- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Dikkat Yoğunlaştırıcı Oyunların Yaratıcı Drama Yoluyla Öğretimi

Dikkat Yoğunlaştırıcı Oyunların Yaratıcı Drama Yoluyla Öğretimi sitemize 26 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

Altındağ RAM

Dikkat Yoğunlaştırıcı Oyunların Yaratıcı Drama Yoluyla Öğretimi

Mahiye MORGÜL

 

 

16 Haziran 2003

 

  1. Isınma, çalışmaya hazırlık:

Önce ellerimizi (oturduğumuz yerde) dizlerimize vurarak bedenimizdeki etkilenmeleri gözlemledik. Vücudumuz dikleşti, omurlarımızın etrafındaki kasları ve karın kaslarımızı hissettik. Ayağa kalkarak sağ ayakla 1’den 10’a kadar sayıları havada çizdik, sonra aynı hareketi sol ayağımızla yaptık. Daha sonra başımızla ve omuzlarımızla sayı çizmeye devam ettik. Her çalışmanın sonunda nefes alarak rahatladık.

 

  1. Oyun:
  2. İkili eşleşerek gözlere, bakışlara, gülüşe, giysilere, takılara vb.

ayrıntılara dikkat ederek eşimizi gözlemledik. Sonra gruba dönerek, eşimizde gördüklerimizi anlattık.

Paylaşım: * Bu çalışmada en dikkatli olan kimdi?

* İkinci derecede dikkati yoğun olan kimdi?

* Üçüncü derecede dikkati yoğun olan kimdi?

 

  1. Ellerimizi dizlerimize vurarak, iki vuruşta adımızı söyledik. Bütün grup

aynı şekilde adını söyledi. Sonra grup olarak, her birimizin adını sırayla söyledik. Böylece, adını ritimle söyleme sıkıntısı varsa, grup dinamiğinden hız olarak bu aşılabilir. Dramanın en temel amaçlarından biri, grup dinamiğinden hız alarak etkinlikte bulunmaktır.

 

  1. Yüz kaslarımızı gevşetmek için ağız, dudak, ve yanaklarla çalışmalar

yaptık. Grup halka şeklinde, birbirinin sırtında hamur yoğurma oyunuyla gevşeme çalışması yapıldı.

 

  1. Halka olarak ayakta durduk. Lider ortada, elini uzattığı kişi adını

söyledi. Sonra iki kişiye aynı anda elini uzattı, aynı anda isimler             söylendi. Odak, bir kişi oldu, diğerleri sırayla  isimlerini söyledi. (dikkat        yoğunluğu  oluştu)

 

  1. ‘Konsere gittim’ oyunu oynandı. Önce sözle ile söylendi, göz göze

bakışarak ‘konsere gittim’, ‘kiminle?’, ‘Gonca ile’, ‘benimle olmaz’,      ‘kiminle?’, ‘Feray’la’ (aynı şekilde devam ediliyor)

İkinci olarak, söze yalnızca el çırpılarak, ritim tutma da eklendi.

Üçüncü olarak, sözsüz, yalnızca el çırpılarak oyun oynandı.

 

  1. Söz kullanılmadan, ritim ve beden dili kullanarak göz göze bakışarak

ikili  sohbet edildi. (Bir kişi başlattı, halka halinde kişiden kişiye geçti.)

 

  1. ‘Akşama ne yiyoruz?’ oyunu oynandı. Halka olunur. Ebe halkanın dışında

dolaşır. İki kişinin arasına girerek ‘akşama ne yiyoruz?’ diye sorar. İki yemekten birini seçerek söyler,  adı söylenen ve  ebe halkanın dışından ters yönlere doğru hızla koşarak, halkada boşalan yeri kapmaya çalışırlar, kapamayan ebe olur.

Bu oyun örneğin Türkçe dersinde iki kişinin arasına girerek ‘noktalama işaretleri’ denenerek sürdürülebilir. Her ders için değişik kural konarak, derste öğretim sürdürülebilir.

 

  1. ‘Nesi var?’ oyununun her derste, dersin özelliğine göre (müfredata

uygun olarak) oynanabileceği belirtildi.

 

  1. i) Bilinmesi istenen bilgiye ait özellikler birer sözcükle tahtaya yazılır.

Örn: Mısır / Patates / Kabak / Fındık / Vagon / Otomotiv /Marmara

(Yanıt: Adapazarı)

Öğrenciler, sırayla kalkarak bu sözcükleri baş harflerine göre alfabetik sıraya dizerek okumaya çalışırlar. Sıralamada hata yapan oturur, diğeri baştan alarak dener.

  • Tahtadaki sözcüklerin bulmaca karelerine yerleştirilmesi istenir.
  • Tahtadaki sözcükler silinir. Öğrencilerden biri, ‘Adapazarı’na gittim, … aldım’ diye bir tümce kurar. Diğeri, buna bir sözcük daha ekler, ilk tümce ile beraber, iki tümceyi oluşturarak söyler. Üçüncü kişi ilk iki tümceyi tekrar eder, üçüncü bir sözcüğün yer aldığı bir tümce kurar, dördüncü ilk üç tümceyi tekrar eder… (devam eder). Sonunda , tüm sözcüklerin yer aldığı, bağlaçların kullanılmadığı en uzun tümceyi kurmaya çalışmaları istenir.
  • Tahtadaki sözcüklerden tekerlemeler oluşturulur. İkişerli ya da üçerli grup olarak oluşturdukları tekerlemeler ile sayışırlar.
  • Tahtadaki sözcüklere birer beden hareketi ekleyerek, halka halinde, sırayla söylenir. Önce bir kişi sözcük ve hareketi yapar, grup tekrar eder, ikinci kişi kendi sözcük ve hareketini yapar, grup önce birinciyi, sonra ikinciyi tekrar eder, üçüncü kişi kendi sözcük ve hareketini yapar, grup birinci, ikinci ve üçüncü kişileri sırasıyla tekrar eder, bu çalışma son üyeye kadar devam eder.

 

17 Haziran 2003

 

 

  1. Omurlarla ilgili ısınma. Sandalyede ayak parmağından, bacaklar, kalçalar, bel, omuzlar çalıştırılır.

 

  1. Düşsel balonla yumuşak baş hareketleri, başla ismini tavana yazma.

 

  1. Uzakdoğu sporu. Dengeyi bir bacağın üzerinde toplama.

 

  1. İsimlerle tanışma. (Çatlak-Patlak, Tuz- Buz) Önce kendi ismin, daha sonra yanındakinin ismini söyleme. Sola sağa yürütme. Tuz-Buz: Önce kendi ismin, sonra karışık başka bir ismi söyleme.

 

  1. Grup daire şeklini aldı ve ortaya biri geçti.
  2. Ortada yer alan kişinin eliyle gösterdiği daire içerisindeki kişiler isimlerini söylediler.
  3. Rondo: Tek elle bir kişi sürekli gösterilir ve o ismini söylerken, diğer eliyle bir başkasını gösterir. O kişi de ismini söyler. (Diğer kişi sürekli değişir)
  4. Çift sesli: İki elle aynı anda kişiler gösterilir ve aynı anda isimler söylenir.
  5. Dem tutma: Aynı anda iki isim söylenirken, biri sürekli ismini söyler.

 

  1. Daire içerisinde iki kişi yer alır. Diğerleri gözlerini kapar. Ebeler seçtikleri iki kişinin omuzlarına aynı anda üç kere dokunurlar. O kişiler aynı anda kendilerinin belirlediği herhangi bir sözcüğü söyler. Grup gözlerini açar ve çıkan sesten o kişilerin kimler olduğunu bulmaya çalışırlar.
  2. İki ebe, bu sefer daire içerisinde, önce iki kişinin yerini değiştirir. Ondan sonra bu kişilerin omuzlarına aynı anda üç kere dokunarak ses vermelerini sağlarlar.
  3. İki kişi dairenin ortasına getirilir. Yüzyüze dururlarken ses çıkartılır.

Dem tutma: Doğanın içinde temel ritimlerdir, desendeki dokudur. Diğerleri, renkler, figürlerdir. Sürekliliği vardır. Dünyanın sürekli dönmesi, nehrin akışı,… Ritim evrenin temelidir. Dem, akan bir su, akışın devamı. Ritmin Yunancadaki karşılığı akıştır.

 

  1. Altışar kişilik üç grup var. Birinci grubun isimlerini elle bedene vurarak ritmik olarak herkes söyler. Koro yapılır. İkinci kişinin ismini söyledikten sonra diğer grup girer. (Birinci grubun isimlerini diğer gruplar koro yapar) Altı kişilik bir grubu ikiye bölme. Bu üçlü iki grup koro yapar, diğer altı kişilik grup da, ikiye bölünür. Onlar da koro yapar. Altı kişilik grup, ikişerli yapılır. İlk dört kişi, koro yapar, iki kişi dikkatini verecek. Sayı azaltılarak dikkat yoğunlaştırılıyor.

İki kişi ayağa kaldırılır. İki kişi birer birer koro yapacak. Ayağa kalkma, ‘ben buradayım’, ‘toplumdayım’, anlamına da gelir. Şimdi bunu daha üst bir seviyeye nasıl taşıyabiliriz?

  1. El desteğini çekelim. (Ritmi içime aldım, oto kontrolüm arttı)
  2. İsimlere ayna, yansıtma yapılacak. Grubun isimleri, başa dönmeyecek, bu sefer geriden başa isimler dönecek. Bu, aynı zamanda bellek çalışmasıdır. Ayna tekniği.
  3. Bir grup isimleri söylerken, başladığı noktanın diğer tersinden, diğer grup başlar. Tersli teknik.

 

Çocuklar görsel materyallerle çalışmayı severler. Sembollerden öykü oluşturuyoruz. ‘Ne görüyoruz?’ öykülenir ve sonra ayağa kalkıp bunu seslerle hareketle tekrar oynanır.

 

Merdivenden çıkma, havuza atlama, yüzme, çıkma, silkelenme, gerinme, güneşlenme, öyküye ayna tekniği uygulanır.

Üç grup oluşturulur. Bir grup bir hareketi dem tutar. Diğerleri öyküyü tamamlar. Temel ses, su sesi. Havuzdaki su sesi, kulaç atma, bu nedenle dem tutturuldu.

 

(Merdiven, kaydırak, deniz, merdiven, silkelenme, güneş resimleri çizilecek.)

 

Biz avcıyız, herkes kendine özgü hareket eder. Çöpün üzerinde bir karıncayız. Sudayız, çırpınıyoruz. Bir güvercin havada uçarken, çöp bulup, karıncaya atar. Karınca çöpe çıkar ve sahile çıkar. Güvercine bakar ve teşekkür eder. Ona gerekirse yardım edeceği sözünü verir. Güvercin ona kibirle bakıp onu küçümser. Zaman geçer. Avcımız güvercine yönelir. Karıncamız olayı görür. Avcının ayağının ısırır.  Bu sırada güvercin kaçar. Karınca ve avcı için eşleşilir. (Son hareket) Karınca avcının ayağını ısırır.

 

 

Oyunda çıkan sesleri hatırlayalım.

  • Su sesi: şıpır şıpır
  • Güvercinin kanat çırpışı: pır pır pır
  • Çöpün suya düşüşü: şılp, şılp
  • Rahatlama sesi: oooohhhh
  • Çöple suda yüzerek kıyıya ulaşma: ah, ah, ah
  • Yardıma karşılık sevinç sesi: hah, hah
  • Avcının ayak sesi: gırç, gırç
  • Karıncanın ısırma sesi: hart
  • Avcının bağırma sesi: aaaaaaaaaahhhhhh

(Su sesine dem tutuldu)

 

Bir grup sesleri arka arkaya söylerken hareketleri yapar. Yukarıda yapılanları, öyküyü resimle anlatabiliriz. Her sese bir sembol verebiliriz.

 

(Karıncanın suda çırpınması, güvercinin çöp atması, karıncanın çöpü yakalaması, karıncanın sevinmesi, kibirli güvercinin uzaklaşması, avcının güvercine yönelmesi, karıncanın avcının ayağını ısırması, avcının acı içinde bağırması, kare kare resmedilir.)

 

Çalgılarla, eşyalarla, bu sesler çıkarılabilir. Kanon, dem tutturabiliriz. Bu öyküde sizi üzen nedir? (Güvercinin karıncayı küçümsemesi, karıncanın çırpınışı)

 

Güvercin, sıcak sandalyeye oturtuldu. Güvercine sorular soruldu.

-Neden karıncaya öyle küçümseyerek baktın?

-O sıkıntıya ben hiç düşmem diye kendime güvendim.

-Bu kadar küçük görüyordun da neden yardım ettin?

-İçimden geldi.

-Küçük güvercinlerin büyük gururları olur, buna katılıyor musun?

-Evet.

-Öykü devam etseydi ona tekrar yardım edip küçümser miydin?

-Hayır.

Bu noktadan sonra öykü değişmektedir. Öykünün devamı, çocuklara yazdırılabilir.

Siz bu durumu, kibirli güvercinin kibirli olmasına rağmen yardım da edebildiğini yaşamda ne ile örtüştürebilirsiniz?

Bunu gerçek yaşama aktarma, rolün ikinci boyutudur. Kibirli bir insanın kendi egosunu tatmin etmek için yardım etmesi doğru mu? Yardımda bulunan sosyal kuruluşlar.

 

Burada başkasının gözüyle bakmayı deneyelim. Karınca sıcak sandalyeye oturtulur.

-Güvercini görünce ne hissettin?

-Sevindim.

-Kurtuluşun dışında güvercin seni yiyemez miydi?

-Zaten ölmek üzereydim.

-Güvercinin iyiliği karşısında neler hissettin?

-Teşekkür ettim, minnettar oldum.

-Soru sorarken dikkatiniz nasıldı? (Sıcak sandalye tekniğinde) Bu öyküyü kim kaleme aldı? Dilin zenginleştirilmesi için, öyküyü karıncanın, güvercinin ya da avcının gözüyle anlatın.

 

 

18 Haziran 2003

 

  1. Bahçe oyunlarını, çocukluk oyunlarını sınıf ortamına taşıma.

Hedef: Oyunları gözlemek.

* Kutu kutu pense

Dikkati uyanık tutma. Benim adım ne zaman gelecek?

*Annem babam tulumbadan su çeker.

İkili, dörtlü, altılı eşlerle oynandı. Bu oyundan dağlarla ilgili coğrafya dersine geçiş. Volkanik Süphan, Uludağ, Ağrı dağı örnekleri yapıldı. Bu tablo sizce niye anlatıyor. Burada ne var?

*Horon

Nare nare hey nare hey nare

Nare esvap yıkıyor hey nare

Suyu teşten akıyor hey nare

Narenin güzelliği hey nare

Yüreğimi yakıyor hey nare

(Nakarat)

 

Oyunlaştırma:

Sis dağının başına horona bak horona

Özden arkadaşı da istiyoruz horona

Daire içinde iki adım sağa bir adım sola gidilerek horon çekilir.

 

Vurun vurun kıralım. (Ayaklar yere vurularak oynanır)

Tahtaları kıralım.

Gül bahar mektebini yeniden yaptıralım.

 

 

  1. Fen Bilgisi Dersi: Maddenin üç hali: katı, sıvı, gaz.

Gaz:Alanda yürüme. Çarptığın yerden dönme kuralı var. Moleküller düz gider, her biri gaz molekülleridir.

Sıvı: Gaz moleküllerinden sıvı moleküllerine geçerler. Dağınık yürürler. Birinden koptuğu andan diğerine tutunurlar. Elle kopma, diğerine tutunma. Akma özelliği, hareket halinde olmaktan ve kopmamaktan geliyor.

Katı: Merkezde birleşme, titreme özelliği var. Horon çekme gibi. Halk oyunlarımızı maddenin hallerine benzetme. Zeybek, gaz, Karadeniz, katı. Yaratıcılığın temeli doğadadır.

 

  1. Sayıları duygu tonlarıyla söyleme. (Yoklama bu şekilde vokalle de yapılabilir) Avucumda bir sinek var. Sineğin sesini verin. Yukarı çıkan ses incelir. Aşağı inen ses kalınlaşır. Doğa da böyledir. Dağların aşağısı kalın, üstü ince. Ağacın aşağısı kalın, üstü ince. Aynı doğrultudaki ses, aynı titreşimde ses verir.

 

  1. Atatürk resmine bakıyoruz. Liderin resmine bakan kişi, ona söylediği

sözleri gruba aktarır.

İzindeyim ve bu bana aydınlık veriyor.

Yaşadığım sürece ilke ve inkilaplarından vazgeçmeyeceğim.

Paşam gülümsüyor, toplumsal görev üstlendim, bunu elimden geldiğince yapmaya çalışıyorum.

İç sesimizi dışarı verdik.

 

Ey Türk Gençliği’nin ilk tümcesini yere bakarak söyleme. İkinci denemede beraberlik sağlandı.

-Şimdi baş yukarıda el karşıda aynaya bakıyorsunuz. Ayna göz hizasında. Bu duruşu koruyarak, el aşağıya indi. Bu duruş doğru duruştur. Onurlu duruştur. Aynada baktığımız yer, başkalarının da size bakmasını istediğiniz yerdir. Tekrar Türk Gençliği’nin ilk tümcesi, bu şekilde söylendi.

Aynı tümceyi fısıltıyla söyleme. Bakışınız ayna hizasından kitleye bakıyorsunuz.  İçimizdeki pozitif enerjiyi karşıya veriyoruz.

 

-Aynaya bakıyorsun en güzel bakışla bakıyorsun kendine

-Daha büyük kitlelere ulaştırmaya çalışıyoruz sesimizi.

-Biraz daha kuvvetli

-Fısıltıyla

-Sır söylüyormuşuz gibi

-Ezbere bir şiiri bu şekilde, duruşla okuma.

Şiirde ses konuşma sesinden çıkar. Fonetik sanatlar, şiirin karakteri, teması ses rengimizi veriyor. Bazı şarkılar kırmızıdır, yeşildir…

 

  1. Ses tonunun bize çağrıştırdığı durum. Ses hayalimizde bize imge, tablo

getirmesi lazım. Ağlama sesi, yüzlerce ağlama sesi. Bir durum çağrıştırıyor. Dramanın kökü, durumdur. Drama bir durumun öyleymiş gibi canlandırılmasıdır. (Tamer Levent)

 

Çalgı sesleri de bir durumu bize çağrıştırabilir.

(Gözler kapalı) Bendirin içinde boncuklar (okyanus davulu). Dalganın kıyıya vurup, geri dönüşü, çakıl taşlarının sesi, okyanus dalgalarının sesi, öykü içinde efekt sesi olarak kullanılabilir.

 

(Yağmur kaktüsü) kaktüsten yapılmış bir çalgı. Doğadaki yaprakların sesi, su sesi, karınca, çekirge sesi, ormandaki canlıların, rüzgarın sesi.

Seslerle öykü oluşturma yapılabilir.

 

Marinba(çalgı) Uzakdoğu, ince bir kadın sesi, Roma döneminde kölelerin yaptığı müzik, uzaklaşan adımlar.

Kendinizi suyun altında düşünün; suyun altındasınız, balina geldi, kaçtın…

 

Endonezya’dan bir çalgı(tıkırık) Ağaçkakan, çekirge sesi.

Sesle devinim örtüşmektedir. Bu ses nereden, kaynağı nedir. Çalgı düşsel ortam yaratmak için. Kapıdaki süs eşyası, çalgısı

Çalgıları verip bunlardan neler çıkarılabileceği denenebilir.

Elinizdeki çalgıyı bize tanıtın.

 

  1. Altı kişi, üç çalgının çağrıştırdığı sesleri öyküleştirip canlandırıyor. Eş

zamanlı ses çalışması. Ellerindeki çalgıların çıkardıkları seslerin düşsel çağrışımlarından öykü oluşturma.

Üç grup oluşturuldu. Birinci gruba, (3 kişi ve 3 çalgı) az kişi olduğu için öyküyü anlatıp çalgıları kullanma yönergesi verildi. Arada öyküyü kesip ses verilecek. Canlardırma yok.

İzleyiciler gözlerini kapatıp tekrar öykülerdeki çalgılar kullanılacak. Biz o öyküyü gözümüzde canlandırabilecek miyiz?

 

Resim karelerine bakarak, dünkü karınca ve güvercin öykümüzü hatırladık. Çalgıları kullanarak bu öyküdeki sesleri canlandıralım. Çalgılardakı tınılar kullanılaak öykü tekrarcanlandırıldı.

Biri resim karelerini gösterirken o çalgı ses veriyor, kareden elini çekince ses kesilir (kural)

Öykünün seslerinden bir müzik bestelemiş olduk. Bu şekilde dem tutabiliriz, rondo yapabiliriz.

Öyküyü kısa cümlelerle anlatarak sesleri verme. Bir cümle ve bir ses verildi. (Kural)

Söz anlatımını dışarda bırakıp, bu seslerle rondo yapıyoruz (Kural)

 

  1. Ayakta yarım daire. Elele tutuşma.

Büyükçe bir dalgasınız. Gözler kapalı. Duyduğunuz sesle birlikte dalga olmaya başlayın. Dalga küçük küçük, yumuşak şekilde kıyıya vuruyor. Dalga yavaş yavaş büyüyor.

Grubun akordunu dalga sesiyle (çalgı) yaptık.

Kendi sesimizle dalga sesi yaptık. Nefes, omurları açmada bu çalışmada hedef oldu. Düşsel ortamımız deniz oldu. Bir karetta yavrusu deniz kıyısında. Anne karetta yavrulamak için Akdenize doğru gelir. Ayaklarınızla ilerliyorsunuz. Büyük dalgalar. Akdenize girdiniz, daha küçük dalgalar, Mersin’e doğru ilerliyorsunuz. Denizden yumuşak yumuşak sesler duyuluyor. Kumsala yanaştı, sahile çıktı, kumda ilerliyor. Çukur açmaya başladı. Duyduğu en ufak seste kabuğuna çekiliyordu. Sessizliği tekrar farkedince güvenle çukurunu açmaya devam etti. Çukurun üzerine kapandı, kimse zarar vermesin diye. Tekrar açmaya devam etti.  Çukuru açtığına kanat getirdiğinde, karnı çukurun üzerindeydi. Bir ıkınmada 8-9 yumurta bıraktı. Toplam 80 yumurta bırakır. Son kez yumurtalarını bıraktın sonra çukurun üzerini örttü. Sonra da usulca denize doğru gitti. Akdenizden uzaklaştı. Okyanusa geldi, derin sularda balinalar gördü.

Mutlu, korkmadan, Meksika’ya döndü. 3.5 hafta sonra Taşucu sahilindeyiz. Ne oldu? Sırayla söylendi. Dramatik olan yakalanıyor.

Kuşlar yumurtaları yedi.

Otel ışıkları onları şaşırttı. Denize ulaşamadılar.

Kurtulamayanların yaşadığı neydi?

Deniz kirlendiği için denize ulaşanlar yaşayamadı.

Dilediğimiz bir tanesini alıp canlandırabiliriz.

Köpekler yumurtalara, taze etlere saldırıp yiyorlar. Çevredeki çocuklar görenler yumurtaları kurtarmaya çalışınca köpeklerin saldırılarına uğrarlar. Kurtarılan yumurtaları, yavruyu denize bırakırlar. Herkes karettasına dilekte bulundu. Grup tekrarladı. (Final) Yansıtma.

Bu canlandırıldı. Çalgılar kullanıldı. Köpek sesi, çalgıyla verildi.

 

 

 

 

 

 

19 Haziran 2003

 

  1. Dairede, lider tespit ettiği, göz teması kurduğu kişiye doru yürür. Onun yerini alırken diğeri devam eder. Görerek iletişim kurma.

 

  1. Sağ eller yukarıda, kuklacı kuklanın iplerini kontrol ediyor. Diğer eli de kaldırıyor. İpleri indiriyor, kaldırıyor. Omuzdan düşürdü, çekti. Tekrar. Omuzdan yukarı çekiyor, düşürüyor. Başın tam tepesindeki ipi çekip bırakıyor. Sırtının ortasındaki ipi, dizlerindeki ipi gevşetti, Hepsini birden çekti. Belindeki ipi gevşetti. Hepsini bıraktı. Ayağının ipini çekti. (Yerden kaldırarak devam eder) Ayakta yine sağ ve sol parmakları tek tek çekti. Tüm ipleri yukarıya yukarıya çekti.

Amaç: bedendeki enerjiyi kanallarını açmak.

 

  1. Ben bir kişi seçtim. Ağızınla saat sesi yap. Saat kavramını ellerle verme. 12.00’yi gösterme gibi.

Sarkaçlı saat (ötme)

Tik tak tiktak, diye çalıyor

Git bak git bak kim kovalıyor.

Ellerle, başla, omuzla, ayakla, sırtını, dizlerini, belle,

Gözlerle

Daire içine gelerek bir kişi yaparken diğerleri onunla tekrarlar. Çemberdekiler sırayla komut verir. Aayğını kullan. Başanı kullan gibi)

 

  1. Türkçesi (baş parmağım)

Sizukano, kanenome

Macino sorani

Yumeno yooni, takaku hikuku

Gon gon gon /2

  1. Bedensel devinimle ikili canlandırıldı
  2. Kanon yapıldı.

 

  1. Dört kişi yan yana sandalyede oturdu. Lider başını dokunduğu kişi ismini söyledi. Bir cümle söylendi. “Bugün güzel bir gün, çünkü drama çalışıyoruz” cümlesini beraber söylediler, uyum yakalandı. Grup gözlerini kapadı ve lider dört kişiden birinin başına dokunduğunda o cümleyi söyledi. Grup kim olduğunu tahmin etti. İki kişinin başına dokundu. İkisi bir söyledi. Grup ikisinin kim olduğunu sesinden tanıyarak bulmaya çalıştı.

Ekleme, çıkarma tekniği: Bir kişi, iki kişi, bir kişinin sırayla başına dokunma, sonra tahmin etme.

Cümlenin bulunduğu yerde yarıda başkasına dokunma. Diğeri kaldığı yerden devam eder. Diğeri cümlesine de devam der. Dört kişiyi de katar lider. Grup daha sonra sırayla kimlerin olduğunu bilmeye çalışır.

Basitten karmaşığa gidildi.

 

  1. Ben bir aşure pişireceğim. İçinde ne olsun? Sırayla grup söyler.

Nohut, tarçın, incir, fasulye, şeker, su, karanfil… Biri ortaya aşçı olarak gelir. Tarif verir (aşure) Aşure deyince herkes ayağa kalkar. Su deyince su, nohut deyince nohut ayağa kalkar.

Elimize çalgı verdi. Aşure pişirme öyküsünü çalgılarla, tınılarla anlatma. Diğerleri vokal sesler yarattı. Bedende, mekanda. Ortadaki aşure tarifini verirken, ayağa kalkmak yerine tınılar kullanıldı. Aşure dendiğinde bütün tınılar girdi.

Tarif veren yaratıyor. Tınılar çıkaranlar pür dikkat oluyor.

 

  1. Baş çalgıyla az önceki oyun oynandı. Grup gözlerini kapattı. Hangisini çaldığını bulur. Sonra vokal sesler yaratanlarla da oynandı.

 

Eklenerek oynandı. Tek sesli sesten çok sesli sese doğru eklenerek oynama. Grup sırayla hangi çalgıların eklendiğini bulur.

Çok sesli başlayıp orkestrada kim sırayla sustu. Grup bulmaya çalışır.

Lider komutları eliyle verir. Elini kapatınca sus demek oluyor.

Eklenme çıkarma tekniği ile oynandı.

Bugün ağaç dikmeye gideceğiz. Yanımıza ne alalım?

 

Kazma, fidan, su toprak

Herkes, malzemeleri alıyor. Alana doğru gidiyoruz. Lider, grup, Alanda etkileşim.

Kazmalar nerde omuzda

Fidanlar nerde elimizde

Şarkısı söylenir.

Cem, fidanları dağıttı. Herkes aldı mı? Dikmeye başla. Dik tutarak dikin. Can suyunuzu dökün.

 

Kazma kürek çocuklar uzaklara gideriz.

Dağ bayır demeden fidan dikeriz.

Yok olan ormanlara yeni ağaç dikeriz.

Şarkısını söyleyerek canlandırma

 

  1. Saklı bir obje (eksi metal para) bu mekanda onu arayacaksınız. Görme duyunuzu etkin kullanmayı sağlayan oyun. Bulan kimseye farketrimiyor. Liderin kulağına yerini söylüyor. Bulan oturuyor. Nesneyi almak, ellemek yok.

Paylaşım.

Neler hissettin aramaya başladığında?

Liderin bulunduğu yerde olamayacağını düşündü.

Mahiye MORGÜL: Bir plan çiziyoruz, plan yapıyoruz.

– Kolayca bulacağımı düşündüm. Sizin nereye koyabileceğinizi düşündüm.

– Önce yüzeysel baktım, sonra detaya girdim.

– Baştan pes ettim. Bulamayacağımı düşündüm ve bulamadım.

Mahiye MORGÜL: Süreci uzatsaydık, herkes bulacaktı. Bulamayınca, baştaki negatif sonuca ulaştı. Savunma mekanizması gelişiyor.

– Bulabileceğim umuduyla başladım. Size gelen kişinin nerden geldiğini gördüm ve oraya gittim. Fakat yine de bulamadım.

– Kıyılara köşelere gittim. Eşya içlerine bakmadım. Bulanları görünce umudum gitti.

– Göz önünde bir yer, ama dikkat çekmeyecek bir yer oluduğunu düşündüm.

Mahiye MORGÜL: Basit bir para aramada her insanın farklı yöntemler geliştirdiği, bakış açılarını görüyoruz.

  • Üç arkadaşla birlikte aradık. Eşyanın yerini değiştirdim.

Mahiye MORGÜL: Örgütlenmeye giden bir yöntem geliştirilmiş. Eşyanın yeri değiştirilmiş olması diğerlerini başarısız kıldı. Diğerleri o bölgeyi terkettikleri için tekrar oraya dönmediler, bu yüzden bulamadılar. Burada bir davranış eğitimi çıkarırız. Sınıfımızda böyle çocuklar da olabilir. Sen olsaydın, bulamasaydın, arkadaşının yerinde olsaydın neler hissederdin?’i sormalı. Yargılamıyoruz. Davranış eğitimi veriyoruz. Pedagojik yaklaşıyoruz. Hiçbir şey gizli kalmaz, insanoğlu gider biriyle mutlaka paylaşır.

 

  1. Çember olma. Sıklaşarak. Lider ortaya geçerek bir ses verir. (Az

ses) (yay sesi) Çemberdekilerin gözleri kapalı. Lider çemberin dışında dolanırken, birinin arkasına geçerek o sesi çıkarır. Hissedince çemberdeki gözünü açıp döner ve yer değişitirirler. Oyun devam eder. Oyunda başka  seslerin çıkmaması gerekir. Adım sesinin bile!

Kural: Oyunu bir  kere oynayanın gözü açık kalıyor artık. Bu oyunu bitirmeye doğru götürecek. Oyunu sonlandırmak için.

Paylaşım:

– Sıra sana gelinceye kadar ne hissettin?

– Sıra bana ne zaman gelecek diye düşündüm.

– Gözü en son açılan ne hissetti?

– İlk açan ne hissetti?

İşitme duyusu çalışırken, gözü açtıktan sonra görme duyusunu kullanma. Otokontrol sağlıyor.

 

  1. Kardan adama ne taktı, kim taktı?

Karda yürüyoruz. Yere yatıp vücudumuzu çıkardınız. Hadi kardan adam yapalım. Kar topunu büyütelim. Kardan adamımızın etrafında açılalım. Hadi onu giydirelim. Kim ne takacak?. Bedenimizle gösteriyoruz. Konuşmuyoruz. Ne giydirdiğini, elinde o nesneyi tutuşuyla ve giydirişiyle bize yansıtıyor.

Kim sayar?, kim ne taktı?

Algılayabildiklerinizi sayın.

Kaç kişininkini bildi, bildikleri elini kaldırsın.

Bellek geliştirme, ayratıcılık, imgelem gücü, bedensel devinim,

 

Oyunda bir izcimiz var. İzcimizi giydirelim. Arkadaşımızı kampa gidicek, ne giydirelim?, ne takalım?. Düşsel ortamı gerçek yaşama geçirme. Yine takılanlar düşsel bir şekildeymiş gibi takılacak. Ortaya bir kişi gelir. O giydirilir. Üzerine takılan kişi, neler takıldığını söyler, sayar. Söylemediklerini grup tamamlar.

 

Resim dersimizde kardan adamın, izcimizin resmini de yaptırabiliriz. İş eğitimi dersinde de aksesuvarlar yaptırılabilir.

Meslek seçimlerine de uygulanabilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :