- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Benlik

Benlik sitemize 19 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

Yıllardır, hatta yüzyıllardır insan davranışlarını anlamak ve açıklamak için çeşitli araştırmalar yapılmakta ve birçok kuram geliştirilmiştir. Son yıllarda davranışı etkileyen önemli bir faktör olarak “benlik” ; bu faktörden yola çıkarak  “benlik kavramı”, “benlik algısı” ve bu kavramlarla ilişkili olarak da “benlik saygısı” davranış bilimciler tarafından ilgiyle incelenmeye başlanmıştır.

Benlik, Tan’ a (1970) göre; bireyin (ferdin) kendisi, fizik ve sosyal çevresiyle olan etkileşimleri sonucu sahip olduğu kendine ait bir takım duygu,değer ve kavramlar sistemidir. Lawrence’ e göre ise benlik kavramı, bireyin zihinsel ve fiziksel özelliklerinin bir toplamı ve bireyin sahip olduğu bütün bu özelliklere ilişkin kendini değerlendirmesi olarak tanımlanmıştır (Akt. Pişkin,1994).

Cooley (1956) ve Mead ‘ e (1934) göre benlik kavramı başkalarıyla etkileşimler ile gelişir ve başkalarının o kişi ile ilgili değerlendirmelerinin bir yansımasıdır. Benlik kavramı bireyin başkalarının benliğini nasıl değerlendirdiğinin farkında olmasının yanısıra, başkalarının görüşlerini benimsemesinin bir sonucu olarak da oluşur (Akt. Kaner, 2000).

Başlangıçta bebek kendi bedeni ile çevresini ayıramaz; fakat zamanla bedeni ile ilgili ihtiyaçlardan kaynaklanan dürtüleri ve bunların giderilmesine ilişkin yaşantıları, kendi bedeninden ve dış çevreden gelen uyarıcıların ben ve ben olmayan  olarak ayrımlaşmasına neden olur. Çocuğun kendi bedeninin kendine ait olduğunu farketmesi ve adını öğrenmesiyle “nesne ben”i dış çevreden iyice ayrımlaşarak kendini benimsemesine yolaçar. Bu ‘nesne ben’ in yanında bir de “özne ben” gelişmeye başlar. Birey çevresinde bulunan kimselerin kendisi ile olan ilişkileri sonucunda kendi benliğini betimleyici bazı fikir ve görüşler de edinmeye başlar. Bunların bir kısmı örneğin erkek mi, kız mı olduğu, adı, soyadı, esmer mi sarışın mı olduğu vb. daha nesnel benlik parçalarıyken, bu parçaların bir kısmı da iyi, kötü, güzel, çirkin olarak öznel değerleri içeren benlik parçalarına dönüşmektedirler. Bu benlik parçacıkları birbirleriyle birleşerek bir organizasyon oluşturur. Combs ve Syngg’e (1959) göre, bu genel benliğe “fenomenal benlik” denir. Birey açıkça farkına varmasa da benlik parçacıklarının açıklık ve belirlilik kazanan yönlerine uygun yaşantılar arar. Sonuçta kendini nasıl algılıyorsa öyle davranır. Kendini başarılı görüyorsa başarılı olur, iyi ve geçimli görüyorsa iyi ve geçimli olabilecek davranışlar arar. Yani ‘fenomenal benlik’te bir devamlılık ve istikrar vardır. Bu yönüyle benlik kavramı, değişmeye karşı dirençlidir. Direnç, merkezde bulunan özbeni koruma kaygısından kaynaklanır (Akt. Kılıççı,1992).

Bu nedenle ‘fenomenal ben’ dış çevrede olup bitenleri kendi benliği ile olan ilişkilerine göre algılayıp değerlendirmekte, kendine uygun düşen yaşantıları özümsemekte ve uygun düşmeyenleri reddedip algılayamamaktadır. Böylece sosyal beklentiler ve başkalarının özellikle ana-baba, öğretmen ve arkadaşların veya kişi için önemli olan kimselerin kişiyi değerlendiriş tarzları bireyin kendisi tarafından benliğin içlemini ve değerler sistemini saptar. Bunlar da davranışları, çevredeki olay ve insanların algılanışını ve sonuçta başarıyı etkiler (Baymur, 1994).

Jung’a göre benlik, kişiliğin tüm sistemlerini çevresinde toplayan bir odak noktasıdır. Benlik, kişiliğin bütünlük ve dengesini sağlayan bir güçtür. Jung, hayatın ilk yıllarında çocuğun ayrı bir kişiliği olmadığını öne sürer. Ona göre, benliğin oluşmasından önce, kişiliğin ana öğeleri olan arketiplerin gelişip, belirginleşmesi gerekir. Bu gelişim, orta yaşlara doğru tamamlanmış olmaktadır ( Akt. Yurdagül, 1987 ).

Fromm, bireyin benlik gelişiminin toplumun ona verdiği olanaklar doğrultusunda biçimlendiğini öne sürer. Bireyin ihtiyaçları toplumun kuralları ile çatışmamalıdır. Fromm benliğin gelişimi ile ilgili olarak dışlanma, yalnızlık ve yaşamın anlamı gibi varoluşçu kavramlar üzerinde de durmuştur ( Akt. Hatipoğlu, 1996 ).

Rogers’ ın kişilik kuramının en önemli yapı taşını benlik ( self ) oluşturur. Benlik, kişinin bilinçli algılama ve değerlendirmelerinden oluşur. Bilinçlidir çünkü, kişinin kendisini nasıl gördüğü ile ilgilidir. Kişinin benlik imajı iki öğeyi içerir: Kişinin ne olduğuna ilişkin farkındalığı “ben neyim?” ve kişinin fonksiyonlarının farkındalığı “ne yapabilirim?”. Rogers, benliğin davranışlarımızı düzenlemediğini belirtir. Benlik sadece kişinin bilinçli yaşantılarının bir bütününü sembolize etmektedir. Rogers’ın teorisi kişinin özellikle ve erken çocuklukta başkalarının değerlendirmelerine bağlı olarak nasıl (+) veya ( -) bir benlik imajı geliştirdiği ile ilgilidir. Benliğin gelişimindeki en önemli özellik, bu kavramın kişinin çevresindeki insanlarla, özellikle onun için önemli olanlarla olan etkileşimlerinin bir sonucu olarak belirmesidir. Bu bağlamda benlik kavramı ( self-consept) sosyal bir üründür ( Akt. Hatipoğlu, 1996).

Her kuramcı ‘benlik saygısı’ ve ‘benlik kavramı’ kavramlarını kendi görüşleri doğrultusunda açıklamaya çalışmış ve her iki kavramın da bir çok fakltörden etkilendiğini belirtmişlerdir.

Benlik Saygısının Gelişimini Etkileyen Faktörler

Uyanık’ ın (2000) aktardığına göre, kişinin kendini değerlendirmesi sürecinde benlik saygısının gelişimini etkileyen pek çok faktör önemli rol oynar. Handel’ e göre, eğer kendini değerlendirme kendini kabul etmeye yol açarsa ve kişi kendini değerli hissederse, bu kişinin benlik saygısı yüksek, kişi kendini olumsuz değerlendiriyorsa benlik saygısı düşük olacaktır ( Akt. Uyanık, 2000).

Benlik saygısının gelişmesinde aile, okul, öğretmen, yaş, sosyo-ekonomik düzey ve cinsiyet gibi kişisel ve çevresel etkenlerin rol oynadığı çeşitli araştırmacılar tarafından ortaya konmuştur ( Searles ve arkadaşları, 1996; Cerit-Aksoy,1992; Güripek,1993; Gordon,1999; Burnes,1979; Wyle,1963; Cicirelli,1977; Türkmen,1989 ve Ersek,1992)

Rogers’ a ( 1959) göre, özsaygının gelişiminde bireyin aileden gördüğü empatk anlayış, saygı ve kabulün önemi oldukça fazladır ( Akt. Çakıcı, Özşahin ve arkadaşları, 2001 ).

Benlik saygısının gelişiminde önemli bir diğer etmen de okul, özellikle de öğretmendir. Gordon (1999), öğretmenin sınıf içindeki katı ve eleştirici tutumunun, öğrenciyi yargılayıcı ifadeler kullanmasının, öğrencinin kendini yetersiz hissetmesine ve özsaygısını yitirmesine neden olduğunu belirtmiştir (Akt. Çakıcı, Özşahin ve arkadaşları, 2001).

Benlik saygısının gelişiminde etkili bir faktör olarak ‘yaş’ı gösteren Cicirelli (1977)’ ye göre bireyler artan yaşla birlikte bilişsel yeteneklerinin artmasıyla kendilerini daha sağlıklı değerlendirmekte ve böylece benlik kavramı daha olumlu olabilmektedir (Akt. Türkmen, 1989).

Cinsiyetin ise, benlik kavramının alt boyutlarında farklı etkilere yol açtığı bildirilmektedir.benlik kavramının ve kendi benliğinden hoşnut olmanın temelinde, cinsiyet açısından kayda değer farklılıklar olmasına rağmen genellikle erkeklerin benlik saygısının kızlara göre daha yüksek bulunduğu çeşitli araştırmalarla desteklenmektedir. İçinde yaşadıkları kültürün, erkekler için kabul ettiği standartları tutturabilecek bir başarıya ulaşabilen erkek öğrencilerin kendi benliklerinden üst düzeyde hoşnut olmalarını sürdürebildikleri araştırma bulgularınca desteklenmektedir. Kızların ise, doğuştan sosyal olmayla ilgili benlik kavramları daha yüksek bulunmuştur (Akt. Ersek, 1992).

Kağıtçıbaşı (1978)’ de yaptığı araştırmasında, toplumumuzda cinsiyete ilişkin gözlenen beklenti ve değer farklılaşmasını ortaya koymuştur. Türk toplumunda özellikle kırsal kesimde, erkek çocuk annesine, ailesine statü kazandırmaktadır. Erkek çocuğun yaşlılık güvencesi olarak görülmesi ve soyadının devamını sürdürmesi onun aile içinde ayrıcalıklı bir yere sahip olmasına neden olmaktadır. Kız çocukları ise böyle bir ortamda kenara itilmiş durumdadır. Erkek çocukların benlik saygısının daha yüksek bulunmasını bu nedene bağlayan yurt içindeki araştırmaların bulgularını yurt dışında yapılan araştırmalar da (Rosenberg, 1965) destekler görünmektedir (Akt. Duru,1995).

Özoğul (1988) “Annenin çalışmasının ve bazı bireysel niteliklerinin çocuğun özsaygısına etkisi” adlı araştırmasında, ilkokul 4. ve 5. sınıflarda okuyan 120 denek üzerinde incelemede bulunmuş ve sonuçta, çalışan ve çalışmayan annelerin çocuklarının özsaygı düzeylerini aynı bulurken erkek çocukların özsaygı düzeylerinin kızlardan daha yüksek bulunduğunu bildirmiştir (Özoğul, 1988).

Literatürde erkeklerin benlik saygısı yönünden kızlara göre daha yüksek puan aldıkları vurgulanmakta (Güçray, 1994; İnanç, 1988; Seber ve Satılmış, 1989), fakat Fırat Üniversitesi Öğretim Üyelerince yapılan bir araştırmanın bulgularıyla paralellik göstermemektedir. Bu çalışmada kızların benlik saygı puanları erkeklerden yüksek bulunmuş ve farkın da istatistiksel olarak anlamlı olması, yörede kız çocuklarına atfedilen olumsuz tutum ve değerlere karşı, kız çocuklarının bunu aşabilmek için daha sağlıklı benlik saygısı geliştirme çabası içinde oldukları ile açıklanmıştır (Pirinçci ve arkadaşları, 1999).

Benlik algısına ilişkin sonuçlara göre; erkeklerin fiziki görünüm, atletik yeterlilik, akademik yeterlilik ve bütünsel özdeğer ( global özsaygı ) boyutlarında kendilerini kızlara göre daha olumlu algıladıkları saptanmıştır (Şahin; Güvenç, 1999).

Böylece benlik algılandığı biçimiyle kişiyi davranışa iten bir etmen olduğundan, benliğin algılanan biçimini en çok etkileyecek olan bireysel farklılıkların başında gelen cinsiyet faktörü ve bu faktörün benliği etkilemesi incelenmeye değer bir konu olarak görülmektedir, özellikle akademik başarıyla olan ilişkileri açısından. Çünkü ülkemiz de dahil olmakla birlikte halen bir çok ülkede insanların eğitim alıp almayacağı, dolayısıyla gelecekleri ve sonuçta da benlikleri cinsiyetlerine göre belirlenmektedir.

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :