- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Meslek Etiği ve Psikolojik Danışmanlar

Meslek Etiği ve Psikolojik Danışmanlar sitemize 27 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

MESLEK ETİĞİ VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLAR*

Psk.Danışman Hüseyin ŞEN

Meslek: insanlara yararlı mal ve hizmet üretmek ve karşılığında bir gelir elde etmek amacıyla yapılan, belli eğitimle kazanılan ve kuralları toplumca belirlenmiş faaliyetler bütünüdür (Kuzgun, 1999).[1]

Bir mesleğe giren kişi, o meslekle ilgili etik yükümlülükleri üzerine alır, bu kişinin tavırları ancak etik belirli bir standarda uyduğunda gerçekleşebilecek değerli iş ve hizmetler için toplum ona güvenir; etik yükümlülüklerini yerine getiremeyen profesyoneller (meslek elemanları) ise bu güveni suiistimal ederler (Resnik, 2004).

Meslek etiği, özellikle doğrudan doğruya insanla ilgili mesleklerde uyulması gereken davranış kuralları olarak tanımlanabilir. Meslek etiğinin önemli yanlarından biri, dünyanın neresinde olursa olsun aynı meslekte çalışan bireylerin bu davranış kurallarına uygun davranmalarının gerekli olmasıdır (Kuçuradi, 1988).

Meslek etiği, her zaman bir grubun eseridir. Meslek etiği, grup onu koruduğu sürece yürürlükte kalabilen ve bireylere emreden, onları şu ya da bu şekilde davranmaya zorlayan, kişisel eğilimlerine bir sınır çizen ve daha ileri gitmelerine engel olan kurallardan oluşmuştur (Durkheim, 1962). Meslek etiği, meslek elemanlarının dizginlerinden boşanmışçasına “ben her şeyi bilirim”, “her şeyi yapabilirim” düşüncesinin önüne geçebilmenin en önemli koşuludur.

Juusela’ya (1991) göre, meslek üyelerinin genel ve ortak olan davranış biçimlerini belirleyen meslek etiği ilkelerinin üç temel işlevi vardır (Akt:Altun, 1995):

  • Yetersiz ve ilkesiz üyeleri ayırmak.
  • Meslek içi rekabeti düzenlemek.
  • Hizmet ideallerini korumak.

Meslek etiği sadece olması gereken ideal davranışların ortaya konulması olamaz, aynı zamanda bu davranışların yerine getirilip getirilmediği de meslek etiğinin konusu olmak durumundadır. Etik denetim olmaksızın meslek elemanlarının etik davranışları göstermelerini beklemek, kendiliğindenci yaklaşımdan başka bir şey değildir. Eğer kendiliğindenci yaklaşımın bir kerameti olsaydı, insanlığın, toplumun veya meslek örgütlülüklerinin etik diye bir kaygılarının olması da anlamlı olmayacaktır. Etik bugün genel kabul gören bir düşünce ise bunun ardında yatan nedenlerden birisi; etik ilkelerin, bizzat içinde yaşadıkları toplumun şekillendirmesi ve yine meslek elemanlarının kendi iradi belirlemeleriyle ortaya çıkmış olmasıdır.

Toplum içinde meslek etiği ilkelerini oluşturacak ve bu ilkelerin yürütülmesini denetleyecek özel bazı gruplara gereksinim vardır. Bu gruplar da ancak aynı meslekten bireylerin birleşmesi ile kurulmuş gruplar olabilir. Meslek etiği, bir meslek grubunun eseri olduğuna göre, grup ne ise, etiği de odur. Grup ne kadar güçlü kurulmuş ise, etik ilkeleri de meslek elemanları üzerinde o kadar etkilidir. Mesleki gruplar ne kadar sağlam ve örgütlü olurlarsa, meslek etiği de o kadar gelişir ve saygınlık kazanır (Durkheim, 1962).

Meslek etiği kuralları, meslek elemanlarının kendilerini korumaları için değildir; son analizde toplumun korunması içindir. Bu kurallar grubun kendi çıkarlarını korumaya yönelirse, o grup organize suç karakteristiği sergilemeye başlar (Unger; ?. Akt:Toksoy, 1999).

Meslek etiği, meslek elemanlarının, kendi meslektaşları tarafından izlenmesi ve denetlenmesi kadar, aynı zamanda meslek elemanının kendini gözleyerek denetlemesidir de. Meslek elemanının, yaptığı mesleki uygulamaların mesleğin etik ilkelerine uygunluğunu her aşamada düşünmesi ya da düşünmek zorunda kalması bunun tipik bir göstergesidir. Kişinin, bir işi yaparken o işi yapabilirliğini gözetmesidir.

Etik ilkeler gerek toplumun, gerekse meslek topluluğun ihtiyacına (ihtiyaçlarına) cevap veriyor mu? Ya da hangi ihtiyaçlarına cevap veriyor? Etik ilkeler toplumun karşılanabilir gerçek ihtiyaçlarına cevap verebilmelidir. Bu ihtiyaçlar gerçek olmayıp soyut belirlemeler olarak kaldığı durumda, etik ilkelerin uygulanabilir olması ya da kabul görmesi oldukça güç olacaktır.

Meslek etiği tarihsel olarak ne zaman ortaya çıkmıştır? Bu soruya verilebilecek hipotez düzeyinde bir yanıt sanayileşme ile birlikte; işin parçalara/yeni disiplinlere ayrılmasıyla ortaya çıktığı olabilir. Çünkü işin parçalara/yeni disiplinlere ayrılmasıyla birlikte var olan mesleklerden/disiplinlerden yeni meslekler/disiplinler ortaya çıkmıştır. Örneğin mühendislik disiplininden elektrik, inşaat, mimarlık, endüstri gibi yeni mühendislik disiplinleri; felsefe disiplininden psikoloji, sosyoloji gibi disiplinler, psikoloji disiplininden klinik, endüstri, deneysel psikoloji gibi yeni disiplinler ortaya çıkmıştır.

Yeni disiplinlerin ortaya çıkmasıyla birlikte bu disiplinler arasında sınır, birinin nerede bitip, nerede başladığı sorunu ortaya çıkmıştır. Bu sorunun bir ölçüde çözümü olarak meslek etiği ya da etik ilkeler ortaya çıkmıştır denilebilir.

Tüm meslekler mi, yoksa bazı meslekler mi meslek etiği oluşturma ihtiyacı duymaktadırlar? İnsanlığın tarihsel olarak geldiği noktada, var olan tüm mesleklerin meslek etiğini oluşturduklarını söylemek doğru olmasa gerek. Bu soruyu yanıtlamaya yönelik olarak yapılacak bir yolculukta görülecektir ki tüm meslekler kendilerine özgü meslek etiğini oluşturmamışlardır.

Örneğin kahveciler, kaportacılar, bakkallar, şoförler, berberler gibi mesleklerin etik ilkeleri söz konusu değildir. Bunun yanında mühendislik, hekimlik, avukatlık, eczacılık, psikologluk, psikolojik danışmanlık gibi mesleklerin etik ilkelerini oluşturduğu ya da oluşturma ihtiyacı duyduğu görülmektedir

Görüldüğü gibi bazı meslekler etik ilkelerini oluştururken, bazıları da oluşturmamışlardır. Ya da hangi meslekler etik ilkelere sahiptirler?

  • Mesleğin yapılabilmesinde formal (akademik) eğitim koşulu olanlar. Örneğin hekimlik, avukatlık gibi.
  • Mesleğin uygulanmasının sonuçları, sadece mesleği uygulayanla hizmeti alan arasında sınırlı olmayan meslekler. Yani mesleğin uygulanma sonuçları birden çok kişiyi etkileyen meslekler. Örneğin kahveci çayı sunar, müşteri çayını içer ilişki burada biter. Hizmetin verilmesinde bir olumsuzluk varsa da değerlendirmesi anında yapılabilir. Ancak bir doktorun verdiği hizmetin sonuçları, hastayla birlikte hastanın yakın çevresinden uzağa doğru bir çok kişiyi etkiler.
  • Mesleğin uygulamasının süreci gerektirmesi ya da etkisinin yıllar sonra ortaya çıkabilmesi. Örneğin bir inşaat mühendisinin yaptığı bina ile ilgili sonuçlar yıllar sonra ortaya çıkabilir. Konya’daki apartman çökmesi olayında olduğu gibi.

Meslek etiği bir mesleğin adeta kıblesidir. Nasıl yanlış kıbleye yönelerek kılınan namaz geçersizse, meslek etiğine uygun olmayan çalışmalarda geçersiz olmaya mahkumdur. Meslek etiği sadece birkaç meslek elemanının uyacağı davranışlar da değildir. Taşradan merkeze, üniversiteden özel kurumlara kadar her meslek elemanının, “Bakan/Amir/Dekan/Bölüm Başkanı/Patron emridir yapmak zorundayız” kolaycılığına kaçmadan ve  zaman, mekan ve koşul farkı gözetmeden uyması gereken davranışlardır.

Psikolojik Danışmanlar Olarak Meslek Etiğinin Neresindeyiz

 

Son yıllardaki PDR lisans programlarının minimum ÖSS giriş puanlarında bir yükselme gözlenmektedir. 2003 ve 2004 yılları Boğaziçi ve Hacettepe Üniversitelerinin PDR lisans programları giriş puanları ile köklü iki üniversitemiz olan Ankara ve İstanbul Üniversitelerinin yıllardır en çok talep gören hukuk, kamu yönetimi, uluslararası ilişkiler, maliye, iktisat ve işletme programlarının giriş puanları karşılaştırılmış ve sonuçlar Tablo-1’de verilmiştir. Tablo-1 incelendiğinde, Boğaziçi Üniversitesi’nin puanlarının her iki yılda da, Hacettepe Üniversitesi’nin de 2003’te bazı programlardan daha düşük olmakla birlikte 2004’te diğer programlardan daha yüksek olduğu görülecektir.

Tablo-1 2003-2004 Yıllarına Ait Bazı Üniversiteler İle Lisans Programlarına

İlişkin Minimum Giriş Puanları

         
S.No Programlar Üniversiteler 2003 (EA) 2004(EA)
1 Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Hacettepe 343.443 338.221
Boğaziçi 352.540 348.246
2 Hukuk Ankara 344.667 337.971
İstanbul 337.437 331.328
3 İktisat Ankara 345.571 334.834
İstanbul 324.733 315.328
4 Uluslararası İlişkiler Ankara 349.919 334.886
İstanbul 329.719 320.838
5 Kamu Yönetimi Ankara 342.707 332.541
İstanbul 322.030 314.330
6 Maliye Ankara 339.575 328.972
İstanbul 316.622 309.358
7 İşletme Ankara 347.977 338.017
İstanbul 327.753 317.604

         Kaynak: http://www.osym.gov.tr/altyapi/dosyagoster.aspx?DIL=1&BELGEANAH=936&DOSYAISIM=tablo43b.pdf

                                          http://www.osym.gov.tr/altyapi/dosyagoster.aspx?DIL=1&BELGEANAH=4643&DOSYAISIM=tablo1.pdf

PDR lisans programlarındaki bu yükseliş, PDR lisans programı olan diğer üniversitelerde de görülmektedir. Mesleğimiz adına sevindirici olan bu durumu salt istihdam garantisi ile açıklamak, meslek elemanlarının ortaya koydukları çalışmaların toplum tarafından fark edilmesini ve değer görmesini yadsımak anlamına gelecektir. Bu gelişmelerin sürdürülebilir bir gelişme olması için yaptığımız çalışmalar kadar, çalışmalarımızın meslek etiğine uygun olmasına da bağlıdır.

Her meslek elemanı, meslek etiği konusunda net bir şekilde mesleki tavır sergileyebilmelidir. Bu mesleki tavır, öyle bir tavır olmalı ki aynaya baktığımızda bu tavrımızın yansımasını görebilmeliyiz.

Psikolojik danışmanlar, yardım meslekleri içinde etik ilkeleri oluşturmuş olma açısından bir çok mesleğe göre bir adım önde bulunmaktadır. Psikolojik danışmanların meslek örgütü olarak 1989 yılında kurulan Türk PDR-DER’in oluşturmuş olduğu bir komisyon tarafından, “Psikolojik Danışma ve Rehberlik Alanında Çalışanlar İçin Etik Kurallar” hazırlanmıştır. İlk baskısı 1995 yılında yapılan bu etik kurallar, meslek elemanları için günümüzde de başvurulan başucu kaynağı olma özelliğini korumaktadır.

Meslek Örgütü Olarak Neler Yapılabilir

 

Daha önce de değinildiği gibi etik ilkelerimiz hazırlanmıştır. Bugünlerde de etik ilkelerin güncellenmesi için bir etik kurul oluşturulmuştur. Etik kurulun oluşturulması olumlu bir gelişmedir. Ancak bu kurulun görevi sadece varolan etik ilkelerin güncellenmesi ile sınırlı olmamalıdır. Bu kurul sürekliliği olan bir kurul olarak görev yapmalı, etik ilkeleri güncellemekle birlikte, aynı zamanda meslek elemanlarının uygulamalarıyla ilgili gelen başvuruların etik ilkelere uygunluğunu da denetleyebilmelidir.

Dernek aşamasında etik denetimin yaptırımı olmaması nedeniyle işlevsel olmayacağı düşünülebilir. Bu düşünce bir yönüyle haklılığı içermekle birlikte, yaptırımı olmayacağı gerekçesiyle, etik denetimi bir başka zamana ertelemeyi de içermektedir. Oysa meslek etiği bir başka zamana, bir başka örgütlenmeye ertelenebilir bir şey değildir.

Dernek aşamasında denetimin yaptırımı olmamakla birlikte, meslek uygulamalarının etik denetime tabi olup, etik kurul aracılığıyla bir değerlendirmeye alınması ve sonucun ilgili meslek elemanına bildirilmesi ile birlikte kamuoyu ve meslek elemanlarıyla paylaşılması durumunda, etik olamayan mesleki uygulamaların azalmasına katkı sağlayacağını söyleyebiliriz. Hiçbir yaptırımı olmasa bile, gerek meslek elemanı, gerekse diğer meslek elemanları, kendi uygulamalarıyla ilgili üçüncü kişilerin gözlerinin üzerlerinde olduğu mesajını alacaklardır. Yine, bu durum da etik olmayan uygulamaların azalmasını sağlayabilecektir.

Etik kurul, dernek üyelerinin belirli bir kesiminden (sadece akademisyen ya da sadece uygulayıcı gibi), oluşturulmamalıdır. Bu konuda Türk PDR-DER tarafından oluşturulmuş olan “Meslek Odası Meslek Birliği Yasası Hazırlama Komisyonu” tarafından hazırlanmış olan yasa taslağındaki etik kurulun oluşumu ile ilgili yaklaşım esas alınabilir. Bu yasa taslağında, etik kurulun “üç akademisyen, iki özel danışma merkezi sahibi, iki mesleğin serbest uygulayıcısı ve iki kamu alanında hizmet veren uygulayıcı” olmak üzere dokuz kişiden oluşacağı belirtilmektedir. Kurulun oluşturulmasıyla ilgili farklı yaklaşımlar da düşünülebilir. Burada önemli olan kurulun devamlılığı ve psikolojik danışma alanındaki ülkemiz pratiğinin yansıtılabilmesidir. Bugünden oluşturulacak böyle bir kurul, dernekleşmeden sonraki aşama olan meslek odası aşaması için de kurumsal altyapının oluşmasına katkı getirebilecektir.

İstihdam Örgütü Olarak Neler Yapılabilir

 

Psikolojik danışmanların, normal bireylerin olduğu her örgütte istihdam edilmesi gerekmekle birlikte, bugün en yaygın istihdam olanağı olan Milli Eğitim Bakanlığı’dır. Sağlık, Adalet, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlıkları ile üniversiteler ve Kredi ve Yurtlar Kurumu gibi diğer Bakanlık ve kurumlarda ise sınırlı düzeyde istihdam sözkonusudur.  Dolayısıyla burada değinilecek olan Milli Eğitim Bakanlığı’dır.

Bakanlıkta psikolojik danışma hizmetleri ile ilgili görevler Özel Eğitim Rehberlik ve Danışma Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirilmektedir. Ancak Genel Müdürlük yapılanması içinde etik denetime ilişkin bir görev tanımlanmadığı gibi, örgüt şemasında da bu görevi yerine getirecek bir birim ya da şube yoktur.

Bireye yardım mesleği olarak psikolojik danışma hizmetleri veren personelin sayısı 12.000 civarındadır. Ki bu personelin mezun olduğu alanlar açısından varolan faklılık, hizmetin niteliğinin yanında, etik sorunların da temel kaynağı olarak düşünülebilir. Bu açıdan bakıldığında etik denetim daha acil, öncelikli ve ertelenemez bir görev olarak karşımızda durmaktadır. Malzemesi insan olan ve sonuçları insanı doğrudan ilgilendiren mesleklerde, yapılacak bir hatadan dönüş çok zordur. Maalesef ülkemizde insana yardım mesleklerinde, mesleğe ilişkin etik kurallar oluşturulmamıştır. Meslek derneği tarafından etik kurallar hazırlanmış olmakla birlikte, daha önce belirtildiği gibi meslek derneğinde de denetim boyutu eksiktir; istihdam örgütünde ise hem etik ilkeler hem de denetim boyutu olarak her ikisi de eksiktir.

Bu meslekte hizmet veren personelin denetimini, sadece tüm kamu görevlilerinin dahil olduğu 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu çerçevesinde gerçekleştirmek, mesleğin özü itibariyle yeterli değildir. Gerek mesleki uygulamalarda, gerekse çalışma ortamına ilişkin, alanda çalışanların etik olarak uymaları gereken standartlar Genel Müdürlüük tarafından da uygulamaya konulmalıdır. Bu konuda, Türk PDR-DER ile ortak yürütülecek bir çalışmayla konunun teknik boyutları belirlenebilir.

Bakanlıkta uzun süredir devam eden yeniden yapılanma çalışmaları bu açıdan bir fırsat olarak değerlendirilebilir. Bu yapılanma çerçevesinde öncelikle özel eğitim ve psikolojik danışma hizmetlerinin ayrı örgütlenmesi yoluna gidilerek, hizmetlerin personel yeterliliğinden, üniversitelerde bu alan için personel yetiştiren programların akreditasyonuna, örgüt modelinden hizmetin sunulacağı kurumların fiziksel donanımına kadar her yönüyle ele alınabilir. Her ne kadar Bakanlığın yeniden yapılanmasında Genel Müdürlüğün lağvedileceği tartışmaları yaşanmakla birlikte, psikolojik danışma hizmetlerinin ayrı bir Genel Müdürlük şeklinde örgütlenmesi, hizmetin niteliği ve etkililiği açısından kaçınılmaz bir zorunluluktur. Bu yapılanma içinde de etik ilkeler ve etik denetim, “olmazsa olmaz bir koşul olarak” yeni örgüt modeli içinde yer almalıdır.

Sonuç

 

Sonuç olarak meslek etiği ve etik denetim, formal eğitim ile kazanılan,  mesleğin uygulama sonuçları sadece mesleği uygulayanla hizmeti alan arasında sınırlı olmayan, mesleğin uygulamasının süreci gerektirdiği mesleklerde bir gereklilik, gerekliliğinde ötesinde bir zorunluluk olarak görülmektedir. Bu açıdan bakıldığında ülkemizde de psikolojik danışmanlar için etik ilkeler ve etik denetim gerek meslek örgütü gerekse istihdam örgüt(ü)leri boyutunda oluşturulmalıdır.

KAYNAKLAR

Altun, Abdulrezzak.(1995). Türkiye’de Gazetecilik ve Gazeteciler. Ankara:

          Çağdaş Gazeteciler Derneği Yayınları, No:15.

David, B.Resnik.(2004). Bilim Etiği Giriş (Çeviren:Vicdan Mutlu). İstanbul: Ayrıntı

          Yayınları.

Durkheim, Emile.(1962). Meslek Ahlakı (Çeviren:Mehmet Karasan). İstanbul: Milli

          Eğitim Basımevi.

Kuçuradi, İonna.(1988). Uludağ Konuşmaları: Özgürlük, Ahlak, Kültür  

          Kavramları. Ankara: Türkiye Felsefe Kurumu, Türk Felsefe Dizisi:1.

Kuzgun, Yıldız.(1999). İlköğretimde Rehberlik. Ankara: Nobel Yayın Dağıtım.

Toksoy, Macit.)1999). III. Ulusal Tesisat Mühendisliği Kongresi.

          http://www.emo.org.tr/depo/belgeler/etik.PDF

* Bu yazı Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği tarafından yayınlanmakta olan “Psikolojik Danışma ve Rehberlik Bülteni”nin  son sayısında yayınlanmıştır.

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :