- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Epilepsi ve Kognitif Fonksiyonlar

Epilepsi ve Kognitif Fonksiyonlar sitemize 20 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

Epileptik hastalarda erken dönemlerde görülen, kasvetli görünümün onların geri zekalı olmalarıyla ilgili olduğu sanılıyordu. Vislie ve Henriksen (1958) yaptıkları çalışmalarda yatırılarak tedavi edilen epileptiklerde entellektüel yıkılmanın yaygın olduğunu gördüler. Ayaktan takip edilenlerde ise zeka düzeyi sıklıkla normaldi.Beyin hasarının olmadığı epileptiklerde zeka düzeyleride normal bulunmuştu (Graham ve Rutter1968). Böyle olmakla birlikte epileptiklerin bir kısmında belirgin entellektüel bozulma ve ilerleyici  entellektüel yıkım vardır. Buna neden olabicek durumlar; herediter yatkınlık,psikososyal yetersizlikler,beyin hasarı , epileptik proçesin kendisi ve antikonvulsan ilaçların etkileridir. Lennox(1960) ve Pond (1961)zekayı etkileyebilecek faktörlerin başında genetik yatkınlık ve beyin hasarının  olduğunu ileri sürmüşlerdir.             Psikososyal etkiler: Çocukluk döneminde çevreyle ilgili olumsuzluklar  kuşkusuz etkili olurlar.Çocuğun algılaması, toplum içindeki yerini anlaması ve denge kurmağa çalışması normal fonksiyonlarını yerine getirmesinde bazı güçlüklerle karşılaşmasına neden olur.Bu çocukların eğitimleri bölünür,oyun zamanları kısıtlanır. Bu ise emosyonel bozukluklara, girişimciliğin  azalmasına ve eğitimle ilgili başka problemlerin oluşmasına neden olur.

Beyin hasarının etkileri: Beyin hasarına bağlı olarak ortaya çıkan epileptik nöbetlerin kognitif yetilerin bozulmasına neden olduğu çoğunluk tarafından kabul edilmektedir. fiiddetli mental retardasyon sıklıkla cerebral lezyonlarla birliktedir.    IQ düşüklüğü grand mal nöbeti olanlarda  petit mal nöbeti olanlara göre daha belirgindir. Grand mal nöbet ile psikomotor nöbetler bir arada olduğunda zeka düzeyi daha da düşük olmaktadır(Vislie ve Henriksen 1958)

Ounsted ve ark. (1966) yaptıkları çalışmada  hastalarda gözlenen mental retardasyonun  sınırlı olduğunu, sebebleri arasında doğum travmaları, enf. hastalıkları ve erken yaşlarda geçirilen status epileptikus nöbetlerinin  sorumlu olduğunu gözlemlediler. Stores (1978) TLE ve generalize nöbetleri olan çocuklarla nöbeti olmayan çocukları karşılaştırdı. Yaş ve IQ karşılaştırıldığında  TLE li çocuklarda IQ da önemli bir etkilenme olduğu görülmekteydi, sol temporal lobun tutulmuş olduğu vakalarda  etkilenme daha da önemliydi. Nöbetin tipine bakılmaksızın  cinsiyete göre ayrım yapıldığında erkeklerde okuma becerilerinde gerileme vardı, kızlarda böyle bir durum gözlenmiyordu. Oğlanların daha dikkatsiz,daha hareketli oldukları dagözden kaçmamıştı.Yetişkinler arasında yapılan bir çalışmada,TLE ile generalize nöbetleri olanların zeka testleri karşılaştırıldığında TLE lilerde kognitif yetilerdeki bozulmanın daha fazla olduğu gözlenmişti.Quadfasel ve Pruyser (1955) TLE li hastalarda konuşma ve hafıza ile ilgili yetilerde (özellikle bilgilerin toplanması ve hatırlama ) bozulmanın daha fazla olduğu gözlemişlerdi.Guerrant ve ark.(1962)  TLE de hafıza bozuklukları, konuşmanın yavaşlaması,dikkat ve konsantrasyonun bozulması gibi beyin hasarının göstergesi olan bozuklukların gözlendiği hastalarda da benzer sonuçlar elde etmişlerdi.Lezyonun  yerleşim yerine göre bir değerlendirme yapıldığında  dominant hemisferden kaynaklanan TLE li hastalarda verbal işlevlerdeki bozulma daha belirgindi.(Milner 1958,1962, Dennerll 1964, Freido ve Mirsky 1969)Nöbetlerin ve anormal elektriksel aktivitenin etkileri: Nöbetlerin sıklığının artması dikkat ve konsantrasyonun azalmasına, eğitimin yarıda kalmasına neden olmakta  ve eğitimle ilgili handikapların oluşumuna yol açmaktadır. Nöbete bağlı fizyopatolojik değişikliklerin zekayı etkilemeside muhtemeldir. Grand mal nöbetler, özellikle nöbetler uzadığında veya status oluştuğunda serebral anoksiye yol açarak beyin hasarının daha da artmasına neden olmaktadır. Taylor ve Falconer’s (1968) erken yaşlarda başlayan TLE si olan çocuklarda zeka seviyesinin düşük olduğunu gösterdiler. Epileptik aktivitenin artması ve elektriksel bozulmanın normal beyin dokularını da etkilemesi sonucu serebral fonksiyonların bozulmasında artış söz konusudur. Nöbetler haricinde , interiktal dönemdeki subklinik elektriksel aktivite de beyin hasarının artmasından sorumludur. Pond ve Chaudhry(1961) epileptik nöbetlerin kontrol edilmesindeki başarının kognitif yıkımın önlenmesinde etkili olduğunu ileri sürdüler, hatta seyrekte olsa bazen kognitif bozulmanın nöbetler bir an önce kontrol altına alındığında geriye döndüğünü bildirdiler.

Bir çok çalışmada nöbetlerin entellektüel aktivite üzerine kısa süreli etkileri olduğu gösterilmiştir. Jus ve Jus (1962) nöbetlerin 4-15 sn öncesine ait olaylarla ilgili , değişik derecelerde retrograd amnezinin olduğunu bildirmişti.Tizard veMargerison(1969) generalize senkronize diken dalga aktivitesi gösteren yetişkinlerde, belirgin nöbetler görülmese de kognitif fonksiyonlarda verimliliğin düşük olduğunu, becerilerinde yavaşlama ve hataların olduğunu, response sürelerinin azalmış olduğunu gösterdiler.

Antikonvulsanların etkileri: Antikonvulsan ilaçlar yüksek dozlarda konsantrasyonu etkileyebilir ve entellektüel konularda uyuşukluğa neden olabilirler. Antikonvulsanlara bağlı folik asit eksikliği de mental fonksiyonları olumsuz yönde etkileyebilir. Trimble ve ark(1980) serum folat düzeyleri düşük olanlarda IQ değerlerinin önemli decede düşük olduğunu gösterdiler. Bu sonucu destekleyen başka çalışmalarda vardır.

Uzun süreli antikonvulsan ilaç kullanımının kognitif fonksiyonlar üzerine etkinin olduğuna kesin gözüyle bakılmaktadır.Reynolds veTravers (1974, 1984) Fenobarbital ve fenitoin alan hastalarda ilaçın serumdaki seviyeri arttığında mental semptomlar (psikomotor yavaşlama ve entellektüel bozulma) ortaya çıkmaktaydı. (Guey ve ark.1967) ethosüksimidin entellektüel yetilerde olumsuz etkileri olduğunu, özellikle adölesanlarda entellektüel yavaşlama,perseverasyonlar ve hafıza bozukluklarının olduğunu gözlemlediler.Tchioloff ve Gaillard (1970)fenobarbital ve fenitoin alan hastalarda ila cın dozu ile entellektüel bozulma arasında önemli bir korelasyon olduğunu gösterdiler. Her iki ilaç birlikte verildiğinde oluşan kumülatif etkiye bağlı bozulma ile ilaçlar tek tek verildiğinde oluşan bozulma doz ile ilişkili değildi. Thomson veTrimble (1982,1983)  yaptıkları bir çalışmada ilaçların dozu veya ilaç sayısı azaltıldığında motor çabukluk, hafıza ve konsantrasyonda olumlu yönde gelişmeler olduğunu  gözlediler. Özellikle karbamazepinde yapılan değişikliklerin etkileri daha çabuk görülmekteydi ve  belirgin olarak iyi yönde gelişmeler görülmüştü. Bazen antikonvulsan ilaçlarla ilgili olarak idiosenkratik reaksiyonlarda görülebilmektedir. Fenobarbital bu tür etkileri en sık gözlenen ilaçtır, sıklıkla kognitif fonksiyonlarla olumsuz etkiler gözlenir. Hurt ve ark. (1968) fenobarbitalin terapotik dozlarda bile dikkati sürdürme kapasitesini önemli derecede etkilediğini gösterdiler. Aynı şekilde Rosan (1968) fenitoinin terapotik dozlarda entellektüel performansı azalttığını gösterdi. Hastaların ilaçları kesildiğinde okulda veya işyerlerinde performans artışı yanında IQ seviyelerinde de belirgin iyileşme olduğu görüldü. Stores (1981) çocuklarda fenobarbital veya fenitoinle davranış ve öğrenmeyle ilgili problemlerin oluştuğunu gösterdi.Bunlara karşılık antikonvulsanların verilmesiyle nöbetler kontrol altına alındığında bazen entellektüel fonksiyonlarda dramatik düzelmeler olabilir. Smith veark. (1968) ethosüksimid alan hastalarda – ki bunların eğitimle ilgili problemleri EEG lerinde epileptiform bozukluklar vardı- psikometrik testlerde belirgin bir iyileşme olduğunu gösterdiler.

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :