- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Down Sendromu l

Down Sendromu l sitemize 23 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

DOWN SENDROMU

Dawn Sendromu Ne Demektir?

DS, her 1000 doğumdan 1.3’ünde görülen kromozomlara bağlı (kalıtsal) bir olağan dışı durumdur. Bilinmeyen bir sebepten ötürü, hücre yapısı veya gelişimindeki herhangi bir hata alışılagelmiş 46 kromozomdan ziyade, 47 kromozomluluğa yol açmakta, fazladan gen vücut ve beynin düzenli gelişimini azar azar değiştirmektedir.

Bu çocuklar, farklı olmaktan ziyade, türüne özgü biçimde bir gelişim sergileyen çocuklara benzerler. Ayrıca, bedensel gelişimleri sırasında toplam nüfusun içinde kişilik, zekâ, öğrenme şekli, dış görünüş, kurallara uyma, espri yeteneği, acıma duygusu, diğer bireylerle kafaca uyum ve davranış biçimi (tavırlar) bakımından büyük bir fark bulunduğunu da göreceksiniz.

Down Sendromu’na Neden Olan Etmenler

Down Sendromu dünyadaki bütün ülkelerde ve çeşitli sosyal ve ekonomik düzeydeki topluluklarda görülebilmektedir. Down Sendromlu bireyler zihinsel özürlüler grubu içinde en büyük bölümü oluşturmaktadır. Down Sendromuna neden olan etmenler hakkında kesin olarak belirlenmiş görüşler olmamakla beraber, viral enfeksiyonlar, hormonal bozukluklar, röntgen ışınları, yoğun ilaç kullanımı, genetik yatkınlık gibi etmenlerin olabileceği düşünülmektedir.

Bunlardan başka anne yaşı, Down Sendromuna neden olan en yaygın etmen olarak kabul edilmektedir. Anne yaşı ilerledikçe, başka bir deyişle kromozom yapılarında deformasyonlar arttıkça, Down Sendromlu çocuğa sahip olma riski artmaktadır. 35 yaş ve üstü anneler daha yüksek oranda Down Sendromlu bebek sahibi olma riski ile karşı karşıdırlar. Yaş ilerledikçe Down Sendromlu bebeğin doğma oranı artmaktadır. 30 yaşın altında da Down Sendromlu çocuğa sahip anneler olabilmektedir. 18 yaşın altındaki çok genç annelerin de Down Sendromlu bebeğe sahip olma oranı yüksektir. Ancak unutulmamalıdır ki, Down Sendromuna neden olan tek etmen anne yaşı değildir, diğer faktörler de etken olabilmektedir.

Down Sendromu’nun Belirtileri Nelerdir?

DS’lu çocuklar, birbirlerine benzemekten ziyade, ailelerine benzerler. Duygu ve davranışlarında kusursuz, oyun ve yaramazlıkta ise yaratıcı ve hayal gücü yüksek olup, ihtiyaç duyulan değişik düzeylerdeki gelir ve barınma imkânları içinde, kendi ayakları üzerinde duracak şekilde yetişirler.

Down Sendromlu çocukların tipik bir yüz görünümü vardır. Yüz yuvarlak ve basık, gözler çekik, göz iç köşesinde küçük bir deri kıvrımı bulunur, göz kapaklarında kıvrım mevcuttur. Gözler birbirinden ayrık durur. Burun kökü basık, burun kalkıktır. Şaşılık görülebilir. Özellikle bebeklerde ağız küçük ve dil dışarıdadır. Bu nedenle salya akar ve ağız kenarında çatlaklar oluşur. Kulaklar aşağıda ve kulak yolu dardır. Baş basık, saç, kaş, kirpikler seyrektir. Boyun kısa ve geniştir. Gövde kısa ve geniş, karın geniştir. Kol ve bacaklar genellikle gevşektir. El ve ayak parmakları kısa ve künttür. Avuç içi çizgisi (Simian Çizgisi) avucu baştanbaşa geçer. Bu çocuklarda kalpte anotomik bozukluklar görülür. Ayrıca, hipotiroidi ve bağışıklık sisteminin zayıf olması nedeniyle enfeksiyon hastalıkları da sık görülür. Down Sendromlu çocuklarda hafiften ağıra kadar giden zihinsel ve gelişme geriliği olur.

 

Rahatsızlığın Başka Çeşitleri Var mıdır?

Down Sendromu’nun belli başlı 3 çeşidi vardır. Bebeğinizde muhtemelen, ya Tisonomy 21-kromozomların 21. çiftinde görülen, yumurta, ve sperm gelişimi veya döllenme (fertilizasyon) sırasında vuku bulan bir hücre anormalliğinden kaynaklanan fazlalık vardır.

Ya da %4 kadarı (fazladan olan 21. kromozomun parçalanıp, diğerine yapıştığı Franslokasyon’a yakalanmıştır.

Yaklaşık %1’inde ise, sadece bazı hücrelerde kromozom fazlalığının (Trisonomy 21) bulunduğu mozaik bir durum. (Mosaicism) görülür. DS rahatsızlığı olanların % 35’inde Trisonomy 21 vardır.

Down Sendromlu Çocukların Ailelerine Sağlıkları ile İlgili Öneriler

Yenidoğan Dönemi

       Down Sendromu’ndan şüphelenildiğinde detaylı fizik ve nörolojik muayene ile kromozom analizi yapılarak tanı konulmalı. Genetik danışmanlık alınmalı.

       İlgili derneklerin ve yardım kurumları öğrenilmeli

Erken Bebeklik Dönemi

       Sindirim sistemi, kalp ve dolaşım sistemi ve kan muayenesi yapılmalı

       Göz muayenesi yapılmalı ve gereken tedbirler alınmalı

       Troid fonksiyonları incelenmeli

       Motor gelişimin desteklenmesi için yardım alınmalı

       Çevresi aktif tutulup gelişimi için eğitimcilere başvurulmalı

       Anne sütü ile beslenmeli, diğer besinlere normal zamanında geçilmeli.

Bebeklik Dönemi

       Beslenme ve aşıları düzenlenmeli

       Göz (göz kanalı, göz kapakları, şaşılık, kırma kusurları vb.) ile  dış kulak ve işitme muayenesi yapılmalı, mümkünse düzenli çocuk hekimi muayenesi yapılmalı

Çocukluk Dönemi

       Çocuk doktorlarından danışmanlık alma ile ortopedik muayene yapılmalı

       Göz , dış kulak ve işitme muayenesi ile diş muayenesi ve bakımı yapılmalı

       Grip, hepatit gibi aşılar yapılmalı

       Yıllık troid testleri yapılmalı

       Konuşma ve dil gelişimi için yardım alınmalı, motor gelişim desteklenmeli.

Çocukluk Ergenlik Dönemi

       Boy ve ağırlık gelişimi yakından izlenmeli, kilo alımı halinde doktora danışılmalı, ortopedik muayene ihmal edilmemeli,

       Aile, gereksiz beslenme yerine yeterli ve dengeli beslenmeyi  sağlamalı

       Yıllık troid testleri ve işitme kontrolleri yapılmalı

       Diş bakımı ve destek düzeltici tedavi yapılmalı

       Tonsillit (bademcik iltihabı), obesite, solunum yollarının dar olması nedeni ile uykuda solunum düzensizlikleri olabileceği unutulmamalı

       Davranış bozuklukları konusunda dikkatli olunmalı, yardım alınmalı.

Sonraki Yaşlar

       İşitme iki yılda bir, görme iki yılda bir, Troid fonksiyonları her yıl kontrol edilmeli

 Down Sendrom’lu Çocukların Ailelerine Eğitimleri İle İlgili Öneriler

  • Erken tanı, beraberinde erken eğitimi getirir. Yeterli destek verildiğinde, her Down Senromlu çocuk öğrenebilir, gelişebilir ve büyüyebilir.
  • Down Sendrom’lu çocukların ihtiyaçları diğer çocukların ihtiyaçlarından farklı değildir. Onlar da anne, baba ve kardeşleriyle birlikte olmaktan mutluluk duyarlar. Çevrelerini keşfetmek, oynamak, öğrenmek, gülmek isterler.
  • Aşırı derecede korumacı olunmamalıdır. Aksi halde çocuğa hiçbir iş yapma olanağı verilmez. Bu nedenle çocuk ,yapabileceği hizmetleri yaparak öğrenme ve gelişme olanağından yoksun kalmış olur.
  • Aşırı derecede ihmal edilmemelidir. Bu hallerde çocuğun gelişmesi gerekli şartlar hazırlanmalı. Çocuğun kendisini daha iyi ifade edebilmesi ve algılamasını kolaylaştırabilmek için çocuk şarkıları, kafiyeler, resimli kitaplar ve basit oyuncak materyalleri çok önem taşımaktadır. Fakat doğru bir seçim şarttır. Örneğin seçilen bir kitabın içinde yer alan resim ya da fotoğrafların tanınması ya da gündelik işlerde kullanılan türden olması daha iyi sonuç verecektir.
  • Kabul edilmeli ve gelişimi için gerekli sevgi ve şefkat tüm gelişimini etkileyebilir. Sevgi ve şefkat çocuğun gelişimini en üst düzeye çıkartacaktır.
  • Beraber oynanan oyunlar oynanmalı. Oyun tüm çocukların gelişmesi için önemlidir. Çocuk oyunları, tekerlemeler ve şarkılar anne ve çocuğa keyif  verir. Çevre ile kurulan ilişkiler ise konuşma ve sosyal gelişmeyi destekleyerek, çocuğa, kendisine uygun olana katılma imkanı sağlar.
  • Hareket kabiliyetlerini arttıracak ve tecrübe kazandırabilecek oyuncak madde ve materyalleri temin edilmeli. Oyunda önemli bir diğer nokta ise başka çocukların da bulunmasıdır. Çevrenizde çocuğunuza  birlikte oynayabileceği arkadaşlar arayın. Bunlar engelli olmayan çocuklar olabilir. Göreceksiniz bu çocuğunuzun çok hoşuna gidecektir.
  • Çocuk beceriksiz olarak değerlendirilmemelidir. Bir şey yapmaya teşebbüs ettiğinde sen onu yapamazsın gibi uyarılar,çocuğun kendine olan güvenini sarsacaktır.
  • Yeteneklerinin sınırlı olduğu unutulmamalı,yeteneğinin üstünde bir şey istenmemelidir. Bu durumda çocuk ,başarısızlıkla karşı karşıya kalacak ve böylece kendine olan güveni kaybolacaktır.
  • Çocuk inkar edilmemelidir. Çocuğun sahip olduğu düzey inkar edilmemeli ,bunun bir gerçeklik olduğu kabul edilmelidir. Ancak bu durumda çocuğa yardımcı olunabilir ve böylece çocuğun gelişiminin sağlanmasıyla
  • Bu düzeydeki çocuklar gizlenmemelidir .Zihinsel,duygusal ve sosyal gelişimlerin yaşayarak öğrenme yoluyla gelişebileceği akıldan çıkarılmamalı ve bu gelişimin sağlanabilmesi için gizlenmesi yerine toplum içine çıkarılarak sosyal ilişkiler kurması sağlanmalıdır .Bir utanç kaynağı olarak görülmemeli,akranlarıyla ilişkiler kurmasının önüne geçilmemelidir.
  • Karşılaştırma yapılmamalıdır. Normal çocuklarla kıyaslama yapılmamalıdır.
  • Ailede geçimsizlik nedeni olmamalıdır .Anne- baba birbirini suçlamaktansa çocuğun eğitimi konusunda neler yapabileceklerini araştırmalı ve bu konuda var olan olanakları kullanmak üzere harekete geçmelidir.
  • Çocuğun eğitiminde sabır ve hoşgörü gösterilmelidir. Aksi halde çocuğun var olan ilgi , istek ve yeteneği köreltilmiş olacaktır.
  • Çocuğun öğretmeni ile sıkı diyalog kurulmalıdır.
  • Çocuğun basit komutlara alışması için evde çeşitli egzersizler yapılmalıdır. Bardağı getir , koltuğa otur , git – gel gibi .
  • Çocuk için gerekli ise fizyoterapi alması sağlanmalı. Uygulanan fizyoterapi özel bazı zorlukları azaltabilir ve hareket gelişimini hızlandırabilir.

Unutmayalım ki;

Ülkedeki DS’lu binlerce genç, hayatlarını şöhretsiz ve yaygarasız bir biçimde yaşamaya devam ederken, yaşadıkları toplumu sadece içinde bulunmakla değişikliğe uğratıp, başkalaştırıyorlar. Hayalleri ve amaçlarına ulaşacak kararlılıkları var. Çevre okullarda, yaşıtları ile aynı sınıflarda öğrenim görürler. Genç ve yetişkin olanları farklı ve anlamlı işlere girerken, ev geçindirebilir, içinde yaşadıkları topluluğa katkıda bulunabilirler.

DS’lu gençler, hayal bile edilemeyecek alanlarda üstün başarılar sergileyebildiklerini ispat etmişlerdir. DS’lu iki genç adam, kitap yazmış ve sinema filmi çekmişlerdir.

Yararlanılabilecek Siteler

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :