- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

İletişim Engelleri

İletişim Engelleri sitemize 24 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 1 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

 İLETİŞİM ENGELLERİ

        Başkalarının değişmesine yardım etmek için en gerekli koşul onları olduğu gibi kabul etme tutumudur. Buna karşın, sözel tepkilerin %90’ının 12 kategori altında toplanan kabul göstermeme mesajları olduğu belirlenmiştir.

 

  1. Emretme, Yönlendirme, Talep Etme

Bu iletiler, öğrenciye duygularının, gereksinimlerinin ya da sorunlarının önemsiz olduğunu anlatır. Öğretmenin öğrencinin karar ve yeteneğine güven duymadığını gösterir.

‘’Şikayetten vazgeç’’

‘’….. yapacaksın’’   ‘’Yapmak zorundasın’’

Çocukta korku, aktif direnç, isyankar davranış yaratabilir. Söylenenlerin tersini ‘denemeye’ davet edebilir.

  1. Uyarma, Tehdit Etme (Gözdağı Verme)

Bunlar, öğretmenin, öğrencilerinin isteklerine ve gereksinimlerine saygı duymadığını anlatır.

‘’Eğer böyle yaparsan, sonunda üzülürsün’’

‘’Kendine çekidüzen vermezsen velini çağıracağım’’

‘’Ağlamayı kes yoksa seni gerçekten ağlatacak bir şey yaparım’’

Çocukta korku, boyun eğme, gücenme, kızgınlık, isyankarlığa neden olabilir. Söz konusu sonuçların gerçekten meydana gelip gelmeyeceğini çocuğun ‘denemesine’ yol açabilir.

  1. Ahlak Dersi Verme, Vaaz verme, Öğüt Verme, Telkin Etme

Öğrenciye, öğretmenin onun yargısına güvenmediği,başkalarının doğruluğuna inandığı şeyleri kabul etmesinin  onun için daha iyi olacağı düşüncesini verir.

‘’Büyüklerine daima saygılı davranmalısın’’

‘’Böyle davranmamalısın’’

Zorunluluk, suçluluk duygusu yaratabilir. Şiddetli savunmaya yol açabilir.

  1. Çözüm Getirme, Fikir Verme, Öneride Bulunma

Bu tür iletiler öğretmenin, öğrencilerin sorunlarını kendi kendilerine çözebilme yeteneği olmadığına inandığının kanıtıdır.

‘’Sana şunu önereyim’’

‘’Ben olsam … ‘’

Çocukta bağımlılık ya da direnme yaratabilir. Sorunda değişik çözümler düşünüp, seçenekleri denemesini engelleyebilir. Kendi sorunlarını çözmekten aciz olduğunu ima edebilir.

  1. Nutuk Çekmek, Konferans Vermek, Mantıksal Kanıtlar İleri Sürme

Bu tür iletiler sorunlu dönemlerde kabul edilmez.

‘’Çocuklar birbiriyle iyi geçinmeyi bilmelidirler’’

‘’Eğer çocuklar evde bazı görevler üstlenirlerse, ileride sorumluluk sahibi yetişkinler olabilirler’’

‘’Ben senin yaşındayken, senin iki misli iş yapmam gerekiyordu’’

Çocuğun beceriksiz ve yetersiz hissetmesine, iletişimi kesmesine neden olabilir. Savunmayı ve karşı koymayı kışkırtabilir.

Öğrenciler kendi sorunları hakkında öğretmenlerinden daha fazla gerçek ve geçerli bilgiye sahiptir. Bu yüzden öğretmenin düşünceleri, öğrenciler tarafından bir güç gösterisi olarak yorumlanır.

  1. Yargılama, Eleştirme, Kabul Göstermeme, Suçlama

Olumsuz değerlendirmeler çocuğun benlik saygısının aşınmasına neden olur ve karşı eleştiri için onu kışkırtır. Öğrencilerin saygısızlığından yakınanlar, çoğunlukla olumsuz değerlendirmeleri çok sık kullanan öğretmenlerdir.

‘’Bu konuda çok yanlış düşünüyorsun’’

‘’Sen zaten tembelsin’’

‘’Olgunca düşünmüyorsun’’

Yetersizlik, aptallık anlamı taşıyabilir. Olumsuz yargıya hedef olmamak ya da azarlanmamak için iletişimin kesilmesine yol açabilir. Eleştiri ve yargılar gerçek olarak algılanabilir ( Ben zaten kötüyüm )

  1. Övme, Görüşüne Katılma

Öğrencinin öz imgesine uymayan olumlu bir değerlendirme kızgınlık uyandırır. Öğrenciler bu iletileri, öğretmenin kendilerini yönlendirme ve istediğini yaptırma girişimi için kurnazlık olarak yorumlarlar.

‘’Bence harika bir iş yapıyorsun’’

‘’Çok güzel’’

Bu iletilerin diğer bir sakıncası ise, övgünün çok sık kullanıldığı bir sınıfta, övgünün yokluğu eleştiri olarak yorumlanabilir

‘’Resmim hakkında iyi bir şey söylemediniz, demek ki beğenmediniz’’

Yapılan övgü çocuğun benlik kavramı ile uyumlu değilse çocukta kaygı yaratabilir.

  1. Ad Takma, Alay Etme, Gülünç Duruma Düşürme, Utandırma

Bu iletiler öğrencilerin benlik imajları üzerinde olumsuz etki yapar.

‘’ Pekala küçük bebek’’

‘’Buraya bak cingöz’’

‘’Sulugöz’’

Öğrenciler özeleştiri yapacakları yerde, özürlerini kapatmak için öğretmenlerin kullandığı iletileri kullanırlar:

‘’Ben bebek değilim, bebekler böyle davranmaz. Ben böyle davranırım’’

  1. Yorumlama, Analiz Etme, Teşhis Etme

Öğrenciye, davranışın nedenlerinin öğretmeni tarafından bilindiğini anlatır.

‘’Bunu başkalarının ilgisini çekmek için yapıyorsun’’

‘’Aslında sen öyle demek istemiyorsun’’

‘Öyle düşünüyorsun, çünkü okulda başarılı değilsin’’

‘’Senin esas sorunun nedir biliyor musun?’’

Eğer öğretmenin çözümlemesi doğruysa, öğrenci kendini çıplak olarak açıkta kalmış hisseder ve utanır. Eğer yanlışsa, öğrenci yersiz suçlandığı için kızar.

  1. Güven Verme, Teskin Etme, Teselli Etme

Öğretmenin karmaşık duygular yaşayan öğrenciye güven vermeye çalışması onda anlaşılmadığı izlenimini uyandırabilir.

‘’Ara ara bütün öğrenciler böyle düşünür’’

‘’Üzülme, işler düzelecektir’’

‘’Haydi, biraz neşelen’’

‘’Okulun bazen çok sıkıcı olduğunu biliyorum’’

Bu iletiler çocuğun sorunlarının başkalarına kolay görünmesi nedeniyle çocukta kızgınlık duyguları uyandırabilir. ‘’Kendini kötü hissetmen doğru değil’’ şeklinde çocuğun bir mesaj algılamasına neden olabilir.

  1. Sorgulamak, İncelemek, Araştırmak, Soruşturmak

Sorunlu olduğu zaman öğrenciye soru sormak onda güvensizlik ve kuşku uyandırır. Öğrenciler bazı soruların, onları tuzağa düşürmek ve eksiklerini bulmak için sorulduğunu düşünür.

‘’Ne kadar çalıştın? Bir saat mi? O zaman iyi bir notu hak etmiyorsun’’

‘’Bu düşünceyi senin aklına kim koydu’’

‘’Arkadaşların seninle niçin oynamadıklarını sana hiç söylemediler mi?’’

Sorunu olan öğrenciye sorununu çözme amacı ile sorulan her soru, onun konuşma özgürlüğünü sınırlar ve bir sonraki iletisini dikte ettirir.

  1. Geri Çekilme, Oyalama, İlgiyi Başka Yöne Çekme

Öğrenci, öğretmeninin onunla ilgilenmediğini, duygularına saygı göstermediğini, belki de onu dışladığını düşünür.

‘’Derste ondan bahsetmeyelim’’

‘’Sen neden dünyayı yönetmiyorsun?’’

‘’ Haydi gel daha hoş şeylerden bahsedelim’’

Savaşmak yerine, kaçınmak gereklidir şeklindeki bir mesajı ima edebilir. Çocuğa sorunlarının önemsiz, saçma ve geçersiz olduğu imajını verebilir. Çocuğun sorununu açığa vurmasını önleyebilir.

BEDEN DİLİNİN KULLANIMI

Beden Dili İletişimde Nasıl Doğru Kullanılır;

  • Karşınızdaki kişiyle göz kontağı kurun. Bu göz kontağı karşı tarafı rahatsız etmeyecek uzunlukta olmalıdır. Bu nedenle karşıdaki kişinin göz teması konusunda sergilediği tavra dikkat etmek çok önemlidir. Karşıdaki kişi göz temasını önemseyen biri olması halinde bile, gözleri hafif sağa veya sola kaydırarak göz temaslarının aralarına kısa süreli molalar yerleştirilmelidir.
  • Göz kontağı kurulurken, baş hareketleriyle dinlediğinizi gösterin. Ancak burada önemli olan, mesajı gönderen kişinin mesajına egemen olan duyguyu yakalamak, mesajında özellikle neyi vurgulamak istediğini anlamak ve onay hareketini söz konusu duygunun veya vurgulanan düşüncenin dile getirildiği zamanlarda yapmaktır.
  • Konuşurken veya dinlerken iki yana sallanma, ayak parmakları üzerinde yaylanma gibi bacaklarda genelde bir hareket gözlenmesi, kişinin bir tedirginlik içinde veya stres altında olduğunu yansıtır. Bu tür hareketlerden kaçının ve bedeninizi dik tutun. Bedenin dik duruşu kişinin kendinden emin olduğuna işarettir.
  • Gülümseyin ve yumuşak bir ifadeye sahip olun. Donuk ve ifadesiz görünmekten kaçının
  • Özellikle dinlerken kollarınızı kavuşturmayın. Vücudumuzda en zayıf yerimiz göğsümüzdür. Kendimizi iyi hissetmediğimiz zaman kapanırız. Bedensel olarak kapandığımızda, ruhsal ve zihinsel olarak da kapanırız.
  • Konuşma ve dinleme sırasında geriye yaslanarak oturmayın. Ayaktaysanız, konuşurken geriye doğru adımlar atmayın.
  • Konuştuğunuz kişiye yönelik olun.
  • Mesajlarda duyguları algılamaya eğilimli olan kinestetik algılaması baskın kişilerde, mesafe özellikle önem taşır. Bu kişilerle mesaja uygun olması koşuluyla, mesafenin hafif ve kısa süreli dokunma davranışıyla sıfıra indirilmesi mesajın gücünü arttırır.
  • Mesafenin özellikle kinestetikler ve görseller için kısa tutulması büyük önem taşır. 1,5 – 3 m. Sosyal mesafe olarak kabul edilir. 3m. Den sonra ilişki kurmak zorlaşır. Yakın olunan kişilerle aradaki mesafe 30 cm.den başlar. Bu nedenle karşınızdaki kişinin kişisel alanına girmeden önce onun nasıl bir tavır sergilediğine bakın. Siz yaklaştığınızda o geriye doğru adım atıyorsa, henüz sizi kişisel alanınıza almaya hazır değil demektir.
  • Kişisel alana davet edilmeden girmek, karşı tarafta gerginlik ve stres yaratır.

 

EĞİTİMCİ VE AİLE ARASI YARDIMLAŞMA AŞAMALARI

        Yardımlaşma sürecinde 6 tane aşama vardır;

  • Amacın kabul edilmesi; hangi amaçla, yardım edilecek, yardım alacak kişinin ihtiyaçları nelerdir,
  • Sürecin belirlenmesi; yardımcı olacak kişi ile yardımı alacak kişinin ortak görüşlerde birleşerek aynı amaç doğrultusunda ilişkilerini sürdürebilmeleri için bir sürece ihtiyaç vardır.
  • Yardım edilecek kişinin gereksinimlerinin anlaşılması; yardım edecek kişi karşıdaki kişinin güçlüklerini çok iyi bilmeli ve hislerini değerlendirebilmelidir.
  • Olumlu olasılıkları açıklama; birlikte işbirliği içinde çalışmanın yararları nelerdir, birlikte neler yapılabilir, aile hangi konularda çocuğuna yardımcı olabilir, motivasyon sağlama.
  • Çalışmaların planlanması; aile ile birlikte belirlenen hedeflerin tespit edilmesi, nasıl uygulamalar yapabileceğinin anlatılması ve açıklanması
  • Uygulamaların değerlendirilmesi;neler birlikte yapılabiliyor, yapılmayan etkinlikler, uygulamalar nedir, ne gibi yararlar sağlandı ya da sağlanamadı.

Eğitimci yardımlaşma ile ilgili sorumluluklarını iyi bilmelidir;

 

  • Kendini ispatlamak çabası içine girilmemelidir.
  • Kendini yeterli yada yetersiz olarak düşünmemelidir.
  • Güven ortamı sağlanmalıdır. Eğitimci aileye, aile de eğitimciye güven duymalıdır.
  • Eğitimci olması gerektiğinden fazla sorumluluk almamalı, aynı şekilde aileye çok fazla sorumluluk yüklememelidir.
  • Hem eğitimciler hem de aileler umutsuzluğa kapılmamalıdır. Hem birbirleri açısından hem de çocuk açısından.

Yardımlaşmayı engelleyen nedenler;

  • Söz verme; tarafların birbirlerine söz vermesi yanlış bir tutumdur. Yerine getirilemeyen sözler güveni sarsar.
  • Yorum yapmak; değer ve tutum sistemimize göre yorumlar yapmak doğru değildir.
  • Zorlamak; yapmak zorunda olduğu hissini yaşatmak doğru değildir, yapmak için gönüllü olmak asıl verilmek istenen şeydir.
  • Moral vermek; anlamsız şekilde sürekli motive etmek ve moral vermek yanlıştır. Gerçekleri saptamak ve varsa yanlış tesbit edilen amaçları düzeltmek gerekir, çalışma motivasyonunu azaltabilir.
  • Alay etmek küçümsemek; gerçekte olması gereken duyguların küçümsenip alay edilmesi ile saklanması yoluna gidilebilir.
  • Azarlamak, çeşitli tehditler kullanmak; kişinin davranışı düzeltmesine yönelik kullanılır ama ilişkinin zedelenmesine yol açar.

ÖRNEKLER;

  • Yönlendirme; “çocuğunuzu okula düzenli olarak getirmelisiniz”
  • Öğüt verme “evde çalıştırmazsanız çocuğunuzun gelişimi daha yavaş olabilir”
  • Uyarı, “ bu şekilde davranmamalısınız”
  • Moral verme “gereksinimlerini karşılamak sizin göreviniz ve bunu da çok iyi başarıyorsunuz”
  • Öneride bulunmak; “ çocuğunuzla birlikte evde oyunlar oynayın”
  • Azarlamak; “herşeyi abartıyorsunuz, gereksiz yere çocuğunuzu ve kendinizi yoruyorsunuz”
  • Alay etmek“eğitimci gibi davranıyorsunuz, siz öğretmen değilsiniz”
  • Soru sormak; “neden okula daha sık gelmiyorsunuz”
  • Kritik etmek; “mantıklı davranmıyorsunuz”

AİLE VE SINIF İÇİ İLETİŞİM İÇİN DİĞER PÜF NOKTALAR

 

  • Karşınızdakine ismiyle hitap edin.
  • Bildiğiniz özel bir durumu varsa sorun ( Kardeşiniz hastaydı, ne oldu? )
  • Velinin kaygı ve korkularınızı anladığınızı gösterin ( Ayşe’de ilerleme olmaması sizi endişelendiriyor)
  • Veli izin vermediği sürece ‘sen’ diye hitap etmeyin.
  • Bilimsel terim anlatmaktan kaçının, sade, basit ve anlaşılır bir dil kullanın.
  • Ailenin hangi aşamada olduğunu bilin ve geri bildirimleri ona göre verin (şok döneminde olan henüz çocuğu kabullenmemiş bir aileye, çocuğunun asla okuyamayacağını söylemeyin, önce çocuğunu ve gereksinimini fark etmesini sağlayın)
  • Eğer olumsuz bir durum anlatacaksanız öncelikle olumlu bir durumu anlatın. Direk olumsuzlukları söylemek aileyi savunmaya itebilir.
  • Genellikle bir durumda en baş ve en son hatırlanır. Konuşmanızın başına ve sonuna olumlu durumlar ve duygular koyun. Ailenin kapıdan olumsuz duygularla çıkmasına izin vermeyin. Düşünceler unutulur ancak hissettiğimiz duygular hatırlanır.
  • Sınıf içi eğitimde çocuğun hoşlandığı etkinliklerden birini ders sonuna koymaya dikkat edin. Öğrenciyi sınıftan olumlu duygularla gönderin.
  • Öğrenciye anlayabileceği düzeyde basit, anlaşılır komutlar verin. Karmaşık cümleler kurmaktan kaçının.
  • Olumsuz yaptığı davranış yerine, yapması gerekeni söyleyin ( ‘’Yerinden kalkma’’ ‘’yerine sandalyeye otur’’ ‘’duyamıyorum’’ yerine ‘’yüksek sesle konuş’’ )
  • İnce alay içeren cümlelerden kaçının ( Aferin, ben sana böyle mi yap dedim? )
  • ‘Ama’ bağlacını kullanmayın. Olumlu bir şey söyleseniz dahi sonradan gelen bir ‘ama’ bağlacı cümlenin başını etkisiz hale getirir ve konuştuğumuz kişi ‘ama’dan sonra gelen olumsuz cümleye odaklanır.

Örnek 1:

Veli: ‘’ Çocuğum buraya başlayalı 2 ay oldu ama hala bir gelişme yok. Nasıl bir eğitim veriyorsunuz siz? Sizi şikayet edeceğim’’

Gözlenen duygu : kızgınlık

Bastırılan duygu : çocuğun ilerlemeyecek olmasından duyulan korku

 

Örnek 2:

Restoranda şımarıkça davranan çocuğa;

Anne: ‘’İki yaşındaki bebek gibi davranmayı bırak. Keşke seni getirmeseydim’’

Gözlenen duygu: kızgınlık

Bastırılan duygu: utanma

Örnek 3:

Veli: ‘’ Evde her şeyi yapıyor ama buraya gelince yapmıyor. Bunların hepsini biliyor aslında’’

Ne yapılabilir : Veliden somut davranış kalıpları isteyin. Hangisini yaptı? Nasıl yaptı? Siz ne dediniz? Nereye kadar yardımcı oldunuz? Ortam nasıldı?

Büyük ihtimalle veli ders sırasında farkında olmadan yardım etmiş ya da ipuçları vermiştir.

Veli’ye öğrencinin hayatı boyunca kendisiyle çalışmayacağını, önemli olanın değişik öğretmenlerle, değişik ortamlarda da aynı beceriyi kullanması gerektiğini anlatın.

Örnek 4:

Veli: ‘’ Ne zaman okuma – yazmaya başlayacak?’’ ‘’Ne zaman düzelecek?’’

Ne yapılabilir : Ailelerin bu tip soruları bilgi eksikliğinden ya da beklentilerinin yüksek oluşundan kaynaklanabilir.

‘’Okuma – yazmaya geçmeden önce kalem tutuşunu sağlamlaştırmalıyız’’

‘’Ayşe’nin ne zaman istenildiği gibi okuyup, yazacağı size ve Ayşe’ye bağlı. Evde ne kadar çok tekrar ederseniz o kadar iyi olur’’

‘’Okuma – yazmadan önce halletmemiz gereken başka durumlar var’’

Örnek 5 :

Öğrenci : ‘Ders yapmak istemiyorum’’

Ne yapılabilir : Öğrencinin bunu söyleme nedenleri çeşitli olabilir.

  1. duygusal problemleri vardır ve derse odaklanamamaktadır. Bu gibi durumlarda önemli olan önce öğrencinin rahatlamasını sağlamaktır. Duygusal bir problem yaşayan hiçbir çocuk dersi verimli şekilde geçiremez. Önce bu problemlerin halledilmesi gerekilmektedir.
  2. Başarısız olacağından korkuyor olabilir. Öğrencilerimiz çevrelerince genelde aşağılanan öğrencilerdir. Hayatları boyunca ‘yapamazsın’ gibi olumsuz eleştirilerle mücadele etmek zorundadırlar. Bu yüzden çoğu öğrencinin öz güveni düşüktür ve başarısızlık korkusu yaşarlar. Bu gibi durumlarda öğrenci cesaretlendirilebilir. Ufak bir başarısı abartılıp ödüllendirilebilir.
  3. Öğrencinin bu taktiği daha önce anne üzerinde işe yaramış olabilir. Bu gibi durumlarda bu söz duymazlıktan gelinebilir ya da yaşına uygun bir şekilde ders yapması gerektiği öğrenciye anlatılır.

Ne yapılmamalı : Öğrenciye ders yapması için yalvarmamalıdır.

                              Ders yapmak pazarlık konusu olmamalıdır ( Hadi bunu yap sonra sana çikolata vereceğim )

                              Tehdit edilmemelidir ( Eğer ders yapmazsan, annene söylerim, seni parka götürmez )

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :