- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Ergenlik

Ergenlik sitemize 23 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

ERGENLİK
Freud’a göre:
Genital Dönem: Latans dönemde cinsel ilgiler azalmış gibi düşünülür. Bu dönemde ise tekrar tüm canlılığıyla ortaya çıktığı görülür. Bu dönemde arkadaş ilişkileri daha da gelişir. Bunun yanısıra karşı cinsten arkadaşlar da çocuğun yaşamına girer. Freud bu dönemde libidonun “genital organlar” üzerinde olduğunu savunur. Bu dönem çocukları hızlı bir büyüme yaşamaktadırlar. Bu hızlı büyümeden dolayı zaman zaman şaşırmakta, zaman zaman korku duymakta ve kendilerini tanımaya çabalamaktadırlar. Freud vücuttaki değişimlerin libidoyu tekrar harekete geçirdiğini düşünür
Erikson’a göre:
Ergenlik Dönemi: Erikson’a göre bu dönemin çatışmasık kimliğe karşı kimlik karmaşasıdır. Kimlik oluşumu adolesan yıllarından çok önce başlamaktadır. Kimliğin tohumları erken dönemlerde atılmaktadır. Erikson’a göre karmaşık toplumlarda gençler bir kimlik krizi yaşamaktadırlar. Kendi değerleri ve hedeflerini oluşturmadan önce bir karmaşa ve stress yaşamaktadırlar. O güne kadar sahip çıktıkları, kabul ettikleri düşünceleri ve yerine getirdikleri görevleri sorgulamaya başlarlar. Bu arada çocukluktan beri geliştirdikleri kişiliklerini de sorgularlar. Bu sorgulama sonucunda bazı değerler geliştirirler. Bu dönemin olumsuz sonucu ise kimlik karmaşasıdır. Bazı adolesanlar kendine bir yön çizememiş gibi görünürler. Bu daha önceki dönemlerdeki çatışmaları olumlu bir şekilde çözememelerinden kaynaklanabilir veya içlerinde bulundukları sosyal çevrenin onlardan beklentileri sahip oldukları becerilerinin çok üzerinde olabilir.
Freud’un teorisinde en son ergenlik dönemi ele alınmaktadır. Erikson ise tüm yaşamı ele alır ve sekiz döneme ayırarak inceler. Bu nedenle 18 yaştan sonra Freud’un tanımladığı bir dönem yoktur.
http://www.geocities.com/marufbecene/sexuel_gelisimasamalari.htm

KİŞİLİK GELİŞİMİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER: Kişilik gelişimi yaşam boyunca pekçok faktörden etkilenmektedir.
Aileye bağlı faktörler: Çocuğun istenen ve planlanmış bir bebek olup olmaması, anne-babanın yaşı, anne-babanın fiziksel ve duygusal durumu, gelir düzeyleri, evde yaşayan insanların sayısı gibi pekçok faktör çocuğun kişiliğini etkiler. Aynı zamanda çocuğun özellikleri de ailenin tutumlarını etkiler. Cinsiyet, çocuğun yapısı, sağlık durumu, doğum sırası ailenin tutumunu etkileyecektir.
Okul, çevre ve topluma bağlı faktörler: Çocuğun yakın çevresi ve okul da kişilik gelişiminde etkili olmaktadır. Ayrıca içinde bulunduğu toplumun ve yaşadığı çağın özellikleri de kişiliği etkilemektedir. Örneğin dini değerler, politik değerler, toplumun belirlediği cinsel roller gibi etkenlerden söz edilebilir.
Çocuğa bağlı faktörler: Tüm insanlar ve çocuklar birbirinden farklı özelliklere sahiptirler. Anne karnında bile farklı özelliklere sahip oldukları görülür. Örneğin kimi daha hareketlidir, kimi daha az hareket eder, anne karnında hoşlandıkları yatış pozisyonları bile farklı olabilir. Doğumdan sonra bu farklılıklar daha belirgin gözlenir. Bu farklılıklar “mizaç” tan kaynaklanmaktadır. Buna aynı zamanda huy, yaradılış, tabiat da denmektedir. Mizaç, kişinin duygusal tepkilerinin yoğunluğu, hareketlilik düzeyi, dikkati gibi özelliklerini kapsamaktadır. Bebeklik döneminde bile mizaçtan söz etmek mümkündür. Çocukların doğuştan getirdikleri özellikler çok önemlidir. Çünkü bunlar kısmen de olsa diğer insanların bebeğe/çocuğa nasıl davranacaklarını ve çocuğun içinde yaşayacağı çevreyi belirlemektedirler. Çocuk doğuştan getirdiği karakterine uygun olmayan bir çevrede sürekli engellenmeyle karşılaşır ve bu onda kaygı yaratabilir.

http://www.geocities.com/marufbecene/sexuel_gelisimasamalari.htm
ERGENİN KİŞİLİK GELİŞİMİ
Bağımsızlık arayışı içindedir. Grubun beğenisini kazanmak önemlidir. Kimlik arayışı içindedir. İlgi çekmek ister.
Duygusal Gelişimi: Bencildir hem de fedakardır. Bir lidere körü körüne boyun eğerken diğer yandan yetişkinlere isyan eder. Karşı cins tarafından beğenilmek ister.
http://www.cocukdunyasi.net/ergen.htm
Kişilik nedir?
Söz sahibi olmak, kendi başına karar verebilmek, istemediği bir teklifle karşılaştığında ‘hayır’ diyebilmek, adam yerine konmak, kendisine saygısı ve özgüveni olmak, sevildiğini ve önemsendiğini bilmek kişilik gelişiminin göstergesidir. Bir öğrenci çok çalışıyor, iyi notlar alıyor, anne babasına ve öğretmenlerine karşı saygılı davranıyor olabilir; bu onun sorumluluk sahibi biri olduğu anlamına gelmez.
Sorumluluk duygusu ne zaman gelişmeye başlar?
Son araştırmalar, sorumluluk duygusu gelişiminin anne karnında başladığını göstermiştir. Bebek anne karnındayken annenin hissettiği bütün duygulardan haberdardır. Bir bebek taşımanın bilincini ve sorumluluğunu taşıyan, beslenme, uyku düzeni ve psikolojik yapısının bebeği etkilediğini bilerek buna uygun şekilde tutum geliştiren ve bebeği isteyerek dünyaya getiren annelerin bebeklerinde sorumluluk duygusu gelişimi doğru bir şekilde başlar. Aynı şekilde anne tarafından varlığı önemsenmeyen, dikkate alınmayan ve istenmeyen bir bebek annenin hamileliği arzu etmediğini hissederek, doğumdan sonra anneye karşı evlâtlık sorumluluğu duymayacaktır.
Çocukta kişilik gelişimi doğumdan itibaren başlar ve altı yaşlarında büyük çapta tamamlanmış olur. Buna göre bir çocuk okula ya silik, bağımlı, gölge bir kişilik ya da kendine özgüveni olan sorumluluk sahibi, bağımsız bir kişilik kazanmış olarak başlar.
Gölge kişilikli çocuk anne-baba yardımı olmadan ödevlerini yapamaz. Devamlı anne-baba kontrolünde ders çalışır. Okulda aldığı iyi bir notu eve gelir gelmez anne ve babasına haber verir, onları sevindirir. Çünkü bu kendisine ait değil, anne-babaya aittir. Bu tür çocuklar başarılarından da mutlu olmazlar. Sınavda zayıf aldıkları zaman, zayıf aldıkları için değil, anne-babanın sevgisini ve desteğini kaybetmekten korktukları için üzülürler.
Çocukta neden sorumluluk duygusu gelişmez?
Bazen istenen ve üzerine titrenen çocuklarda da sorumluluk duygusu ve kişilik gelişimi sorunlarını görürüz. Hatta bu sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Bunun sebebi ise aşırı özen sebebiyle çocuğa kendi görevi olan işleri bile yaptırmayacak derece de üzerine düşülmesidir. Bu tür anne-babalar bebeklikten itibaren “O yiyemez, çocuktur,” “O giyemez çocuktur” deyip çocuğun her işini kendileri yaparlar, ilköğretime gelindiğindeyse okul çantasını hazırlama işi bile annenin görevidir. Bazılarının bunu abartarak ev ödevlerini bile yaptığı görülür. Bu şekilde davranan aşırı korumacı ve müdahaleci anne-babalar çocuklarında köle bir kişilik geliştirdiklerinin farkında değildir.
Sık sık görürüz bir soru sorulduğunda çocuğun yerine cevap vermeye kalkan anne-babaları, işte bu ve benzeri davranışlar çocukta sorumluluk duygusu ve kişilik gelişimini olunsuz etkileyen ebeveyn tutumlarıdır.
Çoğu anne-babalar çocuğa nasıl yaklaşacaklarını bilemiyorlar. Kaş yapayım derken göz çıkardıklarının farkında değiller. Her ihtiyacı anne-baba tarafından karşılanan, devamlı neyi nerede ve nasıl yapacağı kendisine hatırlatılan, yanlış yaptığında azarlanan ve kınanan çocuklar gölge bir kişiliğe sahiptir. anne-babaya sormadan bir iş yapamazlar, kendilerine güvenleri yoktur. Karşılaştıkları bir problemi çözmekte güçlük çekerler. Böyle çocuklarda okul korkusu çok yaygındır, okula uyum sağlamakta zorluk çekerler. Duygularını, tepkilerini rahatça ifade etmesine, gerektiğinde ‘hayır’ demesine izin verilmeyen çocuklarda bağımsız bir kişilik gelişmediği için sorumluluk duygusu da kazanamazlar.
Ergenlikte her çocuk sorun yaşar mı?
Hayır, hepsi yaşamaz. Kişiliği gelişmiş, kendine güveni olan, ailede kendisine değer verildiğini ve sevildiğini bilen, yani doğru bir sorumluluk duygusu ve kişilik gelişimi geçirmiş çocuklar ergenliğe geçişi kolay atlatırlar. Bu çocuklara ders çalışmalarını hatırlatmaya, tepelerine dikilip ödevlerini yaptırmaya gerek kalmaz.
Son söz
Okuyucularıma derim ki, aşırı koruma ve müdahale ile çocuklarınızın kişilik gelişimini engellemeyin. Onların bir insan olduğunu ve doğdukları andan itibaren hiç kimseye benzemeyen özgün bir kişilikleri olduğunu unutmayın, onları dikkate alın ve lütfen “Hayır” deme özgürlüğü tanıyın.
Sorunlar ne zaman baş gösterir?
Anne-baba ile çocuklar arasında, kişilik ve sorumluluktan kaynaklanan problemler çoğunlukla ilkokuldan sonra başlıyor. İlkokul sıralarında çocuklarının ders çalışmamasından ve söz dinlememesinden yakınan veliler çok azdır. Çünkü çocuk o yaşta çok fazla itiraz edemez. Bu yüzden çatışmaların çoğu ergenlik döneminde başlar. Bu da ortaokul sıralarına rastlıyor.

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :