- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Epilepsi ve Kişilik

Epilepsi ve Kişilik sitemize 20 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

EPİLEPSİ VE KİŞİLİK

Epileptiklerdeki kişilik değişiklikleri Guerrant ve  ark. (1962) tarafından tanımlanmıştır. Halkın epileptiklere yönelik ön yargıları arasında  bunlarda hastalık nedeniyle önemli kişilik değişiklikleri olduğu düşüncesi de vardır.Epileptiklerdeki kişilik problemleri değişik formlarda ortaya çıkabilir. Beyin hasarı, psikososyal yetersizlikler ve başka birçok faktörle ilişkisi olabilir. Halk arasında epileptikler güvenilmez,kurnaz ve yıkıcı bilinirdi. Yaltaklanarak kendilerini sevdirmeğe çalışan bu kişilerde itaatkarlıklarının altında gücenmişlik ve kuvvetli paranoid duygular bastırılmıştır. Bunlarda bazen tehlikeli agresif davranışlarla seyreden ani affekt değişiklikleri olabilir. Bunlar genelde egosentrik,irritabl, ısrarla isteyen, idare edilebilmeleri için nezaket ve incelik isteyen kişilerdir.Duygusal ve dindar kişilik özellikleri de yaygındır. Ağır, hantal, perseverasyonları olan kişiler olup düşünceleri stereotipik ve katıdır(değiştirilemez). Hem emosyonel hemde düşünceleri yönünden vizköz (yapışıcı) özellik gösterirler. Tanımlanan  bu kişilik özelliklerinin çoğu TLE lilerde görülen kişilik traitleridir.Kişilik bozuklukları etiyolojisi bilinen epileptiklerde etiyolojisi bilinmiyenlere göre daha sık görülür. Alstrom (1950), Gudmundsson (1966) grand mal epilepsisi olanlarda  petit mal epilepsisi olanlara göre kişilik bozukluklarının daha fazla olduklarını ,en sık olarakta TLE de kişilik bo zukluklarının olduğunu bildirmişlerdir.  Pond (1952)  petit mal epilepsisi olanlardaki kişilik özelliklerini pasif ve iyi tavırlı olarak tanımlamıştı. Bunlarda daha çok nörotik semptomlar görülüyordu. Buna karşılık beyin hasarı olan epileptiklerde ise sıklıkla agresif davranışlar,önceden kestirilemeyen eksplosive davranışlar görülüyordu. Bunlar da grand mal ve fokal epileptik nöbetlerin tedavisi için kliniğe başvuran hastalardı. Nuffield (1961)232 epileptik çocukta yaptığı çalışmada petit mal nöbeti olan çocuklarda nörotik semptomların TLE lerde ise daha fazla ağresif davranışların olduğunu gözlemledi.

Pond  petit mal epilepsisi olan çoçukların genellikle nazik kibar ailelerden geldiklerini belirtmekteydi. Oysa beyin hasarı olan çocukların ailelerinde kararsızlık ve emosyonel bozuklukların daha sık olduğu görülmekteydi.  Ounsted (1955) generalize ve fokal epilepsilerde hiperkinezi olduğunu,petit mal epilepsisi olanlarda buna rastlanmadığını bildirmişti. Hiperkinetik çocukların IQ skorları da  düşüktü (70′ in altında).Tamamına yakın bir kısmında beyin hasarının varlığı söz konusu idi. Store(1978) yaptığı çalışmada bu bulguları teyid eden sonuçlar elde etmişti. Davranış bozuklukları, hiperaktivite, dikkat eksikliği, sosyalizolasyonun erkek çocuklarda ve özellikle TLE lilerde daha fazla görüldüğünü de belirtmişti.

Gibbs(1951) TLE li yetişkin epileptiklerde şiddetli kişilik bozuklukları olduğunu rapor etmişti.Benzer sonuçlar Hill (1953), Gibbs(1964), Lindsoy ve ark.(1979) tarafından da rapor edilmişti.Bunların çalışmalarında sol hemisfer orijinli TLE hastalarda kişilik  bozukluklarının daha sık olduğu da önemli bir bulguydu. TLE lilerde kişilik özelliği olarak immatürite , iyi kalplilik, sevecenlik, nazik    lik,  bazende saldırganlık  görülmüştür.(Falconer ve Taylor 1970, Serafetinites 1969, Taylor 1969, Sherwin 1980)

Herrington (1969) TLE li hastalarda antisosyal davranışlar, belirgin paranoid tutumlar,karamsarlık, anksiyete, depresyon ve histerik özelliklerin de olduğunu ropor etmiştir

Pond ve Bidwells (1969) diğer nöbet tipleriyle karşılaştırıldığında TLE lilerde  psikiyatrik hastalık insidansının oldukça yüksek olduğunu belirtmişlerdir.

Guerrant ve ark.  TLE ve grand mal nöbeti olanları karşılaştırmışlar ve her iki grubtada psikiyatrik bozuklukların sıklıkla gözlendiğini rapor etmişlerdir.

Reynolds (1983) generalize nöbetlere göre  TLE nöbetlerinin kontrölünün daha zor olması ( özellikle beyin hasarı söz konusu olduğunda), atakların daha sık görülmesi, daha çok ilaç kullanılması gibi nedenler ve bunların psikososyal stresörlerle daha sık karşılaştığı da göz önüne alındığında bu hastalarda psikopatolojik durumların daha sık görülmesinin beklenen bir durum olduğunu savunmuştur

Treffert (1963) psikiyatrik hastalar içinde agresif davranışlar gösterenlerde  belirgin epileptik nöbet olmaksızın, EEG lerinde temporal lobla ilgili değişikliklerin olduğunu göstermiştir. Dewhurst ve Beard (1970) TLE li hastaların din değiştirme ve mistik deneyimlere yönelme gibi psikotik özelliklere meyilli olduklarını gördüler. Waxman veGeschwind (1974 -1975) bir grub hastada hipergrafizm (çok yazı yazma) tesbit ettiler. Bu hastalarda sıklıkla dini ve felsefi konulara yönelme vardı. Bunlarda ayrıca emosyonel tepkilerde artış, hiposeksüalite ve vizkozite görülmekteydi.

Epileptiklerdeki kişilik bozukluklarının etiyolojisi :

Psikososyal etkiler ; Epileptik çocuktaki davranış bozukluğu aile içindeki olumsuz faktörlerle oldukça ilişkilidir. Epileptik çocuk aile için her zaman anksiyete kaynağıdır, aşırı korunur, anne-baba arasında konflikt  oluşmasına yol açabilir. Epileptik çocuk diğer kardeşlerden farklı muamele görecek,diğer kardeşlerin onu koruması teşvik edilecek, birçok oyundan uzak tutulacak bunlara bağlı olarak izolasyon, bağımlılık gelişecek, hipokondriak düşünceler oluşacaktır. Adölesan dönemde seçilecek meslek ve cinsel kimlikle ilgili problemler ortaya çıkacaktır. Yetişkin dönemde iş ve çevreyle ilişkilerde frustruasyonlarla karşı karşıya kalınacaktır. Taylor ve Falconer (1968) nöbetin sıklığı ile sosyal uyum arasında  özellikle iş yerindeki kimselerle, aile dışındaki kişilerle ilişkilerde olumsuzluklar olduğunu gösterdiler.

Epileptik kişinin karşılaştığı en büyük problem, hasta olduğu için kendisine farklı davranıldığını anlamasıdır. Bu durum epileptik kişinin hayatı boyunca kendisini sıkıntılı, duyarlı, sefil ve yalnız hissetmesine neden olacaktır. Bunların meslek seçimlerinde de kısıtlılık söz konusudur  Beyin hasarının etkileri: Epileptiklerde görülen kişilik bozuklukları çoğu zaman beyin hasarı ile oluşanlara benzemektedir.Kişilik bozukluklarının sıklıkla  beyin hasarı olan hastalarda görülüyor olması epileptiklerde görülen psikiyatrik bozuklukların altında  yatan sebeblerin başında organik sebeblerin olduğunu göstermektedir. Ve anormal elektriki akativitenin etkisi:Epileptiklerde kişilik bozukluklarının oluşumunda  epileptik deşarjların neden olduğu serebral fonksiyon bozukluklarının da rölü olabilir. Anormal elektriki aktivitenin fizyopatolojik etkileri nöronal sistem içinde yaygın bir şekilde dağılır, bunlarda interiktal dönemde de subklinik değişiklikler devam etmektedir.

TLE li hastalarda belli davranış bozukluklarının altında yatan olası fizyopatolojik olaylar, özellikle limbik sistemle ilgili yapılardan kaynklanan diken dalga değişiklikleriyle ilgili görünmektedir( Waxman ve Geschwind 1975, Bear ve Feidio 1977, Bear 1979, Geschwind 1979).Benzer değişiklikler sensori-limbik sistemler arasındaki bağlantılarda aşırı uyarılmaya neden olur, bu ise hastanın davranış ve deneyimleri ne yansır.

(1969) TLE li hastalarda nöbetin sıklığı arttığında  kişilik bozukluklarında da artış olduğunu gözlemledi. Ervin ve ark. (1969) yaklaşık olarak yerleştirilmiş elektrotlar ile limbik sistemi uyararak nöbetler oluşurmuşlar ve bunlarda agresif davranışların ortaya çıktığını gömüşlerdir. Uygun tedavi ile nöbetlerin sıklığı azaltıldığında  yaygın olarak görülen kişilik bozukluklarında düzelme görülmektedir. Wilson (1970) epileptojenik beyin dokusu ortadan kaldırıldığında davranış bozukluğunda önemli düzelmeler olduğunu gözlemledi. fiiddetli ve patlayıcı öfke nöbetleri, inatçı negativitizm ortadan kalkmaktaydı. Temporal lobektominin kişilik üzerindeki etkileri belirgindir. TLE lilerin yarısından fazlasında  ameliyat sonrasında psikiyatrik durumlarında önemli iyileşmeler görüldü. Ayrıca nöbetlerin sıklığının kontrol altına alınmasının da olumlu yönde psikolojik etkileri vardır. Operasyon sonrasında irritabilite azalır,agresif kişilik özellikleri ve saldırgan davranışlarda belirgin azalma vardır(Hill 1957, James 1968, Taylor ve Falconer 1968,Jensen ve Larsen1979)

Antikonvulsan ilaçların etkileri; nöbetler ilaçlarla kontrol altına alınınca emosyonel stabilite sağlanır, Bazen bunun tersi de olabilir, nöbetler azalırken davranış bozuklukları artabilir. Triemble ve Reynolds (1984) fenobarbital ve fenitoinin depresyona, primidonun kişilik bozukluğuna, fenitoinin histerik özelliklerin oluşumuna katkıda bulunduğuna ilişkin sonuçlar elde ettiler. Buna karşılık diazem ve karbamazepinin davranış üzerine olumlu etkileri vardır.                                              Reynolds (1968) ve başka yazarlar antikonvulsan tedaviyle birlikte ortaya çıkabilecek folat metabolizmasıyla ilgili bozuklukların entellektüel gerilemeye, davranış ve mizaç bozukluklarına neden olabileceğini belirtmişlerdir.

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :