- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Empati ve Eğitimdeki Önemi

Empati ve Eğitimdeki Önemi sitemize 23 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

“Genel anlamda empati anlayışına sahip olanlar diğer insanların rolüne girmede güçlük çekmezler ve böylelikle diğer insanların bakışa açılarını, neler düşündüklerini ve hissettiklerini anlayabilirler…

EMPATİ VE EĞİTİMDEKİ ÖNEMİ

Günümüzde “empati” denildiğinde akla Carl Rogers ve onun konuya ilişkin çalışmalar gelir. Psikoterapi alanında empatik iletişim kurma becerisiyle ünlenmiş Rogers’in adı ile empati kavramı, adeta özdeş hale gelmiştir. Meslek yaşamı boyunsa empatiyi çeşitli şekillerde tanımlamış olan Rogers’in 1970’li yıllarda ulaştığı empati anlayışı, bugün çoğunluğu üzerinde uzlaştığı bir tanıma dönüşmüştür. Katı bir nitelik taşımayan söz konusu tanım, genel çizgileriyle şöyledir: bir kişini kendisini karşısındaki kişinin yerine koyarak olaylara onun bakış açısıyla bakması, o kişinin duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlaması, hissetmesi ve bu durumu ona iletmesi sürecine “empati” adı verilir ( AKKOYUN, 1970-1983: 151-161).

Sözlük anlamı olarak empati, “sosyal benle ilgili bilgi, bireyin kendini başkalarinin yerine koyabilme yetisi” tanımlanmıştır (http://sozluk.mikrobeta.com.tr).
Empati, küçük bir tohumun olabileceğinden güzel bir çiçeğe dönüşmesini sağlayan verimli bir toprak gibidir. Toprak sadece tohumun çiçek olmasını sağlar.Tohumun büyümesini kapasiteye bırakır ama, bu kapasite tamamen tohumun içindedir.Empati ,bu toprak gibidir. Çocuğun kendi potansiyelini gerçekleştirmesini sağlar. Bunun aksine çevre tarafından görülmeyen duyguları davranışları onaylanmayan bir başka deyişle empatik olarak geri yansıtılmayan çocuk büyük bir terör yaşar. Bu şiddetli duygu onu insanlıktan uzaklaştırır (Kohut). Onları güvensiz, pasif veya aşırı şımarık, bencil bir kişilik geliştirmeye yöneltir. Çocukta empati duygusunun gelişmesinin en rahat ve uygun ortamı drama çalışmalarıdır. Değişik rolleri alan, farklı kişiliklere bürünen çocuk kendini ve çevresini daha kolay tanır. Başka insanların durum ve davranışlarını anlayışla karşılar.Böylece çevresiyle daha rahat empati kurabilir (GÜNGÖR, 1999:27).

Bir insanın karşısındaki bir kişi ile empati kurabilmesi için gerekli olan bu öğeleri şöyle sıralayabiliriz:

1) Empati kuracak kişi kendisini karşısındakinin yerine koymalı, olaylara onun bakış açısıyla bakmalıdır. Başka bir söyleyişle, empati kurmak isteyen kişinin karşısındaki kişinin fenomenolojik alanına girmesi gereklidir. Fenomenolojik alan nedir? Psikolojideki fenomenolojik yaklaşıma göre her insanın bir fenomenolojik alanı verdır. Her insan gerek kendisini gerek çevresini, kendisine özgü bir biçimde algılar; bu algısal yaşantı özneldir (sübjektiftir); kişiye özgüdür. Yani her insan dünyaya, kendine özgü bir bakış tarzıyla bakar. Eğer bir insanı anlamak istiyorsak, dünyaya onun bakış tarzıyla bakmalı, gerçekleştirmek için de empati kurmak istediğimiz kişinin rolüne girmeli, onun yerine geçerek adeta olaylara onun gözlüklerinin gerisinden bakmalıyız. Karşımızdaki kişinin rolüne girerek empati kurduğumuzda, o kişinin rolünde kısa bir süre kalmalı, daha sonra da bu rolden çıkarak kendi rolümüze geçebilmeliyiz. Aksi halde empati kurmuş sayılmayız. Karşımızdaki ile özdeşim kurmak (ona benzemek) veya ona sempati duymak, empatiden farklı şeylerdir.

2) Empati kurmuş sayılmamız için, karşımızdaki kişinin duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlamamız gereklidir. Karşımızdakinin yalnızca duygularını veya yalnızca düşüncelerini anlamış olmak yeterli değildir. Empatiyi tanımlarken bu noktayı vurguladığımızda, empatinin iki temel bileşeninden söz etmiş oluyoruz. Bunlar empatinin bilişsel ve duygusal bileşenleridir. Karşımızdakinin rolüne girerek onun ne düşündüğünü anlamamız, bilişsel nitelikli bir etkinlik (bilişsel rol alma/bilişsel perspektif alma), karşımızdakinin hissettiklerinin aynısını hissetmemiz ise duygusal nitelikli bir etkinliktir (duygusal rol alma/duygusal perspektif alma.) Bilişsel rol alma duygusal rol almanın ön şartı sayılabilir. Empatinin bileşenlerinin ne olduğu konusunda araştırmacılar arasında, bazı görüş farklılıkları vardır. Örneğin Hoffman’ a (1978) göre empatinin, bilişsel, duygusal ve güdüsel (motivasyonel) olmak üzere üç bileşeni vardir. Bazi araştirmacilar empatinin bilişsel yönünü, bazilari ise duygusal yönünü vurgulamaktadir. Fakat çogunlugun üzerinde uzlaştigi görüş, empatinin bilişsel ve duygusal bileşenlerden oluştugu yolundadir.

3) Empati tanimindaki son öge ise,empati kuran kişinin zihninde oluşan empatik anlayişin, karşidaki kişiye iletilmesi davranişidir. Karşimizdaki kişinin duygularini ve düşüncelerini tam olarak anlasak bile eger anladigimizi ifade etmezsek empati kurma sürecini tamamlamiş sayilmayiz. Araştirmacilar,insanlarin zihinlerinde kurduklari empatiyle, karşilarindaki kişiye ilettikleri empati arasinda farklilik oldugunu belirtmektedirler. Karşimizdaki insanlara empatik tepki vermenin iki yolu vardir: Yüzümüzü/bedenimizi kullanarak onu anladigimizi ifade etmek. Empatik tepki vermenin en etkili yolu herhalde bu ikisini birlikte kullanmaktir. Bir sikintimiz oldugunda, bizimle konuşan kişi, dostça bir gülümsemeyle kolumuza dokunup sikintimizi sözelleştirirse, örnegin “son günlerde çok bunalmişsin” derse, rahatladigimizi hissedebiliriz (DÖKMEN, 2003:135-136).

Empatinin Egitim Ortaminda Kullanimi

Dünyada, genel anlamda empati ve özel anlamda da empatinin okul düzeyinde kullanima ilişkin çalişmalar oldukça gelişmiş iken, ülkemizde ise empati ve okul düzeyinde kullanimi yeterli ilgiyi görememiş, ihmal edilmiş bir çalişma alani olarak karşimiza çikmaktadir. Bu çerçevede en kapsamli araştirma Dökmen (2000) tarafindan yapilmiştir. Bazi genel göndermeler yapilmakla birlikte bu çalişma egitim boyutundan çok “sanat” ve “günlük yaşam”la ilgilidir. Empati kavramı ve içeriği, tiyatro, masal, sanat ve gündelik yaşamdaki empati ayrıntıları ile irdelenmiştir. Buradan hareketle, ülkemizde empati ve eğitim temelinde yapılan çalışmaları çok sınırlıdır demek yanlış olmayacaktır. Hayat bilgisi, sosyal bilgiler, vatandaşlık ve insan hakları dersleriyle ilintili empati çalışmalarına da rastlanılmamaktadır (DEMİRCİOĞLU, 2002:170)

Eğitim bilimciler ve psikologlar tarafından yapılan araştırmalar, tehdit ya da dayak gibi fiziksel cezalandırmaya uğramış çocuklarda; baba tarafından anneye fiziksel şiddetin uygulandığı aile ortamlarında yetişmiş çocuklarda; duygusal açıdan gereksinim duydukları anda anne babalarından yeterli karşılık görememiş çocuklarda; davranışları aile tarafından para ya da hediye gibi rüşvetle ödüllendirilmiş çocuklarda empati duygusunun yeterince gelişemediğini belirlemişlerdir. Bu tip ortamlarda yetişmiş çocuklarda empati duygusunun okul düzeyinde de geliştirilmesinde öğretmenlerinin desteğine fazla ihtiyaç duyarlar.

Yapılan deneysel çalışmalar eğitim ortamlarında yer alna çocukların davranış problemlerinin giderilmesi ve öğrencilerin sosyal uyumlarının geliştirilmesinde empatinin önemli ölçüde etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Sözgelimi saldırgan çocuklar üzerinde yapılan çalışmalar, bu tip eğilime sahip çocukların diğer insanların davranışlarını ve duygularını yanlış bir yorumlama ile algılayıp, çözümleme eğilimine sahip olduklarını göstermiştir. Sosyal perspektifleri algılama yeteneklerindeki eksiklik nedeniyle, karşısındaki insanların davranış ve hissedişlerindeki niyetlerini yanlış algılamaktadırlar. Yapılan araştırma sonuçları, empati becerisinin geliştirilmesi ile böylesi davranışlara sahip çocukların saldırganlığında azalma belirlemiştir. Bunun altında yatan en önemli nedenlerden biri, empatinin farklı bakış açıları ve bu bakış açılarının oluşumuna neden olan motifleri göz önünde bulundurmayı gerektirmesidir. Buna paralel olarak yapılan araştırmalarda bir başkasının perspektifinden olayları, davranışları, düşünüşleri ve hissedişleri görmenin ben merkezcilikte (egoizm) bir azalmaya yol açtığı; çocukların, başkalarının zor durumlarını çok daha iyi yorumlayabildiklerini, hissedebildiklerini ve karşı tarafın zor durumunu uygun bir biçimde karşılık vererek onları anlayabildiklerini göstermiştir. Bundan başka, empati yeteneğine sahip çocukların saldırgan davranış durumlarında arabulucu olarak, gergin durumun ortadan kalkmasına yardımcı oldukları da belirlemiştir. Bunun nedeni, başkasını acı içerisinde olmasını, empati yeteneğine sahip kişilerdeki acıya ilişkin duyguları açığa çıkarması olarak gösterilmiştir.

Çocukların empati duygularının geliştirilmesi ve bunun sonuçları üzerine yapılan çalışmalar, empati kurma becerisi gelişmiş çocukların hayvanlara karşı yaklaşımlarını da ilerlediğini çocukların derslerdeki başarılarını arttırdığını ve sosyal davranışlarını geliştirdiğini, zor durumda olanlara yardım ve duygusal destek önermede önemli ölçüde gelişmeler sağladığını göstermektedir.

Gerek empati duygusunun gelişmesine yol açan aile ortamların neler olduğuna ilişkin açıklamalar, gerekse empati becerisinin geliştirilmesi durumunda bireyin ve toplumun kazanımlarının neler olabileceğine ilişkin araştırma sonuçları, empatinin sosyal bilgiler ile ilintili derslerde üzerinde durulmaya değer bir konu olduğunu ortaya koymaktadır. Bu çerçevede, okul öncesi eğitimde liseye dek olan öğretim basamakları boyunca müfredat programlarında derslerde düzenli olarak yer verilmelidir (DEMİRCİOĞLU, 2002:171-172)

Sonuç:

Genel anlamda empati anlayışına sahip olanlar diğer insanların rolüne girmede güçlük çekmezler ve böylelikle diğer insanların bakışa açılarını, neler düşündüklerini ve hissettiklerini anlayabilirler. Bu anlamda “günlük yaşamin hemen her kesiminde empatik anlayiş, insanlari birbirlerine yaklaştirma, iletişimi kolaylaştirma özelligine sahiptir. Araştirmalara göre empatinin kendini açma, toplumsallaşma, sosyal duyarlilik ve topluma uyum ile pozitif ilişkisi vardir.”

Kaynakça:

AKKOYUN, F., “Rehberliğin İlkeleri: Bilgiden Davranışa”,ü Eğitim Bilgileri Fakültesi Dergisi, S.21, (1987), s.151-161

DEMİRCİOĞLU,ü İsmail Hakkı; (2002), “Hayat Bilgisi ve Sosyal Bilgiler Öğretimi”, Pegem A yay., Ankara

DÖKMEN, Üstün; (Mart-2003), “İletişim Çatışmaları ve Empati”,ü Sistem Yayıncılık, İstanbul

GÜNGÖR, A.; (1999), “Anne- Baba Çocukü İletişimi Gazi Üniversitesi Anaokulu / Anasınıfı Öğretmeni El Kitabı”, Ya-Pa Yayıncılık, İstanbul
www.sozluk.mikrobeta.com.trü

Hazırlayan:Hidayet Demirdelen”

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :