- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Ergenliği Açıklayan Kurumsal Yaklaşımlar

Ergenliği Açıklayan Kurumsal Yaklaşımlar sitemize 23 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

21.10.2004
ERGENLİĞİ AÇIKLAYAN KURAMSAL YAKLAŞIMLAR

Antik dönemde biyolojik olgunlaşmanın geç olması ve yetişkin hayatına geçişin hızlı olması nedeniyle ergenlik dönemi diye bir döneme rastlanmamıştır.
Ancak Fransız ihtilalinden sonra ergenlik anlayışı da değişmeye başlamıştır. Fransız ihtilaliyle birlikte zorunlu eğitim anlayışının oluşması, çocuk hakları ve yasalarda meydana gelen değişiklikler nedeniyle çocukların yetişkin hayatına geçişleri gecikmeye başlamıştır. Bunların yanı sıra biyolojik gelişmede daha erken yaşa inmeye başlamıştır.
Yunan Felsefesinde , Plato’na, Sofakles’e ve Aristoteles’e bakıldığında ergenlik döneminin varlığını ortaya koyan açıklamalar bulunmaktadır. Ortaçağda daha belirginleşmeye başlamıştır.
İlk bilimsel çalışma ergenlikle ilgili 1904 yılında G.Stanley Hall’un yayınladığı kitaptır. Bu da , ergenlik psikolojisinin ortaya çıkışı olarak kabul edilmektedir. Daha önceki filozoflar bu dönemi daha felsefi yorumlamış ;ancak , Hall’un gelişim psikolojisi uzmanlığı olduğu için gelişim süreci içinde ergenlik psikolojisine yönelmiş ve tarihini de incelemiştir. Ergenliği de gelişim dönemi olarak ele almıştır.
Rönesans döneminde de ergenlikle ilgili bilgilere rastlanmamıştır.

EVRİM KURAMINA GÖRE ERGENLİK
Hall , ergenliğin insanın biyolojik donanımının içinde yer aldığını söyleyerek Darwin’in kuramına dayandırmaktadır .
Ayrıca biyogenetik psikoloji kuramını ortaya çıkarıyor. Buna göre her canlı kendi hayatında soyunun devamında geçirdiği aşamaları tekrarlar. İnsan yaşamında gelişim evrelerinin olduğunu savunmuş , J.J. Rousse’den etkilenmiş ve temel almıştır.(Türlerin neydi ne olduğu ile ilgileniyor.)
Gençlik 8-12 yaşlar , Ergenlik de 12 / 22-25 yaşlara kadar uzar.
0-12 yaşlar arsında birey giderek çağdaş insan özelliklerini taşımaya başladığını belirtir.
Ergenliği bireyi çağdaş hayatın özelliklerine hazırlayan , yetişkinlik öncesindeki stresli ve fırtınalı bir dönem olarak tanımlamaktadır. Goethe ve Schiller’in başlattığı bir edebiyat akımı olan Storm and Drunk adlı akımın isminden çağrışım yaparak bu dönemi Stresli ve Fırtınalı bir dönem olarak adlandırmaktadır.
Fırtınalı ve buhranlı dönemlerin her insanın hayatında olduğunu ve karşılaşacağını , biyolojik temelinin olduğunu vurgular.(Depresyon , zıt duygular , stres sıkıntı vb. duygular söz konusu)
Ergenliğin sonuna doğru modern ve yetişkin insana geçişin olduğunu söyler.
Fırtınalı dönemde yaşanan sapkın davranışların doğal ve normal olduğunu patalojik olmadığını vurgular.
Hall’un birçok görüşü hala doğru olarak kabul edilmektedir. Ancak bazı görüşleri de kabul edilmemektedir. Örn. Hall mastürbasyonu patoloji olarak tanımlamaktadır. Şu an bunun doğal ve normal olduğu yönünde görüşler bulunmaktadır.
Hall’un kişisel yaşamında dindar kesimden ve tutucu olduğu görülmektedir. Ancak inançla bilimi ayırt edebilen bir bakışının olduğu görülmektedir ve bu onun ayırt edici özelliğidir.
Çocuk gelişimiyle ilgili olan ve ilk süreli yayınları olan bir yazardır.

PSİKANALİTİK KURAM
S. Freud Yaşam ve ölüm kavramları, iki zıt güç. Fakat yaşam içgüdüsünün ağır basması.
Genital evre kuramı: Birey kültürel farklılıklara bakılmaksızın aynı evrelerden geçer.
Genital evre cinsel bölgeden adını alır. Cinsel dürtüler üzerinde durur. İd , Ego ve Süperego ‘da id’in çok olduğunu vurgular. Bunun yanı sıra süper egonun da baskılarının arttığını vurgular. İçsel ve dışsal baskılar nedeniyle ego zor durumdadır. Üçü arasında dengenin bozulmasıyla libido da artış söz konusu oluyor ve ego bunlarla baş edebilmek için savunma mekanizmaları ortaya çıkıyor. Aşırı düzeyde savunma mekanizmalarının kullanılması da tehdit edici. Ayrıca fallik dönemde ortaya çıkan bazı yaşantıların da canlandığını vurguluyor. Örn. Oidipus ya da latent dönemden kaynaklı, kendinden büyüklere yönelme , küçük kızların yaşça büyük erkeklere yönelmesi vb.
İleri ergenlikte cinsel sevgi nesnesinin akrana dönüştüğünü söyler. Özellikle karşı tarafta anne-babadan izler aranabiliyor.
Özgürlük hareketi, kendi yetme çabaları ve bireyselleşme önce doğum da var ikincisi de ergenlikte. Doğumla ortaya çıkan özgürlük. Ergenlikte ortaya çıkan duygusal olarak bağımsız birey. Anne-babaya kızma, nefret, otorite savaşına girme, yetişkin kurallarına nefret ve böylece ortaya çıkan kuşak çatışması.
Analitik kuramcılar fallik dönemle genital evre arasında benzerlik kurarlar. Erkeklerin cinsel organlarına yönelmesi, penise bağlanma, kastrasyon korkusu.
Ergenliği olumsuzluk dönemi olarak algılamış ancak fırtınalı dönemle ilgilenmemiştir.

E.ERICKSON’UN KİMLİK GELİŞİMİ KURAMI:
Çocuk psikanalisti. İnsan yaşamında kültürün etkisini araştırmıştır. Avrupalı, kültürel çeşitliliği var.
Psikososyal gelişimi: Hem biyolojiyi kabul etmiş hem de kültürün etkisini araştırmıştır. Psikanalitik kuramı genişletmiş ve evreleri ölüme kadar dayandırmıştır. Toplumun normal gözüyle baktığı insanları gözlemlemiş, hastayı değil tipik olanı anlamaya çalışmıştır.
1950’de Çocukluk ve Toplum adlı kitabı yayınlamış Çocukluğun farklı toplumlarda nasıl yaşandığını dile getirmiştir.
1963-68 Kimlik, Gençlik ve Bunalım, Kimlik bunalımında otobiyografik notlar şeklinde kendi kimlik bunalımını yazmıştır.
Ulusal kimlik ve etnik kimlik kavramlarını dile getirmiştir.
Bireysel kimlik kavramını da ortaya koymuştur. “Bireysel biricikliğin bilinçli duygusu” Kişi nerede olursa olsun, hep aynı, yaşam boyu gelişen doğumla gelen (cinsiyet, ırk, din, ulus vb.) özelliklere sahip. Tüm bunlar kazanılan değil verilen özelliklerdir. Bireysel kimlik bu verilenler sonucunda ortaya çıkar. Ergenlik dönemiyle beraber bilişsel gelişimle birey kimliğini sorgular ve katkı sağlar.
Cinsel gelişimi de vurgular ancak ergenliği harekete geçirenin kimlik gelişimi olduğunu söyler.
Epigenetik ilke kavramı üzerinde durur. (Gelişen her bireyin bir gelişme planı vardır. Bedensel bölgeleri açısından genişleme var, genel tüm duyu organlarıyla bütüne bakmaya çalışır.
Her evrede (8 evre)bireyle çevre arasında çatışmanın olduğunu söyler.(güven-güvensizlik) Her birey bunu yaşar ve hangi tarafın ağır bastığı önemlidir.
Freud yaşamın başındaki olumsuzlukların tüm yaşantının olumsuzluğu olduğunu söyler. Ancak Erickson böyle bakmaz.
Kimlik süreklilik gösterir. Geçmiş hep bizimle beraber gelir ve kimliğin gelişimini etkiler. Gelecek de kimliğin gelişimini etkiler.
Toplumların tarihi olduğu gibi insanların da tarihi olduğunu vurgular ve kimlik üzerindeki etkilerini dikkate alır.
Kimliğin üç alt öğesinin, belirleyicisinin olduğunu söyler:
1. Mesleki kimlik (ileri ergenlik)
2. İdeoloji kimlik (hayat felsefesi)
3. Kişilerarası kimlik (özellikle kadınlar için statü ifadesi )
Kimlik modelini erkek gelişimine uygun hazırladığı yönünde feminist psikologlar tarafından eleştirilir.
Ergenlerin aşk ilişkilerinin bile kimliğin gelişiminde katkıda bulunduğunu ifade ediyor.
Toplumsal etkileşimin kimliğin gelişimindeki katkılarını öne sürüyor.
Psikososyal Moratoryum: Ergenlerin kimliğin oluşumunda hayatlarındaki nihai kararlara bilinçsizce ara verdikleri durum söz konusu. Karar vermede işe yaradığı gibi nelere kendilerini kapattıkları konusunda da bilgi veriyor. Devamı sağlanamayan etkinlikler. Ne kadar çok şey denerse psikososyal moratoryum için önemli, kendini bulması, şekillendirmesi için gerekli. Önemli bir araştırma dönemi.
Bağlanma ihtiyacını da bu dönemde vurguluyor. Bu noktada akımların önemi büyük(68 kuşağı, 80’li yıllar. Bunların gerisinde küçük ideolojik tepkiler)

TERS KİMLİK KURAMI:
Kimlik gelişimini olumlu bir ortamda tamamlayamayan bir ergenin hiç olmazsa olumsuz bir kimlik geliştirmesi (örn. fahişe olmak) öfke, bağlanma, ait olma ihtiyacı. Siyasi görüşlere sahip olma, tarikat, çete üyeliği. Burada bir görelilik söz konusu, kişinin yakın çevresi tarafından onaylanmamak .
James Marcia; gelişim kuramı olan başka bir araştırmacı. Arnold Gezzel biyolojik belirleyicilerin insan gelişimindeki etkisini kabul eder. Hall’un öğrencisi. Çevreye önem vermiş. Çocuklarda ve ergenlerde gözlenen davranışlara önem vermiş. Olgunlaşmacı bir yaklaşımı var. 0-16 yaşlar arasında bireylerin gelişim özelliklerini ayrı ayrı özetlemiş. Normatif bir çalışma yapmış.0-10 yaşında durağanlık, 11 yaşında geçiş 12 yaş olumlu, coşkulu, 13 aileden çekildikleri, 14 yaş dışadönüklük. Fırtına ve stres dönemini desteklemiş. İniş-çıkış gidiş-gelişler gözlüyor.
Peter Bloss, diğer bir kuramcı. Ergenliğe yönelik bir yorumu var. (neo psikanalist) Benliğin ergenlikte geçirdiği değişimleri inceliyor. Psikopatoloji odaklı. Ergenliğin içinde alt evreler öne sürmüş. Kısa yaşam dönemleri için belirli açıklamalar getirmiş.
Sullivan (sosyal psikiyatrist) gelişim kuramı var. Kişilik gelişimi kültür ilişkisi ele alınmış. Psikanalizi insan gelişimini açıklamada yetersiz bulunuyor. Sosyoloji ve antropolojiden etkilenmiş. Biyolojik bulgulardan de etkilenmiş fakat sosyolojik ögeler. Ergenlikle ilgili araştırmaları akran grupları ile ilgili. Akran baskısı ön planda, yakınlığın ergenlikte önemli bir ihtiyaç olduğunu fakat gelişimsel özelliklere göre farklılıkları var. Arkadaşlığın içeriğinin yaş gruplarına göre biçimsel olarak değişmesi söz konusu. Sullivan kuramının evrensel olmadığını iddia ediyor. “Significant Others” insanların hayatında önemli başkaları vardır. Ergenlerde arkadaşlık, yetişkinlerde eş ve çocuklar. Kaygıyla başa çıkmaktan bahsediyor. Her gelişim döneminde doğal kaygıların olduğunu söylüyor. Kişiler arası ilişkilerin yaşam boyunca giderek karmaşıklaştığı, arkadaşlıkların önemli hale geldiği ifade ediliyor. Bazı araştırmacılar değerli bir kuramcı olduğunu ifade ediyor.

KURT KEWİN (ALAN KURAMI)
Gestalt’tan etkilenen bir kuramcı. İnsan hayatındaki bireysel ve toplumsal etkilerin tümünü “yaşam alanı” olarak ifade ediyor. Yaşam alanı güdüleri, amaçları, engelleri kapsıyor. Bunun içinde olumlu-olumsuz birçok değer bulunmakta. Çocukların yaşam alanlarını sınırlı ve yapılanmış olduğunu söyler. Ergenlikte çok daha karmaşıklaşıyor. Yaşam alanı karmaşıklaştıkça çocuklukta ulaşılamayan birçok şeye ulaşılabiliyor. Eve geç gelme, sigara kullanma vb.
Nicel artışlarla belirsizlik ve karmaşıklı artar. Çocuğa göre birçok insan tanır ve coğrafi alan genişler. Zihinsel ve fiziksel gelişme. Ergenlikteki gelişimin doğasının hızlı olması da bu karmaşanın nedeni. Çocuklarla yetişkinler sınıflarını bildikleri halde, ergenlerin sosyal statüsünde belirsizlik var. Yaşam alanı karmaşıklaşıyor fakat sosyal statü bununla paralel gitmiyor. Ergenlikte orada kalma durumu var. Ergenler için “marjinal kişi” ifadesini kullanıyor. Hall gibi, ergenliği bir bunalım dönemi olarak görüyor.

28.10.2004
ANTROPOLOJİK YAKLAŞIM:
Görelilik kavramından yola çıkan bir kuram.
Margeret Meed “Samua’da Büyümek”
Ergenliğe geçişte ilkel toplumlarda birtakım ritüeller ve kutlamalar var. Bu kutlamaları kültürlere göre incelemişler ve erinlik seremonilerini literatüre kazandırmışlardır.
20.yy başlarında başlayan bu hareket ergenliğe yönelmiştir ve Margaret Meed ile kültürel görelilik kavramını literatüre kazandırmıştır.
Samua adasında 2-3 yıl kızların gelişimini gözlem yöntemini kullanarak izlemiş. Gözlemler; ergenlikte stres yaşamıyorlar, baslı artmıyor, özellikle cinsellikle ilgili baskı yok, cinselliğe yönlendirme söz konusu bu da utanç duygusunu yaratıyor. Suç, baskı yok. Ergenliği yumuşak, hiçbir çalkantısı olmayan ve tanınmayan bir dönem olarak görüyor.
Özellikle yöntem açısından eleştiriliyor.
Freeman, “M.Meed ve Samua” (1983) adlı kitabında M.Meed’in tüm söylemlerine karşı bir kitap yazıyor. Göreliliği çalışmada eksiklik olarak yansıtıyor.
Ruth Benecdit: Kültürel kölelik ve ergenlikle ilgileniyor. M.Meed’in çalışmalarını temel alıyor. Toplumları sürekli ve süreksiz toplumlar olarak ikiye ayırıyor. Sanayileşmenin ve okullaşmanın olmadığı toplumlarda süreklilik olduğunu söylüyor. Yaşlara göre ayrı gruplar olmaz. Yaşlar arası etkileşim vardır. İlkel toplumlar. Yaşlara göre sınıflama var ise süreksiz toplumdur.
Yaşlara göre grupları sınıflamanın kuşakları birbirinden kopardığına inanıyor. Böylece iletişimin sınırlandığını, toplumsal, duygusal ve kişisel süreçlerde de belirsizlik ve kesintinin bulunduğunu söylüyor. Örn: ölüm ve doğumla ilgili sürekli toplumlarda bilgi var. Ama süreksiz toplumlarda bunlarla ilk defa ergenlikte karşılaştıkları için buhranlı geçirilebiliyor.
Doğu ve Batı toplumlarını ayırıyor. Doğu normal; Batı buhranlı ve fırtınalı bir dönem olarak yaşıyor ergenliği.
Hall’un aksine kültürel göreliliği neden olarak görüyor.

PIAGET’IN BİLİŞSEL GELİŞİM KURAMI:
Bebekliğe ve çocukluğa odaklanmış, ancak sonraki yıllarda ergenliğe odaklanıyor. Gestalt psikolojiyi hatırlatıyor. Epistemoloji ve eğitime de katkıları vardır.
Soyut İşlem Evresi: Evrenin adı formal işlemler evreni, formdan aykırı düşünür, fiziksel özelliklere bağlı olmadan düşünme. Ölüm, rekarnasyon, aile gibi soyut kavramların sorgulandığı dönem. “Ne değil, nasıl?” sorusuyla ilgileniyor. Merkezi sinir sisteminin gelişimini insan evresinin temeli olarak görüyor. Genel insanlığa atfetmiş bunlar ancak eleştirilmiş. Bilişsel gelişimi etkileyen 4 temel etken olduğunu söylüyor:

1. Olgunlaşma
2. Dengeleme
3. Kültürel aktarım
4. Deneyim (fiziksel deneyim; ne kadar dokunuyorsa, mantıksal deneyim, ne kadar akıl yürütebiliyorsa)

Soyut işlem evresinde birinci evre 11-12 yaşlardan başlayıp 14-15 yaşlar arası (esas çarpıcı değişimler bu evrede oluyor.); ikinci evre de 14-15 yaşlardan başlayıp 17-18 yaşlar arasıdır.
Şimdiki zaman odaklanma var. Geleceğe ve geçmişe dönüyor. Daha sistematik akıl yürütme var.
INCR Grubu: 4 tür düşünme özelliği olduğunu ortaya koyar.
Piaget Inhelder’la araştırmalarını yapmış.
İnsanların hepsi ilk 3 evrenden mutlaka geçiyorlar. Ancak bazı toplumlarda soyut işlem evresinin gelişmediği gözlenmiş. Ya da bazı alanlarda bunu gerçekleştiriyor. Soyut düşünme alanında bazı farklılıklar var.
Fırtına ve stres boyutunda olumlu bir dönem olarak görüyor.

KOLBERG’İN KURAMI (AHLAK GELİŞİMİ KURAMI):
Öneli bir geçiş, gelenekten gelenek ötesine geçiş. (temel geçiş) Ergenliğe büyük bir bunalım değil, soyut düşünmeye geçiş ahlaki gelişimle oluyor.

BEN MERKEZLİLİK
Her evrede bireyin kendi bakış açısıyla diğerlerinin bakış açısından ayırabilme.
Hayali izleyici,; her şeyin izlendiği gibi bir kuşku. Kendilerini herkesten farklı görüyor. Anlaşılmadığını hissetme. Kişisel söylence, efsane. Ergenliğin sonunda bu özelliği ortadan kalkmaya başlar.
“Başıma kötü bir şey gelmez.”
Yok olmasını sağlama bilişsel gelişimle ilgili. Merkezden uzaklaşma bilişsel özelliğinin gelişmesiyle oluyor. Merkezden uzaklaşmayla farklı olmadığını görüyor, başkaları da varmış kavramı ortaya çıkıyor. (ileri ergenlik)
Risk alma özelliği benmerkezci yapıyla ilgili.

TOPLUMSAL ÖĞRENME KURAMI (BANDURA)
Bireyi pasif olarak kabul etmez. Ödül ve cezadan sonra davranış gelişemez. Gözlem, taklit ve model alma.
Ergenlik bunalımını erkek ergenlerde test etmeye çalışmış.
Yaşanan değişimler yaşın nedeni değildir. Toplumun ergene yüklediği yeni anlamlardan bahseder. Ergenlerin büyük kısmı sorun yaşamıyor. (%90) ancak %10’luk kesim kaygı ve çalkantı içinde. Bu konuda psikiyatrik bulgular var. Bu bölüm tüm topluma genelleniyor. Ancak o böyle düşünmüyor. Bunların nedeni psikolojik problemlerden kaynaklı. Ergenlik bunalımının karşısınadır.

BRONFERBRENNER – EKOLOJİK KURAMI
İnsanı karmaşık yapı içinde görüyor. Basitten karmaşığa.
Micro sistem: Yüz yüze etkileşim içinde bulunduğumuz kişiler.
Mezo sistem: Farklı micro sistemlerin biraraya gelmesiyle oluşan bir yapı. Bunlar uyumlu ya da karşt olabilir.
Ekzo sistem: İçinde yaşadığı geniş toplum. Ergenin anne-babasının işvereni, kitle iletişim araçları vb. Ergenin dışında gibi duran ancak dolaylı etkileyen sistem.
Makro sistem: Kültürel, sosyal, dinsel, toplumsal, teknolojik vb. her şey var. Neyin moda olduğunu belirleyen sistem. Fiziksel çekicilik standartları bu sistemdedir.
Kendek&Russel, arkadaşlık üzerinde durmuştur.
Bu kuram ergenliği zorunlu bir bunalım dönemi olarak görmüyor.

GELİŞİM GÖREVLERİ YAKLAŞIMI (R.HEAVY KURST)
Bireyin yaşamda başarılı olması için başarılması için gereken görevler vardır. Yaşam boyu gelişim kuramı olması açısından önemlidir.

JOHN KOLMAN (FOCUS-ODAK MODEL)
Psikiyatrist. Her yıl odağa gelen sorun farklıdır. 11 yaşlarında anne- baba ilişkisi sorun değildir. 17 yaşta anne-baba ilişkisi sorun olabiliyor. 11-12 ‘li yaşlarda karşı cinsle ilişkilerinde kaygı varken 17’li yaşlarda karşı cinsle ilişkilerinde kaygı daha azalıyor.

GESSEL- OLGUNLAŞMA KURAMI (BÜYÜME NORMLARI)
Carol Gelligan: Feminist ahlak gelişimi modeli var. Kız ergenlerin hep geride tutulduğunu, tüm bu gelişimlerin erkeklere özgü olduğunu savunuyor. Kolberg’in modelini sonradan eleştirmeye başlıyor. Kimlik gelişimi ile ilgili çalışmaları var. (zencilerde) “annesi gibi olmamak”

POLLAC
BOYS CODE: erkek kodu: erkeklerin çok üzerine gidildiğini söylüyor ve kız ergenlerden erkek ergenlerin daha şansız olduğu görülüyor. “erkek ağlamaz” gibi kalıpları eleştiriyor. Aşırı genellemelerden etkileniyor.

04.11.2004

ERGENLİK DÖNEMİNDE RİSK ALMA

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :