- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Haydi Uçurtma Uçurmaya Gidelim

Haydi Uçurtma Uçurmaya Gidelim sitemize 27 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

Tevfik Fikret Anaokulu Rehberlik Servisi Bülteni (4)                                                   31.03.2004

Haydi Uçurtma Uçurmaya Gidelim

 

            Oğlum çok küçükken, yaklaşık beş altı yaşlarındayken, ben çok seyahat ederdim. O dönemde sürekli olarak yokluğumun oğlum üzerinde daha ileri yaşlarda ne anlama geleceğini düşünüp, kaygılanırdım. Ondan uzak olmak benim için de çok zordu ve çok özel yıllarında yanında olamadığım için çok üzülüyordum. Bir erkek çocuğu için babasının yanında olmasının ne kadar önemli olduğunu çok iyi biliyordum. Kendi babam hep yanımda olmasına karşın, çok sessiz ve içine kapanık bir insandı.  En mutlu olduğum anlar babamın günlük yaşamının sıkıntılarından arınıp, benimle birlikte geçirdiği çok özel anlardır. O anların değerini çok iyi bilirdim ve bugün bile o anları anımsarım. Çok istememe karşın oğlumla birlikte olamıyorsam, ikimiz için böylesi özel anlar yaratabilirdim.

            Bir yıl yaz aylarının büyük bir bölümünü Avrupa’da geçirmek zorunda kaldım, benim için çok zor bir dönemdi. Oğlumun okulu tatil olmuştu. Yaşadığım bu ayrılık sıkıntısını hafifletmek amacıyla, eşim sık sık bana paketler gönderiyordu. Bu paketlerde fotoğraflar ve oğlumun yaptığı resimler ve yazmaya çalıştığı minik notlar bulunuyordu. Bir seferinde bana yarısı yenmiş bir şekerleme göndermiştir. Şekerlemenin yanındaki notta ise, “Şekerlememi seninle paylaşmak istedim” yazıyordu.

            Evime yazdığım mektuplardan birinde oğluma uçurtma uçurmayı öğreteceğime söz verdim. Birlikte yakındaki sahile gidip uçurtma uçuracaktık. Seyahatlerim sırasında uçurtma ile ilgili malzemeler alıp, bunları oğluma gönderiyordum. Önce uçurtmanın nasıl yapılacağını anlatan minik bir kitap buldum ve hemen alıp eve gönderdim. Daha sonra bu özel uçurtmanın çerçevesi için ince tahtalar buldum ve her seferinde birer tane olmak üzere, dikkatlice paketleyip, bunları oğluma gönderdim. Her mektup ya da pakette bir uçurtma için gereken bütün malzemeyi teker teker gönderdim. Seyahatimin son durağı Japonya’daydı. Orada altın yaldızlı şeritleri olan mavi ipekten yapılmış bir uçurtma kumaşı buldum. Harikaydı. Hemen alıp gönderdim. Kuyruk için gereken rengarenk bir malzeme bulup, onu da gönderdim. Sonra da kuyruğa ağırlık yapması için küçük bir Buda heykelciği göndermeyi unutmadım ve paketin içine yerleştirdiğim mektuba çok geçmeden yanlarında olacağımı yazdım.

            Evime, bir gece, geç vakitte ulaştım. Mışıl mışıl uyuyan oğlumun odasına girdiğimde, uçurtmamız için gönderdiğim bütün malzemesini yatağının çevresine dizmişti.

            Bir haftayı şaheserimizi tamamlamakla geçirdik. O haftanın her saniyesi harikaydı. Akşam yemeklerinden sonra, bütün zamanımı onunla geçirdim.

            Sonunda uçurtma bitti. Çok güzel olmuştu. Mavi ipek kumaş uçurtmanın bir oyuncaktan çok, güzel bir süs eşyasına benzemesini sağlamıştı. Oğlum o gece uçurtmasını yatağına almak istedi. “Üzerine yatıp, kırnak istemezsin, değil mi?” Bana uykusunda bile, uçurtmasının yatağında olduğunda bileceğini ve çok dikkatli olacağını söyledi. Sonunda uçurtmayı yatağının başucuna koyacağımız bir sandalyenin üstüne yerleştirmemiz konusunda anlaşmaya vardık. “Yarın uçuracağız değil mi babacığım?”

            “Hava uygun olursa.” Ona uçurtmanın uçabilmesi için havanın rüzgarlı olması gerektiğini uzun uzun açıkladım. Açık konuşmam gerekirse, uçurtmayı uçurabilecek için havanın artık uygun olmasının olanaksız olduğuna, ertesi gün havanın yağmurlu olacağına inanıyordum.

            Gece oğlumu kontrol etmek için odasına girdiğimde, sandalyeyi kendisine iyice yaklaştırmış olduğunu ve bir elinin uçurtmasının üzerinde olduğunu gördüm.

Ertesi gün hava çok durgundu, havada en ufak bir kıpırtı yoktu. Oğlum elinde uçurtmasıyla yanıma geldi. “Haydi babacığım, gidelim!” Dışarıya çıktık. Benim hiç umudum yoktu, ama oğlum çok mutluydu. Sahile yaklaşmamıza karşın havada en ufak bir kıpırtı yoktu. Tam kumsala geldiğimizde, bir anda bir rüzgar çıktı ve uçurtmamız havalandı. Rüzgar hiç dinmedi, bütün gün hava güneşli ve açıktı. Bütün bir gün uçurtma uçurduk oğlumla.

Oğlum artık büyüdü, kendi çocukları var. Geçen gün birlikte kahve içmek üzere buluştuk. Yaşam inanılmaz bir hızla sürüyor, ama biz her zaman birbirimize zaman ayırıyoruz. Kahvelerimizi içerken kızının yeni fotoğraflarından bana vermek istediğini söyledi. Cüzdanından fotoğrafları çıkarırken yere bir şey düştü. Düşen şeyi eğilip yerden aldım. O anda oğlumun yıllardır cüzdanında taşıdığı şeyin ne olduğunu anladım ve gözlerim doldu. Ona uzattım, alırken bana gülümsedi. Oğlum değerli hazinesini cüzdanına yerleştirirken anılar bir bir geçti gözlerimin önünden… üzeri altın renkli şeritlerle süslü, mavi renkli bir ipek kumaş parçasıydı.

Yararlanılan Kaynak : Tavuk Suyuna Çorba : Anne-babaların Yüreklerini Isıtacak Öyküler, 2002.

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :