesini sağlayınız: Her şeyin ders demek olmadığını söylemiştik. Ders çalışma dönemleri arasındaki dinlenme kalitesi artarsa bu durum dolaylı olarak derse karşı ilgiyi ve öğrenme kapasitesini de artırır.
Okulda yolunda gitmeyen şeylere karşı uyanık olunuz: Bazı çocuklar anne babalarına karşı kendilerini iyi ifade edemezler. Bazen okulda birtakım zorluklar oluşur ve bu durum iyi ifade edilmediği için problemler giderek büyüyebilir. Bu problemlerin zamanında fark edilmesi çözüm açısından oldukça önemlidir. Yolunda gitmeyen şeyler ile ilgili olarak anne ve babaların, okul ve çocukla iyi bir ilişki içinde olması gerekmektedir.
Yaşıtları ve başkaları ile onu kıyaslamayınız: Kıyaslama çocukların en sevmedikleri şeylerin başında gelir. Bu konu çocuğa dolaylı olarak “Sen başarısızsın.”, “Sen kötüsün, o iyi.” mesajı vermektedir. Bu nedenle bu mesajdan kaçınmak gerekir. Unutulmamalıdır ki çocuğun özgüven gelişimi açısından kıyaslama yapmak, olumsuz bir durumdur.
Çocuğunuz ile okul ve dersler hakkında belli aralarda durum değerlendirmesi yapınız: Gidişatın farkında olmak, gidişat konusunda onunla fikir alışverişi yapmak önemlidir. Bu diyalog, çocuğun dersle ilgili olarak psikolojik destek noktalarını artırarak, yanlış gidişatın önüne geçilmesini kolaylaştırır.
Onu arkadaşları ile rekabete sürüklemeyiniz: Rekabet ortamı, hem rekabet edene hem de edilene zarar verir. Çocuk, başarılı olmak için değil de başkasını geçmek için ders çalışır. Bu tutum, öğrenmenin kalitesini düşürdüğü gibi bilinç dışı geçilme kaygısı ile çocuğun stres düzeyini de artırır.
Aşın ders çalışmasını sınırlayınız: Bazı çocukların tek gündemi derstir, bu durum anne ve babaların bazılarının hoşuna gitse de çok sağlıklı bir durum değildir. Çocuğun hemen her dönemini dolu dolu yaşaması gerekirken sadece hayatını dersle doldurması onun için ileriye yönelik önemli bir eksikliktir. Bu durum genelde mutsuz, depresif, içe dönük çocuklarda daha fazla görülmektedir.
Onun hobilerini artınınız, ders dışında hobileri ile ilgilenmesini sağlayınız: Bu ona özgüven gelişimi, verimli çalışma, arkadaş ilişkilerinin gelişmesi, uzun vadede stresinin azalması gibi konularda yardımcı olacaktır.
Her zaman onun yanında olduğunuzu kendisine hissettiriniz:
Çocuğun psiko-sosyal destek noktalarının artırılması, onun kendine güvenini artırır. Stres ile daha kolay baş etmesini sağlar. Ama bu; “Sürekli çocukla ilgilenilmesi gerekir.” şeklinde yorumlanmamalıdır.
Küçük problemlere büyümeden zamanında müdahale ediniz:
Davranış problemlerinin kısa sürede farkına varılması önemli olmakla birlikte; problem büyümeden, zamanında müdahale edilmesi de önemlidir.
Ders çalışırken belli aralarla dinlenmesini sağlayınız:
Dinlenerek çalışılması ve bunun yaşa uygun bir şekilde programlanması önemlidir. Her yaş grubunun belli bir süre sonra kendiliğinden dikkati dağılır. Dikkat süresi iyi bilinirse, dikkatinin dağılma zamanı öncesinde dinlenme bölümleri oluşturulabilir.
Defter ve kitaplarını düzenli ve temiz kullanmasını sağlayınız: Özellikle düzenli bir program ve ders çalışma ortamının sağlanması ve dersin anlaşılabilirliğini artırmak için defter, kitap gibi eşyaların düzenli kullanılması sağlanmalıdır.
Kapasitesinin altında, uyarı düzeyi düşük bir sınıfta ise okul ile durumunu görüşünüz: Zeki çocuklar, eğer kapasitelerinin altında bir ortamda bulunuyorlar ise, çabuk sıkıldıklarından giderek dersten uzaklaşabileceklerdir. Derste sıkılan zeki çocuklara, daha ileri program ve ödevler verilerek derse karşı ilgi ve motivasyonlarının devam ettirilmesi gerekir.
Bazı derslerde birlikte çalışarak ona destek olunuz:
Derslerin tamamen üstlenilmesi yanlış olduğu gibi, çocuğun derslerine karşı tamamen ilgisiz kalınması da çocuk için olumsuz bir durumdur. Çocuk ile birlikte çalışarak (gerektiği zaman, sürekli olmamak kaydıyla) ona destek olunmasında ders başarısı açısından fayda vardır.
Çocuğunuzun görme ve işitme problemi olup olmadığını değerlendiriniz: Kronik görme ve işitme problemleri, çocukların ders başarısını oldukça olumsuz etkileyecektir. Bu durum dolaylı olarak çocuğun derse karşı ilgi ve dikkatini azaltacak ve dersten zamanla uzaklaşmasına neden olacaktır. Sözlük kullanması gereken çocukların tespit edilmesi ve ön sıralarda oturtulması önemlidir. İşitme problemi ve görme problemi doktor muayenesi ile kesinleştirilmelidir.
Beklenenin çok altında başarı durumunda özel öğrenme güçlüğüne dikkat ediniz: Zekâ kapasitesi yeterli olduğu hâlde bazı ders alanlarında başarısızlık varsa, bu durumda özel öğrenme güçlüğünden bahsedebiliriz. Özel öğrenme güçlüğü; okuma, yazma, aritmetik vb. konulara karşı olabilir.
Sportif faaliyetler ile ders dışı dinlenmeyi sağlayınız:
Sportif faaliyetler, çocuğun fazla enerjisini harcaması, fiziksel gelişimine olumlu katkıda bulunması, stresini azaltması ve buna benzer birçok konuda fayda sağladığı için desteklenmelidir. Bu destek onun ders başarısında da etkilerini gösterecektir.
Okul içi sosyal etkinliklerde çocuğunuzu cesaretlendiriniz:
Özellikle öğretmenlerin bu konuda duyarlı olması, hemen her öğrenciye bir kol faaliyetinin yaptırılması önemlidir. Bu durumun, çocukların özgüven ve sorumluluk bilinci açısından desteklenmesi oldukça önemlidir. Anne babanın da bu türlü faaliyetleri desteklemesi ile başarı daha da artacaktır.
Aileyi etkileyen stres etkenlerinin okul başarısını düşüreceğini unutmayınız: Özellikle uzun vadede bu türlü stres etkenleri fark edilmemekte ve çocuğun derse karşı ilgisini azaltarak ders başarısızlığı gibi sonuçları doğurmaktadır. Bu konuda çocuğa gerekli yardım ve destek sağlanmalıdır.
Anne ve babanın yalnız birinin okul konusunda desteğinin tam olarak yeterli gelmeyeceğini, her iki ebeveynin birlikte gereken önemi vermesi gerektiğini unutmayınız: Ülkemiz şartlarında, genelde anneler çocuk eğitimini üstlenmektedirler. Bu durum annelerin sorumluluğunu artırdığı gibi tek başlarına çoğu zaman yetersiz kalmaları gibi bir olumsuzluğu da beraberinde getirmektedir. O nedenle hem anne hem de babanın ders ve okul konusunda ortak ilgisi gerekmektedir.
Çocuğu ezber ve taklite göre değil, mantık ve üretkenliğe dayalı olarak yönlendiriniz: Eğitim ve öğretimi ezber ve taklide göre yönlendirmek, çocuğun uzun vadede üretkenliğini ve başarısını olumsuz etkilemektedir. Ders başarısı, çocuğun meslek hayatına yansıyacak bazı alışkanlıkların kazanılmasına neden olmaktadır. Kazanılacak özelliklerin olumlu olması hâlinde çocuklar hayat boyu kendilerini yalnız bırakmayacak özellikleri kazanacaklardır.

Kaynak: Çocuk eğitiminde sık sorulan sorular ve cevapları, Dr. Hasan Aydınlı; Zambak yayınları

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :