- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Hastalıklar ve Çocuk

Hastalıklar ve Çocuk sitemize 27 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

HASTALIKLAR VE ÇOCUK

Dünya Sağlık Örgütü(WHO) sağlığı ‘Sadece hastalıklardan ve mikroplardan korunma değil, bir bütün olarak fiziki, ruhi ve sosyal açıdan iyi olma hali olarak açıklar.

HASTALIK NEDİR?

Fizyolojik, psikolojik, sosyal sapma demektir. (Tanyer,2005)

PEDİATRİ:

Çocuğun hastalık ve sağlık durumunun incelenmesi ve bakımı ile uğraşan sağlık alanı pediatridir. (Çavuşoğlu,1997)

Hasta Çocuk Psikolojisi

  Çocuğun hastalık karşısındaki davranışı büyüklerden farklıdır. Okul öncesi çağda çocuk konuşmasını öğrendiği halde, henüz şikayetlerini iyi anlatamaz. Çocukta, oyuna isteksizlik, neşesizlik, iştahsızlık bir hastalık işaretidir. (Tanyer,2005) Çocuk, hastalığının cinsiyle pek ilgilenmez. Onu ilgilendiren tek şey oyunundan kalmasıdır. Çocuğun, hastalıklardan etkilenmesi, hastalığın kısa ya da uzun  sürüşüne, yaşına ve ailenin tutumuna göre değişir. (Bakırcıoğlu, 2002)

  Aile çocuğa aşırı ilgi gösterdikçe, çocuk bunu kendi yararına kullanmaya başlar. İsteklerinin sonu gelmez. Anne başında bekleyip gözünün içine baktıkça, çocuk tedirginliğini anne-babaya yaslanarak, daha çok ilgi bekleyerek gidermeye uğraşır.  Ayrıca ilginin artması çocuğun kendini olduğundan daha da hasta zannetmesine  neden olabilir. (Yörükoğlu,1988)

 Hastaneye Yatış

  Okul çağına gelmemiş çocuklar için, hastaneye yatış sarsıcı bir deneyimdir. Çocuğun evinden, güven içinde olduğu ortamdan uzaklaşması onu tedirgin eder. Çocuk açısından baktığımızda gittiği yer bilinmeyenlerle dolu, ürkütücü bir yerdir: iğneler, acı veren işlemler, tanımadığı doktorlar, hemşireler… (Yörükoğlu,1988)

  İğnelerle, doktorlarla korkutulan bir çocuk, hastaneye yatışını kendisine uygulanan bir ceza gibi görür.O, hastaneyi iyileşme yeri olarak değil; yaptığı bir yaramazlıktan dolayı sürgün edildiği bir yer olarak algılar.  Hastanedeki yaşantılar da bu korkuları pekiştirici nitelikte olursa, çocuğun ruhsal tepkisi kalıcı bozukluklara dönüşebilir. (Davranış bozuklukları,  korkular,hırçınlıklar, uyku bozuklukları, karabasanlar…) (Nazik,2000)

         Hastaneye yatışı kolaylaştırmak için;

  • İşlemlerden önce, çocuğa basit, kısa ve dürüst açıklamalar , işbirliği yapılması onun korkuları ile baş etmesine yardım eder. (Çavuşoğlu,1997)
  • Personeller çocuğun hastanede kaldığı süre içerisinde onun özelliklerini bilmeli, ona yardım etmeli ve destek olmalıdır.
  • Çocuklar kendisi ile ilgilenecek personelleri tanımalıdır.
  • Çocuklara güleryüzle ve şefkatle davranılmalıdır.
  • Yerine getirilemeyecek vaatlerde bulunulmamalıdır.
  • Konuşmalar somut olmalı, yapılacak işlemler anlayabileceği şekilde anlatılmalıdır. ‘Acıtacak ama dayanabilirsin, bana yardımcı olursan daha az acıtır.’ (Tanyer,2005)
  • Çocuklar için oyun odaları düzenlenmelidir.
  • Çocukların en kolay işleri bile nasıl yanlış yorumladığına bir örnek: parmağından kan alınan bir küçük çocuk sonradan kendisiyle konuşan annesine şöyle demişti: ‘cadı gibi bir kadın geldi,kocaman bir çiviyle parmağımı deldi, sonra da bir hotumla kanımı emdi.’
  • Yapılan gözlem ve araştırmalar, ilgi gören,kendisi ile konuşulan ve duygularının açıklanmasına olanak verilen çocukların hastaneye yatış belirtilerini daha kısa sürede atlattıklarını ortaya koymuştur. (Yörükoğlu,1988)

Hastalığın Kardeşler Üzerindeki Etkisi

  • Sağlıklı çocuklar, kardeşlerinin hastalığı konusunda kendilerine yeterli bilgi verilmediği zaman, hastalığın kendisine de geçebileceğinden korkabilirler. Onlara kardeşlerinin hastalığı ve ileride gelişebilecek sorunlar konusunda bilgi verilmelidir.
  • Sağlıklı çocukların, hastaneye ziyarete gitmeleri, telefon etmeleri ve hasta kardeşinin bakımına katılmaları desteklenmelidir. Böylece hastalığın ailede herkesin sorunu olduğunu anlayabilirler.
  • Sağlıklı çocuklar her zaman hasta olan ve diğer çocuklar gibi hareket edemeyen bir kardeşe sahip oldukları için utanç duyabilirler. (Çavuşoğlu,1997)

Ebeveynlere ve Öğretmenlere Öneriler

  • Çocuğun tüm yetenekleri iyi değerlendirilmelidir. Çocuğun durumuna uygun sorumluluk verilmeli, ondan iş beklenmelidir.
  • Çocuğun ilerideki uyumunu ve ruhsal dengesini düşünerek çocuğa aşırı ilgi göstermemeleri gerekir. Aksi halde çocuğun anne babaya bağımlılığı artabilir.
  • Çocuğun toplumdan uzak tutulmaması gerekir.
  • Özellikle aile yapımız ve geleneklerimiz acıma duygularını öne geçiriyor. ‘yazık yavrucuğa’ diyerek düşüncesizce açığa vurdukları acıma duyguları, çocukta kendini ayrı bir yaratık gibi görme sonucunu doğurur, çocuk aşağılık duygularına kapılır. (Yörükoğlu, 1988)

 

EPİLEPSİ (Sara)  NEDİR?

 

Epilepsi beyin temelli nörolojik bir hastalıktır. Bir ruh hastalığı değildir. (http://www.forumsitem.net) 08.03.09

Epilepsi kalıtsal olma ihtimali düşük olan bir hastalıktır. (http://www.hekimhaber.com)08.03.09

  Nedenleri:

Beyin tümörleri, kafatası beyin travmaları, doğum travmaları, doğuma bağlı beyin hastalıklarından kaynaklanabildiği gibi nedeni belli olmayan durumlardan da kaynaklanabilir. (http://www.sağlık.im) 14.01.09

      Teşhis nasıl konulur?

  Epilepsi tanısı, hasta ve nöbetleri gözleyen hasta yakınlarından alınan iyi bir nöbet tarifi ile konulur. İdeali hekimin nöbeti görmesidir. Ancak,   rastgele tekrarlayan nöbetleri hekimin görmesi genellikle mümkün olamamaktadır. Bu noktada nöbeti gözleyen aile bireylerine önemli bir görev  düşmektedir. Nöbetin başından sonuna iyi bir şekilde tasvir edilmesi gerekir. Epilepsinin tanısında kullanılan en temel araştırma yöntemi  elektroensefalografi(EEG)’dir. Beynin değişik bölgelerinde zaman zaman ortaya çıkan patolojik özellikteki biyoelektrik aktivitelerin faaliyetini ve meydana gelen değişimleri bize gösterir. Beyin MR incelemesi ise epilepsi sebeplerini araştırmada yardımcı bir yöntemdir. (http://www.hekimhaber.com) 08.03.09

     Tedavi:

  • İlaçla tedavi yapılır. İlaçlar bırakılacak ise yavaş yavaş azaltılarak bırakılmalıdır. (http://www.epilepsirehberi.com) 14.01.09

      Genetik bir hastalık mıdır?

  • Epilepsi, hastaların küçük bir kısmında genetik özellik gösterir. (http://www.forum sitem.com) 08.03.09
  • Dahiler, düşük zekalı kişiler de bu hastalığa yakalanabilirler. (Niedermeyer,1987)

Tarihçesi:

Epileptik nöbetleri ve epilepsiyi tedavi etme denemeleri, insanlığın ilk çağlarına kadar uzanır. Hipokrat’tan önceki zamanlarda kutsal hastalıkların Tanrılar tarafından gönderildiğine inanılır, tedavisi için ibadethanelerde dini ayinler yapılırdı. Hipokrat ve onun izinden giden hekimler, epilepsinin tıbbi sebeplerine inanıyorlardı. Onlara göre tedavinin temelinde de diyet yani akıllıca düzenli bir yaşam tarzı yatıyordu. (http://www.epilepsirehberi.com) 01.05.09

     SARA NÖBETİ

Nöbetler beyinden kaynaklanmaktadır. (http://www.epilepsirehberi.com) 14.01.09

Nöbet Sırasında :
-Sakin olun
-Başının altına düz ve yumuşak bir şey koyunki, vücudu titrerken yere vurmasın
-Ağzındaki herhangi bir şeyin boğazına kaçmasını engellemek için yan yatırın.
-Nöbeti geçirip kendine gelene kadar yanında durun.
-Ağzına kesinlikle katı bir şey koymayın; bu dişlerine ve çenesine zarar verebilir.
-Titremesini engellemek için sıkı tutmaya çalışmayın.(http://www.forumsitem.com) 08.03.09

      İSTATİSTİKLER:

   Genel olarak epilepsi toplumda %5 oranında görülmektedir.

   Sara erkeklerde kadınlardan daha sık görülmektedir.

   Ülkemizde epileptiklerin sayısı 350.000 dolaylarındadır. (http://www.epilepsirehberi.com) 14.01.09

   Çoğunlukta çocuklukta ve ergenlikte görülür. (http://www.sağlık.im) 14.01.09

    ARAŞTIRMALAR

   Amerika”da yapılan bir araştırmada ekrandan yayılan aşırı görsel uyarıların beyinde zarara yol açması ve epilepsi gibi   hastalıkların, TV seyretme alışkanlığıyla ilintili olduğunu somut bir şekilde ortaya çıkarmıştır. (http://www.kübiti.com) 08.03.09

   İlaçlar düzenli kullanıldığında;

   Hastalarda %80’e kadar iyileşme görülmektedir. İlaç tedavisinin kesilmesi için hastanın 3-5 yıl içinde hiç epilepsi nöbeti geçirmemiş olması gerekir. İlaç dozu yavaş yavaş azaltılmalıdır. (http://www.epilepsirehberi.com) 14.01.09

REHBERLİĞİ:

  • Özgüvenleri sarsılabilir.
  • Epileptik hastalara ilgi ve yakınlık gösterilmeli, hastanın özgüveni desteklenmelidir.
  • Ona uygun sorumluluklar verilmelidir. (http://www.benbigün.com) 14.01.09

 

 

OKUL ÇEVRESİ

Nöbeti olan bir çocuk sınıf arkadaşları tarafından çok sık olarak alay konusu edilir. Nöbetlerin kendisi başlı başına büyük bir engel teşkil etmemelidir. Sınıf arkadaşları ve öğretmenleri bunu kabul etmeye yönelik bir gayret sarfetmelidir.

Bununla birlikte epilepsi hastaları zeka düşüklüğü, öğrenme zorlukları, konuşma problemleri ve anlama fonksiyonundaki bozukluklarla birlikte olursa, o takdirde epileleptik çocuk daha ağır engelli çocuklara mahsus özel bir sınıfa ait demektir. (Niedermeyer,1987)

YANLIŞ İNANIŞLAR

Yanlış: Kriz geçiren bir insana dokunulmaz. Dokunulduğu taktirde size de geçebilir.
Gerçek: Kriz geçiren hastaların doğru şekilde yapılmış yardıma ihtiyacı vardır. Hastalık kesinlikle temas yoluyla geçmez

Yanlış: Epilepsi kalıtımsal, aileden geçicidir.
Gerçek: Hastaların BÜYÜK bir bölümünde hastalık kalıtsal değildir. Sadece epilepsinin belli türlerinde, % 2 – 4 kalıtımsal epilepsi görülebilmektedir ki bu da epilepsinin kalıtımsal olduğunu söylemek için çok düşük bir orandır.

Yanlış: Epilepsi bir çeşit deliliktir, o nedenle akıl hastanesine kapatarak tedavi edilmelidir.
Gerçek: Epilepsi beyinde oluşan bir HASTALIKTIR. Bu nedenle epilepsi nöroloji uzmanı gibi doktorlar tarafından tedavi edilmelidir.

Yanlış: Epilepsi olan çocuklar geri zekalıdır ve hiçbir şey öğrenemezler. Bu nedenle okula gönderilmemelidirler.
Gerçek: Epileptik çocuklar normal insanlardan bile daha zeki olabilirler. Tarih bu tür insanlarla doludur.

Yanlış: Epileptik kadınların asla çocukları olamaz, bu nedenle kesinlikle evlenmemelidirler.
Gerçek: Çoğu zaman epilepsili kadınlar rahatlıkla ve hiçbir ters etki görülmeden sağlıklı çocuklar doğurabilir. Sadece hamilelik sırasında kullanılan ilaçların bebek üzerinde etkileri görülebilir ve bu durumu tüm doktorlar çok iyi bilmektedirler. Bu nedenle doktorunuz hamilelik döneminde ilaçları keserek veya azaltarak özel bir tedavi uygulayacaktır. Dünyanın hiçbir yerinde epilepsili kadınların evlenmesine karşı çıkan hiçbir yasa bulunmamaktadır.

Yanlış: Bir kriz hastanın avucuna bir anahtar koyarak veya soğan, sarımsak, pis kokulu bir ayakkabı koklatılarak geçirilebilir.
Gerçek: Tıbbi olmayan bu yöntemlerin en ufak bir faydası yoktur. Aile bireyleri ve öğretmenler kriz anında nasıl davranacaklarını mutlaka öğrenmelidir.

Yanlış: Evlenmek epilepsiyi geçirir.
Gerçek: Tayland ve Hindistan’ın bazı bölgelerinde çok yaygın olan bu inanış tamamen yanlıştır. Epilepsi bahane edilerek kadınlar hiç istemedikleri kişilerle evlendirilebilmektedir.

Yanlış: Epilepsili bir kişi spor yapmamalıdır.
Gerçek: Epilepsili kişiler de spor yapabilir. Tabii ki, yüzme, araba yarışları, dağcılık gibi riskli aktivitelerden uzak durulmalıdır. Futbol, basketbol, voleybol gibi kalabalıkla ve risksiz oynanan oyunların oynanmasında hiçbir sakınca yoktur.

(http://www.norolojiportali.info) 08.03.09

EPİLEPSİ HASTASI OLAN ÜNLÜLER

Socrates (469-399 BC) – Yunan Filozof

Büyük İskender (356-323 BC)
Fyodor Dostoyevksy (1821-1881) – Rus Yazar
Charles Dickens (1812-1870) – İngiliz Yazar
Vincent Van Gogh (1853-1890)
Sir Issac Newton (1642-1727) – Bilim adamı ve Matematikçi
(http://www.norolojiportalı.info) 08.03.09

 

 

KANSER:Kontrolsüz hücre çoğalması sonucu bir veya daha fazla organın normal fonksiyonlarında bozulmadır.

  • Kanserojen:Kansere neden olan maddedir. (Sağlık Yüksekokulu ders notları)

       Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Başkanı :Prof. Dr. Tezer Kutluk;

  • Dünyada her yıl yaklaşık 160.000, Türkiye’de ise 3000 çocuğa kanser tanısı konulduğu ve bunlardan %80’ nin tedavi edilebildiğini açıklamıştır. (http://www.farkliyiz.com) 12.01.09

 

LÖSEMİ(Kan Kanseri) NEDİR?

  Akyuvarların olgunlaşmadan anormal, hızlı ve kontrolsüz bir biçimde çoğalarak kemik iliği, vücut dokuları,kan ve lenf sisteminde birikmesiyle ölümcül olabilen bir hastalıktır. Lösemiler;

-Akut lösemi (ALL)

 -Kronik lösemi (AML) olmak üzere ikiye ayrılırlar.

Akut lösemiler hızlı ilerleyen ve ölümle sonuçlanan, çocukluk çağında çok sık görülen lösemilerdir ve lösemilerin %98 ‘ini oluşturur. Çocukluk döneminde kronik lösemiler nadirdir, sinsi başlar ve daha uzun sürer. (Kavaklı,1995)

  • Lösemiye eğilimin tek yumurta ikiz eşlerinde, kardeşlerde, kromozom bozukluğu olan çocuklarda, radyasyona maruz kalan çocuklarda daha sık görüldüğü gözlenmiştir.

      Tarihçesi:

  • İlk defa 1845 yılında Bennett ve Wirchow tarafından tanımlanmıştır. (Tanyer,2005)

LÖSEMİNİN;

Nedenleri:Nedenleri tam olarak bilinmemekle beraber çeşitli faktörler üzerinde durulmaktadır:

  Radyasyon;annenin hamileyken tanı, tedavi amacıyla veya bilmeden radyasyona maruz kalması.

  Kimyasal kanserojenler, virüsler, genetik faktörler.

Belirtileri:Hastalık ani ve sinsi başlayabilir. Ciddi kanamalar, ateş, solunum güçlüğü ile hastalık ortaya çıkabilir. Kan incelemeleri sonucu da hastalık teşhis edilebilir. Solukluk, kilo kaybı, karın ağrısı olabilir. (Kavaklı,1995)

     Tanısı:Kemik iliği biyopsisi ile konur. (Tanyer,2005)

     Tedavisi: Kemoterapi(ilaç tedavisi), Radyoterapi(ışın tedavisi), Hormon terapisi, Cerrahi, İmmun sistemi güçlendirecek interferonlar (Jedlow)

     Ayrıca tedavi sürecinde;

  Tedavinin uygun bir merkezde yapılması,

  Temiz ve steril ortamın sağlanması,

  İyi ve dengeli beslenme,

Psikolojik destekler tedavinin başarılı olmasında çok önemlidir. (http://www.losev.org)08.03.09

  Tedaviye en iyi  cevap 3-7 yaşları arasında gelir.

  Tedavi edilmemiş çocuklarda yaşam süresi 4-6 ay kadardır.

  Kemoterapinin kullanılmaya başlanmasıyla,çocukların yaklaşık %60’ında bu süre 5 yıla çıkmıştır. (Kavaklı,1995)

 Araştırmalar ve İstatistikler:

  • Lösemi en sık 2-5 yaşları arasında görülür.Türkiye’de her yıl 16 yaşın altında 1200-1500 yeni lösemili çocuk vakası bildirilmektedir.(http://www.losev.org) 12.01.09
  • Hastalık kalabalık şehirlerde ve sanayi bölgelerinde yaşayanlarda daha fazla görülmektedir. (Kavaklı,1995)
  • İngiltere’de yapılan bir çalışma, çocuklarda ALL’nin Hindistan’da yaşayan çocuklara oranla 5-6 kat daha fazla görülmesini, İngiltere’de yaşayan çocukların daha steril ortamlarda yaşamaları nedeniyle soğuk algınlığı gibi sık rastlanan hastalıklardan uzak kalmaları ve bu yüzden de bağışıklık sistemlerinin az gelişmesine bağlıyor. (http://www.veterinerist.com) 08.03.09

OKUL ÇEVRESİ
Doktorun izin vermesi halinde okula gitmeleri önerilir. Okula başladıktan sonra okul müdürü ve öğretmenleri  bir uzman ile görüşüp  çocuğun durumu ile ilgili bilgi sahibi olması gerekir. Okul çocukları yaşama bağlamaktadır.

Basında Çıkan Haberler

Türkiye’nin ilk özel LÖSEV-Lösemili Çocuklar İlköğretim Okulu açıldı.

Onlar lösemi hastası oldukları için okullarına kabul edilmeyen, sınıflara istenmeyen, dışlanan, tecrit edilen çocuklardı. Onlar mikrop kapmasın diye steril ve hijyenik olmayan okullara devam edemeyen çocuklardı. Türkiye’nin ilk ve tek Lösev- Lösemili Çocuklar Okulu kendi binasında Ankara‘da eğitime başladı. Okulumuz 16 Kasım 2008 Pazar Günü açıldı.   ( http://www.losev.org) (21.02.2009)

YANLIŞ İNANIŞLAR

Yanlış: Kanser bulaşıcı olduğu için maske takarlar.

Gerçek:Lösemide, lökositlerin sayısının düşük olması nedeniyle vücudu dışarıdan gelecek mikroplara karşı koruyabilecek bir savunma sistemi yoktur ya da zayıflamıştır. Bu yüzden dışarıdan gelebilecek hastalık etkenlerine karşı kendilerini koruyabilmek için maske takmak zorundadırlar. Kanser bulaşıcı değildir. (http://www.losev.org)

Yanlış : Yaralanma ve darbeler sonucu oluşur.

Gerçek : Kanser vücutta oluşan yaralanma ve darbeler sonucu oluşmaz.

 

LÖSEMİLİ ÇOCUKLAR VE AİLELERİNİN PROBLEMLERİ         

    Arkadaşları tarafından dışlanmak

    Maske yüzünden hastalığın bulaşıcı olduğunun düşünülmesi

    Toplumun bu çocukların iyileşme şansının olmadığını düşünmesi

Çocukların sosyal etkinliklere katılamamaları (Sinema, tiyatro, …)

Çocukların sevdikleri yiyeceklerden uzak durma zorunluluğu

Kan bulamamak

Maddi sıkıntı

Çocuğun okuldan uzak kalması

Hastanede çocuklarına refakat etmek isteyen ailelerin iş yerlerinden çok sık izin almaları sonucu işlerine son verilmesi (http://www.gazetebir.com) 21.02.09

 

PSİKOSOSYAL ETKİLER

  • Hastalık tüm aileyi etkiler.
  • Araştırmalar tanıdan sonraki ilk altı ay içinde bilgi vermenin ve duygusal destek sağlamanın çok önemli olduğunu göstermiştir.(Jedlow)
  • Çocuğun hastanede yatması hem çocuğu hem aileyi olumsuz etkiler. (Nazik,2000)

REHABİLİTASYONU;

      Yaşam bağları ne kadar kuvvetli ise tam iyileşmenin o kadar çabuk olacağı unutulmamalıdır.

  • Moral desteği sağlanmalıdır. (http://www.losev.com) 08.03.09

Kanser ağrısında hasta psikolojisi

Çaresizlik                                                                                                      Öfke

Izdırap                                                                                                           Korku

Umutsuzluk

Depresyon

                                               Kanser Ağrısı

Başkalarına bağımlı olma                                                    Kişisel özgürlüklerin kaybı

 (Jedlow)

DİYABET:

   Pankreas organının yeterince ya da hiç insülin yapmaması nedeniyle ortaya çıkan bir durumdur. İnsülin olmadan vücudumuz dışarıdan aldığımız besinleri gerekli biçimde kullanıp enerjiye çeviremez. İnsülin bir ilaç değil;hormondur, doğaldır. Diyabet Tip1 ve Tip2 Diyabet olmak üzere iki tiptir.

 Tip1 Diyabet:Çoğunlukla çocukluk çağı ve genç erişkin yaşlarda ortaya çıktığı bilinmektedir. TİP1 Diyabeti hipoglisemi(şeker düşmesi) ve hiperglisemi (şeker yükselmesi) olarak ikiye ayrılır.

Tip2 Diyabet:Dünyada en sık görülen diyabet tipidir. Tüm diyabetlilerin yaklaşık %90’ı Tip2 diyabetlidir.genellikle 40 yaşından sonra ortaya çıkan, yaş arttıkça görülme sıklığı artan diyabet tipidir. (Erdoğan, 2002)

Belirtileri:

Hiperglisemi’nin Belirtileri:

Çok su içme, çok yemek yeme, çok idrara gitme ve çok yemek yemeye rağmen zayıflamadır.

Hipoglisemi’nin Belirtileri:

Terleme,titreme,taşikardi,sinirlilik ve baş dönmesidir.

  Nedenleri:

Diyabet genetiktir, nedeni tam olarak bilinememektedir. Ailesinde diyabet öyküsü olan kişiler risk altındadır.

  Tanısı :

   Kan şekeri ölçümü sonuçlarına göre tanısı konur. Sağlıklı kişide açlık kan şekerinin 110mg/dl’nin altında; tokluk kan şekerinin de 140mg/dl’nin altında olması gerekir. (tokluk kan şekeri yemekten 2 saat sonra ölçülmelidir.)

  Tedavisi :

   Pek çok diyabet hastasının tedavisine tıbbi beslenme tedavisi ve egzersiz ile başlansa da sonrasında ağızdan ilaçlarla da tedavi gerekir.

 

   Diyabetin Tarihçesi:
Şeker hastalığı antik çağlardan beri ciddi bir sağlık problemi olarak fark edilmiştir. Şeker hastalığı ile ilgili en eski kayıtlar Milattan önce 1550’li yıllarda Mısır’da yazılmış bir papirüste bulunmuştur. Bu papirüste, şeker hastalığına benzer, çok idrara çıkma ile seyreden bir durumdan bahsedilmektedir.

  • Diyabetli çocuk yaşam boyu insülin alır. Çocuğa ve aileye insülin yönetimi öğretilmelidir. (Erdoğan,2002)

 

    Hastaya önerileriler:

  • Sağlıklı beslenmelidirler.
  • Beden hareketleri ve açık havada yürüyüşü ihmal etmemelidirler. Egzersiz yapmalıdırlar.
  • Kan şekeri düzenli ölçülmeli, kan şekeri düzeyine göre insülin yapılmalıdır.
  • Her zaman yanlarında iki kesme şekeri ve diyabetli kartı bulundurmalıdır.
  • Hastaların üç ayda bir HbA1C testini yaptırmaları gerekir.

Aileye ve Öğretmenlere Öneriler:

   Diyabetli kişiye farklı davranış ve yaklaşımda bulunmayınız.

   Zorlayıcı olmayınız.

   Her zaman cesaretlendirici davranınız.

   Diyabetli kişiye her durumda her zaman değil, size ihtiyacı olduğunda yardımcı olunuz.

   Öncelikle olumlu davranışlarını değerlendiriniz.

   Şekerin yükseldiği ya da düştüğü bilinmiyorsa ve hastanın şuuru yerinde ise bir bardak portakal suyu, iki kesme şeker veya bisküvi verilebilir. Unutulmamalıdır ki düşük şeker yüksek şekerden daha tehlikelidir.

   Yaklaşık 9 yaşlarında çocuklara insülin yönetimi öğretilmiş olmalıdır. (Erdoğan,2002)

 Şeker hastaları için beslenme önerileri:

    Daha az yağ yemeli

    Daha çok sebze, meyve ve lifli gıdalar yemeli

    Tuz fazla kullanılmamalı

    Hamur işi, kaymak, krema, kuru yemiş gibi yiyeceklerden uzak durmalıdırlar. (Diyabetlinin el kitabı,2008)

ARAŞTIRMALAR ve İSTATİSTİKLER

  • Çocuklarda diyabet, uzun süreli hastalıklar arasında görülme sıklığı açısından birinci sıradadır.
  • Dünyada son 30 yıldan bu yana sıklığı giderek artmaktadır.
  • Son yıllarda özellikle 5 yaş altında görülen yeni diyabetli sayısında büyük artış vardır.
  • Her yıl ortalama 3000 çocuktan biri diyabete yakalanmakta olup, 0 – 18 yaş arası her 300 – 1500 çocuktan biri diyabetiktir (http://www.anneyizbiz.com) 21.02.09

 

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :