- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Bilişsel Gelişim

Bilişsel Gelişim sitemize 19 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

BİLİŞSEL GELİŞİM

 

GİRİŞ

Zeka öğrenmemizi sağlayan en önemli niteliktir.İnsanların öğrendikleri bilgilerin miktarında,öğrenme hızında,öğrenebildikleri bilgi türünde ve akılda tutma süresinde gözlenen dğişiklik,onların zeka seviyelerindeki ve kısmen zeka biçimlerindeki farklara bağlıdır ( Kulaksızoğlu,1998).

Hayatın ilk yılları zeka gelişimi için son derece önemlidir.İlk yıllarda çocuğun beş duyu organına ulaşan uyaranların doyurucu ve beslenmenin dengeli olması ile anne sevgisi görme,zeka gelişimi için uygun bir ortam yaratır.Ancak yeterli kalıtımsal mirasa sahip çocuklar elverişli bir çevrede büyüdüklerinde zeka gelişimi en iyi seviyede olur.Zeka gelişiminde kalıtım ile çevrenin ilişkisi tarla ve tohum örneği ile daha iyi açıklanabilir.Verimsiz tarlaya (çevre) iyi tohum (kalıtım) ekildiğinde veya verimli tarlaya kötü tohum ekildiğinde iyi ürün elde edilmez.Ürünün iyi olabilmesi için tarlanın da,tohumun da iyi olması gerekir ( Kulaksızoğlu,1998).

Biliş (cognition) sözcüğü, dünyamızı öğrenmeyi ve anlamayı içeren zihinsel faaliyetler anlamına gelir. Biliş sözcüğü, şu süreçleri kapsar (http://www.sosyalhizmetuzmani.org/cocuklardaruhsalgelisim).

Algılama: Gerek iç, gerekse dış dünyadan edinilen bilgilerin yorumlanması, organize edilmesi ve yeniden bulunmasıdır.

Bellek: Algılanan bilginin bulunup getirilmesi ve depo edilmesidir.

Yargılama: Bilgiyi belirli bir anlam çıkarma ve sonuca varma amacıyla kullanılabilmesidir.

Düşünme: Bilginin ve çözümlerin nitelikçe değerlendirilmesidir.

Kavrama: Bilginin iki yada daha fazla kısımları arasındaki yeni ilişkileri tanıyabilmedir.

İsviçreli bir biyoloji uzmanı olan Jean Piaget,çalışmalarına çocuklarda düşünme,akıl yürütme,kavram geliştirme gibi süreçleri inceleyerek başlamış,bugün çok tanınan “bilişsel gelişim kuramı”nı geliştirmiştir.Piaget çalışmalarında “yenilenmiş klinik yöntem”olarak isimlendirilen,kısmen gözleme kısmen de yarı yapılandırılmış soru-cevap yöntemini kullanmıştır ( Arı,2003).

Piaget’den önce,çocukların bilişsel gelişimi hakkındaki psikolojik düşünceye,neredeyse bütün ağırlığı gelişimin “doğa”bileşenine veren biyolojik olgunlaşma yaklaşımı ile,bütün ağırlığı “yetiştirme”bileşenine veren çevresel öğrenme yaklaşımı egemen oldu.Piaget ise,tam tersine,çocuğun doğal olgunlaşma yetenekleri ve çevreyle arasındaki etkileşimler üzerinde yoğunlaştı.Piaget,çocuğu biyolojik gereksiniminin ya da dışsal olarak  dayatılan uyarıların edilgin bir alıcısı olarak değil,bu sürece fiilen katılan bir özne olarak gördü.Piaget,çocuğu dünyayı anlamak için deneyler yapan bir bilim adamı gibi görmek gerektiğine inanıyordu ( Atkınson,1996 ;akt.Alogan,1996).

Kulaksızoğlu ( 1998)’e göre,Piaget bireyleri birbirinden farklı kılan en önemli zihin işlevi olan zekanın temel özelliklerini üç noktada toplamıştır :

  1. Zeka organizmanın çevreye uyumunun özel bir halidir.Bu uyum bireyin çevre ile etkileşimini gerçekleştirir.
  2. Zeka bir çeşit denge halidir.Zihinsel yapılarla çevre arasında durmadan yenilenen bir denge vardır.
  3. Zeka bir çeşit zihinsel işlemler sistemidir.Bilgi edinmek hareketle olur.

 

 

BİLİŞSEL GELİŞİM KURAMLARI

 

PİAGET’NİN BİLİŞSEL GELİŞİM KURAMI

Piaget’ye göre çocuk,dünyanın pasif alıcısı değildir.Bilgiyi kazanmada aktif bir role sahiptir.Ayrıca,değişik yaşlardaki çocukların ve yetişkinlerin dünyaları birbirinden farklıdır.Piaget bu farklılığın nedenlerini incelemiş ve bireyin dünyayı anlamasını sağlayan bilişsel süreçleri açıklamaya çalışmıştır ( Senemoğlu,2004).

 

KISA PİAGET SÖZLÜĞÜ

 

 

 

Zeka :Piaget,A.Binet’e zekanın tanımını sormuştur.A,Binet bir Fransız psikologudur ve zeka üzerinde çalışmaktadır.Kendi adıyla anılan bir zeka testi geliştirmiştir ( Bu test daha sonra Stanfort-Binet zeka testi olarak kullanılmaktadır ).Binet’in cevabı “zeka,benim testimin ölçtüğü şeydir”şeklinde olmuştur.Piaget,zekanın bir takım testlerle ölçülen şey olduğunu kabul etmemektedir.Piaget’e göre zeka, “bireyin çevresine etkin bir uyum sağlaması”dır.

 

Şema : Şemalar çocukların veya yetişkinlerin objeler veya soyut durumlarla ilgili kullandığı kalıplardır.Şemalara,küçük bir bebeğin uzanıp bir nesneyi yakalaması veya ( daha kompleks bir durum ) bir üniversite öğrencisinin bir matematik probleminin nasıl çözüleceğini öğrenmesi örnek olarak verilebilir.Şemalar,davranışsal şemalar (yakalama,bisiklet sürme gibi) veya bilişsel (problem çözme,kavramları kategorize etme) olarak sınıflanabilir.Şemaları bir işlem yapmak için hazırlanmış bilgisayar programlarına benzetebiliriz.Daha kompleks bir işlem yapılacaksa yeni bilgi ilgili şemaya yerleştirilir.Örneğin bebek ( kendisini ) biberonun emziği emer ve sıvıyı yutar.Bu hareketler bebeğin beslenme şemasıdır.Bebeğin biberonuyla beslenirken,zaman zaman biberonda meydana gelen hava boşluğundan dolayı sorun yaşıyor.Bebek sinirleniyor veya biberonu daha iyi yakalamak için biberonu sıkıyor.Sıvı bebeğin ağzına daha bol geliyor.Bu yeni bilgi bebek tarafından beslenme şemasına yerleştirilir.

Şemaların en önemli özelliği yaşam boyunca olgunlaşma ve öğrenmenin etkisiyle değişip yenilenmesidir.

 

Örgütleme : Örgütleme,doğuştan getirdiğimiz temel eğilimlerden biri de örgütlemedir.Örneğin,algılama süreçlerimizde örgütleme vardır.Piaget’in kuramında uyum ve örgütleme; biyolojik,psikolojik ve bilişsel fonksiyonların değişmez iki unsurudur.Örgütleme,biyolojik,psikolojik ve zihinsel süreçleri tutarlı ve anlamlı sistemler haline getirmedir.Örneğin bir çiviyi çekiçle çakarken pek çok süreç işe karışır.Çekicin ağırlığı ,çivinin küçük-büyük veya ince-kalın olması,çivinin çakılacağı zemin,kas gücünüz,çivi çakma ile ilgili daha önceki deneyimlerimiz uyumlu bir şekilde koordine edilir.Aynı şekilde zihinsel bir aktivite de örgütleme söz konusudur.Zihinsel bir problemi ( geometri ile ilgili)çözerken daha önce bildiğimiz bilgilerin yeni durumda da işe yarayıp yaramadığı araştırılır.

 

Özümleme ( Assimilation) ve düzenleme : Piaget’in bilişsel gelişim kuramında uyum sağlama iki işlevde mümkün olmaktadır.Bunlar özümleme ve düzenlemedir.Daha önce şemanın bebeğin obje ve olayları hakkında oluşturduğu bilişsel kalıplar ( yapılar) olduğu belirtilmişti.Özümleme,yeni obje ve olayların var olan şemalara yerleştirilmesi (katılması) sürecidir.Ancak yeni bilginin eski şemaya doğru bir şekilde kodlanması gerekir.Dolayısıyla bilgiden daha fazla şeyi ifade eder.Örneğin 8 aylık bir bebek elindeki sert bir cismi sert bir yüzeye çarpar.Çarpmadan dolayı ses çıkar…Daha sonra bebeğin önüne daha önce hiç karşılamadığı küçük sert bir cisim koyunuz.Bebek yeni cisme de uzanır yakalar ve vurur.Vuramadan çıkan sesi işitir.Yani yapılan ikinci hareket daha önce kazanılan uzanıp yakalama çarpma şemasına uygundur.Hatta cisimleri sert bir yüze vurmanın sonuçları ile ilgili yeni bir şema oluşturur.

Üçüncü bir deneme olarak bebeğin önüne bir yumurta koyalım.Bebek yine önceki şemalara uygun olarak,uzanır ve yumurtayı yakalar,yakaladığı yumurtayı önündeki sert yüzeye vurur.Yumurta çarpmayla kırılmıştır ve diğer denemelerdeki gibi ses de çıkmamıştır.Bu durum bebeğin zihnindeki halihazırdaki şemaya uymaz.Çünkü bu sonuç daha önce çarpmayla ilgili şemaların sonuçlarına benzemeyen beklenmedik bir durumdur.Bebek burada iki durumla karşı karşıyadır.Ya objelerle ilgili şemasını yeniden düzenleyecektir ( bazı nesneler sert bazıları yumuşaktır gibi ) ya da eski şemaları yeni duruma uydurmaya çalışacaktır.Piaget bu durumu accommodation (düzenleme) olarak kavramlaştırır.

 

Dengeleme : Yukarıdaki örnekte bebeğin yumurtayı sert yüzeye vurmasıyla kırıldığı belirtilmişti.Yani yeni durum varolan ilgili şemaya yerleştirilememişti.Bu yeni durum zihinde bir dengesizliğe neden olur.Dolasıyla dengeleme,bireyin özümleme ve düzenleme süreçleri ile yeni durumlara uyum sağlayarak daha üst düzeyde dinamik bir dengeye ulaşmasıdır.

Günlük yaşamımızda yeni uyaranlarla (bilgilerle)bilişsel dengemiz bozulur.İnsanda bilişsel dengeye ulaşma eğilimi vardır.Yani bilişsel olarak dengeye ulaşmaya çabalar.Bu nedenle dengeleme bilişsel gelişimi sağlayan en dinamik güçtür.Öğrenmenin temelinde dengeleme olgusu vardır.

 

Piaget,yaptığı gözlemler sonucunda,çocukların düşünme ve akıl yürütme yeteneklerinin,olgunlaşma süreçleri içinde niteliksel olarak farklı bir dizi aşamadan geçtiği kansına vardı.Piaget,bilişsel gelişmeyi dört evreye ayırır,bunların her birini de birçok alt evreye ayırır ( Atkinson 1996 ; akt.Alagon,1996)Başlıca evreler ve bunların önemli özellikleri Tablo-1’de listelenmiştir.

 

 

 

 

 

 

 

 

Tablo 1. Piaget’nin Bilişsel Gelişim Dönemleri ve Özellikleri

EVRE ÖZELLİKLER
1.Duyusal motor

(doğumdan 2 yaşına kadar )

Kendini nesnelerden ayırt eder.

Kendini eylemi gerçekleştiren özne olarak tanır ve amaçlı davranışlar yapmaya başlar;örneğin,bir nesneyi harekete geçirmek için ipini çeker yada gürültü yapmak için çıngırağı sallar.

Nesne kalıcı kavramını edinir;nesnelerin duyumsadıklarında da var olduklarını kavrar.

2.İşlem öncesi (2-7 yaş ) Dil kullanmayı ve nesneleri imgeler ve sözcüklerle belirtmeyi öğrenir.Düşünce hala benmerkezcidir.Başkalarının görüş açısını anlamakta zorluk çeker.Nesneleri tek bir özelliğe göre sınıflar.Örneğin,tüm kırmızı küpleri biçimlerine bakmadan ya da tüm kare biçimindeki blokları rengine bakmadan gruplara ayırır.
3.Somut işlem ( 7-11 yaş ) Nesne ve olaylar hakkında mantıklı olarak düşünebilir.

Sayı ( 6 yaş ),kütle ( 7 yaş ) ve ağırlık (9 yaş) korunumunu kavramlarını edinir.Nesneleri birden çok özelliğe göre sınıflar ve onları tek bir boyuta göre (örneğin boy ) sıraya koyabilir.

4.Formel işlem ( 11 yaş ve yukarısı)

 

Soyut önermeler üzerine mantıksal olarak düşünebilir ve varsayımları sistematik olarak test edebilir.

Varsayımsal,geleceğe yönelik ve ideolojik sorunlarla ilgilenir.

1.DUYUSAL-MOTOR DÖNEMİ (SENSORY – MOTOR STAGE) ( 0-2  YAŞ )

 

Piaget’e göre duyu hareket döneminde bebek dış dünyayı tanıma ve öğrenmede duyularını ve henüz refleks olan motor becerilerini kullanır.Bebekliğinin ilk günlerinde emme ve yakalama hareketi ortaya çıkar.Yani bir uyarılma sonucu emme ve yakalama hareketi ortaya çıkar ( Arı,2003).

Senemoğlu (2004)’e göre,başlangıçta kendisini diğer nesnelerden ayıramayan bebek,bu ilk şemaları ( emme,tutma,yakalama vb.) yoluyla kendi vücudunu keşfetmeye çalışır.Daha sonra,diğer nesne etkinliklere başlar.Çıngırak,fincan vb.nesneleri tutar,emer,vurur.Onları,kendisinde var olan şemalarla tesadüfen keşfeder.Örneğin;çıngırağı ağzına götürdüğünde bundan hoşlanmayabilir.Kendisinde var olan şemayı yeniden düzenleme yoluyla çevresini anlamaya sağlayacak yeni bilişsel yapılar geliştirmeye başlar.Gelecek sefer çıngırağı eline verdiğinizde,sadece ağzına götürmez,elinde sallar.Örneğin,yeni doğan bebeğe mama şişesini ters olarak verdiğinizde de emmeye çalışır.Oysa bir yada iki ay sonra biberonun ne taraftan emileceğini öğrenir.

Cüceloğlu (1999)’a göre bilişsel gelişim aşamalarından birini çocuk nesnelerin değişmezliğini ( object constancy) keşfederek başarır.Önceleri bebek için nesne ancak kendi görsel alanı içindeyken vardır.Nesne ortadan kaldırılınca,nesnenin yok olduğunu,artık var olmadığını düşünür.Eline aldığı topun,ya da çıngırağın,on dakika önce eline aldığı aynı çıngırak ya da top olduğunu bebek bilmez.Onun için her an dünya yeni baştan var olur ve duyu organlarının dışında bir dünyanın varlığı düşünülemez.

Bir yaşına doğru çocuk nesnenin değişmezliği kavramını anlamaya başlar ve göz önünden kaldırılan bir nesneyi,etrafına ve masanın altına bakarak arar.İki yaşına doğru bebek dış nesne ve olayların iç temsilcilerini (internal representation) geliştirmeye başlar.Nesnelerin sürekli olduğunu ve göz önünden kaldırılınca bile var olmaya devam ettiklerini anlayan çocuk,bu nesneyi bir süreçle temsil etmeye başlar.Böyle bir iç temsil süreci,kavram ve dil gelişiminin başlangıcını oluşturur.İç temsil sayesinde çocuk orada bulunmayan bir nesneyi ya da olayı temsil etme yeteneğine kavuşur ( Cüceloğlu,1999).

Duyusal-motor döneminde diğer bir önemli gelişme de deneme yanılma öğrenmesinin oluşumudur.Örneğin;çocuğun istediği bir topu çocuktan uzağa battaniyeye koyduğumuzu düşünelim.Çocuk battaniyeye ulaşabilmekte fakat topa ulaşamamaktadır.Bu durumda,küçük bebekler topa birkaç kez ulaşmaya çalışır fakat daha sonra vazgeçer.Daha büyük bebekler,doğrudan topa ulaşamadıklarını gördüklerinde,başka bir yolu denerler.En sonunda,muhtemelen,battaniyeyi çekerek topa ulaşabileceklerini keşfederler (Senemoğlu,2004).

Çocuklar,duyusal-motor döneminin sonlarına doğru başlangıçtaki deneme-yanılma yoluyla problem çözme davranışlarından ,daha planlı bir yaklaşımla zihinsel olarak problem çözmeye doğru ilerler.Çocuklar öncelikle,nesne ve olayları  zihinsel olarak sembolleştirirler,resmederler.İşte bu duruma “Düşünmenin başlangıcı”adı verilir.Nesne ve olayların içsel temsilcilerinin oluşturulması,kavram ve dil gelişiminin başlangıcını oluşturur.Çocuk gözünün önünde olmayan nesne ve olayları zihninde temsil edebilir.Düşünmenin başlangıcı olarak nesnelerin zihinde sembolleştirilmesi bilişsel gelişimde önemli bir adımdır.Örneğin,oyun parkında oynayan bir çocuk dışarıya kaçan topunu almak için çevresini gözler;topa ulaşmasını sağlayacak bir nesneyi ( çubuğu vb.) bulur ve kullanır.Burada çocuk problemi deneme-yanılma yoluyla çözmemiştir.Problemi düşünüp,anlayarak,çözümü tasarlamış ve zihinsel olarak sonuca ulaşmıştır.

Yavuzer ( 1999)’a göre,bu dönemde Piaget’ye göre dikkat edilmesi gerek çok önemli noktalar vardır ve bunlar özetle şunlardır :

  1. Yaş normları kesin değildir,çocuktan  çocuğa değişebilir.Çünkü çocuğun içinde yaşadığı çevre,fiziksel gelişme hızı farklılıklar yaratır.
  2. Bireysel farklılıklara rağmen evrelerin sırası değişmez.
  3. Gelişim tedricidir.Bir evrenin bitimine yakın diğer evre başlamış olabilir; evreler binişiklik gösterirler,kesin bir çizgiyle ayrılamazlar.Ayrıca bir sonraki evrenin belirtileri başladığında bir önceki evrede gelişmiş olan özellikler kaybolmaz.

 

 

 

 

 

 

 

2.İŞLEM ÖNCESİ ( PREOPERTİONAL) DÖNEM (2-7 YAŞ)

 

İşlem öncesi dönem ikiye ayrılmaktadır.

Bunlar;

a.Sembolik dönem ya da kavram öncesi dönem ( 2-4 yaş )

b.Sezgisel dönem (4-7 yaş )

 

1)Sembolik Dönem :Sembolik dönem (ya da kavram öncesi ) dönemde,çocuklarda dil gelişimi çok hızlıdır.Hızla nesnelerin isimlerini öğrenmeye başlarlar.Kullandıkları kavramlar ve sembollerin çocuklara özgü anlamları vardır.Elindeki çember veya tabak,otomobilin simgesi olarak kullanılır.Bir yastığın üzerine oturularak at sürüyormuş taklidi yapılabilir.bu evrede sembolik oyunların gözlendiği yaşlardır.Bu evrede bellek daha çok gelişmiştir.Çünkü bebek nesne ve olaylar o ortamda olmadığı halde sembolik oyunlarla yada taklitle çocuk tarafından canlandırılmaya  başlanır(Arı,2003).

Cüceloğlu ( 1999)’a göre,çocuğun bu yaşta becerdiği önemli adımlardan biri nesneleri kategorilere ayırmayı öğrenmesidir.Nesnelerin büyüklük,renk,biçim gibi belirli duyusal özelliklerine göre sınıflanması,nesnenin değişmezliği aşamasından sonra kendini gösterir.bu nokta Piaget kuramı için önemlidir.Piaget bilişsel gelişmenin adım adım ilerlediğini,her adımın kendinden daha önce geliştirilen bilişsel yapıları kullandığını ifade eder.

Senemoğlu (2004)’e göre,

  • Bu dönemdeki çocuklar ben merkezlidir.Kendini başkalarının yerine koyamazlar.Dünyayı başkalarının açısından göremezler.
  • Objeleri sadece bir tek özellikleri açısından sınıflandırılabilirler.Örneğin;renklerine göre sınıflandırma yada biçimlerine göre sınıflandırma gibi.
  • Bir özellik bakımından farklı olan nesnelerin farkını göremezler.(Örneğin;yeşil üçgenlerle yeşil kareleri bir arada gruplayabilirler).
  • Mantık yürütmede tümevarım yada tümdengelim yollarını kullanmazlar.Mantıkları değişken ve yüzeyseldir.Tek yönlü düşünürler.Örneğin,kedi dört bacaklı ve tüylü,küçük bir hayvandır.Bu da dört bacaklı,küçük ve tüylü bir hayvan,o halde bu kedidir diyebilirler.

ÖRNEK OLAY

Gökçe,ilkokul ikinci sınıfta hayat bilgisi dersini yüksek sesle çalışmaktadır.”Evde yaşayan kedi,köpek gibi hayvanlara evcil hayvan denir”.

Yanında oturan dört yaşındaki kardeşi Tuğçe ise , “Fareler de evde yaşarlar.O halde farelerde evcil hayvandır”der.

 

 

 

 

 

 

Örnek olayda da görüldüğü gibi akıl yürütme yolları tek yönlüdür.

2)Sezgisel Dönem : 4-7 yaşları arasını kapsar.Çocuklar bu dönemde,mantık kurallarına uygun düşünme yerine,sezgilerine dayalı olarak akıl yürütürler ve problemleri sezgileriyle çözmeye çalışırlar.Dil,hızlı gelişmekte,yaşantılar yoluyla kazanılan davranışların sembolleştirilmesine yardım etmektedir ( Senemoğlu,2004).

Bu dönemde çocuklar,henüz üst düzeyde sınıflama yapamazlar.Örneğin;nesneleri biçimlerine ya da renklerine göre sınıflayabilirler fakat ilişkilerinin tam olarak farkında değildirler.Ayrıca bütün ve parça arasındaki ilişkilerinin tam olarak farkında değildirler.Ayrıca bütün ve paraç arasında ilişki kurmazlar.Örneğin;sınıftaki erkekler mi çok,kızlar mı,sorusuna eğer erkek sayısı çok ise,erkekler mi? Diye sorulduğunda da erkekler çok”cevabını verebilirler(Senemoğlu,2004).

Korunum henüz gelişmemiştir.Korunum,herhangi bir nesne ya da nesne grubunun fiziksel biçimi ya da mekandaki konumu değiştiğinde,nesnenin miktar,sayı,alan,hacim vb.özelliklerinin değişmeyeceği ilkesidir.

İşlem öncesi çocukları sayma ve karşılaştırmalarda kendilerine özgü hatalr yaparlar.Bu hataların nedeni sayı kavramıyla ilgilidir.Örneğin yedi adet portakalın tam karşısına birebir karşılayacak şekilde yedi elma konduğunda bunları sayamasalarda eşit miktarlarda olduklarını söyleyebilirler.Daha sonra portakallar yerlerinde sabit kalmak koşuluyla elmaların araları biraz açıldığında elmalar daha uzun bir sıra oluşturur.Okulöncesi çocukları bu pozisyonda elmaların daha çok olduğunu söylerler.Bu durum işlemöncesi çocuklarında “birebir denklik”düşüncesinin gelişmediğini gösterir(Arı,2003).

Ben merkezli davranış bu dönemdeki oyunlarda ve konuşmalarda gözlenir.4-5 yaşlarındaki üç çocuk bir arada oynarken,çoğu kez aynı şeylerle meşgulmuş gibi görünmelerine rağmen,farklı amaçlarla farklı kuralları olan kendi oyunlarını oynarlar.bu tür oyunlara “Paralel oyun”denir.Oyun oynarken birbirleriyle konuşuyormuş gibi davranmalarına rağmen,ilgisiz farklı şeylerden sözederler.Birbirlerini konuşmalarına aldırmaz veya kendi söylediklerini diğerinin anlayıp anlamadığına, kkat etmezler.Bu tür konuşmaya “toplu monolog”denir(Arı,2003).

4-6 yaş çocuklarının oyuncaklarıyla konuştukları oyuncaklarına ve bazı objelere kimlikler verdiklerigözlenir.Oyuncak bebeklerini acıktığı için beslerler.Onların üzüldüklerini ifade ederek  bebeklerini avutmaya çalışırlar.Söylediklerini oyuncak bebeklerinin anladığını düşünürler.Doğadaki cansız nesnelere canlılarmış gibi davranmaya animizm denir.İşlemöncesi dönemde çocuklarda animist davranışlar gözlenir.Animist tutumlar okul yıllarında gözlenmemekte birlikte bazı çocuklar yastığıyla ya da özel bir oyuncağıyla konuşabilir,sıkıntılarını yastığa anlatabilir( Arı,2003).

Dil Gelişimi : Dil gelişimi 2-5 yaşları arasında süratli bir değişim gösterir.Bir yıl içinde çocuğun dil gelişim hayret verici bir biçimde gelişir.Çocuk üç yaşını doldurduğunda 3-4 kelimeden oluşan cümleler kullanmaya başlar ve bu cümlelerde fillerin geçmiş,şimdiki,ya da gelecek zamanlarını doğru olarak kullanır.Beş yaşına geldiklerinde çocuklar kendi dillerini başarıyla ve gramer kurallarına uygun olarak kullanabilecek beceriyi kazanmıştır ( Cüceloğlu,1999).

3) SOMUT İŞLEMLER DÖNEMİ

 

İlkokul yıllarındaki çocuklar,bilişsel yeterlilikleri bakımından çok hızlı değişim gösterirler.İlkokul dönemindeki çocukların düşünmesi,okul öncesi çocukların düşünmesinden çok farklıdır.Artık,tersine çevirebilme kavramını kazandıklarından korunum ilkesi ile ilgili bir sorunları da yoktur.Nesnelerin fiziksel yapılarında da mekandaki konumlarında değişmelerle,miktar hacim,sayı vb.özelliklerinde değişme meydana gelmeyeceğini anlarlar.Kısa ve geniş bardaktaki süt ile ince ve uzun bardaktaki sütün aynı miktarda olduğunu söyleyebilirler.Algılanan görüntüye göre değil,gerçeği anlayarak tepkide bulunurlar(Senemoğlu,2004).

Cüceloğlu(1999)’a göre,operasyon öncesi devreden somut operasyonlar devresine geçen çocuğun bilişsel alanda başardığı değişiklikler üç temel grupta toplanabilir:

  1. Çocuk nesnelerin ve olayların renk,biçim,yükseklik gibi dış duyusal özelliklerinin baskısından kurtulup,onların kitle,hacim,sayı gibi iç özelliklerini kavrayabilecek hale gelir.Bu değişiklikler çocuğun cinsiyet anlayışında,sayı kavramının gelişmesinde,mekan ilişkilerini kavramasında kendini gösterir.
  2. Okul çağındaki çocuk bir olayı diğer insanın gözüyle görebilmeyi zamanla daha iyi becermeye başlar.Operasyon öncesi devrede çocuğun düşünce tarzı Piaget ego-merkezli düşünce olarak tanımlar.Ego merkezli olmaktan kurtulup,diğer kişinin gözüyle dünyayı görebilmek çocuğun sosyal ilişkilerinde yeni bir aşamaya yol açar.
  3. Çocuk dış dünyadaki nesnelerin yerine kafasındaki geliştirdiği semboller ve zihinsel operasyonlar aracılığıyla işlemler yapmaya başlar.Gördüğü nesneleri sınıflar,sınıflar arasındaki ilişkileri gözler ve dış dünyada bir değişiklik yapmadan kendi zihin dünyasında o yaşa göre oldukça karmaşık zihinsel buluşlara ulaşır.

     4 ) SOMUT İŞLEMLER DÖNEMİ

 

Piaget’in zihinsel gelişimin son dönemi olarak nitelendirildiği bu aşama 11 yaşlarından sonradır.Biçimsel İşlemler Dönemi olarak da isimlendirilmektedir.Çocuk düşüncesi daha çok şimdiki zamanla sınırlı olduğu halde,ergen şimdiki zamanın yanında geleceği zamanla sınırlı olduğu halde,ergen şimdiki zamanın yanında geleceği de hesaplayabilir.Geleceğe yönelik soyut biçimde düşünebilir,varsayımlar ileri sürerek çeşitli ihtimaller üzerinde akıl yürütebilir ( Kulaksızoğlu,2001).

Soyut işlemler dönemi iki alt döneme ayrılmaktadır :

 

Birinci dönemde ( 11-15 yaş arası ) soyut işlemler görülmekle birlikte bu işlemler ergene sıkıcı gelmekte ve neden bu şekilde düşündüğünü açıklayamamaktadır.

İkinci dönemde bu yetersizlik yok olur ve ergen daha karmaşık soyut düşünce becerilerini gösterir.Bu alt dönemde düşünce soyut mantığa yaklaşık bir düzeydedir.Bu beceri ergenin sosyal politik ve ahlaki felsefe teorilerini açıklama becerisi ile kendini göstermektedir ( Dusek,1987; akt.Temel ve diğerleri ,2001).

Soyut işlemler dönemi ortalama olarak 12 yaş ve üstü olarak kabul edilmektedir. Piaget’e göre bu dönem, 12 yaşında başlar ve bütün ergenlik boyunca devam eder. Bireyin bilişsel gelişimi daha yetkin hale gelir. Bu dönemin en önemli özelliği, bireyin soyut düşünebilme özelliğini kazanmasıdır. Bu dönemde, soyut düşünceler analiz edilip, soyut kavramlar anlaşılır hale getirilebilir. Birey analiz ettiklerini sentezleyebilir. Sorunları mantık dizgesi içinde çözebilir. Düşüncenin bilimsellik boyutlarında artış olur (Wade ve Tavris, 1990; Woolfolk, 1993).

Bu dönem, çocuğun yetişkin gibi problem çözdüğü ya da yeni karşılaşılan durumlarda yetişkine eş değer kararlar aldığı anlamına gelmez. Bu, tam olarak, onun yetişkine benzer bir düşünme sürecine girdiğini ifade eder. Ergen, soyut olan hakkında düşünme ve somut dokunulabilir olmayan soyutlamaları kullanarak işlemleri uygulama gücünü geliştirir. Soyutlamalarla ilgili olan bu yetenek, bireye kendi dünyasını kurması için yeni güçlü malzemeler verir. O içinde bulunduğu zamanın ötesinde, gerçek dünyanın ötesinde düşünebilir. Ergen artık gerçek nesnelere uyan sembollerle kendi kendini sınırlamaz. Sevgi, nefret, inanç, olumsuz sayılar, güçler, hız, zaman ve atomik konuşmalar gibi kavramları etkili bir şekilde kullanabilir. Başka bir deyişle, düşünceler hakkında düşünür. Ortalama, 15 yaş civarında birey entelektüel olgunluğa erişir. Zihinsel faaliyetleri gelişmenin en üst noktasına ulaşır (Charles, 1999). Piaget ve İnhelder (aktaran: Senemoğlu,2004), ergenlerin zihinsel gelişimini test etmek için ergenlere, 4 farklı renk değiştiren sıvı vermişlerdir. Bunlar; 1,2,3,4 olarak etiketlenmiştir. Bir de “g” etiketli küçük bir şişe sıvı verilmiştir. “g” etiketli bu sıvı, karışıma birkaç damla eklenerek rengi ortaya çıkarmayı sağlamak için kullanılmaktadır. Ergenlerden istenen şudur: “bu dört tür sıvıdan hangi iki sıvının karşımı, turuncu rengi meydana getirmektedir?”.

Somut işlemler döneminde olan bireyler, tesadüfen turuncuyu elde edinceye kadar bütün olasılıkları denerken; soyut işlemler döneminde olanlar, daha az sayıda olasılık hesabıyla doğru karışımı veren sıvıyı bulmuşlardır. Soyutlama becerisi gelişmiş olan bireylerin yaptığı olasılık hesabı aşağıdaki gibidir:

1.olasılık: (1-3, 1-2 ve 3)
2.olasılık: (1-4, 1-2 ve 4)
3.Olasılık: (3 ve 4)

Soyut işlemler dönemindeki bireyler, 1 ve 3’ü bir arada, 1,2, ve 3’ü bir arada karıştırmışlardır. Eğer 1 ve 3 turuncu meydana getirirse, 2’ye gerek yoktur. Eğer, 2 ve 3 turuncu rengi meydana getirirse 1’e gerek yoktur. Sonuçta, 1 ve 3’ün gerekli olduğunu bulduklarında 4 ekledikleri olasılıkları test etmeye gerek duymamışlardır. Somut işlemler dönemindeki çocuklarla soyut işlemler dönemindeki ergenler arasındaki temel fark, ergenlerin bir olayın çok değişik yönlerini görebilmeleri ve bilgiyi soyut olarak üretebilmeleridir. Ayrıca dil gelişimi bakımından kavramların atasözlerinin, deyimlerin anlaşılmasında artık problemleri yoktur. Ayrıca yazılı dili de bir yetişkin kadar etkili olarak kullanabilirler (Senemoğlu, 1997).

Temel ve diğerleri ( 2001)’ e göre soyut işlemler döneminde ergen yeni bir çok kavramsal becerileri kazanmaktadır.Bu becerileri şu şekilde sıralamak mümkündür.

  1. Ergen bu dönemde iki yarı kategoride olan değişken hakkında aynı anda fikir yürütebilmektedir.Örneğin;bir gezi planlarken hız,uzaklık ve zaman aynı andan düşünebilmektedir.
  2. Ergen gelecekteki değişiklikler hakkında düşünme becerisi kazanır.Örneğin:bir gezi planlarken hız,uzaklık ve zaman aynı anda düşünebilmektedir.
  3. Olayların mantıki sıraları hakkında hipotezler kurabilir.Örneğin,kendisine açık olan okul ve mesleki seçimlere bağlı olarak hangi dersleri aldığında verdiğinde daha yararlı olabileceğini bilir.
  4. Davranışların sonuçlarını merakla bekler.Örneğin,okuldan atıldığında belirli meslek alanlarının kendisine kapandığını bilir.
  5. Bir grup olay ya da durumda mantıki olarak tutarlı olan ya da tutarlı olmayan fikirleri araştırabilir.Fikirleri destekleyen ya da çürüten kanıtları bularak gerçek durumu test eder.
  6. Ergen kendisi,diğer bireyler ve dünya hakkında bağıntılı düşünceler geliştirebilir.Kendi davranışları kadar başkalarının davranışlarını açıklarken birçok değişkeni bağlantılı olarak düşünebilir.

Senemoğlu (2004)’e göre,somut işlemler dönemindeki çocuklarla soyut işlemler dönemindeki ergenler arasındaki temel fark,ergenlerin bir olayın çok değişik yönlerini görebilmeleri ve bilgiyi soyut olarak üretebilmeleridir.Ayrıca dil gelişimi bakımından kavramların , atasözlerinin,deyimlerin anlaşılmasında artık problemleri yoktur.Ayrıca yazılı dili de bir yetişkin kadar etkili olarak kullanabilirler.

İlköğretimin 6.,7.,8., sınıflarında ve lisede ergenlerin,analiz etme,karşılaştırma,soyut ilişkileri bulma,özgün bir şey üretme,eleştirel düşünme gibi özelliklerini geliştirici nitelikte etkinlikler yer verilmesi gerekmektedir ( Senemoğlu,2004).

VYGOTSKY ve ZİHİNSEL GELİŞİMİ

Vygostky’nin en önemli katkılarından biri gelişimin ve öğrenmenin sosyo- kültürel yönünü vurgulamasıdır.Ona göre,öğrenme yakınsal alanda (Proximal zone) gerçekleşmektedir.Tüm öğrenmelerin kaynağı toplumsal çevredir.Çocuğun belli bir bilişsel yeterlik ya da duyuşsal özellik kazanması içinde bulunduğu kültüre,toplumsal bağlama bağlıdır.Yakınsal alandaki davranışlar,çocuğun kendi başına yapamadığı,ancak bir yetişkinin ya da akranının yardımıyla yapabildiği davranışlardır.Öğrenme bu zone’da çevredekilerin yardımıyla gerçekleşmektedir ( Selçuk ve diğerleri,2004).

Vgostsk’ye göre çocuklar kavramları iki şekilde öğrenirler.Bunlar kendiliğinden kavramlar ve öğretilen kavramlardır.Çocuklar kendi yaşantılarına dayalı olarak öğrenirken,yetişkinlerde gözlediği davranışları veya sözlü yönergeleri “sözlü tekrarlar”halinde yinelerler.Bu davranış,özellikle küçük çocuklarda daha sık gözlenir.Çocuklardaki bu sözel tekrarlara “private speech-kişisel konuşma”denir.Çocuklardaki “özel konuşma”lar önceleri sesli olarak yapılır.Çocuk yönergesi kendi kendine sesli olarak tekrarlar.Zamanla sesli tekrarlar içsel konuşmalar haline gelir.Böylece çocuk yetişkinin davranışını taklit etmiş olur (Arı,2003).

Senemoğlu ( 2004 )’e göre tüm kişisel psikolojik süreçler,insanlar arasında çoğu zaman çocuk ve yetişkinler arasında paylaşılan sosyal süreçlerle başlar.Bunun en açık örneği “dil”dir.Sosyal etkileşimler bizim üzüntülü olduğumuzu ya da mutlu olduğumuzu belirler.Sosyal çevremiz bizi belli bir kategoriye yerleştirir.Örneğin;zeki,uzun,kısa,zengin vb.Sonuç olarak bizim bütün kişisel psikolojik süreçlerimiz,kültürümüz tarafından biçimlendirilmiş sosyal süreçler olarak başlar.

Çocuğun bilişsel gelişiminin ilerlemesinde,diğer bir deyişle yakınsal gelişim alanının etkili olarak kullanılmasında öğretmen,diğer yetişkinler ve diğer çocuklar önemli katkılarda bulunurlar.Bu nedenle okullar,öğretmenler,çocukların çalışmalarında aşırı derecede bağımsız bırakmamalıdır.Aşırı bağımsızlık,bilişsel gelişimi yavaşlaşmaktadır.Gelişimin tam olarak sağlanabilmesi için,çocuğun sistematik olarak daha karmaşık durumlara yönlendirilmesi gerekmektedir.Çocuğun,giderek karmaşık hale gelen bu olayları,olguları tam olarak anlayabilmesi için ise yetişkinin ya da o alanda uzman olan herhangi bir kişinin yardımına ihtiyacı varıdr.Kuşkusuz daha bilgili kişi,çocuğun tırmanması için bir bilişsel yapı sağlar.Gelişmeye açık alanda,sosyal etkileşimler yoluyla kazanılan sosyal bilgi,bireysel bilgi haline gelir ve bireysel bilgi büyür,daha kompleks hale gelir.Sonuç olarak gelişim belirli bir toplum içinde bireyin başarılı bir yetişkin olmasını sağlar.

BRUNER’IN BİLİŞSEL GELİŞİM DÖNEMLERİ

  1. EYLEMSEL DÖNEM ( ENACTIVE STAGE) ( 0-3 YAŞ )

  Bilişsel gelişime ilk aşama eylemsel dönemdir.Çocuk,bu dönemde çevreyi eylemler anlar;çevresindeki nesnelerle ilgili yaşantıyı onlara dokunarak,vurarak,ısırarak,hareket ettirerek kazanır.Onlar için nesneler,bazı eylemler yaptıkları şeylerdir.Örneğin;kaşık,yemek yediği;bisiklet,bindiği birer nesnedir.Bu dönemde çocuğa bisiklete binmeyi öğretirken,ne sözel sembol,ne de imge kullanabilirsiniz.Çocuklar en kolay psikomotor eylemlerle öğrenebilirler.Çocukların yaparak öğrenmesi söz konusudur.Sözcükleri de onlara ilişkin eylemlerle öğrenirler.Yetişkinler bile bazen yeni bir şey öğrenirken,eylemsel döneme dönebilirler.Örneğin otomobil kullanmayı öğrenme vb.Sonuç olarak bilişsel gelişimin eylemsel döneminde olan çocuklar için,en kolay anlaşılabilir mesajlar eylemlerdir.Bilginin eyleme temsil edilme formuna,Gardner “Devinduyumsal zeka”adını vermektedir.

  1. İMGESEL DÖNEM

Bilişsel gelişimin ikinci düzeyi,imgesel dönemdir.Bu dönemde bilgi,imgelerle taşınmaktadır.Görsel bellek gelişmiştir.Ancak,çocuğun kararları dile değil,duyu organları yoluyla edindiği duyusal etkilere dayalıdır.Çocuklar,algılarının tutsağıdır.Herhangi bir nesneyi,olayı,durumu nasıl algılarsa zihinlerinde o şekilde canlandırırlar.

Çocuklar bu dönemde herhangi bir nesneyi,olayı görmeden de resmedebilirler.Örneğin;Çocuk ,oturma odasını çizebilir;bir ev resmini görmeden de ev çizebilir. Bu dönem Piaget’nin işlemöncesi dönemine karşılık gelmektedir.Gardner,bilginin imgelerle temsil edilmesine imgelerle temsil edilmesine “uzaysal zeka”adını vermektedir.

  1. SEMBOLİK DÖNEM

Bilişsel gelişimin sonuncu düzeyi sembolik dönemdir.Çocuk artık bu dönemde etkinlik ya da algının anlamını açıklayan sembolleri kullanır.

Çocuk dil,mantık,matematik,müzik,vb.alanların sembollerini kullanarak iletişim kurabilir.Semboller yoluyla,az sembolle çok şey ifade edilebildiği gibi ; eylemlerle ve imgelerle açıklanamayan olay nesne ve durumlar daha kolay ve etkili olarak ifade edilebilir.Bireyin sembolik döneme ulaşması,zengin yaşantılar kazanmasını sağlar.

PİAGET’NİN BİLİŞSEL GELİŞİM KURAMININ EĞİTİM AÇISINDAN DOĞURGULARI

 

Piaget araştırmasını,doğrudan eğitimdeki uygulamalara katkıda bulumak amacıyla yapmamıştır.Ancak,ortaya koyduğu ilkeler,eğitimin etkililiği ve verimini artırmak için eğitimde yeni  düzenlemelere temel oluşturmuştur.

Piaget,insanın dünya ile dinamik etkileşimde bulunan aktif bir organizma olduğunu vurgulamaktadır.İnsan ister bebek,çoçuk,isterse yetişkin olsun,oturup kendisini harekete geçirecek uyarıcılar gelsin diye beklemez.Organizma,kendi amaçlarına ulaşmak için aktif olarak çevresindeki nesneleri,olayları araştırır.Organizma,amaçlıdır,araştırıcı ve aktiftir.

Piaget’ye göre eğitimin görevi,bireyin sosyal çevresine uyum sağlamaktır.Bu görevi yerine getirmesi için eğitim,çocuğun kalıtımla birlikte getirdiklerini,bilişsel gelişimine uygun desteklemelidir.Piaget’ye göre okul,çocuğa dışardan baskı yapmak yerine,çocuğun kendi çabasını kendisinin yönlendirilmesine izin verilmelidir.

Piaget’ye göre eğitim aşağıdaki özellikleri taşımalıdır (McNally,1974;Wood,1988)

  1. Eğitim gelişim teorilerine dayalı olmalıdır.Herhangi bir eğitim sistemi,okul,öğretmen,çocuklar için planlayacağı hedeflerin ve yaşantıların onların gelişim düzeyine uygun olup olmadığını,onları nasıl etkileyeceğini ancak gelişim teorilerinden öğrenebilir.
  2. Ders konularının dışardan çocuğa sunulması,onun bilişsel yapılarını geliştiremeyecektir.Çocuğun biliş yapısı yetişkinlerinkinden farklılık gösterir.Çocuğun biliş yapılarını zenginleştirmesine fırsat verecek en uygun çevreyi düzenlemek ve öğrenmesine rehberlik etmek gerekir.Düzenlenecek öğretme-öğrenme ortamı,çocuğun çevresindeki nesnelerle,olaylarla,arkadaşlarıyla,öğretmeni ve diğer yetişkinlerle kolayca etkileşimde bulunmasına fırsat verilmelidir.Çocuklar öğrenme yollarını birbirlerinden öğrenmelidirler.Düzenlenecek uygun çevre etkileşimleriyle çocuğun gelişimi hızlandırılabilir.Aksi takdirde sınırlı bir çevrede de çocuğun gelişimi sınırlandırılabilir.Gelişim, “figüratif bilme”den yani nesnelerin olayların sadece duruk,fiziksel özelliklerini bilmeden,nesne yada olayın anlamını ifade eden işlemsel bilmeye doğru bir ilerlemedir.O halde düzenlenecek öğretme-öğrenme ortamıyla,çocuğun fiziksel bilme olayından,işlemsel bilmeye doğru ilerlemesi sağlanmalıdır.Bu da,çocuğun öğrenme ortamında etkin olması,eşyalar,olaylar üstünde çeşitli denemeler yapması ile mümkündür.

  1. Okul,yaşama hazırlayıcı  değil,yaşamın kendisi olmalıdır.Kişilerarası etkileşim ve tartışmalar,çocuğun ben merkezlilikten kurtularak dünyayı başkaları açısından görmesini sağlayacaktır.Bu yolla toplum da zenginleşecektir.
  2. Okullardaki eğitim programları ve uygulanan yöntemler,çocukların biliş yapılarına uygun olmalı;onların var olan biliş yapılarını özümleme ve yeniden düzenleme yoluyla zenginleştirilmelerine fırsat verilmelidir.Öğretmen,çocuğun başarabileceğinin üstünde öğretim yapma eğiliminden uzak olmalıdır.Ancak düzenlenen uyarıcılar ,çocuklar tarafından tamamen özümsenirse de öğrenme meydana gelmez.Piaget’ye göre,hazırbulunuşluluk önemli bir kavramdır.Düzenlenecek öğretme-öğrenme etkinlikleri çocukları bulundukları düzeyden alıp bir üst düzeye çıkarabilmelidir.
  3. Eğitimin planlanması,öğretmenin rehberliğinde çocuklar tarafından yapıldığında onların ilgi ve ihtiyaçlarına daha çok cevap verir ve çocukların etkin olması sağlanabilir.
  4. Piaget eğitimde sınavları zararlı bulmaktadır.sınavlar belleğe dayalı olmamalıdır.Öğrenci kitap ve kaynaklarını kullanarak sınıfta yaptığı işin küçük bir örneğini yaparak sınav olabilir.Değerlendirmelerde çocukların zeka bölümleri değil,onların içinde bulundukları gelişim dönemleri ve bilgi yapılarının düzeyi esas alınmalıdır.

     Sonuç olarak Piaget,eğitimin bireyselleştirilmesini öngörmüş,aktif okul,açık sınıf uygulamalarına temel oluşturmuştur.Aktif yöntemde çocuklar,soru sormada,araştırmada,kendilerini ve çevrelerini keşfetmede özgürdürler.Öğretmen sınıfta ders anlatmak,göstermek için değil,gözlemek,soru sormak,rehberlik etmek için vardır.Çocuklar öğrenmeye ilgi ve istek duyduklarından daha hızlı öğrenirler.Aktif yöntemde öğretmenin rolü öylesine hassas olmalıdır ki,çocuğa kendi kendisinin öğrendiğini düşünmelidir.

BRUNER ve VYGOTSKY’NİN EĞİTİME İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ

 Çocukların nasıl düşündüğü ve bilişsel gelişimin nasıl oluştuğu,onlara yapılacak öğretimin nasıl olması gerektiğini belirlemektedir.Bruner ve Vygotsky’nin öğretme-öğrenme süreçlerini düzenlemeye ilişkin görüşleri aşağıda verilmiştir.

  1. Çocuklar yetişkinler gibi düşünmezler.bu nedenle eğitimciler öncelikle çocukların nasıl bilişsel işlem yaptıklarını,problemlere,olaylara nasıl baktıklarını diğer bir deyişle bilişsel gelişim düzeylerini tanımalıdırlar.Bu tür bilişsel empati kurmak kolay olmamakla birlikte,çocukların öğrenmesini sağlamak için onların bilişsel süreçlerini anlatmak temel ilkedir.
  2. Çocukların öğrenmesini sağlamak için özellikle okulöncesi ve ilköğretimin ilk yıllarında somut nesnelerle,materyallerle,olaylarla çalışması sağlanmalıdır.Sözcükler ve diğer semboller çocukların anlamalarını sağlamada çok az etkilidir.Çocuğun nesneleri tutması,hissetmesi sıralaması onlarla işlem yapması kavramları kazanmasına yardım edecek ve çocuk soyut düşünmeye de kolaylıkla geçecektir.
  3. Öğretim,bilişsel süreçlerin aşamalarına uygun olarak gerçekleştirilmelidir.Bu aşamalılık öğretim dönemleri için olduğu gibi küçük bir ünite için de söz konusudur.Öğretimde birinci aşama eylemsel temsili sağlamalıdır.Örneğin;Coğrafyada bir vadi yada nehrin görülmesi,matematiğin başlangıcında,stadyumdaki oturma yerlerinin sayılması vb.
  4. Öğretimde yakından uzağa ilkesi kullanılmalıdır.Yaşadığı şehrin haritasını öğrenmeden önce mahallesinin krokisini,kuğuları öğrenmeden önce çevresinde kolayca görebileceği kaz vb.hayvanları inceleyebilir.
  5. Piaget ve Bruner’a göre,çocuğun kazanacağı yeni yaşantılar,eski yaşantılarına uygun olmalıdır.Bir başka deyişle,yeni öğrenmeler,çocuğun sahip olduğu bilişsel yapılarla öğrenilebilecek nitelikte olmalı ne çok zor,ne de çok kolay olmalıdır.
  6. Çocukların kendi hızlarıyla öğrenmelerine olanak verilmelidir.Bazı çocuklar,öğrenmede daha fazla yardıma ve zamana ihtiyaç duyarken bazıları yardımsız ve hızlı ilerleyebilirler.Bu nedenle,öğretim bireyselleştirilmelidir.
  7. Öğretmenler,öğrenmenin sosyal yanını gözardı etmemelidirler.Öğrencinin,diğer öğrencilerle ve öğretmenlerle etkileşimleri,ona sosyal,duygusal ve bilişsel özellikler kazandırır.Bu sosyal etkileşimlerle çocuk ben merkezlilikten uzaklaşır.Diğer çocukların bilgiyi nasıl kazandıklarını öğrenir.Kendini açıklamasına,başkalarının fikir,görüş ve sorunlarını tartışmasına katkıda bulunur.
  8. Çocuğun diğer çocuklarla etkileşimi bilişsel gelişimi besler.Bu nedenle öğretme-öğrenme ortamı öğrencilerinin birbirinin sırtını görecek şekilde düzenlemekten vazgeçmeli,kolayca hareket edecekleri,birbirleriyle,öğretmenle ve diğer yetişkinlerle,araç-gereçlerle etkileşimde bulunacakları şekilde çok boyutlu olarak düzenlenmelidir.

BİLİŞSEL GELİŞİM NASIL DESTEKLENEBİLİR?

3-6 yaş arası bir çocuğun anaokuluna başladığı ve bilişsel gelişime öğretmenlerin de katıldığı bir dönemdir. Ancak öğretmenlerin varlığı çocuğun bilişsel gelişiminde anne babanın rolünü hafifletmez. Bilişsel gelişim; çocukların fiziksel ve sosyal çevrelerine etkin olarak katılımlarıyla gerçekleşir. Bu nedenle ev ortamı ve sosyal çevre gelişim için uyarıcı olma özelliklerini her zaman korur. Bilişsel gelişim unsurlarından olan kavram ve düşünme becerisi içinde bulunulan ortam iyi değerlendirildiğinde, düşünmeye yönlendirici uygun sorular sorulduğunda her zaman her yerde gelişebilir. Örneğin hayatınızın içinde rutin olarak yaptığınız market alışverişinizi çocuğunuz için bir öğrenme ortamına dönüştürebilirsiniz. Bu etkinlik sayesinde çocuğunuz sayı, renk, büyük-küçük, ıslak-kuru vb. kavramlarla karşılaşıp, görme, duyma ve koklamayla ilgili bir çok deneyim elde edebilir.

Her çocuk girdiği her ortamdan aynı derecede etkilenmez. Gelişimsel olarak hazır olması ya da olmayışı öğrenme sürecini etkileyecektir.

Anne babanın görevi; doğru sorular ve uyarıcılar ile çocuğun dikkatini istenilen yöne çekebilmek olmalıdır. Çocuğunuz için iyi bir gözlemci olun. Gözlemleriniz sonucunda elde ettiğiniz verilerle öğrenme merakını uyandıracak etkinlikler hazırlayın ki çocuğunuz bu etkinliklerden en verimli şekilde yararlanabilsin.

Planladığınız etkinlik ya da deneyim sonucunda bir öğrenme gerçekleşmemiş ise etkinliğin çocuğun gelişimine paralel olup olmadığını kontrol edin. Bilişsel gelişimi desteklemenin en iyi yolu çocuğunuz ile geçirdiğiniz zamanı etkin olarak kullanabilmektir. Bir takım nedenlerden dolayı (çalışma koşulları, hastalık vb.) çocuğunuza çok uzun zaman dilimleri ayıramıyor olabilirsiniz. Önemli olan her gün on dakika da olsa,  birlikte geçireceğiniz süreyi -çocuğunuzun gereksinimleri ve gelişimini dikkate alarak- en iyi şekilde değerlendirebilmektir.

 

 

 

Çocuğunuzla vakit geçirirken bilişsel gelişimlerini destekleyebilmeniz için birkaç ipucu;

  • Kuralları belirli tek sonuçlu aktiviteler düzenleyin. Bu tarz aktivitelerde yalnız bir doğru yöntem ve tek sonuç vardır. Böylece çocuğunuzu belli bir biçimde düşünmesini ve yapmasını sağlamış olursunuz. ( yap-boz vb.)
  • Birden fazla sonuç ve ürün ortaya çıkabilecek etkinlikler düzenleyin. Çocuğunuzun araştırıp keşfedebilmesini, birçok olasılık hakkında düşünebilmesini ve farklı çözüm yolları üretebilmesini sağlamak için planlanan bu tarz aktivitelere örnek olarak bloklar, Legolar, hamur oyunları vb. malzemeler verilebilir
  • Etkinlikler ve ortaya çıkan ürünler hakkında çocuğunuzla konuşun. Hangi yöntemleri düşündüğü, farklı hangi yolların kullanılabileceği, başka neler yapabileceği gibi sorular ile çocuklarınızın düşünmelerini teşvik edebilirsiniz.
  • Televizyonu öğrenmede bir araç olarak kullanın. Televizyonun çocukları bir çok kavramla karşılaştırdığı ve merak duygusunu kamçıladığı bir gerçektir. Ancak çocuklar gelişimlerine uygun programlar izlemediklerinde televizyonun onlar üzerinde olumsuz etkileri olduğu da bilinmektedir. Gelişimlerine uygun olmayan programları izlediklerinde buradaki görüntüleri kendi bilişsel gelişimleri ile yorumlayacak ve daha çok etkileneceklerdir. Yetişkin için televizyonda izlenen bir ölüm olayı ile gerçek hayattaki ölüm olayı birbirinden farklıdır. Yetişkin bu bilinç ile izler. Oysa çocuklar televizyon izlerken özellikle 7 yaşına kadar tam olarak soyut düşünce gelişmediğinden gerek çizgi filmleri gerekse filmlerdeki görüntüleri olduğu gibi algılarlar. Kendilerini orada gerçekleşen sahnelerin tamamıyla içinde hissedebilirler. Dolayısıyla özdeşim kurduğu kahramanın bir hareketini olduğu gibi taklit etmeye çalışabilir, kendisinin yada arkadaşının üzerinde deneyebilirler. Gazetelerin üçüncü sayfalarına yansımış bir sürü haber bunun göstergesidir. Kendisinin de süperman olabileceğini düşünerek balkondan atlayan çocuğun haberi ile bir çoğunuz karşılaşmışsınızdır. Bu nedenle televizyon izleme ailece yapılması gereken bir etkinlik olmalıdır.
  • İçinde bulunduğunuz her ortamı ve her malzemeyi gelişimleri için bir fırsat olarak kullanın. Bulunduğunuz ortamlardaki (bu bir gezi, mutfağınız, alışveriş merkezi veya hastane olabilir) uyarıcı malzemeler ile yönlendirici sorular ve olası problemler ile çocuklarınızın karşılaşmasını sağlayabilirsiniz. Böylece çocuklarınızın dikkatini, öğrenmeye hazır oldukları nesnelere yöneltebilir ve merak duygusunu harekete geçirebilirsiniz.
  • Taklit etme, ve rol yapmayı kullanın. Taklit etme ve model olma öğrenme yollarından biridir. Taklit yoluyla çocukların istenilen nesne ya da durumun özellikleri üzerinde düşünmeleri, değerlendirmede bulunmaları ve yargıya varmaları sağlanabilir. Örneğin annenin çocuğunun yemek yeme davranışını içinde -alay barındırmadan- taklit etmesi gibi. Böylece çocuk davranışı ile ilgili kendisini görme ve değerlendirme şansı bulur. Çocukların çeşitli hayvanları taklit etmelerini sağlamakta  örnek olarak verilebilir. Bu da çocuğun hayvanlar üzerinde düşünmesini ve merak duygusunu tetikleyecektir.
  • Çocuklarınıza model olun, yaratıcılıklarını keşfetmelerini sağlayın. Model olma yoluyla çocukların dikkati daha önce farkına varmadıkları bir şeyin üzerine çekilebilir. Malzeme ya da durumla ilgili farklı neler yapılabileceğini gözlemleme fırsatının sunulması çocukların yaratıcılıklarını harekete geçirecektir. Örneğin deniz kenarında kumla oynayan çocuğunuzun yanına giderek farklı malzemeler kullanarak değişik şekiller ortaya çıkartabilir ve çocuğunuzun da bunları görerek kendisine özgü ürünler ortaya çıkartmasını sağlayabilirsiniz.
  • Aktiviteleri yaşarken mizahı ve eğlenceyi de kullanın. Bu tarz etkinlikler birlikte keyifli vakit geçirmenizi sağlarken, bu sırada rahatlayan çocuğunuzun farklı özelliklerini sergileyebilmesine de fırsat verecektir. Çocuğunuzun sergilediği bu farklı özellikler sadece sizin için değil, çocuğunuz içinde bir keşif olacaktır. Mizahın kullanımı dil gelişimi ve zihinsel gelişimin göstergelerindendir.
  • Farklı kavramlarla karşılaşmasına ve kavramları birbirleriyle ilişkilendirmesine yardımcı olun. Çocuğunuzun kavram gelişimi, yeni öğrenilen nesnenin niteliklerini ve o nesneyi tanımlayan özellikleri fark etmesi ve bu nesnenin daha önce öğrenmiş olduğu nesnelerle olan benzerlik ve farklılıklarını görmesiyle gerçekleşir. Örneğin kuşlarla ilgili yeni kavramlar öğrenmesini istediğiniz çocuğunuzu bir hayvanat bahçesine götürerek farklı kuş türleriyle karşılaşmasını sağlamak ve kuşların benzer yada farklı özellikleri üzerinde konuşmak gibi. (yaşadıkları yerler ve iklimler, beslenmeleri, üremeleri vb.)
  • Çocuklarınızın kendilerini görmelerini sağlayın ve yanlışlarına rağmen yeniden denemeleri konusunda cesaretlendirin. Çocukların sınırlarını ve neleri yapabildiklerini görebilmeleri için uygun ortamların sunulması önemlidir. Yaşları ve gelişim seyirleri dikkate alınarak dikkate alınarak yapabileceği, düzenleyebileceği etkinliklerle ilgili sorumluluklar verin. Yanlış yaptığı durumların sonuçlarını yaşamasına ve katlanmasına izin verin. Hatalar üzerinde konuşmak ve tartışmak olumsuz deneyimlerden olumlu şekilde yararlanılmasını sağlar.

 

 

SONUÇ

Bilişsel gelişim;

  • Bireyin içinde bulunduğu dünyayı anlamasını ve anlamlandırmasını sağlar.
  • Ortaya çıkan herhangi bir duruma alternatif çözüm yolları üretebilmesini sağlar.
  • Kendisini doğru olarak ifade edebilmesini sağlar.
  • Akıl yürütebilmesini sağlar. Bir yanıyla içinde bulunduğu sosyal ortama uyumlu olmasını diğer yanıyla kendisine özgü olmasını sağlar.

Bu günün ve geleceğin problemlerini sağlıklı olarak çözebilen bireyler yetiştirmenin en önemli yolu; bebeklik, çocukluk ve ergenlik döneminde beklenen bilgi, beceri ve davranışların kazanılmasında onlara destek olmaktır.

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :