- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

İncest – Ensest İlişkiler

İncest – Ensest İlişkiler sitemize 27 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

ENSEST İLİŞKİLERİN DOĞASI

Aile içi ilişkiler,yani bir başka deyimle “İncest” ilişki tanımı, tarihe, yere ve dünyevi görüşlerle yakın ilişkili bi konudur. Genel tanımı; aile bireylerinden, birbirleriyle beraberlikleri yasaklanmış bireylerin cinsel birlikteliğe girmesi yada istemesidir.

Doğuştan var olan, doğal olan bir davranıştır ki, insan ilk olarak aile içindekileri sever,

hoşlanır. Psikoloji biliminin babası sayılan Sigmund Frued’a göre çocukluk döneminde erkekler ilk olarak anneye, kızlar da babaya karşı cins ilgisi geliştirirler. Ve bunu, insan doğasının en doğal hareketi gibi görür.

Zaman içinde bu ilgi, yerini, sosyal bir takım nedenlerle dış dünyaya yönlense de, başlangıçta bu ilgi kesindir. Yani aslında,hepimizin doğasında olan bir konudan bahsediyoruz.

Bir konuya değinmekte önem var ki:yakın zamanlara kadar aile içi ilişkilere bakış açısı saplantı yönündeydi. İnsanların, karşı cinsten başka biri olmadığı için bu ilişkilere girme isteği duyduğu yönündeydi. Yani sosyal yönü zayıf, toplum içinde kendini tanımlayamayan insanların yaşadığı olaylar olarak değerlendiriliyordu. Oysa bu tür ilişkilerde, ilişkiyi yaşayanlar açısından çok farklı sonuçlar çıktıkça bu görüş de değişti. İnsanların bu tür ilişkilere girme isteği, yoğun sevgi duymalarından ve aile içi bireylerin duygusal olarak birbirlerine yakınlığından kaynaklandığı kesindir. Karşı cinse duyulan istek, genelde insanların kendilerine huy ve karakter olarak yakın gördüğü, tanıdığı insanlara yönelir. Size en uygun insan da çok zaman aynı ortamı paylaştığınız, aynı ideolojik fikirleri benimsediğiniz, çok zaman hobilere varana kadar benzeştiğiniz insan olur ki, aile içinde bu yakınlık benzerdir. Ve çok doğal olarak bir erkeğin kızkardeşine, yada kızın erkek kardeşine  aşık olması, olabilmesi kaçınılmaz ve sıradandır.Aile içi ilişki yaşayanlarda sevgi yoğun ve aile içi bireylere yönelmesi çok kolaydır.Çünkü karşınızdaki insan tanıdığınız, bildiğiniz ve bir çatı altında yıllarca yaşadığınız kişidir. Onu sevip aşık olmanız çok daha kolaydır.

Ve bu ilişkiler kısa sürede başlayıp biten ilişkiler değildirler. Küçük reveranslar, komplimanlarla başlayan, zaman içinde küçük hareketlerle desteklenip büyüyen ilişkilerdir.

Masum dokunmalar, kazara çarpmalar, zararsız sohbetlerle başlayan, isteğe, arzuya dönüşen ilişkilerdir.Ülkemizde,evlerin dizaynı küçük, çok zaman aynı odada hatta belli bir yaşa kadar aynı yataklarda yatılmaktadır. Bu durumlar ister istemez, bilinç altını tetiklemektedir. Gecenin bir vakti, uyandığında, kardeşiyle sarmaş dolaş yatan biri, bundan bilinç altında bile olsa etkilenir.Evde soyunan kardeşini, annesini veya diğer aile bireylerini görmek olağan bi durumdur.

Yani kasıtlı değildir, ama illa ki bu ve benzeri durumlar yaşanabilir, olağandır. Yada aile içi davranışlarda, yardımlaşmalarda çok zaman istek uyandıran hareketler tetikleyicidir. Banyodan çıkan kardeşin o hali, elbiseleri, kullandığı eşyalar çok zaman tahrik eder insanı. Ve davranışlar, bir sonraki davranışları tetikleyip çok zaman büyütür. Önce insanın kafasında kurup, sonrasında masum hareketlerle büyüttüğü, ve karşılıklı isteklerin kabulunden sonra hayata geçirilmesidir. Tüm bu ilişkiler, birden bire, aynı anda başlayan ve hemen istenip de yapılan şeyler değildir. Bilinç altı destekli, çok zaman ilk evrelerini bizim bile farketmediğimiz istemlerdir. Yavaş yavaş gelişir. Ama olgunlaştığında önünde durulamaz kadar şiddetli şekilde açığa vurulurlar. İşte bu yüzden sakınılması zordur. Ve bu, tarihin ilk zamanlarından beri var olan bir sorundur. Tarihsel sürece bakıldığında bu tür ilişkilere bakış açısının farklı olduğunu görüyoruz. En bilinen haliyle, mesela Eski Mısır medeniyetinde, aile içi kardeşlerin evliliğini görürüz. Eski medeniyetlerde olağan sayılan bir durum. İlk, tek tanrılı dinlerle beraber bu durum değişmiş, kutsal kitaplarda insanların tüm yaşamları belirtilirken, kurallar da kesin olarak konmuştur. Bu katı kurallardan biri de evlilik konusudur ki, tek tanrılı dinlerle beraber aile içi evlilikler kesin olarak yasaklanmış ve büyük cezalar konmuştur. Bunun nedenleri şudur;

 –Bu tür ilişkilerde roller karışmaktadır.Mesela bir baba kızıyla beraber olsa ve bir çocuğu olsa, bu erkek kardeşlerin kardeşi mi, yeğeni mi olacaktır, mirastan ve paylaşımdan nasıl yararlanacaktır.

–Aile içi ilişkilerde beraberlikler hayatın akışına terstir.

 –İnsanların sosyal bir varlık olarak kaynaşmasına engeldir. Sürekli tekdüze yeni aileler olacaktır.

 –Aile kurumu toplumun temel yapısıdır. Burada yardımlaşma ve karşılıksız birlik esastır. Birbirleriyle ilişkiye giren aile üyeleri zamanla kıskançlık ve nefretla karşı karşıya kalabilir.

 — Ve herşeyden önemlisi, bu tür ilişkilerin kontrolü zor, hatta neredeyse imkansızdır. (Mesela ülkemizde, aile bireylerinden birisine sarkıntılık etmiş, onunla beraber olma isteğini belirtmiş olup, adli vak’a olarak tespit edilmiş tek bir olay dahi yoktur. Gerçekte; böyle olayların hiç yaşanmadığından değil, bu tür olayların, ya karşılık bulmasından, yada ayıp, günah ve korkuyla karışık saklanmasından olmaktadır) Bunun gibi bir çok nedenden dolayı bu tür birlikteliklere anlam verilememiş ve toplum tarafından katı kurallarla yasaklanmıştır. Ama her toplum ve din kendi değer yargılarıyla anlam vermiştir. Mesela Hristiyan dünyası kuzenlerin de birbirleriyle evlenmelerini yasaklamışken, İslam dünyası bu evlilikleri meşru saymıştır. Ülkemizde amca veya teyze çocuklarıyla evli yüzbinlerce insan bulunmaktadır. Bu durum bir çok sosyolog ve toplum bilimcinin araştırmalarına konu olmuş, bir çok yönden ele alınmıştır. Bir çok toplum bilimci bu konuda cesaretli araştırmalar yapmış, toplumu bilgilendirmiştir. Burada bunları anlatacağız. Sanıldığının aksine, ister dindar, ister kuralsız yaşasın, hemen her toplum içinde aile içi birlikteliklerin sayısı oldukça fazladır. Fakat çok azı sorun çıkardığından, yani hukuki bir sorun olarak karşımıza çıkmadığından, yaşayanlarla beraber gizlenmektedir. Gerek ülkemizde ve gerekse bir çok ülkede bu konuyla ilgili araştırma ve anketler yapılmış, katılanlar çok ilginç veriler kazandırmıştır. İşte size çarıpıcı rakamlar (% olarak);

 –Her yüz insandan en az 63’ü böyle bir ilişkiyi kafasından geçirmiş hayal etmiştir. (İster kardeşleriyle, ister ebeveynleriyle veya 2. derecede akrabalarıyla)

 –Her yüz insandan en az 28’i böyle bir birliktelik yaşadığını itiraf etmiştir.

 –Her yüz insandan sadece 37’si bunu kesinlikle reddetmiş, böyle bir şeyi asla düşünmediğini bile söylemiştir.

 –Her yüz insandan sadece 14’ü pişmanlık duymuştur.(İlişkiyi yaşayanlar arasından)

 –Her yüz insandan sadece 2’si bunu bir başkasına açma gereği hissetmiştir.

 Bu ilişkilerin kimler arasında yaşandığına baktığımızda (Dünya genelinde);

–İlişkilerin büyük kısmı kardeşler arasındadır(%53),

 –Dayı-yeğen(%12),

 –Teyze-yeğen(%9),

 –Kuzenler arasında (%15),

 –Anne-oğul veya baba-kız (%1,5),

 –Amca yeğen veya hala yeğen (%0,9),

–Baldızlara veya yengelere yönelik (%11),

 –Ve diğerleri (%1-2 arası)

Ülkemizde ise

–İlişkilerin yine büyük kısmı kardeşler arasındadır (%46),

 –Yengelere veya baldızlara yönelik ilişkiler (%24),

 –Dayı yeğen (%16),

 –Teyze -yeğen (%6),

 –Amca-yeğen(%1),

–Kuzenler arası (%18),

–Anne-oğul veya baba-kız (%0,5)

–Dede veya nine torun arası (%0,01)

–Diğerleri (%2)

Sayısal rakamların da gösterdiği gibi bu tür istemler kesinlikle insanların büyük bölümünün bu tür istemlerinin olduğunu ve çoğunun yaşandığını göstermektedir.

 Psikolojinin amacı bunu doğal bir olaymış gibi gösterip teşvik etmek değildir tabii ki.

Burada sunulan rakamların amacı, bunu yaşayan insanların, olaydan sonra pişmanlık,utanç, kendinden iğrenme, kendini toplum dışı görüp yalnızlaşma vb. duygulara kapılmadan, yeniden normal hale dönmesidir.

 Bu tür olaylarda uzman desteğine ihtiyaç duyan çok az insan vardır. Bunun en temel nedeni gizlemek isteğidir.Çünkü yaşanan olayın, yalnız kendisinin başına gelmiş, kendisinin de düşük olduğu için bunu hissetmiş olduğu düşüncesidir ve bu düşünce zamanla bir çok insanda, ileride ciddi psikolojik bozukluklara itebilecek bir sürece kadar götürür.

Bundan kurtulmak gerekir. Bir uzman desteğine ihtiyaç duyulmadan da kendini bu süreçten kurtarabilmenin yolları elbette vardır.

 Bunun en etkili yöntemi grup terapisidir. Kimliğinizi gizleyerek, aynı olayı yaşamış insanlarla, bu olayları konuşabilir, ister pişmanlık duyulsun, ister zevk alınmış olsun tüm düşünceler paylaşılmalıdır. Sanırım bunun en güzel yolu da interneti kullanarak yapılanıdır ki, bu anlamda sanal ortam bir nimettir. Ama sonuç olarak şunu kesin olarak bilmek gerekiyor:Aile içi ilişkiler kesinlikle yanlış ve olmaması gereken,kendine hakim olamadan verilen kararlarla yaşanan olaylardır. Sağlıklı değildirler. Devam ettirlimesi durumunda insanı yalnızlığa iten bir süreç kaçınılmazdır. İnsanın en sağlıklı ilişkisi, toplumun da kabul ettiği şekilde olmalıdır.

İnsan, toplumsal bir varlıktır ve toplumdan izole olmuş halde uzun süre yaşayamaz. Bu süreç yaşayana ve hatta çevresine de zarar verebilecek bir durumdur. Aile içinde ilişkiler sadece karşılıklı sevgiye ve karşılıksız yardımlaşmaya dayanmalıdır. Sizinle beraber olmadı diye kardeşinize kötü düşünceler besleyebilir, aile üyenize zarar verebilirsiniz. Hepinize sağlıklı ilişkiler dolu bir yaşam diliyorum.

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :