- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Eğitsel Rehberlik

Eğitsel Rehberlik sitemize 27 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

EĞİTSEL REHBERLİK

      Toplumda meydana gelen gelişme ve değişmeler eğitim kurumlarına da yansımış, okullar bu gelişme ve değişime ayak uydurabilmek için programlarını değiştirmiş ve gelişmelerden öğrencilerin haberdar edilmesi ve ilgi, yetenek ve ihtiyaçlarına uygun dersi, bölümü, eğitsel faaliyetleri bir üst öğrenim programını seçmesi  için öğrencilere çeşitli hizmetleri sunmak durumunda kalmıştır.

Psikolojik danışma ve rehberliğin eğitimin ayrılmaz ve tamamlayıcı bir yanını oluşturduğu inkar edilemez bir gerçek olarak kabul edilmektedir. Çünkü psikolojik danışma ve rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinin yerine getirmesi  gereken bazı işlevler vardır. Bu hizmetlerden beklenen önemli işlevlerden biri öğrenmeyi  kolaylaştırmak ve başarıyı artırmak konusunda yapılan yardımlardır. Bu alanda yapılan yardımlara  “eğitsel rehberlik” adı verilmektedir.

Eğitsel Rehberliğin Tanımı

Bireylerin eğitim yaşamları boyunca ilgilerini, yeteneklerini ve ihtiyaçlarını dikkate alarak hazırlanan eğitim programlarından birini seçmelerine, seçtikleri bu programda başarıyla ilerlemelerine ve eğitimle ilgili olarak karşılaştıkları tüm sorunların çözümüne yönelik olarak yapılan yardımların tümüne eğitsel rehberlik ve psikolojik danışma adı verilir.

Eğitsel Rehberliğin Amaçları

Eğitsel rehberliğin amaçlarını aşağıdaki gibi sıralayabiliriz ;

  • Öğrencinin öğrenimini devam ettirmek istediği alandaki bir okulu seçmesi ve bu okula girmesi,
  • Girdiği okuldaki alanlardan birini ve seçmeli derslerden kendi ilgi ve yeteneklerine uygun olanı seçmesi,
  • Gerekli başarıyı gösterebilmesi için etkili ve verimli ders çalışma teknik ve yönetimlerini öğrenmesi, gerekli çalışma alışkanlıklarını kazanması,
  • İlgi, yetenek, eğilim ve kişilik özelliklerine uygun olarak gelişmesini sağlamak için uygun eğilim ortamı yaratılması;
  • Okul ve meslek hayatı arasındaki ilişkinin sağlaması.

Eğitsel Rehberliğin Kapsamı

Eğitsel rehberliğin genel amacı, öğrenciye öğrenmeyi öğretmektir. Öğrenciyi öğrenmeyi nasıl öğretebiliriz? Bunun başarılması için;

  • İç ve dış motivasyonun sağlanması,
  • Etkili ve verimli ders çalışma yöntem ve tekniklerinin bilinmesi,
  • Zaman yönetimi konusunda bilgi sahibi  olunması,
  • Bilgileri bellekte uzun süre saklayabilmenin yöntemleri,
  • Sınavlarda başarılı olabilmek için sınava hazırlanma yöntemleri,
  • Öğrenme engellerinin bilinmesi ve aşılması,
  • Karar verme ve seçim yapabilme becerisi eğitsel rehberliğin kapsamı içerisinde ele alınabilecek konulardır.

Bu becerilerin kazandırılmasına okul öncesi eğitimde başlanmalı ilköğretim de devam etmelidir. Çünkü  bu yıllarda kazanılan duyuşsal nitelikler, olumlu yada olumsuz yaşantılar bireyin tüm eğitim sürecini etkileyecektir. Bu nedenle okul öncesi ve ilköğretim öğretmenlerine büyük sorumluluk ve görevler düşmektedir. Diğer öğretmenlere pek bir şey kalmıyor diye düşünülebilir. Fakat tabii ki bu böyle değildir. Diğer öğretmenler ise onların eksikliklerini ve hatalarını düzeltmeye, doğrularını ise devam ettirmelidirler.

 

Eğitsel Rehberliğin Yoğunlaştığı Alanlar

  1. Öğrencilerin okul seçmelerine seçtikleri okulda uygun sınıfa yerleştirilmelerine veya uygun bölüme yönelmelerine yardım etmek.
  2. Okula yeni kayıt yaptıran bireylerin okula uyum süreçlerini hızlı ve sağlıklı bir şekilde gerçekleştirebilmelerine yardım etmek.
  3. Öğrencilerin seçtikleri sınıfta veya bölümde karşılaştıkları sorunların çözümüne yardım etme.
  4. Öğrencilerin bireysel farklılıklarına da dikkate alarak ulaşabilecekleri en üst başarı seviyesine ulaşmalarına yardım etmek.
  5. Öğrencilere etkili öğrenme ve verimli ders çalışma teknikleri konusunda yardım etme.
  6. Öğrencilerin okuma alışkanlığı geliştirmeleri ve güdülenmeleri yönünde desteklenmesi.

Okul öncesi eğitim kurumlarında daha çok öğrencinin bulunduğu yeni ortama hazırlama ve uyumu.

İlköğretim I.Kademede; Okul  ve sınıf kurallarını öğrenme, yönergeleri izleme ve etkin ve verimli ders çalışma alışkanlığı kazanma; İlköğretim II.Kademede ise, plan yapma ve uygulama, eğitim kurumlarını inceleme; Ortaöğretim de ise, öğrenciyi bir üst öğrenim kurumuna hazırlamaya yönelik eğitim – öğretim ve rehberlik faaliyetleri düzenlemesi gerekmektedir.

Danışmanların eğitsel rehberlik ve ilgili özel alan yeterliliklerini aşağıdaki şekilde belirlenmiştir. Bu yeterlilikler eğitsel rehberliğin kapsamı olarakta düşünülebilir:

  • Öğrenme stillerini belirleme
  • Etkili çalışma becerilerini kazandırma
  • Zamanı etkili kullanma becerisini kazandırma
  • Sınav kaygısı ile baş etmeye yardımcı olma
  • Çalışma ortamını düzenleme becerisi
  • Okuma alışkanlığı kazandırma
  • Ders araç gereçlerini etkili kullanma becerisi kazandırma
  • Çok boyutlu düşünme becerisi kazandırma
  • Dikkat toplama egzersizi yaptırma
  • Motivasyonu artırıcı çalışmalar yapma
  • Ders dinleme becerisi kazandırma
  • Not tutma becerisi kazandırma
  • Kaynaştırma eğitimindeki öğrencilerin gelişimini  izleme

Sınıf  Rehber Öğretmenlerinin eğitsel rehberlikle ilgili  görevleri aşağıdaki  gibi özetlenmiştir:

1 . Rehberlik için ayrılan sürede sınıfa girer. Sınıf rehberlik çalışmaları kapsamında eğitsel ve mesleki rehberlik etkinliklerini,rehberlik  ve   psikolojik  danışma hizmetleri servisinin organizasyonu ve rehberliğinde yürütür.

  1. Öğrencilerin ilgi, yetenek ve akademik başarıları konusunda psikolojik danışmanla iş birliği yapar.

Bir öğrencinin , öğrenim hayatının hemen hemen

her aşamasında eğitsel rehberliğe ihtiyacı vardır. Bu

bazı dönemlerde daha çok önem  kazanır. Örneğin, okulun yeni açıldığı, karnelerin dağıtıldığı yada yarı yıl tatilinde yeni dönüldüğü dönemlerde öğrencilerin eğitsel bilgilere daha çok ihtiyaçları olabilir. Bu dönemlerde öğrencilere daha fazla ilgi gösterilmesi, uyumsuzluk, başarısızlık, maddi imkansızlık v.b nedenlerden ötürü okulu  terk etmek durumunda kalan öğrencilere yardım edilmesi ve mümkün olduğunca eğitim imkanları yaratılması gerekecektir.

C.Rogers Freedom to Learn ( Öğrenme Özgürlüğü ) adlı kitabında öğrenme için üç şartın gerekli olduğundan bahsetmektedir.Empati , bağdaşım ve koşulsuz saygı.

Empati, öğrenciye öğretmen veya psikolojik danışmanın onun düşünce ve duygularını çok iyi anladığını iletmesidir. Bu şart, danışman yada öğretmenin objektifliğini yitirmesi veya onu onaylaması anlamına gelmez, söz konusu olan sadece eşduyumdur.

Koşulsuz saygı ise bireyin, hiç bir koşula bağlı kalmadan ve yargılamadan kabul edilmesidir.Bu davranış öğretmenin rolü ile çelişiyor gibi görünse de, öğretmen öğrenciye kendisini değil hatalı olan davranışını kabul veya tasvip etmediğini iletebilmesi psikolojik danışma ve rehberlik açısından da önemlidir.

Bağdaşım ise, öğretmen yada psikolojik danışmanın içtenliği , tutarlığı demektir. Öğrenciyi gerçekten sevmeden ona saygı duymadan öyle görünmeye çalışmak bağdaşım koşullarına ters düşen davranışlardır. İçten ve samimi olmayan öğretmen ve psikolojik danışmanı öğrenci hissedecektir.

Bu insancı eğitim görünüşünün psikolojik danışma ve rehberlik ve tüm eğitim hizmetleri için ortak ilkeler niteliğinde bireyi ele alışı aşağıda özetlenmiştir ;

  1. ” İnsan tek ve temel bir güdüye sahiptir ”
  2. Davranış bozuklukları ve öğrenme güçlüklerinin temel nedeni bireyin kendisine ve çevresine olan güvensizliğinin bir sonucudur.
  3. Bireyin davranışlarını bireyin kendi kişisel gerçeği ve algılama biçimi belirler .
  4. Kişisel gerçeğin kaynağı bireyin ”benlik” algısıdır .
  5. ”İnsan davranışlarını belirleyen en önemli  gerçek , onun kendisini algılayış biçimidir” .
  6. Bireye sağlanması zorunlu güvenli ortam , kendisi ile olan ilişkilerde , ”koşulsuz saygı” , ”empatik anlayış’‘ , ”saydamlık”

ve ”dürüstlük” ilkelerine bağlı kalınarak gerçekleştirilebilir .

Bireysel Öğretim Teknikleri

  1. Bireyselleştirilmiş Öğretim :

Öğrenme hızlarındaki farklılık ve öğrenciler arasındaki bireysel farklılığın giderilmesi, her öğrencinin öğrenme hızına uygun düşecek bir öğretim yapılması, öğretimin bireyselleştirilmesi ile mümkün görülmektedir.

Bireysel öğretim tekniği kullanılırken öğretmen ve öğrencilere yeni roller düşmektedir. Öğretim öğrenci merkezli olmaktadır, öğrencilerin öğretim etkinliğine aktif olarak katılma, nasıl öğreneceklerini kararlaştırma vb. sorumlulukları yüklenmelerini gerektirmektedir. Bireysel gereksinimlere dönük grup çalışmalarında değişik etkinliklere yer verilerek öğrencilerin değişik çalışmalar yapmaları sağlana bilinir. Bunun için :

  • – Dönüşümlü günlük çalışma. – Beceri geliştirme çalışmaları,
  • – Plânlı grup çalışmaları.-Düzey geliştirme çalışmaları yapılabilir.
  1. Programlı Öğretim :

Ünlü psikolog Skinner’in pekiştirme ilkeleri esas alınarak ortaya atılmış bir öğretim tekniğidir. Burada temel felsefe , öğretimin bireyselleştirilmesi ve hatanın en aza indirilmesi gibi iki önemli yeniliği gerektirmesidir.

Programlı öğretim tekniğinde öğrenci belirlenen hedef ve davranışlara kendi algı hızıyla bireysel bir çalışma sonucunda ulaşmaktadır. Programlı öğretim araç ve yöntemleri Programlı öğretime göre hazırlanmış kitap ve programlı öğretim makinelerini ve bilgisayar destekli eğitim araç ve yöntemlerini kapsamaktadır.

Programlı öğretimin temelini oluşturan Skinner ‘in pekiştirme ilkesi;

  1. Küçük adımlar ilkesi
  2. Etkin katılım ilkesi
  3. Başarı ilkesi
  4. Anında düzeltme ilkesi
  5. Dereceli ilerleme ilkesi
  6. Bireysel hız ilkesi

Şeklinde altı ana başlıkta geliştirilmektedir ve bu ilkelerden bugün dünyada doğrusal, dallara ayrılan ve atlamalı dallara ayrılan program modelleri şeklinde uygulanmaktadır.

  1. Bilgisayar Destekli Öğretim:

Bilgisayarın öğretme sürecinde öğretmenin yerine geçecek bir seçenek değil, sistemi tamamlayacak güçlendirici bir araç olarak girmesi esastır.

Uygun öğretim programları sayesinde öğrenci kendi hızına göre çalışır ve istediği kadar tekrar yapma imkanına kavuşur.

Bilgisayar destekli Öğretim Programlarının uygulanışı;

  1. Alıştırma ve tekrar programı
  2. Birebir öğretim programları
  3. Problem çözmeye yönelik programlar
  4. Benzetim programları şeklinde olmaktadır.

Bilgisayarlı öğretimin iki temel niteliği etkililik Etkililik niteliği eğitim görevlerini daha iyi başarma yönünde umut vaat ederken , yararlılık niteliği geleneksel uygulamaları değiştirmeyi ifade eder.

Etkililik niteliği eğitim görevlerini daha iyi başarma yönünde umut vaat ederken , yararlılık niteliği geleneksel uygulamaları değiştirmeyi ifade eder.

BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ ÖĞRENMEYE 3 FARKLI YAKLAŞIM

  • Kurum-tabanlı sistem (Institution-Based)
  • Esnek Öğrenme sistemleri (Flexible-Learning)
  • Uzaktan Öğrenme sistemleri (Distance-Learning)

    KURUM-TABANLI SİSTEMLER

Birçok okulda, kolejde, üniversitede, eğitim kurumlarında ve eğitim merkezlerinde bazı bireysel öğrenme etkinliklerine rastlamak mümkündür

Bu sistemlerde bireyselliğin miktarı  hatırısayılabilir düzeyde olabilir.En basit ve en yaygın metod, öğrencilerin evde, sınıfta veya kütüphanede “plansız okumaları” (unstructured reading) ile olmaktadır.Bu tip bir okuma sistemi öğretmenler tarafından cesaretlendirilebilinir veya öğrencilerin motivasyonları kırılabilir.

Bir konu çevresinde yapısız, plansız okuma öğrencinin fikrinin genişlemesinde çok yararlıdır.Bununla birlikte konular öğrencilerin zihinlerinde iyi yerleşmediği sürece, zaman, efor ve sonuç açısından etkisiz olabilir.Acil veya bir bilgi taraması için bireysel öğrenme materyalleri söz konusudur. Bu durumda bir kütüphane veya araştırma merkezi kullanılır.

Bu sistemlerin temel avantajı öğrencilerin konulara ulaşmalarında birden fazla yol deneyebilmeleridir.Bu sistemin dezavantajlarının yanısıra, bir dersin veya ilgili kısımlarının henüz tam olarak olgunlaşmamıştır. Dersin tam olarak olgunlaşması yavaş yavaş olacaktır.Bireysel öğrenmenin uygulandığı diğer bir yer ise sınıftaki 4 duvar arasıdır.

Bireyselleştirilmiş sınıflar en yaygın olarak ilkokullarda görülmektedir.Buna rağmen birkaç sayıda ortaokullardada bu uygulamaları görmek mümkündür. Bu tip uygulamalarda öğretmen bir kaynak ve öğrenciler için öğrenme fırsatlarını sağlayan bir idareci rolünün üstlenmektedir.Bilindiği üzere öğrencilerin algılama kapasiteleri birbirlerinden farklıdır.Bireyselleştirilmiş sınıflar en yaygın olarak ilkokullarda görülmektedir. Buna rağmen birkaç sayıda ortaokullardada bu uygulamaları görmek mümkündür. Bu tip uygulamalarda öğretmen bir kaynak ve öğrenciler için öğrenme fırsatlarını sağlayan bir idareci rolünün üstlenmektedir.Bilindiği üzere öğrencilerin algılama kapasiteleri birbirlerinden farklıdır.

Esnek Öğrenmeye Kısa bir Bakış;

  • Çok zaman harcanmasını gerektirir.
  • Konu uzmanları çalışmalıdır.
  • Eğitim ve Materyal Geliştirme uzmanlarının çalışmaları gereklidir. “hibrit öğrenme materyalleri”
  • Bu model Ellington ve Lowis tarafından geliştirilmiştir

Bu kursun uzaktan öğrenme elemanları için öz çalışma paketleri geliştirilmiş.
Her paket 6 bölüme
Her bölüm kendi içerisinde kısımlara
Her kısım bir ders kağıdı içermektedir
Workbooklarda hazırlanmıştır

Glaskow Universitesi bu alanda;

  • 3 boyutlu yapılar ve aralarındaki ilişkiler
  • Basılı Materyaller
  • Kasetler
  • Slaytlar hazırlamışlardır.
  • Bu araçlarda öğrencilere verilen direktiflerle aktiviteleri yapmaktadırlar
  • Audiovisual Öğrenmenin etkili olmasında;
  • Kütüphanelere playback makineleri alınabilir
  • Bunun yanında öğrenciler pahalı olmayan evlerinde çalışmalarını sağlayacak ekipmanları edinebilirler.
  • Kasetçalar
  • Basit slayt gösterme makineleri

Avantajları

  • Buradaki ekipmanlar herkes tarafından elde edilebilir
  • Eğitim konularının büyük bir çoğunluğuna ulaşma sağlanabilir.
  • Öğrencilerin psikomotor davranışları gelişir.
  • Hareket ses ve gerçekcilik gibi durumlar öğrencilerin motivasyonlarını ve ilgilerini artırmaktadır.
  • İyi dizayn edilmiş sunumlar öğretmenlerin zaman kaybını engeller

DEZAVANTAJLARI

  • Bu yazılımlara nadiren rastlanır
  • Her öğretmenin kendi ürününü üretmesi beklenir
  • Bu durum zaman ve finans kaybına neden olur
  • Bu yazılımları hazırlayacak kişilerin özel yeneklere sahip olmaları gerekir
  • Öğretmen öğrencilerini dinleyebilir. Direkt olarak bir grubu veya bir kişiyi uyarabilir
  • Dil laboratuvarları pahalı eğitim araçlarındandır.
  • Temel avantajı bir grup içerisinde öğretmen haber vermeden dinleyebilir.
  • Öğrencilerin feedback ve yardımlarına cevap verebilir.

 

Öğrencilerin Güdülenmesi

Güdü, organizmayı harekete geçiren, yönlendiren ve organizmanın hareketini devam ettiren güçtür. (24) Güdülenme, davranışın yönünü, şiddetini ve kararlılığını belirleyen güç kaynaklarından birisidir (25). Güdülenme; bir etkinliği başlatan, devam ettiren ve yöneten sürece denir (26, 27). Güdülenmeyi etkileyen içsel ve dışsal etkenler vardır. Bunlardan hangisinin öğretmenlerden hangisinin öğrencilerden kaynaklandığım biliyor musunuz? Ders anlatma biçimi, dersin elliği, ailenin öğrencinin derslerine karşı tutumu, okul ve sınıf ortamı gibi daha çok dışsal etkenleri sıralayabiliriz. Bireyin öğrenmeye ve başarmaya karşı tutumuyla ilgili etkenler ise iç etkenlerle ilgilidir. Dışsal etkenlerin güdülenmedeki rolü önemli olmakla birlikte, içsel etkenler olmadan dışsal etkenler çoğunlukla güdülenmeyi sağlayamaz, içsel güdülenmeyi sağlayabilirse, dışsal güdülenme ek­sik olsa dahi öğrencinin başarılı olması mümkündür. Öğrenmeye karşı istek ve tu­tum, öğrencinin güdülenmesini etkileyen etkenlerin basında yer alır. Araştırmalar öğrencilerin öğrenmeye karşı tutumlarım üç grupta toplamışlardır. Başarıya odaklı, başarısızlıktan kaçınan ve başarısızlığı kabul eden tutumlar. Bu tutumlar tablo 1’de verilmiştir (28).

Tablo 1. Çeşitli öğrenme tutumları

 

Tutum  

 

Bu Tutuma Sahip Öğrenci Özellikleri
 

Başarıya odaklanma

 

Başarılı olma amacı öğrenmeyi yönlendirir. Kendine güveni

tamdır.

Çalışma stratejileri kullanır.

Planlı çalışmaya özen gösterir.

Başarılı olmama korkuşu yoktur.

Yeteneğinin daima gelişmeye açık olduğunu bilir.

Başarılı olma ihtiyacı, motivasyonu olumlu yönde etkiler.

 

 

Başarısızlıktan kaçınma

 

Amacı öğrenmeden çok, ders geçmektir. Anlayarak çalışma yerine ezberlemeye çalışır. Başarılı olmak için yeterli çabayı göstermez. Başarısızlığı kendi yeteneğinde ya da dersin zorluğunda arar. Yeteneği değişmez bir özellik olarak görür. Etkili çalışma teknik­leri kullanmaz.

Başarılı olamama korkuşu hakimdir. Motivasyonu ders geçmeye dönüktür ve sürekli değildir.

 

 

Başarısızlığı kabul etme

 

Başarısızlığı kaçınılmaz görür.

Basanlı olmak için hiç çaba göstermez.

Ders dışı etkinliklere fazla zaman ayırır.

Yeteneğin sabit ve değişmez olduğunu düşünür.

Başarısızlığı, yeteneğindeki sınırlılığa bağlar.

Sürekli desteğe ihtiyacı vardır.

Ders çalışma ve öğrenme motivasyonu minimum düzeydedir.

 

Güdülenmiş öğrenci ile güdülenmemiş öğrencilerin davranışları arasında önemli farklar vardır. Güdülenmiş davranışların temel özellikleri:

  1. İlgi duyma ve dikkat etmede süreklilik,
  2. Davranışın yapılması için çaba göstermeye ve gerekti zaman harcamaya

isteklilik,

  1. Konu üzerinde odaklanma, kendini verme ve karşılaşılan güçlükler karşısında istenilen davranışı yapmaktan vazgeçmeme, sonuca gitmekte ısrarlı ve kararlı olma (29).

Her öğrenci yaptığı bir davranışın sonuçlarını bilmek ister. Yaptığı işin sonuçlarına ilişkin mesajlar kişinin kendi içinden gelebilir. Fakat bu çoğu öğrenci için yeterli olmaz, sonuçlar hakkında geri bildirim almak isterler. Eğer gerekli geri bil­dirimi alamazlarsa ilgisizlik ve akabinde de disiplinle ilgili sorunlar ortaya çıkar.

 

Güdülenme bireye ne gibi faydalar sağlar?

  • Bireysel enerjiyi ve ilgiyi artırır,
  • Bireyi kesin hedeflere doğru yönlendirir ve bunlara ulaşmasını sağlar,
  • Etkinliklerde sorumluluk almaşım ve karşılaştığı güçlükleri yenmesini ve kararlılıkla ilerlemesine yardımcı olur,
  • Bireyin kişisel öğrenme stratejileri n i ve bilişsel süreçlerini etkiler, dikkati artırır (30).

Güdü, bireyin içinden gelen bir enerji olmasına rağmen, öğretmen öğrenme ortamı düzenlerken bazı hususları göz önünde bulundurması gereklidir. Bu hu­suslar öğrencilerin güdülenmesini sağlayabilir. Öğretmenlerin öğrencilerini güdüleyebilmeleri için;

1) Öğretmen öğretme sürecine başlamadan önce öğrencilerin temel ihti­yaçların karşılamalıdır.

2) Öğrencilerin yaptıkları çalışmalar, başarılar pekiştirilmelidir.

3) Öğrenme ortamında öğrencilerin meraklarım uyandıracak, onları araştırmaya yöneltecek etkinliklere yer verilmelidir.

4) Eğitim ortamı düzenlenirken, öğrencilerin ilgileri, beklentileri, uzak ve yakın hedefleri göz önüne alınmalıdır.

5) Öğrencilerin çabaları ödüllendirilmeli, çaba göstermeleri teşvik edilmeli­dir.

6) Öğrenme ortamında, başarılı olma ihtiyacı yüksek olan öğrencilere zor, başarısızlıktan kaçınma eğiliminde olanlara orta güçlükte problemler ve­rilmelidir.

7) Dersin hedefleri belirlenmeli, öğrencilerin başarı ve başarısızlıkları bu hedeflere ulaşma derecelerine göre belirlenmelidir.

8) Öğrencilerin başarı ve başarısızları gösterdikleri çaba ile ilişki kurularak açıklanmalıdır

MOTİVASYON (GÜDÜLEME):

Geleceğe yönelmiş ve başarıyı kovalayan her kurumun elinde en önemli güç insan potansiyelidir. Ama bu insan motive edilmiş, doyumlu, moralli, hedeflerini ve amaçlarını bilen, bunlara ulaşmak için çaba harcayan, çalıştığı kurumu kendi işletmesi gibi gören, iletişim kurabilen, kendi amaçları ile örgütün amaçlarını birleştiren insandır.

Motivasyon:

Örgütün ve bireylerin (Çalışanların) ihtiyaçlarını tatminle sonuçlanacak bir iş ortamı meydana getirerek bireyin harekete geçmesi için etkilenmesi, isteklendirilmesi sürecidir. Bir başka anlatımla, geçerli davranışların ortaya çıkması için çalışanın uyarılması, yönlendirilmesi ve davranışın sürdürülmesini etkileyen durumlardır. Bir iş yerinde kişiler, işlerini etkili ve verimli bir şekilde başarmak için güdülenmelidir. Her insanın bir takım ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyaçlar harekete geçirilene kadar kişi güdülenemez. Harekete geçirilmiş ihtiyaç psikolojide güdü olarak tanımlanır.

Güdüler kişilerin belirli davranışlarının nedenlerini açıklayan ve bir davranışla sonuçlanan dürtü ya da itici güçlerdir. Kişi, bir ihtiyacı uyarıldığında bu ihtiyacını gidermek için belirli bir davranışa geçecektir. Bu davranış,bu ihtiyacı karşılayacak bir amaç ya da istek yönünde olacaktır.

Aynı davranışı gösteren iki insanın davranışla ilgili nedenleri çok farklı olabilir. Yöneticinin bu ihtiyaçları bilmesi, davranışları analiz edebilmesi ve bütün insanların benzer olmadıklarının bilincinde olması gerekir. Yöneticilerin her zaman akıllarında bulunduracakları şey her davranışın bir nedeni bulunduğudur. Bu nedenle bazı hareketleri anlamsız bulup aptalca saymaması gerekir. Çalışanların insan olarak ihtiyaçlarını üç başlık altında toplamak mümkündür.

Bunlar:

-Fizyolojik ihtiyaçlar; yiyecek, giyecek vb.

-Ruhsal ihtiyaçlar; Tecrübe kazanma, sevgi görme, güven duyma vb.

-Toplumsal ihtiyaçlar; çalışanlar içinde bulundukları toplumun özelliğine göre belirli bir gruba mensup olma, belli bir statü sahibi olma vb.

Modern yönetici davranış doğuran güçleri anlamak durumundadır. Yöneticilerin temel sorumluluklarından biri kişileri harekete geçirecek etkili bir çalışma iklimi oluşturmaktır. Bu da yöneticinin öncelikle kişilerin tabiatı hakkında bazı bilgilere sahip olmasını zorunlu kılmaktadır.

A- İnsan Doğası Hakkında Görüşler

1- X Teorisi (Kuramı)

a- İnsanlar doğal olarak çalışmayı sevmezler ve fırsat bulurlarsa çalışmaktan kaçınırlar.

b- Bunun için kişiler çalıştırılmak isteniyorsa, korkutulmalı, yönlendirilmeleri gerekiyorsa tehdit edilmelidir.

c- Normal insan sorumluluk almaktan kaçınır, yükselme heveslisi değildir, iş heveslisi değildir. Güven arar ve kendisine en fazla ekonomik kazanç getirecek iş yapar

d-İnsanların çoğunluğu yaratıcı değildir ve değişikliğe karşı direnç gösterirler.

e-Kişiler kendilerini düşündükleri için örgütün amaçlarının onlar için önemi yoktur. McGregor’a göre klasik yönetimciler insanı (X) kuramının ışığı altında görmüşler ve onları güdülemek için planlama, örgütleme, korkutma ve kontrol gibi teknikleri geliştirerek ekonomik araçlara ağırlık vermişlerdir.

2-Y Kuramına göre ise:

a-Kişilerin bir işte çalışarak fiziksel ve akılcı çaba harcamaları dinlenme ya da oyun oynama istekleri kadar doğaldır.

b-Kişi işe girmekle önceden belirlediği amaçlara ulaşmak için kendi kendini yönlendirecek ve kontrol edecektir.

c-Kişinin amaçlarına yönelmesi ödülle birlikte başarı ihtiyacını tatmine yöneliktir.

d-Normal insan öğrenmek ister ve koşullar sağlanırsa sorumluluğu almak zorunda kalmayıp onu elde etmek ister.

e-Kişilerin yaratıcılık, yenilik bulma gibi özellikleri yalnızca toplumda çok az kişiye verilmiş olmayıp geniş bir biçimde yayılmıştır.

Bu görüşlerin genel karakteri yöneticinin;

Emrinde çalışanların yeteneklerine büyük ölçüde güvenmesi,

Onlara karşı esnek davranması,

Tek düze ve can sıkıcı işler yerine, işlerin tatmin olacakları ortamı sağlaması,

Astlarını kararlara katılma yönünde teşvik etmesi, şeklinde özetlenebilir.

Ancak, her zaman bir yöntemin daha etkili olacağını söylemek mümkün değildir. Bazen yönetici bu yöntemlerin birleşiminin örgütsel durumda daha etkili bir strateji oluşturduğunu görebilir. İşte bu amaçla W.Reddin Z kuramını geliştirerek, X ve Y Kuramlarına etkililik boyutunu getirmeye çalışır.

Z Kuramına Göre:

a-İnsanı ne şeytan, ne de melek olarak göremeyiz. İnsan düşünme, karar verme ve azmetme yeteneklerine sahip bir yaratıktır.

b- İnsan doğuştan ne iyidir, ne de kötüdür,koşullara göre her ikisine yatkın olabilir.

c-İnsan ne yaşamsal ihtiyaçlarla ne de üst düzey insancıl ihtiyaçlarla güdülenir, insanı güdüleyen içinde bulunduğu durumdur.

d-Güdüleme ne dıştan zorlamayla ne de içten gönüllü olarak sağlanabilir. İnsan ancak mantık yoluyla güdülenebilir.

e-İnsanı iyimser ya da kötümser olarak değil tarafsız olarak değerlendirmek gerekir. Görüldüğü gibi Z kuramı insana iyi ya da kötü açılardan yaklaşmamakta ve X ile Y kuramlarının duruma bağlı olarak başarı sağlayacağını öne sürmektedir.

GÜDÜLEME KURAMLARI

Güdüleme konusunda psikologlarca birçok kuram geliştirilmiştir. Ancak bunların hiçbiri tam ve evrensel anlamda kabul görmüş değildir. Bu da insan davranışlarının basit olmayıp aksine çok karmaşık nitelik arz ettiğini ortaya koymaktadır.

Burada iki yaklaşım üzerinde duracağız,

1-Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi,

2-Alderfer’in VİG Kuramı

Bu kuramlar verilirken amaç; yöneticiye bir anlamda kurumunda görevli personelini güdüleme konusunda kendi güdüleme teknik ve yöntemini kendinin bulmasına ışık tutmak olacaktır.

1- Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi Kuramı

İnsan ihtiyaçları önem sırasına göre bir hiyerarşi (basamak) oluşturur der ve bunları karşılayacak araçları belirlemeye çalışır.

Temel Varsayımları:

1-İnsanı harekete geçiren ya da davranışını etkileyen ihtiyaçlar tatmin edilmeyen ihtiyaçlardır. Tatmin edilen ihtiyaçların davranışa etkisi yoktur.

2-Bu ihtiyaçlar aşağıdan yukarıya doğru bir hiyerarşi biçiminde sıralanır.

3-İnsanın bir basamaktaki ihtiyacı, ancak daha alt basamaktaki ihtiyacı belli bir oranda tatmin edilmişse ortaya çıkar. Aç ayı oynamaz felsefesi ayıyı oynatmak için önce doyurmayı gerektiğini belirtir.

Yazara göre tatmin edilmiş ihtiyaçlardan yola çıkarak kişiyi harekete geçirmek imkansızdır. Onun için yeni tatmin yolları veya bir üstteki ihtiyaçlara yönelmek ve kişinin davranışını örgütsel amaçlar doğrultusunda harekete geçirmek gerekmektedir. Maslow insanı harekete geçiren 5 temel dürtüden bahseder.

Bunlar:

1-Fizyolojik ihtiyaçlar;(Yeme, içme, giyinme vb.)

2-Emniyet ihtiyaçları;(Tehlikelerden korunma..)

3-Sosyal ihtiyaçlar; (Sevme, ait olma, kimlik duyg)

4-Saygınlık (psikolojik);(Başarı, tanınma, statü sh.o)

5-Kendini gerçekleştirme; (Kişinin yeteneklerini kullanabilmesi)

Birlikte Çalıştığınız Ekibinizi Teşvik Etmenin Yolları:

1-Takdirlerinizi söyleyin

2-İnsanları yargılamadan, duyguları hakkında konuşmalarına izin verin.

3-İnsanları yardıma ve katılım göstermeye çağırın.

4-Dikkatinizi hiç dağıtmadan dinleyin.

5-İnsanlara yol göstermeleri için bir şans tanıyın.

6-İnsanların kendi özerkliklerini kullanmasına ve eylemleri için kendilerini sorumlu tutmasına  imkan tanıyın. İnsanlara ödül almanın neleri gerektirdiğini söyleyin. Sonra bırakın altın madalya için koşup koşmayacaklarına kendileri karar versinler.

7-Sadece başarıyı ödüllendirin.

8-Ekibi mümkün olduğunca bir bütün olarak ödüllendirin.Tek tek bireylerin ödüllendirilmesini ekibe bırakabilirsiniz.

9-Övgü ve ödülü kişi, ekip ve organizasyona uygun hale getirin. Ödülleri hem başarılacak amaç ve standartlara, hem de kişisel farklılıklara dayandırırsanız, grup kadar bireye de değer vermiş olursunuz.

10-Her kişiyi tanıma arzusunu ortaya koyun. İnsanlara ne istediklerini sorun ve bunu tartışın. Ödülleri tartışmanın en iyi yeri ve zamanı bir performans değerlendirmesi ya da kariyer planlama oturumudur.

11-İyi yapılan iş için olumlu sonuçlar, başarısızlık için olumsuz sonuçlar belirleyin. 12-Her şeye ödül ya da düzeltici eylemle anında cevap verin.

Yaptığım işte beni harekete geçiren ne?

1-Bilgi,

2-Güç,

3-Bağımsızlık,

4-Başarı,

5-Kabul Görme,

6-Arkadaşlık,

7-Sorumluluk,

8-Yaratıcılık,

9-Güvenlik,

10-Adanmak,

11-Adalet ve Eşitlik

12-Gelişme

13-Özsaygı

14-Meydan Okuma

15-Yardımcı Olma

16-Para

17-İyi vakit geçirme/Zevk[1][1]

ÖĞRENMEDE DİKKAT VE

MOTİVASYONUN ÖNEMİ

Öğrenmeyi etkileyen faktörlerden biride dikkattir. Öğrencinin dikkatinin öğretim konuları üzerine çekilmesi ve devamının sağlanmasına ilişkin problemler yatabilir.

Bilinçli ve bilinçsiz olarak bir olayı daha canlı duruma getirmek için tümü  ya da bir bir parçası üzerinde zihinsel gücün toplanması  Psiko-fizik  enerjinin bir nokta üzerine toplanması insan duyu organlarına gelen uyarıcıların bazı kısımlarını almaya ve işletmeye yönelmesi olarak tanımlanır.( Fidan 1996:124).İnsan duy  organlarına gelen uyarıcıların bir bölümünün farkına varabilmektedir.Çünkü organizma çevredeki uyarıcı kaynaklardan duyu organlarına ulaşan  uyarıcılardan bir kısmını alabilmekte ve dikkat edebilmektedir.

Öğrenci öğrenme ortamında duyum eşiği içerisinde olan pek çok uyaran içerisinde kendisine yakın bulduğu  ihtiyaç ve beklentilerine uygun düşen uyaranları almaya hem istekli hem de kararlı davranır.

Dikkatin sürekliliğine ilişkin açıklamalardan  çıkarılabilecek ortak sonuç:

İnsanın bir nokta – konu üzerine en fazla 16-20  dakika yoğunlaşabildiği  yönündedir. Bu sonuç çoğu kimse tarafından dersler dersler niçin daha uzun süreli olarak planlanmaktadır gibi soruları gündeme getirmektedir. Burada akla gelebilecek örnek cevap, insanların ilgi duydukları bir kitabı okumaları, filmi seyretmeleri, spor müsabakasını izlemesi vb durumlarda gösterdiği dikkat genişliğidir.Nasıl ki bir müsabaka esnasında seyircilerin gözü sadece topun üzerinde değil de zaman zaman hakem, tribün , diğer oyuncular vb. gibi müsabakayı oluşturan diğer unsurlarla birlikte  bir bütün olarak müsabaka da ise, öğretme ortamında önemli olanda ders sürecinde öğrencinin öğrenmeye karşı ilgisinin sağlanması, kendine uygun öğretim hedef ve projeleri seçmeleri, öğrenmenin öğrenci için anlamlı hele getirilmesi vb. durumlar öğrenci dikkatinin sürekliliğini sağlayabilir. Öğretmen için önemli görevlerden biri de öğrencinin öğretim ortamının unsurlarıyla etkileşim içerisinde olabilmesine yardımcı olur.

Dikkati Etkileyen Faktörler

Öğretimde  dikkati etkileyen faktörler şunlardır:

Dış Faktörler:

  1. Duyu organlarına gelen uyarımların seçimi ve neye dikkat edileceği uyarıcının şiddetine bağlıdır. ( yüksek ses, parlak ışık, renk vb.dikkati üzerine çeker.) Öğretim de yeri ve zamanı geldikçe bu uyarıcılardan yararlanılır.
  2. Yeni uyarıcılar alışık olunmayan durumlar dikkatin o noktalar üzerine çekilmesine sebep olur.Öğretmen, öğretme durumlarını  yeni ve alışık olmadık durumlar oluşturarak yenileyebilir. Bu değişiklikler sınıf düzenlemeleri, öğretimde takip edilen farklı strateji yöntem ve tekniklere yer verme, hedefine düzeyine uygun değişik öğretmen  rollerine bürünme gibi alışık olmadık farklı durumlar oluşturma  dikkati bu noktalar üzerine çekebilmektir.
  3. Monotonluk taşıyan sürekli bir değişme içinde olan durumlar hem dikkatin seçici olmasını hem de sürdürülmesini  sağlar.

İç Faktörler:

  1. İşlenen konuya karşı ilgi azlığı . Öğretimde Öğrenci ilgisinin yeterli düzeyde sağlanmamış olması dikkatin farklı noktalara kaymasına neden olur.
  2. Organizmanın çeşitli ihtiyaçlarını karşılanmaması ya da karşılanma derecesi
  3. Organizmanın kapasitesinin çok zorlanması ya da yorgunluk.
  4. Merak ve keşfetme duygusunun yüksekliği ve eşyalarla iş yapma duygusunun yüksekliği
  5. Sürekli kişilik özellikleri

Öğretmenin bu  hususlara dikkat ederek öğretme ortamında öğrenmenin niteliğine olumsuz yönde etki yapan unsurların varlığını en aza indirecek çalışmalar içerisinde bulunması gerekir.Bu unsurlar aynı zamanda öğretim faaliyetleri içerisinde öğretmenin destekleyici bir unsur olarak kullanacağı materyaller özelliğini de taşır.

Öğrencinin  Öğretime Etkin Katılımını

Sağlamada Dikkat Edilecek Hususlar

  1. Öğrenmeler öğrenci için anlamlı ve ihtiyaçlarına uygun hale getirilmeli.
  2. Öğrencinin kendisine uygun hedef ve konuların seçilmesine yardım edilmeli
  3. Öğrenme durumları öğrenciye hem zevk vermeli hem de başardığını duyurmalıdır.
  4. Öğretmen öğrencide merak uyandırmalı.
  5. Sınıfta aynı şeyleri tekrar tekrar öğrenmede dikkati azaltır.
  6. Öğrenci başardığını hissetmeli başarı umudu kaybetmesine engel olunmalıdır.
  7. Öğrenciyi harekete yönelten motiflerin ihtiyaç sıralamasındaki yeri önemlidir.Bilhassa, sosyal ve psikolojik ihtiyaçların öğrenci davranışlarını oluşturmada  etkisi dikkate alınmalı
  8. Katılmanın sürekliliğini sağlamak için kaygı ve başarısızlığı doğuran sıkıntıların azaltılması gerekir.Kaygıdan çok sevdirme , benimsetme;güçleştirmeden çok kolaylaştırma olabilmelidir.
  9. Öğrencinin öğrenme hızı ve stilleri bir birinden farklıdır.Bu yüzden öğrenmede ferdi farklara önem verilmelidir.

MOTİVE ETME ( Güdüleme, İlgi Uyandırma )

Motivasyon okuldaki öğrenci davranışlarının yönünü, şiddetini, karalılığını belirleyen en önemli güç kaynaklarından biridir. Öğrenmek için her öğrenci öğrenme-öğretme süreçlerine istekli katılmak, öğrenmenin gerektirdiği ilkelere uymak öğrenmesinden sorumluluk taşımak zorundadır.

Motivasyon belli amaçlara ulaşmak için bir güç kazanma hali olarak aldığımızda, sınıfta gerekli şekilde motive edilmemiş öğrencinin şu davranışları göstermesi söz konusudur. “ Öğrenci derse düzenli  olarak devam etmez, dikkatli dinlemez, ilgisini arkadaşlarına ya da dışarıdaki hadiselere yöneltmiştir, ödevlerinde güçlükle karşılaşınca onlara cevap aramak istemez, derslere- konuya ilgisiz görünür, öğretmen tarafından derse çekilmekte güçlük çekilir.Buna karşılık motivasyonu yüksek olan öğrenci ise derslerine hazırlıklı gelir, sürekli  soru sorar, tartışmalara katılır, araştırmacıdır enerjisi yüksektir.

Öğrenciler iyi öğrenemiyorlarsa bunun başlıca sebeplerinden biri; derse konuya ilgi duymamalarıdır. Öğretmenin yapacağı ilk öğrencide gizli güç olan ilgiyi temin etmektir.Bir etkinlik sürecindeki bir organizmanın beklenilen davranışı sergileyebilmesi için yeterli düzeyde güdülenmesi gerekir. Güdüleme boyutunda yetersizlik  gösteren organizma ulaşması gereken hedefe  odaklanma bakımından problemler gösterecektir. Kendisini bir bütün olarak sorumluluk taşıdığı etkinliklere değil de konu dışı etkinliklere taşıyabilecektir.

Kısaca ifade etmek gerekirse; güdülenmiş davranışlarla  güdülenmemiş davranışlar dan şu yönlerden farklıdır:

  1. İlgi duyma ve dikkat etmede süreklilik.
  2. Davranışların yapılması için çaba göstermeye ve gerekli zaman harcamaya
  3. Konu üzerinde odaklaşma kendini verme ve güçlüklerle karşılaştığında istenilen davranıştan vazgeçme, sonuca gitmede ısrarlı olma ve karalılık.
  4. Okulda öğrenme-öğretme süreci içinde yukarıda belirtilen davranışları yapabilen öğrenci yüksek derece de güdülenmiş demektir.

Öğrenmede güdülemenin etkisi ve önemini ifade eden öğrenme kuramları, öğretimde kazandırılacak davranışların hayatta öğrencinin ne işine yarayacağı, hangi problemlerin çözümünde kullanılacağı haberdar ederek öğrenmelere karşı güdülemelerinin sağlanabileceği belirtilmektedir.

Güdülemeyi, dıştan güdülenme ve içten güdülenme olarak  iki kısımda açıklayabiliriz.Sonuçta her ikisi de  organizmanın bir davranışı gerçekleştirme sürecindeki kararlılığı hedeflemektedir. Ancak organizmayı harekete geçiren gücün kaynağında dolayı farklılaşmaktadır.İçten güdülenme de organizmayı güdüleyen unsur organizmanın kendisi iken, dıştan güdülenmede organizma dışı unsurların organizmaya etkisi söz konusudur. Birincisinde gerçekleştirilecek   davranışı organizma kendisi için gerekli gördüğünde yaparken , ikincisinde dış uyaranların etkileriyle davranışın önem ve gereğine inanmaktadır.Burada öğretmenlere düşen görev öğrencileri dıştan güdeleyici  uyaranlarla öğretim  faaliyetlerine daha etkin katılmalarını sağlamaktır.

Başarıyı sağlamak  ve arttırmak  için öğretmenler öğrencilerde belli dönemlerde baskın olan güdülere göre hareket etmelidirler.

Okulda olumlu motivasyonu sağlamak için genel yaklaşımlar ve yapılacak  belli başlı işlemler şu maddelerle ifade edilebilir.

  1. Öğrencide kendisine güven duygusu geliştirmek.
  2. Öğrencinin mevcut ilgilerinden hareket etmek.
  3. Öğrenmeyi öğrenci için anlamlı ve değerli kılmak.
  4. Herkesin kendine göre hedef ve projeler seçmesine yardımcı olmak.
  5. Sınıfta öğrenme için zevk verici bir ortam hazırlamak.
  6. Öğrencilerin ideallerinden ve tutkularından faydalanmak.
  7. Gerektiği durumlarda olumlu pekiştirici çalışmalarda
  8. Öğrencinin kendisine olan saygısını, güvenini ve gurur duygusunu güçlendirmek[2][2]

                Öğrencileri Öğrenmeye Motive Etme:

Bütün dünyada, ebeveynler ve öğretmenler, öğrencilerin niçin her geçen gün okula ve okul derslerine daha az ilgili göründüklerini anlamak için saçlarını yoluyorlar. Ebeveynlerin görevi, basitçe, çocuğu okul için hazırlamak, onu okula götürmek ve ödevlerin düzenli olarak yapılmasını sağlamaktı. Öğretmenlerin vazifesi, öğrenciye bilgiyi sunmak ve alıştırmalarda onlara yardımcı olmaktı. Bunlar, artık çalışır görünmüyor. Hem ebeveynler hem de öğretmenler, sürekli olarak, öğrencilerin iyi akademik performanslarını sağlamak için yeni stratejiler geliştirmek zorundalar. Öyle görünüyor ki, bazan rüşvete bile başvurmak zorundalar.

Muhtemelen problemin bir kısmı, öğrencileri gerçekten neyin motive ettiğini anlama eksikliğidir. Motivasyon, tanımlaması ve açıklaması zor bir konudur. Motivasyon, genellikle, belli bir davranışı neyin uyardığına ve neyin devam ettirdiğine göre anlaşılır. Bununla birlikte, en azından okul amaçlı kabul gören, iki tür motivasyon vardır: Dışsal motivasyon ve içsel motivasyon. Dışsal motivasyon genellikle dışsal ödüllerden kaynaklanır: Hediyeler, notlar, hatıratlar ve diğerlerinden daha iyisini yapma isteği. Bu, öğrenciyi tamamen bu ödüller için hareket etmeye yönlendirir ya da utanç duruma düşmekten ya da sıkıntılı duruma düşmekten sakınmaya yönlendirir. İçsel motivasyon kişinin içinden gelir. Bir yetenek geliştirmede, eğer bir öğrenci kendini tatmin etme duygusuyla daha iyisini yapmaya yönlendiriliyorsa, o zaman öğrenme daha anlamlı ve daha kalıcıdır.

Motivasyon aşağıdaki şartlarda optimumdur:

  • Kişi, dışsal baskıya karşılık olarak değil de kendi gerekçesiyle işi üstlenir.

. Ödev üstesinden gelinebilecek düzeydedir.

  • Yeterince seçenek vardır.

Ebeveynler ve öğretmenler, bu koşulları optimize etmek için, öğrenme ortamını nasıl hazırlarlar? Bu soruya cevap geniş ve çeşitlidir. Belirli stratejiler, çeşitli kültürlere ve ortamlara bağlı olabilir. Fakat, aşağıdaki genel prensipler uygulanmalıdır:

  1. Öğrencinin üzerindeki baskı minimize edilmelidir, örneğin, rekabbeti ya da sosyal karşılaştırmayı kaldır; not sistemini gözden geçir.
  2. Ödevin, öğrencinin yaşı ve yetenek seviyesi için üstesinden gelebileceği uygun bir düzeyde olmasını sağla. Eğer ödev çok kolay ise, öğrenci sıkılacak ve motive olmayacaktır. Öğrencinin kabiliyetinin üzerinde bir zorluk düzeyi, hüsrana ve ödevi terketmeye yol açar.
  3. Ödev, aynı zamanda, anlamlı ve öğreniciyle alakalı olmalıdır. Öğrenci sık sık şu yorumu yapar “Bunu niçin öğrenmem gerekiyor …. Büyüdüğümde bunu asla kullanmayacağım! “. Ödevin amacı, birbiriyle ilgisiz gerçekleri hafızaya kaydetmek yerine, yetenek geliştirme ya da kazandırma olmalıdır.
  4. Ödüllerin uygun kullanımı. Övgüyü serbestçe kullan. Sadece performans için değil, gayret ve ilerleme için ödüllendir.
  5. Seçenek sağla. Eğer, öğrenciler ödev nedir, nasıl yapılır ve sunulur gibi ödevle ilgili söz söylerlerse bir ödeve katılmak için daha çok motive olacaklardır. Öğretmen ne kadar herşeyi kontrol ederse, öğrenici o kadar az motive edilmiş olacaktır.
  6. Öğrenme alıştırmasının yapısı motivasyon düzeyini etkiler. Anlaşılır talimatlar verilmiş olmalıdır. Öğrenci, kendisinden ne beklendiğinden emin olmalıdır. Ödevin nasıl yapılacağı ile ilgili açıklamalar spesifik ve iyi anlaşılır olmalıdır. Hızlı ve faydalı geriye dönüşler önemlidir. Öğrencinin nerede yanlış yaptığını ve nasıl düzeltebileceğini gösteren yorumlarla, çabucak geri verilen bir ödev, sadece B ya da C notu verilen bir ödevden çok daha faydalıdır.
  7. Destekleyici bir çevre olmazsa olmaz koşuldur. Öğrenciler (ya da konu ile ilgili her kimse), boşa çıkarıldıklarını ya da tehdit edldiklerini hissettiklerinde iyi performans gösteremezler ya da iyi düşünemezler. Ebeveynler ve öğretmenlerin öğrenci ile geliştirdiği ilişki kolaylaştıran ve rahatlatandan biri olmalıdır: Cesaretlendirici bir söz ya da ses tonu, omuza bir el dokunuşu. Bunlar önemsiz gibi görünebilir fakat öğrenme üzerindeki etkisi önemlidir.

Kısaca, öğrenciler iyi davranıldığında, saygı gördüğünde, cesaretlendirildiğinde ve ödev anlamlı olduğunda, yüksek düzeylerde motivasyon kendiliğinden gelişecektir. Marilyn Atherley tarafından yazıdı. Abdullah Keskin tarafından tercüme edildi.[3][3]

ÖĞRENME İÇİN ÖĞRENCİLERİ MOTİVE ETMEK

Uzaktan öğrenciler ,genellikle, uzaktan öğretim kursunun materyalini öğrenmek için oldukça motive edilirler, fakat yetişkin part time öğrencilerin yaşamlarında daima rekabetçi sorumluluklar vardır.  Öğrenmek için motivasyonun sürdürülmesinde, yardım için kullanılan teknikler , uzaktan öğrenim kursunuzda öğrenci performansını artırabilir:

  • Öğrenci dikkat ve merakını sağlamaya yardım için ders materyallerinin organizasyonu, sırası, ve sunumunu çeşitlendirmek
  • Ders materyali hakkında öğrencileri bazı zihinsel çatışmaya (zıtlık) yönlendirmek. Örneğin, öğrencinin dikkatini çekecek bir problem olarak bir konu tanıtmak; geçmiş deneyim ile çelişen gerçekleri kullanmak, zıt fikirleri veya gerçekleri sunmak, veya mizah içermek;  bir çözümü olan veya olmayan çözülmemiş problemleri sunarak bir gizem duygusu yaratmak (örneğin, dinazorlara ne oldu?)
  • Öğrencilerin ihtiyaçları, amaçları ve istekleri ile ders içeriği ve amaçları arasında ilişki kurmak
  • Öğrencinin mevcut yetenekleri ve bilgisi ile yeni bilgiyi bağdaştırmak, şayet gerekli ise ilişkiyi göstermek için açık bir dil kullanmak
  • Öğrencilerin aşina olduğu süreçler (yöntemler), genel kavramlar, veya beceriler ile ders materyalini birleştirmek için örnekseme veya benzetmeler kullanmak
  • Önemli kişisel güdüleri tatmin için öğrencilere fırsat vermek (örneğin, yüksek başarı isteği)
  • İnsanın ilgisini uyandırmak için kişisel dil kullanmak (insanların temel bir ilgisi insanlardır)
  • Öğrencilerinki ile benzer olan, ders materyallerinin görüntülerini (İmajlarını), değerlerini ve diğer özelliklerini kullanmak (örneğin, öğrenci topluluğunda bulunan çeşitli etnik geçmiş ve cinsiyeti de içeren resimler (örnekler))
  • Ne çok yüksek ne çok düşük akademik başarı seviyesi oluşturma (şayet, algılanan başarı seviyesi çok yüksekse, öğrenciler düşük çaba (ısrar) seviyesine sahip olacak ve hatta başarmak için yeteneğe sahip oldukları zaman dahi başarıya ulaşmak için çalışmayı terk edecektir; şayet algılanan seviye çok düşükse, öğrenciler aşırı güvene sahip olma eğilimindedir ve öğrenmek için fazla yeni bir şeyin olduğuna inanmazlar)
  • Hangi bilgi ve becerilerin test edileceğini açıkça belirtmek (öğrenciler,yüksek seviyede beklenen bir başarı olduğu zaman, yüksek seviyede çaba gösterme eğilimindedirler)
  • Öğrencilere başarı için gerçek beklentiler oluşturmaya yardım etmek için ders amaçlarınızı ve performans gerekliliklerini tanımlamak
  • Öğrencilere kendi amaçlarını gerçekleştirmek için yollar sağlamak
  • Öğrencinin kendi içsel kontrolünü geliştirecek seçeneklerin sağlanması (Örneğin, kendi hızına göre ilerleme, ödevlerler için seçenekler)
  • Anlamlı bir şekilde yeni becerileri uygulamak için öğrencilere fırsatlar sağlamak
  • Uğraştırıcı bir işte başarıyı elde eden öğrencilerinize pozitif tepki (geribildirim) verin; başarı için gerekli kriteri gerçekleştiren performans için tebrik niteliğinde açıklama yapmak[4][4]

Tablo-1: motivasyonun etkisi[5][5]

SINIF İÇİ MOTİVASYON STRATEJİLERİ

Sınıf ortamında öğrencileri motive edebilmek için kullanılabilecek stratejiler altı başlık
altında incelenebilir (Burden, 1999):

  1. Öğrencilerin ilgilerim anlama,
  2. Konunun kullanılabilirliğim açıklama,
  3. Öğrencilerin başarı beklentisi oluşturmalarına yardımcı olma,
  4. Dersi ilginç hale getirme,
  5. Öğrencilerde istek uyandırma ve
  6. Ödüller kullanma.

Öğrencilerin İlgilerini Anlayabilme

Yapılacak ilk şey, öğrencinin merakım uyandırmak ve bu merakın devam etmesini sağlamaktır. Öğretmen öğrencilerin ilgilerinin farkında olmalıdır. Etkinliklerin öğrenci ilgilerine uygunluğu sağlanarak öğrenciler motive edilebilir. Öğrenci İlgilerini belirlemek için öğretmen öğrencilerle açık bir diyalog kurmalı ve öğrencilerin ilgilerinin neler olduğunu gözlemlemelidir.

Öğrencilerin İlgilerini ortaya çıkaran öğretmen, bu ilgiler çerçevesinde öğrencilerde araştırma, keşfetme, merak duygusunu geliştirmelidir, öğrencide bilgi merakı; sürprizler, inanma ve inanmama arasında dengesizlik oluşturma, engel olma ve şüphe etmeyi sağlama yollarıyla oluşturulabilir. Bu stratejilerle kabul edilebilir bir karmaşa meydana getirilir ve motivasyon, karmaşa  özümleninceye yada öğrenci pes edinceye kadar devam eder. Eğer karmaşa çözümlenmezse, öğrenciler sıkılır ve hayal kınklığına uğrar. Bunun için öğretmenler, istenen çalışmaların sonuca ulaşabilecek düzeyde karmaşık olmasına dikkat etmelidirler.  Sürpriz,  beklenmedik bir durum veya sonuçla karşılaşılmasıdır. Emin olmama, bir konuyla ilgili birçok olası sonuç  olduğunda ve hiçbirinin kesin olarak doğru olduğu belli olmadığında ortaya çıkar. Engel olma, bir konuyla ilgili mantıklı bir sonuç elde edilmediğinde ortaya çıkar. Şüphe etme, çözüm genel kurallara veya mantığa ters olduğunda meydana gelir.

Öğrenciler, konuyu ilginç buluyorlarsa derse daha etkin olarak katılırlar. öğretmen bunu göz önünde bulundurarak, konuyu sosyal, araştırılabilir, maceracı ve katılımı sağlayacak şekilde planlamalıdır. Öğretimde alışılmadık etkinlikler aracılığıyla daha eğlenceli ve macera dolu bir ortam oluşturulabilir. Bireysel çalışmaların yanında, ikili yada grup çalışması aracılığı ile öğrencilerin sosyal etkileşim ihtiyaçlarına cevap verebilecek öğretim ortamları planlanmalıdır.

Öğrencilerin konuya ilgisini çekmek için, soru ve araştırmalar kullanılmalıdır.  Dersin basında ilginç soru yada problem ortaya atılarak merak uyandırılabilir. Böylece öğrenciler, konuyla ilgili daha çok bilgi edinme ve emin olmama duygularım tatmin etme ihtiyacı duyacaklardır. Sorular meraklarım giderici nitelikte olmalıdır. Öğrencilerin, eğlendirici ve eğlenceli bulduğu alıştırmalar ilgilerini çekebilir. Ders esnasında oyun, simülasyon ve drama gibi teknikler kullanılabilir. Oyunlar, öğrencilerin gerçekleri öğrenmelerine ve seçenekleri değerlendirmelerine yardım eder. Simülasyon, öğrencilerin karar verme, seçeneklerden birini seçme, sonuçları alma ve kararları değerlendirmesine yardımcı olur. Eğlendirici yanı olan oyunlar, simülasyon ve diğer etkinlikler öğrencileri motive eder, etkileşimi sağlar, olaylara değişik açılardan bakabilme yeterliği kazandırır ve öğrenme sürecine katılımı sağlar.

Konunun Kullanılabilirliğim Açıklama

Öğrenciler, sunulacak konunun kişisel ihtiyaçlarına karşılık vereceğini ve bu konunun kendi hedefleriyle ilişkili olduğunu düşünürlerse öğrenmeye motive olurlar. Öğrenciler için öğrenmeye  değecek  şeylerin   öğretilmesine   özen   gösterilmelidir.   Bir  listeyi ezberletmektense, günlük hayatta nasıl kullanabileceklerinin öğretilmesi gerekir. Konu, günlük hayatta kullanılacak bilgi ve becerilerle ilişkilendirilmelidir. Anlatılan konunun okul içinde ve okul dışında öğrencilere nasıl yararlı olabileceği anlatılmalıdır. Öğrencilerin, önceki öğrenmelerini kullanmaları başka bir konuya motive olmalarım sağlar.  Öğrenilecek olan konu ile önceki öğrenilenler ilişkilendirilmelidir.

              Öğrencilerin Başarı Beklentisi Geliştirmelerine Yardımcı Olma

Öğrenciler, başarıya odaklandıklarında motive olurlar. Öğretmenler,  öğrencilerin kısa dönemde ulaşabilecekleri amaçlar oluşturmalarına yardımcı olmalıdır. Öğretmen öğrenci için hedef belirlemekten çok öğrencinin özel,kısa dönemli ve gerçekleştirilebilir hedefler oluşturma becerisini geliştirmelidir.

 Öğrencinin gösterdiği performans ile ilgili uygun, anında ve bilgilendirici geribildirim sağlanması öğrencinin başarı beklentisin! yükseltmesin! sağlar. Geribildirim olarak not vermek yeterli değildir. Öğrenci nottan daha ayrıntılı ve bilgilendirici geribildirim ister Etkili geribildirim öğrencinin amaca dönük olarak kendi davranışlarım değerlendirmesine yardımcı olur. Bu öğrencinin  içsel motivasyonun artmasına katkı sağlar (Lepper ve
Hodell, 1989). Başarı ve başarının takdir edilmesi daha sonraki başarı için  istek bir alan
oluşturulmasını sağlar.

               Dersi İlginç Hale Getirme

içsel ve dışsal motivasyonu sağlayabilmek için, öğrenme hedeflerinin belirlenmesi ve bu hedefler çerçevesinde öğretmenin, öğrencilerden ne beklediğin! ortaya koyması gerekir.
Öğrenciler tam olarak ne yapacaklarım bilmelidirler. Bir ödev verildiğinde, beklentiler neler, nasıl değerlendirilecek, ne kadar sürede değerlendirilecek, hangi koşullarda çalışma yeterli kabul edilecek ve benzeri konularda öğrencilere bilgi verilmelidir.

Motivasyonda konunun ilginç ve yeni yöntemlerle sunulması da önemlidir. Dersin basında öğrencinin ilgisi çekildikten sonra, anlatma, gösteri, panel, grup çalışmaları, problem çözme, buluş yoluyla öğretme, simülasyon, rol oynama, gibi teknikler kullanarak öğrencinin ilgisinin devam etmesi sağlanabilir. Aynı yöntem ve tekniklerin sürekli kullanımı öğrenci ilgisini azaltır. Uygulanan her teknikten sonra farklı ve yeni bir teknik kullanılmalıdır.

 Öğretmenler ders işlerken kendilerine özgü yöntemlerle işleme eğilimindedir. Her öğrenci hangi öğretmenin dersi nasıl işlediğini bilir. Arada bir öğretmenin sınıf içinde beklenmeyen davranışlarda bulunması öğrencileri motive eder. Örneğin, sınıfın oturma düzenin! değiştirin. Burada kendinize bir tarz oluşturmak yerine öğrencilerden bir tarz oluşturmalarım isteyin. Ancak bu yöntem aşırı kullanıldığında etkisini kaybedebilir.

             Öğrencilerde İstek Uyandırma

Öğrencilerin, öğrenme sürecine motive olabilmeleri için konuyla ilgili olmaları
gerekmektedir. Model olma yoluyla öğrencide konuyu öğrenmeye isteklilik oluşturulabilir (Burden, 1999). Konuyla ilgili problem çözme ve düşünmede model olma önemlidir. Öğretmen, bir problemi sesli düşünerek çözdüğünde, öğrenciler öğretmenin konuya nasıl yaklaştığım görebilirler. Öğrencilerde istek uyandırabilmek için, konunun önemini vurgulamak gerekir. Dersi sunuş şekli, vurgulamalar, davranışlar ve mimikler konunun önemli olduğunu belirtmelidir. Ayrıca öğrencilerin .öğrenmenin kişisel tatmin sağladığı, hayatı  zenginleştirdiği,   kendini  gerçekleştirmeyi  sağladığı   bilincinde  olmaları sağlanmalıdır.

Ödüller Kullanma

Ödüllendirme öğrencinin amaca yönelik çabasının artırılmasında oldukça etkili bir yoldur. Sınıf ortamında ödül olarak; materyal ödüller, etkinlik ödülleri ve özel ayrıcalıklar, not ve takdir edilme ödülleri, toplumsal ödüller ve öğretmenin özel ilgisi, etkileşimi, birlikte yapacağı etkinlikler kullanılabilir [6][6]

Etkili ve Verimli Ders Çalışma Yöntemleri

Öğrendiklerimizin çoğunluğu zamanlarının büyük bir kısmım ders çalışmaya ayırmalarına rağmen yine de başarılı olamamaktadırlar. Başarısız öğrenci yoktur, nasıl ders çalışılacağının bilmeyen öğrenci vardır. Çalışmadaki başarı sadece yeteneğe ve çok çalışmaya bağlı değildir. Etkili ve verimli çalışma yöntemlerine de bağlıdır. Bireyler arasındaki çalışma kapasiteleriyle ilgili temel farklar şöyle açıklanmıştır (32, 33).

  • Zeka ve özel yetenekler (%59-60)
  • Çalışma alışkanlığı ve çalışma yöntemleri
  • Değişim ve çevresel etmenler (% 10-15)
  • Etkili ve verimli ders çalışabilmek için yerine getirilmesi gereken baz şartlar vardır. Bu şartlar yerine getirilmedikçe verimli çalışılamaz ve de başarılı olunamaz. Bunlar nelerdir?.

Aşağıda kısaca açıklanmıştır.

 

  1. A) Öğrenmeye uygun psikolojik ortam oluşturmak. Nedir bunlar?

1) Fizyolojik Hazırlık: Ders çalışırken vücut pozisyonun ayarlanması (Dik sırt, yukarı kalkık omuzlar, derin ve doğru nefes alıp verme), iyi beslenme, sağlığa dikkat etme, olumlu bir yüz ifadesi oluşturma, hareket etme, gerginliklerden kur­tulma.

2) Psikolojik Hazırlık: Çalışılacak konunun netleştirilmesi, ilgili ve istekli olunması, okuma amacının belirlenmesi, konunun öneminin belirtilmesi, yöntemlerin seçilmesi ve harekete geçme. ( Ek.2′ de Ders çalışma ve öğrenme etkinlikle­rim değerlendirme testi verilmiştir).

Bunların dışında öğrencinin başarısını etkileyen çalışma alışkanlıkları neler­dir? (34,35)

1) Planlı çalışma

2) Etkili okuma

3) Dinleme

4) Not tutma

5) Ders& katılma

6) Özet çıkarma

7) Kütüphaneyi kullanma

8) Sınavlara hazırlanma ve girme

9) Motivasyon

10)Sağlık ve beslenme

Dünyayı tanımamız çevremizde olanları algılamamız, düşündüğümüz ve yaptığımız her şey öğrenme ile ilişkilidir. Kişisel özellikleniniz, alışkanlık ve tutumlarımızın temelinde de öğrenme yatmaktadır. Ders çalışma alışkanlıklarının temelinde de öğrenme süreci yatmaktadır.

Öğrencinin öğrenme sürecinde yaşadığı en önemli nitelik sorunu öğrencinin nasıl öğrendiği ve bunu hayata nasıl aktardığıdır. Çünkü öğrenciler kendilerine ait olan çalışma alışkanlıklarım kazanmada güçlük çekmektedir. (36)

Öğrenmeyi; ‘Çağrışımlı Öğrenme’ ve ‘Zihinsel Öğrenme’ olarak iki temel gruba ayırdığımızda verimli ders çalışma alışkanlıkları davranış değiştirmede zi­hinsel öğrenmenin daha etkili olduğunu bilinmektedir. Öğrenci, öğrenme süre­cinde anlama, yorumlama ve değerlendirme işlemlerini gerçekleştirip, öğrenme sürecine aktif olarak katılmaktadır (37, 38).

Öğrenmenin dikkat, motivasyon, aktif katılım ve geribildirim gibi bazı ön şartları vardır. Bu ön şartlarda çalışma alışkanlıkları ile uyum içinde çalışmaktadır. Verimli ders çalışma alışkanlıklarına ve tutumlarına sahip birey, dikkat ve moti­vasyon ön şartlarım kendi kapasite ve kişilik özellilerine göre düzenler. Öğrenci ders çalışırken yeni bilgileri depolayıp eski bilgilere yeni anlamlar katarak şekillendirebilir. Bu şekillendirmenin sıklığı ise öğrencinin öğrenip öğrenmediğinin de bir ölçütüdür (39).

Bireyin çalışma alışkanlıkları ve tutumlarım belirleyebilmesi bir anlamda kendini tanıma, keşfetme, güçlü ve zayıf yönlerim kabul etme, amaç belirleme ve kendisini geliştirme açısından önemlidir. Genelde öğrencilerin etkili öğrenme yollarım gereğince bilmedikleri ve bu bilmezlik yüzünden de okul başarılarının yeterli olmadığı söylenebilir. Başarılı olabilmek için öğrencilerin, etkili çalışma konusunda bazı ilkeleri ve yöntemleri dikkate almaları gerekir. Çok çalışmakla birlikte, etkili ders çalışma konusunda karşılaştıkları problemler yüzünden dersle-rinde başarılı olamayan bir çok öğrenci vardır. Etkili çalışma becerileri geliştirme-yen öğrenciler, sınıf düzeyi yükseldikçe, kendilerini öğrenmeye motive etme, öğrenme süreçlerini planlama ve değerlendirme de yetersiz kalırlar. Bu durum okul başarılarım ve buna bağlı olarak okul dışı yaşamlarım da etkilemektedir.

Bireyin çalışma alışkanlık ve tutumlarım etkileyen pek çok etken vardır. Bazı öğrencilerin sahip oldukları çalışma alışkanlıkları etkili öğrenme için ya oldukça zararlı, ya da oldukça yararlı olabilmektedir. (40) Öğrencinin çalışma alışkanlık­larım etkileyen, ortam, dikkat, kişisel özellikler, zamanı değerlendirme, çalışma yöntemleri gibi faktörlerin belirlenmesi gerekmektedir.

Çalışma ortamı ile öğrencinin okul dışında okula ilişkin etkinliklerini sürdür­düğü fiziki ve psikolojik ortam kastedilmektedir. Öğrencinin dikkatini dağıtan fak­törler ya çevreden ya da kendi zihninden kaynaklanır. Bu nedenle çalışma ortamının belirli özelliklere sahip olması öğrenmeyi kolaylaştırır ve çalışmak için ayrılan zamandan en üst düzeyde yararlanmasına imkan verir (41). Bazı öğrenciler sessiz bir ortamda, bazı öğrenciler ise müzik eşliğinde ders çalışmayı tercih edebilirler Öğrenme şekli etkili bir öğrenme için çok önemlidir. Öğrenme materyali ise, ça­lışma alışkanlıklarım gizil olarak etkileyen ortam faktörünü içine almaktadır. Öğ­renme işlevinin nerede, hangi koşullarda, hangi araçlarla yapıldığı, öğrencinin za­manı değerlendirmesinde ve dikkatini yoğunlaştırmasında ne kadar etkili olduğu yapılan araştırmalarda ortaya konmuştur. Acaba ortam öğrenciye ne kadar kalıcı öğrenme sağlamaktadır? Yapılan araştırmalara göre;

* Okuma ortamı % 10.2 (bireysel farklılıklar taşımaktadır);

* İşitsel ortam %20.3;

* Görsel ortam % 30.4;

* Gör-işitsel ortam % 50:5;

“‘ Öğrenci tarafından sözlü ifade etme %70;

* Öğrenci tarafından sözlü ifade etme ve yapma ortamları için % 90 olarak bulunmuştur. (42). Bu sonuca göre, öğrencinin öğrenme sürecine aktif olarak katıldığında öğrenmenin kalıcı izlerinin yüzde oranları artmaktadır.

Çalışma süreci içinde öğrenmeyi etkileyen etkenlerden biri de zihnin dağılmasıdır. Zihnin dağılmasına neden olan sebepler içten ya da dıştan kaynaklana­bilir. İç sebepleri hayal kurmak ve endişelere kapılmak olmak üzere iki grupta toplayabiliriz. Dış sebepleri ise, tamamen çevresel etmenlerden kaynaklanan ses, ışık, ortam düzenlemesi vb. etmenlerdir. Öğrenmenin meydana gelmesinde en önemli şartlardan biri de dikkattir. Etkin bir çalışma; zihinsel yeteneğin yanında, dikkatin kontrol edilmesine de bağlıdır. Duyularımız vasıtası ile beynimize bir çok bilgi iletiriz, fakat bunlar arasından sadece dikkatimizi yönelttiklerimizden haberdar oluruz. Bu sebeple dikkat faktörünü kontrol altına alabilmek için önce­likle zihinsel ortamın çalışmaya uygun olup olmadığına dikkat etmek gerekmek­tedir (43) Çünkü, dikkat öğesi yine bir diğer faktör olan kişisel özelliklere gibi öğ­renciden öğrenciye farklılıklar göstermektedir. Kısaca kişisel özellikler cinsiyet, sağlık durumu, gelir düzeyi, çevre, doğum sırası, aile yapışı, ana-baba tutumu, eğitim düzeyleri, kişilik, beceri ve tercihlerindeki farklılıklar olarak özetlenebilir. Çalışma alışkanlıklarının bir alt boyutu olan zamanı etkili kullanma becerisi ve­rimli bir şekilde kazanılmadığında, derslerde sınavlarda kaygı oluşturacak ve öğ­rencinin kazandığı olumlu bir takım çalışma alışkanlıklarım da olumsuz yönde et­kileyecektir. Zamanın etkili biçimde kullanılması yapılacak olan çalışma planının öncelikler doğrultusunda düzenlenmesiyle mümkündür. Zamanı etkili kullanma kazanılan bir alışkanlık olduğunda ne çalışılacağına karar verme, gerekli materyal­leri toplama ve sonuç olarak çalışmaya başlama süreci kendiliğinden işleyen bir süreç halini alacaktır.

Çalışma alışkanlıkları sürecini etkileyen belki de en önemli faktör çalışma yöntemleridir. Çalışma yöntemleri ile kastedilen etkin çalışma yöntemlerinin kullanılmasıdır. Verimli çalışma yöntemleri ile, bu yöntemleri oluşturan her bir konunun başarı üzerinde az ya da çok etkili olduğu araştırma bulgularıyla da ortaya konulmuştur Çalışma yöntemleri de öğrenciden öğrenciye farklılıklar gös­termektedir. Özellikle kişisel özellikler ile yakından ilgili olan çalışma yöntemleri;okuma; not tutma; planlı çalışma; yazılı kaynaklardan yararlanmak; ödev; sınavlara hazırlanmak; dikkat; öğrenilenleri hatırlamak;  kavrayarak öğrenme (Problem Çözme) olarak sıralanmıştır (44).

Okullarda başarısızlıkların en aza indirilmesi ve kaynakladın rasyonel kulla­nımı için öğrencilerin verimli çalışma alışkanlıklarım edinmeleri için gerekli reh­berlik yardımları yapılmalıdır.

Kötümser, rüzgardan şikayet eder. İyimser, değişmesin! umar. Akıllı, yelken açar…

Bir Öykü

Milton Olsan “Gelecek sonbaharda, “V” oluşturarak kış mevsimi için güneye giden kazları gördüğünüzde o şekilde uçmalarının nedenini düşünebilirsiniz. Bilim bunu keşfetmiştir. Her kuş, kanatlarım çırparken, kendini izleyen kuşu yükselten bir güç yaratır. Tüm sürü “V” şeklinde uçarak, kuşların ayrı ayrı uçacağı duruma gö­re yüzde 71 oranında daha hızlı uçar. Ortak bir yön ve birlik duygusunu paylaşan kişiler hedefleri ne daha çabuk ve kolay ulaşabilirler, çünkü birbirlerinin kaldırma kuvveti üzerinde yükselmektedir. Bir kaz, bu grubun dışına çıkarsa, yalnız yol al­manın sürtünme kuvvetin! hemen hisseder ve öteki kuşların “kaldırma kuvveti”nden yararlanmak için hızlıca gruba döner. Kazlar gibi biz de aynı doğrultuya yöneldiğimiz kişilerle birlik olup en uygun grubu yaratırsak başarı olasılığınız artar. Öncü kaz yorulduğunda, yerini başka bir kaza bırakarak gruba yeniden katılır. Zor­lu işlerde nöbetleşe çalışmak yararlıdır. Kazlar gibi insanlar da birbirine bağımlıdır. Arkadaki kazlar, hızlarım yüksek tutmaları için öndekilere seslenerek onları yürek­lendirirler. Son olarak, bir kaz hastalanır veya insanların tüfekleriyle vurulup grup­tan çıkıp yere düşerse, ikinci bir kaz gruptan ayrılıp yanma gelir, yardım ve koruma sağlar. Düşen kaz yeniden uçabilene, veya ölene dek yanında kalırlar. Ancak o za­man, tek başlarına uçmaya başlar veya başka bir gruba katılırlar. Biz de kazların duygu ve   anlayışına sahip olursask, birbirimize destek olabiliriz.”

Ders çalışma sırasında, arka arkaya gelecek derslerin mümkün olduğu ölçü­de birbirinden farklı olmasında yarar vardır. İçerikleri açısından birbirini çağrıştı­ran derslerin arka arkaya gelmesi öğrenmeyi zorlaştıracağı gibi, sıkılmanıza da neden olur.

 

Öğrenmeyi Öğrenme

Günümüzde öğrenme konuşu büyük önem kazanmıştır. Eğitimciler, psiko­loglar, araştırmacılar ‘nasıl öğrenmeli’ sorusuna cevap bulmak için son 20 yıldır çalışmalarım bu yönde yoğunlaştırmışlardır.  Öğrenme insan davranışlarının ayrılmaz bir parçasıdır. Herhangi bir kimseye öğrenmenin ne olduğu sorulduğunda alınacak cevap ‘ezberleme’ ya da ‘belleme’ olacaktır. Öğrenme sadece bilgi edinmeden ibaret değildir. Çünkü bilmemiz gereken şeyler ile öğrenmemiz gereken şeyler birbirinden farklıdır.

Okullarda ise öğrencilerin öğrenmeyi nasıl öğrenecekleri ne dair bir ders mevcut değildir. Bazı öğretmenler buna zaman ayırıp bazı bilgiler vermeye çalışmalarına rağmen, öğrenmeyi deneme yanılma yoluyla kendi duygu ve aklımızı kullanarak geliştirdiğimiz stille gerçekleştiriyoruz. Bu da doğru mu ya da iyi mi bu konuda bir fikir sahibi bile değiliz.

 

Öğrenme Stilleri

Öğrenme bir bilim olmaktan daha çok, bir sanattır ve bir çeşit gelişmedir. Bu gelişmede, bireyin hayatın başlangıcından itibaren yavaş, fakat sürekli olarak meydana gelen bir takım değişmeler mevcuttur. Öğrenme bir sanattır dedik. An­cak Ortaçağ tarihim en iyi şekilde öğrenmek, kimya mühendisliğini en iyi şekilde öğrenmekten farklı bir şeydir. Yine de öğrenme için genel prensipler vardır. İnsan bu prensiplerle öğrenme presesini oluştururken kendine özgü öğrenme metodunu seçer ve geliştirir (45). Her öğrenci yeni ve zor bilgiyi öğrenmeye hazırlanır­ken, öğrenirken ve hatırlarken farklı ve kendilerine özgü yollar kullanır.Bu yollara ‘öğrenme stilleri’ denmektedir. Öğrenme stilleri doğuştan var olan karakteristik özelliğimizdir. Öğrenme stilleri görsel, işitsel ve kinestetik/dokunsal olarak üç ana başlıkta toplanmaktadır.

 

Görsel

Görseller, özel yaşamlarında genellikle düzenli ve titizdir. Karışıklık ve dağı­nıklıktan hoşlanmayan ve çalışamayan, çantalarım, dolaplarım her zaman düzenli tutmayı seven, yazmayı sevmemelerine rağmen defterlerini düzenli ve itinalı kul­lanırlar. Bu özelliklerinden dolayı, evde büyükleri, okulda da öğretmenleri tarafından takdir edilirler. Hatta, pek fark edilmese de diğer öğrencilere göre daha el üstünde tutulur, örnek gösterilirler. Düz anlatım dediğimiz (okullarda öğretmenin ya da bir öğrencinin dersi anlatması) öğretim yönteminden yeterince yararlana­mazlar. Tam olarak anlamaları için dersin mutlaka görsel malzemeler ile desteklenmesi gerekir. Harita, poster, şema, grafik gibi görsel araçlarla kolay öğrenirler ve bu araçlarla öğrendiklerini kolay hatırlarlar.

 

İşitsel

İşitseller, küçük yaşlarda kendi kendilerine konuşur, ses ve müziğe duyarlı, sohbet etmeyi, birileri ile çalışmayı severler. Genellikle ahenkli ve güzel konuşurlar. Yabancı dil öğreniminde (konuşma ve dinleme becerilerinde) başarılıdır­lar. ilkokul l ve 2. sınıflarda kendi kendine konuşmaları nedeniyle öğretmeni dinleyemez, işittiklerim daha iyi anlama özelliklerine rağmen bu şanslarım kay­bederler. işittiklerim daha iyi anladıkları için, gözle okuma esnasında hiçbir şey anlamayabilirler. Daha çok konuşarak, tartışarak öğrenirler. Bilgi alırken dinleme­yi, okumaya tercih ederler. Grup ve ikili çalışmalarda konuşma ve dinleme ola­nakları olduğu için daha iyi öğrenirler. Hatırlamak istediklerin!, birisi kendilerine anlatıyor ya da söylüyormuş gibi işiterek hatırlarlar.

Kinestetik/Dokunsal

Dokunsallar oldukça hareketlidirler. Bu özelliklerinden dolayı sürekli hare­ket halindedirler, sınıfta yerlerinde duramazlar. Tahtayı silmek, pencereyi açmak, kapıyı örtmek, tebeşir getirmek hep onların görevim hep kendilerinden üstlenmek isterler. Uzun süre oturmaya zorlanırlarsa derste ne olup bittiğini de anlamaz ha­le gelebilirler. Bu hareketlilik, uygun işlere yönlendirilmezse genelde sınıfta prob­lem çıkarırlar. Bizim eğitim-öğretim sistemimizden kötü yönde etkilenirler ve ge­nellikle istenmeyen öğrenci haline gelirler. Tahta-tebeşir-anlatım ders işleme sis-teminden en az yararlananlar onlardır. Bu nedenlerden dolayı da yaramaz, tem­bel olarak tanımlanabilirler ya da zeki olmadıkları ileri sürülebilir.

Dersin  anlatılması  veya  görsel  malzemeler  ile  zenginleştirilmesi, kinestekik/dokunsal öğrencinin öğrenmesine beklenen ölçüde katkı sağlamaz. O nedenle, sınıflarımızda ideal ders araçları olarak kabul edilen, şema, harita, fo­toğraf gibi görsel araçlar, kinestetik öğrenci için (görsel öğrencilere göre) daha az değer taşır. Çünkü ne kadar renkli ve canlı olursa olsun görsel materyaller onların öğrenmesini beklenen ölçüde kolaylaştırmaz. Anlatımdan da yararlanamazlar. Öğrenebilmeleri için mutlaka ellerini kullanacakları, yaparak-yaşayarak öğrenme dediğimiz öğrenme tekniklerinin uygulanması gerekir. Sınıf yerine okul bahçesi veya laboratuarda dokunarak, ellerim kullanacak olayların içinde yasayarak çok daha iyi öğrenirler (46).

Öğrencilerin, öğrenme stilleri davranışlarındaki farklılıklara bakarak kolayca ayırt edebilir. Çünkü belirgin farklılıklar vardır. Fakat bu üç stili de kendin de ta­şıyanlar için farklar bu kadar belirgin olmayabilir. Bu öğrencilerin hangi öğrenme stillerine sahip oldukları belirlenmelidir. (Ek. 1 ‘de Öğrenme Stillerini Belirleme Listesi verilmiştir).

Zeka Türleri  :

Öğrenmeyi öğretmede öğrencilerin öğrenme stilleri kadar, sahip oldukları zeka alanlarının da bilinmesi buna göre öğretim faaliyetlerinin düzenlenmesi gerekmektedir. İnsanların doğal ortamlarından alınarak, bir takım sorular sorup verdiği cevaplara göre  değerlendirilmesi, doğru değildir. Gardner’e göre zeka daha doğal ortamda, zengin içerikli problem çözme ve ürün geliştirme becerisidir. Gardner’in çoklu zeka kuramı, zekanın toplumlar ve eğitim üzerine yıllardır sürüp giden etkisini yani sadece dil ve matematik zekasını hesaba katan klasik zeka testi ve zeka tanımlamasını tarihe karıştırmıştır. Gardner zekanın 2 değil 7 yönü olduğunu savunmuştur. Sonradan buna bir tür daha eklenmiştir. Böylece sadece matematikte ve dilde başarılı olanların değil, müzikte, sporda,dansta, iletişimde de kendini gösterenlerin zeki olduğunu da ortaya çıkarmıştır.

 Gardner’ın çoklu zeka kuramında yer alan  zeka türleri:

1- Sözel- Dilsel Zeka

2-Mantıksal-Matematiksel Zeka

3-Görsel-Uzaysal Zeka

4-Müziksel-Ritmik Zeka

5-Bedensel-Kinestetik Zeka

6-Doğa Zekası

7-Sosyal Zeka

8-İçsel (Öze dönük) Zeka

1- Sözel-Dilsel Zeka 

 

            Dil zekası sözcükleri hem sözlü hem de  yazılı olarak etkili biçimde kullanma becerisidir. Bu zeka türüne sahip bireyler dinleme becerisi yüksek kelime oyunlarından hoşlanan kitaplarla iç içe olan kelime hazinesi iyi, sözel olarak iyi iletişim kuran hafızası kuvvetli yazmaktan hoşlanan edebiyat, masal anlatma, bir olayı anlatma gibi özellikleriyle toplumda kendilerini gösterirler. Küçük yaşta kendini gösterip bireyin tüm yaşamı boyunca etkin kalır. Sunucular, politikacı olan kişiler, şair, oyun yazarları, gazete yazarları gibi dil zekasını sergileyenler bu grupta yer alırlar.

 

 

2-Matematiksel-Mantıksal Zeka

 

            Bu zeka türüne sahip bireyler, mantık kurallarına, neden sonuç ilişkilerine varsayım oluşturmaya, sorgulamaya ve bunlara benzer soyut işlemlere karşı, çok hassas ve duyarlıdırlar. Zihinsel işlemleri kolayca yaparlar. Güçlü bir muhakemeleri vardır. Kategorileri, ilişkileri fark eder, arıklar ve bilgiler arsında bağlantı kurarlar. Rakamlarla ilgili işlemleri yapmaktan hoşlanır, matematik oyunlarında, santranç ve dama gibi oyunlardan da zevk alırlar. Soyut ve kavramsal düşünebilir. Bu nedenle sebep sonuç ilişkilerini kolayca anlarlar. Erken çocukluk ve ergenlik döneminde yükselme gösterir. 40 yaşından sonra geriler. Bilim adamları matematikçiler, muhasebeciler, mühendisler, istatistikçiler vb. işlerle uğraşanlar, matematiksel mantıksal zekası güçlü olan bireyleri örnek verilebilir.

 

3-Görsel-Uzaysal Zeka

 

Bu zeka türüne sahip bireyler çevresine objektif olarak gözlemlerler. Algılaması, değerlendirmesi ve bunlara bağlı olarak da dış çevreden edindiği görsel ve uzaysal fikirleri grafiksel olarak sergilemede iyidirler. Cisimleri 3 boyutlu görme ve uzayda hareket ettirme, grafik ve yorumlama yeteneği gibi konularda aktif yaratıcılık gösterirler. Harita, tablo ve diyagramları kolay okurlar. Arkadaşlarına oranla daha çok hayal kurar, resim ve sanat etkinliklerinden hoşlanırlar. Yaşıtlarına oranla daha iyi şekil çizerler ve görsel sunuları tercih ederler. Bulmaca çözmekten hoşlanırlar, resimlerle daha fazla öğrenirler, erken yaşlarda belli olur. 9-10 yaşında üst sınıra ulaşır ve tüm yaşam boyunca aktif kalır. Mimarlar, pilotlar, heykeltıraşlar, ressamlar, dekoratörleri bu gruba örnek verebiliriz.

 

4-Müziksel Ritmik Zeka

            Duyguların aktarımında müziği algılamada ve sunmada müziği bir araç olarak kullanma yeteneği yani ritme melodiye, tona karşı duyarlı olma yeteneğidir. Bu zeka türüne sahip bireyler güzel şarkı söylerler, mırıldanırlar. Bir müzik aleti çalarlar. Ritmik konuşur ya da hareket ederler. Çalışırken ritim tutarlar, müzikle ders çalışmayı severler. Çok küçük yaşlarda bile gelişebilen zeka türüdür. Müzisyenler, besteciler orkestra şeflerinin bu tür zekaları yüksektir. ,

 

5-Bedensel-Kinestetik Zeka

 

            Düşünceleri ve duyguları ifade ederken, problemleri çözerken bedeni kullanma yeteneğidir. Bu zeka türüne sahip bireyler, duygularını vücut diliyle ifade ederler. Boya ve hamurla oynamayı, nesneleri parçalayıp bütünleşmeyi severler. Küçük kas gelişimleri mükemmeldir. Bir veya daha fazla sporla uğraşırlar. Otururken elleri ve ayaklarıyla oynar, yerlerinde duramazlar. Balerinler, sporcular, pandomim sanatçıları, teknisyenler örnek verilebilir.

6-Doğa Zekası

Doğal kaynaklara ve sağlıklı bir çevreye yoğun ilgisi olan, flora ve faunayı tanıyan, canlı cansız varlıkların ayırımım doğal dünyada yapabilen ve bu alandaki yeteneklerini üretken olarak kullanabilen bireyler bu tür bir zekaya sahiptirler. Hayvanlara karşı çok meraklıdır. Açık havada olmaktan hoşlanır, bu nedenle bahçe işlerim sever. Varlıkları sınıflandırmaya meraklıdır. Farklı bitki ve hayvanlara ilgi duyar. Çevre kirliliğine duyarlıdır. Doğa dergilerini ve belgeselleri takip eder. Doğa olaylarına meraklı olup doğayla baş başa kalmaktan zevk alır. Mevsimlere ve iklim olaylarına karşı çok ilgilidir. Küçük yaşta ortaya çıkar; yaşam boyu etkisini gösterir.

7-Sosyal Zeka

Bir bireyin bir öğretmen, bir terapist ya da bir pazarlamacı gibi çevresindeki insanların duygularım, isteklerim ve ihtiyaçlarım anlama ve ayırt etme ve karşıla­ma kapasitesidir. Sosyal ilişki kurmaktan hoşlanır, doğal bir lider görünümündedir. Problemli olan arkadaşlarına yardım eder, organizasyonların baş elemanıdır. İki ya da üç yakın arkadaşı vardır ve onları sık sık arar. Başkalarım düşünür ve di­ğerleri onu arkadaşlık için arar. Empati yeteneği gelişmiş olup işbirliği yapmak ve işbirliği yaptığı kişilerle paylaşarak onlara öğreterek öğretmekten hoşlanır. Anne ve çocuk ilişkisi ile bireyin hayatinin ilk üç yılında gelişir.

8-İçsel Zeka

Bireyin kendisini tanıması ve kendisi hakkında sahip olduğu bu bilgi ve an­layış ile çevresinde uyumlu davranışlar sergilemesi yeteneğidir. Bağımsız olma eğilimindedir. Güçlü ve zayıf yönlerini tanır, gerçekçi amaçlar oluşturur. Kendini iyi motive eder, kendi basma çalışmayı tercih eder. Hayattaki başarılarından ve başarısızlıklarından ders almayı bitir. Kendine güveni ve kendine saygısı yüksek­tir. Kendi ve diğer insanların farklılığına ilişkin anlayışın gelişmesi ile oluşur; ilk 3 yaş kritiktir.

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :