- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Grup Amaçları ve Üyeler Arasında Sosyal Bağlanma

Grup Amaçları ve Üyeler Arasında Sosyal Bağlanma sitemize 23 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

GRUP AMAÇLARI VE ÜYELER ARASINDA SOSYAL BAĞLANMA

 

  1. Altı yönetici bir masa etrafında oturmuşlardır. “Çevresel korunma ihtiyaçlarımız ve bununla beraber elde edeceğimiz kazançlarımızı hangi yollarla karşılayabiliriz” sorusunu masaya yatırmışlardır. Bu gereksinimleri karşılamak için üç alternatif plan üzerinde tartışmaya başlamışlar, her bir üye taslak için sorumluluklarını kısaca açıklayarak hazırdaki planlarının uygun bir şekilde yürüyeceğini garanti etmektedir. Uzunca bir fikir alış verişinden sonra yöneticiler bir planı farazi olarak benimsemektedir ve diğer planlara göre daha önemli görülene işlerlik kazandırmak için harekete geçmişlerdir.
  2. Bir ofis görevlisi “haydi bir iki üç” şeklinde bağırdıktan sonra koşucular iş hanının içinde ve hazırdaki diğer rakiplerini geride bırakmak için yaydan çıkmış ok gibi ileri doğru atılmışlardır.
  3. Genç bir yetişkin piyanonun başında tek başına oturmaktadır. On sekizinci defada Chopin konçertosunu çalmaya başlamıştır. Dikkatini müziğe yoğunlaştırmıştır, şimdi beyninin bir kısmı çaldığı müziğin kalitesini gözlemlemeye vermiştir. İki ya da üç dakika sonra durmuştur. Kendi kendine “Ta ki doğru çalana dek tekrar tekrar çalmaya devam edeceğim” demiştir.

Bireylerin kendi kişisel eylemleri ile diğerlerinin ilişkili eylemleri ve belki de kişinin ne yapacağını belirlemesinde üç farklı yol sunulabilir. Birisinin hareketleri diğerlerinin başarısını sağlayabilir, diğerlerinin başarısını engelleyebilir ya da diğerlerinin başarısına ve başarısızlığına hiçbir etkisi olmayabilir. Ne zaman insan bir amacı gerçekleştirmeye koyulsa, kişi o vakit işbirliğini, rekabeti ya da bireysel performansı tercih edebilir. Şöyle böyle sosyal bağımlılık devamlılık gösterir.

İnsanlar için sosyal bağımlılık, sudaki balık gibidir. Çünkü bizler bu deryanın içerisindeyizdir, sosyal bağımlılık bizlere diğerlerinin dikkatinden kaçış imkanını sağlar. Tamamen kişisel veya kişisel olmasa da bizler sosyal bağımlığın farkındayız ve sosyal bağımlılığı insanın yaşamında oynadığı role değerinin altında paha biçmekteyiz. Yokluğunu hayal etmemiz olanaksızdır, çoğunlukla mevcudiyetini dikkate almayız. Sosyal bağımlılık, bireyin ortaya koyacağı sonuçlara diğerlerinin zarar vermesi durumunda vardır. İki tür sosyal bağımlılık vardır: (1) olumlu veya işbirliği ve (2) olumsuz veya rekabetçi. Bunlara ek olarak bağımlılık yoktur ya da bireysel çaba vardır. Çoğu gruplarda olumlu bağımlılık apaçık ortadadır. Örneğin sporda bir takımın elde edeceği sonuçlar, her bir oyuncunun ortaya koyacağı sonuçlarla sıkı sıkıya bağlıdır. Bir oyun kurucunun topu ne denli uzağa attığı çok da önemli değildir, önemli olan topu attığı kişinin o topu yakalayıp yakalayamayacağıdır ve pası veren defans oyuncusunun oyun kurucusuna topu ayaktan çıkartması için yeterli zamanı tanıyıp tanımadığıdır; bu durum asla tam olarak sonlandırılamaz. Harol Kelley’e göre (1968, s.399) bireyler arasında olumlu bağımlılığın olması “Her bir bireyin doyumu, diğer bireylerin hareketleri bazı türdeki bağımlılıkların karşılanması” ile olanaklı olur.

Sosyal bağımlılık kuramı Kurt Lewin’in (1935) alan kuramı tarafından geliştirilmiştir. Lewin (1948) grubun özünün üyeler arasındaki bağımlılık hali olarak görmüştür. Ayrıca Lewin “dinamik bütünlük” içinde Grup içerisinde varolma, ki bu da herhangi bir üyenin kendi veya alt grupların herhangi bir üyenin veya alt grubun durumunu değiştirmesinin bir sonucu olarak görmüştür. Bağımlıktan söz edilebilmesi için bir kişiden fazla kişinin olması  zorunludur ya da varlığı gereklidir ve bireyler, varlıkların birbirlerine etkisi olması gerekmektedir; ayrıca bir kişinin durumunu değişmesi, diğerlerinin de durumunun değişmesine neden olmalıdır. Buna ek olarak Lewin, bireyler elde edecekleri amaçlar doğrultusunda bağlanma göstereceklerini söylemiştir.

Lewin’in kendine özgü güdülenme kuramına göre (1935), bireysel güdülenmeler arasındaki gerilim durumu, arzu edilen amaçların başarılması doğrultusunda işlemektedir. Ouisiankian (1928) olumsuz bir şeye maruz kalmış bir kimsenin istediği zaman engellenmiş, bitirilmemiş işlerin neredeyse her zaman kalındığı yerden bitirilebileceğini kanıtlamıştır. Lissner (1933), Mahler (1933) ve daha bir çok araştırmada yerine ikame edilebilen bir eylemden dolayı gerilimle ilişkili olan bir başka bitirilmemiş eylemle bağlantılı olduğu ortaya konmuştur. İkame edilen değerin tespitinin ardından bitirilmemiş orijinal eylemin tamamlanmasını mümkün hale getirilmelidir. Helen Block Lewis (1944; Lewis & Franklin, 1944), işbirliğine dayalı çalışmanın kesintiye uğramış ve tamamlanmamış işlerin geri çağrılan sürüp giden gücün yol gösterebileceğini ifade etmişlerdir; bu baskılanan anıların neden olduğu bitirilmemiş bireysel işlerden çok da farklı değildir. Başka türlü ifade edilecek olursa eğer işbirliği yapan kimse orijinal etkinliğini tamamlarsa, kendi eylemlerini başka bir kimseye yedekler, böylelikle gerilime neden olan bitirilmemiş görev yerine getirilip tamamlanmadan kişi bundan kurtulamaz. Lewin’in alan kuramı, amaçların yerine getirilmesinde, kişi işbirliği, rekabet ve bireyselci davranışı ortaya koyar.

Deutsch’un kuramı iki temel sayıltıya dayanmaktadır: birincisi insanların amaçları arasındaki bağımlılığın türleriyle ilgilidir ve bir diğeri de insanların eylem türlerini içermesiyle ilgilidir. Nihai olarak birbiriyle bağlantılı iki temel türde amaç bağımlılığı vardır: destekleyici/ilerletici (amaçlar olumlu katkılar oluşturarak bireyin kendi amaçlarını gerçekleştirebilme olasılığı diğer bireylerin amaçlarına ulaşabilme olasılıklarıyla olumlu olarak ilişkilidir) ve Tertip (amaçlar olumsuz zincirler oluşturur. Birinin amacına ulaşması diğerlerinin amaçlarına ulaşma olasılıklarıyla negatif olarak ilişkilidir). Nihai olarak Deutsch bireydeki davranışlarının iki temel türünü tanımlamıştır: etkili (bireyin amacına ulaşmasını geliştirmesi) ve bozucu (bireyin amacına ulaşma şansını azaltır). Daha sonra bu değişken durumların üç temel sosyal psikolojik sürece olan  ortak etkisini karşılaştırmıştır: yedekleme (diğerinin yerini alması), kateksis-nesne seçimi (kişinin kendi dışındaki objeler ve olaylara ilişkin psikolojik enerjisini vermesi) ve nedensellik-teşvik (etkiye olan açıklık). Ortaklaşma (işbirliği) durumuyla, birlikte çalışılan kimsenin etkisiz davranışları bir başka kimsenin davranışlarının yerine geçmesinden ziyade başkalarının etkisiz davranışlarına ilişkin ekstra çaba harcamak istemesi kastedilmektedir. Örneğin bir bayrak koşusunda, bir koşucu ağır koşuyorsa, diğerleri daha hızlı koşmak zorundadır. Rekabetçi durumla, bir rakibin etkisiz davranışları diğerlerinin davranışlarının sonuçlarını doğrudan etkilemeyeceği anlaşılmaktadır. İşbirliğine dayalı durumda, etkili davranışlar kişileri olumlu, bozucu davranışlar kişileri olumsuz yönde etkileyecektir; ancak rekabetçi durumda, rakibin konumunun sadece kendisi için geçerliliği vardır. İşbirliğine dayalı durum, birlikte çalışanların diğer katılım gösterenlere yardım etmelerine neden olur; fakat çalışma engelleyici ya da rekabeti öngörüyorsa davranışlar bozucu olacaktır. Rekabete dayalı durumda, rakip olanlar yardıma karşı direnmeye çalışacaklardır ve katılımcıların etkili davranışlarını çalışmada engelleyici ya da rakip olarak ele alacaklardır; buna karşın katılımcıların bozucu davranışları konusunda yardımcı olmak isterler. Deutsch (1949a, 1949b) yedekleme (diğerinin yerini alması), kateksis-nesne seçimi ve nedensellik-teşvik (etkiye olan açıklık) kendi çalışmasında bu hipotezleri test etmiştir. Deutsch’un (1949a) orijinal kuramı bu büyük olgusal yapıyı son 40 yıl içinde bu konuyla ilgili yapılan araştırmalara sunmuştur. Bu çalışmaları sosyal bağımlılıkla ilgili gelecekte yapılacak olarak son derece büyük bir katkı getirmiştir. Deutsch’un sosyal bağımlılıkla ilgili çalışması güven, çatışma çözümü ve adalet yaygınlaştırılması sistemini içermiştir.

Bireyler arasındaki etkileşimin yapısı işbirlikçi, rekabetçi ya da bireyselci olabilir. Bir başka değişle, bireylerin amaçları arasında pozitif, negatif ya da bağımlılık olabilir. İşbirliği paylaşılan amaçların başarılmasında beraber çalışılması ile olur. Küçük gruplarda bu şekilde işlerlik kazanmaktadır, onun için bireyler kendi ve her bir diğerinin verimliliği ve başarısında maximize ederek kendi ve her bir diğerinin. Bu, bireylerin kendi ve gruptaki diğer tüm üyeler için faydalı olabilecek neticeleri aramalarıdır (işbirliğinin sözkonusu olduğu durumda), bireyler diğer grup üyelerinin de bu şekilde davranmaları ile amaçlarına ulaşabileceklerini algılarlar. Amaçlarına ulaşma pozitif ilişkilidir ve bundan dolayı bireyler çalışmalarını tartışılar, yardımlarını ve birbirlerine asist olmalarını tartışırlar ve daha sıkı çalışmaları için birbirlerini cesaretlendirirler. Örneğin bir dağ tırmanıcıları takımının dağın zirvesine ulaşması, takımdaki her bir üyenin başarıyı tecrübe etmesiyle ilgilidir.

Bir rekabetçi amaç yapısı, gruptaki üyelerin amaca ulaşmaları arasında negatif ilişki vardır. Bu grup üyelerinin amaçları elde edebilmeleri, ancak rekabet içinde bağlandığı diğer üyelerin amacına elde etme konusundaki becerisizliklerine (başarısızlıklarına) bağlıdır. Bireysel çalışmalar her bir üyenin bir diğerine karşı üstünlüğünü belirlemektir. Bireyler kendi performanslarını diğerlerinin performansı ile kıyaslayarak değerlendirirler ve daha hızlı çalışma konusunda beklerler ve daha eksiksiz neticeyi başarma, bu bireysel açıdan yararlı fakat diğerleri için zararlıdır. Bir koşucu bir yarışmayı kazandığında, örneğin yarışmadaki diğer tüm koşucular kazanamamışlardır. Bir bireysel amaç yapısı, grup üyelerinin amaca ulaşmaları arasında korelasyon olmamasıdır; grup üyeleri kendi amaçlarını elde etmede, diğer üyelerin amacı başarmaları arasında bir ilişkisizliğin olmasıdır. Bireysel çalışma, üyenin amacını başarması ile ilişkisizdir. Çünkü amaca, bireysel neticelerin aranması bireysel açıdan yararlı ve diğerlerinin amaç başarmaları ile de ilişkisizdir. (ignore: önemsememek, dikkate almamak). Bir kişinin yüzmede 50 yardı başarı ile aldığını düşünelim, örneğin bu diğerlerinin 50 yard yüzmeleri ya da yüzememeleri ile ilişkili değildir.

SOSYAL BAĞIMLILIĞIN SONUÇLARI

Yosemite Ulusal Parkında ünlü Half Dome Dağı yer almaktadır. Half Dome Dağı, 2000 fit yüksekliğinde sarp uçurum kayalıklarıyla ün salmıştır. Yıllarca bu dağa tırmanmak gözlemciler ve üzerinde düşünenler için alışılmadık bir güzellikti, ilk olarak 1957 yılında Royal Robbins ve iki refakatçi Half Dome’un kuzeybatı yüzünde bir tırmanış gerçekleştirmişlerdir. Bu akıl almaz tırmanış beş gün sürmüştür, Robbins ve rafakatçileri,  bedenlerini verebilecekleri bir yer olmaksızın havada asılı ipler üstünde uyuyarak uçurumda dört gece geçirmişlerdir. Hatta bir gün dağın kuzeybatı yüzü tüm dağcılar için ölüm kapanı ancak tırmanıcılar için en harika ve en çok beceri gerektiren dağın kuzeybatı yüzü. Yerden epey yükseklikte, ağır hareketlerle kayalık yüzü tırmanmamaları gerekmiştir.

İki tırmanıcı dağın kuzeybatı kanadını başarıyla tırmanmak için paylaşılan bir görüş için güdülenmişlerdir. Uçurumda hareket ederken her bir tırmanıcı bir diğerine iple bağlanmıştır (yaşam hattı). Tırmanıcılardan biri (liderlik eden tırmanıcı), diğerleri (takipçileri) kendileri dışındaki iki dağcının güvenilir çapa attıklarını ve dağcılardan birinin düşmesi durumunda yakalayabileceklerini garanti etmelidir. Liderlik eden tırmanıcı, altında yer alan diğer iki dağcı “yürü” demeden tırmanışa başlayamaz. Takipçiler için kancalar, dağcılardan birinin düşmesi durumunda ve uçurumdaki rotayı belirlemede yardımcı olabilecek bir araçtır. Yaşam hattı, takip edenden kendi üstünde bulunan dağcıya kancayla bağlı olmasıdır. Liderlik eden dağcı tırmanırken birinci ayağını ileri atmayı tamamladıktan sonra, sıra takipçiye gelmekte ve tırmanışa geçmektedir. Kancalar, liderlik eden tırmanıcıda toplanmakta, diğerlerine kılavuzluk hizmeti vermektedir ve kayalık yüzeyde bulunan ekipteki ikinci üyeye destek sunmaktadır. İkinci üye, birinci üyenin birinci adımı attıktan sonra belirlemiş olduğu rotayı takip ederek ilerlemektedir ve yine aynı şekilde lider olan tırmanıcı takipçinin bu eyleminden sonra ikinci bacağını da ileri atarak tırmanışa geçmektedir. Bu roller lider olan tırmanıcı ve takipçileri için zirveye ulaşana dek sürmektedir.

Tüm insan yaşamı dağ tırmanışına benzetilebilir. İnsan türü için işbirliği zorunluymuş gibi görünmektedir: Bu sayede isteklerin yerine getirilmesi için başkaları ile uygun ortaklaşmalar yoluyla müşterek amaçların başarılması gerekmektedir. Bizler çok çeşitlilikteki “yaşam hatları” ile diğerlerine bağlıyızdır ve başkalarına rehberlik ederek kendimize, meslektaşlarımıza, komşularımıza, çocuklarımıza ve gelecek kuşaklara daha iyi bir yaşam sağlamamız mümkündür. İşbirliği, yaşamın kaçınılmaz bir olgusudur. Beşikten mezara başkalarıyla işbirliğindeyizdir. Her gün yataktan kalktığımız ilk andan uyuyana dek bununla kaplanmışızdır; ailede, işte, boş zamanlarımızda, beraber çalıştığımız toplulukla müşterek amaçları başarmak için işbirliğindeyizdir. Tarih boyunca insanlar; (1) asla tek başlarına üstesinden gelemeyecekleri olağan üstü başarı gerektiren işleri başarma ve (2) kendilerine eğlenceli ve kederli olanları paylaşmada beraberce hareket etmişlerdir. Bir çocuğun kurgusu, rüyası olan aya roket yollama, başarılmıştır ve bireyler arası işbirliğini gerektirmiştir. İşbirliği, belki de bir uçurumda tırmanmak kadar açık değildir, fakat yine de vardır.

Epeyce fazla araştırma Deutsch’un işbirliği ve rekabet üzerine yapmış olduğu klasik çalışmayı temel almaktadır ve geçmiş 30 yılda bir çok araştırmaya yön vermiştir. Beraber çalışmanın yapılan işe derin etkileri olabilmektedir. İşbirliğine dayalı çalışmanın nasıl ve hangi işbirliği uygulamasının daha etkili olduğunu anlayabilmek için (1) 520 deneysel çalışma ve son 90 yılda yapılmış olan çalışmalara yön vermiş olan işbirliği, rekabet ve bireysel çaba arasındaki ilişkiyi/korelasyonu ortaya koyan 100’ün üzerindeki araştırma ve (2) yirmi beş yıldır programlara yön veren 80 üzerindeki çalışmanın bulguları gözden geçirilmiştir. İşbirliğini etkileyen çok sayıdaki değişken üç genel ve kendi aralarında ilişkili olan çıktıları kapsamaktadır:

  1. Başarmak için çaba göstermek.
  2. Katılımcılar arasındaki iletişimin kalitesi
  3. Katılımcıların psikolojik uyumu ve sosyal yeterliği

Başarı ve Ürün İçin Çabalama

 

Küçük bir ülke olan Japonya nasıl oluyor da hiç doğal kaynağı olmamasına karşın bu denli güçlü bir ekonomiye sahip olabilmiştir; bu soruyu bir Japon işadamı “En önemli kaynağımız insanlarımızın çok sıkı çalışmasıdır” şeklinde yanıtlamıştır. Başarı sıkı, yoğun, sürekli ve uzun dönemli çaba sonrasında elde edilir. Üretkenlik (verimlilik), bir kimsenin kendisini başarıya ulaştırmak için isteklilik duyması ve fiziksel, psikolojik enerjisine bağlıdır. Örneğin, Amerika’daki okullarda bir çok öğrenci yapabilecek durumdayken ders çalışmaya çok az zaman ayırmaktadır, matematik ve bilim gibi derslerden kaçınmaktadır. Bazı öğrenciler hiç ödev yapmamaktadır. Entelektüel yeterlikleri veya bireysel becerileri kendileri için sorun teşkil etmiyor, ancak çaba göstermemeleri ve gayret gerektiren amaçları başarmaları için çalışmamaları, üretkenliklerini/verimliliklerini aşağı çekmektedir.

 

Birlikte çalışma tek başına çalışmaya göre elde edilecek amaçların başarılmasında çabayı arttırmaktadır, daha yüksek başarı ve verimlilik sağlamaktadır. (Johnson & Johnson, 1989a). Doksan yılı aşkın bir süre zarfındaki 375 çalışmayı aşkın araştırmada işbirlikçi, rekabetçi, ve bireysel çabaların etkisi karşılaştırılmıştır. İşbirlikçi ve rekabetçi çabaları kıyaslandığında toplam etki büyüklüğü (over all effect size) 0,67 olarak hesaplanmıştır, işbirlikçi ve bireysel çabaları kıyaslandığında 0,64 ve rekabetçi ve bireysel çaba kıyaslandığında ise 0,30 değeri elde edilmiştir. Bu etki büyüklükleri ve etki büyüklüğü varyansı ağırlıklı olarak böyle bulgulanmıştır. Yöntemsel açıdan yüksek kaliteli çalışmalarda işbirlikçi/rekabetçi ve işbirlikçi /bireysel çaba kıyaslandığında sırasıyla etki büyüklükleri 0,88 ve 0,61 olarak bulunmuştur. İşbirliğine dayalı gruplarda yüksek başarı ve verimlilik sürekli dinamik bir sonuç elde edilmiştir. Grup üyelerinin amaçları arasındaki pozitif bağımlılık, her bir üyenin bir diğerinin verimliliğinin cesaretlendirdiği ve kolaylaştırdığı sonucu bulunmuştur. Grup üyeleri birbirlerinden daha fazla bilgi almaya, birbirlerinin bilgilerinden yararlanmaya, bilgiler konusunda daha fazla sözel girişimle meşgul olmaya ve birbirlerinin tutumlarını ve kanaatlerini etkilemeye çalışmaktadır. Grup üyeleri başarmak için gerçekten güdülenmektedir, başarmak için daha yüksek beklenti geliştirmektedir, müşterek yarar sağlamak için gayret göstermektedir, görevi yerine getirmek için sürekli güdülenmeyi, devamlı olarak başarıya kendini adamaktadır.

Rekabetçi ve bireysel öğrenme kavramsal bağlam ve problemle başetme görevlerinde daha netmiş gibi görünmektedir, ancak işbirliğinin her ikisine üstünlüğü vardır; çünkü işbirliği yüksek başarı ve verimliliğin gelişmesine yardımcı olmaktadır. İşbirliğinin, biliş ve meta-bilişle güçlü bir ilişkisi vardır. İşbirliği çabası, biliş ve meta-bilişin ortaya çıkmasını sağlayan en uygun bağlamı sunar. İşbirliğine dayalı gruplarda kişiler arası değişim, özellikle entelektüel açıdan fikirler ve yargılar arasındaki çatışma sonuçlarına imkan tanır, eleştirel düşünceye izin verir, yüksek düzeyde nedenselleştirme ve meta-bilişsel düşünceye izin verir. İşbirliğinin olduğu gruplarda farklı düşünme ve sözel açıklamalar, detaylandırmanın neticesinde yaratıcılığı ortaya çıkartacak esin kaynaklarını sağlar. Bir kimsenin gruptaki arkadaşları konusundaki bilgileri, o kimsenin gruptakilerin bilgileri ve becerilerine başvurusunu gösterir.

 

İşbirliğinin operasyonel olarak tanımlandığı bazı çalışmalarda, rekabet ve birysel çalışmanın öğelerinin içerdiğini ortaya koymaktadır. Örneğin bazı çalışmalar işbirliğine dayalı öğrenmenin, pozitif kaynak bağımlılığı ve bireysel ödül yapısının bir kombinasyonu olduğunu göstermektedir. (Aronson ve Diğerleri, 1978). Takımlar-Oyunlar-Turnuva (Teams-Games-Tournament-TGT) (Devires & Edwards, 1974) ve Öğrenci-Takım-Başarı-Kümesi (Student-Team-Achievement-Division-STAD) (Slavin, 1986) işbirlikçi öğrenmenin, grup-içi işbirliği ve gruplar arası rekabetin bir kombinasyonu olarak ele almıştır, çünkü Takım-Yardımlaşma-Bireyselleştirme (Team-Assisted-Individualization-TAI) (Slavin, 1986), işbirlikçi ve bireyselci çabanın bir karışımıdır.

 

İlişkilerin Kalitesi: Soğukluğa Karşı Siper

 

İnsanlar kendilerine diğerlerinden tam olarak yalıtamazlar, aksine başkalarıyla ilişki kurmak için vardırlar. Bir anlamda diğer insanlarla ilişki içerisinde olmak bir gereksinim ve zorunluluktur. Ebeveynleri tarafından tam kabul görmeyen çocuklar, kabul görenlere göre okula daha fazla devamsızlık yapmaktadırlar. Son zamanlarda yapılan ulusal bir survey çalışmasında başkaları tarafından değerli bulunan, sevilen, aranılan ve saygı gören kimselerin kendi yaşamlarını daha anlamlı ve amaçlı buldukları ortaya konmuş ve samimi ilişkilerin mutluluğu ortaya çıkarttığı bulunmuştur. Bu, hem okul için hem de genel durum için geçerli olan bir şeydir.

İnsanların bir arada bir görev üzerinde çalışması, kimin daha iyi olduğunu tespit edildiği rekabet veya birbirinden bağımsız bir şekilde çalışmaları durumlarına göre daha büyük başarı ve iyi olmayı beraberinde getirmektedir. İşbirliğine bağlı deneyim, rekabete ve bireysel çaba gerektiren durumlarla kıyaslanmıştır; sonuçlar, işbirliği söz konusu olduğunda üyelerin daha olumlu ilişkiye girdikleri, ilişkinin daha müşterek eğilim gösterdiği, bibirlerine kaşı daha olumlu tutum geliştirdikleri, müşterek ilgiler oluşturdukları, daha dostça, daha dikkatli, birbirlerine daha bir yükümlülük içerisinde oldukları ve kazanmak için birbirlerine daha saygılı oldukları görülmüştür. Hatta bu bulgular üyelerin farklı cinsiyetten, etnik gruplardan, sosyal sınıflardan, farklı beceri düzeylerinden, yani heterojen olması durumunda da elde edilmiştir. Bir görev üzerinde işbirliği yapan üyelerin, rekabet ve bireyselci durumlara göre daha gerçekçi ve pozitif olduklarını göstermiştir. İşbirliği, rekabet ve bireyselci çabanın bireyler arasındaki ilişkiyi görece etkilediğini gösteren 190’nın üzerinde çalışma vardır. İşbirliğinin rekabete karşı ve işbirliğinin bireysel çabaya karşı ağırlıklı etki büyüklüğü sırasıyla 0.65 ve 0.64 olarak bulunmuştur. Yöntemsel açıdan yüksek kalitedeki çalışmalara bakıldığında etki büyüklüğünün 0.77’nin üzerinde ve 0.67 olarak bulunmuştur. Sadece işbirliğinin olduğu koşul ve işbirliğinin, rekabet ve bireyselci çabanın karışımı (mixed) olan koşullara göre daha büyük etkiye sahip olduğu görülmektedir (işbirliği rekabete karşı, salt işbirliği koşulu=0.75 ve her iki koşulun karışımı =0.48; işbirliği bireyselciye karşı, salt işbirliği koşulu=0.67 ve her iki koşulun karışımı=0.36).

Ne denli sık işbirliği varsa, o denli olumlu ilişki vardır. İşbirliği, rekabet ve bireyselci çaba koşulları ile kıyaslandığında, üyeler arasında daha fazla ilerleme eğilimi, sosyal destek, özen, müşterek taahhüt ve bağlanma ortaya çıkmaktadır. İşbirliği çabaları içerisindeki bireyler arkadaşlıklar gerçekleştirebilirler. İlişki daha olumlu bir seyir almaktadır, ayrıca aynı şekilde bireyin verimliliği artmaktadır. Görev konusundaki bireysel taahhüt ve sorumluluk duygusu artmaktadır; zor olan görevi bitirme konusunda ısrarı arttırmaktadır. Ayrıca yüksek moral ve hedeflerin üstesinden gelmede daha çok kararlılık kazanmaktadırlar.

Ayrıca işbirliği deneyimi, rekabet ve bireysel çaba ile karşılaştırıldığında gözlemciler ve de organizasyon gözlemcileri arasında daha olumlu tutumların oluşmasını sağlamıştır (Johnson & Johnson, 1989a). Bir başka üstünlükse, işbirliği koşulunda daha fazla destek ve kabulün gözlemlenmesidir. Grup üyelerinin amirleriyle olan ilişkilerini daha olumlu olarak algılamaları bir çok nedenden ötürü önemlidir; grup üyeleri ve organizasyon amirleri arasındaki en az miktardaki ilişki, amire karşı olan güveni arttırmaktadır; dolayısıyla gücünü ve grup üyelerinin organizasyon normlarına ve rol tanımlamalarına uymaları konusundaki güdülenmeyi sağlayarak baskıyı arttırmaktadır. İşbirliği içindeki grubun üyeleri sadece grubu sevmelerini sağlamaz aynı zamanda kendi ve organizasyon amaçlarını daha çok sevmelerini sağlar.

 

 

 

Psikolojik Uyum ve Sosyal Yeterlilik

 

Psikolojik sağlık, amaçların gerçekleştirilmesi için başkaları ile geçinmek, uygun bir şekilde biraz değiştirerek bağlılık ilişkisi içerisinde olma konusundaki becerinin geliştirilmesidir. Sosyal yeterlilik, psikolojik sağlığın temel görüngülerinden biridir ve benlik saygısı, sıklıkla bireyin psikolojik uyumuna işaret eden bir indeks olarak işlerlik kazanmıştır. İşbirliğine yetkin bir ortamda akranlarla birlikte olmak, işbirliğine değer vermek, rekabet ve bireyselci çabaya göre psikolojik sağlığa, ruh sağlığına, benlik saygısına, sosyal yeterliliğe yol açar (Johnson & Johnson, 1989a). Çocuklar, ergenler ve genç yetişkinler okullarından mezun olduktan sonra kariyerini sürdürme, aile ve toplumdaki diğer bireylerle daha anlamlı bağlılık ilişkisi kurmak ve topluma, dünyaya daha etkin katılım göstermek için asgari düzeyde psikolojik istikrarlığa sahip olma gereksinimi içerisindedirler. Depresyon, kaygı ve öfke durumları, ayrıca sınıf işlevselliği ile çelişmektedir. Kendilerini ne denli olumlu görürlerse, daha çok verimlilik, kabul ve diğerlerine destek sunma ve özerklik ve bağlılık gelişecektir.

Benlik saygısı, çoğunlukla psikolojik sağlık ve uyumda bir indeks olarak ele alınmıştır. İşbirliği, rekabet ve bireyselci çabanın benlik saygısına göreceli etkisini gösteren 77’nin üzerinde çalışma mevcuttur (Johnson & Johnson, 1989a). İşbirliğinin rekabete karşı ve işbirliğinin bireysel çabaya karşı ağırlıklı etki büyüklüğü sırasıyla 0.60 ve 0.44 olarak bulunmuştur. Yöntemsel açıdan yüksek kalitedeki çalışmalara bakıldığında etki büyüklüğünün 0.63’nin üzerinde ve 0.46 olarak bulunmuştur. Sadece işbirliğinin olduğu koşul ve işbirliğinin, rekabet ve bireyselci çabanın karışımı (mixed) olan koşullara göre daha büyük etkiye sahip olduğu görülmektedir (işbirliği rekabete karşı, salt işbirliği koşulu=0.78 ve her iki koşulun karışımı =0.33; işbirliği bireyselciye karşı, salt işbirliği koşulu=0.51 ve her iki koşulun karışımı=0.22).

Psikolojik sağlığın önemli göstergelerinden biri sosyal yeterliliktir. Sosyal beceri ve yeterlilik işbirliği koşulunda, rekabet ve bireyselci koşula göre daha etkilidir (Johnson & Johnson, 1989a). İşbirliğine başat olduğu gruplardaki üyelerin, rekabet ve bireyselci amaç yapılarının olduğu gruplara göre çatışmaları çözme konusunda daha kararlı ve yapıcı oldukları gözlemlenmiştir. İşbirliğinin temel alındığı gruplarda üyeler diğerlerinin etkilerine daha açık ve kendilerini takip eden üyeleri etkileme konusundaki isteklikleri daha fazla olduğu gözlemlenmiştir. Bu etkileme baskı kurmakla değil de temelde inanç ve nedenlerle ilgilidir. İşbirliği deneyimi, iletişim kurma, liderliğin gerektirdiği sosyal beceriyi ve karar alma becerisini arttırmaktadır. Birlikte çalışma, bireysel becerileri geliştirdiği gibi, aynı zamanda güveni sürdürme, etkili iletişim ve çatışmaları daha yapıcı çözme konusundaki beceriyi de geliştirmektedir. Çalışma ve başarılı kariyer yapma büyük ölçüde sosyal becerilere bağlıdır. Çoğu modern çalışma, takımlardan meydana gelmektedir. Sosyal beceriler işbirliğine dayalı gruplarda öğrenilmektedir, ayrıca hayat boyu sürecek arkadaşlıkların kurulmasında ve sürdürülmesinde, sevmede, aile bakımında ve uyumlu komşuluklarda sosyal beceriler şarttır.

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :