- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Olan Öğrencilerin Tanınması

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Olan Öğrencilerin Tanınması sitemize 18 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 3 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ

EĞİTİM BİLİMLERİ FAKÜLTESİ

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ

İLK VE ORTAÖĞRETİMDE REHBERLİK UYGULAMALARI DERSİ

Prof. Dr Uğur Öner

01040231 Hatice KOÇ

02040203 Saliha CANSEVER

02040213 Hatice COŞKUN

02040233 Zehra Şeyda ÖZKANER

02040248 Sema YILDIZ

02040255 Ahmet BULUT

ANKARA,

Aralık 2004

DİKKAT EKSİKLİĞİ ve HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU

 

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) bireyin akademik başarısı, aile hayatı, sosyal ilişkileri ve benlik saygısı üzerine çeşitli olumsuz etkileri olan, ve oldukça sık görülen psikiyatrik bir bozukluktur. Çocukluğunda bu tanıyı alanların önemli bölümünde belirtiler, ergenlik ve erişkinlikte de devam etmektedir.

Bu süreç içinde sıklıkla tabloya başka psikiyatrik ve sosyal sorunlar eklenmek­tedir. Sonuç olarak DEHB sıklığı ve bireylerin yaşamındaki yaygın olumsuz etkileri nedeniyle önemli ruh sağlığı sorunlarından birisidir. Bu nedenle özellikle son yıllarda, bu bozukluğun etkin bir biçimde ele alınması ve tedavi yöntemleri üzerine çalışmalar yoğunlaşmıştır.

DEHB’ye sadece dikkat dağınıklığı, hareketlilik ve dürtüselliğin olduğu bir sorun olarak bakmak, bunların neden olduğu ikincil sorunların ve eşlik eden diğer bozuklukların gözden kaçırılmasına neden olur. Buzdağının tamamını tanımak bireyin aile, öğretmenler ve uzmanlar tarafından daha iyi anlaşılmasını sağlar, daha geniş kapsamlı bir tedavi programının planlanması mümkün otur.

TEMEL BELiRTiLER: Hareketlilik, dikkat eksikliği, dürtüsellik

EŞLiK EDEN BELiRTiLER: Zamanı iyi kullanamama, dağınıklık, düzensizlik,hırçınlık, sosyal beceri sorunları, sakarlık, koordinasyon güçlükleri, kendine güvenmeme, uyku sorunları, geçmişten ders almama, geleceği öngörememe, ödül ve cezadan etkilenmeme.

EŞLiK EDEN RUHSAL BOZUKLUKLAR (2/3’ünde vardir) :Özel öğrenme güçlüğü, karşı gelme bozukluğu, davranım bozukluğu, depresyon, kaygı bozuklukları, tik.

ÇEVRESEL ETKENLER: Ailede benzer belirtiler aile içi stres, şiddet

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunda Temel Sorun Nedir?

İnsan beyninde bir şey yapmadan önce durup düşünmeyi sağlayan bir sistem vardır.Bu sistem geçmiş deneyimleri kullanarak, geleceği de öngörerek, davranışları planlamayı ve bunun için de yanıtı bir süre durdurabilmeyi sağlar. Herhangi bir olaya tepki vermeden önce durup düşünebilme yetisi insanları diğer türlerden ayıran en önemli özelliklerden birisidir.

Aklımıza gelen bir şeyi yapmadan önce bunun uygun olup olmadığına karar verebilmek için öncelikle yanıtımızı belirli bir süre boyunca durdurmamız gerekir. Bu süreç bazen birkaç saniye, bazen günlerce sürebilir ve pasif değil aktif bir süreçtir. Bu sistemin iyi çalışması birden fazla merkezin uyumlu bir şekilde işlemesiyle mümkün olur.DEHB olan bireylerde bu sistemde sorun vardır. Bir şey yapmadan önce düşünmeleri için gerekli süre boyunca durmalarını sağlayan sistem iyi çalışmaz. Yani frenleri yoktur. Bu nedenle de akıllarına gelen şeyi hemen yaparlar, ancak yaptıktan sonra uygun olup olmadığını görebilirler.

Davranışlanmızı Nasıl Kontrol Ederiz?

Davranışları kontrol edebilmenin ilk basamağı o hareketi yapmadan önce durmaktır yani frene basmaktır. Frene bastığımız süre boyunca belirli aşa­malardan geçerek karar veririz. Bu aşamalar ve DEHB olan bireylerde bu aşa­maların nasıl işlediği aşağıda açıklanacaktır;

  1. Kendi kendine konuşma: Bir şey yaparken bunun uygun olup olmadığını gözden geçirirken kendi kendimize konuşuruz. DEHB olan bireyler bir şey yapmadan önce duramadıkları için bu becerileri yeterince gelişemez ya da yaşıtlarından daha geç gelişir.Yani bir şey yapmadan önce kendi kendilerine “Acaba yapsam mı?” sorusunu sormayı alışkanlık haline getirmemişlerdir.’
  2. Geçmişi dikkate alma:Bir davranışın uygun olup olmadığına karar verirken gerekli olan basamaklardan birisi de geçmişi hatırlama, göz önünde bulundurma becerisidir. Yapılan hatalardan ders alma ya da geçmişteki başarıları örnek alma denilen şey budur. Bu beceri 3-5 yaş arasında gelişmeye başlar ve giderek olgunlaşır. DEHB olan bireylerin belleklerinde sorun yoktur, yani yaşadıkları olayların çoğunu hatırlarlar. Ancak bu deneyimlerini kullanmak için gerekli zamanları olmadığından bu becerileri de gelişmez ya da geç gelişir.
  3. Geleceği öngörebilme ve planlayabilme (Öngörü):Davranışların sonucunu önceden tahmin edebilmek insanlara özgü en gelişmiş yetilerden birisidir. Bu beceri 3-5 yaşlar arasında gelişmeye başlar. DEHB olan bireylerin akıllarına bir şey yapma, geldiğinde geleceği öngörecek zamanları olmadığından, yapacağı şeyin sonucu olumsuz bile olsa duramazlar. Dolayısıyla davranışların sonucunu öngörebilme becerileri yeterince gelişemez.
  4. 4. Gerçekle hissedileni birbirinden ayırabilmek:Yaşanılan olayların bir gerçek boyutu bir de bizim o olaya ilk duygusal tepkimiz yani olayı algılamamız vardır. ilk duygusal tepki kişiden kişiye değişir ve her zaman doğru değildir

Bir olay karşısında ilk hissedilen duygunun bizi yönlendirmesine izin vermemek, gerçek boyutunu görebilmek için zamana ihtiyaç vardır. Normalde 2-4 yaşlar arasında gelişmeye başlayan bu beceri, DEHB olan bireylerde bu zamanları olmadığı için gelişmez ya da geç gelişir.DEHB olan bireyler kaç yaşında olurlarsa olsunlar olaylar karşısında hemen ilk duygusal tepkilerini gösterirler. Bu nedenle çok duygusal ve yaşıtlarına göre olgunlaşmamış bireyler olarak tanımlanırlar.

TEMEL BELİRTİLER

Bu bozukluğun 3 temel belirtisi vardır:

1.Dikkat eksikliği,

2.Aşırı hareketlilik,

3.Dürtüsellik

Bir kişide dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun varlığından söz edebilmek için bu belirtilerin 7 yaştan önce başlamış olması, birden fazla ortamda görülüyor olması, sürekli olması ve kişinin günlük yaşamını etkileyecek boyutta olması gerekir.

Dikkat Eksikliği

Dikkat eksikliği dikkat süresinin ve yoğunluğunun bireyin yaşına göre olması gerekenden az olmasıdır. Dikkatin belirli  bir noktaya toplanamaması ve  kolayca dağılması, dağınıklık, unutkanlık, eşyaları kaybetme gibi belirtilerle kendini gösterir.

Dikkat eksikliğinde sorun dikkat edememek değil, dikkatin belirli bir noktaya odaklanamamasıdır. Bu tür bireyler aynı anda tüm uyaranlara birden dikkat ederler bu nedenle belirli bir işle uğraşırken başka bir uyarıcı kolaylıkla dikkatin dağılmasına neden olur. O anda uğraştıkları işi bırakıp bir başka işe yönelebilirler.

Aşırı Hareketlilik:

Aşırı hareketlilik (hiperaktivite) bireyin yaşına ve gelişim düzeyine uygun olmayacak biçimde hareketli olmasıdır. Uzun süre yerinde oturamama, otururken elin ayağın kıpır kıpır olması, çoğu zaman hareket halinde olma, çok konuşma gibi belirtilerle kendini gösterir.

Dürtüsellik

Dürtüsellik genel olarak bireyin kendisini kontrol edebilmesinde sorun olmasıdır. Acelecilik, istekleri erteleyememe, söz kesme, düşündüğünü hemen yapma, aklına geleni geldiği anda söyleme, sırasını beklemekte güçlük çekme gibi belirtilerle kendini gösterir.

Dürtüselliğin temel nedeni giriş bölümünde de açıklandığı gibi kişinin bir şey yapmadan önce düşünmesi gereken süre boyunca durmalarını sağlayan sistemin. iyi çalışmamasıdır.

Bir şey yapmadan önce sonucunu düşünmezler (“Bunu yaparsam ceza alırım.”

      Bir şey yapmadan önce o davranışın o ortam için uygun olup olmadığını düşünmezler (“Bunu burada yapmam uygun olmaz.”)

      Söyleyecekleri şeyin karşısındaki kişide nasıl bir etki yapacağını düşünmezler (“Bunu söylersem bana kırılır.”)

Amerikan Psikiyatri Birliği’nce Tanımlanan Dikkat Eksikliği Ölçütleri

1.Belirli bir işe ya da oyuna dikkatini vermekte zorlanır.

2.Dikkati kolayca dağılır.

3.Dikkatsizce hatalar yapar.

4.Başladığı işi bitiremez.

5.Kendisiyle konuşulurken dinlemiyormuş gibi görünür.

6.Görev ve etkinlikleri düzenlemekte zorlanır.

7.Yoğun zihinsel çaba gerektiren işleri yapmaktan  kaçınır (ev ödevi, okul aktiviteleri gibi).

8.Etkinlikler için gereken eşyaları kaybeder.

  1. Günlük etkinliklerde unutkandır.

Bunlardan en az 6’sının, en az 6 aydır, birden fazla ortamda görülüyor olması durumunda dikkat eksikliği olabileceği düşünülür.

Hiperaktivite Ölçütleri

  1. Eli ayağı kıpır kıpırdır.

2.Oturduğu yerde duramaz.

3.Gereksiz yere sağa sola koşturur, eşyalara tırmanır.

4.Sakince oynamakta zorlanır.

5.Sürekli  hareket eder ya da sanki motor takılmış gibidir.

6.Çok konuşur.

Dürtüsellik Ölçütleri

1.Sorulan soru tamamlanmadan yanıt verir.

2.Sırasını beklemekte güçlük çeker.

3.Başkalarının sözünü keser ya da oyunlarında araya girer.

DEHB’na Eşlik Eden Belirtiler

DEHB’nda temel belirtiler içinde yer almayan ama bu bozukluğun tanısını almış olan bireylerin çoğunda sıklıkla görülen bazı belirtiler vardır. Bunlar DEHB’na eşlik eden bozukluklar olarak tanımlanır. Tanı için bu belirtilerin görülmesi şart değildir ancak bunların var olması tanıyı destekler.

Eşlik eden belirtiler şu başlıklar altında toplanabilir:

  1. Dalgınlık
  • Dağınıklık, düzensizlik
  1. Dalgınlık, hayal kurma
  2. Tutarsızlık
  3. d)Koordinasyon güçlükleri, sakarlık
  4. Bellek sorunları
  5. Sosyal ilişkilerde sorunlar
  6. Saldırgan davranışlar
  7. Düşük benlik saygısı

OLUMLU ÖZELLİKLER

Enerjik olma,yaratıcılık,sıcak kanlı ve cana yakın olma,kolay ilişki kurabilme, esneklik, hoşgörülü olma,iyi bir espri yeteneğine sahip olma, risk alabilme(bazen gerekenden fazla oranda) , insanlara kolaylıkla güvenebilme (bazen gerekenden fazla oranda).

DEHB Olan Ünlüler: Albert Einstein,Leonardo da Vinci,Mozart,Galileo,Tom Cruise,Winston Churchill,Sylvester Stallone,Thomas Edison,John F. Kennedy,Prince,Charles,Beethoven, Alexander Graham Bell

DEHB’nun ALT TİPLERİ

DEHP

DEHB tanısı olmuş olan bireylerin çoğu birbirinden farklıdır. Bunun nedenlerinden birisi bu bozukluğun 3 farklı tipte görülüyor olmasıdır.

AŞIRI HAREKETLİLİK ÖNDE OLAN TİP
DİKKAT EKSİKLİĞİ ÖNDE OLAN TİP
BİLEŞİK TİP

DİKKAT EKSİKLİĞİ ÖNDE OLAN TİP

Dikkat eksikliği belirtileri ön plandadır, aşırı hareketlilik ve dürtüsellik ya yoktur ya da tanı alacak kadar şiddetli değildir.

AŞIRI HAREKETLİLİK ÖNDE OLAN TİP

Aşırı hareketlilik ve dürtüsellik belirgin olarak vardır, dikkat eksikliği belirtileri vardır ancak tanı alacak kadar şiddetli değildir.

BİRLEŞİK TİP

Hem dikkat eksikliği hem de aşırı hareketlilik ve dürtüsellik  belirtileri tanı alacak kadar şiddetlidir. En sık olarak görülen tip birleşik tiptir.

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunda Tanı

Çocukların eğitimlerini, davranışlarını ve sosyal ilişkilerini etkileyen fiziksel rahatsızlıklar, gelişimsel sorunlar, görme-işitme kusurları, sosyo-kültürel yetersizlikler, aile içi sorunlar, motivasyon eksikliği, okul-öğretmen ya da eğitim programından kaynaklanan sorunlar gibi bir çok etmen vardır. DEHB şüphesi ile getirilen bir çocuğa bu tanının konulabilmesi için olası diğer nedenlerin göz önünde bulundurulması gerekir.

Tüm bu nedenlerle DEHB ayrıntılı bir inceleme ve değerlendirme sürecinden sonra tanı konulabilecek bir rahatsızlıktır.

DEHB’NDA TANI SÜREÇLERİ

  1. Aile ve çocukla ilk görüşme ve bilgi alma: İlk görüşmede anababadan hem çocuk hem aile üyeleri hakkında bilgiler alınır. Bu bilgiler:

Başvuruya ne zaman ve nasıl karar verildiği, yardım alma düşüncesinin kime ait olduğu;

       Başvuru nedenleri, çocukla ilgili kaygılar, yakınmalar, bu yakınmaların ne kadar zamandan beri devam ettiği, hangi ortamlarda daha belirgin olarak ortaya çıktığı, ailenin o güne kadar denemiş olduğu baş etme yöntemleri ve aldıkları sonuçlar;

       Çocuğun doğum öncesinden, bulunduğu yaşa kadar geçirdiği bütün gelişim basamakları, önemli hastalıklar, kazalar ve bu dönemlerdeki sosyal, duygusal davranışları;

    Ailenin yapısı, anababanın kişilik özellikleri, çocuk yetiştirme ve disiplin tarzları, çocukla ilişkileri, varsa diğer kardeşlerin durumu ve onlarla ilişkiler;

Çocuğun olumlu özellikleri ve güçlü olduğu alanlardır.

  1. Çocuğun değerlendirilmesi:Çocukla görüşmede çocuğun davranışları, ilişki kurma biçimi gözlemlenir.

     Güçlü ve zayıf yanları, yapmaktan keyif aldığı ve hoşlanmadığı işler konusunda bilgi alınır. Çocukla karşılıklı dikkat ve motor koordinasyon gerektiren basit oyunlar oynanır. Daha sonra çocuğun kapasitelerinin, öğrenme, dikkat ve algılama becerilerinin değerlendirildiği bazı testler yapılır. Bu değerlendirme hem tanı, hem de çocuğun tedavisine ve eğitimine yön verebilmek için gereklidir. Çocuğun zorlandığı alanların yanı sıra, güçlü olduğu daha iyi olduğu alanların belirlenmesi çok önemlidir.

  1. 3. Okuldan bilgi alma ve öğretmenin dolduracağı ölçekler:Çocukların zamanlarının önemli bir bölümü okulda geçer. Dikkat eksikliği ve aşırı hareketlilik en belirgin olarak okulda problem yaratır. Bu nedenle okul ça­ğındaki bir çocukta DEHB tanısı koyabilmek için öğretmenlerden bilgi alınması şarttır. Bu bilgi ve gözlemler öğretmenden birebir ya da telefonla görüşülerek ve bazı form ve ölçeklerin doldurulmasıyla elde edilir. Öğretmenden alınan bil­giler içinde çocuğun olumlu ve güçlü özellikleri de mutlaka yer almalıdır. Değerlendirme aşaması tamamlandıktan ve çocuğun sorununun ne olduğu belirlendikten sonra da öğretmenle işbirliği sürdürülmelidir.
  2. Laboratuar ve görüntüleme yöntemleri:DEHB tanısına yardımcı olabilecek bir kan, idrar tahlili ya da başka laboratuar tetkiki yoktur. Bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans gibi görüntüleme yöntemleri de rutin olarak uygulandığında tanıya yardımcı olmaz. Ancak ayırıcı tanıda şüphelenilen başka bir rahatsızlık varsa bu tetkiklerden yardım alınabilir.

DEHB belirtilerinin çoğu başka psikiyatrik bozukluklarda da görülebilir. Bu nedenle ayırıcı tanıda dikkatli olunmalı ve belirtilerin hangi sorundan kaynak­landığı araştırılmalıdır. Örnek:

Konsantre olamama, dikkati sürdürememe yerinde duramama, huzursuzluk depresyonda ve kaygı bozukluklarında da görülür.

Dikkat eksikliği, bellek sorunları, akademik başarısızlık özel öğrenme bozukluğunda da görülebilir.

Dürtüsellik,düşünmeden davranma, kendine ya da başkalarına zarar verici davranışlar davranım bozukluğunda da vardır.

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunun Değişik Yaşlardaki Görünümleri

DEHB erken çocukluk döneminde başlayıp yaşam boyu devam edebilen bir bozukluktur. DEHB tanısı almış olan bireylerin %80’inde ergenlikte de belirtiler devam eder, %30-65’i erişkinlikte de bu tanıyı alırlar. Temel belirtiler aynı olmakla birlikte her yaş döneminde farklı bir görünüm vardır.

      ” Özellikle aşırı hareketlilik ve dürtüsellik belirtileri zaman içinde azalır.” Dikkat eksikliği yaşam boyu devam edebilir.

      ” Yaş ilerledikçe başka sorunlar eşlik etmeye başlar.

Ergenlik Döneminde Görülen Belirtiler:

Ergenlik dönemindeki gençlerin’ çoğunda dağınıklık, okula ve derslerle fazla ilgilenmeme, akademik başarıda düşme ve çevreyle ilişkilerde sorunlar yaşanır. Bu dönemde DEHB şüphesiyle ilk kez başvuran’ bir gence bu tanının konulabilmesi için bu belirtilerin çocukluktan beri devam ediyor olması gereklidir.

Ergenlik döneminde DEHB belirtileri:

  • Aşırı hareketlilikte kısmen azalma, ama kıpır kıpırlığın devam etmesi
  • Akademik başarının daha ciddi düzeyde sorun olmaya başlaması
  • Ders dinleyememe, derste uykulu bir halde olma ya da kalem çevirme,resim yapma
  • Uzun süreli dikkat gerektiren işlerden kaçınma
  • Ders çalışmama, ödev yapmama
  • Öğretmenlerle ilişkilerde sorunlar, karşılık verme, patavatsız,ilgisiz bir öğrenci olarak nitelendirilir
    • Aile ve arkadaş ilişkilerinde sorunlar.
    • Benlik saygısında azalma, depresyon
    • Duygu-durumda değişkenlik, aniden öfkelenme ya da neşelenme
    • Yasal sorunlara neden olabilecek, riskli, tehlikeli davranışlar

ANABABA EĞİTİMİNDE I.BASAMAK:

TEMEL ÇOCUK YETİŞTİRME İLKELERİ

Her anababa çocuğunu;mutlu,başarılı,sorumluluk sahibi, çevresiyle iyi ilişkiler kurabilen bir birey olarak yetiştirmek ister. Çoğu anababa bu konuda yeterli bilgi ve beceriye sahip olmadıklarını ve bunu nasıl başaracaklarını bilmediklerini belirmektedir.

Dikkat eksikliği olan çocuk,doğduğu andan itibaren anababayı zorlayan, anababaların özgüvenini sarsan ve onları birbirine düşüren bir durumdur. Çocuk yetiştirme konusunda yeterli bilgi ve beceriye sahip olmayan anababa böyle bir çocuk karşısında daha çok bocalar.

Dikkat eksikliği olan çocuğun anababası olmak her şeyden önce anababa olmanın ve çocuk yetiştirmenin temel ilkelerine uymayı gerektirir.Bunlar:

1) Empati

Empati en basit tanımıyla anababanın çocuğun gözüyle dünyaya bakabilmesidir. Çocuğun duygu ve düşüncelerini anlaması onun bakış açısını görebilmesi ve buna değer vermesidir.

Empatik olmak anababa tarafından çocukla her konuda aynı fikirde olmak şeklinde algılanmaktır. Oysa çocuğun duygu düşüncelerini anlamak onu mutlu edecek şekilde davranmak değildir. Örneğin aşı olmaya götürürken çocuğun canının acıyacağını bilirsiniz ama o mutlu olsun diye bundan vazgeçmezsiniz. Aşı olmaktan korkan bir çocuğa “Korkacak bir şey yok.” “Bak diğer çocuklar hiç korkmuyor.”,“Sen cesursun.”gibi yanıtlar empatik olmayan yanıtlardır.“Canın acıyacak diye korktuğunu biliyorum,haklısın ama sağlığın için aşı olman gerekiyor.” yanıtı ise onu anladığınızı ama onunla aynı şekilde düşünmediğinizi gösterecektir.

Bir çok alanda zeki görünmesine karşın okulda başarılı olamayan çocuğun anababası biraz çaba harcaması gerektiğini söyler. Oysa başarısızlığının nedeni dikkat sorunu ise o konuda gerekli yardımı sağlamadan,sadece çaba göstermesini istemek ve “Biraz dikkat etsen başarılı olacaksın”demek onu öfkelendirecek ve yalnız hissetmesine sebep olacak .

Çocuktan memnun iken empati yapmak daha kolaydır. Oysa çocuğun davranışlarından dolayı üzgün,endişeli iken empati yapmak zordur.

Böyle durumlarda empatik olmak, o anda hissedilen ilk duyguyu kontrol altına almaya bağlıdır.

2)Etkili İletişim

Etkili iletişim anababanın çocuğu etkin dinlemesi,ne söylemeye çalıştığını anlaması,ona yanıt verirken güç mücadelesine girmemesi, genelleme ve kesin yargılar kullanmaması ve onu küçümsememesidir.

Anababaların en sık yaptıkları hata, çocuk sıkıntısını paylaştığında ona mantıklı açıklamada bulunmak,nutuk çekmek,akıl vermek hemen bir çözüm önermektir. Çocuk sıkıntılıyken çoğu zaman bunları dinlemez. Bu aşamada çocuk sadece anlattıklarının ilgiyle dinlenmesini ister. Ona hemen çözüm önermek onun problem çözme becerisini kısıtlar. Çocuğa “Ben olmadan hiçbir sorununu çözemezsin ” mesajını verir.

Etkin dinleme:Çocuğun ne söylemeye çalıştığını anlamaya çalışıp,çocuğun söylediklerini ona ayna tutarak ona geri iletmektir.

Bir sorunu olduğunda çocuğu etkin dinlenmeli. Bunu yaparken anababa kendi çözümünü iletmez. Anababa bir adım daha ileri gidip “istersen birlikte düşünelim,bakalım nasıl çözümler bulacağız”gibi cümlelerle sorunu çözüm aşamasına geçebilir.

“Kardeşim beni deli ediyor yine eşyalarımı karıştırmış.” Diyen çocuğa“O küçük idare et”yerine anababa“Eşyaların karıştırılmasına çok kızıyorsun” diyerek etkin dinleme yapabilir. Çocuk kardeşine öfkesini dile getirme fırsatı verilir. Bu da öfkenin şiddetini azaltır. Çocuk isterse birlikte sorun çözme uygulamasına geçilir.

Etkin dinlemenin faydaları

  • Mesajın doğru anlaşılması:Anababa,çocuğun mesajını doğru anlayıp anlamadığını test etmiş olur.
  • Duyguların tam olarak açılmasına yardımcı olur:Açıkça dile getirilebilen duygular ise azalır.
  • Anababa iyi bir model olur:Etkin dinleyebilen anababaların çocukları da anababalarını iyi dinlerler.
  • Çocuğun güvenini sağlar:Etkin dinleme çocuğun kendi kendine düşünerek, sorununu kendi çözüm bulmasına yardım eder.
  • Gerginlik noktasına gelinmez:Çocukla sakin bir ilişki sürdürülebilir.

Ben Dilini Kullanmak: Ben dilini kullanmak uygun olmayan davranış karşısında anababanın ne hissettiğini iletir.

Etkin dinleme konusunda uyarılar

  • Çocuğun yoğun olduğu zaman yapılmalı:Gelişi güzel ve sık sık kullanılmamalı
  • Sorun anababanın sorunu olduğu zaman işe yaramaz:Çocuğun kabul edilemeyen davranışlarını değiştirmek için kullanılmaz.
  • Çocuğa boyun erdirmek için kullanılmamalı

3)Sevgi Göstermek:

Çocuklar anababaları tarafından sevildiklerini,kabul gördüklerini hissettikleri zaman kendilerini özel ve değerli hissederler. Özelliklede davranışları nedeniyle sürekli eleştirilen çevrelerinden uyarı alan hiperaktif çocuklar koşulsuz ve kesintisiz sevgiye daha çok ihtiyacı vardır.

Sevgiyi gösterebilmenin yolları:

  • Onunla özel zaman geçirin: Anababanın çocukla baş başa keyifli zaman geçirmesidir.
  • Özel günlerine önem verin
  • Sevginizi davranışlarınızla belli edin
  • Olumlu mesajlar verin:

4) Çocuğu Tüm Özellikleriyle Tanımak ve Kabul Etmek:

Ailesinde,olduğu gibi kabul görerek,yargılanmadan büyütülen çocuk kendini her yönüyle tanır kabul eder. Kabul gören çocuk çekinmez kendini güvende hisseder. Yani yeni denemelerden çekinmez hatalarını,eksiklerini görebilir. Çocuğu kabul etmek onun değişmeyeceği anlamına gelmez,ama anababa çocuğu tanırsa değişimin hızını ve hedefini çocuğa göre belirleyebilir. Bu da daha gerçekçi sonuçlara ulaşılmasını sağlar.

Çocuğu olduğu gibi kabul etmek onun her istediğini yapmak,sınır koymamak değildir. Sevildiğini hisseden,destek ve kabul gören çocuklar sınırları daha kolay kabul ederler.

Anababanın çocuğu kabul edebilmesi dört adım:

  • Kendine özgü olduğunu kabul etmek:Her çocuk kendine özgüdür.
  • Beklentilerin gözden geçirilmesi:Çocuk doğmadan önce hayallerindeki bebek ile doğduktan sonra bebek arasındaki fark, anababanın çocuğu kabullenmesi zordur.
  • Beklentileri çocuğa göre yeniden oluşturmak
  • Çocukla işbirliği yapmak:Çocuğa uygun hedefleri oluşturmak ve bu hedeflere ulaşmak konusunda çocukla işbirliği yapılmalıdır.

5) Başarı Duygusunu Yaşamasına Yardım Etmek

Bir işi başarmak kendi gücünün farkına varmasını sağlayan en önemli etmenlerdendir.Çocuk bir şeyi keyifle yapıyorsa o işte kendini yeterli görüyorsa başarı duygusunu yaşar.Bu duyguyu hissedebilmek için kendini yeterli görmesi yetmez anababa da buna önem vermesi gerekir.

DEHB olan çocuk kendini bir çok  alanda başarısız hisseder. Bu duyguyu yaşaması için anababasının desteğine ihtiyaç vardır.

Çeşitli nedenlerle başarısız olan çocukların durumu “yetersizlik duygularından oluşan bir okyanusta yüzmeye benzetilebilir.”Çocuk bu okyanusta kendini güvende hissetmediği için yeni alanlar denemeye isteksizdir. Anababa ve öğretmenler çocuğun başarılı olduğu alanları ortaya çıkarmaya çalışmalı ve bu alanda onu desteklemelidir.Bu alan onun için sığınılacak bir ada gibidir.

Çocuğun başarı duygusunu yaşamasına yardım eden yaklaşımlar

  • Çocuğun başarılarını fark etmek:Çocuk bir çok zorluğu aşarak büyür ve olgunlaşır. Bunları fark etmek ve çocuklara da fark ettirmek gerekir.
  • Çocuğun katkılarını görmek:Çocuklara başarabileceği işler verip bu işlerde katkılarını görmelerini sağlanmalıdır.
  • Başarılı ve yeterli olduğu alanları belirlemek ve desteklemek
  • Eğitim programlarının içeriği:Eğitim programları sadece eksik yönleri geliştirmek için değil başarılı olduğu alanları ortaya çıkarmaya ve geliştirmeye yönelik olmalıdır.
  • Sabırlı olmak konusunda çocuğa örnek olmak:Anababa, başarıya ulaşmak için acele etmemek konusunda çocuğa örnek olmalı.

6)Hataları Birer Öğrenme Fırsatı Olarak Görebilmesine Yardım Etmek

Kişinin kendine değer verme ve yeterli hissetme duygusunu gösteren belirtilerden biriside hatalar karşısında verilen tepkilerdir. Kendine güveni olmayan çocuk hata yaptığında bunu kontrol edemeyecekleri nedenlere bağlarlar. Kendine güveni olan çocuk hatalarını öğrenme fırsatı olarak görebilir.

Hiperaktif bireyler engeller karşısında ilk tepkilerini kontrol etmekte zorlandıkları için hatalarını öğrenme fırsatı olarak değerlendirmekte zorlanırlar. Örneğin maket yapan hiperaktif birey maketi yaparken zorlandığı anda öfkesini kontrol edemeyip,uğraşmaktan vazgeçer hata maketi kırabilir. Sonuçta nerede hata yaptığını görme fırsatını yitirmiş olur.

Anababa ilk anda çocuğun öfkesinin yatışmasını beklenmeli ikisinin de sakinleştiği zaman hata yapmadan öğrenilmeyeceği konusunda konuşulabilir. Anababalar başarılardan çok hatalarına odaklanırsa çocuğa hataların kabul edilemez olduğu mesajı verilmiş olur.

Hataları öğrenme fırsatı görmelerine yardım edebilmek için yapılacaklar:

  • Anababa iyi örnek olmalı
  • Anababa hataların yaşamın bir parçası olduğu mesajını vermeli
  • Anababa sorunları çözmeye çalışmalı:İşler yolunda gitmediği zaman anababa çocuğu yalnız bırakmamalı.

7)Sorumluluk Ve Yardımseverliğin Gelişimini Sağlamak

Başkalarına yardım etmek sorumlulukla birbirine paralel gelişen duygulardır. Çocuklarda sorumluluğun gelişimini sağlayan en etkili yol onlara başkalarına yardım etme fırsatını tanımaktadır.

Dikkat eksikliği olan çocukların bazıları yaşıtlarına göre daha yavaştır. Başladıkları işi bitirmeleri uzun sürer. Böyle bir çocuk karşısında anababa herhangibi bir iş istemekten kaçınır. Bu da sorumluluk bilincinin yerleşmemesine neden olur. DEHB  çocukların kendilerine güvenebilmeleri,becerilerini geliştirebilmeleri ve sorumluluk almayı öğrenmeleri için daha fazla fırsata gereksinimleri vardır.

Sorumluluk gelişimini destekleyen yaklaşımlar:

  • Anababa çocuğa örnek olmalı
  • Anababa yardım işlerinde görev almalı
  • Anababa en erken yaşta çocuğa sorumluluk vermeli
  • Çocuğun yapmadığı işlere odaklanmak yerine daha geniş açıdan bakarak onun yardımcı olduğu alanları da görmeye çalışmak önemlidir.
  • Ev işleri yardımlaşarak yapılmalı

8) Problem Çözme ve Karar Verebilme Becerilerini Geliştirmek

Çocuklar yaşamları süresince karar vermeleri yada çözüm üretmeleri gereken pek çok durumla karşılaşırlar. Problem çözme becerisi iyi gelişmemiş olan birey pusulası olmayan tekneye benzetilebilir.

Anababalar sorunlar karşısında hazır çözümler sunarlarsa çocuklar anababalarına bağımlı olurlar. Sorun çözme becerilerini geliştiremezler. Yeni sorunlarla karşılaştıklarında anababadan çözüm beklerler. Bu anababalar için zor durumdur.

Çocuklar çoğu zaman sorunlarını anlattığında çözüm değil, paylaşmak isterler. Bu noktada sorululuğu çocuğa bırakmak yardım etmenin en etkili yoludur. Ancak bunu yaparken çocuk tamamen yardımsız bırakılmamalı. Anababa farklı çözümler üretme konusunda çocuğa örnek olmalı.

Problem çözme  becerisinin yeterince gelişmesinin en önemli nedeni anababaların çocuklarına yeterince fırsat tanımamalarıdır. Çocuklar anababaların tahmininden daha erken problem çözmeye başlar.

Problem çözme ve karar verme becerilerini geliştirmek için yapılabilecekler:

  • Anababa sorunu sakince tartışmalı:Çocuklar anababalarını bir sorun karşısında sakince tartışırken,alternatif çözümler üretirken izlediklerinde doğal olarak bu davranışları taklit ederler.
  • Erken yaşta seçenekler sunulmalı

9)Disiplin

Çocukların uyum davranış sorunlarının nedenlerinden biriside anababaların onlara uygun sınırları koymamalarıdır.

Disiplin bir eğitim aracı olarak düşünüldüğünde korkutma, utandırma gururunu kırma gibi kavramlarla iç içe olmamalıdır. Disiplinin iki temel amacı vardır. Birincisi, çocuğa anlaşılır,kesin ve etkili sınırları olan güvenli bir ortam sunmaktır. Bu ortam çocuğun sağlıklı gelişimi için gereklidir. İkincisi çocuğun kendi kendini yönetme yeteneği yani öz denetim kazanmasıdır. Çocuk denetim altında değilken öğrendiklerini uygulayabilmelidir.

Bazı anababalar,disiplini,sorun olduğu zamanlarda başvurulacak uygulamalar olarak görülür. Ama disiplin yaşamın parçası olarak görülmeli“Sorular önceden önlemek için neler yapmamız gerekiyor sorusuna yanıt aranmalıdır.

Disiplin için önemli ilkeler

  • Tutarlılık:Anababa çocuğun uygun olmayan bir isteğine bir kaç kez “hayır” dedikten sonra “evet”diyorsa ısrarın işe yaradığını öğrenecek.
  • Anababanın söz birliği
  • Anababanın çocuğa örnek davranışları
II BÖLÜM OLUMLU İLİŞKİ KURMAK

DEHB bozukluğu olan bir çocuğun anababası olmak zordur. Zamanlarının ve enerjilerinin çoğunu çocuğa ayırırlar ama işler yinede yolunda gitmez. Nerede yanlış yaptıklarını bulmaya çalışır bazen suçu kendilerinde bulurlar bazen de çocuğu suçlarlar. Bu anababalardan şu sözleri çok duyarız.

“Tükenme noktasındayız”. “Ailede huzur diye bir şey kalmadı”

Bu sözleri duymamak için:

Çocuğun İstenmeyen Davranışlarına Doğru Bakış

DEHB olan çocukların davranışların asıl nedeni çocukta kontrolü sağlayan yapıların yeterli çalışmamasıdır. Bu kimsenin suçu değil yapısal bozukluktur.

İlk Aşamada Yapılması Gerekenler

  • Çocuk psikiyatristine başvurmak
  • DEHB’luğu hakkında bilgi edinmeye başlamak
  • Aile diğer üyelerinden yardım almak
  • Olumlu özelliklerine göz ardı etmemek
  • Kardeşleri ile çocuk hakkında konuşmak

İşe Yaramayan Yaklaşımları Değiştirmek

Anababa yılarca uyguladıkları halde çocukta işe yaramayan davranışlarını uygulamaya devam ederler.

İşe Yaramayan Yaklaşımlar

  • Sürekli “Haydi” demek
  • Sürekli söylenmek
  • Nutuk çekmek
  • Tartışmaları uzatmak
  • O anda düşünülen önerilerde bulunmak

Çocukla Etkili Biçimde İlgilenmek:

Doğru ve etkili biçimde ilgilenmenin amacı çocuğu,olumlu davranışlar geliştirmeye yada var olan olumlu davranışlarını artırmaya motive etmektir. Sorunlar olumlu davranışları çoğu zaman görmemize engel olur. Ayrıca DEHB olan çocuklar daha çok ilgi,sevgi alaka isterler olumlu ilgi alamıyorsa olumsuzda olsa ilgi almak için uğraşırlar.

Etkili Biçimde İlgilenmeyi Sağlayan Unsurlar

  • Özel zaman uygulaması
  • Çocuğun yaşı ne olursa olsun özel zaman uygulamasında hedef,anababanın çocuğu eleştirmeden,yönlendirmeden, kontrol etmeye çalışmadan birlikte keyifli zaman geçirilmesidir
  • Olumlu davranışları desteklemek
  • Kendi kendine oyalanmayı sağlamak

Olaylar Karşısında Sakin Kalabilmek:

Çocukla anababa arsındaki ilişki bazen fazla gergin noktaya ulaşır. Böyle zamanda konuşmak, kuralları hatırlatmak,ceza ödül hiçbir işe yaramaz. Sadece olay biraz daha büyür. Böyle bir sonuca ulaşmamak için gerginliğin ilk belirtilerini hissedildiği anda DURMAK gerekir.

ÖĞRETMEN ANABABA ÇOCUK ORTAKLIĞI

Eğitimin başarıyla gerçekleştirilebilmesi için çocuk aile ve öğretmen üçlüsünün uyum içinde olması gerekir. Bu üçlüden herhangi birinde önemli bir problem olmasa bile aralarındaki ilişkide aksamalar olması sorunları beraberinde getirmektedir. Çocukta DEHB yada Özel Öğrenme Güçlüğü gibi sorunları olması durumunda anababa, öğretmen ve çocuk arasındaki ilişkilerin önemi artmaktadır.

Anababalar Açısından Öğretmen-Aile İlişkileri:

Okulda gözlenen uyum ve davranış sorunları konusunda ailelerle işbirliği yapılabilmesi için önemli noktalar;

  • Sorunlar anababaya aktarılırken doğrudan suçlamalardan kaçınılmalıdır.
  • Çocuğun davranışları ile ilgili genelleme ve olumsuz tanımlamalar kullanılmamalıdır. “Ben böyle çocuk görmedim, çocuğunuz çok yaramaz” gibi.
  • Davranış sorunlarının olası nedenleri araştırılmalıdır.
  • Sonuçlara odaklanmak yerine soruna neden olan süreçler gözden geçirilmelidir.
  • Çözümler konusunda aile ile işbirliği yapılmalıdır.
  • Gerekiyorsa profesyonel yardım almak üzere aile yönlendirilmelidir.

Ailelerin Okula Yaklaşımı ve Okulla İlişkileri

DEHB olan çocukların anababalarının  durumları diğer çocuklara göre daha özeldir. Okulun ilk gününden itibaren okula çağrılmaktan ve çocukları hakkında olumsuz geri bildirim almaktan aşırı duyarlı hale gelmiş ve tükenmiş olabilirler. Birçok anababa başlangıçta okula çok sık gittiğini ama her görüşmede olumsuz şeyler duymaktan artık okulun kapısından bile  geçmek istemediğini ifade etmektedir. Bazı anababalar ise kalıtsal nedenlerle çocuklarıyla benzer özellikler gösterirler. Bu tür anababalar söylenenleri  yeterince iyi dinleyememe, kolay tepki verme ani kararlar alma gibi nedenlerle yeterince işbirliği yapamazlar.

Öğretmen Çocuk İlişkisi

      Öğrenci ile öğretmen arasında olumlu bir ilişki olmadan başarılı bir eğitim yapılamayacağı gerçeği uzun yıllar öncesinden beri bilinmektedir. Başarılı eğitimin önemli bir özelliği bireysel eğitime özen gösterilmesi yani öğrencilerin kişisel özelliklerinin ve yeteneklerinin tanınması,güçlü yanlarının ortaya çıkarılması ve bunların kullanılmasıdır. Bireysel farklılıkları olabildiğince göz önünde bulundurabilen bir öğretmen hem çocuğu hem ailesini kazanacaktır.

       DEHB olan çocukların öğretmeniyle arasında olumlu bir ilişkinin kurulabilmesi, öğretmenin konu hakkında yeterli bilgiye sahip olmasına, kendi kişisel özelliklerine ve kullandığı eğitim yöntem ve tekniklerine bağlıdır.

DEHB ile dost olmayan öğretmen:

  • DEHB’na inanmaz ve gerekli yardımı reddeder.
  • Öğrencilerine yeterince ilgi göstermez .
  • Esnek değildir.
  • Yaratıcı değildir ya da sıkıcıdır.
  • Düzenli değildir. Ne beklediğini bilemezsin.
  • Bireysel olarak yardımdan kaçınır.
  • Cesaretlendirme ve övgü yerine eleştiri ve utandırma ile motive etmeye çalışır.

DEHB ile dost olan öğretmen:

  • Yaratıcıdır ve konuya ilgi çekmek için farklı yöntemler kullanır.
  • DEHB’na bağlı zorlukları anlar.
  • Düzenli ve tutarlıdır.
  • Eğlencelidir.
  • Dersleri monoton işlemez.

DEHB Olan Çocuğun ve Gençlerin Öğretmenlerine Mesajları

  • Dikkat eksikliğim gerçekten var. Bu benim sığındığım bir mazeret değil ve öğrenebilmemi etkiliyor. Ben de bu sorunun hiç olmamasını ve daha başarılı olmayı isterdim.
  • Başarılı olmak için yardımınıza ihtiyacım var. Ama bunu istemek benim için kolay değil beni desteklerseniz bunu daha kolay yapabilirim.
  • Bana güvendiğinizi bilmek benim için önemlidir.
  • Bazı şeyleri gerçekten unutabilirim,kasıt ya da ihmal yok.
  • Bana karşı sabırlı ve destekleyici olursanız daha kolay soru sorabilirim.
  • Bazı şeyleri tekrar tekrar soruyorsam ilgi çekmek için değil ,tam ve doğru anlamak içindir.
  • Dikkatim ya da davranışlarımla ilgili uyarıları yalnızken yapın,arkadaşlarımın önünde değil.
  • Lütfen bana çok farklıymışım gibi davranmayın.
DAVRANIŞLARI KONTROL SİSTEMLERİ
DAVRANIŞLARIN ANALİZİ

Çocukların olumlu yada olumsuz tüm davranışlarını doğru olarak anlayabilmek için,davranışların önceki durumu (öncülleri),davranışın kendisini ve davranıştan sonraki durumu(sonuçları) incelemek gerekir. Bu incelemeden elde edilen verilerle her üç bölümde de gerekli değişiklikler yapılarak davranışlar istenilen düzeye getirilebilir.

Davranış analizi yapmak için anababaların bazı basit ama çok önemli sorulara cevap vermeleri istenir.

Bu sorular:

  • Çocuğunuzla iletişiminiz nasıl?
  • Ondan bir şey yapmasını nasıl istersiniz?
  • Yapmamasını istediğiniz şeyleri ona nasıl bildirirsiniz?

 Çocuğun kendisinden istenilen şeyleri yapması;

  • İstekte bulunan kişi ile olan ilişkisine ,
  • İsteğin nasıl söylendiğine,
  • İstenilen şeye,
  • İsteğin hangi koşullar altında, nerede ,ne zaman istendiğine,
  • İstenilen şeyi yapması ya da yapmaması durumunda neler olacağına bağlıdır.

Örnek:Anne çocuktan ödev yapmaya başlamasını istiyor. Çocuğun ödeve hemen başlayıp başlamaması;

  • Anneyle olan ilişkisine bağlıdır:Anneyle olumlu,karşılıklı sevgi ve saygıya dayalı bir ilişki var ise çocuğun söyleneni yapma olasılığı yüksektir. Çocukların anababalarının isteklerini yerine getirmeye iten şey onların memnun etme isteğidir.
  • Sadece bu ilişki yeterli değildir. Annenin bu isteği nasıl söylediği de önemlidir. Anne isteği etkili bir biçimde söylemelidir.
  • Çocuğun ödev yapmaya hemen başlaması,ödevin çocuğun kapasiteleriyle uyumlu olması ve çocuğa çekici gelmesine de bağlıdır.
  • “Ödev yapmaya başla”komutunun ne zaman ve hangi koşullarda söylendiğine bağlıdır. Örneğin evde misafir varken ya da en sevdiği çizgi film oynarken çocuğun bu komuta uymasını beklemek doğru değildir.
  • Çocuk,ödev yapmaya hemen başlarsa ve bu anne tarafından övgüyle desteklenirse tekrarlanma olasılığı artar.
  • Ödev yapmaya başlamazsa annenin nasıl bir tutum izleyeceği,hangi davranışsal sonuçları uygulayacağı önemlidir.

       Sonuç olarak “Çocuğuma ödev yaptıramıyorum” diyen bir annenin bu yakınması bu geniş bakış açısı içerisinde değerlendirilmelidir. Sorunu sadece çocukta,sadece annede ya da sadece ödevlerin kalitesinde aramak doğru değildir.

       “Söylediklerimizi yaptıramıyoruz”,”Ne zaman ondan bir şey istesek kavgayla sonuçlanıyor.””Her şeyi defalarca söyledikten sonra yaptırabiliyorsa,bazen de istemekten vazgeçiyoruz.”diyen anababaların çocuklarıyla aralarında yaşadıkları etkileşimi bir şema ile açıklayalım.

 Şemaya göre etkileşim basamakları:

       Anababa çocuktan bir şey yapmasını ister.(Ders çalışmaya başlamak,oyuncakları toplamak,oda toplamak gibi.)

       Bundan sonra iki olasılık var:

  • Söylenen şey çocuk tarafından hemen yapılır.(Kolay bir iştir yada sonunda çocuğun hoşuna giden bir şey vardır)Ama bu olasılık çok düşüktür.Eğer anababa çocuğun bu uyumlu davranışını övgüyle karşılamaz ise daha sonra benzer uyumlu davranışların sayısı giderek azalır.
  • Çocuk söyleneni yapmayacağım demez ama ya “tamam”der ve uğraştığı işe devam eder,ya da hiçbir yanıt vermez. Bunun üzerine

Anababa isteğini tekrarlar ve bunu sürdürür(7-8 tekrar):

  1. Çocuk 7-8 tekrardan sonra söyleneni yapar. Burada anababa söylediğini yaptırmışta olsa çocuğun kazancı vardır. İstemediği bir şeyi yapmamak için birkaç dakikalığına bile olsa zaman kazanmıştır.
  2. Çocuk 7-8 tekrara rağmen söyleneni yapmamaya devam eder. Bundan sonra

Anababa uyarı ve tehdide başlar:

Anababa “Odanı toplamazsan çizgi film izleyemezsin” der.

c)Çocuk söyleneni yapar ama çocuk yine zaman kazanmıştır.

d)Tekrarlayan tehditlere rağmen çocuk söyleneni yapmaz. Bundan sonra anababanın tepkileri açısından çeşitli olasılıklar vardır:

*Anababa sıkılıp isteklerinden vazgeçerler ya da söyledikleri işi kendileri yaparlar. Bazen de iş çocukla yardımlaşarak yapılır. Sonunda çocuk kazanmıştır.

      *Çocuk odasına gönderilir,kısıtlama getirilir ya da şiddete başvurulur.

      Ama tüm bunlar bir sonraki olayda işe yaramaz gecikmiştir,tutarlı değildir. Bunun üzerine bazen çocuk,ağlamak,bağırmak,öfkelenmek, elindekileri atmak gibi çeşitli tepkiler gösterir. Bundan sonra çocuk sakinleştirilmeye çalışılır,oturup uzunuzun konuşmalar yapılır ya da sevgi şefkat gösterilir,sarılıp öpülür. Burada çocuğun kazançları daha fazladır. Hem istemediği işten kurtulmuş hem de anababanın sıcak ilgisini kazanmıştır.

            Bu tarz bir etkileşim sistemi kalıplaşmış bir sistemdir. Burada bilinmesi gereken en önemli şey bu sistemin değiştirilebilir olduğudur. Çocuk kaç yaşında olursa olsun anababa,işbirliği ve tutarlılık içinde bu sistemde var olan hataları yapmazlarsa bir süre içinde çocuk bu davranışlardan vazgeçecektir. İşte biz şimdi tüm bu basamakları gözden geçirilecektir.

1.DAVRANIŞIN ÖNCÜLLERİ

         Öncüller ; istenmeyen davranıştan önce yaşananlardır. Örneğin anababa; “çocuğum bana bağırdı” dediği zaman öncesinde neler olduğu detaylı olarak sorulup ,bu davranışı tetikleyen etmenler anlaşılmaya çalışılır.

Öncüller:

  • Etkili yönerge vermek
  • Kuralları ve beklentileri belirlemek

Etkili Yönerge Vermek:

      Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan çocukların anabablarının en sık yakınmaları:

“sanki bizi duymuyor gibi”

“her şeyi defalarca söylemem gerekiyor”

“tuz getir deriz biberi alır getirir”

      “Dikkat sorunu olan çocuklar ,özellikle bir şeyle uğraşıyorken kendilerine söylenen şeylerin bir kısmını duymayabilirler. Bu sorun için ilk adım mesajı uygun şekilde vermektir. Yönerge net değilse , yeterince açık ve kesin değilse davranış beklenen gibi olmayacaktır.

      Anababaların çocuklara verdikleri yönergelerin bazıları etkili değildir. Bu tür yönergelerde ses tonu ve çocuğa soruluş biçimi ile kontrolün çocukta olduğu izlenimi verilir. Pasif iletişimde ,istekler, dilekler, tekrarlar, ikna etme çabaları, uzun açıklamalar,pazarlıklar,rüşvet ve özel ödüller vardır.

Etkili Sözel Mesajın Özellikleri

  1. Ses Tonu: Normal ve kararlı bir ses tonu kullanılmalıdır.

b.Birebir Göz Teması Kurmak: Çocuktan bir şey istendiğinde yanına gidip gözlerine bakarak çok daha etkili olur.

Örnek: Mutfakta kendi işine devam ederken çocuğun televizyonu kapatması için uzaktan seslenirse bir annenin dinlenme olasılığı azdır.

c.Davranışa Odaklanma: Sözel mesajın odak noktası çocuğun davranışı olmalıdır. Çocuğun kişiliğine yönelik eleştiriler , hangi davranışa tepki gösterdiğinizi belirtmez. Çok gürültülü bir şekilde oyun oynayan çocuğa; “çok düşüncesizsin” , “yaramazlık yapma” gibi uyarılar yerine “bu oyunda çok fazla gürültü oluyor.” Demek daha uygun olur.

d.“Ben” Dilini Kullanmak : “Ben” dili kullanılarak yapılan uyarılarda anababa çocuğun uygun olmayan davranışı karşısında ne hissettiğini iletir.

Örnek: ortalığı yeni toplamışken dağıtman beni kızdırdı.

e.Doğrudan ve Belirgin İfadeler Kullanmak: Çocuğa bir uyarıda bulunurken tam olarak ne kastedildiği anlaşılır olmalıdır. “vaktinde evde olmaya çalış” yerine tam saat bildirmek gerekir.

Kuralları ve Beklentileri Belirlemek

      DEHB olan çocukların kurallarla ilgili bazı zorlukları vardır.

1.DEHB olan çocukların kuralların tümünü bilmesini ya da hatırlamasını beklememek gerekir.

2.Bu çocuklara kurallar belirli durumlardan önce hatırlatılmalıdır. Kurallar bozulduktan sonra  değil!

3.DEHB olan bir çocuk için kuralı bilmek o kurala uymak için yeterli değildir.

4.DEHB olan çocuklar için AZ SAYIDA ama YETERİNCE AÇIK ve KESİN KURALLAR gereklidir.

2.DAVRANIŞLARIN İNCELENMESİ

      İstenmeyen davranışlar davranışın altında yatan nedenlere göre 4 grupta incelenebilir.

1.Dikkat çekmek için yapılan davranışlar

2.Güç mücadelesi nedeniyle yapılan davranışlar

3.Öfke ve öç alma isteği ile yapılan davranışlar

4.Yetersizlik nedeni ile yapılan davranışlar

3.DAVRANIŞSAL SONUÇLAR

            Davranışsal sonuçlar çocuğun gösterdiği davranıştan sonra yaşananlardır. Basit biçimde ödül ve cezalar olarak 2 grupta incelenebilir.

  1. Ödüller:
    • Sosyal ödüller: Mesela çocuğa “aferin” demek en etkili ödül türü
    • Etkinlikler, ayrıcalıklar: Mesela birlikte sinemaya gitmek
    • Somut ödüller: Mesela oyuncak almak gibi maddi ödüller

b.Cezalar:

  • Bazı şeylerden mahrum etmek
  • Olumsuz uyaran vermek

      Ceza çocuğa ne yapmaması gerektiğini öğretebilir ama! Ne yapması gerektiğini öğretemez.

      Ceza çocuğun anababa ile olan iletişimini bozar. Çocuğu karşı çıkmaya, inatlaşmaya itebilir, öz güvenini sarsar. Tüm bu nedenlerden dolayı davranış kontrolünde ceza dikkatli kullanılması gereken bir yaklaşımdır.

Aşamalı Disiplin Yaklaşımı

1.     Önleme:

      Aşamalı disiplin yaklaşımının ilk basamağı önlem almaktır. İstenmeyen davranışları ortaya çıkmadan önce önlemek, oluştuktan sonra düzeltmeye çalışmaktan daha kolay ve etkilidir.

      Çocuğu değiştirmeye çabalamak yerine çocuğun ortamını değiştirmek, istenmeyen davranışların çoğunu önler.

Ortamda Yapılabilecek Düzenlemeler

  1. Ortamı Zenginleştirmek: Çocuğun ilgi alanı ve beceri düzeyine göre seçilecek olan araçlar oyalanmayı sağlar

b.Ortamı Sadeleştirmek: Çocuklar ortam çok kalabalık ve karmaşık olduğunda huzursuz olup , istenmeyen davranışlar gösterebilir. Ev ortamı, özellikle de çocuğun odası, dolapları olabildiğince sade ve boş olmalıdır.

c.Ortamı Çocuğa Uydurmak: Elektrik prizlerine kapak taktırmak, tehlikeli araçları , kırılabilecek hassas eşyaları ortadan kaldırmak , kolay kayan kilim ve paspasları kaldırmak gibi önlemler hem anababa hem çocuğun rahat etmesini sağlar. Anababa çocuğu sürekli uyarmak ve denetlemek zorunda kalmaz.

d.Bir Uğraş Yerine Başkasını Koymak: Çocuğun istediği şey ona verilmeyecek bir şey ise ilgisini çekebilecek başka bir şey sunmak özellikle küçük çocuklarda işe yarar.

e.Çocuklar Büyüdükçe Yeni Düzenlemeler Yapmak : Bu yeni düzenleme çatışmayı önleyebilir.

Örnek: Evin anahtarını ona da vermek, özel eşyalarına saygı göstermek…

      Düzenli aile toplantıları yapmak, evdeki olumlu olaylar yada değişmesi istenen davranışlar üzerinde konuşmak sorunları önlemenin diğer bir yoludur.

      Sorunlar ciddi boyutlara ulaşmadan konuşmak, hem olayın büyümesini önler hem de önemli sorunlar için problem çözme konusunda alıştırma yapılmış olur.

2.Direnmeyi Azaltacak Yaklaşımlar

Kontrol Etme Tekniği : Mesajın gerçekten duyulduğundan emin olmak için yapılır. Kontrol etme tekniği mesajı aynı şekilde tekrarlama yerine geçebilecek basit bir tekniktir.

“İsteklerim açık mı? “

“Söylediklerimi duydun mu?”

“Söylediklerimi tekrarlar mısın?” Gibi sorularla mesajın anlaşılıp anlaşılmadığı kontrol edilir.

b.Sona Erdirme Tekniği: Sebeplerle ilgilenmemek, sadece çözüm beklendiğini ifade etmek tartışmayı durdurabilir. Örnek: ödevini almayı unutan bir çocuk niye unuttuğunu uzun uzun açıklarken anababa “ödevini bir daha unutmamak için neler yapabilirsin.” Sorusuyla mazeretleri dinlemediğini, çözüm beklediğini hissettirmelidir. Böylelikle çözüme odaklı mesajlarda yazılmış olur.

c.Sakinleşme Tekniği: Anababa ve çocuk öfkeli iken etkili sorun çözme tekniği uygulanamaz. Öfkenin en erken belirtisi seslerin yükselmeye başlamasıdır.

Anababa “şuanda ikimiz de öfkeliyiz. Her ikimizin de sakinleşmek için zamana ihtiyacımız var. Bir süre için ayrı odalarda duralım, sakinleştiğimiz zaman  bu konuyu konuşalım.” Diyerek molayı başlatır. Bu yaklaşımın işe yarayabilmesi için sakinleşme süresince farklı ortamlarda bulunmak gerekir.

  1. Sorunu Birlikte Çözmek

      Problem çözme süreci birbiriyle bağlantılı aşamalardan oluşur.

a.Sorunu Tanımlamak :

      Sorun ortak bir dille tekrar tanımlanır.

b.Olası Çözümler Üretmek:

      Net bir şekilde tanımlanmamış sorun için çözümler      üretmektir. Bunu yaparken “ bu konuda neler yapabiliriz.” Gibi ifadeler kullanılabilir

c.Çözümleri Değerlendirmek:

      Önerilen tüm çözümler olası sonuçları ile birlikte değerlendirilir.

Örnek: “Bu çözümlerden hangisi daha uygun olabilir?” , “bulduğumuz çözümler konusunda ne düşünüyorsun?” İfadeleri ile bu aşamaya çocuğunda katılımı sağlanmalıdır.

d.En uygun çözüme karar vermek:

      Bu karar esnek bir karardır. Yeterli süre denendikten sonra istenilen sonuca ulaşılamıyorsa yeniden konuşulabilir. “Bunu deneyelim” bakalım bu çözüm sorunumuzu gerçekten çözecek mi? gibi cümlelerle anlatılabilir.

e.Kararın nasıl uygulanacağını belirlemek:

         Ortak bir karara varıldıktan sonra bunun nasıl uygulanacağını ayrıntılı bir şekilde konuşulmalıdır. Örneğin, yatma saati konusunda bir karara varıldıktan sonra “ üzerinde anlaşılan saat geldiğinde bu çocuğa nasıl bildirilecek?” gibi.

f.Çözümün başarısını değerlendirmek.

         Bu yöntemle alınan kararlar istenilen sonucu hemen sağlamayabilir. Burada önemli olan kararı onunla birlikte almak ve birlikte uygulamaktır.

4.Kuralları Sonuçlarla Desteklemek

         Çocuklar davranışlarının olumlu yada olumsuz sonuçlarını yaşayarak öğrenirler. Yaşayarak öğrenme en etkili öğrenme yollarından birisidir.

            Doğal Sonuçlar: Örnek, kötü kullanma ya da sorumsuzluk nedeniyle oyuncaklar ya da eşyaların zarar görmesi ya da kaybolması bir doğal sonuçtur. Bu durumda anababa eşyayı hemen onarmamalı ya da yerine yenisini almamalıdır. En azından çocuğun bu kaybın yokluğunu hissedeceği kadar zaman geçirmesi beklenmelidir.

            Mantıksal Sonuçlar: Alınan kararlara uyulmaması durumunda neler yapılacağı da konuşulmalıdır. Örnek ,alınan önlemlere karşın dişini fırçalamayı unutan çocuk için iki gün şeker yememek mantıksal bir sonuçtur.

Etkili davranışsal mesajlar:

Oyuncaklar için cumartesi kutusu: Çocuk oyuncaklarını toplamıyorsa anababa “ ortalıkta gördüğüm her oyuncağını bir kutuya kaldıracağım ve onları  bir haftadan önce alamayacaksın.” Şeklinde uyarır. Oyuncaklar toplanmazsa gerçekten bir kutuya kaldırılıp bir hafta süreyle ortaya çıkartılmaz.

Kirli sepetine atılmayan giysileri yıkamamak:Çocukla kirli sepetine atılmayan giysilerin yıkanmayacağı anlaşması yapılır ve sepete atılmayan giysiler gerçekten yıkanmaz. Anababanın bir süre  çocuğun kirli giysilerle dolaşmasına katlanması gerekir.

Sabah hazırlanmazsa üzerindekilerle evden çıkmak:Sabah yavaş hazırlanan, oyalanan tv başından kalkmayan çocuklar için anababa “sabah evden çıkma saatimizi biliyorsun, ben seni defalarca uyarıyorum ama yinede geç kalıyorsun bundan sonra servis geldiğinde  hala okul giysilerini giymemiş olursan giysilerini bir torbaya koyup eline vereceğim, üzerindeki giysilerle servise bineceksin”der. Sonra sözler davranışlarla desteklendiği zaman sonuç alınabilir.

5.Mola Zamanı

         Çocuğun olumsuz istenmeyen bir davranışının hemen ardından belirli bir süre kendi başına sessiz bir ortamda tutulmasıdır. DEHB olan çocukların istenmeyen davranışlarını azaltmak ortadan kaldırmak amacıyla kullanılan yöntemlerden birisidir.

Mola zamanı için uygun olan bazı davranışlar:

  • Vurmak
  • Tükürmek
  • Tutturmak
  • Küfür etmek
  • Isırmak…

AKADEMİK BAŞARI SORUNLARI İÇİN OKULDA YAPILABİLECEKLER

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan çocuklar dikkat sorunları nedeniyle dersi yeterince dikkatli dinleyemezler,evde verimli ders çalışamazlar,sınavlarda bildiklerini de yanlış yapabilirler.Sürekli eleştiri ve olumsuz uyarılar almaları ve giderek düşen akademik başarıları nedeniyle zaman içinde kendilerine güveni kalmaz.Derslerin sunuluş biçimi,ödevler,sınav sistemleri ve diğer değerlendirme araçlarının bu çocuklar için uygun olmaması var olan güçlükleri biraz daha arttırır.Sonuç olarak normal bir gelişim düzeyi ve zekaya sahip olan bu çocukların okul başarıları,kapasiteleriyle uyumlu bir düzeye ulaşamaz.

Akademik güçlüklerin yanı sıra bu çocukların bazıları aşırı hareketlilik,düşünmeden hareket etme,ve düşünmeden konuşma gibi nedenlerle arkadaşları ve öğretmenleriyle sosyal ilişkilerinde önemli sorunlar yaşayabilirler

Öğretmenlerin bu çocuklara yardımcı olabilmesi için dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunu her yönüyle iyi tanımalarıyla mümkündür

Öğretmenler için dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu konusunda önemli noktalar:

  • Çocuklarda görülen dikkat sorunları ,hareketlilik ya da davranış sorunlarının tümünün nedeni dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu değildir.
  • DEHB okul çağındaki çocukların %3-5’inde,yani her 20-30 çocuktan birinde görülür.
  • DEHB çocuğun doğumundan itibaren var olan,beyinde dikkat ve davranış kontrolünü sağlayan merkezlerin iyi çalışmamasından kaynaklanan,kalıtsal bir bozukluktur.
  • Anababanın doğru,yeterli disiplin vermemesiyle ilgisi yoktur.
  • Çocukların davranışları şımarıklık,saygısızlıktan kaynaklanmaz.
  • Akademik başarısızlığın nedeni tembellik,ilgisizlik değildir.
  • DEHB’in zeka ile ilgisi yoktur.çocuğun fazla ya da az zeki olması bu soruna neden olmaz.
  • Öğretmenin çocuğa yaklaşımı ve öğretme tarzı başarı için en önemli faktördür.

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunun Öğrenme Üzerine Etkileri

  1. Dikkat sorunları
  1. Dersi dinleme güçlüğü: Dersin başında, ortasında ya da sonunda dersten kopar, dinleyemez. Dikkati dağıldığında yeniden toplamakta zorlanır. Hayal kurabilir, başka şeylerle ilgilenir, bazısı resim çizer. Ders bittiğinde aklında ya çok az şey kalmıştır, ya da bilgileri kopuk kopuk öğrenmiştir.
  2. Dikkat hataları: Tahtadaki yazıyı geçirirken hatalı geçirir, matematik sembolleri, işaretleri karıştırabilir. Bir görevi tamamlamadan diğerine geçer.
  3. Evde ders çalışırken ilgisi çabuk dağılır: Sık sık mola verir. Oturduğu yerden kalkmasa bile aklı başka yerlere gider. Verimsiz çalışır. Bilgileri bütüncül biçimde öğrenemez.
  4. Sınavlarda yaşanan sorunlar: Sınavda etrafıyla daha çok ilgilidir. Sınavın ilk, orta ya da son bölümünde ilgisi dağılabilir. İlk beş soruyu doğru olarak yapıp daha sonrakilerin tümünü yanlış yapabilir. Test sınavlarında soruyu yanlış okuma, sonunu okumama gibi nedenlerle yanlış yanıtlar verir.
  5. Zayıf organizasyon becerileri:
  1. Okul eşyaları, çantası defterleri dağınıktır. Malzemelerini eksik getirir.
  2. Düşüncelerini organize etmekte güçlükleri vardır. Sözlü ya da yazılı anlatımda bildiklerini aktarmada sorun yaşar. Başını sonunu karışık anlatır.
  3. Verilen göreve başlamak, bölümlere ayırmak ve sürdürebilmekte güçlükler yaşar. Uzun süreli görevler için planlama yapamaz.
  4. Yapılacak işleri önemli ve acil olup olmamasına göre planlayamaz. İlk aklına gelenden ya da en cazip olandan başlar.
  5. Zamanı ayarlamakta güçlük:
  6. Zaman algısı gelişmemiştir. Bir işle uğraşırken ne kadar süre geçtiğini doğru biçimde tahmin edemez. İşlerini planlarken de herhangi iş için ne kadar süre gerektiğini ayarlayamaz, çoğunlukla geç kalır.
  7. Sınavlarda zamanını iyi ayarlayamaz ya acele edip çok erken bitirir ya da bir soruda takılıp ne kadar zamanı kaldığını unutabilir.

Öğrenme Türleri:

      Çocuğun bilgiyi en iyi alma, anlama ve hatırlama ve ifade etme biçimi, öğrenme biçimidir ve onun parmak izi kadar özeldir. Bir öğretme türü diğerine göre üstün ya da zayıf olarak yorumlamamalıdır. Öğrenme türlerinin bazı özellikleri deneyim yoluyla geliştirilirken, bazıları doğuştandır ve değişime direnç gösterir. Bu nedenle çocukların kendi öğrenme türlerini, öğretmenin öğrenme türüne uydurmaları zor olmaktadır. Öğretmenler bu farklılıkları anladıklarında buna uygun çözümleri geliştirebilirler.

      Öğrenme türleri konusunda yapılan araştırmalarda eğitimcilerin bazı yanlış inanışlara sahip oldukları ortaya çıkmıştır.

Bunların en yaygın olanları şu şekilde sıralanabilir:

  1. Yanlış inanış: “Fiziksel etkinlikler öğrenmeyi engeller. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan çocuklar hareket ederek, yaparak öğrenen çocuklar için hareket öğrenmeyi bozmaz, tam tersine öğrenme için gereklidir. Bu çocukların kıpırdamadan sadece dinleyerek öğrenmelerini beklemek uygun değildir. Bu çocukların ufak hareketleri, kalemlerini ya da ayaklarını sallamaları ya da bir şeylerle oynamaları öğrenmelerini bozmuyorsa bu davranışlara engel olunmamalıdır. Bu çocukları sınıfta, en az edilgenlik gerektiren etkinliklerde görevlendirmek olumlu sonuçlar vermektedir.
  2. Yanlış inanışı: “Çocuklar sabah saatlerinde öğrenmeye karşı uyarılmış durumdadır.” Yapılan bir araştırmanın şaşırtıcı bulgularına göre öğrencilerin büyük bir çoğunluğu “sabahları daha uyarılmış” değildir. Tersine sabahın geç saatlerinde ya da öğlen saatlerine doğru daha kolay konsantre olmaktadırlar. Öğretmenlerin çoğunluğu önemli ve ciddi öğrenme ya da öğretme etkinliklerinin öğle yemeklerinden önce yapılması gerektiğine inanmaktadırlar. Oysa yapılan araştırmada bir milyon öğrencinin yalnız üçte biri sabah saatlerini tercih etmiştir.
  3. Yanlış inanış: “Sınıflar iyi aydınlatılmış, hafif serin ve sessiz olmalıdır.” Bazı öğrenciler yeni bilgileri öğrenmek için parlak bir ışığa gereksinim duyarlar. Ama bazıları için parlak ışık konsantrasyonu zorlaştırır, hareketliliği arttırabilir.

Öğretmenler, diğer öğrenciler kadar DEHB olan öğrencilerin de öğrenme türlerini anlamaya çalışmalı ve bunları çeşitlendirmek için daha fazla çaba göstermelidirler. Sınıfta çeşitli öğretme yöntem ve tekniklerini kullanmaya özen göstermek, sınıfta aktif ve el becerisine dayalı bir öğrenme çevresi yaratmak, öğrenmeyi daha zevkli kılmak, DEHB olan çocukların öğrenmesine olumlu ivme kazandırır.

Öğretme Yöntemlerini ve Kaynaklarını Değiştirmek

  1. Görsel-sözel ipuçları ve hatırlatıcıların kullanımı: Bir resmin bin kelimeye eşit olduğu söyleminin abartılı bir anlatım olduğu düşünülse bile, resim kullanılarak yapılan anlatım sadece kelimeler kullanılarak yapılan anlatımdan çok daha fazla etkilidir. Öğretim sürecinde bilgi aktarılırken hem görsel hem de işitsel unsurlar birlikte kullanılırsa, daha fazla sayıdaki öğrencinin öğrenmesine yardımcı olunacaktır.
    1. Öğretilen konuyla ilgili görsel sunumlar yapılması: Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan çocukların bazıları görsel olarak daha iyi öğrendikleri için, öğretmenin konuyu görsel olarak sunması çok öğretici olacaktır. Tepegöz ya da diğer yansıtıcılar bu amaç için çok uygundur. Öğretmen sınıfla daha fazla yüz yüze olabilir, önemli bilgileri göstermek için renkli kalemler kullanılabilir.
    2. Konuyla ilgili önemli bilgilerin ders boyunca tahtada kalması: Önemli bilgiler tahtada her zaman aynı yerleşimde bulunursa öğrenciler onu nerede bulacaklarını bilirler. Bilgilerin alfabenin harfleri yerine sayılarla derecelendirilmesi daha uygundur.
    3. Konuyla ilgili anahtar kelimelerin görünür bir yerde kalması: Anahtar kelimeler öğrenmeyi kolaylaştırır ve hatırlatmayı arttırır. Anahtar kelimeler tahtada, posterlerde ya da sınıfta kolayca görülebilecek yerlerde o konu işlendiği sürece asılı durmalıdır.
    4. Önemli olgularda dikkati çekmek için renkli kalem kullanılması: Sürekli aynı hece veya gramer hatası yapılıyorsa, unutulan harf ya da kelimeler renkli kalemle düzeltilir. Renk, öğrencinin daha iyi hatırlamasına yardım eder (Kırmızı veya pembe en çok hatırlanan renklerdir.)
    5. Derslere ilişkin yol gösterici notlar verilmesi: Anahtar noktaların işaretlendiği, ana hatlar biçiminde düzenlenmiş ders notları verilir. Cümleler arasında öğrencinin not almasına imkan veren boşlukların bulunduğu iskelet ana hatlar kullanılır.
    6. Grafik (resim/yazı) düzenleyicilerin kullanılması: Grafikler kavramların görselleşmesini sağlarlar ve önemli faydaları vardır.
  • Soyut kavramları somutlaştırırlar.
  • Öğrenmeye yardım ederler.
  • Hatırlamayı kolaylaştırırlar.
  • Çeşitli grafik örnekleri:
  • İç içe geçmiş iki daire kullanarak iki konunun birbirine benzer ve farklı tarafları gösterilebilir.
  • Karar vermeyi öğrenmek için, bir konu üzerinde lehte ve aleyhte olan öneriler belirlenir ve en iyi olana karar verilir.
  • Ardışıklık becerilerini geliştirmek için bir hikaye ve tarihsel bir olayı tanımlarken film kareleri ya da tren vagonları şeklindeki bölümler çizilip içine kelimeler veya resimlerle doldurulur.
  1. Aktif öğrenme yöntemlerinin kullanımı: Bir şeyi görmek ve dinlemek onu öğrenmeye yetmez. Aktif öğrenmede öğrenciler araştırır, sorar, sorgular, uygular ve başkalarına anlatırlar. Aktif öğrenme teknikleri:
  • Bilgiyi kendi kelimeleri ile yeniden ifadelendirmek.
  • Örneklendirmek.
  • Çeşitli biçimlerinin ve durumlarının neler olduğu ayırt etmek.
  • Bilgi ile diğer faktörler ve fikirler arasında bağlantı kurmak.
  • Bilgiyi çeşitli biçimlerde kullanmak.
  • Bazı sonuçlarını önceden görmek.
  • Bilginin karşıtını veya tersini ifadelendirmek.
  1. Soru-Cevap: Öğrencilere düşünme ve konuşma alışkanlıkları kazandırma bakımından önemli bir tekniktir. Bütün sınıfı ilgilendiren sorular, tüm sınıfa sorulmalı ve aynı anda herkes cevabı bulmak için düşündürülmeli ve daha sonra cevap verecek kişi belirlenmelidir. Doğru cevaplar anında pekiştirilmelidir.
  2. Beyin fırtınası: Bir konuya çözüm getirmek, karar vermek ve hayal yoluyla düşünce üretmek için kullanılan yaratıcı bir öğretme tekniğidir. Buna buluş fırtınası da denilmektedir. Temel ilkesine göre, bir problemi çözmede görevlendirilen grubun üyeleri mümkün olduğu kadar çok fikir üretirler. Burada fikirlerin savunulması istenmez.
  3. Ek olarak bireyselleştirilmiş yardım sağlanması
  4. Çiftler halinde öğrenimin kullanılması: Öğrenciler sınıfta çiftlere ayrılır ve çalışmalardaki yeni kavramları tartışmaları sağlanır.
  5. Birbirlerine öğretmelerinin sağlanması: Öğrenilenlerin bir başkasına öğretilmesi bilgiyi daha kalıcı hale getirir.
  6. Sınıfta bütün öğrencilerin aktif katılımının sağlanması
  7. Grup tepkisinin kullanılması: Bütün öğrencilerin bir kart ya da el işareti ile tepki verdiği sorular sormak katılımı artırmak açısından iyi bir yöntemdir. Öğrenciler cevaplarını gösteren bir kartı tutarlar veya baş parmaklarını kaldırırlar. Öğretmen doğru cevabı olan bir öğrenciyi kaldırır. Daha sonra doğru cevabı herkese tekrar ettirerek “koro cevabını” kullanabilir. Bu aktif öğrenme tekniği, daha çok öğrencinin katılımını sağlar. Materyali anlamayan öğrencileri öğretmenin fark etmesine olanak sağlar. DEHB olan öğrenciler için işe yarar bir yöntem olabilir; hayal kurmasına veya aklının başka yerde olmasına daha az fırsat verir.
  • El işaretlerinin kullanılması: Sorunun cevabı “Evet” ise baş parmak yukarıdadır. Değilse, baş parmak aşağıdadır. Emin değilse ya da bilmiyorsa, avuç düz bir biçimde dışa dönüktür.
  1. Uyanıklık ve dikkatinin artması için elini kullanmasına izin verin: Elin işlemesi, ellerinde tuttukları nesneler, kımıldanmalar veya karalamalar öğrencinin öğrenmesine yardım eder. Bu fiziksel etkinliklerin, zihnin uyanıklığını daha yüksek seviyede devam ettirmek için öğrenciye yardım ettiği bilinmektedir. Böylece öğretmenini dinleyebilir, görevi üzerinde çalışabilir.

Ev Ödevleri Konusunda Yapılabilecek Düzenlemeler

      Ev ödevleri dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan çocuklar ve anababaları için en büyük kabuslardan birisidir. Hemen her gün evde ödev yapmaya başlayamamaktan, ödev başında saatlerce oturup yine de bitirememeye kadar uzanan çeşitli ödev sorunları yaşanır. Ev ödevleri anababa, öğretmen ve çocuğun sıkı işbirliğini gerektiren bir etkinliktir. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu tanısı almış olan çocukların ödevlerinde yapılacak bazı düzenlemeler bu sorunların azalması büyük ölçüde yardımcı olacaktır.

ÖDEVLER NASIL OLMALI

  1. Ödev süresinin diğer çocuklardan daha fazla olmaması: Öğretmenler dikkat eksikliği ya da öğrenme güçlüğü olan bir çocuğun ev ödevini ne kadar bitirebileceğini doğru olarak tahmin edememektedirler. Diğer çocukların bir saatte bitirebileceği bir ödevi bu çocuklar en az iki katı sürede bitirebilirler. Ödev için ayrılması beklenen süre ile gerçek süre arasındaki farkın en aza indirilebilmesi için önerilen yaklaşıma göre, öğretmen verilen ödev için yaklaşık tamamlanma süresini önceden belirtir. Daha sonra anababa tamamlanan ödevin altına ne kadar sürede tamamlandığını yazar. Böylece öğretmen aradaki farkı görüp ödev miktarını ya da ödevin içeriğini değiştirebilir.
  2. Yazılı ödevlerin azaltılması: Yazılı ödevi azaltmak bu çocuklar için çok önemlidir. Yazılı ödevi azaltmanın yolları:
  • Sadece yanıtların yazılması: Matematik problemlerinin ya da soruların kitaptan tekrar yazılması istenmez, sadece yanıtlar yazılır. Amaç, soruları kopya edebildiğini değil, öğrencinin sorunun cevabını bilmediğini görmektir.
  • Boşlukların doldurulması: Kitaptaki tarih sorularını, bilim alanındaki sıralamaları, matematik problemlerini fotokopi etmesine izin verilebilir. Tüm problem veya cümleleri yazmak yerine boşluklar doldurulabilir.
  • Yazılı ödevler yerine yaratıcı etkinlikler verilmesi: Bir kitap anlatımı için, ses kaydı yapmasına izin verilebilir; ünlü bir şiirin resmini yapabilir; bir oyun yazabilir; bir model inşa edebilir; hayali bir seyahat hakkında yazı yazılabilir.
  1. Uzun süreli projelerin ve dönem ödevlerinin parçalara bölünmesi: Plan yapmak, planı uygulamak ve zamanı ayarlayabilmek gibi becerilerdeki eksiklikler nedeniyle bu tür uzun süreli projeler ve dönem ödevlerinde de sorun çıkar. Bu durumda görevleri bölmek çok yararlı olabilir.
  2. Okunacak materyalin renkli ataç ya da klipslerle bölünmesi
  3. Ödevlerin bölümlere ayrılması
  4. Uzun süreli ödevlerin bölümlere ayrılması her biri için ayrı tarih belirlenmesi
  5. Projenin her bir bölümüne bağımsız olarak not verilmesi. DEHB olan çocukların ağırdan almalarının bir nedeni onların geniş, çok adımlı projeler nedeniyle çok bunalmalarıdır. Ödevi gerekli parçalara ayırmak için gerekli becerileri yoktur. Bazen gerçekten ne yapacaklarını ve nereden başlayacaklarını bilemezler. Adımların kısa bir taslağını sağlayan bir görev kartı oluşturmak projeyi tamamlamasına yardımcı olacaktır. Bu beceriler üstünde çalışma yeni becerileri öğretme ve şekillendirme fırsatı sağlar. Örneğin öğretmen başlangıçta, tüm sınıfla ödevi tamamlamak için gerekli adımları tartışır; tahtaya adımları yazar; sınıftan adımları kağıtlarına ya da defterlerine kopya etmesini ister; eğer öğrencinin çalışmayı başlatmakta zorluk çektiğini görürse, gerekirse adımları tartışır ve onları iş kartına yazmasını sağlar.
  6. Düşünmeyi öğreten sorular içeren ödevler verilmesi: Cevabı sınıfta anlatılmış ya da kitapta kolayca bulunabilecek sorular yerine,çocuğu düşünmeye yönlendirecek sorular içeren ödevler hem çocuğun düşünme becerisini geliştirir, hem de DEHB olan çocuklar bu ödevleri daha istekli yaparlar. (Öğretme yöntemlerinin soru-cevap bölümünde bu tür sorularla ilgili ayrıntılı bilgi verilmiştir.)
  7. Niceliğin değil niteliğin aranması: “Az sayıda yüksek nitelikli yanıtlar, çok sayıda düşük nitelikli yanıtlara tercih edilmelidir.” Ödevler yapılırken üç özelliğe dikkat edilir. Ödevin tamamlanma süresi, tümünün yapılması (yapılan problemlerin sayısı), doğru ve özenli yapılması. Örneğin, öğretmen çocukların otuz problemi, ertesi gün doğru olarak çözmesini beklerse DEHB olan çocuklar yavaş çalıştıkları için ya daha az sayıda problemi tamamlarlar ya da acele etmeleri nedeniyle yanlış sayısı çok fazla olur. Ödevler çocuğun hız ve kapasitesine uygun olursa nitelikli çalışmaların ortaya çıkması mümkün olur. Örneğin ödev olarak “içinde ikiden fazla yazım ya da noktalama hatası olmayan üç tane ilginç cümle” yazması istenebilir.

Sınavlar ve Diğer Değerlendirme Yöntemleri Üzerinde Yapılabilecek Düzenlemeler

      “Sınavdaki amaç öğrencinin neyi bildiğinin ölçülmesidir, özel bir test tipinde ne kadar iyi olduğunun ölçülmesi değildir.”

  1. Test bütünlüğünü korurken ek test zamanı verilmesi: DEHB olan pek çok öğrenci için testlere, özel projelere, ev ödevlerine ek zaman vermek onların sınıfa uyumuna katkıda bulunur. Sınav sırasında ek zaman vermek uygun bir yaklaşımdır ancak ilköğretimin ikinci kademesinde ve lisede uygulamada bazı güçlükler olabilir. Sınavları bitirmek için bağımsız ek süre bulmak güçtür. Sınav süresinin bitiminde başka bir ders başlayacağından sonraki dersi kaçıracaktır. Önemli bir sorun da kendisine ayrıcalık tanınmasının diğer çocuklar tarafından öğrenilmesidir. Bu arkadaşların öfkesine, alay etmesine, küçümsemesine neden olabilir. Bu sorunlar uygun bir şekilde ele alınabilirse ek süre vermek işe yarayan bir yaklaşım olabilmektedir.
  2. Daha az soru üzerinden değerlendirme yapılması: Sınav için ek süre vermeye göre uygulama açısından daha kolay bir yaklaşımdır. Diğer öğrencilerin fark etmeyecekleri, dolayısıyla çocukların daha rahat edecekleri bir uygulamadır. Sınav on sorudan oluşuyorsa, DEHB olan çocuğun sınav kağıdı beş soru üzerinden değerlendirilir. Sınavdan önce öğretmen çocukla konuşarak bu konuda anlaşırsa, çocuk sınavda en iyi yapabildiği beş soru için uğraşacaktır.
  3. Uygun bir sınav ortamının sağlanması: DEHB olan çocuklar sınav için gürültülü olmayan sakin bir ortama gereksinim duyarlar. Bu tür çocuklar sınav sırasında sınıfta dikkatlerinin en az dağılacağı yerde oturtulmalı ve sınav sırasında sakin bir ortam sağlanmalıdır. Bu önlemler yeterli gelmiyorsa, bu çocukların sınavları kütüphanede, rehberlik servisinde ya da uygun bir odada yapılabilir.
  4. Sınav sorularının basit ve anlaşılır bir dille hazırlanması, sorunun yükleminin daha koyu ya da altı çizili olarak verilmesi: “Hangisi ….. değildir? , “Hangisi yanlıştır?” şeklinde.
  5. Öğrencinin gerçek bilgisini test etmek için sınav şeklinin değiştirilmesi: Bu öğrenciler konuları bilseler bile işlem hızları ve bilgiyi hatırlamadaki yavaşlıkları sözel ifade becerileri ve belleklerindeki zayıflık nedeniyle sınavlarda başarılı olmayabilirler. Bazı sınav yöntemleri sadece DEHB olan öğrenciler için değil, bütün öğrenciler için daha güçtür. Bilgiyi hazırlıksız olarak çağırmayı gerektiren klasik sınavlar, bilgiyi tanımayı gerektiren sınavlardan daha zordur. DEHB olan öğrenciler için, belleği canlandırmayı sağlayan ipucu kelimelerin verildiği test şekli daha uygundur.
  6. Not verme yönetimlerinin düzenlenmesi: Örencinin öğrenme sorununu cezalandırmayan not verme yöntemleri geliştirmek gerekir.
  7. Öğrencinin en düşük sınav notunun değerlendirmeye alınması.
  8. Yazılı ödevde yazım hatalarının değerlendirilmemesi: Amaç çocuğun yazım kuralları bilgisini ölçmek değilse, yazılı sınavlardaki yazım hatalarını değerlendirmeye almamak uygundur. Yazım, ödevin en önemli kısmı ise ,yazım kılavuzu kullanılmasına izin verilir. Hatalı kelimeleri düzelterek daha iyi bir not almasına imkan sağlanır.
  9. Öğrencinin notu yükseltmesini sağlayacak yaklaşımlara izin verilmesi:Öğrenci çalışma veya projeleri tamamlayarak, sınavdaki hatalarını düzelterek fazladan puan kazanabilir. Bu yöntem özellikle sınıfta kalma tehlikesi varsa kullanılmalıdır.Mümkünse fazla puan toplayabileceği konularla ilgili yaratıcı projeler belirlenir.

         –  Tarih dersi için savaşa katılmış emekli bir askerle görüşmesi,

–  Yabancı dil dersi için o dili konuşan birisi ile görüşmesini teybe alması,

– Dersle ilgili konularda gazetelerden resimler, makaleler kesmesi veya onları yapıştırdığı bir defter oluşturması.

DEHB olan çocuk ve gençler için sınavlar konusunda Türkiye’ de sağlanan gelişmeler:

  1. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu tanısı almış olan gençler Üniversite seçme sınavına ayrı bir salonda, tek başına ve konu hakkında bilgilendirilmiş gözetmenler eşliğinde girmektedirler. Bu hakkın tanınabilmesi için öğrencinin durumunu bildiren bir heyet raporunun alınması ve sınav başvuru belgelerine bu raporun eklenmesi gerekmektedir.
  2. Bazı üniversiteler dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan öğrencilerinin sınavlarını ayrı bir sınıfta yapıp, sınav için ek süre tanımaktadırlar.Bu hakkın tanınabilmesi için öğrencinin durumunu bildiren bir raporun düzenlenmesi ve okul idaresine verilmesi gerekmektedir.

EV ÖDEVLERİ

Okul çağındaki çocukların ve anababalarının çoğunun en fazla sorun yaşadığı konu ev ödevleridir. Ödev sorunları nedeniyle anababa ve çocuk arasındaki ilişki gerginleşmekte, hatta bazı evlerde hemen her gün ödev savaşları yaşanmaktadır. Çocukta dikkat eksikliği hiperaktivite ya da öğrenme güçlüğü gibi rahatsızlıklar varsa ev ödevi sorunları daha ciddi boyutlara ulaşmaktadır.

Ev Ödevlerinin Önemi

Ev ödevlerinin öğretmen için önemi:

  • Okulda verilen bilgilerin çocuklar tarafından alınıp alınmadığının kontrol edilmesini;
  • Okulda verilen bilgilerin evde tekrar edilip pekiştirilmesini;
  • Çocukların sorumluluk alma, verilen görevi tamamlama, plan yapma becerilerinin geliştirmeyi ve öğretmenin çocuğu bu bakımdan tanımasını sağlar.

Ev ödevlerinin anababa açısından önemi:

  • Ev ödevleri, okulla ev arasında bağlantıyı sağlayan önemli bir araçtır.
  • Çocuğun eğitiminin nasıl gittiği hakkında bilgi verir.
  • Çocuğun sorumluluk alma , zamanı iyi kullanma gibi becerilerinin gelişimini gösterir.

Ev ödevlerinin çocuklar için önemi:

  • Okulda edinilen bilgi ve becerilerin tekrarı ve pekiştirilmesini;
  • Okuma, yazma, aritmetik gibi temel akademik becerilerin gelişmesini;
  • Okulda edinilen bilgilerin gerçek yaşamda kullanılması yoluyla öğrenme motivasyonunu sağlar;

Ödev Sistemi

Ödev sistemi anababa,öğretmen ve çocuktan oluşan üçlü bir sistemdir. Bu üçlüden herhangi birinin görevini tam olarak yapmaması durumunda sorun çıkar.

 Bu nedenle ev ödevleri sorunlarına yaklaşırken sistemin her bir parçası ayrı ayrı gözden geçirilmelidir.

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan çocukların yaşadıkları ödev sorunları:

Bu sorunlar:

  • Ödevi eksik, yanlış alır ya da hiç almaz.
  • Ödev için gerekli kitap ve malzemeleri okulda bırakır.
  • Ödevi çok acele ve özensiz yapar.
  • Ödev yaparken oyalanır.
  • Ödevlerden söz edilince hırçınlaşır,surat asar.
  • Ödev yaparken sık sık ara verir , kıpırdanır , başka şeylerle ilgilenir.

Anababaların ev ödevi konusunda uygun olmayan tutumları:

  • Ödevi sık sık sorgulamak, hatırlatmak.
  • Alınmayan ödevleri telefonla başkalarından öğrenmeyi kabullenmek.
  • Ödev yaparken sürekli çocuğun yanında olmak.
  • Güzel olmayan yazıları sildirip tekrar yazdırmak.
  • Ödevlerle hiç ilgilenmemek kontrol etmemek.
  • Ödev yapılmadığında uzun nutuklar çekmek.

Ödev konusunda sorunlar yaşayan çocukların anababaları, devamlı hatırlatma,söylenme,ikna etmeye çalışma,ödüllendirme , tehdit etme , azarlama hatta şiddet uygulama gibi yöntemleri deneyerek ödevin yapılmasını sağlarlar. Sonuçta ödevi düşünme , hatırlatma , yaptırma sorumluluğunu anababa üstlenmiş , çocuk sadece anababaya eşlik etmiş olur. O günün ödevi yapılmış bile olsa , ertesi gün çocuk yine anababanın hatırlatmasını , yanında oturmasını ve ödevini yaptırmasını bekleyecektir. Bu şekilde başlayan bir ödev sistemi anababa tutumunu değiştirmediği sürece devam eder. Çocuk hiçbir zaman “ben bugün ödev yapmaya kendiliğimden başlayayım” demeyecektir. Asıl önemli olan ödevin yapılmış olması değil çocuğun ödev sorumluluğunun kazanmasıdır.

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu çocukların ödev yaparken önemli derecede zorlanmasına neden olabilir. Bu yüzden bu çocuklar daha fazla yardım ve yönlendirmeye gerek duyabilirler.

Öğretmenlerin uygun olmayan tutumları:

  • Amaca uygun olmayan bezdirici çocuğun sınırlarını aşan ödevler vermek.
  • Motive etmek yerine, yapılmayan ödevler için aşağılamak.
  • Ödevleri kontrol etmemek.

Sistemi Dengelemek:

Sistemi dengeye oturtmak için atılması gereken ilk adım çocuk yetiştirmenin temel ilkelerini gözden geçirmektir. Çocuğuyla sağlıklı iletişim kuramayan, ona empatik yaklaşamayan, sevgisini göstermeyen anababanın ödevler konusunda hangi yaklaşımı uygularsa uygulasın başarıya ulaşması zordur.

Sistemi dengelemek için anababa ve çocuk öğretmen arasında güvene dayanan bir ilişki oluşturulmalıdır.

Çocukla İşbirliği Yapmak:

Anababa ve öğretmenlerin çeşitli sorunlar karşısında en sık yaptığı hata kendi kendilerine çeşitli çözümler üretip anlık kararlar verip bu kararlara çocuğun uymasını beklemektir. Ev ödevleri çocuğu doğrudan ilgilendiren bir konu olduğundan izlenecek yol konusunda çocukla işbirliği yapılmalı, ona çözümler üretmek konusunda sorumluluk verilmelidir

Dengeli bir sistemde anababanın görevleri:

  • Çocukla birlikte ödevler için uygun zaman belirlemek.
  • Çocukla birlikte ödevler için uygun yer belirlemek.
  • Gerekli malzemeleri sağlamak.
  • Sınırlı bir yönlendirme ve yardım sağlamak.

Ödev Zamanını Belirlemek

Ödevin ne zaman yapılacağına o gün karar verilmemeli,mutlaka önceden hazırlanmış bir program içinde ödev saati önceden belirlenmiş olmalıdır.

“Bazen ödevlerini yetiştirememenin nedeni zamansızlık oluyor.Bu sorunu çözmek için günlük ödev saati belirleyeceğiz.Her gün ödevi tam ne zaman yapacağını bileceksin,bu süre içinde başka bir şeyle ilgilenmemeni sadece ödev yapmanı istiyorum.”

Ödev saati:

  • Çocuk dinlenmiş ve yemek yeme gibi gereksinimleri karşılanmış olmalıdır.
  • Tutarlı ve sabit bir zaman olmalıdır.
  • Erken bir saat seçilmelidir.
  • Ödev süresi belirli olmalıdır.
  • Ödev süresi çocuğun yaşına ve dikkat süresine göre belirlenmeli.
  • Sınıf düzeyine göre ödev süresinin ne kadar olması gerektiği konusunda farklı yaklaşımlar vardır.

Hafta içi günler için:

  1. ve 2. sınıflar için günde 10 -20 dakika
  2. ve 4. sınıflar için 20 -45 dakika
  3. ve 6. sınıflar için 45- 60 dakika
  4. ve 9. sınıflar için 60- 90 dakika
  5. ve 11. sınıflar için 90- 120 dakika
  • Ödev uygun parçalara bölünerek tamamlanır.Aralarda anababa verilen kısmın yapılıp yapılmadığını kontrol eder.

Ödev Yeri Belirlemek

Ödev için en uygun yer diğer kişilerden ayrı,sessiz ve dağınık olmayan bir ortamdır

  • Evde uygun bir köşe çocuğun çalışma köşesi olarak düzenlenir.
  • Tamamen sessiz olması gerekmez.Dikkati dağıtmayacak türde bir müzik kullanılabilir.
  • Ödevlerin masa başında yapılması önemlidir
  • Ödev saati boyunca televizyon ya da bilgisayar gibi aletler kapalı olmalıdır.
  • Çocuğun çalışma köşesini benimsemesini, sahiplenmesini sağlayacak düzenlemeler yapılabilir.

Ödev Kutusu(Acil Yardım Kutusu)

Ödevler  sırasında gerekli olabilecek tüm malzemelerin depolandığı bir kutu oluşturulabilir.

“Ödev saatini kalem,kağıt gibi şeyleri arayarak geçirdiğinde canın sıkılıyor , zaman kaybediyorsun. Bunun için gerekli olabilecek tüm şeyleri koyacağın bir kutu oluşturacağız. Zaman zaman kutuyu birlikte kontrol edip eksiklerini tamamlayabiliriz.”

Çocuk Ödevini Kendisi Yapmalı

Çocuklar için , ödevlerini bir erişkinin yardımıyla yapmaktan , kendi başına yapabilmeye geçmek önemli bir gelişim aşamasıdır.Çocuğun ödevlerini kendi başına yapması, anababanın bu konuda hiç sorumluluk almaması anlamına gelmemelidir. Anababanın ödevlere önem vermesi, izlemesi,kontrol etmesi ve cesaretlendirmesi bu becerilerin gelişimi için önemlidir. Çocuk ödevlerini kendi başına yapamadığını söylüyor ve anababadan yardım istiyorsa önce bunun nedenleri araştırılmalıdır. Çünkü çocuğun ödevlerini tek başına yapması çocukta sorumluluk duygusunu, bağımsız çalışabilme yetisini geliştirir.

Olası nedenler:

  • Verilen ödev çocuğun kapasitesinin üzerinde olabilir .
  • Ödevin nasıl yapılacağı öğretmen tarafından yeterince açıklanmamıştır .
  • Çocuğun kendine güveni yoktur .
  • Yalnız başına kaldığında yaptığı işi sürdürmekte zorluk çekmektedir,
  • Ödevleri anababa ile birlikte yapmaya onlarla baş başa olma fırsatı olarak görmektedir.
  • Belki de bu nedenlerden birkaçı söz konusudur,

Çocuk ödevi anababa ile birlikte yapmaya alışmış ve her adımda onay bekliyorsa aşamalı şekilde yavaş yavaş bu sistem değiştirilebilir.Önce her üç soruda bir kontrol yapılmalıdır, sonra beş soruda bir çocuğun yanına gidilir.

Okuma güçlüğü olan çocukların okuma ödevleri için anababayla “Eşli okuma” yapılabilir. Bu yöntemde anababa çocuğun yanına oturur ve çocukla birlikte eş zamanlı olarak yüksek sesle parça okur.

Ödevlerin Kontrolü

Ödevlerin kontrolü tümünün yapılmış olup olmadığı ve hem de yanlışların düzeltilmesi açısından çok önemlidir. Ödevdeki yanlışlar, düzeltilmezse yanlış öğrenmeye neden olurlar. Anababa ödevdeki yanlışların altını kırmızı kalemle işaretleyip,çocuğun düzeltmesine fırsat tanıyabilir.Çocuk düzeltemiyorsa ve  öğretmen de ödev kontrolünü titizlikle yapamıyorsa , anababa çocukla birlikte düzeltmeleri yapmalıdır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta , yanlışları düzeltmek için ödev süresinin fazla uzatılmamasıdır. Hem de çocuk daha fazla dikkatini veremez hem de bir sonraki gün ödeve başlamakta isteksiz davranır.

Ödevdeki hataların nedeninin çocuğun o konuyu iyi öğrenememesi olduğu düşünülüyorsa “Bu konuyu öğretmenine tekrar sor, bazı yerlerini tam olarak anlamadığını görüyorum” denilebilir.

Ödevler Konusunda Çocuğu Cesaretlendirmek

Ödevler konusunda anababanın destekleyici ve cesaretlendirici tutumu çok önemlidir. Anababa ödevlerin tam olarak alınması ve yapılması konusunda takipçi olması bir yandan da cesaretlendirici olması gerekir.

Sistemi dengeye oturtmak için çocukla birlikte ödev sorunları listesini gözden geçirmek gerekir. Bu listede çocukların ev ödevleriyle ilgili yaşadıkları çeşitli sorunlar tanımlanmıştır. Çocuğun , ödevlerle ilgili hangi aşamalarda sorun yaşadığı bu liste üzerinde belirlenir. Daha sonra diğer işlemler yapılır. Öncelikle ödev sorunları listesine bakmadan bu çocukların ödev sorunları için önemli noktaları göz ardı etmemek gerekir.

  • Ödev miktarı çocuğun hızına ve beceri düzeyine göre incelenmeli
  • Ödev süresi bulunduğu sınıfa göre önerilen süreyi aşmamalı
  • Yazılı ödevler azaltılmalı
  • Okulda tamamlanmayan yazılar eve ödev olarak verilmemeli
  • Çocuk dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu için ilaç kullanıyorsa çocuğun hekimiyle görüşülerek ödev saatleri ile ilaç saatleri ayarlanmalı
  • Puan sistemi uygulanıyorsa ödevin her aşaması için ayı puan verilebilir.
    1. Ödevi okuldan tam getirdiği için ,
    2. Ödeve belirlenen zamanda ,hatırlatma yapılmadan başladığı için
    3. Ödevi belirlenen sürede tamamladığı için
    4. Ödevi özenli ve dikkatli yaptığı için
Sorunlar Hiçbir Zaman Bazen Sıklıkla Çok sık
Ne ödev verildiğini bilmez
Ödevlerini eksik alır
Ödevlerini yazılı olarak getirmez
Ödevi olduğunu inkar eder
Ödev yapmayı reddeder
Ödevler hakkında yakınır
Söylemeden ödev yapmaya başlamaz
Ödevleri erteler kaytarır
Ödevini tam yapmaz
Ödev yaparken hayal kurar oyalanır
Başkalarının ses ve hareketlerinden dikkati dağılır
Ödev yapması aşırı uzun sürer
Ödevlerini uyduruk özensiz yapar
İyi bir ödev yapsa bile beğenmez tatmin olmaz
Yaptığı ödevleri okula götürmeyi unutur

ÖDEV SORUNLARI LİSTESİ

SOSYAL İLİŞKİLER

A-Sosyal Becerileri Güçlendirmek

Sosyal beceri : Toplumla uyum içinde olabilme, başkaları ile iyi geçinebilme yeteneğidir. Çocuğun arkadaşları tarafından kabul edilmemesi, dışlanması, alay edilmesi yaşanabilecek en zor deneyimlerinden birisidir. Öz güveni önemli ölçüde azaltır. Sosyal beceri sorunları olan çocukların bazıları ne zaman şaka yapıldığını, ne zaman ciddi olunduğunu anlayamazlar.karşılarındaki kişi kızgın olmadığı halde, konuşmalardan kendilerine kızgın olunduğu mesajını alabilirler.

       DEHB olan çocukların çoğunda sosyal beceri sorunları görülmektedir.bu çocuklar dikkatlerini karşısındaki kişilerin sözel ve sözel olmayan mesajlarına tam verememe, olaylar karşısında düşünmeden, yorum yapmadan yanıt verme gibi nedenlerle sosyal iletişimin her basamağında sorun yaşayabilirler.

      Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan kız çocukları sosyal dil işlevlerindeki sorunlar nedeniyle karşılıklı sohbete dayanan ilişkilerde sorun yaşarlar. Karşılarındakini ilgi ile dinleyebilmek, duygu ve düşüncelerini uygun şekilde ifade edebilmek, övgüde bulunabilmek gibi konular bu çocukların arkadaşlık ilişkilerini bozar.

      DEHB olan çocuklar daha çok kendilerine benzer özellikler gösteren çocuklarla arkadaşlık kurarlar. Bu tür birliktelikler onların birbirlerinden destek almalarını sağlamakla birlikte çeşitli sorunlara da neden olabilir. Aklına geleni yapan, sonucunu düşünmeyen, hareketli, gözü kara bir çocuğun arkadaşları da kendine benzer özellikler taşıyorsa birlikte; tehlikeli, uygun olmayan işler yapma olasılıkları artmaktadır. Anababa ve öğretmenlerin bu durumda akıllarına gelen ilk çözüm onları birbirinden ayırmaktır. Oysa ilk adım, bu çocukların diğer çocuklarla olumlu ilişkiler geliştirmesini sağlayan ortam ve etkinlikleri düzenlemek olmalıdır. Başka çocuklarla arkadaşlık kuramayan çocuk ya tekrar eski arkadaşlarına yakınlaşmaya çalışacak yada yalnız kalacaktır.

      Çocukların sosyal ilişkilerinde önem verdikleri bir diğer konuda popülerliktir. Popüler olmak geniş bir akran grubu içinde olumlu bir şöhrete sahip olmak şeklinde tanımlanabilir. Arkadaşlıktan farklı bir kavramdır. Günümüz tüketim toplumunun çocuklara ve gençlere verdiği yanlış mesajlar nedeniyle popülerlik en fazla özenilen şeylerden biri olmuştur.

      Çocuklar arkadaş grubunda yada sınıf içinde olumlu yada olumsuz herhangi bir şekilde ön plana çıkmaya çalışmaktadırlar. DEHB olan çocuklar akademik yada sosyal alanda kendilerini gösteremedikleri zaman sınıfın “en yaramazı”, “en komiği” yada “en kabadayısı” olarak popüler olmayı seçebilirler. Bu seçim onların öğretmeni ve arkadaşlarıyla olan ilişkilerini daha çok bozar.

      Sosyal psikologlar okuldaki çocukların popülerlik bakımından beş gruba ayrıldıklarını bulmuşlardır.

1- Popüler Çocuklar: akranların çoğu tarafından sevilip saygı görürler.

2- Tartışmalı Çocuklar: bazı akran grupları tarafından sevilirken bazıları onlardan hiç hoşlanmazlar.

3- İyi Huylu Çocuklar: okulda pek tanınmaz ama sosyal olarak kabul görürler.

4- İhmal Edilen Çocuklar: kimse tarafından fark edilmeyen çocuklardır.

5- Ret Edilen Çocuklar: aktif biçimde dışlanan çocuklardır. Bazen zorbalık görürler veya arkadaşlarının tacizlerine uğrarlar. Kendileri de başkalarına sataşan, başkalarını kızdıran çocuklardır.

 Ret edilen çocuklar sosyal beceri açısından sorunları olan çocuklardır.genelde mesajları yanlış alırlar. Kolay öfkelenen, duygu ve düşüncelerini uygun biçimde ifade edemeyen çocuklardır.

Sosyal Beceri Sorunları
  1. Sosyal ilişkiyi uygun biçimde başlatamama
  2. Başkalarının tepkilerini önceden tahmin edememe
  3. Sözel ve sözel olmayan mesajları doğru olarak algılayamama
  4. Ortama uygun tepkiler verememe
  5. Duygularını iyi ifade edememe, kızgın değilken bile kızgın ses tonu kullanma
  6. İsteklerini uygun bir şekilde ifade edememe
  7. Eleştiri kabul edememe
  8. Geçmiş deneyimlerinden öğrenememe
  9. Başkalarının başarılarını takdir edememe, övgüde bulunmayı becerememe

Kendine güvenmenin ilk basamağı insanlarla iyi iletişim kurabilmektir. Bu beceri doğuştan gelmez sonradan edinilir.

Sosyal Dil İşlevleri

Sosyal dil işlevlerinde sorunu olan çocuklar sürekli yanlış anlaşılırlar. Çünkü seslerinin tonunu ve seçtikleri sözcükleri ayarlamakta güçlük çekerler. Öyle olmadıklar halde sesleri öfkeliymiş gibi çıkar.

      Çok konuşma hiperaktivitenin tanı ölçütlerinden olacak kadar sık ve önemli bir belirtidir.ancak bu çocuklar çok konuşmalarına rağmen sözlü iletişimi uygun şekilde başlatmak ve sürdürebilme konusunda sorunlar yaşarlar.

Örneğin DEHB olan çocuklar başka çocukların oyunlarına katılmak istediklerinde bunu şekilde başaramayabilirler. Yıkıcı, sıcak olmayan bir tarzda “bu oyunun nasıl oynanacağını ben zaten biliyorum” yada “senden daha iyi yapabilirim, bırak da göstereyim” diyerek oyuna katılmaya çalışabilir.

  1. 1)Duyguların ifadesi: ses tonu ve kullanılan ifadenin gerçek duyguyu yansıtmasıdır.
  2. 2)Konu seçme ve sürdürme: ne zaman, hangi konuda, ne kadar süreyle konuşacağını bilme yeteneğidir.
  3. 3)Sohbet tekniği: iki yönlü tartışmaya girme, iletişimi paylaşma yeteneğidir.
  4. 4)Mizahın ayarlanması: mizahı doğru yerde ve doğru zamanda kullanma yeteneğidir.
  5. Rica becerisi: bir şeyi uygun biçimde isteme yeteneğidir.
  6. İltifat etme: Başkalarını övme, olumlu mesajlar gönderebilme yeteneğidir
  7. Şifre değiştirme: konuşma tarzını birlikte olduğu insana göre ayarlayabilme yeteneğidir.
  8. Duygusal eşleme: dil aracılığıyla ruh halini insanlarla eşleme yeteneğidir.

DEHB olan çocuklar yukarıda tanımlanan sosyal dil işlevlerinin çoğunda sorun yaşamaktadırlar.

Sosyal Dil İşlevlerinin Gelişimini Desteklemek İçin Anababaların Yapabilecekleri

  1. Çocuklar konuşmaya ilk başladıklarında bol bol konuşurlar. Fakat daha sonra bundan vazgeçerler hatta konuşmaktan korkar hale gelirler. Bu noktaya gelmeden önce ona konuşma fırsatı verin, dikkatle ve yürekten dinleyin.
  2. Havadan sudan konuşmalara önem verin. Bu konuşmalar daha sonraki konuşmalar için zemin hazırlar. Babasıyla basit konularda sohbet edemeyen bir çocuk, bir sorunu olduğunda konuşmayı beceremez.
  3. Lafı çok uzattığı ve konudan konuya atladığı zaman karşısındaki kişilerin sıkılıp dinlemekten vazgeçeceğini anlatın.
  4. Konuşurken karşı atağa geçip saldırırsa karşıdakinin de benzer bir tutum takınacağı ve onu dinlemeyeceğini açıklayın
  5. Tartışmaların nasıl olumlu bitirebileceğini konuşun.
Duyguları İfade Etme Ve Kontrol Etme

Kişinin kendisini nasıl hissettiğini ifade edebilmesi önemli bir beceridir. DEHB olan çocuklar duygularını anlamakta ve anlatmakta zorlanırlar. Duygularını ifade edecekleri yerde onları gizleyebilir yada patlayabilirler.

      Duyguları ifade etmek sorunlar karşısında çözüm üretebilmenin ilk  basamağıdır ve kişinin kendini daha iyi hissetmesine yardımcı olur. Çocukları her türlü duygularını ifade etmeye cesaretlendirmek önemlidir. Çocuklar anababalarının davranışlarını örnek aldıkları için anababanın duygularını açık ifade etmesi çok önemlidir. Çocuğun yaşadığı olayları ve bunlar hakkında ne hissettiğini yazdığı bir günlük tutması da ona yardımcı olacaktır.

1)   Duyguların farkında olmak: çocuğa duygularını sorun. Sezdiğiniz bir duyguyu yargılamadan, yorumlamadan onunla paylaşın. “neden bu kadar sinirlisin?” yerine “bir şeye mi sinirlendin?” yada “her şeye üzülüyorsun” yerine “üzgün görünüyorsun” gibi.

2)   Duyguları sözelleştirme: evde duyguların paylaşıldığı bir ortam yaratın. Duygularınızı uygun sözcüklerle ifade ederek ona örnek olun. Duygularınızı ifade ederken “ben” dilini kullanmaya özen gösterin. “meraktan öldürdün” yerine “seni çok merak ettim” , “beni öfkelendiriyorsun” yerine “böyle yaptığında çok öfkeleniyorum” gibi.

3)   Sorumluluk: çocuğun sosyal ilişkilerde yaşadığı sorunlardaki kendi payını görmesine yardım edin.

Örneğin öfkelendiği zaman yaptığı şeylerin sorumluluğunun onu kızdıran kişiye değil de çocuğa ait olduğunu konuşun.

Çocuğunuzun Kendini Daha İyi İfade Edebilmesi İçin;

1)   Ona haklarını öğretin: başlıca haklarım;

  • Başkalarından daha başarılı olduğumda övünmeye hakkım var.
  • Yardım almaya hakkım var.
  • Elimden geleni yapmaya çalıştığımda hata yapmaya hakkım var.
  • Hayır demeye hakkım var.
  • Bana haksızlık yapıldığında şikayet etmeye hakkım var.
  • Başkaları başaramayacağıma inansalar bile tekrar tekrar denemeye hakkım var.

İsteklerini Etkin Bir Biçimde İfade Etmeyi Öğretin

Çocuk isteklerini mızırdanarak yada emir verir gibi ifade ediyorsa önce ona uygun bir şekilde nasıl ifade edilebileceğini öğretin.bunun için karşılıklı rol yapar tarzda oyun oynayabilirsiniz.

İyi İfade Edilmiş İsteklerin Özellikleri

  • Dolaysız olmalı
  • Kısa ve net olmalı
  • Kibar ve başkalarının durumuna saygı gösterir bir tarzda söylenmeli
  • Tehdit içermeyen bir cümle ile ifade edilmeli
  • Acındırmadan, mızırdanmadan ifade edilmeli

3)   Övmeyi Ve Övgüleri Kabul Etmeyi Öğretin

      Ona nasıl övgüde bulunabileceğini öğretin.övgüde bulunmaktan çekinmemesini sağlayın. Çocukla birlikte zaman zaman övgüde bulunma alıştırmaları yapın.

Anababa övgüde bulunurken kendisini küçümsememeli

Örneğin “senin resmin çok güzel olmuş, benimkisi berbat” yerine “resmini çok beğendim” demek daha uygun olur.

Överken aynı zamanda küçümsememeli

4)   Yapıcı Şekilde Eleştiride Bulunmayı Öğretin

  • Eleştiri doğru zamanda ve doğru ortamda yapılmalı. Öfkeli iken yada başkalarının önünde eleştiri kabul etmek zordur.
  • Eleştiriye olumlu şeyler söylenerek başlanmalı.

Örneğin “seninle oynamaktan hoşlanıyorum ama…” gibi bir cümle ile başlayan eleştiri daha kolay kabul edilir.

  • Bir seferde tek bir konu eleştirilmeli
  • karşıdakine anlayış göstererek eleştiride bulunulmalı
  • eleştirirken küçük düşürücü sözler kullanılmamalı

5)   Eleştirileri Kabul Etmeyi Öğretin

Çocuğun eleştirileri kabul etmesi için ona olumlu düşünebilmeyi, öfkelenmemeyi, bekleyebilmeyi öğretmeliyiz.

Kardeş İlişkileri

DEHB olan çocuklar anababanın zaman ve enerjisinin büyük bir kısmını alırlar. Bu durumdan kardeşlerin nasıl etkilendikleri konusunda yeterli araştırma bulunmamakla birlikte kardeşlerin sosyal ve duygusal gelişimlerinin bir şekilde etkilendiği bilinmektedir. Kardeşlerin nasıl etkilenecekleri ; ailedeki çocuk sayısına, kaçıncı çocuk olduğuna, anababanın tutumlarına ve aile dinamiklerine bağlıdır.

DEHB Olan Çocukların Aile Yaşamı Üzerindeki Etkileri
  • Anababanın zaman, ilgi ve enerjilerinin büyük kısmını alırlar
  • Daha fazla yardım, destek ve kontrol gereksinimleri vardır.
  • Evdeki diğer çocukların oyunlarına, arkadaşlık ilişkilerine, eşyalarına rahat vermeyebilirler.
  • İsteklerini ertelemekte zorlanırlar. “hayır” yanıtını duyduklarında kontrollerini kaybedebilirler.
  • Dağınıktırlar, evin düzenini bozup eşyaları düzensiz kullanabilirler.
  • Sosyal ilişkilerinin yetersizliği ve az arkadaş sahibi olmaları sürekli olarak anababayada kardeşler tarafından oyalanmak isteği doğurur.

DEHB Olan Çocuğun Kardeşleri Karşısında Hissedebileceği Duygular

  • Kardeşi kadar başarılı olamayacağını düşünebilir
  • Kardeşi kadar uyumlu, sevilen, aranan birisi olamayacağını düşünebilir
  • Anababanın kardeşi daha çok sevdiğini düşünebilir
  • Anababanın kardeşe daha fazla güvendiğini, onun kendisi kadar kontrol ve denetim altında tutulmadığını düşünebilir

DEHB Olan Çocuğa Karşı Kardeşlerin Duyguları Neler Olabilir?

  • Öfke, kızgınlık: kendisine yeterince zaman ayrılmaması, anababanın sürekli kardeşle ilgilenmesi, kardeşin söz dinlemeyen ısrarcı, zorlayıcı tavırları çocuklarda öfke duygusuna sebep olur.
  • Suçluluk : sorunu olan çocuktan küçük olan kardeş bazı işlevleri daha iyi yapabiliyorsa bu kardeşte suçluluk duygusu yaratırken DEHB Olan Çocukta kıskançlığa nadan olabilir.
  • Utanma : özellikle büyük çocuklar sorunu olan kardeşlerinden utanabilirler, arkadaşlarının kardeşleri ile karşılaşmasını istemezler, onunla birlikte dışarı çıkmak istemezler.
Kardeşlerde Ortaya Çıkabilen Özellikler
  • Benzer belirtiler göstermek
  • Yaşından beklenmeyen davranışlarda bulunmak
  • Anababaya aşırı bağımlı olmak
  • Saldırganlık, uyumsuz davranışlar göstermek
  • Mükemmel olmaya çalışma
Kardeşler İçin Yapılabilecekler
  • Çocuğunuzu eğitin
  • Duygularını ifade etmesine yardımcı olun
  • Doğal davranın
  • Aşırı sorumluluk vermeyin
  • Sakin kalma ve etkili problem çözme konusunda örnek olun
  • Onunla özel zaman geçirin

OYUNLAR, HOBİLER, SPOR VE DİĞER ETKİNLİKLER

DEHB Olan Çocukların kendilerini daha iyi hissetmeleri , çeşitli becerilerini geliştirmeleri için okul ve eğitsel çalışmaların yanında çeşitli sosyal faaliyetler, oyunlar, spor, hobiler ve diğer etkinlikler önemlidir.

Anababalar hangi etkinliğin, hangi sporun bu çocuklar için uygun olabileceğini sorarlar. DEHB için en uygun etkinlik yada spordan söz etmek doğru değildir. Hobiler, etkinlikler yada spor türü çocuğun ilgi alanı, becerileri ve kişilik özelliklerine göre belirlenmelidir.

Bu bölümde çocukların kendi aralarında yada anababaları ile oynayabileceği bazı oyunlar, etkinlikler ve sporlardan söz edilecektir.

Oyun Oynamanın Önemi

DEHB Olan Çocukların aileleri çocuklarının oyuna çok fazla düşkün olduğundan yakınırlar. Bu çocuklar ailelerinden “artık büyüdün, okula gidiyorsun, oyuna bu kadar zaman ayırmamalısın.” Şeklinde uyarılar alırlar. Oysa oyun bir çocuğun gelişimi için enaz okula gitmek, ödev yapmak ve ders çalışmak kadar önemlidir.

Oyunun Faydaları

  1. Çocuğun fiziksel, zihinsel, sosyal ve dil becerilerini geliştirir.
  2. Çocuğa kurallara uymayı, sorumluluk almayı, iş birliğini ve insanlara saygılı olmayı öğretir.
  3. Girişimci olma, tehlikeyi göze alma, karar verme ve problem çözme yeteneğinin gelişmesine yardımcı olur.
  4. Oyun sırasında çocuğun kendine güveni gelişir, duygusal ve sosyal ihtiyaçları karşılanır.
  5. Grup oyunlarında paylaşma, sıra bekleme, devam etme, başlama, bitirme gibi beceriler geliştirilir.
  6. Çocuğun dikkatinin yoğunlaştırılması ve bunun sürdürülmesine olanak sağlayan etkinliklerden biriside oyun oynamaktır. Oyun sırasında dikkatini bir noktaya toplayan çocuk bunu günlük yaşantısına da aktaracaktır.
  7. Çocukların duygusal ve düşsel yaşamı oyunlarına yansımaktadır. Çocuğun iç dünyası hakkında bilgi edinmenin en kolay ve etkili yolu onunla oyun oynamaktır.

Oyun oynamak sadece okul öncesi çocuklar için değil, her yaştaki çocuk ve genç için hatta erişkinler için de önemli bir etkinliktir. Bu nedenle aile çocuğun oyun oynamasını desteklemeli ve onunla birlikte oyun oynamalıdır.

Saati Yenme Oyunu

      Kendini kontrol edebilmenin temel basamaklarından birisi dikkati dağıtan, çeldiren uyaranlara direnebilmektir.

Çocukla birlikte etkinlik ve bir süre belirlenir. Amaç bu süre boyunca etkinliği ara vermeden devam ettirebilmektir. Süreyi net olarak ayarlayabilmek için telefon kurulur, süre dolduğunda çocuk oyunu hala sürdürüyorsa saati yenmiş olur. Bu süre içinde çocuk bu görevle ilgisi olmayan yapar ya da söylerse ve on saniye içinde göreve dönmezse kuralı bozmuş olur. Yanındaki kişi göreve dönmesi konusunda sözel uyarıda bulunmaz. On saniye süre tanınmasının nedeni bu süre içinde çocukça gereksinim suyuğu kısa süreyi vermek, ve tekrar göreve dönmesi için durup düşünmesini sağlamaktır.

      Başlangıçta çocuğun başarılı olabileceği bir süre belirlenmelidir. Daha sonra bu süre yavaş yavaş azaltılır.

Amaç: belirli bir görevi saat çalana kadar sürdürme.

Kural: belirlenen süre boyunca, belirlenen süreden başka bir şey yapılmaması, ara verilmemesi, konuşulmaması

Kulaktan Kulağa Oyunu

Gruptaki kişiler yan yana oturur, en baştaki kişi yanındakini kulağına bir şeyler söyler,bu cümle kulaktan kulağa grubun son oyuncusuna kadar iletilir, en sondaki duyduğunu yüksek sesle söyler. İşitsel dikkati ve sosyal iletişimi arttıran bir oyundur.

Ayna Oyunu

İki kişi arada bir metre mesafe bırakarak karşılıklı durur. Biri hareket edici, diğeri ayna olur. Ayna olan hareket edicinin hareketlerini aynısıymış gibi taklit eder. Amaç karşılıklı olarak aynı hareketleri yapabilmektir.bunun için hareket edici fazla hızlı olmamalı, ayna olanda olabildiğince dikkatle izlemelidir. Amaç ikilinin olabildiğince uzun süre uyumu sürdürmesidir. 2-3 farklı grupla oynanırsa gruplar uyumlu olabildikleri süre için yarışırlar. Evde anababa ve kardeşlerin katılımıyla keyifle oynanabilecek bir oyundur. Yardımlaşmayı, iki kişi birlikte iş başarabilmekten keyif almayı, dikkatle izlemeyi geliştirir.

Tüy Oyunu

Çocukların ince, kontrollü davranışlarını pekiştirmek ve odaklanmalarını sağlamak için oynanabilen bir oyundur. İki kişi karşılıklı olarak ayakta durur, bir kişi avuçlarının içine bir tüy alır ve karşısındakine doğru üfler. Diğer oyuncu tüyü avucuyla tutar ve tekrar üfler. Oyun tüy yere düşene kadar devam eder. Birden fazla grup oluşturulursa gruplar birbirleri ile yarışabilirler.

Dediğimi Yap Oyunu

Üç yada daha fazla kişi ile oynanabilir. Bir kişi sırayla lider olur ve diğer kişilere komut verir. Komutu verirken önce kendi adını kullanarak “ali diyor ki”diyerek başlamalıdır.

Örneğin “Ali diyor ki kafanızı kaşıyın.” “Ali diyor ki sağ elinizi sol kulağınıza dokundurun.” Diğerleri bu hareketleri yapmaya çalışır, yanlış yapan oyundan çıkar. En son kişi kalana kadar oyun devam eder. Son kalan kişi lider olur. Lider olan komutun başında mutlaka “…diyor ki” cümlesi ile başlamalıdır. Unutursa o da yanmış sayılır. Oyun yeni baştan başlar.

Oda Toplama Oyunu

Çocuğun odasında ve iki kişi ile oynanılır.

Amaç odayı toplarken yardımlaşmak, bir yandan da bu işi keyifli hale getirebilmektir. Anababa çocuğa “anne diyor ki oyuncakları kutuya doldur.” , “baba diyor ki kitapları kütüphaneye koy.” Şeklinde yönergeler verir. Verilen yönerge uygun ise çocuk yapar. Arada uygun olmayan yönergeler de verilir, çocuğun bunları yapmaması gerekir.

Örneğin “anne diyor ki kirli çorapları yatağın altına it.” Komutun çocuk hiçbir şey yapmadan durmalıdır. Harekete geçerse yanar.

Beyin Fırtınası Oyunu

Çocukların sorunlara olabildiğince fazla çözüm üretebilme becerilerini geliştiren bir oyundur.çocuğun beyin fırtınası kavramını anlayabilmesi için önce herhangi bir konuda olabildiğince fazla sayıda fikirler üretmesi istenir. Oyuna katılan herkes kendi ürettiği fikir için bir puan kazanır. Burada üretilen fikirlerin akılcı olması gerekli değildir.

Amaç saçma bile olsa farklı bakış açıları sağlayabilmektir.

Örnek : “yerdeki kilim için farklı kullanım alanları neler olabilir!”

Altına eşya saklayabiliriz.

Soğukta üzerimize örtebiliriz

Salıncak yapabiliriz

Duvara süs olarak asabiliriz

Üzerinde kayabiliriz

Yine adam asmaca, kelim türetmece, isim-şehir-hayvan gibi kelime oyunları çocukların sözel becerilerini geliştiren oyunlardır.

Dışarıda Oynanabilecek Oyunlar

Son yıllarda çocukları evde oyalayabilen oyuncak ve aletlerin hızla artması, sokağın çocuklar için giderek daha tehlikeli hale gelmesi nedeniyle sokak oyunları giderek unutuldu. Artık çocuklar sokağa çıktıklarında ne yapacaklarını bilemiyorlar. Bu nedenle anababalar çocuklarına sokakta neler oynayabilecekleri konusunda rehberlik etmelidirler. “o zaman sokağa çık arkadaşlarınla oyna.” Demek yeterli değildir. Anababa dışarıda şu oyunu oyna diyebilmelidir.

   Seksek, birdirbir, ip atlama, yakan top, yerden yüksek, uzun eşek, saklambaç gibi oyunlar hem motor becerileri geliştiren hem de belirli kuralları olan sosyal becerileri destekleyen oyunlardır.

Sporlar Ve Diğer Etkinlikler

Futbol, basketbol gibi takım sporları hem enerji harcanması için hem de kurallara uyum ve sosyal becerileri geliştirmek için faydalıdırlar. DEHB Olan Çocukların bu tür sporlara yönlendirilmesi faydalı olabilir. Ancak çocukta kurallar ve sosyal beceriler konusunda ciddi sorunlar varsa yada motor becerileri bu sporlar için yeterli değilse o zaman bu sporlara devam etme konusunda ısrarcı olunmamalıdır.

DEHB İçin Uygun Olmayan Etkinlik: Televizyon Seyretmek

Günümüzde hemen tüm çocukların ve ailelerin zamanlarının önemli bir bölümü televizyon karşısında geçmektedir. Evlerde mutfakta dahil olmak üzere her odada bir televizyon bulunmakta ve herkes başka bir odada istediği programı izlemektedir. Anababaların en fazla yakındıkları konulardan birisi de çocukların çok fazla televizyon izliyor olmalarıdır.

      DEHB tanısı alan çocukların ders başında çok kısa sürede sıkılmaları ama çok uzun süre televizyon izleyebiliyor olmaları anababaları şaşırtmaktadır. En sık sorulan soru “saatlerce hiç kalkmadan televizyon izleyebiliyor. Gerçekten dikkat dağınıklığı olabilir mi?” sorusudur. Bu sorunun yanıtı televizyonun kendine özgü yapısında yer almaktadır.

Televizyonda en monoton programlarda bile bir görüntünün ekranda kalma süresi 3 saniyedir. Reklam, magazin yada çocuk programlarında bu süre daha da kısadır.

Bu nedenle televizyon izlerken gereken dikkat süresi zaten en fazla 3 saniyedir. İzlenen şey her 3 saniyede bir değiştiği için televizyon izlemek uzun süre zihinsel çaba ve dikkat gerektiren bir etkinlik değildir.

Yapılan araştırmalar fazla televizyon izlemenin çocukların dikkat sürelerini kısalttığını göstermiştir. Her 3-5 saniyede bir değişen sürekli hareket ve canlılık içeren televizyon programlarını çok fazla izleyen çocuklar gerçek dünyalarının da aynı şekilde olmasını bekliyorlar. Ev ve sınıf ortamı fazla durağan ve sıkıcı gelmeye başlıyor.

      Yine çocukların televizyon izleme süreleri sınırlandırıldığında dikkat sürelerinin arttığı bulunmuştur. Televizyon izlemek yerine birlikte oyun oynamak ve çeşitli etkinlikler yapmak aile içi ilişkileri zenginleştirip geliştirecektir.

Televizyon İzlemenin Diğer Zararları
  • Aile içi sosyal izolasyon
  • Anababa ile ilişkilerin bozulması
  • Dikkat süresinde kısalma
  • Dil gelişimi ve kullanımında sorunlar
  • Düşünme becerisinde gerileme
  • Şiddet eğilimi, korkular
  • Tüketimin körüklenmesi

KAYNAKÇA

  1. Ercan ES.,Aydın C. (1999) Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu.:Özellikleri-Tedavisi Çocuklarda ve Erişkinlerde Belirtileri. İstanbul :Gendaş Yayınları
  1. Levine M .Her Çocuk Başarabilir. Boyner Yayınları .İstanbul,2002
  1. Öktem F. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu.Katkı Pediatri Dergisi .5:826-849,1996
  1. Pekcanlar A, Turgay A,Miral S,Baykara A.Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunda Aile İşlevleri Çocuk Gençlik Ruh Sağlığı Dergisi 6(2):99-107,1999.
  1. Selçuk Z. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktif Çocuklar. Pagem Yayınları .Ankara ,2001
  1. Sürücü, Ö (Haziran, 2003) Anababa-Öğretmen El Kitabı Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu. İstanbul :Ya-Pa Yayın

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :