- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Çocuğun Psiko-Sosyal Gelişiminde Okulun Rolü

Çocuğun Psiko-Sosyal Gelişiminde Okulun Rolü sitemize 25 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

ÇOCUĞUN PSİKO-SOSYAL GELİŞİMİNDE OKULUN ROLÜ

 

İlkokul, çocuk için yepyeni bir sosyal çevredir; Okulun uyulması gereken kuralları, çocuğun tanımadığı diğer çocuklarla ve öğretmenlerle karşılaşması, başarmak zorunda olduğu öğrenim görevleri, onu bu yeni çevreye uyum sağlamasında güçlüklerle karşılaşmasına neden olur. Okul sosyal çevresine uymayanlar, çoğunlukla okul öncesi dönemde, aile çevresi dışına çıkamamış, sosyal ilişkiden yoksun bırakılmış çocuklardır.

Okul ev yaşamından toplum yaşamına geçişi sağlamaktadır; Çocuğun eğitiminde ailenin çok fazla olsa da, anne- babanın iyi bir eğitimci olmalarını beklemek çok güçtür. Bu nedenle okula önemli görevler düşmektedir. Okul evde yapılan eğitim hatalarını gidermek ve düzeltmek zorundadır. Okula başlandığı zaman çocuğun böyle ortamlara  evde nasıl hazırlanmış olduğu görülür.

Okul öğrencinin sosyalleşmesinde önemli görevler yüklenmiştir; Okul hem toplumun bir parçası, hem de kendi başına bir toplumdur. İlkokul düzeyindeki eğitimin bir amacı da organize grup yaşayışına katılabilmek için gerekli olan bilgi, beceri ve tavırların gelişmesine dayanan öğrenme koşullarını sağlamaktır. 6-12 yaş çocuğuna uygulanacak grup faaliyetlerinde başkalarıyla iyi çalışmayı öğretmek amaç edinilmelidir. Çocukların bu yıllar içinde ayrıca kendi ilgilerini uygulama alanına koyacak fırsatlar da sağlanmalıdır.

Okul çağı aynı zamanda öğrencilerin gruplaşma çağıdır; Çocuğun akran yada oyun gruplarından birine katılması, çocuk için bir gereksinim olduğu kadar, onun sosyalleşebilmesi için bir zorunluluktur da. Çocuk bu evrede sadece başkalarının fikir ve tutumlarının bilincine varmakla kalmaz, aynı zamanda onların dikkat ve onayını kazanmaya da özen gösterir. Büyüklerin ölçülerini bulmaya ve onları kullanmaya çalışır.

Okula giden çocuk olgun davranış tipi göstermeye başlar; Çocuk 10 yaşına geldiğinde, duygularını sosyal grubun istekleri doğrultusunda değiştirme olanağına sahiptir. Böylece daha olgun bir davranış tipi gösterme yolunda ilk adımlarını atmaya başlar.

Çocuk, okula başladığında sosyalleşmesi yolunda öğretmen ve ailesine oranla daha büyük bir ilgiyi arkadaş gurubundan görür; Bu dönemde çocuklar, hem grup başarılarına, hem de kişisel başarılara ilgi duyarlar. Birlikte çalışmaktan ve birbirlerine yardım etmekten zevk alırlar. Çocuğun yaşamındaki bu evrenin özelliği, büyüklerin yada ebeveynlerin standartlarını reddetmek, buna karşılık arkadaş grubunun standartlarını kabul etmektir.

Okul başlangıç çocuğun yaşamında çok kritik bir devredir; 6-7 yaşlarında çocuk okula başlar. İlk defa sınıf düzenine giren çocuk bu ortamda çeşitli şekillerde tepki gösterir. Duygusal yönden sağlıklı bir çocuk ortama kolayca uyum sağlar. nevrotik bir çocuğun ise bu ortama uyum yapabilmesi için haftalara, aylara ve hatta daha uzun zamana gereksinim vardır. Çocuk aile içinde son derece serbest bir yaşama sahiptir. Dilediğini yapar ve çoğunlukla yaptırır. Fakat okulda çocuk kendinden istenen şeyleri kısıtlı bir zaman çerçevesi içinde yapmak zorundadır. (Özdoğan 2000) [1]

Başarıya duyulan gereksinimin doyumunun sağlanacağı en uygun ortam okuldur; Öğrenme ve başarı çocuğun benlik saygısının yerleşmesine olanak sağlar. (Özdoğan 2000)[2]

OKUL SENDROMU (KORKUSU)

            Okul çağına gelen çocukların okula severek gitmesi gelecekte onların iyi bir öğrenci olmasına işarettir. Ancak okula yeni başlayan öğrencilerin bir kısmı okula gitmekten kaçınır, gitmemek için çaba sarfederler. Biz buna okul sendromu diyebiliriz. Okul korkusunu ortaya çıkaran sebepler ne olursa olsun kaynağı genellikle anneden ayrılma korkusudur. Çocuğun okula gitmemesi için pek çok sebepler vardır (Çağlayan 2002) [3] :Bunları şöyle sıralayabiliriz.

  • İştahsızlık,
  • Heves ve enerji kaybı,
  • Alıngan ve sinirli olma,
  • Uykusuzluk,
  • Ortada bir şey yokken gözyaşlarına boğulmak,
  • Sağlık problemleri,
  • Özgüven eksikliği,
  • En yakın arkadaşıyla bozuşma,
  • Giysilerinin eski oluşu,
  • Fiziki yapıdan hoşnut olmaması,
  • Görünüşüyle ilgili sataşmalar,
  • Öğretmenlerine karşı ilgisizliği,
  • Derslerdeki başarısızlıkları.

Bu özellikleri olan çocuklarımıza şöyle yardım edebiliriz:

  • Asla sinirlenmemeli ve sakin olmalıyız,
  • Sabırlı olmalıyız,
  • Okulun amacını açıklamalıyız,
  • Gözyaşlarıyla alay etmemeliyiz,
  • Vedalaşmaları çabuk ve kısa süreli tutmalıyız,
  • Gününün nasıl geçeceğini anlatmalıyız,
  • Öğretmeniyle görüşmeliyiz,
  • Ona güven verip, onu rahatlatmalıyız,
  • Eve geldiğinde okulda yaşadıklarıyla ilgili onunla konuşmalıyız,
  • Okuldan döndükten sonra çocuğun güzelce oynamasına ve okul yorgunluğunu gidermesine izin vermeliyiz.
  • Ders programlarını bilmeliyiz,
  • Gerekirse sınıf arkadaşlarıyla görüşmeliyiz.

Böylece çocukta var olan okul korkularını gidermiş oluruz. (Çağlayan 2002)[4]

ÇOCUĞUN OKULDAKİ HAKLARI

            Çocuklar, yaşadıkları ortamlarda kendilerine özgü temel hakların uygulanmasını ve bunlara saygı duyulmasını isterler. Çocuğun okuldaki haklarını şöyle sıralayabiliriz:

  • Öğretmenlerden ve arkadaşlarından saygı görme,
  • Adı ile çağrılma,
  • Olumlu bir ortamda öğrenim görme,
  • Dürüst, eşit, adil ve başarılı öğretim,
  • Başarısız olmama v başarma,
  • Tehdit, azar işitmeme ve dayak yememe,
  • Haklarının ihlalinde diğer kimselere gitme,
  • Düşüncelerini özgürce ifade edebilme. (Çağlayan 2002)[5]

ÇOCUĞUN PSİKO-SOSYAL GELİŞİMİNDE ÖĞRETMENİN ROLÜ

Bir öğretmen sonsuzluğu etkiler, etkisinin nerede ortadan kalkacağı bilinmez.” Henry Brooks Adams

 

İlkokul düzeyinde öğretmenin taşıdığı eğitici görev orta ve yüksek öğretim alanlarındaki görevden çok daha önemlidir; Çünkü öğretim ve eğitimde iyi bir başlangıç, çocuğun gelecek yıllarını olumlu yönde ve kalıcı olarak etkileyebilir.

Öğretmenin özellikle ilkokulun ilk yıllarında anne ve babadan önde giden bir yeri vardır; Çocuk için öğretmen her şeyi bilen, hiç yanılmayan insandır. Öğretmenin gözüne girmek ondan aferin almak çocuğun en sevindirici ödülüdür.

Okul çağında çocuğun örnek aldığı kişi öğretmenidir; İlkokul yıllarında öğretimde en can alıcı etken, öğretmenin kendisidir. Yani kişiliği; çocuk öğretmenin öğrettiklerinden çok kişiliğine duyarlılık gösterir. Onunla özdeşim kurar.

  • İlkokulda öğretmenle öğrenci arasındaki olumsuz ilişki çocuğun öğrenme istek ve çabasını köreltir.
  • Öğretmen, çocuğun eğitiminde evde yapılmış hataları görmeye ve düzeltmeye çalışır.
  • Öğretmen, çocuğun günlük sınıf ortamında birlikte yaşama duygusunun gelişmesini sağlar

 

ÖĞRETMENİN 6-12 YAŞ ÇOCUĞUNA KAZANDIRMASI GEREKEN DAVRANIŞLAR

  • Büyüklere saygı, küçüklere sevgi; öğrenciye kendini büyük ve küçük yerine koyarak kendine nasıl davranılması gerektiği düşündürülmelidir. Bu sayede davranışlarını daha iyi ayarlar.
  • Problemlerini rahatlıkla söylemesi;
  • Okula uyum sağlama,
  • Evini, okulunu ve yakın çevresini tanıma,
  • Temel insan ilişkilerinde nasıl davranacağını bilme,
  • Milli ve manevi değerlere karşı olumlu bir tutum geliştirme,
  • Sağlık kurallarını bilme,
  • Trafik kurallarını bilme,
  • Toplu yaşama kurallarını bilme,
  • Tabiatı sevme,
  • Boş zamanlarını iyi değerlendirme,
  • Zaman kavramını bilme,
  • Uygun dinlenme faaliyetleri,
  • Türkçeyi doğru kullanma,
  • Günlük hayatta kullanılan toplama ve çıkarma yapma,
  • Zihinden hesaplar yapma,
  • Seviyeye uygun problem çözme,
  • Varlıklar arasındaki ilişkiyi kavrama,
  • Sesini doğru kullanma,
  • Duygu ve düşüncelerini ifade edebilme,
  • Malzemeleri kullanarak resim yapma,
  • Sağlıklı büyüme ve gelişme ile ilgili kuralları öğrenme,
  • Öğrencilerin kendisini tanıması (genel ve özel yetenek, ilgi ve ihtiyaç)
  • Geleceğini planlama,
  • Davranışları hakkında özeleştiri yapabilme,
  • Verimli ders çalışma; yöntem çocuklara öğretilmelidir. Bu hususta aileden de yardım istenmelidir. Çocuk denetim altında tutulmalıdır.
  • Başkaları ile iyi ilişkiler kurma,
  • His ve heyecanlarını olgunlaştırma,
  • Toplam problemlerini genel hatlarıyla bilme,
  • Ders dinleme,
  • Ödevlerini eksiksiz hazırlama; her gün ödevler kontrol edilerek çocuk ödev yapmaya teşvik edilmelidir.
  • Vatan ve millet sevgisi,
  • Kütüphanelerden yararlanma,
  • Sözlük, atlas ve ansiklopedilerden yararlanma,
  • İçe kapanıklığın aşılması için çocuğa yaklaşmak ve onunla ilişki kurmak gerekmektedir. Çocuğu kabuğundan çıkarıp çevreyle ilgilenmesini sağlamalıyız.
  • Tatlı bir rekabet; seviyesine uygun arkadaşlarından biri ile kıskançlık olmadan tatlı bir rekabet başarıyı artıracaktır.
  • Özgüven duygusu; çocuğun ihtiyaçlarını fark edip onları karşılamaya çalışırsak çocuk özgüvene sahip olur.
  • Öğrenmeye istekli olma; çocukta merak duygusu kamçılanmalıdır. (Akaya (Rehberlik CD) 2003)

EĞİTİMDE GÖZETİLMESİ GEREKEN NOKTALAR

Öğretmenlerin anlayışlı ve sabırlı olmaları, öğrenciye yardımcı olabilmek için aileleri ile işbirliği yapmaları gerekir; Okula yeni adımını atan çocuk, ev ve aile hayatından farklı yeni bir çevreye uyma sorunu mile karşılaşır. Çocuk, yaşıtlarından meydana gelmiş bir grup içine karılmak, bu değişik ortamda öğretmen ve arkadaşlarına kendisini beğendirmek zorundadır. Bu geçiş, bazı çocuklar için kolay, bazıları için ise çok zor olabilir. Bazı çocuklar ev hayatında hiç karşılaşmadıkları, fakat okul hayatında çok önem verilen yazılı semboller karşısında şaşırırlar. Bazı çocuklar, belki ilk defa kendi palto ve atkılarını giymek gibi sorumluluklarla karşılaşırlar. Bir çoğu sınıfta olup bitenleri dikkatle dinlemek zorunda olduklarını ilk defa öğrenmektedirler.

Öğretimde el işlerine ve beden etkinliğine yer verilmesi; sınıf çalışmalarında oyun ve iş, ahenkli bir şekilde birbirini kovalamalıdır; bu dönemin başında, büyük ve küçük kaslar, hala gelişmekte olan çocuğun hareket ve etkinliğine ihtiyaç vardır. Özellikle göz ve el arasındaki işbirliği henüz gelişme halindedir. El hareketleri, çocuğun konuşması kadar düşünme güçlerini de geliştirir.

İlkokulun birinci döneminde beden sağlığı ile okul başarısı arasında  sıkı bir ilişki vardır. Onun için: 1) Öğrencilerin sağlık muayenelerinden geçirilmesi ve sağlık durumlarının yakından izlenmesine, 2) Okul hastalıklarına karşı lüzumlu tedbirlerin alınmasına, 3) Öğrencilere sağlık bilgi ve alışkanlıklarının kazandırılmasına, 4) Öğrencilerin göz ve kulaklarının muayeneden geçirilerek iyi görmeyen ve işitmeyenlere mümkün olan yardımların sağlanmasına önem verilmelidir.

Çocuk tecrübelerden çeşitli şekillerde yararlanmak, bunları başkalarına iletmek, ve başkalarının tecrübelerinden yararlanmak imkanlarını elde edebilmelidir. Onun için;

  1. Çocuklara çeşitli deneyler yaptırmalı,
  2. Başlarından geçenleri arkadaşlarına anlatma, tecrübelerini söz ve yazı ile ifade etme fırsatları verilmelidir.
  3. Bugünkü tecrübelerini eksiklerine bağlatma, hayalini işletme, ileriyi tahmin etme alıştırmaları yaptırılmalıdır.

Çocuğun okulda başarı zevki tatmasına büyük bir önem verilmelidir; Başarı ile ruh sağlığı arasında sıkı bir ilişki vardır. Oyun çağında güven duygusunu genel olarak ana-baba sevgisinde bulan, okul çağında bunu, çeşitli alanlarda başarılı olmakla geliştirir. Bunun için ilkokulun birinci döneminde şu noktalara dikkat edilmelidir:

  1. Sınıftaki bütün çocukların aynı derecede başarı göstermeleri, onlardan aynı standartlara uymaları beklenmemelidir. Her öğrenci aynı başarı seviyesine ulaşamaz, eşit miktar ve kalitede işi göremez. Zira çocukların yetenekleri, ilgileri ve ihtiyaçları birbirlerinden çok ayrıdır.
  2. Çocuklara verilecek ödevler, onların çalışma güçlerine, ilgi ve ihtiyaçlarına uygun olmalıdır. Öyle ki, yavaş öğrenen çocuklarda kendilerine uygun işlerde çalışıp bir şeyler becererek başarı kıvancını duysunlar ve zevkle çalışma alışkanlığını alsınlar. (Akaya (Rehberlik CD) 2003).

SEVİLEN ÖĞRETMENLER

            En iyi şekilde öğrenme, motivasyonun yüksek olduğu ortamda ve sevilen kişiden olur. Yapılan anketler neticesinde öğrencilerin en çok sevdiği öğretmenlerde aradığı özellikler şöyle sıralanmıştır:

  • İyi ders anlatmalı,
  • Yardım etmeli,
  • Eşit davranmalı, bize değer vermeli,
  • Öfkelenmemeli,
  • Güler yüzlü olmalı,
  • Öğrencileri anlamaya çalışmalı, sınavlarda kolay soru sormalı,
  • Güzel giyinmeli,
  • Az ödev vermeli, sık sık beden dersi yapmalı,
  • Kırık not vermemeli,
  • Çalışkan, bilgili, nazik olmalı,
  • Öğrencilere iyi ve adil davranmalı,
  • Güzel konuşmalı, bol bol geziye götürmeli,
  • Öğrencilerle ilgilenmeli,
  • Hoşgörülü olmalı,
  • Neşeli ve şaka kaldırır olmalı,
  • Alay etmemeli,
  • Samimi ve arkadaşça davranmalı,
  • Not vermede cömert olmalı, yazılı ve sözlüyü az yapmalı (Çağlayan 2002)[6]

İYİ BİR ÖĞRETMEN

  • Gerçekçidir
  • Güvenilirdir,
  • Neşelidir,
  • Modeldir; “Çocukların eleştirilmekten çok, kendilerine model olacak davranmışlar görmeye gereksinimleri vardır.” Joseph Joubert
  • Açık fikirlidir
  • Onaylayıcıdır,
  • Dikkatlidir,
  • Sorumludur,
  • Risk alır.
  • Kendisi ile iletişim içindedir,
  • Öğrenci ile iletişim içindedir,
  • Görüşmeye açıktır, (Mebosniak 1998).

ETKİN ÖĞRETMENLİK

İyi bir öğretmen, öğretmenliğin sadece öğretmek olmadığının farkındadır ve öğrencileriyle kurduğu ilişki biçiminin sadece eğitim başarısını yükseltmekle kalmayıp, aynı zamanda onu hayatta başarılı kılacak olan güvenli bir tavır  geliştirmesine imkan vereceğini bilir. Öğrencilerle kurulacak iyi ilişkinin anahtarlarını şöyle sıralayabiliriz:

  • Öğrencinin yansıttığı kişiliği kabul edin,
  • Öğrencinize seçme hakkı verin,
  • Öğrencinizi asla utandırmayın,
  • Öğrenciniz övgü ve onay bekler,
  • Öğrencinize size veya arkadaşlarına yardım etme fırsatı verin,
  • Öğrencinize doğru bilgi verin,
  • Öğrencilerinizi iyi dinleyin,
  • Öğrencileriniz de bütün insanlar gibi temiz, düzenli ve iyi giyimli insanlardan hoşlanır,
  • Öğrencilerinizi çalışmaya teşvik etmek için, kaygısını artıracak yaklaşımlardan uzak durun,
  • Baskıcı tavırlar, eğitimini başarısını olumsuz yönde etkiler,
  • İyi öğretmen “ilişki”nin öğretmek kadar önemli olduğunun farkındadır,
  • Her insanın bilgi ve becerileri farklıdır,
  • Öğrencilerinizin, derse ilgisiz ve başarısızlığını size verilen değer ölçüsü olarak görmeyin. (Çağlayan 2002)[7]

6-12 YAŞ ÇOCUĞU İÇİN REHBERLİK HİZMETLERİ

Rehberliğin genel amacı; bireyin her gelişim döneminde sağlıklı ve uyumlu bir gelişim sürdürebilmesine ve kendini gerçekleştirmesine yardım etmektir. Bu genel amaç doğrultusunda 6-12 yaş çocuğunun yapılacak olan rehberlik hizmetleri şu amaçlara yönelik olmalıdır.

  • Çocuğun kendini tanıması ve anlamasını sağlamak; Kendi ilgileri, yetenekleri, özellikleri ile çevresindeki fırsat ve olanaklar arasındaki ilişki konusundaki anlayışını artırmak.
  • Sağlıklı bir toplumsallaşmayı gerçekleştirmek; Sosyal ilgi ve ait olma duygusunu geliştirmek. Başkalarının ihtiyaçlarına duyarlı olma, sosyalleşme sürecini kolaylaştırmak.
  • Çocuğun sorumlu ve amaçları olan bir birey olmasına yardım etmek; Çocuğun akademik başarı için gerekli olan içsel bir öğrenme güdüsü geliştirmesini sağlamak. Eğitsel ve mesleki hedefler oluşturmasına yardım etmek.
  • Çocuğun öz-yönetim, öz-denetim, problem çözme ve karar verme konularında gelişmelerine yardım etmek; Eğitimsel süreçlere daha fazla katılmaya teşvik etmek.
  • Çocuğun kendisi hakkında olumlu kavramlar ve tutumlar geliştirmesine, kendini kabul düzeyini artırmasına yardım etmek; Gelişim görevlerini yerine getirme konusunda cesaretlendirmek.
  • İnsan davranışının doğasını anlamalarına ve insan ilişkilerinde olgunlaşmalarına yardım etmek,
  • Öğrencilerin bilişsel, duyuşsal, kişisel ve sosyal gereksinimlerini karşılamak için ders içi ve dışı tüm eğitim programlarına yardımcı olmak.
  • Öğrencinin kişisel özellikleri ile eğitim programlarını bağdaştırmak.
  • Anne-babalara; aile ortamında, insan ilişkileri ve çocukla olan ilişkilerde karşılaşılan sorunlarla ilgili olarak yardımcı olmak. (Yeşilyaprak 2001) [8]

 

 

ÇOCUĞUN PSİKO-SOSYAL GELİŞİMİNDE ANNE-BABANIN ROLÜ

Eğitimde anne ve babaların çocuk üzerinde önemli etkileri vardır:

  • Eğitim ailede başlar okulda tamamlanır,
  • Çocuğun kişilik yapısı, temel davranışları, büyük ölçüde ailede elde edilir,
  • Çocuğun aile içindeki yeri ve onunla kurulan iletişim biçimi, okul başarısını etkileyen önemli bir faktördür.
  • Anne ve babalar çocukları ve gelecekleri arasında bir köprü konumundadırlar,
  • Anne ve babalar çocuklarını en iyi tanıyan, onlarla en yoğun olan kişilerdir,
  • Her çocukta anne ve babasının izleri görülür,
  • Anne-baba çocuğun kozasını ören ilk mimarlardır,

Anne-babaların çocuğu eğitirken asıl gayeleri kendi tutku ve beklentileri değil, çocuğun ilgi ve beklentileri olmalıdır. Bu sebeple anne ve babaların çocuklarını tanımaları, onlara ilgi ve şefkatle yaklaşarak yönlendirmelerini sabırla sürdürmeleri, oldukça hassas olmaları, kendilerini eğitmeleri gerekmektedir. (Çağlayan 2002)

ANNE VE BABANIN 6-12 YAŞ ÇOCUĞUNA KAZANDIRMASI GEREKEN DAVRANIŞLAR

  • Eşyalarını temiz ve düzenli kullanma,
  • Kılık ve kıyafetine dikkat etmesi,
  • Temizliğine dikkat etmesi; yemekten önce ve sona ellerin yıkanması, bulunduğu yerin temizlenmesi, dişlerini fırçalaması, tuvalet ve bunların kontrolü bu alışkanlığı kazandıracaktır,
  • Kardeşleriyle ve diğer insanlarla iyi ilişkiler kurma,
  • Annesine yapabileceği ev işlerinde yardımcı olması,
  • Ödevlerini zamanında yapma,
  • Oyuncaklarını paylaşma,
  • Vaktinde yatma ve uyuma,
  • Sevimli bir kişilik kazanma,
  • Gerekli hoşgörüye sahip olma,
  • Dürüst olma,
  • Peşin yargıyla davranmama,
  • Yalan söylememe; çocuğu yalandan uzaklaştırmak için yalanı doğuran nedenleri ortadan kaldırmalıyız. Yada yalanın zararlarını, doğru söylemenin yararlı sonuçlarını gerçeklere dayanarak örnekler göstererek anlatmalıyız,
  • Hırsızlığın önlenmesi; çalma olayı karşısında çok duyarlı olunmalıdır. İlk hırsızlıkta bağışlayıcı olmalıyız. Çocuklara sevgi ile yaklaşmalı ve korkutmamalıyız.
  • İnatçılığın önlenmesi; inatçı çocuğun genel tutumu çoğunlukla gergin ana-çocuk ilişkisinin sonucudur. Annenin genellikle çok katı ve ısrarlı olması sonucu çocuk pasif direnmeye geçer. Çok konuşan, çok söyleyen, ayrıntılar üzerinde çok duran bir anne çocuğu böyle bir savunma yoluna kolayca iter.
  • Affetme duygusunun yerleştirilmesi; İki çocuk arasında bir sorun olduğunda çocukları birbirlerinin yerine koyarak aynı davranışları sergilemelerini isteriz. Çocuk kendini arkadaşının yerine koyacağı için daha olumlu düşünecektir.
  • Lakap takmayı önlemek;
  • Kurallara uyma; Bazı kurallar çocuklarla beraber alınmalıdır. Çocuklarla beraber alınan kurallara çocuklar daha rahat uyarlar.
  • Dedikodu yapmama,
  • Saldırganlığı önlemek; Saldırganlık çocukların kendilerine güvensizliğinden doğar. Eğitim ile çocukta güven duygusu yerleştirilmelidir. Güven duygusu kazandırılmak istenen çocuk denetim altında tutulursa saldırganlık ortadan kaldırılabilir.
  • Kıskançlığı önlemek; Kıskançlıkla ilgili bazı önemli olaylar anlatılarak bu davranış kaldırılabilir,
  • Alay etmenin önlenmesi; çocuklar kendi kusurunu kapatmak ve eğlenmek için alay ederler. Karşılıklı konuşma v kendisiyle alay edildiğinde düştüğü durum anlatılarak açıklama yoluyla giderici çalışmalar yapmak.
  • Sorumluluk vermeliyiz; Çocuklara evde çocuklar için yasak olan bazı şeyleri yapmasına, kendi kendine bir yerlere gitmesine izin verilmelidir. (Akaya (Rehberlik CD) 2003),
  • Otonomi (Kendi kendini yönetme) : Bireyin kendisinin efendisi olması demektir. Kendisinin içten gelen ihtiyaçlarını nasıl gidereceğini düzenlemesi, kendi kurallarını kendi koyması, bu kuralların dahilinde davranması, iç kontrollü olmasıdır. Otomonide birey kendi davranışlarından kendisi sorumludur. Davranışlarının sonucunu izler ve bu sonuçtan başkalarını sorumlu tutmaz.  Çocuklarda otonomi nasıl gelişir? Dış dünyayı keşfetmek ve tanımak için yaptığı girişimleri destekleyerek, bağımsız olması konusunda çocuğu teşvik ederek. Örn. Günün hedefini saptama, gelecek yaz tatilinin planın yapma, çocuğa sorulabilir. Bu hedefe nasıl ulaşılacak? Bugünkü yaşam şartları, kendi yetenekleri buna uygun mu? Çocuğa planını uygulama olanağı verilir. Çocuk doğrularını yanlışlarını görür. (Özdoğan 2001)
  • Okuma Alışkanlığı Kazandırma: Çocuklara kitap okuma alışkanlığı kazandırmak için anne-baba tarafından yapılacaklar şu şekilde sıralanabilir:

 

  • Anne-baba evde kitap okumalı ve çocuklar bunu görmelidir.
  • Hususi olarak kitap okuma zamanları ayarlanmalıdır.
  • Çocuğun bilgi kazanması ve bu bilgiyi kullanması teşvik edilmelidir.
  • Çocuğun değer verdiği özel günlerinde ona kitap hediye edilmelidir.
  • Evde her çocuk için kendisine ait bir kütüphane hazırlanmalı ve kitap okuması mükafatlandırılmalıdır.
  • Çocuğun okuduğu kitabı başkalarına anlatması imkanı sağlanmalıdır.
  • Tv ve bilgisayar karşısında geçirilen zamanlar düzenlenmeli, bu konuda aşırılığa izin verilmemelidir.
  • Günlük gazete, dergi ve süreli yayınlar takip edilerek onların merak hissi tahrik edilerek alışkanlık kazandırılmalıdır.
  • Kitap evleri ve kitap fuarları gezilerek çocukların böyle mekanlara ısınmaları sağlanmalıdır.
  • Kitap okuma konusunda çocuklara baskı yapılmamalı, bu alışkanlık onlara sevdirilerek kazandırılmalıdır. (Aydınlı 2004)

ANNE VE BABA HATALARI

Her insan gibi anne ve babalarda çocuklarını eğitirlerken çeşitli hatalar yaparlar. Bu hataların çocuk eğitiminde meydana getirdiği tahribatı gidermek oldukça zordur. Bu nedenle, bu tarz hataları işlememek gerek. Genelde yapılan hataları şöyle sıralayabiliriz:         

  • Aşırı derecede sevgi ve şefkat gösterenler,
  • Aşırı serbestlik verenler,
  • Aşırı yasakçılar,
  • Çocuklarının dizlerinin dibinden ayrılmayanlar,
  • Çocuklarından çok fazla şey bekleyenler,
  • Çocukları arasında ayırım yapanlar,
  • Çocuklarını yeterince sevmeyenler,
  • Çocuklarına gerekli zamanı ve ilgiyi göstermeyenler,
  • Sabırlı ve soğukkanlı olmayanlar,
  • Sinirli ve hırçın olanlar,
  • Katı, otoriter ve disiplinli olanlar,
  • Dayakçı ve yasakçılar,
  • Çocuklarına karşı sorumsuzlar,
  • Çocuğu yoğun bir baskı ve denetim altında tutanlar,
  • Çocuğun her söylediğiyle hareket edenler. (Çağlayan 2002)

Eğitim tarzında yapılan hatalar çocukta çeşitli davranış bozukluklarına neden olabilir:

Şımartılan bir çocuk; gelecek yaşama kendini hazırlama gücünü kendinde bulamaz. Bunun sonucunda korku, ilişki bozukluğu ve birlikte yaşama güçlüğü çeker.

Sert ve baskıcı eğitim; çocuğun yaratıcı düşüncesini engeller. Çocuk yetişkinin isteği doğrultusunda hareket etmeye başlar. Çevresindekilere gerekli güveni  geliştirmez.

İhmal edilmiş çocuklar; yaşamları süresince sevgi ve işbirliği yaşamadıkları için çevreye güven duygusu geliştiremezler.

Korkaklık; çocuğun aşırı korunmasından yada çocuğa dikkat edilmemesinden, değer verilmemesinden kaynaklanır.

Altını ıslatma; Çocuk anne ve babasını böylece kendisi ile ilgilenmeye zorlar.

Çalan çocuk; sevgi eksikliğini bu yolla gidermeye çalışır.

Aşağılık duygusu; anne-babanın eğitim tarzının olumsuz oluşu çocuğun aşağılık duygusunu kuvvetlendirir. Aşağılık duygusunun ortaya çıkmasına neden olan eğitim tarzı, savunma ve saldırıya geçme davranışlarını ortaya çıkarır. (Akaya (Rehberlik CD) 2003)

  • Ayrıca çocuklukta görülen davranış bozuklukları yetişkinlikte nevrozların oluşmasına neden olabilir. (Özdoğan 2000)

ANNE VE BABALARA ÖNERİLER

  • Çocuklarınıza iyi örnek olun,
  • Çocuklarınızın iyi davranışlarını ödüllendirin,
  • Çok konuşarak talimatlar yağdırmayın. Zaman zaman bir bakış, kaşını kaldırıp sert bir şekilde yaptığından hoşlanmıyorum demek sorunu halledebilir.
  • Bırakın çocuklarınız hatalarının neticeleri ile yüz yüze kalsınlar. Yanlış davranışları yüzünden bazı tatsız durumlar yaşasınlar.
  • Çocuklarınıza yönelik teşvik, moral ve desteği ihmal etmeyin.
  • Sınavda başarısız olduğunda olumsuz davranışlarda bulunmayın. Sınavlar bir kişilik testi değildir.
  • Çocuğunuza insan olarak saygı gösterin.
  • Onlarla anlayacakları dilde konuşun.
  • Onların düşüncelerine ve dünyalarına ilgi duyun.
  • Tehditlerle değil, öneri ve tekliflerle yaklaşın.
  • Korkuyla değil, sevgiyle yaklaşın.
  • Onları övün,
  • Onlara gülümseyin, sarılın ve öpün.
  • Kurallarınızı açık ve net olsun. Kurallara çocuğunuzla beraber karar verin.
  • Çocuğunuza yaşına uygun oyun oynaması için ortam hazırlayın; Duygularını en iyi oyun ortamında anlatır. Sevincini, nefretini, sevgi arayışını, saldırganlığını oyunlarda sergiler.
  • Tutarlı olun.
  • Onları eleştirmeyin, onlarla işbirliği yapın.

Çocukların eleştirilmekten çok, kendilerine model olacak davranışlar görmeye gereksinimleri vardır.” Joseph Joubert.

  • Onları sevin; “Yaşamdaki en büyük mutluluk kişin sevildiğini bilmesidir.” Victor Hugo

(Çağlayan 2002)

[1] Özdoğan, B. “Çocuk ve Oyun”. Anı Yayıncılık. 3.Baskı. Ss.15. Ankara, Ekim 2000

[2] Özdoğan, B. “Çocuk ve Oyun”. Anı Yayıncılık. 3.Baskı. Ss.18. Ankara, Ekim 2000

[3] Çağlayan, A.“Anne-Baba ve Eğitimcilere Aspirin Öğütler”Bilge Yayıncılık. Ss. 120-121

   İstanbul,Ocak 2002

[4] Çağlayan, A.“Anne-Baba ve Eğitimcilere Aspirin Öğütler”Bilge Yayıncılık. Ss. 120-121

   İstanbul,Ocak 2002

[5] Çağlayan, A.“Anne-Baba ve Eğitimcilere Aspirin Öğütler”Bilge Yayıncılık. Ss. 127-128

   İstanbul,Ocak 2002

[6] Çağlayan, A.“Anne-Baba ve Eğitimcilere Aspirin Öğütler” Bilge Yayıncılık. Ss. 47  İstanbul,Ocak 2002

[7] Çağlayan, A.“Anne-Baba ve Eğitimcilere Aspirin Öğütler” Bilge Yayıncılık. Ss. 67  İstanbul,Ocak 2002

[8]

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :