- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Meslek Seçiminin Önemi

Meslek Seçiminin Önemi sitemize 27 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

MESLEK SEÇİMİNİN ÖNEMİ

 

İnsan nasıl yaşayacağını yaptığı seçimlerle belirler. Yaşamın çeşitli zamanlarında yapılan seçimler, bireyin yaşam tarzını şekillendirir. Bireyin yaşamında başarılı ve mutlu olması bu seçimlerin isabetli olmasına bağlıdır. Diğer bir ifade ile, insan isteklerine ve olanaklarına uygun seçimler yaptığı sürece mutlu ve başarılı olur. Bu seçimlerin en önemlisi meslek seçimidir. Kişinin seçtiği meslek onun nasıl bir iş ortamında çalışacağını, nasıl bir yaşam süreceğini, nerede yaşayacağını, nasıl bir dünya görüşünün olacağını hatta kiminle evleneceğini belirleyebilmektedir. İnsan yaşamında böylesine çok yönlü etkileri olan bir uğraşı alanının seçimi günümüzde giderek güçleşen bir olgu haline gelmiştir(Kuzgun 1982). Hızlı gelişen teknoloji, endüstri ve bilim, icra edilen mesleklerin sayıca artmasına ve niteliklerinin karmaşıklaşmasına neden olmaktadır. Günümüzde meslek seçimi alanında seçeneklerin artması ve toplumda demokratik tutumların gelişmesi, seçme özgürlüğünü artırırken, meslek seçimi kararını daha da zorlaştırmıştır. Bugün meslek seçimi bir anda verilebilen bir karar değil, gelişimsel bir süreç içerisinde oluşabilecek bir kararlar dizisi olarak görülmektedir. Nitekim Ginzberg ve arkadaşlarına ( 1951 ) göre meslek seçimi kararı yaşamın ilk yirmi yılında gelişen bir süreçtir. Super’a(1963) göre ise meslek gelişimi doğumla başlayıp kişinin emekliliğine kadar süren gelişimsel bir süreçtir. Yine Super(1957), “Benlik Kuramı”nda meslek seçiminin bireyin benlik tasarımının meslekî terimlerle ifadesi olduğunu belirtmektedir.

Meslekî gelişim kuramcıları, meslek gelişiminin kişilik gelişimine paralel olduğunu ve hiyerarşik bir yapı izlediğini belirtirler (Super,l963; Bartlett, l971; Bohn,l966). Nelson-Jones’e (1982) göre meslek gelişimi, sosyal, duygusal ve, zihinsel gelişme gibi bireyin gelişiminin bir yönü olarak görülebilir. Genel gelişim sürecinin evreleri gibi mesleki gelişiminin de belli evreleri vardır. Super ( 1957) her bir meslekî gelişim evresi için bireylerden beklenen bazı görevler belirlemiştir. Her bir meslekî gelişim evresi için bireyin üstlenmesi gereken bu görevlere “Mesleki Gelişim Görevleri” denir. Bir kişinin meslekî gelişim görevlerini başarı ile yerine getirebilmesi o görevlere ilişkin yaşantı fırsatlarını elde edebilmesine bağlıdır. Bireyin, meslekî gelişim görevleri ile başa çıkma derecesi aynı zamanda onun meslekî olgunluk düzeyinin de bir göstergesidir. Super’a (1963) göre bireyin meslek gelişimi doğrusundaki ilerleme hızı, onun meslekî olgunluğunun göstergesidir. Her mesleki gelişim dönemine özgü davranışlar meslek gelişimine paralel bir sıra izlediğinden birey, bu davranışları yaptıkça olgun sayılır. Meslekî olgunluk kavramı Super’ın “Benlik Kuramı”ndan kaynaklanır ve bir bireyin kendi gelişim sürecinde yaşına uygun mesleki görevleri yerine getirmesi olarak tanımlanabilir (Fouad ve Keeley,1992).

MESLEK İNCELEMENİN GEREGI VE ÖNEMİ

4306 sayılı yasa ilköğretimin süresini 8 yıla çıkartmanın yanı sıra bazı çağdaş eğitim ilkelerini de getirmiştir. Yasanın rehberliğin önemini vurgulaması ve 8.sınıfın ikinci yarısında meslekleri tanıtmayı getirmesi önemli bir gelişmedir. Ayrıca 1995-1996 öğretim yılından itibaren uygulamaya konan “Ortaöğretim Kurumları Sınıf Geçme Yönetmeliği” gereğince lise 2.sınıfta öğrencinin eğitim göreceği alanı seçme zorunluluğu vardır. Öğrencinin seçtiği alan onun yüksek öğrenimini hangi alanda yapacağını önemli ölçüde belirlemektedir.

Ülkemizde mesleki yönlerdirmenin iyi yapılamadığı, dolayısıyla bireylerin ilgi, yetenek ve değerlerine uygun meslekleri seçemedikleri bilinen bir gerçektir. Bu durum, bireylerin mutsuzluğuna ve ülkenin ekonomik yönden zarar görmesine neden olmaktadır. Öğrencilerin kendilerine uygun meslekleri seçebilmelerine yardımcı olmak, onların mutlu ve başarılı, toplumun ise ihtiyacı olan insan gücünü yerinde kullanılmasını sağlayacaktır.

Meslek seçme durumunda olan bireyin sağlıklı ve isabetli bir meslekî karar verebilmesi için kendisi ve seçeceği meslek hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olması, kendi özellikleri ile mesleğin gerektirdiği özelliklerin ne kadar içinde olduğunun bilinmesi bilmesi gerekir. Bunun için özellikle lise yıllarına rastlayan meslek gelişiminin “deneme basamağı”ndaki gençlerin kendileri ve seçmeyi düşündükleri meslekler hakkında inceleme ve araştırma yapmaları zorunludur. Bu gençlerin yukarıda belirtilen tutum ve davranışlardan özellikle “tercih edilen meslekle ilgili bilgi edinme” ve “kaynakları kullanma” davranışlarını geliştirmeleri diğer gelişim görevlerinin yerine getirilmesine zemin hazırlayabilir. Örneğin kaynakları kullanabilen, meslekler hakkında bilgi edinen, inceleme ve araştırma davranışı gelişen bir genç, hedefleri etkileyebilecek ihtimallerin ve göz önünde bulundurulacak faktörlerin doğal olarak farkında olacaktır.

Eğer kaynakları kullanma, meslekle ilgili bilgi edinme, araştırma ve inceleme davranışı öğrencide geliştirilebilirse; deneme basamağındaki gençler için tanımlanan yukarıdaki diğer davranışların da kendiliğinden gelişebileceği düşünülebilir.

Meslek seçimi kararını verme durumunda olan öğrencilerin, isabetli meslek seçimi yapabilmeleri için meslek seçimi açısından kendilerini ve çevrelerini tanımaya gereksinimleri vardır. Bu da öğrencinin, kendi özelliklerini ve çevresindeki meslekleri araştırması, incelemesi ile mümkündür.

Gençlerin mesleki olgunluk düzeylerini yükseltmek, dolayısıyla isabetli meslek seçimi yapabilmeye hazırlamak amacıyla yurt dışında ve ülkemizde bazı deneysel araştırmalar yapılmıştır (Burke ve arkadaşları,1989; Schenk ve arkadaşları,1979; Laskin ve Palmo,1983; Myres ve arkadaşları,1975; Kuzgun,1982; Bacanlı,l995). Bu çalışmalarda genellikle gençlere mesleki olgunluğu geliştirmeyi amaçlayan çeşitli programların uygulandığı görülmektedir. Ancak meslek seçimi ve diğer seçimler için gerekli olan seçenekleri “inceleme ve araştırma” davranışını geliştirmeyi amaçlayan çalışma ve araçlar bulunmamaktadır.

 

MESLEKİ REHBERLİK

Bireyin öncelikli olarak meslek seçimi açısından kendisini tanıması gerekir. Bu, bireyin kendisine soracağı sorulardan alınacak cevaplar ile belirlenebilir. Benim yeteneğim hangi alanda yeterli, hayattan beklentim ne, çevrem ve şartlarım uygun mu vb. sevilen ve yapılmasından hoşlanılan davranışlar tespit edilmeli.

Bu konuda size uygulanan tekniklerden kendini değerlendirme envanteri akademik benlik tasarımı envanterinden alınan sonuçlar değerlendirilebilir. Bunun için bazı kavramları açıklamakta yarar görülmektedir.

İŞ:

Belli bir iş yerinde sürdürülen benze etkinlikler grubudur. Bir kimsenin mesleği olabilir ama işi olmayabilir.

MESLEK:

Bir kimsenin hayatını kazanmak için yaptığı, kuralları toplumca belirlenmiş ve belli bir eğitimle kazanılan sistemli etkinlikler bütünüdür. Meslek belli bir tür alanda etkinlikte bulunma gücüdür.

YETENEK:

 Öğrenme gücüdür. Belli bir eğitimden yararlanma biçimi olarak da tanımlanır. Yetenek kalıtımla getirilen gizilgücün eğitim ve çevre etkisiyle geliştirilmişi kısmını ifade eder. Böylece bir kimsenin belli bir yaşa kadar geliştirdiği becerilere bakarak onun daha sonra göreceği eğitimden ne ölçüde yararlanabilmesi hakkında bir tahminde bulunulabilir.

 

 

 

 

 

 

SÖZEL YETENEK

Sözel Akıcılık: Zengin bir sözcük bilgisine sahip olma ve çağrışım zenginliğine sahip olma, duygu ve düşünceleri değişik sözcükler kullanarak etkileyici bir biçimde ifade edebilme, akıcı bir üslupla konuşma ve yazma, sözcüklerle orijinal ve etkileyici kompozisyonlar yaratma.

Sözel Akıl Yürütme : Sözcükler ve/veya ifadeler arasındaki benzerlik ve farklılıkları görebilme; okuduğunu anlayabilme, düşünceleri açık ve anlaşılabilir biçimde aktarabilme.

SAYISAL YETENEK        

Hesaplama: Sayılarla dört işleme dayalı hesaplamalar: çabuk ve doğru bir biçimde yapabilme, bir işlemdeki hatayı kolayca bulabilme .

Sayısal Akıl Yürütme: Matematik ilke kavramları kullanarak problemleri çözebilme, cebir işlemleri yapabilme.

ŞEKİL-UZAY YETENEĞİ

Şekil Algısı: Nesnelerin resimlerin veya geometrik şekillerin detaylarını algılama; nesneler, resimler ve şekiller arasında gölge, genişlik, boy vb. özellikler yönünden farklılıkları görebilme.

Uzay İlişkileri: Bir şeklin düzlem üzerinde ya da bir cismin uzayda döndürülmesi ile alacağı biçimi göz önünde canlandırabilme, açılımı verilmiş bir cismin kapalı halini görebilme veya tersini yapabilme.

Renk Algısı: Renkleri tanıma, renklerdeki bezerlik ve farkları algılama veya aynı renkteki iki cisimde ton farkını görebilme, zıt ve uyumlu renk kombinasyonları yapabilme.

Bellek: Sözcükleri, sayıları, sembolleri çabucak belleme ve uzun süre bellekte tutabilme.

Ayrıntıya Dikkat: Çevredeki şekillerin, cisimlerin, eşya ve durumların özelliklerini, aralarındaki farklar: çabucak ve doğru bir şekilde algılayabilme.

Mekanik Yetenek: Bir alet veya makinenin çeşitli parçaları arasındaki ilişkiyi, bir aletin işleyişindeki temel ilkeyi görebilme, bir aleti işletebilme, onarabilme, bilinen bir modele göre bir aleti kurabilme.

El Becerisi: Elleri ve kolları kolaylıkla ve ustalıkla hareket ettirebilme: nesneleri kaldırma, döndürme ve yerleştirme hareketlerini çabuk ve düzgün bir biçimde yapabilme.

Parmak Becerisi: Parmakları doğru ve hızlı bir biçimde kullanarak küçük objeler üzerinde çalışma; çok ince işleri yapabilme.

El-Göz İşbirliği: El ve gözü birbiriyle uyum halinde ve hızlı bir biçimde kullanabilme, ipliği iğne deliğinden geçirme gibi hareketleri çabucak yapabilme.

İLGİ: Herhangi bir mecburiyet ve ödül vaat edilmediği halde bir kimse faaliyetlere girişiyor ve bundan doyum sağlıyorsa bu kimsenin o tür faaliyetlere ilgisi var demektir.

İnsanlar yaptıkları herhangi bir işten, katıldıkları herhangi bir etkinlikten duyum sağlamak isterler. Bir kimse yaptığı herhangi bir işin sonunda para, taktir, ödül gibi çeşitli kazançlar elde edebilir. Bundan başka bir de işin kendisi kişiye doyum sağlayabilir. Yani kişi o işi yapmakla mutlu olabilir, uzun ve yorucu bir çalışma süreci sonunda kendisini huzurlu ve ruhen dinlenmiş hissedebilir. Böyle bir kimse, kısıtlayıcı koşullar altında dahi o işi tekrar tekrar yapma isteği duyabilir. Kısaca, herhangi bir zorlama altında olmadığı ya da kendisine bir ödül vaad edilmediği halde bir kimse kendiliğinden bazı faaliyetler girişiyor ve bundan doyum sağlıyorsa bu kimsenin o tür faaliyetler karşı ilgisi olduğu söylenebilir. Boş vakitlerinde bir müzik aleti çalmaya çalışan, müzikle ilgili toplantıları izleyen, kısıtlı harçlığını plaklara ve konser biletlerine harcayan bir kimsenin müziğe ilgisi var demektir. Ancak, her konsere giden veya müzik dinleyen kişinin müzikten zevk aldığı kesinlikle söylenemez. Bazı kimseler arkadaş edinmek ve çevrelerinde “Müzikten anlayan ve zevk alan bir kişi” olarak tanın k için bu tür faaliyetlerde bulunabilirler. Ancak bu g çek ilgiyi yansıtmaz ve bu tür eğilimler genellikle geçicidir.

 Eğer bir kimse başka herhangi bir ödül beklemeden, müzik dinlemekten ve müzikle uğraşmaktan zevk alıyorsa, o zaman kişinin müziğe ilgisi olduğu söylenebilir. Bireyin seçme özgürlüğü olduğu durumlarda gerçek ilgiyi saptama olasılığı daha yüksektir. Bir kimse önüne çeşitli faaliyet imkanları bulunduğu halde hep belli bir faaliyet türüne yöneliyorsa o faaliyet alanına ilgisi var demektir. Örneğin, bir öğrenci resim, müzik, beden eğitimi ve yabancı dil derslerinden birini seçme durumunda kaldığı her seferinde müziği seçiyorsa ve bu seçimin gerisinde sevdiği bir arkadaşı ile beraber olma ya da sevdiği bir öğretmenden ders alma gibi bir istek yoksa o zaman bu öğrencinin müziğe karşı ilgisi olduğu söylenebilir.

            Bir kimsenin ilgi duyduğu bir faaliyet alanı genellikle onun yetenekli olduğu bir alandır. İnsan yetenekli olduğu alanda başarılı çalışmalar yapılabilir. Bir kimsenin, giriştiği bir iş ya da bir çalışma alanında başarılı olması kişiye doyum sağlar ve kişi aynı işi tekrar yapma, aynı alanda tekrar çalışma isteği duyar. Buna karşılık girişimleri başarısızlıkla sonuçlanırsa hevesi kırılır bir daha o işi yapma isteği duymaz olur.

            Başarıyı etkileyen pek çok faktör olabilir. Ancak, yetenek bu faktörlerin en önemlisidir. Bir kimse yetenekli olduğu alanda çalışırsa başarılı olma olasılığı yüksek olur. Böylece insanların yetenekli olduğu alanlara ilgi duyacaklarını söylemek yanlış olmaz. İlgi bir bakıma yetenekleri kullanmaktan ve onları geliştirmekten duyulan zevktir. Yeteneklerini kullanma imkanı bulamayan kimselerin mutsuz oldukları ve ileri yaşlarında da olsa karşılarına bir fırsat çıktığında yeteneklerini geliştirebilecekleri alanlara yöneldikleri gözlenmektedir.

            Meslek psikologları çok çeşitli ilgi alanları tanımlamışlardır. Bunlardan bazılarını yeteneklerle ilişkileri çok açık ve belirgindir. Örneğin, bir müzik yeteneğinden ve müzik ilgisinden ya da mekanik yetenek ve mekanik ilgiden söz edebiliriz. Ancak, bazı ilgi alanları özel bir yetenekle ilişkili olmayabilir ya da ilişki belirsiz olabilir. Örneğin, sosyal yardım, ya da sosyal hizmet ilgisini açıklayacak özel bir yetenekten söz edilemez.

            Aşağıda belli başlı ilgi alanları tanıtılmış ve bunların ilgili oldukları bazı yüksek öğretim programları verilmiştir.

Temel Bilim ilgisi

            Temel bilim ilgisi, fizik, kimya, biyoloji gibi bilimlerin konusunu oluşturan doğal olayları incelmek, matematik konuları ile uğraşmak gibi davranışlarda kendini gösteren bir ilgi alanıdır. Temel bilim ilgisi yüksek olan kimseler, yukarıda belirtilen temel bilim alanları yanında tıp, veterinerlik ve mühendislik gibi uygulama alanlarda bilimsel çalışma yapmaktan doyum sağlayabilirler.

Sosyal Bilim İlgisi

            Sosyal bilim ilgisi, sosyal olayları incelemek ve nedenlerini araştırmak gibi davranışlarda ifadesini bulan bir ilgi alanıdır. Sosyal bilim ilgisi yüksek olan kimseler hukuk siyaset bilimleri, sosyoloji, psikoloji, ilahiyat gibi alanlarda çalışmakla mutlu ve başarılı olabilirler.

Canlı Varlık İlgisi

            Canlı varlık ilgisi, hayvan ve bitkilerin yaşayışını incelemekten, onları yetiştirip üretmekten zevk alma gibi davranışları içerir. Canlı varlıklara ilgi duyan kimseler açık havada çalışmaktan da zevk alırlar.

Mekanik İlgi

            Mekanik ilgi, çeşitli alet ve makineler yapmak, işletmek ve onarmak gibi faaliyetlerden hoşlanmaktır. Mekanik ilgi, makine ve elektrik-elektrik mühendisliği gibi teknik alanlarda başarı ve doyum için gereklidir.

İkna İlgisi

            İkna ilgisi, başkalarına düşüncelerini aktarma, belli bir amacı gerçekleştirmek için başkalarını etkileme gibi davranışları içeren bir ilgi alanıdır. İkna ilgisi ile ilgili meslekler arasında yazarlık, gazetecilik, diplomatlık, din görevliliği sayılabilir.

Ticaret İlgisi

            Alım-satım işleriyle uğraşma, ticaret yolu ile kar elde etme, bir malı müşteriye tanıtma ve satma gibi faaliyetlerde ifadesini bulan ticaret ilgisi pazarlama ve reklamcılık programları ile yakından ilişkilidir. Ancak ticarete ilgi duyan kimseler, hangi alanda yetişmiş olurlarsa olsunlar, bir gün meslekleri ile ilgili ticari bir faaliyete girişebilirler. Örneğin, bir ziraat mühendisi, ziraat aletleri ya da ilaçlan satan bir ticarethane açabilir.

İş Ayrıntıları İlgisi

            Bu ilgi daha çok ayrıntılar üzerinde çalışmaktan hoşlanma olarak ifade edilebilir. Her işi günü gününe yapma, bir yazıyı ya da hesabı inceden inceye kontrol etme, her şeyi düzenli tutma gibi davranışlarda kendini gösteren bu ilgi alanı ile açık ilişkisi olan yüksek öğretim programı muhasebe ve sekreterliktir.

Edebiyat İlgisi

            Her türlü edebi eserleri inceleme, eleştirme ve edebi, eserler yazma gibi davranışlarda ifadesini bulan edebiyat ilgi alanına yüksek düzeyde ilgi duyanların di-edebiyat ve basın-yayın programlarında doyum sağlayacakları söylenebilir.

Güzel Sanatlar İlgisi

            Bu ilgi alanı daha çok resim, heykel gibi plastik sanatlar ve el sanatları ile eserleri incelemek veya bu tür eserler ortaya koymak gibi davranışlarda ifadesini bulur. Yüksek öğretim programlarında sanat ile ilgili olanlar güzel sanatlara ilgi duyan kimseler için uygun çalışma alanları olabilir.

Müzik İlgisi

            Müzik ilgisi, bir müzik aleti çalma, müzik dinleme ve beste yapma gibi davranışlarda kendini gösteren bir ilgidir. Müziğe yüksek derecede ilgi duyan kimseler için konservatuarların müzik bölümleri en, uygun eğitim alanıdır.

Sosyal Yardım İlgisi

            Sosyal yardım ilgisi, hasta, yoksul ve sakat insanlara yardım etme ve onların sıkıntılarını azaltma gibi davranışlarda ifadesini bulur. Bu ilgi alanı ile en yakından ilgili yüksek öğretim programı sosyal hizmetler programıdır. Ayrıca tıp, psikoloji, çocuk gelişimi ve eğitim programları da sosyal yardım ilgisi yüksek kimseler için çalışma alanları olabilir.

KİŞİLİK:

Bir insanın bütün ilgilerini, duygularını, tavırlarını, görüş ve düşünüş tarzını. Davranışlarını ve çevresine, kendine özgü uyum biçimini, hatta dış görünümü gibi çeşitli özellikleri kapsar. Kısaca kişilik bir insanı başkalarından ayıran duyuş, düşünüş ve davranışların tümüdür.

BENLİK:

Son yıllarda kişiliği etkileyen güçlü bir faktör olarak, benlik kavramı davranış bilimciler tarafından büyük bir ilgi ile incelemeye alınmıştır. Bir insanın kendisini ve çevresini algılayış tarzının onun genel tutumunu ve davranışlarını büyü-k ölçüde etkilediği dikkati çekmiştir. Benlik kişiliği etkilemesine rağmen kişilikten biraz farklıdır.

Benlik kavramı çözümlenirken aşağıdaki sorulara çözüm aramak açıklayıcı olacaktır.

Ben neyim? Bu sorunun cevabını bazı kimseler, daha çok olumsuz olarak yani, “ben beceriksizim, aptalım, çirkinim, soğuk insanın biriyim” diye cevaplayabilir. Bir başkasının ise kendisi hakkında “ben akıllıyım, güzelim, becerikliyim ve sevimliyim” diye daha olumlu bir kanısı bulunabilir.

Ben ne yapabilirim: Bende ne gibi yetenekler var? Ben iyi konuşurum, güzel resim yaparım, müzikten anlarım matematik yeteneğim var”, gibi kendinizde ne tür yetenekler olduğuna ilişkin kanılar, benliğin bir bölümünü oluşturur. Benliğin bu yanında bireyin kendisi tarafından olumlu ya da olumsuz olarak değerlendirmiş olabilir.

 

 

Benim için neler değerlidir: Ben ne yapmalıyım ve ne yapmamalıyım? Örneğin “başkalarına yardım etmeliyim”, “para kazanmalıyım”, “kopya çekmemeliyim”, “ya da yakalanmamak şartıyla kopya çekmekte bir mahsur yok”, her şeyden önce kendimi düşünmeliyim” gibi bireyin içinde bulunduğu toplumdan kendine göre az çok olumlu ya da olumsuz yargılardan meydana gelen bir değerler sistemi vardır. Bu da benliğin önemli bir yanıdır.

 Hayatta ne olmak istiyorum: Doktor, mühendis, öğretmen, sanatkar, iyi bir ev kadını veya evcimen bir aile reisi olmak, sosyeteye mensup iyi giyinen bir insan olmak gibi çeşitli emel ve idealler de benliğin bir parçasıdır.

Benliğin gelişmesinde kişilerarası ilişkilerin büyük bir önemi vardır. Çevremizdeki insanların(küçükken ana-baba ve kardeşlerin, daha sonra öğretmenlerin ve arkadaşların) bize karşı tepkileri benliğin içeriğini oluşturur. Bizim için önemli kişilerin bizleri beğenip beğenmemesi, bizimle övünmeleri ve utanmaları bu kişilerin hakkımızda söylediği şeyler benliği etkiler.

Örneğin kendisini iyi bir sporcu olarak nitelendiren birey bu özelliğini korumak için çaba harcar. Kendini çalışkan bir öğrenci görmek sürekli çalışmaya başarıyı arıtmaya motive eder.

Birey kendisini nasıl nitelerse o şekilde yaşamını sürdürür. Yani kendi kararını verebileceğine inanırsa ve kendini tanıma için emek sarfederse(sevdikleri, sevmedikleri) özelliklerini tam anlamıyla tanırsa meslek seçimini de ona göre yapar.

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :