- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

İntihar Eğiliminde Olan Kişilerin Ortak Özellikleri

İntihar Eğiliminde Olan Kişilerin Ortak Özellikleri sitemize 24 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

İNTİHAR EĞİLİMİNDE OLAN KİŞİLERİN ORTAK ÖZELLİKLERİ

Duygusal açıdan:
Kendini dayanılmaz acılar içinde hissetmektedir.
Psikolojik ihtiyaçlarının doyurulmadığını düşünmektedir.
Girişimde bulunup bulunmama konusunda ikilem yaşamaktadır.
Umutsuzluk ve çaresizlik içindedir

Düşünsel açıdan:
Düşünce içeriği daralmıştır.
Başka hiçbir alternatifi farkedemeyecek kadar dar bir “tünel algısı” içindedir.
Bir çözüm arayışındadır.
Hiçbirşeyi bilmek, görmek ve düşünmek istememektedir

Davranışsal açıdan:
Birşeyler iletmeye ya da anlatmaya çalışmaktadır.
Alıştığı başa çıkma yöntemleri yönünde davranmaktadır.
Kaçıp kurtulmaya çalışmaktadır.

TÜRKİYE’DE İNTİHAR YÖNTEMLERİ:

İntihar yöntemlerini kişi rasgele seçmemektedir. Kendi yapısına, anlatmak istediklerine ve toplumsal yapının özelliklerine uygun yöntemleri seçmektedirler. Canına kıyan kişiler akla gelmiyecek kadar değişik yöntemler seçebilmektedirler. Ancak belli yöntemler klasikleşmiş yöntemler arasındadır.

Ülke genelinde intihar vakalarının yarıya yakın bir kısmı kendini asarak gerçekleştirilmektedir. 2. sırada kimyevi madde kullanımı; 3. sırada ise silahla intihar gelmektedir. 1980 yılına kadar ki intihar vakalarında silahla intihar 1981 yılından itibaren azalmıştır. Ancak aynı yıllarda yüksekten atlama ve kendini suya atma olaylarında ise nisbi bir artış görülmüştür.
Çok çeşitli intihar yöntemleri içinde ülkemizde görülen başlıca yöntemler şunlardır:
Yüksekten atlama
Silahla vurma
Alkolizm
Kendini asma
Suya atlama
Aile içi sorun
Araç altına atlamadır.

Ülkemizde intiharla ilgili istatistikler sistemli şekilde 1975’ten itibaren tutulmaktadır.

İSTATİSTİKLER:

Samsun D.İ.E. den aldığımız bilgilere göre 1999 yılında ülke genelinde intihar oranı %2.88’dir. 1999 yılında ülke genelinde toplam 1853tihar olayı gerçekleşmiş olup bunların 1111’i erkek; 742 ‘si ise kadındır.

BÖLGELERE GÖRE İNTİHAR OLAYLARININ DAĞILIMI:
1. sırada Ege bölgesi % 3.85
2. sırada İç Anadolu bölgesi % 3.21
3. sırada Marmara Bilgesi % 2.96
4. sırada Akdeniz bölgesi %2.82
5. sırada Doğu Anadolu bölgesi % 2.78
6. sırada Güney Doğu Anadolu bölgesi % 2.30
7. sırada Karadeniz bölgesi % 1.79 şeklindedir.

İLLERE GÖRE İNTİHAR DAĞILIMI:
1999 yıl sonu istatistiklerine göre intihar olaylarının en çok olduğu illerin başında İstanbul, Ankara ve Bursa gelmektedir.
Samsun iline baktığımızda 1999 yılında toplam 10 intihar olayı olmuştur.

NEDENE GÖRE İNTİHAR OLAYLARI:
1. % 32.43 hastalık
2. %15.33 hissi ilişki ve istediği ile evlenememe
3. %15,06 geçim zorluğu
4. % 5,51 ticari başarısızlık
5. %,4,32 öğrenim başarısızlığı
6. %3,18 aile geçimsizliği
7. % 26,17 diğer nedenler şeklindedir.
Samsun’daki olayların 4ü hastalık, 3 ü aile geçimsizliği; 1i geçim zorluğu; 1i ticari başarısızlık; 1i hissi ilişki nedeniyle olduğu tespit edilmiştir.

İNTİHAR ŞEKLİNE GÖRE DAĞILIM:

1. Asma % 43.71
2. Silahla vurma % 23.32
3. Kimyasal madde ile % 14.19
4. Yüksekten atlama %12.68
5. Suya atlama % 2.00
6. Diğer % 14.19

AYLARA GÖRE İNTİHAR DAĞILIMI:

Ocak: 149 Temmuz:150
Şubat:138 Ağustos:152
Mart:144 Eylül:165
Nisan:164 Ekim:158
Mayıs:184 Kasım: 143
Haziran:150 Aralık:155 kişi şeklindedir.
Bu sonuçlara göre ilkbahar ve yaz aylarının başında intihar olaylarında artışın olduğu da görülmektedir.

İNTİHAR YÖNTEMLERİNİ ETKİLEYEN BAZI DEĞİŞKENLER

Ülkemizde intihar yöntemlerini etkileyen bazı değişenler vardır. bunlar; cinsiyet, okur-yazarlık, ve yerleşim yeridir.
Cinsiyete göre intihar yöntemlerine baktığımızda; kadınlarda kimyevi madde kullanımı ilk sırada gelmekte iken erkeklerde sert yöntemler dediğimiz, silahla vurma ve kendini asma ilk sırada yer alna yöntemler olmaktadır
* Kadın söylüyor erkek yapıyor:
kadınlar intihara daha çok teşebbüs ediyor ancak,erkeklerin başarı oranı kadınlara göre 3 kat daha fazla. Kadınların intihardan daha çok etmelerine ve intihar girişiminde bulunmalarına rağmen bunu uygulayan erkeklerin sayısı kadınlardan 3 kat daha fazladır.

Okur-yazarlık durumuna göre; eğitim düzeyi yüksek kişilerin havagazı ve kimyevi maddelerle; düşük kişilerin ise, kendini yakma ve araç altına atma kullanılan yöntemlerde ilk sırayı almaktadır.
Yerleşim birimine göre; köyde yalayan kadın ve erkeklerin daha çok kendini astıkları şehirde ise kimyevi madde kullanarak ve yüksekten atlayarak intihar ettikleri tespit edilmiştir.
Örnekolayların etkisi araştırıldığında çarpıcı şeyler ortaya çıkmaktadır. TV’da yayınlanan intihar içerikli diziler, intihara karar veren kişileri etkilemekte ve kararı çabuklaştırabilmektedir. Kararlı ve düşüncesi kesin olan kişiler, Tv izleyerek bu süreci hızlandırmaktadırlar. Örneğin ülkemizde birkaç yıl önce yayınlanan “saat sabahın dokuzu” adlı dizi yayınlanmaya başladıktan sonra intihar olaylarının bir süre artmasına neden olmuştur. Dizinin yayınlanmasından sonra damdan atlayarak intihar eden ya da girişimde bulunanların sayısı ayda 18’e ulaşmıştır.
Almanya’da yayınlanan “Bir öğrencinin ölümü” adlı dizinin başında öğrenci kendini trenin altına atmaktadır. Bu dizinin yayınlandığı1981 yılında 10-21 yaşlarında 101; 1982 yılında ise 91 genç trenin altına atlayarak intihar etmiştir. Oysaki bu sayı 1980 yılında 40 idi.

HASTALIKLAR VE İNTİHAR:

Çalışmalar, intihar edenlerin % 25-75’inde bedensel hastalıkların olduğunu belirtmektedir. Kanser teşhisi konana kişilerin % 50’si teşhisten 1 yıl sonra intihar ile hayatını sonlandırdıkları saptanmıştır.

İntihar eğiliminin yüksek olduğu hastalıklar:
Bedensel hastalıklar; M.S.S hastalıkları, (epilepsi), kalp-damar hastalıkları, AIDS, demans, anoreksia nevroza, siroz, ülser, alkolizm,böbrek hastalıkları

PSİKİYATRİK HASTALIKLAR;

Bunlar riski 2-3 kat daha artırmaktadır.
Depresyon, intiharın en çok görüldüğü psikiyatrik rahatsızlıktır. Özellikle iyileşmenin başladığı erken tedavi dönemlerinde ve hastaneden çıkışı izleyen dönemlerde riskin yüksek olduğu belirlenmiştir. Yurtdışında yapılan bir çalışma,
depresyonun riski 30 kat daha artırdığı belirtmektedir. Ayrıca bu kişilerde intihar girişimi de daha fazla görülmektedir. Depresyonda karamsarlık ve umutsuzluk yoğun şekilde görülmektedir. Bu duygu durumu da kişinin hayatı ve yaşamayı anlamsız bularak acılarını sonlandırmak için intiharı seçmesine sebep olabilmektedir.

Bazı görüşlere göre depresyon ve intihar birbirinden ayrılmayacak kadar benzerlik gösterir. Hatta intihara depresyonun belirtisi olarak bakanlar da vardır. Depresif kişilerin % 60-70’inde intihar, intihar eyleminde bulunanların ise % 60’ında depresif belirtilerin olduğu saptanmıştır .
Bunu yanında depresyonla intiharın ayrıldığı noktalar da bulunmaktadır. Depresyonda bedensel belirtiler olarak yorgunluk, çökkünlük, etkinliğin azalması, konuşma ve devinimlerle eyleme geçmede yavaşlık vardır. Ve bunlar harekete geçmeyi engeller. Oysaki intiharda çökkünlük, etkinliğin azalması ve devinim yavaşlaması eyleme geçmeyi engellemez. Hatta planlama aşamasında bu belirtilerin eylemi engelleyici özelliği tamamen kaybolur. Depresyonda edilginliğe karşın, intiharda etkinlik vardır. Depresyonda kararsızlık vardır ancak intiharda karar mekanizması bozulmamıştır.
Bişlişsel olarak intiharda değersizlik duygusu ve düşüncesi, dayanılmaz acı ve korkuların gölgesindedir. Depresyonda ise, bu yaşantılara kendini suçlama eşlik etmektedir. Depresflerin yetersizlik inançları, kötü olmaları, değersiz ve birşeyi haketmedikleri düşünceleri ile yoğrulmuştur. İntiharda ise yetersizlik duyguları, sorunların çözülemiyecek kadar ağır ve içinde bulundukları durumun değiştirilemiyecek kadar umutsuz olmaları ile göze çarpar. Hatta intiharın ilerleyen aşamalarında bilincin yitirilmesi söz konusu iken, depresyonda bilinç kaydı yoktur.

Alkol bağımlılarında da bu oran % 20 oranında artmaktadır. Başka bir deyişle tüm intihar vakalarının % 20’sinde alkolizm sorumludur. Bulgular erkek alkoliklerin kadınlara göre dört kat daha fazla intihara teşebbüs ettiğini ortaya koymaktadır. Alkoliklerde ölüm nedeni olarak karaciğer bozukluklarının ardından intihar görülmektedir. Tüm alkol bağımlıları intihar girişiminde bulunmaz ancak bu kişilerde yıkıcı eğilimler görülür. Kişi önce kendine saygısını yitirir ardından çevre saygısını yitirmeye başlar böylece kişi bunu fark ederek yıkım başlar ve intihar gündeme gelir. Ayrıca kişilik bozuklukları da intihar riskini artıran etkenlerden biridir.

Psikozlar intihar vakalarında 3. sırayı almaktadır. Bunların arasında da özellikle şizofreni gelmektedir. Hastalığın ağır seyretmesi, sık hastaneye yatma, hastane çıkışı kötüleşme, riski artıran faktörlerdendir. Yoğun belirtilerin olduğu ve tedaviye başlandığı, işlevselliğin azaldığı ve hastalığın ilk yıllarında intihar olayları daha çok görülmektedir.Ayrıca görülen hallüsinasyonlarda da kişiye söylendiğini düşündüğü “kendini at, öldür” söylemleri nedeniyle bu kişilerin intihar ettikleri gözlenmiştir.

Kişilik bozukluklarında antisosyal kişilikte de intihar olayları % 5 oranında görülür. Bunun yanında narsist kişiliklerde de intihara rastlanmaktadır.

ACI VE DÜŞÜNDÜRÜCÜ OLAN ŞEY;
Kişinin eylem öncesinde kendisi için artan tehlikeyi farketmesi ve bunu ifade etmesidir. Öreğin bazı vakalarda kişi, “beni yalnız bırakmayın, kendime ve çocuklarıma bir şey yapmaktan korkuyorum” diye belirtmekte, pencere kenarı, ecza dolaplarına yaklaşmakta, değerli eşyalarını dağıtmakta ya da artan şekilde hayatın anlamsızlığından bahsetmektedir. “selvi gibi ümitler birer iğdeye dönmüş” intihar dışında yapacak birşeyi kalmadığı düşüncesi hakim olan ve böylece acı dolu olduğunu düşünerek tehlikeli eylemlere gidebilmektedir.

İNTİHAR EDEN KİŞİNİN YAKINLARININ TUTUMU

İntihar girişiminde bulunan kişi sıklıkla hiç kimsenin onu önemsemediğini düşünse de yakınları için intihar son derece travmatik bir olaydır. Bu kişiler için intihar eden kişinin ölümünün getirdiği üzüntünün yanısıra çözülememiş sorunlar nedeniyle suçluluk, öfke, kin, pişmanlık, şaşkınlık ve utanç duyguları da söz konusudur. Ailede intihar eden birisinin olması, geride kalanlar için kendilerini toplumdan izole edilmiş hissetmelerine neden olacak kadar başedilmesi son derece zor, bir leke gibidir. Geride kalanlar, kınanma endişesi nedeniyle yaşanan olayı paylaşma konusunda çekingen davranabilirler. Bu kişiler sıklıkla başarısızlık duyguları yaşamaktadırlar. Çünkü çok sevdikleri bir kişi intiharı seçmiştir. Bu acı nedeniyle yeni ilişkilere girmekten de kaçınabilirler. Ailelerinde intihar görülen kişilerin kendi aralarında kuracakları “destek grupları”nın büyük yararı olabilir.

İntihar hakkında konuşmak cesaret verici olur mu?

Neyin konuşulduğuna bağlıdır. İntihar düşüncesine neden olan duygular hakkında konuşmak intihar eğiliminde olan kişinin acısının azalmasına neden olabilir. Kişi intihar duyguları içindeyse, başka bir insanın onun nasıl duygular yaşadığını anlaması ve görmesi onu rahatlatabilir. Yol gösterici olması amacı ile bu durumdaki kişilere sorulabilecek sorulara örnekler:
Kendini intihar edecek kadar kötü mü hissediyorsun?
Aklından herşeyi bir kenara fırlatıp atmak geliyor mu?
Bunların dışında nasıl bir yöntemle intihar edileceği hakkında konuşulur.

İntihar düşüncesinin saklanma nedeni toplum tarafından ruh hastası olarak etiketlenme endişesiyle kriz zamanlarında yaşadıklarını paylaşmak konusunda çekingen davranmaktadırlar.

İNTİHAR DUYGU VE DÜŞÜNCELERİNİN ÇÖZÜMÜ KOLAY DEĞİLDİR, ANCAK ANLAYAN BİRİ İLE KONUŞMAK GENELLİKLE YARARLIDIR.

İntihar düşüncesini nasıl anlayabiliriz?
İntihar eğiliminde olan kişiler sıklıkla bilinçli ya da bilinçsiz olarak yardım istediklerini veya kurtarılmayı umduklarını ime edecek şekilde uyarılar verirler. Bununla beraber bir ya da daha fazla uyarı gerçekten intihar girişiminde bulunulacağı anlamına gelmez. Emin olmak için tek yol kişiye sormaktır. Bazı durumlarda bu kişiler kurtarılmak istemezler dolaysı ile uyarı işareti göndermekten kaçınırlar.

İNTİHARA İLİŞKİN DUYGULARIN DIŞA VURULDUĞU DAVRANIŞLAR

• İçe kapanma ve ilişki kuramama
• Nasıl intihar edeceği konusunda kesin fikirlerinin olması, planları hakkında ipucu verme
• Başarısızlık, işe yaramama, umutsuzluk, değersizlik, karamsarlık gibi duygulardan söz etme
• Hiçbir çözüm yolu görmediği sorunlar hakkında sürekli konuşma
• Yaşamda bir anlam ve amaç olmadığını belirtme

İNTİHAR RİSKİ OLAN KİŞİLERE YAKLAŞIMDA DİKKAT EDİLECEK NOKTALAR

DİNLEME
• Tüm dikkatinizle ve karşınızdakinin sözünü kesmeden dinleyin
• Neler söylediğini ayrıntılarıyla hatırlayın UNUTMAYIN ne kadar az konuşup ne kadar çok dinlerseniz, o kadar çok hatırlarsınız.
• Sözel olmayan ipuçlarına dikkat edin.
• Söylenen sözlerin altında yatan duyguları anlamaya çalışın.
• Anlattığı durum sizin başınıza gelseydi neler hissedeceğinize bakın.
• Konuşurken duraksadığı, sessizleştiği yerlerde dikkat edin, sessizliklere katlanmaya alışın.( Sessizliği bozmak için soru sormaktan kaçının).
• Kendinizi rahatlatmaya, onun da rahatlamasını sağlamaya çalışın.

TEPKİ VERME

• Kişinin hissettiğini sandığınız duygularını, zihninden geçirdiğini tahmin ettiğiniz düşüncelerini tanımlarken, hata yapabileceğinizi unutmayın.
• Kendi duygu ve düşüncelerinizi işe karıştırmayın.
• Olabildiğince az soru sorun, kesin bilgi istiyorsanız sorularınız kesin ve net olsun. Bir konuyu açıklığa kavuşturmak istiyorsanız, açık uçlu sorular sorun. ( Ne oldu?, ne anladın?v.b.) ama her ne olursa olsun Neden? Niçin ile başlayan sorulardan kaçının.
• Tasdik anlamına gelen “hı hı” “tamam” gibi sözcükleri mümkün olduğunca az kullanın.
• Dinlediğinizi göstermek. Onu daha çok konuşmaya cesaretlendirmek ve duyduklarınızı kontrol etmek için, kişinin söylediklerini kendi cümlelerinize dökerek tekrarlayın.
• Yargılamaktan ve yorumlar yapmaktan kaçının.
• Kişinin başından geçenlerle yaşadığı olaylara verdiği tepkileri ve düşünceleri arasında bağlantılar görüyorsanız, bunları o kişiyle paylaşıp, algılarınızın doğru olup olmadığını sorun.
• Gereksiz şekillerde konuyu değiştirmeye ya da kişinin sözünü kesmeye kalkışmayın.
• Çok erken, çok sık ya da çok uzun konuşmaktan kaçının.
• Konuşmayı bitirdikten hemen sonra yeniden dinleme durumuna geçip, kişini söylediklerinize nasıl tepkiler verdiğini ( sözel ya da sözel olmayan biçimde) gözleyin ve yeni tepki oluşup oluşmadığına bakın.

ÖNLEME VE YARDIM

ÖNLEMEDE DİKKAT EDİLECEK NOKTALAR
intihardan, hayatın anlamsızlığından bahseden, eşyalarını dağıtan ve içe kapanan kişilere dikkat edilmelidir. Özellikle önceden intihar girişiminde bulunanlarda bu sözler daha çok dikkate alınmalıdır. Özellikle yaşlılarda intiharla ölüm yoğun olduğundan onlar yalnız bırakılmamalı. Hatta bu kişilerle yakından ilgilenilerek yataklı tedaviye başvurulmalıdır.
Yakınlarını kaybedenler, işinden ve eşinden ayrılanlarla iletişim artırılmalıdır.
Depresyonun ilk evresinde hastaneden çkışı izleyen ilk dönemlerde dinginlik hissi yaşandığında dikkatli olunmalıdır.
Çevre kişiyi destekler nitelikte olmalıdır. Suçlayıp yargılamamalıdır, kaldıramayacağı sorumlulukları kişiye yüklememelidir. Bu durum aşılamıyorsa mutlaka yataklı tedaviye başvurulmalıdır. Çünkü intiharlar birbirini destekler ve bir çığ gibi beraberinde başka intiharları da getirir.

ÖNLEMEDE ÖNEMLİ OLAN;
Kişinin kendini topluma ait görmesi, çevrenin arkasında olduğunu bilmesi, sorumluluğu altında yardımına muhtaç kişilerin olduğunu eylemin günah olduğu düşüncesi, kendine maddi ve manevi olarak destek olanların varlığı düşüncesi intiharın önlenmesinde etkili olabilmektedir.
Biz girişimde bulunan kişinin kendini nasıl hissettiğini anlamaya çalışarak, ve daha yapıcı seçenekleri farketmelerine yardımcı olarak bir trajedinin oluşmasını önleyebiliriz. Bu kişiler keder ve sıkıntılarından dolayı, yalnızlık hissederler ve üstelik bu durumdan kurtulmayı sağlayabilecek kişi ve çözüm yollarını da göremezler. İntihar vakalarının çoğunda kişi, büyük bir karamsarlık içinde değilse, objektif değerlendirme yapabiliyorsa kendine çıkış yolları arayabilir.
Esasında intihar eğilimi olan pek çok kişinin ortak amacı yaşamına son vermek değil, acılarına son vermektir. Dolaysıyla bu acılardan kurtulmak için umutla “uyarı sinyalleri” verirler.

İNTİHARI ÖNLEME ÇABALARI

En yaygın olanı “Krizle Müdahale servisleri”dir. Bunlar içinde de en popüler olanı da acil telefon hatlarıdır. ABD’de bugün 1000’den çok acil telefon hattı vardır.
Ülkemizde ise Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi bünyesinde İ.M.D.A.T. “intiharla mücadele hattı” hizmet vermektedir.

İntiharı önleme çabaları içinde MÜFREDATA DAYALI İNTİHARI ÖNLEME PROGRAMLARI vardır. Bu program intiharın önlenmesi konusunda hayli dikkat çeken bir yaklaşımdır. Bu programın etkisi 1984-1985 yılları arasında % 200’lük bir artışla gelişmeye devam etmektedir. Programın temel amacı,
1. Ergen intiharı ile ilgili duyarlılığı artırmak
2. İntihar için risk faktörleri konusunda kişileri eğitmek
3. Konuyla ilgili Ruh Sağlığı merkezleri ve diğer merkezler hakkında bilgi vermek

Bu programı Ruh sağlığı uzmanları ve eğitimciler sunmaktadır. Genellikle de orta dereceli okullarda öğrenciler, aileleri ve öğretmenlerle işbirliği içinde yürütülmekte olup süresi ortalama 1-2 saattir.

TEMEL ÖNLEME PROGRAMLARI

İntihar için bilinen riskler; okul bırakma, madde kullanımı, erken yaşta hamilelik, temel sosyal sorunlarla ortaktır. Temel önleme programları, müfredata dayalı önleme programlarından daha farklıdır. Müfredata dayalı programlarda amaç kişileri bilgilendirmektir oysaki temel önleme programlarında amaç intihara yönelik risk faktörlerini azaltmaya ve ortadan kaldırmaya yöneliktir. Örneğin, madde kullanımı, intihar eden kişilerden daha geniş kitleye yayılmaktadır. Böyle olunca madde kullanımının yaygınlığını azaltmak intihar için temel önleme müdahalesi olabilir. Etkili önleme çabaları, depresyonun azaltılması, sosyal destek ağlarının güçlendirilmesi, umutsuzluğun azaltılması ve problem çözme becerilerinin öğretilmesi üzerinde odaklanabilir.

Okullar, sosyal desteğin geliştirilmesi, problem çözme becerilerinin kazandırılması ve temel ruh sağlığı eğitimi gibi önleme programları için uygun potansiyele sahiptirler. Cole (1989), psikopatolojinin rolünü araştırdığı çalışmasında, ergen intiharlarında problem çözme becerileri ve kendine güveni artırmanın intiharı önlemede en önemli değişkenler olduğunu belirtmektedir. Ayrıca ruh sağlığı eğitimi veren ve yardım istemeyi cesaretlendiren programlar da oldukça yararlı olmaktadır. Kişilerin bazı kalıp ve önyargılardan kurtulması, sıkıntıdaki gençleri yardım istemeye cesaretlendirecektir. Örneğin; 4-5 dakika boyunca ruh sağlığı ve hastalıkları hakkında bilgi veren bir programa katılan öğrencilerin , kontrol grubuna göre daha çok yardım isteme tutumu sergiledikleri araştırma sonucuna göre gözlenmiştir.

Aile destek programları, Weisman (1974) ailede sağlıklı iletişimi olan, kendine güvenen, tutarlı ve sürekli ilişki içinde olan genç ve çocukların intihar davranışına karşı daha korumalı olduğunu belirtmektedir.

SAĞALTIM ÖNLEME
3 başlıkta incelenebilir.
1 . Girişim öncesi dönem: Bu dönem önlem alma dönemidir. Özkıyım girişimlerini engelleyici tedbirler alınmalıdır. Bu da bireysel ve kurumsal eğitim ile toplumun bilinçlenmesini de gerektiren çok geniş kapsamlı bir iştir. Bilincin artması ve tehlikeye duyarlılığın artması çok zordur. Özkıyımın çaresizlik, alarm ve yardım çağrısı olabileceğinin toplum tarafından kavranması bilincin oluşmasında önemli bir aşamadır. Özkıyımda pek çok neden rol oynamakta ve bu yüzden de yardım oldukça zor olabilmektedir. Bunu toplumun bilmesi bilinci daha da artırabilir. Böylece sorumluluk bir kişiye devil, çevreye de dağıtılmış olur. Pek çok ülkede özkıyım sağaltımının kurumsal bazda yapılması toplumsal bilincin göstergesidir. Bunu yanında araştırmacılar toplumda intiharla ilgili tartışma ve programlar özkıyımı artırabilir kaygısını da yaşamaktadır. Örneğin Almanya ‘da “Bir gencin ölümü” ülkemizde ise “Saat sabahın dokuzu” adlı dizilerden sonra bu tarzda intihar vakalarının arttığını istatistikler desteklemektedir. Ancak bunun yanında basında yer alan açık tartışma ve yayınların toplumun bilinçlenmesini artırmaya yönelik etkileri de bulunmaktadır.
Girişimden önceki dönemde, tehlikeyi zamanında farketmek önemlidir. İş işten geçmeden önlem almayı sağlar bilinçlenme. Bu da eğitim, öğrenim ve toplumun bilinçlenmesi ile olur. İstatistiki veriler, özkıyım girişiminde bulunanların yaklaşık % 50-80’inin girişimden önce bir hekim aradığını göstermektedir.

2 . Girişim dönemi: kişinin intihar girişiminde bulunduğu zaman alınan önemlidir. Mide yıkanması, oksijen verilmesi, dahiliye servisine gönderilmesi gerekirse yoğun bakıma alınması gibi. Burada önemli olan, kişiyle ilginin kesilmemesi ve bilinci yerine geldikten sonra onu yoğun bakıma gönderen kişinin kendisiyle ilişki kurmaya çalışmasıdır.

3. Girişimden sonraki dönem: En uzun , en yorucu ve en çok emek isteyen dönemdir. Genellikle özkıyım girişiminden sonra yapılanları kapsamaktadır. Burada 2 önemli unsur vardır. A). İntihar girişiminde bulunan veya intihar düşüncesini taşıyan herkese yardım gereklidir. Hiç yardım istemedikleri halde, bunu da bağırarak söylemelerine karşılık mutlaka bu kişilerle görüşme denenmelidir.
b). İlk görüşmede birincil amaç girişimin önlenmesi olmamalıdır. Birincil amaç “şimdi ve burada” görüşülen kişiyi anlamaya ve ona ulaşmaya çalışmaktır. Onunla ilişki kurmak, ilişki kurulmasa da ona yalnız olmadığını, bırakılmadığını, itilmediğini, kendisine değer verildiğini göstermek olmalıdır. Bu durumda kişiye bir yaşam kurtarıcı olarak değil, yapabilecekleri sınırlı ama yine de ona yardımcı olmaya çalışan kişi olarak yaklaşılmalıdır. İlk karşılaşma çok önemlidir. İlk karşılaşmada onun durumun anlamaya yönelik çalışıldığını belli etmek çok önem taşımaktadır. Böylece kişiye anlaşıldığı duygusu verilirse, en büyük başarı elde edilmişi olur.

PRATİK ÖNERİLER

Onunla konuşunuz: kendinizi karşınızdaki kişinin yerine koyarak yaşadığınız duyguları içtenlikle dile getiriniz. Konuşmak uzun vadede kesin çözüm olmasa da kişinin üzüntü ve yalnızlık duygularını etkileyerek riski azaltabilir. Orta ve uzun vadede sorunu çözebilmek için duygusal ya da psikolojik yardım almak gerekecektir. Eğer çocuğunuz ölümden bahsediyorsa ve yakında etrafta olmayacağını söylüyorsa, ona direk olarak intiharı mı düşündüğünü sorabilirsiniz. Konudan bahsetmek onun intiharına neden olmaz aksine onun acılarını görmemek ciddi sonuçlar doğurabilir. Çocuğunuza “senin için endişeleniyorum, son zamanlarda mutsuz görünüyorsun. Kendine zarar vermeyi mi düşünüyorsun?” diye yaklaşabilirsiniz.

Onu Dinleyiniz: Kişinin kaygıdan kurtulması duygusal yükünün ciddiyetinin anlaşılması ve potansiyel tehlikenin belirlenebilmesi için mutlaka dinleyiniz. Dinlerken sözel ifadelere olduğu gibi beden diline de dikkat ediniz. Vakit kazanmak için onunla sürekli konuşun. Onu dinleyin ve söylediklerini yansıtın. Ne eleştiride bulunun ne de tartışın. Biliyorum şu an kendini kötü hissediyorsun, hiçbirşey iyiye gitmeyecekmiş gibi geliyor ama gidecek bu zor durumu beraber yaşamamız gerekiyor diye destek olunmalıdır. Koşulsuz ve açık olarak sevginizi gösterin. Ne güzel geçen tatili, ne de yazın yapacağı seyahatleri anlatın.

O kişi için önemli kişileri devreye sokunuz: Yardım ve destek olabilecek kişileri bularak mutlaka devreye sokmaya çalışın.
Önerilerinizde net olunuz: Kişiyi çözüm arayışında yalnız bırakmayınız.
En kısa zamanda bir uzmanla görüşmesi içi ikna ediniz.

OKULDA YAPILMASI VE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Ergenler günümüzde en yüksek risk grubu olma özelliğini devam ettirmektedir. Bu nedenle de okullarda dikkatli olunmalıdır. Çünkü birçok raporda intihar eden gencin intihardan bir süre önce okul devamsızlığına başladığı, yardım istediği hatta bu kişilerin % 50 sinin doktor yardımına başvurduğu araştırmalarla ortaya konmuştur. İntihar düşüncesinde, çözümsüzlük, güvensizlik, umutsuzluk ve yalnızlık hissi olduğundan öncelikle okullarda tüm öğrencilere bu yönde yardım edilmelidir. Bir başka deyişle, tüm öğrencilerin, problem çözme becerilerini geliştirmeye, karar verebilme sorumluluğunu almaya yardımcı olunmalıdır. Umutsuzluk ve karamsarlığın giderilme yolları konusunda bilgi verilmelidir.

Öğrenci ailelerine ise, tutumların etkileri ve önemi, sosyal destek ve manevi bağların önemi konusunda açıklayıcı bilgiler verilmelidir. Araştırmalar, demokratik tutumla yetişen kişilerin, kendine güvenen, aktif, başkalarının etkisinde kalmadan karar verebilen, ve aile bağlarının güçlü olması nedeni ile de, intihar ve intihar girişimine karşı daha korumalı olduğunu ortaya koymaktadır.

Okullarda ergenler arasında intihar düşüncesi ile ilgili uyarı sinyali niteliğinde bazı davranışlar vardır.
Bunlar;
Ölümle ilgili konularda konuşma ve şaka yapma eğilimi
Alkol veya madde kullanımı ve artışı
Eşyalarını dağıtma
Risk almaya cesaretli olma
Devamsızlık yapma
Performansız azalması
Konsantrasyon güçlüğü
Ödevlerin yapımında aksamalar
Genel olarak ve ders konularına ilgisizlik,
Arkadaş ilişkilerinde değişiklikler
Tahammülsüzlük ve sinirlilik
Sıkıntılı olma durumu ve moral çökkünlüğü
Beklenmedik heyecanlar şeklindedir.

Yukarıdaki belirtiler tespit edilince ne yapılmalıdır?
Öncelikle riskli kişiye yalnız başınıza yardımda bulunmaya çalışmayın. Bu kişilere okul idaresi- öğretmen- psikolojik danışman ve aile ile birlikte yardımda bulununuz.
• İlk etapta amacınız girişimi önlemek değil, onu anlamaya çalışarak kişiye anlaşıldığı hissini verebilmektir.
• Önemsendikleri ve dikkate alındıklarını
• Acı ve sıkıntılarına ortak olunduğunu
• Başka çözüm yollarını var olduğunu
• Profesyonel yardım kaynaklarını göstermek gerekmektedir.

İntihar eğilimi olan kişilere yaklaşırken genel yaklaşım olarak “Yardım Protokolü” hazırlatılabilir. Yardım protokolünün amacı, riskli kişiler tespit edildiğinde kimin ne yapacağının belirtilmesi ve uygun yolun izlenmesidir. Bu protokol ayrıca, okul personelinin o kişiyle ilgili neler yapabileceğini de açıklar. Uzmanlara hazırlatılmalı ve personel bu konuda eğitilmelidir.
Değerlendirmede öldürücülük- kısa zaman söz konusu ise kişi yalnız bırakılmadan riskin seviyesine göre şunlar yapılmalıdır:

Okul yönetimine haber verilmesi
Aile ve yakınlarına haber verilmesi
Ne yapılabileceği konusunda plan yapılması
Uzman kişilere veya kurumlara gönderilmesi
Belgelerin doldurulması şeklinde çalışmalar yapılmalıdır.

KRİZ SIRASINDA MÜDAHALE PLANI

Güvene, içtenliğe ve kabule dayalı bir ortam yaratın
Yumuşak ve net konuşun, sesiniz içten ve samimi olsun. Kişinin konuşma ve düşünme hızına saygılı olun ve sabırlı olun. Heyecan içeren duygularınızı belirtmeyin. Sakin olun. Kendinizi ve çevrenizi kontrol altında tutun. Tehlikeden uzak bir yer seçin. Bazen ilişki kurmak zor olabilir. Kişi bağırabilir. Alkol ya da ilaç etkisinde olabilir. Bekleyin, vaktiniz yoksa başkasından yardım isteyin.

Kişinin intihara neden gösterdiği problemi üzerinde çalışılabilecek biçimde yeniden tanımlayın
Krizdeki kişiler genellikle bir sorun yığını altında kalmış gibidirler. Yardımda bulunan kişinin, en acil ve en yoğun sorunu bulup açığa çıkarması gerekir. Yapılması gerekenler için bir “öncelikler listesi” çıkarın. ( listenin başında bulunması gereken seçenek “sağ kalmak” olmalıdır) geçmişteki sorunlar değil, “şimdi ve burada” yaşanan sorunlar üzerinde durun.

Durumun aciliyet ve tehlike derecesini değerlendirin:
Kişide gözlenen belirtilerin, ipuçlarının, verdiği mesajların aciliyetini araştırın. Bunu yaparken sakin olun. Kendinize şu soruyu sorun. “ kişi kendisine gerçekten zarar verecek mi?” farklı tehlike düzeyleri farklı müdahaleleri gerektirir.

Mantık ve duygular arasındaki dengeyi yeniden oluşturun:
Kriz anında kişiler histerik bir nöbetten çok mantıklı konuşmaya kadar çeşitli psikolojik durumlara girebilirler. Çok yoğun duygular yaşayanları sakinleştirmeye çalışın. Çok mantıklı konuşanlarda ise bazı duyguları açığa çıkarmaya çalışın. Sorunun özüne inerek çözüm bulmak için duygusal denge şarttır.

Kişinin şimdiki ve geçmişteki güçlü yanlarını araştırın:
Burada kişiye şimdiye kadar sorunu olduğunda neler yaptığı ve neler olduğu sorulmalıdır. İnsanlar bazen sorunlarıyla tek başlarına uğraşıp başarısız olunca yardım isterler. Bazıları ise bir şey yapmadan yardım isterler. Müdahaleyi yapacak kişinin öncelikle bunu anlaması gerekir. Krizdeki kişiler genellikle hayatındaki olumlu şeyleri farkında değillerdir. Bunlara dikkat edilmelidir.

Aciliyet derecesine göre geleceğin planlanması:
Krizin aciliyeti arttıkça kişinin uzun vadeli çözümleri beklemeye tahammülleri de azalmaktadır. Krize müdahale bir terapi değildir. Acı veren bir sorunla “şimdi ve burada” başaçıkma yoludur. Gerçek ve olabilir çözümlere odaklanılmalıdır.

Eyleme geçme kararının alınması:
Çözümler üzerinde konuşmak ilk adımdır. Önemlidir. Ama daha sozraki adım , yapılacak iş üzerinde karar vermektir. Eğer bunu yapmazsak, kişinin sorunu açığa çıkabilir ama çözüme yönelik bir şey yapılmadığından acısı aynen kalır.

“intihara hayır” yönünde bir kontrat oluşturma:
intihar eğilimi olan bir kişiye yapılacak her müdahalede mutlaka “intihara hayır” yönünde bir anlaşma yapılmalıdır. Bunun anlamı, kişinin her ne durumda olursa olsun kontrat yaptığı uzmanla görüşmeden intihara kalkışmayacağıdır. Tüm enerjisini kendisine yardım eden birine ulaşmak için kullanacaktır.

Müdahaleyi sona erdirme:
Çeşitli nedenlerle kişi hala sorunu üzerinde konuşmayı isteyebilir. Buna izin verilmemelidir. Yumuşak ama kesin bir ses tonuyla konuşmanın değil, çözüm için harekete geçme zamanının geldiği belirtilmelidir. Bunu yaparken karşıdaki kişiye reddedildiği mesajı kesinlikle verilmemelidir.

YANLIŞ İNANIŞLAR:

• Eğer bir kişi intihara karar vermişse kimse onu durduramaz. Yanlış. Asla yardımı esirgemeyin. İntihar tehdidi bir yardım arayışı olabilir.

• İntihar hakkında konuşmayın, kişiyi kışkırtabilir aklına karpuz kabuğu düşürebilirsiniz. Yanlış. Kişinin konuşmaya ve olumsuz düşüncelerini zihninden uzaklaştırmaya ihtiyacı vardır. Konuşmanın suçlayıcı ve yargılayıcı olmaması gerekir.

• İntihar eğilimleri kalıtsaldır. Yanlış. intihar bir kişinin kaderi olamaz.
Kriz sonrasında iyileşme intihar riskinin sona erdiğini gösterir. Yanlış. Özellikle depresyon, şizofreni gibi hastalıklardan sonra hafif iyileşme dönemlerinde intihar olayları daha çok görülmektedir.

İNTİHARLA İLGİLİ DOĞRU İNANIŞLAR:

• İntihar edenlerin çoğu yaşam ile ölüm arasında kesin bir seçim yapamamışlardır. Bir bakıma ölümle kumar oynarlar ve kendilerinin kurtaracak birilerinin olduğunu bilip, son ana kadar kurtarılmayı beklerler.

• İntihar düşüncesi olan kişiler umutsuz ve mutsuzdurlar. Bu onların psikolojik yönden hasta oldukları anlamına gelmez.

• Ölümle sonuçlanan intihar girişimleri erkeklerde kadınlara göre 3 kat daha fazladır.

İntihar, kişinin yaşamına istemli olarak son vermesi olup yalnızca ruhsal boyutlu değil, ekonomik ve kültürel boyutları da vardır. Örneğin Gal’de Druidler adında mezhep mensupları arasında intihar bir dostluk ilgi ve sevgi imgesi olarak benimsenmiştir. Birbirini çok seven kişilerden biri ölünce, onu çok seven yakınlarının intihar etmesi gerekli yoksa toplum tarafından suçlanırlar ve itilirler. Montaigne “ölümün fırtınalı denizde sığınılacak sakin bir liman” olduğunu belirterek bu limana yanaşabilme kararını her insanın iradesiyle alabileceğini belirtmektedir. Montesquieu intihar edenleri hoşgörü ile karşılamanın insanlık gereği olduğunu vurgulayarak “insanın ölümüne değil, doğumuna ağlanmalıdır” demiştir. Sonuç olarak tarihte intiharın toplumlarda değerlendirilmesi farklı olmuştur.

ACİL DURUMDA NE YAPILMALIDIR?

Eğer çocuğunuz ölümden bahsediyorsa ve yakında etrafta olmayacağını söylüyorsa, ona direk olarak intiharı mı düşündüğünü sorabilirsiniz. Konudan bahsetmek onun intiharına neden olmaz aksine onun acılarını görmemek ciddi sonuçlar doğurabilir. Çocuğunuza “senin için endişeleniyorum, son zamanlarda mutsuz görünüyorsun. Kendine zarar vermeyi mi düşünüyorsun?” diye yaklaşabilirsiniz.
Pek çok genç ailesine dürüstçe cevap verir. Acil yardım konusunda çocukları kesinlikle yalnız bırakmayın. Güvende olana dek onu bırakmayın
Vakit kazanmak için onunla sürekli konuşun. Onu dinleyin ve söylediklerini yansıtın. Ne eleştiride bulunun ne de tartışın. Biliyorum şu an kendini kötü hissediyorsun, hiçbirşey iyiye gitmeyecekmiş gibi geliyor ama gidecek bu zor durumu beraber yaşamamız gerekiyor diye destek olunmalıdır. Koşulsuz ve açık olarak sevginizi gösterin. Ne güzel geçen tatili, ne de yazın yapacağı seyahatleri anlatın.
İntiharla ilgili düşüncelerinizi açıklayın. Sorunların çözümü için intihardan başka pek çok seçenek olduğunu kendini iyi hissettiğinde birlikte bir çözüm arayabileceklerinin belirtin.
Etraftaki ilaç ve silah v.b uzaklaştırın ve sizinle iletişim kurmuyorsa çok sevdiği bir kişi ile temasa geçin.

Kaynaklar:
Odağ, C., İntihar ( tanım-kuram-sağaltım), İzmir Psikiyatri Derneği, 1990.
Shapıra, P.G, Çocukluk ve İlkgençlik Depresyonu, Papirüs Yayınevi, Ankara:1990.
Türk Psikoloji Bülteni, Türk Psikologlar Derneği, Ankara, 1996, c.2, s.5.
Geçtan, E., Normaldışı Davranışlar, Remzi Kitabevi, İstanbul:1993.

www.intihar.de
www.intihar.e-zine
www.psikiyatrist.net
www.e-psikolog.net
www.pedam.com
www.e-psikoturk.net
www.mynet.com
www.arama.com
www.sabah.com
www.yeniyüzyıl.com
www.milliyet.com
www.hürriyet.com

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :