- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Çocuk Suçluluğu ve Önlenmesi

Çocuk Suçluluğu ve Önlenmesi sitemize 18 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 1 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

ÇOCUK SUÇLULUĞU VE ÖNLENMESİ

SUÇLULUK : Ceza hukukunun verdiği tanıma göre “suç”, yasanın cezalandırdığı harekettir. Dolayısıyla ceza yasasına göre “suçlu”, suça neden olan bir kabahat işlemiş bireydir.

ÇOCUK SUÇLULUĞU

  • Suça Yönelen Çocuk : Sosyal çevreleri, ana- baba tutumları, kişisel özellikleri nedeniyle suç işlemeye yatkın ve suç işleme tehlikesi içinde bulunan çocuklardır.
  • Suçlu Çocuk : Kanunlarca suç sayılan fiilleri işleyerek, kanunun cezai hükümleri kapsamına giren çocuklardır.
  • Çocuk Suçluluğu : Bir çocuktaki anti-sosyal eğilimlerin yasa müdahalesi gerektirecek bir duruma dönüşmesidir.

ÇOCUK SUÇLULUĞUNUN TÜRLERİ

  • Zeka Geriliği veya Gelişimindeki Gerilik Nedeniyle Görülen Suçluluk : Bedensel, toplumsal ve zihinsel gelişimleri sınırlı olan bu çocuklar çoğunlukla sosyo-ekonomik düzeyi düşük, yoksul ailelerden gelmektedir. Bu tip çocuklar gerek zayıflıkları, gerekse dış baskılar sonucu suç işleyebilirler.
  • Sosyal Eğitimden ve Kültürden Yoksun Olma Nedeniyle Görülen Suçluluk : Çevre çocuğun hem zihnen, hem bedenen gelişmesini destekler. Çocuğun içinde bulunduğu çevre, onun sosyal, eğitimsel ve temel ihtiyaçlarını karşılayamıyorsa çocuk suça yönelebilir.
  • Ergenlik Çağı Nedeniyle Oluşan Suçluluk : Bu çağdaki hızlı bedensel ve ruhsal değişim ile çocukluk evresine kadar uzanan yanlış eğitim ve yetersiz sevgi gibi nedenler, ergenin suça yönelmesini sağlayabilir.
  • Bozuk Aile Düzeninin Neden Olduğu Suçluluk : Çocuk, birlikte yaşadığı ailenin kötü sosyal davranış örneklerini, ailesinin ve çevresinin kusurlu yanlarını benimser ve öğrenir. Dolayısıyla da suça yönelebilir.
  • Organik Koşulların Neden Olduğu Suçluluk : Sara, beyin iltihabı gibi tümüyle organik koşullara karşı bir tepki olarak davranışın kontrol edilmemesi dolaylı olarak suçu oluşturabilir.
  • Yoksulluğun Neden Olduğu Suçluluk : Yaşamının büyük bir bölümü yoksullukla geçmiş, çabuk ve kolay yoldan bu durumdan kurtulmak isteyen çocuklar suça yönelebilirler.
  • Bilinçsiz Olarak Yapılan Davranışların Neden Olduğu Suçluluk ( Nöratik Suç ) : Nöratik kişilik bozukluğuna bağlı, bilinçsizce yapılan anti-sosyal davranışlar sonucu suçun işlenmesidir.
  • Psikopatik Suçluluk : Anti-sosyal kişiler, ahlak açısından yozlaşmış, bozulmuş kişiler, kleptomaniler ve eşcinsellerin dahil olduğu bu gruptakiler suç işleyebilirler.

SUÇA İTİLME NEDENLERİ

Çocuk suçluluğu, sanayileşme ile orantılı olarak artış göstermiştir. Sanayileşme sonucu hızlı ve düzensiz kentleşme, işsizlik, gelir dağılımında eşitsizlik ve geleneklerde sarsılma oluşur.

Bu etkenler, aile ve bireylerde suça yatkınlığa neden olur. Köyden kente göç, çocuklar üzerinde olumsuz etki yapmaktadır.

Köy ve kentteki insan ilişkileri, değer yargıları farklıdır. Bu iki yerleşim biriminin gerektirdiği beceri, bilgi ve deneyimler birbirine uymaz. Kente gelen köy çocuğunun kent güçlüğünü yenmesi, engelleri aşması güçtür.

Gençlik çağında ise bireyler, yasaların suç saydığı davranışları daha fazla gösterirler. Çünkü bu dönem biyolojik, Psikolojik, zihinsel ve sosyal açıdan bir gelişme ve olgunlaşmanın yer aldığı, çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemidir. Ergenlik dönemi, düzensiz, dengesiz ve çocuklar için yaşanılması zor bir evredir. Ergen hızlı bir bedensel değişim ve gelişimin eşiğindedir. Bu hızlı değişme ve gelişme, önemli bir kaygı kaynağı oluşturur. Genç sürekli olarak kendini ve yerini aramaktadır. Yerini arama çabasında olan genç, özdeşleşme, sorumluluk, özerklik sorunlarına çözüm arar.

Çözüm, gencin içinde yaşadığı kesimin özelliklerine, özdeşim kurduğu bireyin özelliklerine göre değişik olur. Özdeşleşme, bireyin içinde bulunduğu grubun bir üyesinin duyuş, düşünüş ve davranışlarını izlemesi, onu taklit etmesi, kişilik yapısı bozuksa bu kötü davranış örneğinin gence yansıması demektir. Bunun sonucunda suçluluk oluşmaması için çocuklara ve gençlere, yetişkinlerin rehberlik etmesi gerekir.

Bireyin toplumsal değer hükümlerini kazandıran, ona ilk sosyal deneyim fırsatını veren aile ortamının gelişim sürecindeki önemi büyüktür. Öncelikle ailelerin çocuklarına karşı takındıkları olumsuz tavırlar çocuğun oluşturacağı kişilik yapısını belirler. Örneğin ; Aşırı hoşgörü ve düşkünlük çocuğu bencil yapar ; Aşırı koruma çocuğu diğer kimselere bağımlı, güvensiz bir kişi yapar ; Reddedilen, istenmeyen çocuk sinirli, zayıflara ve küçüklere karşı düşmanca duygulara sahip bir birey olabilir ; Baskı altında bulundurulan çocuk çekingen, aşırı duyarlı, başkalarının etkisinde kalan bir yapıya sahip olabilir.

Ailenin disiplin anlayışının tutarsızlığı, cezaya yer verilmesi, aşırı sert ve otoriter tutum, hoşgörüden uzak ve baskılı disiplin uygulaması ile çocuğu tümüyle dürtü ve isteklerinin doğrultusunda serbest bırakan, aşırı hoşgörülü ya da umursamaz bir yetiştirme tarzı, yanlış ve zararlıdır. Çocuğun sağlıklı bir ruhsal ve toplumsal gelişme göstermesi için ailenin tutarlı bir disiplin uygulaması ve belli ölçüde otoritenin, denetimin varlığı bulunmalıdır.

Bozuk aile yapısı da çocuk suçluluğunda önemli etkenlerden biridir. Yıkılmış ya da parçalanmış ailelerden gelen çocuklar ile geçimsizliğin, sürekli karı-koca kavgasının olduğu, babası içki kullanan veya işsiz olan ailelerden gelen ve ailede suçlu bireylerin bulunması durumunda da çocuk suça yönelebilir. Çünkü suçluluk öğrenilen bir davranıştır. Anne yoksunluğu veya düzensiz anne-çocuk ilişkisi çocuk suçluluğuna yol açabilir. Bebeklikte anne bakımından yosun çocuklarda hem fiziksel hem de ruhsal gelişim geriliği görülür. Çocuklar daha küçükken anne sevgisini ve ilgisini kaybetmemek için uslu durmayı, annenin istediği gibi davranmayı öğrenirler. Yani toplumsal davranışların öğrenilmesinin temelinde anneye duyulan sevgi ve bağlanma vardır. Bu sevgi ve bağlanma gelişmemişse çocuk toplumsal davranışları da öğrenemez. Başlangıçta anneye bağımlı olan çocuk, özellikle kişilik gelişimi için koruyucu ve gözetici bir babaya muhtaçtır. Baba, otorite ve toplumsal değerlerin temsilcisidir. Baba yokluğu, otorite boşluğu veya örnek olacak kişilik eksikliği yaratabilir.

ÇOCUK SUÇLULUĞUNUN ÖNLENMESİ

  • İlk çocukluk yıllarında çocuğa karşı tutarlı davranmak, onun zararsız davranışlarına müdahale etmemek, hareket alanını fazla kısıtlamamaya dikkat etmek, ama bazı kurallara uyulması gerektiğini hissettirmek gerekir.
  • Çocuk, anne ve babasının pek çok davranışını taklit eder. Çocukların yanında saldırganca davranışlarda bulunulmaması, yalan söylenmemesi ve çocuğun yalan söylememeye teşvik edilmesi yararlı olur.
  • Oyunun toplumsallaşmada önemli bir yeri vardır. Oyun oynamak çocuğa işbirliğini, toplu yaşam için gerekli kuralları öğretir.
  • Bu yüzden çocukların yeteri kadar oyun oynamalarına izin verilmeli, fakat oyun arkadaşlarının seçiminde çocuğa yardımcı olunmalıdır.
  • Her türlü maddi cezadan, özellikle dayaktan sakınılmalıdır. Dayak atılan çocukta düşmanlık hisleri gelişir.
  • Anne-baba özellikle uygulayacağı disiplin yönteminde tutarlı olmalıdır. Aşırı sert ve otoriter, hoşgörüden uzak, baskılı bir disiplin uygulamasının yanlışlığının yanında, umursamaz bir yetiştirme tarzı da yanlıştır.
  • Çocuğun zorunlu temel ihtiyaçlarının asgari düzeyde karşılanması, çocuğa yetecek kadar harçlık verilmesi, gerekli araç ve gereçlerin alınması gerekir.
  • Çocukluk yıllarında anne-babalar, çocuklarıyla arkadaşça bir diyalog kurmayı başarırlarsa, ergenlik döneminde de bu diyalog sürer ve ergenlik dönemi sorunları daha kolaylıkla çözülebilir. Bu nedenle ailenin öncelikle çocuklarını tanımaları, onların ilgi ve yeteneklerini bilmeleri, onlara kendilerine yeter duruma gelebilmeleri için fırsat hazırlamaları ve özellikle çocuklarının sorunlarına arkadaşça kuracakları diyalog yardımıyla eğilmeleri gerekir.
  • Anne-babanın, çocuğunun boş zamanlarını değerlendirmesinde ona rehberlik yapması, okuyacağı kitapların, seyredeceği filmlerin seçiminde çocuğa yardımcı olması gerekir. Eğer çocuğun, saldırganlık tepkilerini harekete geçiren film ve dizileri izlemesi engellenemiyorsa, anne-babanın bu tip programları çocukla birlikte izlemesi ve daha sonra programın iyi ve kötü yanları hakkında kısa bir söyleşi yapmaları yararlı olabilir.
  • Çocuğa her yaşta sorduğu cinsel bilgiler uygun bir dille verilmeli, kız-erkek arkadaşlıkları kontrollü bir şekilde teşvik edilmelidir.
  • Her şeyden önemlisi, çocuklar ve gençler yeteri kadar sevilmeli, kişiliklerine saygı gösterilmelidir.

ÖĞRETMENE YÖNELİK ÖNERİLER

  • Okulun toplusallaştırma görevi genellikle sınıf içinde yerine getirilir. Öğrencinin benimseyeceği değer yargıları ve tutumları açısından öğretmenin rolü büyüktür. Öğrencinin grup içinde kendini geliştirmesinde öğretmen iyi bir rehberdir.
  • Öğretmen, sınıfta adaletiyle olduğu kadar sırdaşlığı ile de bir model oluşturmalıdır.
  • Öğretmen sınıfta bütünlüğü sağlarken, sevgi temeline dayalı bir saygıyı da oluşturmalıdır. Öğrencinin eksik ve yetersiz yönlerini vurgulamak yerine başarılarını kendisine hareket noktası yapmalı, sınıf içinde kıyaslama yapmamaya, aşağılayıcı sözler kullanmamaya özen göstermelidir.
  • Öğretmen kan davası, başlık parası gibi kültür kalıplarının olumsuz yönlerini sergilemeli, buna karşılık toplum yararına olan kültür kalıplarının benimsenmesini sağlamalıdır.
  • Öğretmen, çocuğun özdeşleşme modeli olarak sevecen, anlayışlı, geniş görüşlü, özgür düşünceli, aydın ve çevresel etkinlikleri izleyen bir kişi olmalıdır.
  • Öğretmen, ergenlik dönemi özellikleri ve sorunlarını bilen, ergenin özel sorunlarına eğilebilen bir birey olmalıdır.
  • Çocuğun suç işlediği durumlarda ( hırsızlık, yalan söylemek gibi.) mümkün olduğu kadar kendisi ile konuşulmalı, yaptığının yanlış olduğu anlatılmalı, başkalarına teşhir edilmemelidir. Ayrıca çocuğun suç işlemesinin ana nedeni ortaya çıkarılmalıdır. Nedenler giderilmezse, davranış alışkanlık haline gelir. Nedenlerin bilinmesi ve giderilmesi çözümü kolaylaştırır.

NOT : Aşağıda konuyla ilgili beğeneceğinizi umduğum bir yazı var…

Eğer bir çocuk sürekli eleştirilmişse,

Kınama ve ayıplamayı öğrenir.

 

Eğer bir çocuk kin ortamında büyümüşse,

Kavga etmeyi öğrenir.

 

Eğer bir çocuk alay edilip aşağılanmışsa,

Sıkılıp utanmayı öğrenir.

 

Eğer bir çocuk devamlı utanç duygusuyla eğitilmişse,

Kendini suçlamayı öğrenir.

 

Eğer bir çocuk hoşgörüyle yetiştirilmişse,

Sabırlı olmayı öğrenir.

 

Eğer bir çocuk desteklenip yüreklendirilmişse,

Kendine güven duymayı öğrenir.

 

Eğer bir çocuk övülmüş ve beğenilmişse,

Takdir etmeyi öğrenir.

 

Eğer bir çocuk hakkına saygı gösterilerek büyütülmüşse,

Adil olmayı öğrenir.

 

Eğer bir çocuk güven ortamı içinde yetişmişse,

İnançlı olmayı öğrenir.

 

Eğer bir çocuk kabul ve onay görmüşse,

Kendini sevmeyi öğrenir.

 

Eğer bir çocuk aile içinde dostluk ve arkadaşlık görmüşse,

Mutlu olmayı öğrenir.

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :