- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Gelişim l

Gelişim l sitemize 23 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

GELİŞİM

Gelişim çok yönlü ve karmaşık bir süreçtir. Biyolojik özellikler,kalıtım,içinde bulunulan çevre,beslenme vb. birçok durum gelişim üzerinde etkilidir.

Davranışların temelinde belirli biyolojik aşamalar etkilidir. Çocuk belirli aylarda yürür,diş çıkarır, ilk kelimesini söyler. Bu davranışların gerçekleşebilmesi, çocuğun o davranışı yerine getirebilecek düzeyde olgunlaşmasına bağlıdır ve davranışlar bu olgunlaşmaya bağlı olarak belirli bir sıra izler. Örneğin; çocuğun yürümeden koşması, kelimeleri söylemeden şarkı söylemesi mümkün değildir. Buradan hareketle; çocuktan bekleyeceğimiz davranışların tümünün onun olgunlaşma düzeyine bağlı olduğunu söyleyebiliriz, çocuk bir davranışı ye-rine getiremiyorsa ve gelişiminde herhangi bir aksaklık yoksa (kalça çıkığı, düztabanlık, dilin normalden büyük olması… türünde normaldışı fiziksel özellikler) çocuğun o davranışı yeri- ne getirebilmesi için daha fazla zamana ihtiyacı vardır, başka bir deyişle o davranış için henüz yeterince olgunlaşmamıştır.

Doğumdan itibaren çevre bireyi öğrenme yoluyla etkiler. Henüz küçücük bir bebekken çocuk kendini rahatsız hissettiğinde, acıktığında, altı kirlendiğinde ağlar. Anababa bebeğin altını temizler, karnını doyurur ve onun kendini rahat hissetmesini sağlar. Çocuk bu rahatlık duygusuyla anababanın varlığını özdeşleştirir ve zamanla sadece anababanın varlığı bile çocuğun kendini rahat hissetmesini sağlar.

Bireyin küçüklüğünde geçirdiği hoş olan ve olmayan deneyimler onun gelecekteki yaşamında etkili olur. Ortamda sürekli bağıran birinin varlığı çocukta korku tepkisi doğurur ve ileride o ortamda bağırılmasa da bu tepki yerleşir. Buna benzer olarak, çocukken köpek tarafından ısırılan çocuk, köpek korkusunu yetişkin bir birey olduğunda da taşıyabilir. Tüm bunların yanında çocuğun kendi davranışları karşısında çevreden, anababadan, bakıcısından ve öğretmeninden aldığı tepkiler de onun gelecekteki davranış biçimi üzerinde etkili olur . Örneğin; çocuk annesine sarıldığında annesi de ona sarılıp öpüyorsa çocuğun annesine yaklaşma davranışı daha sıklaşır. Aynı şekilde çocuk ağladığında ebeveyni isteklerini hemen yerine getiriyorsa ağlama davranışında artma olur.

Çocuk, tüm gelişme süreci boyunca hep çevreyi gözler, çevresinde gördüklerini anlamaya ve uygulamaya çalışır. Bu anlamda; çevresindeki insanlar (anababa, öğretmen, akrabalar vb.) çocuk için birer modeldirler. Sürekli kavga eden ve annesine vuran bir babayı gören çocuk, büyük bir olasılıkla ilerde kavgacı ve eşine el kaldıran bir adam olur.

Ailenin çocuk üzerindeki etkisini ve dolayısıyla bunun topluma etkisini manipule etmek ne yazık ki imkansızdır. Milyonlarca aile ve milyonlarca anababa var ve herkes kendi doğruları ile çocuklarını yetiştirmek istiyor; kuşkusuz bu tüm anababaların hakkıdır, ancak bu durumda ortak bir zemine ulaşma görevinin tümü okulların üzerine yıkılıyor. Bir insanın kişi-liğinin 7-8 yaşlarına kadar büyük bir kısmının oluştuğunu ve yerleştiğini düşünürsek, ortak zemine ulaşmada okulların başarısız lığını anlayabiliriz. Nasıl ilkokulu okumadan orta ve liseyi okumak mümkün değilse iyi bir temel eğitim almadan kişiliğin eksiksiz ve sağlıklı oluşabilmesi de mümkün değildir. Dolayısıyla; ortak değer, eğitim ve kültüre sahip olmayan çocukların örgün eğitimden aynı şekilde faydalanması da beklenemez. İlk çocukluk çağı, çocuklar arasındaki farklılıkların en minimum düzeyde olduğu çağdır ve çocuklar arası farkların en kolay kapatılabileceği zamandır. Peki çocuğunuzun diğer çocuklardan farklı olup olmadığını nerden bileceksiniz?

3.1 – ÇOCUĞUN GELİŞİM DÜZEYİNİ TESPİT ETME

Biz büyükler tepkilerimizin duruma göre normal olup olmadığını anlamak için çok sıklıkla toplumsal karşılaştırmalar yaparız. Herkes bizim yaptığımızı mı yapıyor, bizim gibi mi giyiniyor, konuşuyor vb.? Ama bizler karşılaştırma yaparken yine de bağımsızız, “herkes öyle davranabilir, ama ben böyle davranmak istiyorum” der ve zaman zaman toplumdan farklı davranırız. Çocuklar bizim gibi toplumun beklentileri konusunda bilgili değillerdir, çünkü yeni yeni toplumsallaşmaya başlamışlardır. Kendileriyle başkaları arasındaki farkları ayrımsarlar ama ortadan kaldırmak için ne yapacaklarını bilmezler. Hangi farklar ortadan kalkmalı, hangileri çocuk için zararlı, hangileri yararlı bunları bilmek ve ayırt etmek görevi ilk olarak anababanındır. Farkları ortadan kaldırmak adına çocuğun yetenekleri köreltilmemeli veya ileri düzeydeki davranışı ge-riletilmemelidir. Bu çocuğun gelişiminin her alanı için geçerlidir.

Anababaların, öğretmenlerin, bakıcıların kısacası insan olan herkesin bir başka insanı eğitirken, yetiştirirken hata yapmamasını beklemek büyük bir insafsızlık ve gerçekdışı idealizm olur. Ancak çocukla ilgilenen herkesin özellikle de anababanın hem çocuk gelişimi konusunda bilgili olması hem de çocuğunu çok iyi tanıması gereklidir. Anababa kendisine gereken bilgiyi birçok yoldan temin edebilir: Yaşamın ilk iki yılında; çocuğun huyunu anlama, çocuğu tanıma konusunda anababaya yardımcı olacak tek kaynak çocuğun kendisidir. Ebeveyn çocuğuyla sevgiye ve güvene dayalı iletişim kurmalı, oyunlar oynamalı ve çocuğun günlük genel düzenini belirlemelidir.

Çocuğun fiziksel özellikleri, sağlığı, metabolizmasının çalışma düzeni ile ilgili en detaylı bilgiyi çocuğunuzu devamlı götürdüğünüz doktordan alabilirsiniz. Özellikle belirtmek isti-yorum; çocuğunuzun her zaman gitmese bile belirli bir doktoru olmalıdır, çünkü zamanla bu doktor çocuğunuzun bünyesini tanıyacak, gereken önlemler veya sorunun nedeni, tedavisi konusunda çok daha faydalı olacaktır. Burada anlatmak istediğim, çocuk büyüyene kadar bir tek doktora gitmelidir, düşüncesi değil. Mutlaka çeşitli doktorların görüşünü almak çok faydalıdır, ancak genel düzende çocuğu tanıyan bir doktor bulunması son derece yararlıdır.

Çocuğun psikososyal yönden gelişimi hakkındaki en sağlıklı bilgiyi gözlemleriniz yoluyla elde edebilirsiniz, ancak vardığınız sonuçların objektif yani tarafsız olması bu noktada önem kazanır. Çocuğunuzu olduğu gibi kabul etmeli, çocuğa aslında onda olmayan yetenek veya özellikleri atfetmemelisiniz; aynı şekilde çocuğun başarı, yetenek ve özelliklerini gözden kaçırmamalı ve küçümsememelisiniz. Çocuğunuzun psiko sosyal gelişimini takip etmenin bir diğer yolu da; genel standartlara bakmaktır. Çeşitli kitaplar vb. çocuklarla ilgili yayınlarda çocuğun gelişim dönemlerine ilişkin bilgi verilir, bu bilgiler çok kesin olmamakla birlikte yaş grubuna göre çocuğun yapabileceği veya yapması gereken davranışları belirtir. Çocuğunuz bir davranışı belirtilen zamandan daha önce veya daha sonra yapabilir, önemli olan aradaki süre farkının çok olmaması (örneğin; bir yıl) ve yapılan davranışın niteliğidir. Çocuğunuzun psikososyal gelişimi hakkında; çevredeki diğer çocuklarla karşılaştırmalar yaparak da az çok takip edebilirsiniz, yalnız seçtiğiniz çocukların aile düzeni, kültür yapısı, cinsiyet vb. özellikler bakımından benzer olmasına dikkat ediniz.

3.2 – 3-6 YAŞ ARASI ÇOCUĞUN GELİŞİM AŞAMALARI

3 YAŞ ÇOCUĞU

  • Özbakım becerileri gelişmeye başlar, biraz yardımla yemeğini yer, üstünü giyer-çıkarır, düz ayakkabıları giyip, çıkarabilir.
  • Yardım bekler veya becerilerini aşmayan işlerde büyüklere yardımcı olur.
  • Kaba motor faaliyetleri gelişmiştir, atlar, koşar, tırmanır vb. Sık sık dengesini kaybeder, düşer.
  • Çok soru sorar, meraklıdır. Cevap alamazsa bizzat deneyerek cevabı bulmaya çalışır.
  • Tek başına oyundan grupla oyuna geçiş yapar, ancak sık sık kavga eder. Paylaşım duygusu yeni yeni ortaya çıkmaya başlar.
  • Dil gelişimi hızlanır, basit cümleler kurar, söylemek istediklerini söyleyebilir ve söylenenleri anlar.
  • Düş arkadaşı uydurabilir, onunla oynar, konuşur.
  • Bir tek işe, faaliyete, filme vb. dikkat yoğunlaştırma süresi 10-15 dakika kadardır.
  • Kendini geliştirmeye çalışır; bunun için genellikle taklit yolunu seçer. Özellikle büyükleri taklit eder.

4 YAŞ ÇOCUĞU

  • Özbakım becerileri yerleşmeye başlar; üstünü tek başına giyer-çıkarır, katlar, pek iyi olmasa da yatağını düzeltebilir. Tuvalet alışkanlığı yerleşmiştir, zaman zaman gece altını ıslatabilir.
  • Sürekli hareket halindedir, her davranışı, işi hızla yapar.
  • Yenmek-yenilmek, yapmak-yapamamak, başarmak-başaramamak kavramlarının farkına varmaya başlar ve hep olumlu tarafta olmak ister.
  • Çizdiği resimlerin büyükler tarafından anlaşılması güçtür. Ancak çizilmiş resmi özenle ve az taşırarak boyayabilir. Kalem ve makas tutar, kağıt katlar.
  • Dikkat süresi 20 dakika civarındadır, ancak hoşuna giden şeyle çok daha uzun zaman ilgilenebilir.
  • Çok konuşur, soru sorar, ayrıntılarla ilgilenir. Duyduğunu bir süre sürekli tekrarlar. Yeni öğrendiği kelimeleri, deyimleri vb. sıklıkla ve çeşitli ortamlarda kullanır. Yetişkinlerle ve yaşıtlarıyla rahatça iletişim kurmaya başlar.
  • Bağımsızlık duygusu gelişmiştir, özerkliğini korumaya çalışır.
  • Masal dinlemek ve anlatmak, kitaba bakmak, sayfalarını çevirmek hoşuna gider.

5 YAŞ ÇOCUĞU

  • Beden kontrolünü tam olarak sağlayabilir, kaba motor faaliyetler ve ince motor faaliyetler yerleşmiştir.
  • Sürekli hareket eder, bir tek yerde durmaz; oyunları da hareket gerektiren oyunlardır.
  • Uyku ihtiyacı önceki yaşlara göre çok azalır; ancak mutlaka dinlenme süresi olmalıdır.
  • Geometrik şekilleri çizebilir, resimleri taşırmadan boyar. Resim, kesme-yapıştırma vb. faaliyetlerden çok hoşlanır.
  • Hep konuşmak; yetişkin sohbetlerine katılmak ister. Sürekli gözlem yapar, büyükleri taklit eder.
  • Hayalle gerçeği ayırabilir, masallardaki olayları sırasını bozmadan anlatabilir.
  • Bireysellikten çok grubu tercih eder, oyunlarda rol paylaşımı yapar. Açıkhava oyunlarını çok sever.
  • Toplumun isteklerine uygun davranır, gerçek hayatı oyuna çok güzel aktarır. Eleştiriye duyarlıdır, kendini düzeltmeye çalışır ve başkalarını da eleştirir.
  • Yorulduğunda, istemediği bir şeyi yapması için ısrar edildiğinde saldırganlaşır, ağlar.

6 YAŞ ÇOCUĞU

  • Çocuk artık elişlerinde daha beceriklidir, ince motor kasları iyice gelişmiştir; detay-incelik-uğraşı gerektiren işleri eskiye oranla daha iyi yapar.
  • Erkek ve kız çocuklar arası ayrım yavaş yavaş iyice belirginleşmeye başlar. Erkek çocuklar top, araba vb. oyuncaklara yönelirken, kız çocukları ip atlama, evcilik, gerçek bebeklere bakma türünde davranışlar sergilerler.
  • Harfleri, kendi adını, yakınlarının adını yazmaya başlar. Bazı harfleri ters yazar, düşünme süreçlerini hızlı kullanabilir.
  • Çeşitli olumsuz huylar edinebilir. Başkalarıyla laf kavgası yapabilir, erkek çocuklarda bedensel kavga gündeme gelebilir.
  • Bir şeye kızdığında hıncını alacak birini arar ki bu kişi genellikle annedir. Suçlanmak, eleştirilmek istemez; verilen cezalara tepki gösterir.
  • Herşeyin hepsini ister, paylaşmaktan kaçınır; ancak zaman zaman toplumsal onay istediği için bunun tam tersi şekilde davranabilir.
  • Dikkat süresi uzar, söylenenleri dikkatle dinler ve uygular. Bazı sorumluluklar yüklenebilir.
  • Hayal ettiği şeyleri puzzle, lego vb. tipte oyuncaklar aracılığıyla gerçekleştirmeye çalışır. Örneğin; ev yapar, içine anne, baba, çocuk yerleştirir (oyuncaklardan); eve garaj yapar, içine araba koyar ve bir ailenin bir gününden kesitleri oyununa aktarır.

3.3 – İLK ÇOCUKLUKTA GELİŞİM GÖREVLERİ

Eğer sağlıklı bir bireyi; şimdiki ve gelecekteki sorunlarla başarılı bir şekilde uğraşan, bebeklikten ilk yetişkinliğe kadar önemli ve yaşamsal davranışları sergileyen birey olarak tanımlarsak, bireyin tüm yaşam dönemleri boyunca göstermesi gereken davranışları gelişim görevi olarak tanımlayabiliriz.

Okulöncesi çocukların orta çocukluğa geçişe hazırlanırken birçok bilişsel görevi başarması beklenir: Gerçekliğe ilişkin basit kavramlar oluşturmayı öğrenme, doğru ile yanlışı ayırmayı öğrenme, vicdan geliştirme, çeşitli ahlaki değerlere sahip olma vb. Çocuklar büyüme sürecinde, yeni ve eski algılarını karşılaştırdıkça kendilerini çevreleyen dünyaya ilişkin daha fazla bilgi edinmeye başlarlar. Bu bilgiler, özellikle zihinsel gelişim açısından önem taşır. Piaget’e göre; bütün çocuklar aynı düşünme davranışı sırasını izlemek zorundadır, ancak her döneme giriş yaşları fiziksel ya da toplumsal çevrelerden etki lenebilmektedir. Her evrede kazanılan bilişsel yetenekler bir sonraki evre için temel oluşturur ve daha yüksekteki evre ile bütünleşir. Piaget’e göre; çocuklar bir dönemden diğerine özümleme ve uyma süreçleriyle geçerler. Varolan şemalarını ve kavramlarını kullanarak yeni durumla başa çıkmaya çalışırlar. Şemalarında gereken değişikliği yapar, yani yeni şeyler öğrenir ve geçtikleri evreye uyum sağlarlar. ( Gander,M.J., Gardiner H.W., 1993)

Piaget’e göre; 2-6 yaş arası işlemöncesi düşünce dönemidir ve özellikleri şunlardır:Çocuk dikkatini bir görevin bir yönü ya da çok sınırlı bir kısmı üzerinde odaklaştırır, aynı zamanda bir çok yönle uğraşmak çocuğa güç gelir. Buradan hareketle; çocuğunuza bir görev verdiğinizde ya da bir davranışı gerçekleştirmesini beklediğinizde, çocuğunuzun gelişim basamağını gözönüne almalı ve bu basamağa uygun nitelikte, tek yönlü, fazla karmaşık olmayan, çocuğu zorlayacak ama sonuçta başarısızlık duygusu yaşatmayacak görevler seçmeniz gerekir.

İşlemöncesi düşüncenin başka bir özelliği ise; çocuğun şimdiki durum üzerinde odaklaşması ve geçmiş durumu göz önüne almamasıdır, yani çocuğun akılyürütmesi şimdi ve burada ile sınırlıdır. Şu anki duruma nasıl gelindiği ,değişikliklerden önce nasıl olduğu aklından çıkmış görünür. Yüzeysel görünümlerden fazlasıyla etkilenme eğilimi vardır.

Benmerkezlilik işlemöncesi dönemin en tipik özelliğidir. Bu; çocukların bilinçli ve isteyerek bencil oldukları ya da kendileriyle aşırı derecede meşgul oldukları anlamına gelmez. Benmerkezlilik, daha çok birşeyi başkasının bakış açısından görme ya da başkasının duygularını, gereksinimlerini farketme konusundaki yetersizlik anlamına gelir. Bu dönemdeki çocuklar bazen başka çocuklarla alay eder ya da hayvanları incitirler, çünkü karşılarındakilerin duyduğu acıyı farketmezler. Benmerkezlilik küçük çocukların birbirleriyle ya da daha yaşlı insanlarla iletişimlerinde sık sık görülür. Eve koşup “Anne,onu aldı,o şimdi yok”diyen çocuğu düşünün.”O”dediğinin kim olduğunu ve “O”nun neyi aldığını annesinin bilmediğini anlayamaz, çünkü kendisini annesinin yerine koyamaz. Ama biz büyükler tüm bunları yapabilme yeteneğine sahibiz ve sizlere önerim bu yeteneğinizi kullanmanızdır. Çocuğunuzla iletişiminizde, her davranış ve konuşmanızda kendinizi onun yerine koyun. Böylelikle hem onu daha iyi anladığınızı, hem de sorunları daha rahat çözümlediğinizi göreceksiniz.

3.4 – İLİŞKİLER—KAVRAMLAR—KALIPYARGILAR

Okulöncesi çağdaki çocuklar somut ya da soyut pek çok ilişkiyi de anlamaya başlarlar. Somut türden ilişkiler duyular yoluyla algılanabilir; soyut olanların düşüncede tasarımlanmaları gerekir. Örneğin; iki kırmızı küp blok birbiriyle ilişkilidir. İlişki somuttur, çünkü görülebilir, hissedilebilir. Buna karşılık kişiler arası ilişkiler daha soyut ve kavramsaldır, çocuklar genellikle önce somut ilişkileri kavrarlar. “Annenle teyzen arasındaki ilişki nedir?”gibi sorular çocukların yaşadığı bu güçlüğü ortaya çıkartırlar.

Neden-sonuç ilişkilerini kavramak da okulöncesi çocuklar için güçtür. Örneğin; eğer küçük çocuklardan “Işık söndü,çünkü…” cümlesini tamamlamaları istenirse, “çünkü biri düğmeyi çevirdi” demek yerine, “çünkü karanlık oldu” diye yanıt verebilirler. Düğmeyi çevirmenin ışığı yakıp söndürdüğünü anlayabilirler, ama nedeni ve sonucu tam olarak anlayamazlar.

Çocukların kavramları gerçekliğe daha yakın olacak biçimde özümleme ve uyma süreçleri aracılığıyla gelişir. Özümleme ve uyma, insan gelişiminin ve uyumun son derece temel örgütleyici ilkeleridir. Herhangi bir yeni durumda çocuklar bu durumu anlamakta varolan kavramlarını kullanırlar (özümleme), ta ki bu kavramların yeterli olmadığını hissedinceye kadar (dengesizlik). Sonra, kavramlarında küçük değişiklikler yaparlar (uyma), ta ki herşey uygun düşünceye kadar (denge).

            Konuyla ilgili bir diğer nokta da; çocukların henüz kavramlaştırmadıkları bilgilerin hemen hiç farkına varamadıklarıdır. Bilmedikleri olaylar hakkında fikir yürütme yetisine sahip değillerdir. Bilmedikleri olayları da daha önceden bildikleri çerçevesinde örgütler, onlara uydurarak açıklamaya çalışırlar.Çocuklar sınırlı deneyimleri nedeniyle kalıpyargılar geliştirirler ve karmaşık bilgileri dar kavramlarda örgütlemeye ve sıkıştırmaya çalışırlar. Dört yaşındaki Pelin, anasınıfından kağıttan bir hemşire kepi ile gelmiş ve büyüdüğünde hemşire olacağını ilan etmişti. Bir doktor ve bir hemşire o gün onun okuluna gelmiş ve meslekleri hakkında konuşmuşlardı. Doktorun erkek, hemşirenin kadın olması; Pelin’in yalnızca erkeklerin doktor, kadınların hemşire olabileceği yönünde gelişmekte olan kavramını pekiştirmişti. Annesi neden doktor değil de hemşire olmaya karar verdiğini sorduğunda kızgınlıkla, “kızlar doktor olamaz” yanıtını vermişti. Kısa bir süre sonra Pelin hastalandı ve annesi onu kadın bir doktora götürmeye karar verdi. Doktorun muayenehanesinden ayrıldıklarında annesi hala kadınların doktor olup olamayacağına inanıp inanmadığını sordu. Çocuk sabırsızlıkla”Ama anne,o bir hemşireydi”yanıtını verdi. Bu olay bize gösteriyor ki; çocuklar bir kez bir kavramı biçimlendirdikten ve ona duygusal olarak bağlandıktan sonra, onunla uyuşan bilgileri özümlemek, uyuşmayan olayları ise görmezlikten gelmek, akla uydurmak, yoksaymak ya da değiştirmek eğilimindedirler.

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :