- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Başımıza Gelenler ve Başımızdan Geçenler

Başımıza Gelenler ve Başımızdan Geçenler sitemize 19 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

Tevfik Fikret Anaokulu Rehberlik Servisi Bülteni (2)                                       21.11.2003

BAŞIMIZA GELENLER VE BAŞIMIZDAN GEÇENLER

 

Kendimizi, çoğu zaman yaşamın seline kaptırdığımızı düşünürüz. Başımıza gelen ve başımızdan geçen olaylar karşısında kendimizi, bir çeşit, rüzgar önünde sürüklenen kuru yaprağa benzetiriz. Ve bu olup bitenler karşısında, nedense, ellerimizin kollarımızın bağlı olduğuna inanırız. Zaman olur, hastalanırız, zaman olur arabamız bozulur. Kimi zaman uçaklar geç kalkarlar ya da geç gelirler ve tüm hesaplarımız bu nedenle alt üst olabilir. Trafikte hatalı ya da öfkeli bir sürücü, hiç kabahatimiz olmamasına karşın, neşemizi kaçırabilir, sinirlerimizi bozabilir.

Oysa başımıza gelen ve başımızdan geçen olayları “yüzde 10 ve yüzde 90” kalıplarına oturtursak ve onları bu çerçeve içinde algılarsak, yaşamımızı yönlendirmenin tümüyle kendi elimizde olduğunu görürürüz.

Başımıza gelen olaylar, bizim denetimimiz dışındaki olaylardır. Bu tür olaylar, yaşamımızın yüzde 10’luk bölümünü oluşturur. Oysa bu olaylar karşısındaki davranış biçimimiz, tümüyle kendi denetimimiz altındadır. O davranış biçimimizi, tümüyle kendimiz belirler, kendimiz seçer, kendimiz uygularız. Kendi belirlediğimiz ve kendi denetimimiz altındaki işte bu davranışlarımız ise, yaşamımızın yüzde 90’lık bölümünü oluşturur.

Bir örnek verelim. Varsayalım ailenizle kahvaltı yapıyorsunuz. Kızınız, kahve fincanına çarpıyor ve gömleğinizin üzerine birkaç damla kahve sıçrıyor. Bu olay tümüyle sizin denetiminiz dışındadır. Fakat bu olaydan sonra oluşacak olaylar, tümüyle sizin denetiminizde, hatta sorumluluğunuzdaki olaylardır. O olaylar, sizin davranışınıza göre belirlenecektir.

Gömleğinize kahve sıçradığını görünce, birden öfkelendiğinizi varsayalım. Kızınızı, onu üzecek, hatta kıracak biçimde azarlıyorsunuz. Kızınız ağlamaya başlıyor. Onun ağlaması karşısında daha da öfkeleniyorsunuz ve eşinize dönüyor, kahve fincanını masanın kenarına çok yakın koyduğu için bu kez ona sert sözler söylüyorsunuz. Bu davranışınızdan sonra eşinizle aranızda bir tartışma başlıyor. Siz, öfkeyle yatak odanıza gidiyor ve gömleğinizi değiştiriyorsunuz. İşinizi bitirip geldiğinizde kızınızı, ağladığı için kahvaltısını bitirememiş ve okula gitmek için hâlâ hazırlanmamış olarak buluyorsunuz. Kızınızın otobüsü kaçırdığına kuşku yok. Onu okula bırakmak size düşüyor. Kızınızı alıp, aceleyle arabanıza koşuyorsunuz. Geç kaldığınızın siz de ayırdındasınız. O nedenle arabanızı, biraz hızlı sürüyorsunuz. Siz trafik polisini görmeden, o sizi gördü. Arabanızı yolun kenarına çekmenizi ve durmanızı işaret ediyor. Hız sınırını aştığınız için cezanızı ödemek zorundasınız. Biraz daha sinirleniyor ve biraz daha gecikerek kızının okulunun önüne geliyorsunuz. Kızınız arabadan iniyor ve size “Allahaısmarladık” demeye zaman bulamadan koşarak okula giriyor. Siz ise, canınız bir kat daha sıkılmış bir durumda işyerinize geliyorsunuz ve… Hay Allah… Evrak çantanızı evde unuttuğunuzun ayırdına varıyorsunuz. Hiç de güzel bir başlangıç yapmadınız güne…

Eve ulaştığınızda eşiniz ve kızınızla yaşadığınız gerginliğin ortasına sıkışmış bir durumda görüyorsunuz kendinizi. Arkanızdan gözyaşı döken eşinizin gözlerinin şişmiş olduğunu görüyorsunuz.

Peki tüm bu tersliklerin nedeni nedir?

Güne kötü bir biçimde başlamanıza ne neden olmuştur?

Hadi geliniz, birlikte arayalım bu nedeni:

  1. a) Tek neden, kahvedir.
  2. b) Tek neden, kızınızdır.
  3. c) Tek neden trafik polisidir.
  4. d) Tek neden sizsiniz.

Şimdi belki bize de kızacaksınız ama, biz yine de doğruyu söyleyeceğiz: Yukarıdaki seçenekler arasında doğru yanıt, “d” seçeneğidir. Kusura bakmayın ama, gününüzün kötü başlamasının tek nedeni, siz kendinizsiniz. Çünkü bu kötü olaylara siz neden oldunuz. Olan bitenleri isterseniz tek tek gözden geçirelim:

Gömleğinize kahve sıçramasında, biliyoruz, sizin bir suçunuz yoktu. O olay tümüyle, sizin denetiminiz dışında olmuştur. Fakat o olaydan sonra geçen beş saniye içindeki davranışınızla, gününüzün kötü başlamasına siz neden oldunuz. Siz o an pek ayırdına varamadınız ama, aslında kızınız, üzerinize kahve sıçrattığını görünce çok çok üzülmüştü. Hatta o an dokunsanız ağlayacaktı bile… Siz, bir baba hoşgörüsü ve sevgisiyle onun üzüntüsünü yok edebilirdiniz. “Tamam yavrum, kaza sonucu oldu ama, bundan sonra biraz daha dikkatli olmaya özen göster” diyebilirdiniz ona. Geliniz, şimdi de bunu dediğinizi varsayalım.

Kızınız, birkaç kez üst üste sizden özür dilerken, siz bir yandan gömleğinizdeki kahve damlalarını bir peçeteyle siliyorsunuz, bir yandan da yatak odasına gidip, gömleğinizi değiştiriyorsunuz. Tam o sırada kızınızın sesini duyuyorsunuz: “Babacığım ben otobüsü kaçırmayayım… Hemen çıkmak zorundayım, allahaısmarladık…” Siz de içeriden ona, “Güle güle kızım” diyorsunuz ve gömleğinizi değiştirdikten sonra da evrak çantanızı alıyor, eşinize veda ediyor ve arabanıza biniyorsunuz.

İşyerinize, beş dakika önce geliyorsunuz ve çalışma arkadaşlarınızla neşeli bir biçimde selamlaşıyorsunuz. Biraz sonra patronunuz geliyor ve “Ne güzel bir gün, değil mi arkadaşlar?” diyerek selamlıyor sizi.

Aynı olay karşısında sergilenen iki değişik davranış, görüyorsunuz, günü nasıl da birbirinden tümüyle değişik bir biçimde etkiliyor. Nedeni üzerinde fazla düşünmeye gerek yok. Herşey ortada:

Herşey, sizin elinizde…

Her an, hepimizin başına gelebilecek böylesi bir olayın örneğinde gördüğümüz gibi, yaşamımız süresince başımıza gelen ve başımızdan geçen tüm olaylarda da durum aynıdır.

Başımıza gelen olaylar üzerinde yapabileceğimiz pek birşey yoktur ama… O olaylar karşısında göstereceğimiz davranış biçimi, tümüyle bizim elimizdedir.

Unutmayın: Başımıza gelen olaylar, yaşamımızın yalnızca yüzde 10’unu etkilemektedir. Olmasını önlemenin ya da olmasını değiştirmenin elimizde bulunmadığı o yüzde 10’luk bölüm karşısındaki davranışlarımız ise, yaşamımızın kalan yüzde 90’luk bölümünü oluşturmaktadır ki…

İşte o bölümün nasıl olacağı, tümüyle bizim kendi elimizdedir.

Özetle, yaşamımıza yön vermek, kendi elimizdedir.

Bir noktayı daha unutmayın:

Yüzde 90, matematik kurallarına göre, yüzde 10’dan tam do- kuz kat daha büyüktür, daha güçlüdür…•

Yararlanılan Kaynak: Bütün Dünya, Der:Nurcan Gür,Temmuz 2002.

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :