- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Eğitimi Sevmiyorum

Eğitimi Sevmiyorum sitemize 27 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

Eğitimi Sevmiyorum!
Ahmet Eryılmaz, Eryılmaz Danışmanlık

İnsanlar böyle düşünüyor işte. Söyleyemiyorlar ama… Hiç fark etmiyor; okullarda da aynı, iş yaşamındaki profesyonel eğitimlerde de.


Son yıllara kadar, işletmelere yönelik eğitim boşluğunu akademisyenler doldururmuş. 2-3 yıldır, eğitim kuruluşlarına her gün yeni isimler ekleniyor. Eğitmen profili, geniş bir yelpazede farklılıklar gösteriyor; gelişmelerden habersiz eski uygulamacılardan, salt bilgi aktaran teorisyen genç insanlara kadar. Konular neredeyse şablonla çoğaltılmış gibi. Tamamen denetimsiz bir serbest piyasa ortamı.

Bu eziyet niye?

Katılımcılar genellikle amaç bilincinden yoksun, sürüklenen bir kitle. Tam bir “pasif süje” konumundalar. Eğitimlerin dolgu maddesi gibi. Her biri, güruhun içinde “eğitilen” adı önemsiz bir “personel”. Eğitimlere katılacaklar genellikle nasıl belirlenir biliyor musunuz? Tüm aynı işi yapanlar, ya da tüm aynı unvandakilerin bir araya getirilmesiyle. O zaman ‘bu eziyet niye çekiliyor’ soracaksınız. Çünkü geleneksel anlayışlarda yerleşik gerekçeler vardır: Yapmış olmak, terfi koşulu olarak kullanmak ve en önemlisi kısa yoldan kârlılığı artırmak. Onun için o acımasız Cumartesi-Pazar eğitimleri konulur. Onun için geri dönüşü tam ölçülemeyen kişisel gelişim eğitimleri “soft” diye küçümsenir.

Eğitimcinin görevi

Bu oyunun içinde eğitimcilerin bir tek hedefi vardır: “insanları sıkmamak”. Çünkü her şey, eğitimden sonra doldurulan bir değerlendirme anketinin insafına kalmıştır. Burada müşteri memnuniyetinin kötü bir örneğini görürsünüz. Medyadaki tartışma ile aynı şey işte. ‘Bu kadar avam ve kalitesiz olmak zorunda mısınız’ diye sorulduğunda alınan cevap gibi; “ne yapalım müşteri böyle istiyor”. Gerçekten “müşteri” ne istiyor? Çok haklı ve fakat yanlış anlaşılan istekleri nedir? Önce eğitimlerin yapıldığı ortamların değişmesini istiyorlar. İki şeyden çok bıkmış durumdalar; ruhsuz ve basit seminer salonları ile kimliksiz otel salonları.

Bezgin ezberciler

Çoğumuzun anılarında resmi eğitimin tatsız anıları var. Ezberciliğin getirdiği bezginlik hala içimizde. Devlet eğitimini çağrıştıran her türlü dil, alerjiyle karşılanıyor. Bir anlamda, özel televizyonların fitillediği günlük dil eğitimlerde aranıyor.
Yalnız dil değil, eğitimin bir de “ideolojisi” var. Küçük yaşlardan beri bize öğretilen “iyiler” artık kabul görmüyor. İnsanlar ikna olmayı istiyor; oyunun bir parçası olmayı değil. Onun için her şeyin olduğu gibi anlatılması gerekiyor. Örneğin bir yönetim eğitiminde, katılanlar, dedikodunun neden önlenemediğini ve aslında nasıl başka psikolojik boşlukları doldurduğunu da duymak istiyor. Dedikodunun yapılmaması gerektiğini duymak onlar için bir şey ifade etmiyor.

Söylediklerinize inanın

Eğitimler, bencilliğe hitap edebildiği oranda başarılı görünüyor. Haklılar da… Kendi yaşamlarında kullanamayacakları bir bilgiyi ne yapsınlar? İnsanlar, doğru üslupla ifade edildiğinde eskisinden daha çabuk anlıyor. Kültür düzeyleri, bir kavrama engeli olmaktan çıkmış durumda. Anlamayacaklarını sanıp fazla basitleştirmek artık bir eğitim hatası. Karşıdakini umursadığınız ve eğitmen olarak söylediğinize kendiniz inandığınız zaman, yalnız söz değil, duygu iletişimi de sağlanıyor. Bunlara, eğitimlere katılanların hakları var. Yoksa eğitimi sevmiyorlar!

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :